Bugünden 1930'a 5,432,496 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA 4 HABERLER CUMHURİYET 27 ARALIK 2012 PERŞEMBE Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın ofisinin dinlendiğini 1 yıl sonra açıklamasına ve ‘derin devlet’ iddiasına dikkat çekti Bir Fırsat Daha Kaçtı Türkiye’de Kürtler var, ben de Kürt’üm. Bir zamanlar bu sözleri söyleyen Bakan sonradan 2.5 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Aradan geçen zaman içinde, Türkiye’de Kürtlerin var olduğu gerçeğini söylemek artık vatana ihanet olmaktan çıkıp bir bedahete (besbelli, apaçık olma) dönüşmüştür. “Türkiye’de Kürtler var, ben de Kürt’üm” dediği için 2.5 yıl hapis cezasına çarptırılan eski Bakan Şerafettin Elçi’yi, önceki gün, daha söyleyecek sözünün olduğu bir dönemde kaybettik. Kendisine Tanrı’dan rahmet, kederli ailesine baş sağlığı dilerim. Şerafettin Elçi’yi Emil Galip Sandalcı aracılığıyla tanıdığımda, Türkiye’nin Kürt sorununa yaklaşımı bugünkünden çok farklıydı. O zaman resmi ideolojide Kürt yok, yalnızca Türk vardı. Bakanlık koltuğunda oturan birinin o sırada Kürt olduğunu söylemesi bile daha sonra hapse girmesine yetiyordu. Bu yüzden de sorun bir türlü tam olarak ele alınıp tartışılamıyor ve çözülemiyordu. ૽૽૽ Artık, Kürtlerin varlığını da kabul ediyoruz, kimliklerine sahip çıkmalarını da... Ama sorun yine etraflı biçimde ortaya konup tartışılamıyor ve çözülemiyor... Çözümün olamaması sorunun, yalnızca terör yanıyla sınırlı kalmayıp bütün yönleriyle ortaya konamaması, demokrasi yokluğundan dört başı mamur biçimde tartışılamamasından kaynaklanıyor. Tabii burada çözümden söz ederken iki tarafın bir arada yaşama iradesinin var olduğu ve yaşama geçtiği bir çözümü kastediyoruz. Yoksa ayrılık tabanına dayalı çözümler her zaman için vardır, ama bunlar iki taraf için de daha maliyetli ve acıdır. Bir arada yaşama iradesinin varlığından yola çıkan ve ona dayanan çözümler, artık Kürt kimliği tüm kamuoyu tarafından tanınıp içe sindirilmesine karşın yine de güçtür ve gittikçe daha da güçleşmektedir. Bu çözüme inanan, şiddeti dışlayan Şerafettin Elçi güçlüğü şu sözlerle açıklıyordu: “Çözüm için son şans bizim nesil. Mutlaka benim neslimin görmesi gerekiyor. Çünkü gelecek nesille bu sorunu çözmek mümkün değil. Benim yaşıtlarım öyle ya da böyle Türklerle beraber yaşayageldik. Ama savaşın içinde doğan, Türk dediğin zaman yalnızca hayatını zorlaştıran jandarmayı, polisi anlayan bir nesil var. İçi kin ve hınç dolu bir nesildir bu. Onun için devlet bizim nesille çözmeye çalışmalı.” ૽૽૽ Olayın bugün gelip kilitlendiği noktada durmasının nedeni, şimdiye kadar nice fırsatın kaçırılması, kimsenin soruna açık yüreklilik ve soğukkanlılıkla yaklaşacak cesareti gösterememiş, konuyu yalnız terör yönüyle değil, tümüyle ele alıp tanımlayacak bir berraklığa ulaşamamış olmasıdır. Bütün bu söylediklerimizin gerçekleşmesi zorunluydu, ama kolay değildi. Ne var ki, “kolay değil” diyerek sorunun üzerine gitmekten kaçınmak da anlamsız. Çünkü geciktikçe işler daha da zorlaşıyor. Tabii bütün bunları belirtirken, bir noktayı da görmezden gelmemek gerek. Uzlaşma tek yönlü bir eylem değil, iki tarafın rızasını gerektirir. Uluslararası koşullar ile Merhum Elçi’nin yukarıda dile getirdiği toplumsal olgu, uzlaşmayı gittikçe daha da güçleştirirken çözüm zorunluluğu da kapıya dayanıyor. 2013, hem içeride hem de dışarıda kaçınılmaz değişikliklere gebe görünüyor. Bu durumda, “terör ile mücadele, siyaset ile müzakere” derken, ne terörle mücadeleyi ne de siyaset ile müzakereyi becerebilen tutumlar çıkmazı derinleştirecektir. İktidarın bir an önce, Kürt politikasını oluşturup anlatması zorunlu. Bunun için de her şeyden önce bu politikanın ne olması gerektiğini kendisinin anlaması gerek. Şerafettin Elçi’nin kaybıyla bir fırsat kaçtı. Kaçırılacak çok fırsat da kalmadı artık. ‘Sorumlu bulunmalı‘ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ofisinin dinlendiğini 1 yıl sonra televizyondan açıklamasının dikkat çekici olduğunu belirterek “Kendisi dinlenince rahatsız oluyor, başkaları dinlenince ‘oh’ oluyor. Sonunda etme bulma dünyasıdır, gelir Sayın Başbakan’ı da bulur” sözleriyle değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, basın mensuplarıyla kahvaltılı sohbet toplantısında buluşarak sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu’nun toplantısı, “2012 Türkiyesi’nden Görünümler” başlığı altında; Uludere, ODTÜ olayları dahil, AKP hükümetinin uygulamaları sonucundaki Türkiye görüntülerinin yer aldığı sinevizyon gösterisiyle başladı. ODTÜ öğrencilerinin Erdoğan’ı protestosu sonrasında yaşanan olayların ardından diğer üniversite rektörlerinden gelen kınama ve “cepheleşme endişesi” taşıyıp taşımadığı sorusu üzerine Kılıçdaroğlu önce AİHM’nin “ifade özgürlüğü” tanımını okudu. KılıçFotoğraf: NECATİ SAVAŞ ODTÜ düşman toprakları mı? Üniversitelerin ODTÜ’de yaşanan olayları sadece Başbakan’ın gözüyle görmelerini kabul etmiyoruz. Onlar üniversitelerin görüşleri değil, AKP’nin atadığı rektörlerin kendi görüşleridir. Çünkü üniversiteler sadece rektörlerden oluşmaz. Slogana karşı biber gazı, polis copu, bunları devreye koyarsanız orantısız güç kullanıyorsunuz demektir. Bazı üniversite yöneticilerinin bunları görmeyerek sadece öğrencileri görmelerini doğru bulmuyoruz. Eğer bir ülkenin başbakanı üniversite kampusuna 2 bin 500 polisle giriyorsa, burada olayların çıkmasına şaşırmamak gerekir. Siz bir düşman ülkesine mi giriyorsunuz? Üniversiteye giriyorsunuz. Darbe temizliğinde samimi değil Hükümetin darbe temizliği konusunda samimi olduğuna kesinlikle inanmıyorum. Orada da ikili bir ruh halinde. “Darbeye karşıyım ama darbecilerin çıkardığı yasaların arkasında duruyorum.” Darbeye karşıysanız, darbecilerin getirdiği yasaları sivilleştireceksiniz. Hem yüzde 10 seçim barajının arkasına saklanacaksınız, hem darbecilere karşıyım diyeceksiniz. Kusura bakmayın, böyle ikiyüzlülüğü ilk kez görüyorum. Darbeye karşıysanız adam gibi gelirsiniz, CHP’ye dersiniz ki “12 Eylül yasalarını değiştireceğiz, bize destek veriyor musunuz?” Buradan açıkça söylüyorum, her türlü desteği veririz. le dinlendi: (Başbakan’ın ofisi daroğlu, sanatçı Levent Kırca’nın kendisine yönelik sözlerine ise “Bu sözlere fazla söyleyecek bir şey bulamıyorum. Sanatçılarla karşı karşıya gelmek istemem, dünyanın en tehlikeli işidir. Sanatçıdır, sanatına saygı duymak gerekir” yanıtını verdi. Kı lıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’la girdiği “bahtsız bedevi” polemiğiyle ilgili pişmanlığını ise “Olmaması gereken bir olaydı” sözleriyle değerlendirdi. Kılıçdaroğlu’nun sorulara verdiği yanıtlar ana başlıklarıyla şöyle: Gazeteciler sahte kimlik nin dinlendiği sorusu üzerine) Yasadışı dinleme adı üstünde, hepimizin ortak tepki göstermesi gereken bir suçtur. Ancak yasadışı dinlemeyi yasal hale getiren uygulamalar var. Eğer siz bazı gazetecileri dinlemek için sahte DİNLEMEDEKİ KUŞKULAR İĞNELİ FIRÇA ZAFER TEMOÇİN Erdoğan konuşulsun istemiyor FIRAT KOZOK Düşen jetle ilgili suç duyurusu Şehit ailelerinden ihmal ve kasıt iddiası İstanbul Haber Servisi Türk askeri uçağının Suriye tarafından düşürülmesi sonucu şehit olan Pilot Yüzbaşı Gökhan Ertan ile Pilot Teğmen Hasan Hüseyin Aksoy’un ailelerinin avukatı, uçağın düşürülmesinde ihmal ve kasıt şüphesi bulunduğu gerekçesiyle ilgililer hakkında suç duyurusunda bulundu. Şehit Aksoy’un babası Osman Aksoy ile açıklama yapan avukat Mehmet Katar, 22 Haziran’da meydana gelen olayı hatırlatarak “Olay sonrasındaki açıklamalar, basında yer alan iddialar ve mantığa aykırı birtakım unsurlar, olayın ilgili kişi ve kurumların ağır kusurları hatta kasıtları neticesinde gerçekleştiği yönünde ciddi şüpheler barındırmaktadır” dedi. Halen uçağın ne amaçla uçtuğu, olayın nasıl gerçekleştiğine dair somut açıklama yapılmadığını belirten Katar, kapsamlı soruşturma istedi. Katar olayın MİT ve Hava Kuvvetleri’nin yeni geliştirilen hava savunma sistemini ve mobil radarı test edilmesi amacıyla icra edilen uçuş sırasında gerçekleştiğinin iddia edildiğini belirtti. Katar, ayrıca uçağın uçacağı koordinatların MİT yetkililerince ısrarla 173. Filo’dan istendiğini ve bu yetkililerin filoya, keşif uçağının alçak irtifada uçurulması talimatını verdiği bilgisiyle karşılaştığını iddia etti. ANKARA Başbakan Tayyip Erdoğan’ın evinde ve ofisinde böcek bulunduğu yönündeki açıklamaları ülke gündemi değiştirirken soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Böceklerin bulunduğu tarih kimi kaynaklarca 2011 Aralık, kimilerince Şubat 2012 olarak belirtiliyor. Erdoğan, üzerinden 1 yıl geçen olayla ilgili önceki gün “Böcek sayısı üçe çıkmış” derken bu konunun kapatılmasını istemesi dikkat çekti. Erdoğan, Tunus Başbakanı ElCibali ile yaptığı ortak basın toplantısında, böcek konusuyla ilgili “Böcek konusunu isterseniz şu anda devam ettirmeyelim. Çünkü 2’den 3’e çıkmış. Herhalde art arda devam edecek bu. Ben sizin kadar etkin takip edemiyorum” demesi, “Başbakan konunun kapatılmasını neden istiyor?” sorusunu da gündeme getirdi. Süreçle ilgili bazı soru işaretleri şöyle: Aralık mı, şubat mı?: Başbakan Erdoğan’ın çalışma ofisindeki böceğin 2012 şubat ayında bulunduğu ifade edildi. Ancak bu tarih daha sonra 2011 Aralık olarak değişti. İsteyen priz takabiliyor mu?: Böceklerin Başbakan’ın ofisine 3’lü priz aracılığıyla yerleştirildiği ileri sürüldü. Oysa Başbakanlık’ta gazetecilerin amatör ses kayıt cihazlarını bile tespit edebilecek bir teknoloji bulunuyor. Savcılığa belge gitmedi: Ankara Cumhuriyet Savcılığı resen soruşturma başlattı. Ancak 1012 aylık süreçte MİT’ten ya da Başbakanlık’tan savcılığa belge ya da bilgi gönderilmedi. Tek bir şüpheli yok: Böceklerle ilgili incelemenin MİT tarafından yürütüldüğü belirtiliyor. Ancak 1 yıllık süreçte ne bir şüpheli ne de bir suç duyurusunda bulunulmaması dikkat çekiyor Neden kapatmak istiyor?: Erdoğan “Böcek konusunu devam ettirmeyelim” sözleriyle tartışmalara nokta koymak istiyor. Başbakanlık da çelişkilere ilişkin açıklama yapmıyor. Başbakanlık ve parti kaynakları “Kamuoyuna yansıyan haberlerde harmanlama” yapıldığını belirtiyor. Normal şartlarda gündemi altüst edecek bir konu, “dedikodular” üzerinden tartışılıyor. namikzafer@yahoo.com ‘ERDOĞAN’I DİNLEYENİ MİT YA DA EMNİYET BİLİR’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında toplanan CHP MYK’de, Erzurum İl Başkanı Şahin Cananoğlu ve yönetimi görevden alındı. Cananoğlu’nun aşırı borçlanması ve hakkındaki “tefecilik” iddialarıyla ilgili genel merkeze gelen şikâyetler üzerine görevden alındığı kaydedildi. Cananoğlu’nun yerine, eski il yöneticilerinden Tacettin Kızılok atandı. Kılıçdaroğlu’nun geçen yıl “dinleniyoruz” dediğinde, hükümetin “ana muhalefet dinleniyor” diye kaygılanmadığı değerlendirmesi yapılan MYK’de Başbakan Erdoğan’ı dinleyeni ancak MİT ya da Emniyet’in bilebileceğine işaret edildi. ODTÜ’ye hükümet kuşatması da eleştirildi. Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Başbakan’ın “terörist yetiştiriyorlar” sözlerine tepki gösterek, “Öyle bir terörist yetiştirdi ki, bunların içinde AKP’li vekiller, bakanlar da var. ODTÜ’nün nasıl insan yetiştrdiğini öğrenmek istiyorsa, Ali Babacan’a sorsun” diye konuştu. CHP yeni yılı kutladı CHP, yeni yılı, genel merkezde verilen resepsiyonla kutladı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı resepsiyonda parti yönetimi, milletvekilleri ve genel merkez çalışanları bir araya geldi. Kılıçdaroğlu resepsiyonda eski genel başkan ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile bir süre sohbet etti. Daha sonra Kılıçdaroğlu ve Baykal, davetlilerle ve basın mensuplarıyla hatıra fotoğrafı çektirdi. (Fotoğraf: AA) soruşturmanın zamana yayılıp unutturulması gibi bir hedefin olduğunu düşünüyorum. Öldürülen 34 yurttaşımızın sorumlusu kim? Siyasi iktidar. Pilotu mu sorumlu tutacaksınız? O talimat alır. Yeri gelince, “33 kurşun”a giderler, Mustafa Muğlalı’ya giderler. Muğlalı bu ülkede mahkum oldu. 33 kurşuna gidenler, 34 yurttaşımızın öldürülmesinin hesabını vermekten kaçıyorlar. Biz bu sorunun bir toplumsal uzlaşma ile çözüleceğine inanıyoruz. O nedenle “İki parti yan yana gelirse bu sorun çözülür” demek doğru değil. İki parti yan yana gelse nasıl çözülecek, parlamentodaki çoğunlukla mı? Öyle olsa zaten AKP’nin çoğunluğu var, oturur çözerdi, niye gelsin CHP’ye? Kürt sorunu uzlaşmayla: Uludere’de hesap veremiyor, 33 kurşuna gidiyor: Bu isimle yargıdan karar çıkarıyorsanız, bu daha vahim bir suçtur. Yasadışı dinlemeler, bir ülkenin başbakanını dinleme noktasına gelmişse bu da vahim bir olaydır. Bu da Uludere’dir: Olay yaklaşık 1 yıl önce gerçekleşmiş ve hâlâ aydınlanmamışsa, bu olayın sorumlusunu bulmamız gerekiyor. Çünkü bu bir başka Uludere’dir. Bir ülkenin başbakanı dinleniyor ve 1 yıl sonra katıldığı bir televizyon programında bunu söylüyor. Bunu derin devlete bağlıyor, yabancı ülkelere bağlamıyor. Başbakan ODTÜ’ye 3500 polisle gidiyor da herhalde evine tek başına gitmiyordur, korunuyordur, Başbakan’ın evinin etrafı yol geçen hanı değildir. Bu korumaya rağmen birileri Başbakan’ı dinliyor ve 1 yıldır haberdar olunuyorsa, faillerin ortaya çıkarılması gerekiyor. Uludere gibi faili meçhul kalmamalı. Eğer bir olay iktidara dokununca tepki verilir, iktidara dokunmayınca ondan yararlanılırsa yani çifte standart uygulanırsa bundan sonuç alamazsınız. Türkiye’de bizim yaşadığımız olay dinlemeler konusunda, iktidarın uyguladığı çifte standarttır. Kendisi dinlenince rahatsız oluyor, başkaları dinlenince “oh” oluyor. Bu olmaz. Sonunda etme bulma dünyasıdır, gelir Sayın Başbakan’ı da bulur. ‘Tamam mı’, ‘devam mı’ liderlere sorulacak Alevi evlerine işaret ŞULE KÖKTÜRK FAİLLERİN BULUN(A)MAMASI SONUNDA TEHDİDİ İSTANBUL’A TAŞIDI Bürosu) AKP’nin ANKARA (Cumhuriyet de ısrar etmesi ve sin başkanlık sistemi öneri nı istediği anayasa ası kısa sürede sonuçlanm mı, devam mı, parti m görüşmelerinde “Tama arı alındı. AKP’nin 31 liderlerine sorulsun” karson tarihi, Mart ayına ri Aralık olarak gördükle i. TBMM Başkanı Ceild lirt be da arı akl tac uza ce tıkanma noktasına mil Çiçek, bir süre ön sıl süreceğine ilişkin na in ler gelen görüşme erilerini sunmalarını ispartilerden çözüm ön n Yardımcısı Mehmet tedi. AKP Genel Başka 31 Aralık olduğunu in rin fle Ali Şahin ise hede tutturamadık” dedi. fi de he u “B en irk belirt maddenin 40’ında “70 ise rt Ka CHP’li Atilla e kaydedildi. Bu lem iler mutabakat var. Ciddi di. de Şahin “BDP emek heba edilmemeli” lelim’ diyor. İtirazı bö ye lge bö ‘Türkiye’yi 25 nlık sistemi deyince etmiyorsunuz, biz Başka diyerek tepki göstertepki gösteriyorsunuz” lamazsa maddeleraşı uzl de di. Kart da sistem dikkat çekti. de uzlaşılamayacağına İstanbul’un göbeğinde Beyoğlu ilçesine bağlı Okmeydanı semtinde, geçen pazar akşamı, Alevi yurttaşların yaşadığı 11 apartmanın, iki kişi tarafından işaretlenmesi bölgede korku ve paniğe yol açtı. 23 Aralık Pazar akşamı saat 19.3021.00 saatleri arasında, biri 1718, diğeri 2023 yaşları arasında iki kişi, Okmeydanı Fetihtepe Mahallesi’nde, Geniş Sokak, Demirkıran Aralığı, Demirkıran Sokak ve Yamak Sokak’taki apartmanları işaretledi. Evlerin işaretlendiğini gören bir kişinin “ne oluyor?” diye bağırması ve evleri işaretleyenleri kovalaması üzerine iki kişinin görüntüleri, bir internet kafenin güvenlik kamerasına yansıdı. Ertesi sabah evlerinin işaretlendiği gören Alevi yurttaşların, olayı Emniyet birimlerine bildirilmesi üzerine yaklaşık 8090 kişilik polis ordusu, Fetihtepe Mahallesi’ne gelerek incelemede bulundu. Polis ekipleri boya örne ği, parmak izi ve güvenlik kamerası görüntülerini alırken şikâyet üzerine savcılık, şüpheliler hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekten” soruşturma açtı. Olayın duyulması üzerine CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün ve Alevi örgütleri, mahalleyi ziyaret ederek bilgi aldı. Olayı ilk günden bu yana takip eden Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu, yaklaşık 1.5 yıldır Alevilere yönelik, ev işaretleme ve saldırı olaylarını anımsattı. Hükümet kanadından “bunlar provokasyondur” açıklamalarının yapıldığını belirten Kenanoğlu, provokasyonsa provokatörlerin yakalanmasını istediklerini söyledi. Bu saldırıların sistematik olduğuna dikkati çeken Kenanoğlu, “Faillerin yakalanmaması nedeniyle bu yapanın yanına kâr kalıyor, göz yumuluyor algısını yaratıyor. Sistematik bir saldırıya dönüşüyor, önümüzdeki süreç içinde daha vahim olayların yaşanacağı endişesini taşıyoruz” dedi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog