Bugünden 1930'a 5,446,716 adet makale



Katalog


«
»

31 ARALIK 2012 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA PAZARTESİ SÖYLEŞİLERİ 9 ‘Yeni bir tüketim ahlakı oluşmalı’ Yaşamını daha yeşil bir Türkiye’ye adayan TEMA Onursal Başkanı Hayrettin Karaca ‘Tüketerek değil paylaşarak mutlu olacağımız bir dünya yaratmak zorundayız’ dedi ÖZLEM YÜZAK 90 yaşında bir delikanlı o... Sevgili Toprak Dede... TEMA Onursal Başkanı Hayrettin Karaca. Yaşamını daha yeşil bir Türkiye’ye adayan bir çevre aktivisti. Hâlâ hayatı sorgulayan, daima yeninin, güzelin peşinde olan... Aynı zamanda bir bilge adam ve anlattıkları artık kaybetmiş olduğumuz şeyler... Önce TEMA Vakfı aralık ayı başında BM Çölleşmeyle Mücadele Sekreteryası UNCCD önderliğinde dünyada ilk kez verilen Land for Life (Yaşam İçin Toprak) ödülünü Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen ödül töreninde aldı. Ardından Toprak Dede, “Alternatif Nobel” diye tanımlanan Doğru Yaşam Onur Ödülü’nün sahibi oldu. 90 yaşında hâlâ aydınlık bir Türkiye için direnen bir kişi Karaca. Yalova’daki Karaca Arboretumu’na ve evine davet etmişti. Bir türlü gidememiştim. Yıl sona ermeden Levent’teki evinde ziyaret ettim. Kitaplar arasında yaşayan bir insan Karaca... Sürekli okuyor, notlar alıyor, yazıyor... Sürekli mektuplar yazıyor, gönderiyor. Kimlere mi? Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a, ilgililere... Aydın bir insan olmanın tüm sorumluluklarını yerine getiriyor... Ve tam bir Atatürk sevdalısı... Önemsediği kitaplardan dizi dizi satın alıyor, sonra onları dağıtıyor; Atatürk’ün din hakkında söyledikleri, Kuvayı Milliye Kadınları ve çevresi ile... “Yeni bir tüketim ahlakı oluşmak zorunda” diyen Toprak Dede ile bir zaman yolculuğu yaptık... Doğduğu 1922 yılından 2012’ye yaşamını paylaştı. Kurtuluş Savaşı’nın yıkıntılarından doğan genç Türkiye’yi kendini mesleğe adamış öğretmenlerini, kekemeliğini anlattı... Marmaris’te sağanak perişan etti Ⅵ MARMARİS (AA) Marmaris’te gece saatlerinde başlayan sağanak nedeniyle çok sayıda ev ve işyerlerinin bodrum katını su bastı. Değirmenyanı köyünde çok sayıda hayvan da telef oldu. BAKANLIK HARİTA ÇIKARDI PORTRE Hayrettin Karaca 1922 yılında Bandırma’da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra ailesinin trikoörme işinin başına geçip, onu ülkenin en başarılı sanayi kuruluşlarından biri haline getirdi. Karaca firması Türkiye’de ihracatın liderliğini yapmış, üstelik bunu diğer kuruluşlardan neredeyse 20 yıl önce gerçekleştirmiştir. Bu şirketi daha sonra Karaca Holding’e dönüştürdü. 1980 yılında iş yaşamından ayrılarak çevre sorunlarıyla ilgilenmeye başladı. Yalova’da 14 bin türü barındıran ve ülkenin tehlikedeki türleri için bir gen koruma merkezi ve Türkiye’nin ilk özel arboretumu olan Karaca Arboretumu’nu kurdu. Bunu gerçekleştirmek için, yurtiçi ve yurtdışında gezdiği her yerden tohumlar topladı, botanik bahçelerini dolaştı ve bağlantılar kurdu. Aynı zamanda Türkiye’nin anıtsal ağaçlarının, habitat ve biyolojik çeşitliliğinin korunması yönünde çalışmalar başlattı ve Türkiye kamuoyunun ilgisini uyandırdı. Hayrettin Karaca arkadaşı Nihat Gökyiğit’le birlikte 1992 yılında TEMA’yı, Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı’nı kurdu. Hayrettin Karaca’nın 5 Türk üniversitesinden almış olduğu fahri doktorluk unvanı bulunuyor. Karaca ayrıca Uluslararası Dendroloji Topluluğu’nun başkan yardımcılığını yapmıştır. Türkiye’nin ‘havası kirli’ MAHMUT LICALI ‘Toprak giderse gelecek de gider’ O dönemin Türkiyesi ile bugünün Türkiyesi’ne bakınca ve değerler açısından kıyasladığınızda nasıl bir tablo ortaya çıkıyor? Paranın tamamıyla esiri olduğumuz... Bugün global ekonomi kendine hayat veren ekosistemi yok edinceye kadar büyümeye devam ediyor ve edecektir. Durursa hasta oluyor, kriz oluyor diyorlar... Büyüyemezse ne olur? Eskiden kimse bunun farkında değildi... Dışardan sermaye geliyor efendim, dediler. Atatürk de dış sermayeye açıktı ama şartı vardı; “biz koyacağız şartlarımızı” dedi. Kimse gelmedi. Atatürk bütün dış sermayeli kurumları devletleştirdi, tren yollarını, tramvayı ama her şeyi üretiyorduk bir yandan da. Hollanda’ya uçak bile ihraç ettik o dönem. Düşmanımız yoktu. Trahoma, sıtma yok edilmişti, bataklıkları olan Türkiye’de... Şimdi ise sanayi yol emrediyor, yol yapılıyor... Plansızca, hesapsızca. Yollar inşa edilirken ekosistemin gittiği hesap edilmiyor. Keza HES’ler cinayet gibi. Babalar gibi satılıyor bu ülkenin toprakları... ekemeliğim beni başarıya götürdü’ Sizi başarıya kekemeliğinizin götürdüğünü söylüyorsunuz. Nasıl gelişti süreç? KARACA Varlıklı bir kasaba ailesinin çocuğuydum Bandırma’da. Babam 1917’de başlamış örme işine. 3.5 yaşında kekeme olmuşum. Zordur kekemelik çocuk için, diğer çocukların yoğun alayları arasında kalmak sürekli. Ve kendimi ispat etme savaşına giriştim. Tabii haliyle yaramazlıktı o ilk dönem yaptığım. Çok iyi hatırlıyorum bir gün sınıfta bir kızın saçını çekmiştim. Öğretmen geldi yanıma. Muallime denirdi o dönem. Muallime Zehra tuttu elimi. Cetvelle vuracak zannettim. Elimi kaldırdı “Arkadaşlar bu ne kadar güzel el, bu el hiç yaramazlık yapabilir mi?” dedi. Şaşırmıştım, beni bu kadar koruyan bir kişiye ben karşı gelebilir miydim? Yıl 1929 Latin alfabesiyle ilk tanışmamız. 1. sınıftayım. Hepimiz okumayı sökmeye çalışıyoruz. Tahtada “Ali topu tut” gibi cümleler... Muallime Zehra güleryüzü ile sabırla herkese öğretiyor. Bilmeyenlere asla kızmıyor, kendinin öğretemediğini düşünüyor. Kimlere öğretemedim, nasıl yapmam lazım diye sorguluyor. Beni kendime inandıran kişi o oldu... Kendimi toplumun dışında sayıyordum. Perşembe günleri pazarlar kurulurdu. Birinin arabasına atlar köylere giderdim. Harman dövülecek ben döveceğim diye atılırım, üzüm mü toplanacak “Ben de toplaya ‘K akkımızdan daha fazlasını tüketmemeliyiz’ 1994’te 42 şirketin geliri 48 ülkenin gelirine eşitti, 2003’te 7 şirketin geliri 60 ülkenin gelirine eşit oldu. Şimdi ise 3 şirketin geliri 80 ülkenin gelirine eşit. Böyle bir düzenin ‘H içindeyiz. Yeni bir yaşam ahlakı istiyorum ben... Tüketerek değil paylaşarak mutlu olacağız. Hakkımızdan fazlasını tüketmeyeceğiz. Nasıl olacak bu? Bunu sağlayacak olan kültürdür ve ben o kültürü yaşadım bir dönem. Yıllardır Anadolu’yu gezerim, karış karış... 340 bin km. yol katettim. Evlere Tanrı misafiri oldum... Anadolu kültürü o kadar önemli ki... Bugün hâlâ o kültürün izleri var. Tüketerek değil paylaşarak bir dünya yaratmak zorundayız. Bir gram toprakta 150 bin canlı var. Bunu asla unutmamalıyız. Sel oluyor, heyelan oluyor... Haberler veriliyor, Filipinler’de şu kadar kişi öldü, şu kadar kişi evsiz kaldı diye; ya da Manisa’da sel oldu diye... Bir tek örnek yok haberler sunulurken şu kadar toprak yok oldu diye. Oysa önce bu zihniyet yerleşmeli. Giden topraktır, geleceğin gidiyor. İçtiğin su, giydiğin pamuklu giysi hepsi topraktan... cağım” diye tuttururdum. Kekemeliğimi telafi etmek için her şeyin en iyisini yapmaya çabalardım çocukluğumda... Bu yüzden “Kekemeliğim beni başarıya götürdü” diyebilirim. Sonra bir gün hamamda şarkı söylerken kekelemediğimi fark ettim. Şarkı şeklinde sözcükleri doğru söyleyebiliyordum. Bunun farkına varınca kekemeliğimi de yok ettim zaman içinde. yapmak için çalıştım’ ‘Para için değil en iyisini İş yaşamınızdaki başarıda da “herkesten daha iyi yapma” çabanızın payı olsa gerek... Aslında sanayici olmak istemiyordum. İstediğim, edebiyatla ilgilenip kalan zamanımı doğayla iç içe geçirmekti. Fakat o günlerde babamıza karşı çıkmak söz konusu değildi. O yüzden ailenin işini sürdürdüm. İş hayatına 19 yaşında atıldım. Hırslıydım ama para kazanmak için değil yaptığım işin en iyisini yapmak için... En iyi teknolojiyi ben aldım, örme sanayiinde ilk ihracat yapan kişi ben oldum. Sonra 5 kıtaya ihracat yapacağım dedim. Zor dönemlerdi onlar, sa vaş dönemiydi. 1950’lerin başı.. Ne dolar var, ne mark, ne liret. Mal ithal edemiyorsun, örme için saf iplik üretilmiyor Türkiye’de, dışarıya satacağın malın ipliğini dışardan almak zorundasın, makine alamıyorsun... Buna karşın ürettim ve sattım. Dünyada en büyük mağazalarda Karaca markasıyla sattım... Oğluma işi bıraktığımda 1800 müşterim vardı ve 5 kıtaya ihracat yapıyordum. Para kazanmak için, zengin olmak için değil kendimi ispat etmek için... Ama para kazanamazsan da işini büyütemiyorsun, yeni teknolojiyi alamıyorsun... ANKARA Türkiye genelinde yaşanan en önemli çevre sorunu hava kirliliği olurken, 33 ilde birincil öncelikli çevre sorunu olan hava kirliliği toplam 79 ilde yaşanıyor. Hava kirliliğinin başlıca nedeni olarak kalitesiz yakıt kullanımına bağlı olarak evsel ısınma geliyor. İstanbul’da en önemli çevre sorunu sanayi ve evsel atıklara bağlı olarak ortaya çıkan su, Ankara’da trafiğe bağlı hava, İzmir’de de atık kirliliği. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Türkiye’nin çevre kirliliği haritasını çıkardı. BDP Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun soru önergesi üzerine Türkiye genelinde karşılaşılan çevre kirliliği sorunlarını bölge ve kentlere göre sıralayan Çevre Bakanlığı’nın değerlendirmesine göre Türkiye’de en çok görülen çevre sorunu hava kirliliği oldu. Çevre Bakanlığı bölgelere göre illerde yaşanan birinci öncelikli çevre sorunlarını şöyle sıralıyor: Akdeniz Bölgesi: Adana, Isparta, Kahramanmaraş, Osmaniye’de hava kirliliği birincil öncelikli çevre sorunu olurken, Mersin’de su kirliliği, Hatay’da toprak kirliliği, Antalya’da atıklar, Burdur’da da doğal çevrenin tahribatı birincil öncelikli sorun olarak belirleniyor. Doğu Anadolu Bölgesi: Ağrı, Erzincan, Erzurum, Hakkâri, Muş, Tunceli’de atıklar; Bitlis, Elazığ, Kars, Ardahan, Iğdır’da hava kirliliği; Bingöl, Malatya, Van’da ise su kirliliği birinci öncelikli çevre sorunlarını oluşturuyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi: Adıyaman, Antep, Mardin, Kilis’te hava kirliliği; Diyarbakır, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak’ta atıklar; Batman’da da su kirliliği 1. öncelikli çevre sorunları olarak sıralanıyor. Ege Bölgesi: Afyon, Denizli, Kütahya, Manisa, Muğla’da hava kirliliği; İzmir ve Uşak’ta ise atıklar; Aydın’da da su kirliliği 1. öncelikli sorun olarak belirleniyor. İç Anadolu Bölgesi: Ankara, Konya, Sivas, Aksaray, Kırıkkale’de hava kirliliği; Çankırı, Niğde, Yozgat, Karaman’da su kirliliği; Kayseri, Kırşehir, Nevşehir’de atıklar; Eskişehir’de ise gürültü kirliliği çevre sorunlarını oluşturuyor. Karadeniz Bölgesi: Çorum, Kastamonu, Tokat, Zonguldak, Bayburt, Bartın, Karabük’te hava kirliliği; Bolu, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Sinop, Trabzon, Düzce’de atıklar; Amasya, Artvin, Rize, Samsun’da ise su kirliliği sorunların başında. Marmara Bölgesi: Balıkesir, Bilecik, Bursa, Çanakkale, İstanbul, Kırklareli, Sakarya, Tekirdağ’da su kirliliği; Edirne, Kocaeli, Yalova’da hava kirliliği en önemli çevre sorunu olarak belirleniyor. 79 ilde hava kirliliği sorunu var Hava kirliliğine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın tespitleri şöyle: Türkiye’de farklı nedenlere bağlı olarak toplam 33 ilde birincil öncelikli çevre sorunu olmak üzere toplam 79 ilde hava kirliliği yaşanıyor. Bunun başlıca nedeni 56 ilde evsen ısınma olurken, 7 ilde (Antalya, Balıkesir, Edirne, Erzurum, Mersin, Niğde, Şanlıurfa) meteorolojik faktörler, 6 ilde (Bursa, Diyarbakır, Hatay, İstanbul, Kocaeli, Karabük) sanayi, 6 ilde (Çorum, Elazığ, Konya, Tokat, Iğdır, Osmaniye) topografik faktörler, 4 ilde (Ankara, Malatya, Ordu, Sakarya) ise trafik olarak belirleniyor. Sorunun çözümü için kaliteli yakıt kullanımı ve yakıtların denetimi, sanayi kuruluşlarının emisyon izni almaları ve taşıtların egzoz gazı ölçümlerinin takip edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Çevre Bakanlığı’na göre yüzey sularının kirlenmesinde en fazla evsel atık sular etki ederken, evsel atık suları sırasıyla zirai faaliyetler, evsel katı atıklar ve sanayi atıkları izliyor. Yeraltı sularının kirlenmesinde ise başı zirai faaliyetler çekiyor. Atıkların oluşturduğu sorunların başlıca nedeni ise vahşi depolama olarak gösteriliyor. ‘Çok gücendim, kırgınım’ Ve ödül.. Hem sizin aldığınız doğru insan ödülü hem TEMA’nın. Ama gücendiğinizi söylüyorsunuz medyaya... Doğru çok gücendim. Kırgınım. Birleşmiş Milletler ödülünü aldı TEMA. Toprak için yaşam ödülü. Devletler katılmış, geçen asırdan beri doğaya, ekosisteme, kültüre hizmet eden STK’ler katılmış. 154 aday var. Ve TEMA bunların arasından birinci seçiliyor. O kadar önemli ki. Çünkü az önce bir kültür değişiminin gerekliliğinden bahsettim. Bu kültür en büyük enerjimizdir. TEMA, dünya kurtuluş hareketidir, bundan hiç şüphem yok. Çünkü halka indik. 450 bin üyemiz var. Kimisi daha ilkokuldayken üye olmuş, şimdi üniversite mezunu... 270 bini faal üye bunların. ‘ T kurtuluş hareketidir. Çünkü halka indik, 450 bin üyemiz var. kimisi daha ilkokuldayken üye olmuş, şimdi üniversite mezunu. 270 bini faal üye bunların. EMA dünya
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog