Bugünden 1930'a 5,459,363 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA 6 HABERLER CUMHURİYET 6 ARALIK 2012 PERŞEMBE Ameliyat için narkoz verilen tutuklu avukatı kelepçelediler İnsanlık ayıbı SİBEL BAHÇETEPE Kandıra F Tipi Cezaevi’nde 2.5 yıldır tutuklu olan avukat Cevdet Bayır’ın eşi Menekşe Yılmaz Bayır, eşinin çürüyen tek böbreği yüzünden ameliyat için götürüldüğü hastanede yatağa kelepçelenmek istendiğini belirterek “Narkozdaki bir hastayı yatağa kelepçelemek niye? Tek organı alınmış, acil tıbbi müdahaleye ihtiyacı olan bir hastayı hangi aile, hangi örgüt kaçırmak isteyebilir ki bu kadar paranoyaya kapıldılar” dedi. 1996 yılındaki 1 Mayıs İşçi Bayramı’na katıldığı için 2.5 yıl önce gözaltına alınan ve terör örgütü üyeliğinden 5 yıl cezaya çarptırılan avukat Cevdet Bayır, Kandıra F Tipi Cezaevi’nde ciddi sağlık sorunları yaşıyor. Bayır’ın eşi Menekşe Yılmaz Bayır, Türkiye’deki yargı çarpıklığından kendi payına düşeni aldıklarını belirterek “Eşime 1 Mayıs İşçi Bayramı’na gitmesi nedeniyle örgüt üyeliğinden ceza verdiler. Üstelik ellerinde hiçbir delil olmadığı halde. 1 Mayıs’a katılmak suç olmadığı gibi 1 Mayıs’ta eşim alanda da değildi” dedi. Aradan yılların geçtiğini ve davanın zamanaşımına uğramasına çok az bir süre kala eşinin tutuklandığını anlatan Menekşe Bayır, eşinin böbrek hastası olduğunu ve geçen haftalarda tek böbreğinin alınması için ameliyata götürüldüğünü anlattı. Eşinin, ameliyatı için yatağa kelepçelemek istendiğini dile getiren Bayır, şöyle devam etti: “Kocaeli Tıp Fakültesi Hastanesi’nde mahkum koğuşu olmadığı için doktorlar, mahkum koğuşu olan ‘Kartal Devlet Hastanesi’ne sevk edelim’ diyorlar. Cezaevi idaresi yatakta kelepçelenmeyi kabul et TUTUKLU YAKINLARI TIP’ÇI ÖĞRENCİLER DAVASI ANKARA’DA BAŞLADI, 13 ÖĞRENCİ ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞTU mediği için sevk olamayacağını, tedavisini yaptırmayacaklarını söylüyor. Eşimse Kocaeli Tıp Fakültesi’nde kendisi hasta ve cezaevi koşullarında olmasına karşın, hastanede durumu çok kötü olan bir kadın hastayı başka yere götürüp odasının mahkum koğuşu olarak kullanılması teklif edildiğinde o hastayı mağdur etmemek için bunu kabul etmiyor. Böbrek hastası olduğundan sık sık tuvalete çıkması gerekiyor. İdare, görüş sırasında tuvalet ihtiyacını karşılamak için çıkarsa tekrar görüş odasına giremeyeceğini, koğuşuna götüreceklerini söylüyor. Eşimi gidip görmem de engelleniyor. Bu zulüm değil midir?” ayır’ın avukatı Ali Ekşi yaşanılanların insan haklarına aykırı olduğunu söyledi. Ekşi, Ceza İnfaz Kanunu’nda hasta olan tutuklu ve hükümlünün en yakın devlet ve üniversite hastanesine götürülmesi gerektiğinin yer aldığını, mahkumun kendine, hekime ya da diğer sağlık personeline zarar verme durumunun olması durumunda odada güvenlik görevlisinin olabileceğini anlattı. Her hastanede, her odanın mahkum koğuşuna çevrilebileceğini kaydeden Ekşi, “Açlık grevleri sırasında normal odaların mahkum koğuşuna çevrildiğini gördük. Odanın çevresinde tedbirler alırsınız, pencereye demir parmaklık takarsınız” diye konuştu. Müvekkilinin CHP Milletvekili Veli Ağbaba’ya mektup yazdığını ancak idarenin engeliyle karşılaştığını kaydeden Ekşi savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu sözlerine ekledi. MEKTUBA DA İZİN YOK B RTE, Kürt Siyaseti, İpucu? Erdoğan BDP’ye karşı cepheden saldırıya geçti. Dokunulmazlıklarını kaldırıyor. AKP milletvekilleri arasında fire olsa da bu karar Meclis’ten geçer. MHP desteği de var. Erdoğan neden durdu durdu BDP’yi hedef aldı? Milletvekillerinin PKK’lilerle sözde rastlantısal olarak kırda karşılaşıp kucaklaşmalarından bunca ay sonra? “Birileri” mi “bir vurursak hem BDPyi hem PKK’yi yıkarız”a ikna etti? Kim bu birileri? Ordu dışında? Ülkede artık “birileri” diye perde arkasında kimse kalmadı. Ülkede tek birileri, Başbakan! Peki neden BDP’yi vuruyor? Başbakan’ın kaderinin belirleneceği bir sürecin tam içindeyiz: 2014’ün Ağustosu’nda, 20 ay sonra cumhurbaşkanlığı seçimi var. Çok zorlu bir sürece giriyor Başbakan. Nedeni, siyasi ihtiraslarının en tepede olması! Bildiklerimizi yineleyeyim: Birincisi, cumhurbaşkanını halk seçecek. Yani adayların ilk turda %50’den bir fazla, ikinci turda en çok oyu alması gerek. RTE resmen aday olursa, amacı ilk turda garantilemek. Bu mümkün olmayabilir. 20 aylık zaman, siyasi ortam olarak nasıl geçecek? CHP ve muhalefetin de adayları olacak. İkincisi: RTE, Çankaya’ya yeni bir anayasa ile tam yetkili başkan olarak gitmeyi istiyor. Bunun için anayasa değişikliği veya yeni anayasa şart. RTE, hem imkânsızı hem de olasılıkları zorlayacak. Kolları sıvadı: Anayasa Komisyonu’na başkanlık sistemi önerilerini gönderdi! ૽૽૽ RTE’nin en önemli hedefi başkanlık anayasası! Bu hedefe iki yolla gidebilir: a) İstediği biçimdeki anayasayı Meclis’e oylatır. 367’yi bulursa, yeni anayasa kutlu olsun! Sıra seçimlere gelir! b) Meclis kabul etmez ama yeni anayasayı referanduma götürecek sayıyı bulur. Halk kabul ederse yeni anayasa yine kutlu olsun! Sıra yine seçimlerde! Bunlardan en kolayı a şıkkıdır. Yani Meclis’te bu işi bitirmesi. Bunun da en kolay yolu MHP ile ittifaktır: Sayıları toplam 377 yapıyor! Bahçeli, adı gibi “devletin adamı”dır. RTE’ye söylenir ama gider oyunu verir. Bugüne kadarki pratik öyle diyor. 10 fire verse, 367’yi bulurlar. Neden oy versin MHP? RTE başkan seçilirse örneğin AKPMHP hükümeti sözü verir mi vb? MHP bölünür mü? Bölünür! Milletvekili pazarı kurulur mu? Önceki seçimlerde MHP’nin defterini dürmeye kalkan da bu iktidar! MHP’yi bitirme projesi de olabilir bu. Koray Aydın ne der? RTE açısından işin zorluğunu kabul edelim. BDP ile ittifak? Neye karşılık ve neden? Çok konuşulan mesele, Kürtlere özerkliğe benzer yönetim rüşveti. Yeni belediyeler yasasını bu yolda kullanabileceği görüşü. Bu olası mı? En zor ilişki! BDP’nin defterini dürmeye soyunduğuna bakarsak! Meclis’ten başkanlık anayasasını geçirmek yetmiyor! Cumhurbaşkanlığı referandumu var! RTE Kürtlerin mi adayı olacak?! Karşısında CHP ve MHP ve diğerlerinin bloku! Hüsran olur RTE için. BDP ile ittifak olasılığı imkânsıza yakın gibi. ૽૽૽ Elinde en güçlü koz MHP ve tabanı. Senaryosunu buna göre kurguluyor. BDP dokunulmazlığının kalkmasını gündeme getirmesini, bu nedenle, başkanlık anayasasını Meclis’e dayatması ve cumhurbaşkanlığı seçimi ile bire bir ilişkili görüyorum. MHP, Kürtlere karşı her türlü anlaşmada RTE ile birlikte hareket eder mi eder. En azından dokunulmazlıkların kalkmasında edecek. Sonrası ise derin meçhul! Ama RTE, MHP ve seçmeni üzerinde derinden çalışıyor! BDP, PKK diye bağırdıkça, MHP’nin yüreğini dağlıyor! RTE her olasılığı MHP üzerinde deneyecektir! Kamçı, şeker, vatan, tek millettek devlettek din, idam... Diyelim Meclis’te gerekli oyu aldı, başkanlık anayasası, referanduma götürülür mü? Zaman darlığı ve reddedilme olasılığının çok yüksek olması bakımından zor. Ayrıca, sürecin başka engelleri, oyuncuları var: Gül’ün durumu, AKP içinde başkanlığa karşı olanların sesi hiç çıkmıyor. Tüzük gereği seçilemeyecek olanlar vb. ABD ve RTE ilişkisi! CHP ve muhalefet ne yapacak? Bu soru daha: RTE, BDP’yi hedef alırken İmralı’yı da yandaş mı alıyor, arıyor? Seçime kadar ateş sağlanması için? Kürt hareketi de bölünür mü? Barışçılar, savaşçılar... Adalet bekliyoruz İstanbul Haber Servisi Tutuklu gazetecilerin yakınları, “Meslek örgütleri tutuklu gazetecilerin yakınlarıyla buluşuyor” etkinliği kapsamında gazetecilerin cezaevlerinde yaşadıkları sorunları anlattı. Gazeteci Tuncay Özkan’ın kızı Nazlıcan Özkan, “Biz adalet bekliyoruz, adil yargılanma bekliyoruz fakat hiçbir şekilde bir karşılık bulmuyor” dedi. Odatv davasından tutuklu yargılanırken serbest bırakılan Nedim Şener ise “Savcı iddianamesi gibi çıkan gazeteler yüzünden meslektaşlarımız tutuklu. Türkiye’de medyanın kullanıldığı bir ülke yoktur” ifadesini kullandı. KCK davasıdan 9 ay tutuklu kalan Çağdaş Ulus da “Cezaevinde bana gardiyanların tuvaleti temizletilmek istendi. Türkiye’de meslektaşlarımın, yaptıkları haberlerden dolayı tutuklu olduğunu herkes biliyor” dedi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun (GÖP) düzenlediği konferans dün TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda gerçekleşti. Konferans salonundaki koltuklara hâlâ tutuklu bulunan 71 gazetecinin fotoğrafları konuldu. 6 ay sonra tahliye ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Kamuoyunda “Tıp öğrencileri davası” olarak bilinen 13’ü tutuklu, toplam 43 üniversite öğrencisinin “terör örgütü üyeliği”nden yargılanmasına başlandı. 6 aydır tutuklu olan tüm öğrenciler serbest bırakıldı. 6 Haziran’dan bu yana tutuklu olan 13 tıp fakültesi öğrencisi, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün ilk kez hâkim karşısına çıktı. Yoğun ilgi gösterilen davayı öğrencilerin yakınları, arkadaşları, hocaları izledi. Duruşma salonunda tüm koltukların yanı sıra boş olan merdiven araları da doldu. Duruşmayı CHP milletvekilleri Veli Ağbaba, İlhan Cihaner, BDP’li vekiller Sabahat Tuncel, Sırrı Sakık ve KESK Başkanı Lami Özgen, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı, TTB Merkez Konsey Başkanı Özdemir Aktan ile eski başkanı Gencay Gürsoy gibi isimler de izledi. “Terör örgütü üyeğiyle” suçlanan öğrenciler, haklarındaki suçlamaları reddetti. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencsi Mustafa Karakurt, gözaltına alındığında mezuniyetine sadece 20 gün olduğunu anlatarak “Benim sağlık mitinginde bir pankart taşıdığım söyleniyor. Mitinge 30 bin kişi katılmış. Her pankarttan bir örgüt çıkarmak yanlıştır” dedi. 7 tutuklu öğrenci ise savunmasını anadillerinde Kürtçe olarak yapmak istediklerini kaydetti. Talebe ilişkin görüşü sorulan savcı Sadık Bayındır, TBMM’deki tasarıya dikkat çekerek konuyu mahkemenin takdirine bıraktı. Bu görüş salondan yoğun alkış aldı. Mahkeme ise talebi reddetti. 3 sanık Kürtçe savunma konusunda ısrar ederek savunma yapmadı. Adliye önünde destek eylemi Duruşma öncesinde çeşitli sivil toplum örgütü üyeleri, Hacettepe Tıp Fakültesi’nden Ankara Adliyesi’ne yürüyerek davayı protesto etti. Eyleme öğrencilerin yakınları, arkadaşları ve hocaları da katıldı. Adliye önünde, “Sincan F Tipi TIP Fakültesi kapatılsın”, “Beyaz Önlüklere Özgürlük”, “Parasız sağlık, parasız eğitim”, “Tutuklu öğrencilere özgürlük” pankartları açıldı. Erbey’e ‘Mandela’ ödülü Almanya Adalet Bakanı’nın da katıldığı törende KCK’den tutuklu avukatın ödülü eşine verildi Haber Merkezi Nelson Mandela’ya Güney Afrika Devlet Başkanı olmadan önce 1985 yılında verilen Ludovic Trarieux İnsan Hakları Ödülü bu yıl, KCK ana davasında tutuklu bulunan İHD yöneticisi avukat Muharrem Erbey’e verildi. Dreyfus Davası’nın ünlü Fransız avukatlarından Ludovic Trarieux adına düzenlenen ve 1984 yılından bu yana verilen Ludovic Trarieux Uluslararası İnsan Hakları Ödülü, 30 Kasım’da Almanya’nın Berlin kentinde düzenlenen törende Almanya Adalet Bakanı Sabine Leutheusser Schnarrenberger tarafından, Muharrem Erbey’in cezaevinde olması nedeniyle eşi Burçin Erbey’e verildi. Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, ödülün meslektaşına insan hakları savunusu ile her türlü ırkçılık ve hoşgörürsüzlük biçimlerine karşı mücadelesi nedeniyle verildiğini söyledi. Dünya istiyor Odatv davasından 20 ay tutuklu kalan Barış Terkoğlu, siyasi baskıların medyada sansüre ve otosansüre neden olduğunu belirterek “Hâlâ fikirlerinde ısrar eden gazeteciler, çoğunlukla işsiz kalıyor. Hâlâ yazmakta ısrar ederlerse mahkemeler tarafından tutuklanmaya başlıyorlar. Bizim davada bütün sanıklar organize bir şekilde yaptıkları haberleri ve yazdıkları kitaplarla hükümeti devirmekle suçlanıyordu” dedi. Soner Yalçın adına konuşan Halide Didem, “Halen 3 kişi içeride. Bu insanlar hükümet aleyhine haber yaptıkları ve kitap yazdıkları için tutuklu bulunuyorlar” dedi. IPI adına konuşma yapan Peter Preston, “Tutuklu bulunan gazetecilerin serbest bırakılmasını istiyoruz. Dünya bunu istiyor” değerlendirmesi yaptı. Gazetemiz yazarı Şükran Soner de gazetecilerin terör suçundan yargılandığıma dikkat çekti. ‘O tarihte lise öğrencisiydim’ İddianamede ÖSÖ oluşumun kurucusu olarak gösterilen öğrencilerden Ahmet Yurtdaş savunmasında “Ben o tarihte lise öğrencisiydim. Ankara’da bile değildim” diye konuştu. Davanın ilk duruşmasına, “Majezik ağrı kesici” tartışması damga vurdu. Mahkeme başı ağrıyan öğrenciye Majezik hapı verilmesi isteğini “jandarmanın mütaalasıyla” reddetti. Mahkeme heyeti 13 tutuklu öğrencinin tahliyesine karar verdi. Avrupa barolarının kararı Elçi, “Ödül, Bordeaux, Paris, Brüksel, Roma, Lüksemburg ve Berlin baroları, insan hakları enstitüleri ile Uluslararası Avukatlar Birliği ve Avrupa Barosu İnsan Hakları Enstitüsü tarafından düzenlenmiş, bu kurumların ortak kararıyla verilmiştir. Diyarbakır Barosu yönetimi olarak ödül veren baro ve kurumlara teşekkür ediyorum” dedi. MUMCU, EMEÇ, DURSUN CİNAYETİ Tetiği çektiren el Polat için iade olasılığı Diyarbakır Cezaevi davası zamanaşımına giriyor MAHMUT ORAL Fotoğraf: NECATİ SAVAŞ GÖP, Silivri yolcusu GÖP Dönem Sözcüsü Ümit Gürtuna da 13 Aralık’ta Silivri’de Ergenekon davasını GÖP olarak kalabalık bir heyetle izleyeceklerini belirtti. Etkinlikte, Aram Yayınları Sahibi Bedri Adanır, haftalık Baran dergisi eski Haber Müdürü Fazıl Duygun, Atılım gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Hasan Coşar ve tahliye olduktan 4 ay sonra yaşamını yitiren Özgür Gelecek Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Suzan Zengin’in eşi Rıza Zengin birer konuşma yaptı. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Türkiye ile Kosova arasında suçluların iadesine ilişkin yapılan anlaşma, gazetemizin katledien yazarı Uğur Mumcu ile Çetin Emeç ve Tarık Dursun cinayetlerinde ölüm emrini verdiği savlanan Şefik Polat için iade olasılığını gündeme getirdi. Türkiye, 2008’de bağımsızlığı elde eden Kosova ile suçluların iadesi anlaşması imzaladı. Anlaşma, yasa tasarı olarak Meclis’e sunuldu. Tasarı, Dışişleri Komisyonu ve Genel Kurul’da onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek. Polat, 1993’teki Mumcu suikastından sonra Kosova’ya kaçmıştı. DİYARBAKIR Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde 24 Eylül 1996’da 11 tutuklunun öldürülmesi, 22 tutuklunun da ağır yaralanmasına yol açan müdahaleye ilişkin dava zamanaşımı tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. 10 yıl kadar süren davanın, 27 Şubat 2006’daki karar oturumunda 3 sanık beraat etti, 62 sanığa da 5’er yıl hapis ve 3’er yıl kamu hizmetinden men cezası verildi. Zanlılar, “Rahşan Affı” nedeniyle bir gün bile cezaevine girmedi. Mağdurların başvurusu üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kararı esastan bozdu. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahke mesi’nde yeniden görülmeye başlayan duruşmada savcı, 3 sanığın beraatını, 62 sanığın ise cezalandırılmasını, biri doktor toplam 7 sanığın da zamanaşımı nedeniyle dosyalarının düşürülmesini istedi. Mahkeme savcının mütalaası yönünde karar verirse 7 sanık hakkındaki dava düşecek. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) olayda orantısız güç kullanıldığına, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) yaşam hakkını garanti altına alan 2. ve işkence ile kötü muameleyi yasaklayan 3. maddesini ihlal edildiğine karar vererek Türkiye’ye 798 bin Avro tazminata mahkum etmişti. Grup Yorum üyelerinden şarkılı protesto Ⅵ İstanbul Haber Servisi Grup Yorum üyesi Seçkin Aydoğan ile birlikte 6 sanığın “terör örgütü üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” suçlarından yargılandığı davaya dün devam edildi. Duruşmada tahliye çıkmadı. Mahkeme duruşmayı 23 Şubat 2013 tarihine erteledi. Aydoğan ve diğer sanıklar, 13 Aralık 2011’de Taksim Meydanı’nda yapılan “Yürüyüş çalışanları serbest bırakılsın” eyleminde örgüt sloganı attıkları ileri sürülüyor. Duruşma öncesi Çağlayan’daki adliye önünde bir araya gelen Grup Yorum üyeleri, şarkılarla davayı protesto ederek Seçkin Aydoğan’ın serbest bırakılmasını istedi. Grup Yorum Sanat Cephesi adına yapılan açıklamada, “Seçkin Aydoğan tam bir yıldır tutuklu. Seçkin Aydoğan devrimci sanatçılığın bedelini ödüyor” denildi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog