Bugünden 1930'a 5,432,306 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA 16 KÜLTÜR Erinç Seymen, Rampa’daki sergisinde iktidar ve onun örgütlü düzeni içinde yaşamaya çalışan insanlara bakıyor CUMHURİYET 6 ARALIK 2012 PERŞEMBE kultur@cumhuriyet.com.tr ᮣ “Tohum ve Mermi” şiddetin doğum anındaki kodlarıyla ilgileniyor. Mermi ve tohumun aynı başlıkta yan yana gelmesi rastlantısal değil elbette. Seymen, göz alıcı figürleriyle yarattığı masallarda, büyüdüğünde ne olacağı belirsiz tohumu ve mermiyi aynı desteye koyuyor. Çekilecek kartın ne olacağını ise izleyiciye soruyor. NAZLI PEKTAŞ Şiddetin tanıkları ci bölümle devam ediyor. 52 ikonografik desen, video ve yerleştirme ile bir araya gelen bu bölümde, ayakkabılar, kuşlar, silahlar ve meyveler olmak üzere dört gruba ayrılan bir deste kart Sangoi’nin evrenini oluşturuyor. Siyasal, kültürel, sınıfsal ve cinsel kimlikleri ya da güçleri tartışan bu resimler, kavramlar ve imgelerle olan biteni, Seymen’in hayal gücü vasıtasıyla akla getiriyor. Gözleri av tüfeğinin namlusu olmuş geyik, içinden balık çıkan muz, ayakları pergele dönüşmüş kuş ve piyano tuşlarını ayağı altına alan siyah bir mokasen… Avken avcı olma, masumiyetin de tehlike taşıyabileceğini hatırlatan kartlar; politik olanla sıradan olanı yan ya Serva ex Machina Ⅵ Kültür Servisi Man Booker Roman Ödülü sponsorlarının 2007 yılından bu yana düzenlediği Man Asian Edebiyat Ödülü’nün uzun listesinde, Elif Şafak “Honour” (“İskender”) romanıyla yer alıyor. Listede Türkiye’den Orhan Pamuk da bulunuyor. Aralarında Hindistan, Afganistan, Japonya ve Türkiye’nin de bulunduğu 34 ülkenin yazarlarının, İngilizce yazılmış ya da İngilizceye çevrilmiş eserleriyle aday olabildiği ödülün kazananları, Mart 2013’te Hong Kong’da yapılacak bir törenle açıklanacak. Şafak ve Pamuk Man Asian listesinde rinç Seymen’in üretimi, çizgiyle üretilen sanatın en vurucu örneklerini taşıyor yıllardır. Desenle girdiği uzun süreli ilişki sonucunda ortaya çıkan resim yazılar; çevremizdekilerle kurduğumuz dağınık ilişkiyi toparlayıp destekliyor ve yeniden dağıtıyor. Rampa’da açılan “Tohum ve Mermi”de Seymen’in son üç yıla yayılan üretimi ile karşılaşıyoruz. Sanatçının desenleriyle başlayan sergi, adını İsviçreli çocuk psikanalisti Hans Zulliger’e tedavi olmak için gelen üç kardeşin hayali ülkesi “Sangoi”den alan ve ilk kez Rampa’da izleyiciyle buluşan ikin E na getirip oyunun kurallarını ritüelleştiriyor. Obsesif bir tavırla doğal olanın yasasını muzipçe değiştirerek çözmeye çalışan Seymen, olan bitenin sırrını sabır dolu bir gözle yansıtıyor. “Tohum ve Mermi” toplumu yan yana getirme ya da ayırma düzlemlerini; yollarını kaybetmiş biri erkek, diğeri kız iki çocuğun macerasına odaklanan iki masal resimle anlatıyor. “Sürpriz Tanık 1”de dev mantarlı bir ormanın içinde gözleri kapalı çocuklar dev bir makine ile aynı manzarayı paylaşırken ne olduğu belirsiz bu makine sürpriz bir tanık mıdır, yoksa tank mıdır? İzleyici cevabı verebilecekken gözleri bağlı/kapalı çocuklar bu sürprizden habersizdir Erinç Seymen’in yapıtı “Babişko”. belki de? “Sürpriz Tanık 2” ise uykudan yeni uyanmış çocukları sarkıt ve dikitlerin arasına sokuyor. Bu kez sürpriz tanık silindirler, çarklar ve dişlilerden oluşan dev bir eziciye dönüşüyor ve çocuklar gözlerini ovuşturuyor. Bu iki resimdeki hayali yerin, çocukların rüyası olmadığını düşünerek şapkalı iktidar sembolü “Babişko”ya döndüğümüzde ise o hiç kapanmayan gözlerin hayalin asıl sahibi olabileceğini düşünüveriyoruz birden. Erinç Seymen iktidar ve onun örgütlü düzeni içinde yaşamaya çalışan insanla ilgileniyor. Çocuklarımıza hiç anlatmadığımız masalları; ideolojilerin, ideal düzenler içinde yarattığı insanın dünyasını ironi dolu diliyle anlatıyor. “Tohum ve Mermi” şiddetin doğum anındaki kodlarıyla ilgileniyor. Mermi ve tohumun aynı başlıkta yan yana gelmesi rastlantısal değil elbette. Seymen, göz alıcı figürleriyle yarattığı masallarda, büyüdüğünde ne olacağı belirsiz tohumu ve mermiyi aynı desteye koyuyor. Çekilecek kartın ne olacağını ise izleyiciye soruyor. Son tarih 22 Aralık. Ⅵ Kültür Servisi Senaryo Yazarları Derneği (SenDer), sektör içinden ya da dışından tüm yazarların, yaşadıkları olumsuz süreçlerin önüne geçmek amacıyla yeni bir proje başlattı. “Çok Güzel Film Olur” projesi kapsamında, film ya da dizi olabileceği düşünülen hikâyeler, aralarında Kandemir Konduk, Işıl Özgentürk, Kemal Kenan Ergen, Fatih Solmaz, İlker Barış gibi profesyonel senaryo yazarları tarafından değerlendirilerek kitaplaştırılacak. Son başvuru tarihi 26 Ocak 2013. www.cokguzelfilmolur.com ‘Çok güzel film olur’ diyenler SenDer’e Okan Demiriş imzalı ‘Karyağdı Hatun Operası’ ilk kez Ankara’da TİYATRO ELEŞTİRMENLERİ BİRLİĞİ HÜKÜMETİ ŞİKÂYET ETTİ DALLAS MÜZESİ ESERİ TÜRK HEYETİNE TESLİM ETTİ TEB’den UNESCO’ya açık mektup Kültür Servisi Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), UNESCO üyesi Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’ne gönderdiği mektupta, AKP’nin tiyatro ve tüm sanatsal etkinliklere karşı sürdürdüğü baskı politikalarını gündeme getirdi. Atatürk Kültür Merkezi’nin, 2008 Haziran’ından bu yana kapalı tutulduğu belirtilen mektupta, “Öyle ki, 2010’da UNESCO tarafından üç Dünya Kültür Başkenti’nden biri seçilmiş olan İstanbul’daki kültür merkezi, bu yıl kullanılamamıştır. Son dönemde yine restorasyondan söz edilmeye başlanmışsa da bu konuda hâlâ bir çalışma görülmemektedir” denildi. 55 yıllık bir geçmişi olan Karaca Tiyatrosu’nun yine restorasyon bahanesiyle kapatılması da mektuptaki şikâyet konularından biri olurken tiyatro salonlarının özel topluluklara kiralanması ile verilmesinin yasaklaması konusu da UNESCO’ya taşındı. Ⅵ PARİS (AA) Fransız sinema sanatçısı Alain Delon, herhangi bir ücret almadan Rusya’da çevrilen bir filmde rol aldı. Delon, “İyi Yıllar Anneler” adlı filmin konusunu ve temasını beğendiği için hiçbir ücret almadan oynamayı kabul ettiğini açıkladı. Anneleri konu alan filmde manevi nedenlerden dolayı gönüllü olarak rol aldığını belirten 77 yaşındaki ünlü oyuncu, annesini 16 yıl önce kaybettiğini ve onu sürekli düşündüğünü söyledi. Alain Delon anneler için gönüllü oynadı DOB’da 27 yıl sonra bir ilk SELDA GÜNEYSU ANKARA Devlet Opera ve Balesi (DOB) Genel Müdürlüğü, 2010 yılında yitirdiğimiz devlet sanatçısı, dünyaca ünlü Türk besteci Okan Demiriş’in “Karyağdı Hatun Operası”nı, 27 yıl sonra ilk kez, bu defa Ankara’da sahneye taşıyacak. Bir Türk opera eseri olması ve içinde Ankara Ulus Meydanı’nın tarihini barındırması bakımından da önem taşıyan opera, “Misket” gibi Ankara türkülerini de sahneye taşıyor. Eserin yönetmeni Aytaç Manizade de “İçinde Anadolu ezgilerini ve kültürünü barındıran bir eseri sahneye taşımaktan mutluluk duyuyorum” diyor. Prömiyeri 15 Aralık’ta, Opera Sahnesi’nde gerçekleştirilecek “Karyağdı Hatun Operası”, 1985 yılında ilk kez İstanbul’da sahneye taşınmıştı. O dönemki temsilde “Karyağdı Hatun”u Okan Demiriş’in eşi soprano Leyla Demiriş seslendirmişti. Eserin Ankara prömiyerine Leyla Demiriş de konuk olarak katılacak. Eserin izleyicileri 500 yıl öncesinin Ankarası’na götüreceğini belirten Manizade, “15. yüzyılın ortaları... Bir Ankara efesi Canali ve onun âşık olduğu kızın hikâyesini anlatıyoruz. Eser de onların düğün sahnesiyle başlıyor. Tıpkı bugünmüş gibi... Sonra birdenbire 15. yüzyıla dönüyoruz. Eseri sahneye taşırken, Oğuz Türklerinden, Anadolu Selçuklularından yola çıktım. Kostümleri de ona göre, biraz daha gerilere taşıdık. Hatta Seymenlerden bir arkadaşımız geldi, bize Seymen dansını çalıştırdı. İzleyicimize asıl sürprizimizse Misket” diyor. Eserin ikinci ve üçüncü perdelerinin biraz daha farklı bir çizgiye taşındığını kaydeden Manizade, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün de içinde Türk kültürünü barındıran opera eserlerinin sahnelenmesini istediğini söyledi. Manizade, “Eser, 27 yıl önce sahnelendiğinde reji asistanı olarak görev yapıyordum. Eserin Ankara’da, konusunun geçtiği bu yerlerde, bu mekânda sahnelenmesi çok anlamlı” diyor. Eserde “Canali” rolünü sahneye taşıyacak olan Ankara DOB Müdürü ve tenor Aykut Çınar ise yaşadıkları sürpriz bir tesadüfü aktarıyor: “Bu yılın başında, henüz hangi eserlerin repertuvara alınacağı belli olmadan, kurumumuza güzel bir sis ve kar makinesi alalım diye düşünmüştük. Bu eser de de sahneye karlar yağdırıyoruz.” Orpheus Mozaiği ait olduğu topraklarda ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Şanlıurfa’dan 1950’lerde kaçırılan ve MÖ 194 yılına tarihlenen Orpheus Mozaiği, ABD Dallas Müzesi tarafından resmen Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Murat Süslü’nün de başında bulunduğu Türk heyetine teslim edildi. Eser, bugün THY’ye ait bir uçakla yeniden ait olduğu topraklara getirilecek. Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin, ABD’den daha önce talep ettiği, Los Angeles’teki Getty Museum’dan 10 eseri de bugün itibarıyla Türkiye’ye getireceği belirtildi. Konuya ilişkin olarak New York Times gazetesine açıklama yapan Dallas Müzesi Müdürü Maxwell L. Anderson daha önce de müzelerinde bulunan ve İtalya’ya ait olan birkaç eseri İtalya’ya iade ettiklerini söyleyerek “Türk yetkililer uzun zamandır Orpheus Mozaiği’ni arıyormuş, biz de bu durumdan haberdar olunca iade etmeye karar verdik” diye konuştu. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, bakan olduktan sonra yurtdışına kaçırılan tarihi eserlerin iadesiyle ilgili bir çalışma başlatmıştı. Söz konusu çalışma Türk topraklarına ait olduğu ispat edilen ve bu eserlerin izinsiz bir şekilde sergilendiği müzelerle herhangi bir işbirliğine gitmemeyi amaçlıyor. Ⅵ Kültür Servisi Türkiye’deki sinema dergiciliğinin sorunları bir panelde masaya yatırılacak. 10 Aralık’ta Atatürk Kitaplığı’nda gerçekleştirilecek panele, Film Arası’ndan Suat Köçer, Altyazı’dan Fırat Yücel, Modern Zamanlar’dan Ege Görgün, Sinema’dan Senem İşmen ve SineCine’den Bahar Şimşek konuşmacı olarak katılacak. Sinema dergiciliği masaya yatırılacak Ⅵ Kültür Servisi Türk Eğitim Vakfı (TEV) tarafından Türk Sanat Müziği’nin iki önemli ismi anısına düzenlenen ve yeni sanat müziği yıldızlarının seçileceği 4. Safiye AylaZeki Müren Ses Yarışması’nda ödüller 8 Aralık Cumartesi Günü saat 20.00’de Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’ndaki törenle sahiplerine verilecek. TEV’den genç seslere destek Ⅵ Kültür Servisi Konserlerini bir süredir Lütfü Kırdar’da veren İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO), 100’ün üzerinde seçkin kaydıyla tanınan Şef Theodore Kuchar yönetiminde yarın saat 20.00’de Caddebostan Kültür Merkezi’ne konuk olacak. A. Dvorak “Karnaval Uvertürü” ve “8. Senfoni”nin yer aldığı konserde; orkestralarının korno grup şefliğinde bulunmuş Berlin Filarmoni sanatçısı Radek Baborak ile İDSO sanatçısı Ertuğrul Köse; R. Gliere “Korno Konçertosu” ile J. Haydn “2 Korno İçin Mi Bemol Majör Konçerto”yu solist olarak icra edecek. İDSO Anadolu Yakası‘nda UPSD GENEL KURULU YAPILDI (UPSD) 12. Olağan Genel Kurulu, derneğin Maçka Demokrasi Kültür Servisi Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği’nin Bedri Baykam 4. kez başkan Parkı’ndaki merkezinde Bünyamin Özgültekin’in Divan Başkanlığı’nda yapıldı. Kurulda Bedri Baykam 4. kez, 3 yıllığına UPSD Başkanı seçildi. UPSD’nin yeni Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşuyor: Bedri Baykam (Başkan), Bahri Genç (2. BaşkanSayman), Tijen Şikar (Genel Sekreterİletişim), Ekin Onat von Merhart (UPSD GaleriDış İlişkiler), Denizhan Özer (UPSD GaleriDış İlişkiler), Murat Havan (Kurumsal İlişkiler Yerel Yönetimler), Turan Büyükkahraman (Kurumsal İlişkiler Yerel Yönetimler). Ⅵ Kültür Servisi Yeni solistleri Selçuk Sami Cingi ile Antalya Film Festivali etkinlikleri çerçevesinde ilk konserlerini veren topluluk Yüksek Sadakat 8 Aralık akşamı Ghetto’da olacak. Yeni kadrosu ile ilk kez İstanbul’daki müzikseverlerin karşına çıkacak grup, ocak ayında yayımlanacak mini albümlerindeki bazı şarkıları da ilk kez seslendirecek. Yeni kadrosuyla Yüksek Sadakat
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog