Bugünden 1930'a 5,440,253 adet makale



Katalog


«
»

13 ARALIK 2012 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA HABERLER Hukukçu yorumu: 7 Selek’e destek için kendileri hakkında suç duyurusunda bulundular ’ın Türkiye yorumu Öç alma mantığı ALİCAN ULUDAĞ Dünyanın en kötü gazeteci zindancısı LONDRA (ANKA) Türkiye’nin, ABD merkezli Gazetecileri Koruma Komitesi’nce dünyanın en çok gazeteciyi cezaevinde tutan ülkesi olarak nitelenmesi yankı buldu. Guardian gazetesi, 2012 yılında dünyada tutuklu gazetecilerin sayısının rekor kırdığına dikkat çekerken Türkiye’nin “dünyanın en kötü gazeteci zindancısı” olduğu yorumunu yaptı. İngiliz Guardian gazetesinin Gleenslade blogunda yayımlanan analizde dünyada cezaevindeki gazetecilerin sayısının rekor kırdığına, 1 Aralık itibarıyla dünyanın çeşitli ülkelerinde toplam 232 gazetecinin tutuklu olduğuna, bu rakamın 2011 yılına göre 53’lük bir artış anlamına geldiğine dikkat çekildi. Dünyada tutuklu gazetecilerin sayısının 2000 yılında 86 iken, 2010 yılında 145’e, 2011’de 179’a ve 2012’ye 232’ye yükseldiği vurgulanan analizde şu savlara yer verildi: “Türkiye, İran ve Çin’deki büyük çapta tutuklamalar, küresel toplamı, Gazetecileri Koruma Komitesi’nin dünya çapındaki araştırmalarını başlattığı 1990’dan bu yana en yüksek noktasına çıkarttı, böylece 1996 yılında kaydedilen önceki rekor aşılmış oldu.” ANKARA Hukukçular, savcının bugün esas hakkındaki mütalaasını açıklayacağı Ergenekon davasında adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini vurguladı. Hukukçuların görüşleri şöyle: Prof. Dr. Timur Demirbaş: Çok sayıda dosyanın bu davada birleştirilmesi, işin daha karmaşık hale gelmesine neden oldu. Normal usul hukukuna göre bitmek üzere olan ya da bitmiş olan davaların ayrılmasını öngörüyor. Burada ise tam tersi. Bir torba gibi her şeyin bu dosyada birleştirilmesi muhakeme hukukunun temel esaslarına aykırı. Hiç kimse olağanüstü yeteneğe sahip değil. Bu nedenle mahkemenin binlerce sayfalık, yüzlerce sanıklıklı, tanıklı davada sağlıklı sonuç vermesi beklenemez. Kamuoyunda sağlıklı bir karar çıkacağı konusunda endişe var. Tarafların tanıkları dinlenmeden savcının esas hakkındaki mütalaasını açıklayacak olması hukuka aykırı. Eğer şüphelilerin tanıkları dinlenmeden karar verilirse, Yargıtay bunu bozar. Öte yandan tutuklama cezaya dönüştü. Bu davanın hâkimleri değiştirildi. AİHM kararlarına aykırı bir durum bu. Mahkemenin tarafsız olduğu algısı yaratmalı ancak burada adaletin yara aldığını görüyoruz. Muğlak yasaları kullandılar Analizde Türkiye, İran ve Çin için “Dünya basınının en kötü zindancıları olan bu üç ülke, etnik azınlıklarca ifade edilenleri dahil, muhalif siyasi görüşleri susturan, devlete karşı suçlara ilişkin muğlak yasaları geniş bir biçimde kullandılar” yorumu yapıldı. Guardian’ın blogunda “Dünyanın en kötü 10 zindancısı” listesine de yer verildi ve ülkelerdeki basının durumuna ilişkin bilgiler yansıtıldı. Bu çerçevede “Türkiye, dünyanın en kötü gazeteci zindancısı” ara başlığı altında “Türkiye’de 49 gazeteci hapiste ve düzinelerce Kürt gazeteci ve editörü, terörle ilgili suçlamalar ile cezaevinde tutuluyor. Başka gazeteciler de, hükümet karşıtı komplolara karıştıkları suçlamaları ile de tutuklu” ifadeleri kullanıldı. Analizde Türkiye’nin ardından “dünyanın en kötü 10 zindancısı” arasında da isimleri bulunan diğer dokuz ülkeye ilişkin değerlendirmeler de yansıtıldı. Bu çerçevede İran’da 45, Çin’de 32, Eritre’de 28, Suriye’de 15, Vietnam’da 14 Azerbaycan’da 9, Etiyopya’da 6, Özbekistan’da 4 ve Suudi Arabistan’da 4 gazetecinin tutuklu olduğu vurgulandı. ‘Olmayan suçtan beni de yargıla’ İstanbul Haber Servisi Mısır Çarşısı davasında 14 yıldır yargılanan sosyolog Pınar Selek’e destek veren feminist, gazeteci, hukukçu, yazar, sanatçı ve sivil toplum örgütü temsilcisi çok sayıda kişi, “Pınar’la beni de yargılayın” diyerek dün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na kendisi için suç duyurusunda bulundu. Selek’in avukatları da Çağlayan’daki adliye önünde yaptıkları açıklamada, bugün yapılacak duruşmada, adalet isteyen herkesi Selek’i savunmaya çağırdı. Çağdaş Avukatlar Grubu, Katılımcı Avukatlar ve Özgürlükçü Hukuk Platformu’ndan avukatlar dün Çağlayan Adliyesi’nde bir araya geldi. Grup adına açıklama yapan avukat Cevriye Aydın, Mısır Çarşısı davasında mahkemenin iki kez beraat kararı verdiğini ve bozmaya karşı beraat kararında direndiğine dikkat çekti. 22 Kasım 2012’de yapılan oturumda, mahkemenin hukuk tarihinde görülmemiş bir şekilde direnme kararından döndüğünü belirterek “Bu açıklama, beraat kararını veren heyetin yerine yedek hâkimlerle oluşturulan heyet tarafından duruşmadan önce tutanağa yazılmıştı. Bu sürece, hiçbir hukuki değerlendirme yapmaksızın bakıldığında bile ortada iki artı ikinin beş ettirildiği bir sonuçla karşı karşıyayız” dedi. İzmir Barosu Başkanı Sema Pekdaş: Ergenekon davasındaki avu kat arkadaşlarımız, bu davada adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, delillerin toplanmadan, kendi delillerini sunmaya fırsat verilmeden dosyanın karara çıkmasını eleştiriyor. Bu dosyalar siyasi davalardır. Siyasi iktidarın müdahalesine açıktır. Siyasi hesaplaşma olarak yargı kullanılmaktadır. Biz herkes yargılanabilir diyoruz ama yargılama hukuka uygun olmak zorundadır. Yargılama siyasi öç alma aracı olmamalıdır. Tutuklama infaza dönüşmemeli. Bu davada tutuklama süreleri çok uzun. Peşinen infaza dönüşmüştür. Uzun tutuklamalar amacını aşmıştır. Tutuklu gazeteciler: Gazetecilik dışında suçumuz yok Emekli Orgeneral Iğsız Yargıda sorun ciddi İstanbul Haber Servisi Ergenekon davasından Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan emekli Orgeneral Hasan Iğsız, “Yargılama sürecinde, adil bir yargılama için yasal bir zorunluluk olan bazı yargılama safhaları atlanıyorsa, çağdaş hukuk normlarına nazaran yargıda ciddi bir sorun var demektir” dedi. İnternet Andıcı dosyasından 10 Ağustos 2011 tarihinden bu yana tutuklu bulunan eski 1. Ordu Komutanı Iğsız, yargıiktidar ilişkilerini değerlendiren bir açıklama yaptı. Orgeneral Iğsız, “Yargı, Bağımsız ve Tarafsız mı” yazısında Ergenekon davasının adını vermeden yargılama sürecinden örnekler vererek yargının bağımsızlık ve tarafsızlığını sorguladı. Yargının içinde bulunduğu durumun siyasilerin yargıya ilişkin söylemlerinden anlaşılabileceğini ifade eden Iğsız, “Sorunlu yargı, genellikle siyasi nitelikli davalarda ortaya çıkar” değerlendirmesinde bulundu. Iğsız, dava belirtmeden Ergenekon davası sürecinden örnekleri özetle şöyle sıraladı: “Eğer somut, hukuken geçerli deliller bulunmamasına rağmen, hayali varsayımlarla yasalar zorlanarak aydınlar, saygın meslek sahipleri kolayca ‘terörist’ olarak suçlanabiliyorsa, delil boşluğu, tutarsız, imzasız ihbar mektupları, sahteliği kanıtlanmış belgeler ve kim oldukları, ifadelerine ne ölçüde güvenilebileceği hiç bilinmeyen gizli tanık ifadeleri ile doldurulmaya çalışılıyorsa, tutarsızlıklarla dolu, hayal gücüne dayalı iddianameler hazırlanıyor ve bunlar mahkemeler tarafından kabul ediliyorsa, sanıkların sadece aleyhinde kullanılabileceği düşünülen hususlarla ilgilenilirken, lehte olabilecek hiçbir şey dikkate alınmıyorsa, hiç söz hakkı vermeme, söz hakkını kısıtlama ve benzer uygulamalarla savunma hakkı ihlal ediliyorsa, en temel hukuk kuralı çiğnenerek iddia makamının suçu ispat etmesi yerine sanık, suçsuz olduğunu kanıtlamaya zorlanıyorsa, avukatların hukuka davet çabaları hiç işe yaramıyorsa, hukuken değeri bulunmayan ve gerçekdışı gerekçelerle tutukluluk peşinen cezalandırma yöntemi olarak yaygın bir şekilde uygulanıyorsa, yapılan itirazlar neredeyse otomatik olarak reddediliyorsa, yargılama sürecinde, adil bir yargılama için yasal bir zorunluluk olan bazı yargılama safhaları atlanıyorsa, çağdaş hukuk normlarına nazaran, yargıda ciddi bir sorun var demektir.” Halk kurtarır Silivri’den izlenimler 13 Aralık milat olsun BÜLENT ECEVİT Yer; Silivri Hapishanesi... Mustafa Balbay, ‘Silivri Toplama Kampı’ diyor... Sabah saatlerinde güneş henüz doğmuştu ki ziyaretçilerin alındığı bölümün önünde beklerken bir kuş sürüsünün cezaevi üzerinde sanki oynaştığını gördük. Biraz daha alçaldıklarında anladık onların güvercin olduğunu. Silivri Cezaevi’nde bulunan gazetecilerle açık görüşebilmek için tam 4 kapıdan tam teşekküllü aranarak geçtik. Açık görüş salonuna ilk önce Balbay geldi. Koşarak geldi hem de. Hepimizle sarıldı öpüştü hasretle. Balbay, 5’inci yılına giren davayla ilgili anlatmaya başladı. Süremiz kısaydı, sadece 1 saat görüşebilecektik kendisiyle. “Ergenekon davasını kaçırıyorlar. İddiaların biri bile aydınlatılmadı. Davalar birleştirilerek Danıştay cinayeti bile bulanık hale getirildi” dedi. Davadaki bazı olayların ilginçliğine değindi mesela; bir kişi var ki isminin yayımlanmasına yasak getirilmiş, hem gizli tanık hem açık tanık hem de sanık. Balbay, ‘13 Aralık bir milat olsun’ istiyor. Bunun için duruşmayı izlemek için Silivri’ye gelecek binlerce insanın gücü olacağına inanıyor. Onun için bize sordu; ‘Dışarıda hava nasıl’ diye. Davayla ilgili ilginçlikleri anlatmayı sürdürdü Balbay: Ertuğrul Özkök’ün, ‘1 numara belli oldu mu’ sorusuna yanıt olarak; ‘Bizde numara çook...’ (gülüşmeler) Merak edilen; mütalaadan sonra 287 sanığa verilecek savunma süresi ne olacak? Terör yüzünden öldürülebileceğimi çok düşündüm ama terörden yargılanacağım aklımdan bile geçmedi. Burada en çok ‘Allah kurtarsın’ en yaygın söz. Ben de ‘Halk kurtarsın’ diyorum... Tuncay Özkan, kendisine ‘Terörist’ denmesine çok kızıyor; “Ver cezamı. İdam ver, müebbet ver. Sesim çıkmaz. Ama terörist deme be arkadaş.” Odatv sanığı gazeteci Soner Yalçın, dava için “İktidar çatışması” diyor... Sonra da ekledi: “Beni niye tutuyorlar bilmiyorum. Benim davamda tertip var. bilgisayarda virüs var deniliyor, kanıt olamaz deniliyor. Ama bunu dikkate alan yok.” Yalçın “Cumhurbaşkanı ile cemaat birlikte çalışıyor” diyor. Turhan Özlü, 2 yıldır içerde olduğunu duruşmada sadece 16 dakika konuşabildiğinden yakındı. İstanbul Haber Servisi Silivri’de tutuklu gazetecilerle görüşen Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Başkanı Atilla Sertel, gazetecilerin verilecek cezayı asla kabul etmediklerini ve gazetecilik faaliyeteri dışında herhangi bir suçları olmadığını belirterek Silivri tutuklu gazetecilerden “Yaratılan bu kara tabloda ‘kurtaracaksa bizi halk kurtaracak’ diyorlar” mesajını getirdi. Gazeteci İdris Akyüz de “Silivri’de gazetecilik yargılanıyor” dedi. Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun her ay düzenlediği “tutuklu gazeteciler ziyaret” programı kapsamında, TGF Genel Başkanı Atilla Sertel, Melih Aşık, Ertuğrul Özkök, Ayşenur Arslan, Uğur Dündar, İdris Akyüz, Ümit Zileli, Yalçın Bayer, Necati Doğru, Necati Aygın, Yavuz Selim Demirağ, Bülent Ecevit, CHP İzmir Milletvekili ve gazetemiz yazarı Mustafa Balbay, gazeteciler Tuncay Özkan, Soner Yalçın, Mehmet Deniz Yıldırım, Hikmet Çiçek ve Turhan Özlü’yle görüştü. Sertel, meslektaşları ile birar saat görüştük lerini belirterek “Arkadaşlarımız hukuk açısından büyük bir haksızlığa uğradıklarını, savunma yapamadıklarını söyledi. O kadar kendilerine yönelik tanıklar dinleniyor, iddialar açıklanıyor ama kendilerine savunma için süre tanınmıyor” dedi. Halkın duyarlı olmasını istediklerini ifade eden Sertel, “Yaratılan kara tablo karşısında ‘Kurtaracaksa bizi halk kurtaracaktır’ diyorlar” mesajını iletti. Arkadaşlarının tek suçlarının gazetecilik yapmak olduğunu vurgulayan Sertel, şunları söyledi: “Verilecek cezayı kabul etmiyoruz, örgüt yok’ diyorlar, örgüt üyesi olduğunu kabul eden yok. ‘Keşke örgüt olsa da örgüt üyesiyim desek’ diyorlar. Sadece kendileri değil, devletin MİT’i ve polisi de böyle bir örgütün olmadığını söylüyor. Arkadaşlarımızın gazetecilik faaliyeti dışında hiçbir suçları olduğuna inanmıyorum. Dosya ve duruşmalarda da hiçbir şekliyle gazetecilik faaliyeti dışında bir suçları olmadığı görüldü. Bu dönemde herkes kendiyle ve vicdanıyla baş başa kalsın ve vicdanının sesini dinlesin.” Hukuk ve yargı şamar oğlanı Gazeteciler dün Silivri Cezaevi’nde bulunan tutuklu meslektaşlarıyla bir araya geldi. Hukukun ve yargının kendi mecrasından çıkarılarak “hilei şeriye” yoluyla siyasal iklimin ve iktidarın “şamar oğlanı” haline getirilmesinin tüm toplumu bir uçurumun kenarına doğru ittiğini vurguladı. Adaleti gerçekleştirme amacından uzaklaşmış bir hukukun, hukuk olmaktan çıkacağını belirten Aydın, “Basit bir idari ve siyasi faaliyet haline gelen hukuk ve yargının, gücü elinde tutanın oyuncağı haline gelmesi kaçınılmazdır. Pınar Selek davası, hukuk ve yargı açısından böyle bir sınavdır” dedi. Selek’e destek olmak için kendilerini savcılığa şikâyet edenler de dilekçelerinde, “Bizlerin vergileriyle işleyen bir devlet aygıtı olan yargının, adaleti sağlamak yerine, vergilerimizle bizi de suç ortağı yaparak bir masumu ‘olmayan bir suç’tan, ömür boyu hapsetme ısrarı karşısında, 13 Aralık Perşembe günü, aynı ‘olmayan suç’tan Pınar Selek’le beraber, 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ben de yargılanmak istiyorum” dedi. Solgunlar ⅷ Milliyet gazetesi yazarı Melih Aşık, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ve Soner Yalçın’la görüşebildiği, meslektaşlarının sağlıklı ve zinde göründüğünü ifade ederek “Fakat güneş görmemekten dolayı renklerini sarı gördük” diye konuştu. Aşık, bugünkü duruşmada savcının mütalaasını vermesine ilişkin de “Savcının verilen sürenin kısa olduğunu belirterek ek süre istemesini bekliyorlar, mütalaa vermesini beklemiyorlar yani. Balyoz davasının gerekçeli kararının bekleyebileceğini söylüyorlar. Bizi unutmayın’ diyorlar. Halkın bu davaları uzaktan izlediğinden yakınıyorlar, halkın daha yakından izlemesini arzu ediyorlar” dedi. Gazetecilik yargılanıyor ⅷ Gazeteci İdris Akyüz de Silivri’de bir hukuk katliamının yaşandığına dikkat çekerek “Neyle suçlandıklarını bilmeyen insanlar senelerdir orada tutuklu yargılanıyorlar. Hukukun olmazsa olmazı masumiyet hakları, bu insanların mağduriyetlerine dönüştürülmüş” diye konuştu. Türkiye’nin en güzel fitness centerinin Silivri Cezaevi olduğunu, meslektaşlarının kilo verdiğini anımsatan Akyüz, vicdanların kanatıldığı bir süreç yaşandığını söyledi. Akyüz, görüştükleri gazetecilerin bugünden umutlu olduklarını kaydederek “Silivri’de gazetecilik yargılanıyor. Meslektaşlarımız savcının mütalaasından umutlu falan değiller, halk yığınlarından umutlular. Karara yönelik kısa, dar zamanda karar almaya dönük bir süreç olarak görüyorlar. Hiçbiri serbest kalacaklarını düşünmüyor” dedi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog