Bugünden 1930'a 5,432,777 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

23 ARALIK 2012 PAZAR CUMHURİYET SAYFA 15 İsmet Berkan’ın medya âlemindeki tekilliği, her şeyden önce sanal âlemdeki biricik özgeçmişinden bellidir. Şahıs, Türkiye ve herhalde dünyanın, kendi eğitimiyle değil, gazeteci annesinin eğitimiyle anılan yegâne gazetecisidir. Vikipedia’daki özgeçmişi şöyle başlar: “İsmet Berkan, Türkiye’nin Gazetecilik Enstitüsü (bugünün İÜ İletişim Fakültesi) mezunu ilk kadın gazetecilerinden Necla Tümay Berkan’ın oğludur…” Çocuklarıyla oynamadığı zamanlar da zaten kendisinden söz ve itiraflar etmeyi seven İsmet Berkan, yine böyle bir terapi yazısına: “Ortaokulu üç, liseyi dört ayrı okulda okudum, zor bela tamamladım. Üç ayrı üniversiteye devam ettim, birinci ve ikincisini kendim bıraktım, üçüncüsünden ise mezun olamadan atıldım…” diye başlamış ve rahatlamıştı. Almadığı eğitimin boşluğunu okuyarak, çalışarak dolduran “alaylı”lara, zekâsını kullanıp başarı kazanan insanlara; harcadıkları çaba “okullu”lardan daha büyük, daha bireysel olduğu için saygı duyulur ve doğrudur. HHH Ama özellikle basın dalında böyle bir başarı öyküsü, 14 yaşında “falancanın mahdumu” diye çıraklıkla başlamış ve 48 yaşında “eski genel yayın yönetmeni, halen yazar” olarak sürerken; özgeçmişi hâlâ daha “filancanın mahdumu” referansı taşıyorsa, belli bir zafiyetin ve izafiyetin göstergesidir. Hele bu zafiyet ve izafiyetle; şirket devletlerin GDO propagandistliğinden felsefeye, matematikten fiziğe, kimyadan ran “yazar” olarak hak ediyor! Yumurtaya can veren Rab’bi, vermiş zatına küçücük bir ego, İsmet n’aapsın? Madem kimse övmüyor, o da kendisini övmeyi sürdürüyor: “Benim kendimce bir gazetecilik anlayışım var. Kendimi bir misyonun parçası görmem, görürsem mesleğime ihanet edeceğimi düşünürüm. Sık sık şu soruya muhatap oldum: Taraf’ın yayınladığı belgeler ve bilgiler sana gelse yayınlar mıydın? Ben de hep aynı cevabı verdim: Bizim Radikal’de uyguladığımız kontrol mekanizmalarından geçerse yayınlardım, geçemezse geçene kadar yayınlamazdım.” HHH Oysa benmerkezci İsmet Berkan’ın ta kendisi, henüz onun Radikal’inde, daha davası başlamadan “Ergenekon’un Yakın Tarihi”ni yazıyor, kurgu üstüne kurgu üretirken desteksiz atıyordu! Ne kontrolü, ne mekanizması? 2008 Temmuz ortasında tamamlanacak iddianame henüz hazırlanıyordu ki… İsmet Berkan, daha nisan ayının başında freni patlamış laf değirmeni gibi 7 bölüme yaydığı çalakalem dizide, Ergenekon “çetesini” bir değil, üç değil, tam 6 adet darbeden sorumlu tuttuğunu tefrika ve ihbar ediyordu! Artık biliyorum. Gazeteciliği hiçbir siyasal duruş, hiçbir etik taşımayan, biricik yeteneği patrona “he” demekten ibaret İsmet Berkan, sözüm ona yücelttiği Radikal’i küçültmek misyonuyla genel yayın yönetmeni yapılmıştı ve başardı! Megalomani de aşağılık kompleksinin ifadesi değil midir, zaten? “Gerçek, çeliş kide gizlidir.” FRIEDRICH H EGEL İsmet Berkan’dan Radikal’ci Ergenekon kehanetleri: “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, benim anladığım, bütün Cumhuriyet tarihinin en önemli soruşturmalarından birini yürütüyor. (04.04.2008)” “Ergenekon soruşturması çok partili demokrasi tarihimizin en önemli suç soruşturmalarından biri olmaya aday. (05.04.2008)” “Sıra dördüncü ve gerçekleşmeye en fazla yaklaşan darbeye geldi. (06.04.2008)” “Bu şemada, Danıştay saldırganı dahil bugün tutuklu olarak cezaevinde bulunan bütün Ergenekon şüphelileri yer almaktadır. (09.04.2008)” “Gerekirse kan dökmeyi göze alarak iktidarı devirmeyi amaçlayan bir ‘cunta’dan, bir çeşit yeraltı örgütünden söz ediyoruz. (11.04.2008)” Uydu Medyanın Şambabası Fotoğraf: ALİ ARİF ERSEN O Günden Bugüne ODTÜ 6 Ocak 1969 günü dönemin rektörü Kemal Kurdaş’ın daveti üzerine Ortadoğu Teknik Üniversitesi’ne (ODTÜ) gelen CIA görevlisi ve ABD’nin Ankara Büyükelçisi Robert Komer’ı kötü bir sürpriz bekliyordu. ODTÜ’lü öğrenciler Komer’ın Vietnam Savaşı sırasında Güney Vietnamlıların “uyuşturulmasında” önemli bir rol oynadığını öğrenmişlerdi. Vietnam sırasında Phoenix isimli bir programın başında olan Komer, daha sonra bu programın 20.587 ölümle sonuçlandığını ifade etmiştir. Noam Chomsky ise Komer dönemindeki Phoenix programının yaklaşık 60.000 ölümle sonuçlandığını savunmaktadır. Komer’ın aynı zamanda Güney Vietnamlı kırsal kesim nüfusunun yaşadıkları yerlerden zorlanmasında ve Stratejik Hamlet Programı adıyla bilinen toplama ve işkence kampının kurulmasında parmağı vardı. HHH ODTÜ’lü devrimci öğrenciler böyle karanlık bir kişiliğin üniversitelerine gelmesini içlerine sindiremediler, rektörlük binasının kapısına park eden 1968 modeli Cadillac marka arabasını ateşe verdiler. Bilinen, arabayı ateşe verenin Taylan Özgür, arabanın kolay alev alması için benzin deposuna sıkıştırılan kaşkolün sahibinin de Sinan Cemgil olduğudur. Olaydan üç gün sonra Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan’ın da içinde bulunduğu yedi kişi hakkında verilen tutuklama kararı sonrasında, 3.000’den fazla öğrenci bir dilekçeyle kendilerinin de eyleme katıldığını bildirmiştir. Bilindiği gibi Taylan Özgür aynı yıl, 23 Eylül günü İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen Öğrenci Birliği Kongresi’ne polis tarafından yapılan bir baskında öldürülmüş, Sinan Cemgil 31 Mayıs 1971 tarihinde Nurhak Dağı’nda jandarma tarafından vurulmuş, Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan 6 Mayıs 1972 günü Hüseyin İnan’la Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’nde asılarak idam edilmişlerdir. Bu coğrafyada devlet “asi” çocuklarına karşı her zaman hoşgörüsüz, her zaman acımasız olmuştur. HHH Son ODTÜ olayları bana 1960’ların, 1970’lerin o heyecanlı, coşkulu isyan günlerini anımsattı. Biber gazları, sis dumanları arasında “onları” görür gibi oldum. Üniversitenin olaylar sonrası yaptığı açıklama, ODTÜ Rektörü Sayın Prof. Dr. Ahmet Acar’ın sözleri beni yüreklendirdi; bu ülkede hâlâ yerlerinden olmaktan korkmayan, ikbal peşinde koşmayan akademik ve insani onura sahip hocalarımız var diye düşündüm. Genç öğrenci arkadaşlarımı ise yürekten kutluyorum. Başbakan’ın ODTÜ üzerine söylediklerini ise duymazdan geliyorum; yalnızca “Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner” demekle yetiniyorum. biyolojiye ahkâm kesen şahıs, kendisini çukurmedya mahallesine etik gazetecilik abidesi diye dikmeye uğraşıyorsa, eksiğin başka bir adı vardır: Sahtelik! Muhatabına dosdoğru bakamayan ve konuşurken gözlerini kaçıran kişilerin “kalleşçe” davranabileceğini önyargılarım. Ama kimi medyada genel yayın yönetmenliği makamının zaten bilgi, birikim ve yetenekten çok, yüksek kalleşlik becerisi gerektirdiğini de bilirim, birebir tanık oldum. Yine de İsmet Berkan’ın, bu medyada bile nasıl genel yayın yönetmeni olabildiğini, yakın zamana kadar anlayamamıştım. Algısızlığım sürseydi, zaten böyle bir yazı da yazmazdım. Ama gözümü bizzat kendisi açtı, çünkü “eski genel yayın yönetmenliği kontenjan azası” olduğu Hürriyet’in 18 Aralık 2012 tarihli sayısında, “Taraf’ı doğru tarafa koyabilmek” başlıklı bir yazısı yayımlandı. HHH Konuya, “Taraf çıkmaya başladığında ben Radikal gazetesinin genel yayın yönetmeniydim ve bu gazete benim gazetemin hedef kitlesine hitap eden, bizden çok sayıda okuyucu, eleman ve yazar kopartan bir gazeteydi. Yani, Taraf doğrudan benim rakibimdi” saptamasıyla giren İsmet Berkan, alkışlanmayı her şeyden önce, iki tümceye bunca ben, benim, bizim sığdı KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK ‘Sırıttıran’ Çizgiler Karikatüre “çizgiyle mizah” dense bile günümüzdeki “güldürerek düşündürme” tanımı daha yakışıyor ya da “düşündürerek güldürme..” Kamil Masaracı’nın karikatürleri ise bu tanıma uysa bile yetmiyor; çünkü, o bön bön bakan koca burunlu tiplerinin haberlerini okuduğunuzda, aslında gülmüyor, “sırıtıyor”sunuz... Örneğin “yeni yasaya göre bundan böyle”yle başlayan haberini, “herkes”i ekledikten sonra “evinde düşünecek” diye tamamlamasına nasıl gülünebilir ki? Ya da aynı “ciddi” habercinin “dün bir okur daha” dedikten sonra “sponsor bulamadığı için”le devam ederek “okumadı” demesine acı acı sırıtılmaz da ne yapılır? ciddi adamından tüm doğaseverleri sırıttıracak bir haber daha: “Yeşilin tonları…” “çok sayıda ressamın katıldığı törenle…” “toprağa verildi..” ültürlü Hadiseler’ Özgeçmişine göre “1950 yılında Antakya’da dünya nüfusuna katkı olsun diye doğan” Masaracı, bön bön bakan koca burunlu adamının “kültür haberleri”nden bir seçkiyi “Kültürlü Hadiseler” kitabında derledi. Caretta Yayınları’ndan geçen ay yayımlanan kitabı, Zeynep Yığcı yayına hazırlarken kapak tasarımını Şirin Yığcı, sayfa tasarımlarını da Ahmet Ali Aksan ile Ömer Cihangir üstlendi. Bugüne dek yurtiçi ve yurtdışında 30’u aşkın kişisel sergi açan, ulusal ve uluslararası ‘K ÇİZGİLİK KAMİL MASARACI kamilmasaracı@gmail.com.tr ‘ G ’ N O K T A S I behicak@yahoo.com.tr BULMACA SEDAT YAŞAYAN HARBİ SEMİH POROY Masaracı’nın bantları karşısındaki her sırıtmamız, yaşadığımız gerçeklerin “gülünç”lüğünü anımsamanın, daha doğrusu Kamil’in bunu anımsatmasının bir tür “hayıflanma”sı olsa gerek... Koca burunlunun 3 karedeki haberlerinden birkaç örnek daha: “Toplumun ahlaki değerleriyle uyuşmadığı için…” “bazı renkler…” “tablodan çıkartıldı...” “Heykelin…” “tutuksuz olarak…” “yıkılmasına karar verildi.” “Ünlü yazar…” “yeni kitabının tanıtımında…” “modacılardan tam puan aldı.” Ve aynı zamanda “orman mühendisi” olan Masaracı’nın, yarışmalarda ödül üstüne ödül kazanan, son yıllarda değişik kentlerimizde açılan “Karikatürlü Ev”lerin fikir babası ve öncüsü, Karikatürcüler Derneği’nin eski başkanı ve Cumhuriyet gazetesindeki çalışkan oda arkadaşım Kamil’i bu son kitabından ötürü kutluyor; kitabın arka kapağında yer alan düşüncelerimi okurlarla da paylaşmak istiyorum: “Karikatür denince aklınıza ne gelirse ‘gelmeyenler’ Kamil Masaracı demektir. Çünkü hiç kimse kendi halinin de karikatür olduğunu düşünmez; ta ki Masaracı’nın, o, ‘kim bu’ dedirtmeyen tipleriyle baş başa kalıncaya kadar...” UYDUDAN NAKLEN HAKAN ÇELİK fhakancelik@mynet.com SOLDAN SAĞA: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1/ Bir ban 1 kanın müş 2 terisine verdiği kredi 3 mektubu. 4 2/ Kısa kıllı 5 bir av kö 6 peği cinsi... Otlak. 3/ 7 Gemilerin 8 onarıldığı 9 üstü örtülü havuz... Ça1 2 3 4 5 6 7 8 9 maşırın az kirli A S ve köpüklü son 1 T O M A R A 2 O C A K V A L E suyu. 4/ Bir renk... R 1944’te Bandırma 3 M A D I M A K E R T E açıklarında batan 4 A K I Türk yolcu gemisi. 5 R M E N E M E N A R 5/ Peru’nun baş 6 A V A R E A K MA N A S kenti... Osman 7 T E R A Z İ lı Devleti’nde iki 8 A L alaydan oluşan 9 S E R E N S İ N askeri birlik. 6/ Üzerine yapı yapılmak için ayrılmış yer... Ferit Edgü’nün bir öykü kitabı. 7/ Bir fakültede araştırma ve öğretim birimi... Mesafe. 8/ Bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gökcismi... Halk şairi. 9/ Bir sigorta ortaklığının, sigorta ettiği paranın bir bölümünü, olabilecek zarara karşı başka bir ortaklığa yeniden sigorta ettirmesi işi. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Gezgin derviş... Yabancı paraların ulusal para cinsinden değeri. 2/ Bir konu ya da nesnenin başlıca özelliklerini yansıtacak biçimde hazırlanmış taslağı... Bir topluluğu oluşturan bireylerden her biri. 3/ Üzerine yazı yazılan tabaklanmış ceylan derisi... Iskarta mal. 4/ İlave... Mersin’in bir ilçesi. 5/ Erbiyum elementinin simgesi... Asker. 6/ Afrika’da yaşayan bir antilop... Siper, hendek. 7/ Eyerin arka bölümü... Üye. 8/ Oylumlu... Çok iri bir kertenkele türü. 9/ Tuzak, kapan... Ödenmesi gereken bir paranın, ödeme gününden önce verilen bir bölümü. C M Y B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog