Bugünden 1930'a 5,439,797 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA 14 HABERLER İstanbul PB Edirne B Kocaeli PB Çanakkale Y İzmir B Manisa B Denizli S Zonguldak PB Sinop PB Samsun PB 14 14 16 16 16 15 15 14 14 17 CUMHURİYET 27 ARALIK 2012 PERŞEMBE TÜRKİYE Trabzon PB Giresun PB S Ankara Eskişehir S Konya S S Sivas Antalya B 15 14 9 5 11 5 18 Adana Mersin Erzurum Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars B B B B B B S S S S 17 17 11 11 14 10 11 5 5 5 Oslo PB 8 Helsinki K 0 Stockholm K 1 Londra Y 9 AmsterdamY 9 Brüksel Y 9 Paris Y 11 Bonn Y 9 Münih Y 6 Berlin Y 6 DIŞ MERKEZLER BudapeştePB 5 Madrid B 10 Viyana K 5 Belgrad PB 6 Sofya PB 8 Roma PB 15 Atina PB 17 Zürih Moskova Aşkabat Taşkent Baku Bişkek Tiflis Kahire Şam Tahran Y K PB PB PB PB PB A B PB 18 2 1 2 8 1 7 19 15 17 GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada Başbakan’ı günlerdir; bu Başbakan’a ve polisine aslanlar gibi direnen rektörüne, öğretim üyelerine böyle öğrenciler yetiştirdiği için olmaz olsunlar diyerek saldırıyor. Öğrenciliği boyunca başını Kuran’dan kaldırıp çağdaş dünyaya ve insan gibi yaşamanın nimetlerine bakmayan RTE, eğitim yıllarında bugün özgürlük ateşini yakan ODTÜ öğrencileri gibi öğrenci olmadığını söyledi... Yani?.. Din kalıplarından sıyrılamadığını itiraf ettiği yetmiyormuş gibi ODTÜ öğrencilerine biber gazı, gaz bombasıyla saldıran, bir öğrencinin beyin kanaması geçirmesine neden olan polisin orantısız güç kullanmasına tek bir cümleyle değinmedi ve... ....bu kaba, zorba davranışlara “polis görevini yapmıştır” diye tam destek verdi. Bu olaylardan sonraki açıklamaları ise RTE’nin nasıl bir Türkiye ve üniversiteler yarattığının kanıtı. ૽૽૽ YÖK+Hükümet+Çankaya üçgeni, ülke sorunları üzerinde görüşlerini açıklayan, AKP’nin, demokratik özgürlükleri kısıtlamaya yönelik çabalarını eleştiren rektörler yerine, sessizliği yeğleyen, suskun kalarak iktidarı destekleyen rektör atadı. Bugün üniversiteler arasındaki bölünmüşlüğün, zorbalığa destek veren rektörler yönetiminin ve üniversitelere yıllardır egemen olan suskunluğun baş mimarı Çankaya’daki AKP’lidir. Çankaya’daki AKP’li; YÖK’ten gelen üç aday arasından en çok oy alan, tabii laik ve gerçek demokrat, Cumhuriyeti, özgür üniversiteyi ve Türkiye’yi savunan rektör adayını sildi. Yerine, örneğin üniversitelerde türban yasağına karşı yazılı sözlü görüş açıklayan üçüncü sıradaki, oyu düşük aday profesörü rektör ilan etti. Bugün demokratik anlayışa yatkın açıklamalar yapıyorsa; bu, RTE’ye karşı 2014 Çankaya savaşında kamuoyunun desteğini arkasına almak içindir. Bir örnek olay, Çankaya’nın dün yaptıklarıyla bugün söyledikleri arasındaki derin uçurumu gösteriyor... A. Gül; geçenlerde “üniversitelerin suskunluğundan” şikâyet ediyordu... ૽૽૽ Bu kadronun yukarıdan aşağıya yaptıklarıyla sonradan söyledikleri asla bağlaşmıyor. A. Gül öyle de düne kadar “kardeşi” Başbakan’ın yapısı daha başka kumaştan mı? Kanıtlayalım: RTE, 2002’den önceki Cumhuriyete, devrimlerin gerçekleşmesinde üstün çabalarıyla tarihe isimlerini yazdıranlara, başta Atatürk’ün başbakanı İsmet İnönü’ye günlerce, haftalarca, aylarca olmadık, ağza alınmayacak ve akıllara sığmayan saldırılarda bulundu... Demokratik yaşamın kapılarını açarak, ülkesini dünya savaşından koruyarak tarihsel zaferlere imza atan İsmet İnönü, RTE indinde yurttaşlarını katleden, bıyığı bile Hitler’e benzeyen, Mussolini gibi kaba, insafsız bir diktatör. Şimdi bakın: Bu ülkenin tarihsel geçmişini inkâr eden bu söylemlerin, anlamsız, değersiz ancak sahibine yaraşır bu saldırıların sahibi RTE; ölümünün 39. yıldönümünde Başbakanlık Basın Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre...“İnönü’nün İstiklal Savaşı’nın kazanılmasında üstün görevler üstlendiğinden” söz ediyor ve... ... “Merhum İnönü, değerli bir siyaset adamı olarak yakın tarihimizin en önemli şahsiyetleri arasında yer almaktadır” diyor ve belki inanmayacaksınız, ama İnönü’yü saygıyla anıyor! İkiyüzlülüğün bu denlisine pes demez misiniz?.. ૽૽૽ Bu somut örnek RTE’nin, üniversitelerde özgür düşünceye, söz ve eylem özgürlüğüne değer verdiklerini ve gerçekleştireceklerini irdeleyen açıklamalarının kocaman birer yalandan ibaret olduğunu da belgeliyor. Kanıt ortada: AKP iktidarının zorba rejimine şapka çıkaran kimi üniversite rektörlerinin açıklamalarında, demokratik protesto haklarını kullanmak isteyen öğrencilere orantısız güç kullanarak saldıran RTE’nin polislerini kınayan, Başbakan’ın saldırgan üslubunu eleştiren tek satır yok! ODTÜ Rektörü’ne, öğretim üyelerine ve tabii öğrencilere saldıran RTE’nin üslubu ve kafası neyse, kimi üniversite rektörleri de ODTÜ rektörüne, öğretim üyelerine ve öğrencilere aynı üslupla yükleniyorlar. ૽૽૽ Kafa aynı kafa! Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer’in, ODTÜ’de yaşanan olaylar sonrasında ODTÜ yönetimini kınayan üniversite rektörleri kervanına katıldığını öğrendiğimizde çok şaşırmıştık. İstanbul’daki rektörler tarafından yapılan ilk deklarasyonla hemen hemen aynı ifadeleri kullanan Tuncer, “Tamamen kendi üretimimiz olan Göktürk2 uydumuzun başarıyla fırlatılması sırasında ve sonrasında yaşanan şiddet içeren olayların, Türkiye’nin gurur duyacağı bu başarıyı gölgede bırakması üzüntü vericidir. Demokratik bir hak olan protestonun, şiddet kullanılarak ortaya konması kabul edilemez. Güvenlik güçlerimizi ve öğrencilerimizi birbirlerinin karşıtı değil, ülkemiz için çaba gösteren paydaşlar olarak görüyoruz” açıklamasını yapmıştı. Geldiği günden bu yana ‘üniversitede demokrasi’ vurgusu yapan Prof. Tuncer’in, Emniyet güçlerinin öğrencilere yönelik orantısız güç ve gaz kullanımını tamamen görmezden gelen bu açıklamayı üniversite senatosunun onayını almadan yapabileceği aklımızın ucundan dahi geçmemişti. Nitekim dün bu konuda şaşırtıcı bilgilere ulaştık. Hacettepe Rektörü Tuncer: O Bildiride İmzam Yok Senatosu, rektörlerin ODTÜ’yü kınayan açıklamalarının ardından ilk toplantısını dün gerçekleştirdi. Senato toplantısına katılan akademisyenlerin bir bölümü ODTÜ yönetimini kınayan açıklamaya rektörün tek başına taraf olmasından rahatsız olduklarını belirterek izahat beklentisini dile getirmiş. Tuncer de onlara ‘şaşırtıcı’ yanıtlar vermiş. Böyle dememizdeki sebep, Rektör Prof. Tuncer’in her şeyden önce “Ortada çok ciddi yanlış anlamalar var. Benim bu deklarasyonda imzam yok. İmzamı gösterin, istifa edeyim!” şeklindeki sözleri. Rektör aynı sözleri sabah saatlerinde öğrencilerle bir araya geldiği toplantıda da paylaşmış. Tuncer ortak bir bildiriye imza atmadığını ama Twitter ve Facebook üzerinden görüşlerini paylaştığını aktararak kendini savunmuş. ODTÜ’ye ‘dayanışma’ ziyareti Hacettepe Rektörü Tuncer, üniversite yönetimiyle bugüne kadar bilinmeyen bir başka gelişmeyi de paylaşmış. Tuncer, rektörlerin eleştirilerinin odağındaki isim olan ODTÜ Rektörü Acar’a sesiz sedasız bir ‘dayanışma ziyareti’ yaptığını söylemiş. Tuncer, dünkü toplantıda bunu “ODTÜ rektörünü ziyaret ederek görüşlerimi paylaştım. Birçok noktada kendisiyle görüş birliğindeyiz” ifadeleriyle aktarmış. ‘Öyleyse açıklama yap’ Rektörden gelen bu sürpriz açıklamalar üzerine toplantıya katılan senato ‘Benim imzam yok’ Hacettepe Üniversitesi üyeleri bu hususların belirsizliğe yer bırakmayacak bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurulmasının yararlı olacağı önerisinde bulunmuş. Ancak Tuncer bugünlerde birçok yöneticide görmeye alıştığımız bir şekilde basını ‘konuları çarpıtmakla’ itham ederek bu öneriye karşı çıkmış. Toplantıda söz alan birkaç akademisyenin “Aman biz taraf olmayalım. Basın bildirisi yayımlamak riskli olur. Oyuna gelmeyelim” sözlerini de fırsat bilerek konuyu oylamaya bile sunmadan kapatmış. Toplantının özeti böyle... Şimdi Prof. Tuncer’e düşen çıkıp hem kendi üniversitesinin mensuplarına, hem de kamuoyuna işin doğrusunu açıklayarak yanlış anlamaları ortadan kaldırmasıdır. ‘İmzamı gösterin, istifa edeyim’ sözlerinin anlamı nedir? Bildiri yayımlayan rektörlerle aynı fikirde mi, değil mi? O bildiride imzası olmasa bile sadece öğrencileri suçlamakla mı kalacak? Öğrencilere gaz bombası atan ve orantısız güç kullanan Emniyet güçlerine bir tepkisi yok mu? ODTÜ Rektörü Acar’ın öğrencilerin protesto hakkını savunan sözlerine itirazı var mı? Polis şiddetine maruz kalan Hacettepe öğrencileri olsa kendi tepkisi ne olurdu? Derik’ten Çorum’a MARDİN (Cumhuriyet) Derik ilçesinde 19931994 arasında işlenen 13 faili meçhul cinayetle ilgili davanın 2. duruşması Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Mahkeme, Adalet Bakanlığı’nın başvurusu üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nce davanın Çorum’a alınmasına karar verildiğini belirtti. Duruşma çıkışı açıklama yapan Mardin İHD Şube Başkanı Erdal Kuzu, Ankara Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Musa Çitil’in tutuklanması yönündeki taleplerinin reddedildiğini belirterek şunları söyledi: “Bu nakil kararının, müdahillerin dosyadan uzaklaşmasına ve ortaya çıkacak maddi gerçeği saklamaya yönelik bir girişim olduğu çok açıktır. Şunu da anladık: Kürtlere karşı işlenmiş cinayetler soruşturulmayacak.” Mardin Barosu Başkanı Azad Yıldırım ise ailelerin çoğunun maddi imkânları olmadığını belirterek duruşmalar için Çorum’a gitmelerinin zor olacağını ifade etti. 13 faili meçhul cinayet davası 7 kez şikâyet etmiş Randevu beklerken öldü 4 aydır test yaptıramayan kanser hastası gazeteci daha fazla direnemedi ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Pendik Sonsöz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Siraç Fakirullahoğlu, dört ayı aşkın süredir ALK testi yaptıracak yer bulamadı ve yaşamını yitirdi. Aylardır ne CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a yönelttiği “Fakirullahoğlu nerede acil ALK testi yaptıracak” sorusuna yanıt verildi ne de Sağlık Bakanlığı’nın 184 No’lu “şikâyet” hattından bir yanıt geldi. Kanserle mücadele eden Fakirullahoğlu, 30 Ağustos 2012 tarihinde gazetesinde yayımlanan “Ölme eşeğim ölme” başlıklı yazıda şöyle diyordu: “Hastaların randevu almakta zorlanması bir yana, diğer taraftan hekimlerce istenen bazı tetkikleri hastalar yaptıracak merkez bulamıyor. Akciğer kanseri olan A.S.F için Pendik Marmara Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Servisi’nden uzman bir doktorun istediği ALK testini yapacak bir patoloji laboratuvarı tüm araştırmalara rağmen bulunamadı. ALK (Anaplastik Large Cell Lenfoma Kinas) analizi için adres olarak verilen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Patoloji Laboratuvarı doktorları ellerinde test yapacak kitlerin olmadığını, belki 34 ay içinde ithal edilebileceğini ifade ediyorlar. Bu da hastaya ‘ölme eşeğim ölme, yaza yonca bitecek’ deyimini anımsatıyor. Bu arada Çapa Tıp Fakültesi Patoloji Laboratuvarı, Özel Acıbadem Hasta 10 bıçak yeter mi? ALİCAN ULUDAĞ ‘Ölme eşeğim ölme’ ⅷ Hesabı kime sorulacak? CHP’li Umut Oran, Fakirullahoğlu’nun kaybından duyduğu üzüntüyü dile getirirken “AKP, sağlıkta devrim yaptığını öne sürerek reklamını yapıyor ama devrimde geldiğimiz nokta bu. Hayati önem taşıyan testler bile yapılamıyor. Aylardır bir test yaptıracak yer bulamayan Fakirullahoğlu’nun hesabını kime soracağız” dedi. Hasta olmaktan korkuyoruz SİBEL BAHÇETEPE ANKARA Eşinden 1.5 yıl önce boşanan Hatice İ., sabah işe giderken 4 yaşındaki kızının gözleri önünde eski eşi tarafından 10 yerinden bıçaklanarak ağır yaralandı. Hatice İ.’nin olaydan önce eski eşi hakkında “ölümle tehdit ettiği” iddiasıyla 7 kez suç duyurusunda bulunduğu, 3’üne “delil yetersizliğinden” takipsizlik kararı verildiği ortaya çıktı. İş bulan ve bir eve yerleşerek hayatını yeniden kuran Hatice İ.’nin yolu dün sabah işe giderken Hanefi Çimen tarafından kesildi. Tekrar barışma talebi reddedilen Çimen, yanında getirdiği bıçakla Hatice İ.’yi 10 yerinden bıçakladı. Hanefi Çimen, bıçak darbelerini vururken “Beni şikâyet edersin ha? Hadi git bir daha beni şikâyet et” dedi. Zanlı Çimen tutuklanırken olaya şahit olan 4 yaşındaki küçük kız yuvaya yerleştirildi. Hastaneye kaldırılan kadının durumunun ağır olduğu, hayati tehlikeyi atlatamadığı öğrenildi. Ameliyata alınan mağdur kadının yüzüne dahi bıçak darbesi yediği belirtildi. AKP hükümetinin devrim diye nitelediği sağlık sisteminde yurttaş, ultrason, röntgen, MR gibi basit tetkikler için aylar sonrasına gün alabiliyor. Bazı kanser testleri ise devlet ya da üniversite hastanelerinde yapılamıyor, yüksek fiyatlarla özel hastanelerde gerçekleştiriliyor. Hastalanmaktan korktuğunu belirten yurttaşlar, “Şans eseri muayene olmak için sıra alabildiysek ne mutlu bize. Ama işkence burada da bitmiyor. Doktor eğer bazı test ve tahliller istiyorsa işkence daha da artıyor. Çünkü istenen tahlil ve tetkikler için aylar sonrasına randevu veriliyor” diye dert yanıyor. Böbrek hastası Gül Fidan, “Doktor böbrek ultrasonu çektirmemi söyledi. Ultrason sırası almak istediğimde, bana 7 ay sonrasına gün verildi. Bu ağrılarla o kadar nasıl bekleyebilirim” dedi. Kol bileğinde kırık olan Emrah Kılıç da “Baltalimanı Kemik Hastalıkları Hastanesi’ne gittim. Doktor ameliyat sıram gelince arayacağını söyledi. 10 gün oldu, arayan olmadı, ağrılarım çok” diye konuştu. Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan ise şunları anlattı: “Hasta belki aylar sonrasına MR, ultrason gibi tetkiklerini yaptırıyor ama sorun burada da bitmiyor. Tamgün Yasası ile hastanelerde doktor kalmadı, asistanlarla işler yürütülüyor. Bu kez de hastaya tam tanı konulamıyor” dedi. Su cinayeti! İstanbul Haber Servisi Ümraniye’de “banyodan alt kata sızan su” nedeniyle tartıştığı komşusunu öldürdüğü öne sürülen kişi gözaltına alındı. Dudullu’da bir apartmanın 4. katında yaşayan Yunus Coşkun (26) ile üst katta oturan Ercan U. (32) arasında, “banyodan alt kata su sızması” nedeniyle tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Ercan U, Coşkun’u bıçaklayarak öldürdü. Olayın ardından karakola teslim olan Ercan U. adliyeye sevk edildi. Olaydan bir süre önce, Ercan U’nun asansör tamiri yüzünden de Coşkun ile tartıştığı iddia edildi. Zanlı alt kat komşusu Gazeteci Fakirullahoğlu 12 gün önce yaşamını yitirdi. 7 ay sonra ultrason Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, yeni yıl ve yeni yıl kutlamalarıyla ilgili açıklamada bulundu. Görmez, yeni yıl kutlamalarını tüketim açısından “kültür ve kimlik erozyonu” olarak nitelendirerek “Noel ve yılbaşı meselesi aynı zamanda kadim pagan kültürleriyle kapitalist tüketim kültürlerinin iç içe geçtiğini gösteren uygulamalardır” dedi. Ⅵ ANKARA (AA) Şans Topu’nun bu haftaki çekilişinde kazanan numaralar “3, 4, 5, 15, 26 ve +14” olarak belirlenirken 5 +1 bilen 1 kişi, 622 bin 702 lira ikramiye kazandı. Çekilişte 5 bilenler 6 bin 227 lira 55’er kuruş, 4 +1 bilenler 288 lira 75’er kuruş, 4 bilenler 28’er lira, 3 +1 bilenler 17 lira 55’er kuruş, 3 bilenler 3 lira 20’şer kuruş, 2 +1 bilenler 5 lira 5’er kuruş, 1 +1 bilenler 2 lira 80’er kuruş ikramiye kazandı. ‘Yeni yıl kimlik erozyonu’ 1 kişiye 622 bin TL nesi, Haydarpaşa Gata Askeri Hastanesi’ne yapılan başvurular da sonuçsuz kaldı. Sağlık Bakanlığı 184 No’lu danışma ve şikâyet hattına yapılan başvuru için de halen geri dönüş bekleniyor. Kanser tedavisinde önemli bu testin yapılamaması nedeniyle A.S.F’nin tedavisine devam edilemiyor. Bununla ilgili yüzlerce hastadan da aynı şikâyetler alınmaktadır.” Olayı kişiselleştirmemek için, yazıda ad ve soyadının baş harflerini kullanan Fakirullahoğlu, bu testi yaptıramadı ve 15 Aralık günü yaşamını yitirdi. AKP’nin Sağlıkta Dönüşüm Programı ile her geçen gün zorlaşan sağlık hizmetleri, hastaları adeta canından bezdiriyor. Muayene olabilmek için http://hastanerandevu.gov.tr’den ya da bakanlığın 182 Nolu telefondan randevu alabilen hastanın asıl sıkıntılı süreci ‘Tam tanı konulamıyor’ Şaka can aldı ARTVİN (Cumhuriyet) Artvin’de görevli bir polis, kendisine kar maskesiyle şaka yapan meslektaşlarına ateş açtı. Olayda 1 polis hayatını kaybederken iki polis de yaralandı. Yusufeli ilçesinde görev yapan polis memuru Yasin Başoğlu, polis arkadaşlarına evde yalnız kalmaktan korktuğu söyledi. 3 meslektaşı da şaka yapmak için gece kar maskesiyle Başoğlu’nun kapısına gitti. Silahıyla kapıyı açan Başoğlu, arkadaşlarının şaka yaptığını fark etmeyince rasgele ateş açtı. Başından yaralanan Mehmet Pekdura hayatını kaybetti. Diğer iki polis ise yaralandı. Olayın ardından Başoğlu tutuklandı. 3 polisin kanlı oyun’u Kemoterapi için bile randevu yok bundan sonra başlıyor. İstenilen tetkikler için de birer randevu almak zorunda kalan hasta, 3 hafta ile 6 ay sonrasına verilen randevular nedeniyle çıldırıyor. Hatta kanser hastalarının hayati önem taşıyan kemoterapileri bile randevu alamadıkları için gecikebiliyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog