Bugünden 1930'a 5,446,716 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 13 ARALIK 2012 PERŞEMBE 6 HABERLER Ergenekon davasında mütalaa günü için binlerce kişi orada olacak Silivri’ye çıkarma C HP milletvekilleri, İşçi Partisi yönetici ve üyeleri, İstanbul, Ankara, İzmir Barosu yöneticileri, meslek örgütleri, sivil toplum örgütü yönetici ve üyeleri Silivri’de toplanacak. Ergenekon Balyozu Nasıl Yutturuldu? Aklı olan Ergenekon masalını görür. Aklı olanın tıpkı Balyoz masalını gördüğü gibi, Odatv masalını gördüğü gibi. Yok hayır, kimseye aptal ve gerizekâlı demiyorum ama öyle olanların epey bir varlığını da inkâr etmiyorum. Ama ne demek istediğimi anlatayım: Olayları anlamak, yani neyin gerçek, neyin sahte olduğunu, görüntü ile özü birbirinden ayırt etmek, günümüzde çok zorlaşmıştır! Gerçek çoğu zaman gizlenmiştir. Gizli tutulur. Üzerine çeşitli senaryolar yazılarak, çeşitli şekillerde paketlenerek topluma sunulur. Bazıları, olayları nasıl görmenizi isterlerse öyle sunarlar. Gerçeği saklayarak... Bu amaçla sürü sepet görevlendirilmiş insan vardır. Mesela TV’lerdeki ve gazetelerdeki bir dizi tutulmuş görevlinin işi budur. Adamın kılığı “uzman”dır, ama oradaki görevi, uzmanlığı gereği değildir, uzmanlığına sığınarak milleti aldatmaktır! ૽૽૽ Gerçeği arayıp bulabilmek için çaba sarf etmek gerekir! Günümüzün altın kuralı budur! Herkes birer “gerçeğin arkeoloğu” olmak zorundadır! Bu gayreti göstermeyenler, gözlerinin önünden akıp giden, kulaklarına akıtılanla yetinmek zorunda kalırlar. Acaba öyle mi, sorusunu hiç sormayanların ve hiçbir şeyden şüphe etmeyenlerin büyük açmazıdır bu... Onlara ne yedirirsen yedir! Onlar gerçekte yokturlar! Çevremizden, üstümüzden her saniye binlerce veri akıp gidiyor. Bu veriler aslında “enformasyon”dur. Bilgi değildir. Bunlar arasında gerçekten bilgi niteliğinde olanları arayıp bulmak gerekir. Bu da yetmez, bilgiyi olayların örgüsünde asgari bir analiz ve sentez mekanizmasından da geçirmelisiniz. İnsan beyninin gerçek işlevi budur. İnsan sentezleme makinesidir bile diyebiliriz! Ama neyi sentezleyeceğini bilmelidir. Bunun için de bilgiyi, olayları analiz ederek senteze varır. Gerçeğe veya en doğruya veya en uyguna ulaşmanın yöntemi budur. Hayır, bu çok da zor değildir. Her insan bunu asgari ölçülerde yapabilir! Yapamasaydı hayatta kalamazdı! Ama gerçek şu ki, bu analiz ve sentezi asgari ölçülerde yapıyor insan. Ancak kendi yararını ençoklaştırmak, hayatta kalmanın asgari koşullarını sağlamak için. Ergenekon, Balyoz, Odatv gibi uydurmaları anlayabilmek için, bu asgarinin ötesinde toplumsal merak ve şüpheyi de kışkırtmak gerekir. Eğer bu ikisi yoksa, olayın size nasıl sunulduğuyla yetinirsiniz. Gerçek mi, doğru mu? Veya neresi gerçek, neresi yutturma? Bu konuda yeni geliştirilen bir yöntem ve ölçme bile var: Kamuoyu algısı! Yöntem basit, toplumu öyle bir bombardıman edeceksiniz ki, olayın doğru olduğu konusunda güçlü bir algı yaratacaksınız. Konunun gerçek olup olmadığı değil, algısının gerçekmiş gibi algılanıp algılanmadığı önemlidir! Mesela Fatih Camisi’ni bombalayacaklardı vb manşetini atanlar ve bütün davalarda büyük manşet soytarılıklarını yağlayıp cilalayanlar, hep bu amaçla tutulmuş veya en hafifinden kandırılmış insanlardı. ૽૽૽ Bugün Silivri’ye yığılacağız. Size de Ergenekon’un bir masal olduğunu anlatmak yerine bu yazıda, tıpkı Balyoz ve Odatv davalarında olduğu gibi, Ergenekon davasının da nasıl önemli bir çoğunluğa gerçekmiş gibi yutturulmasının mekanizmasını anlatmaya çalıştım. Yoksa burada ne gibi soytarılıkların, sahtekârlıkların, düzenbazlıkların, adaletsizliklerin ve yasa çiğnemelerinin yapıldığını sayfalarca anlatabilirdim. Konuya bu mahkemelerin mahkeme bile olmadığıyla başlayabilirdim... Bu mahkemeler gerçekten özel görevli yerler... Şimdi bu yanlış toplumsal algıyı tersine çevirmek ve toplumu bu kez gerçeklerle yüz yüze getirmek için büyük çaba sarf ediliyor. Bu masalları topluma yutturanlar suçludur. İnsanlık suçundan bahsediyorum! Günümüzün temel gerçeği, asgari ölçüde araştırmacı insan tipinin giderek kaybolduğu ve azaldığıdır. Eğitilmiş insan gücünün artması ile yanlış veya sahte toplumsal algı yaratma miktarı veya olasılığının, hatta ters orantılı olarak geliştiğini söyleyebiliriz. Kitle iletişim araçlarını gütmek, eğitilmiş insan gücünü ve parlak beyinleri bile on paralık yapmak için gerekli olduğu dönemdeyiz! İktidar neden sizce medya üzerinde on yıldır çalışıyor? Güdülen insan ile gerçeği merak eden insan karşı karşıya! S abah saatlerinde cezaevi önünde toplanacak sivil toplum örgütleri ve kuruluşlar, gün boyu, Ergenekon davasındaki gelişmeleri izleyip açıklamalar yapacak. İstanbul Haber Servisi 12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bir gecekonduda 27 el bombası ele geçirilmesiyle başlayan soruşturmanın ardından Ekim 2008’de başlayan Ergenekon davasında, bugün savcılığın esas hakkındaki görüşünü açıklaması bekleniyor. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel’in açıklayacağı esas hakkındaki görüşte savcılar, iddianamede sanıklara yüklenen suçun işlenip işlenmediği konusundaki iddialarını, sanıklar için öngördükleri cezaları mahkemeye bildirecek. İddianamede, CHP İzmir Milletvekili ve gazetemiz yazarı Mustafa Balbay, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un da aralarında bulunduğu 66’sı tutuklu 205 sanık hakkında “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek”, “silahlı terör örgütü kurmak”, “örgüt üyesi olmak” ve benzeri suçlamalarla “ağırlaştırılmış müebbet hapis” ve yüzlerce yıla varan ağır hapis cezaları isteniyor. CHP milletvekilleri, İşçi Partisi yönetici ve üyeleri, İstanbul, Ankara, İzmir Barosu yöneticileri, meslek örgütleri, sivil toplum örgütü yönetici ve üyelerinin de aralarında bulunduğu binlerce kişi, çeşitli illerden davanın görüldüğü Silivri’ye ulaşarak bugün sabah cezaevi önünde toplanacak. CHP MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, parti olarak adaletsizliğe ve hukuksuzluğa “dur” demek için bugün Silivri’de olacaklarını söyledi. Sivil toplum örgütleri ve kuruluşlar da gün boyu Ergenekon davasındaki gelişmeleri izleyip açıklamalar yapacak. Ergenekon soruşturmasını yürüten cumhuriyet savcıları Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın tarafından hazırlanan, 2 bin 455 sayfa ve 444 delil klasörlerinden oluşan 1. Ergenekon iddianamesi, 25 Temmuz 2008’de İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Dava, 46’sı tutuklu 86 sanık ile Silivri Cezaevi Yerleşkesi içinde inşa edilen salonda 20 Ekim 2008’de başladı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından karara bağlanan Alparslan Arslan ve Osman Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu 8 sanıklı Danıştay’a silahlı baskın ve Cumhuriyet gazetesine bombalı saldırı davası Ağustos 2009 tarihinde 1. Ergenekon davasıyla birleştirildi. Aynı süreçte 20 Temmuz 2009’da Mustafa Balbay’ın da tutuklu sanıkları arasında yer aldığı 2. Ergenekon davası başladı. Dava sırasında gazatemiz yazarı Mustafa Balbay ve Prof. Dr. Mehmet Haberal, 12 Haziran 2011 seçimlerinde CHP’den milletvekili seçildi.Tutuksuz sanık Sinan Aygün de CHP Ankara milletvekili olarak Meclis’e girdi. TUTSAKLAR 64 tahliye İlker Başbuğ: “Silahlı terör örgütü yöneticisi olmak ve cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” iddiasıyla İlker Başbuğ, 6 Ocak 2012 tarihinde tutuklandı. Orgeneral Başbuğ, bir yıla yakın süredir cezaevinde bulunuyor. Mustafa Balbay: CHP İzmir milletvekili ve gazetemiz yazarı Mustafa Balbay, ilk önce 1 Temmuz 2008 tarihinde, Ankara’daki evinde gözaltına alındı. Balbay, 5 Temmuz 2008’de de serbest bırakıldı. 5 Mart 2009 tarihinde ise “bilgisayarındaki silinmiş notların bir programla geri getirildiği” iddiasıyla ikinci kez gözaltına alınan Balbay, “Anayasal düzeni silahla değiştirmeye teşebbüs” iddiasıyla 6 Mart 2009’da tutuklandı. Tutuklu bulunduğu süre içerisinde, 12 Haziran 2011 Milletvekili Genel Seçimleri’nde de CHP İzmir Milletvekili seçilen Balbay, yaklaşık 1379 günden bu yana tutuklu bulunuyor. Mehmet Haberal: CHP Zonguldak Milletvekili, Başkent Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Mehmet Haberal da 13 Nisan 2009’da gözaltına alındı. Haberal, 17 Nisan 2009’da “Ergenekon üyesi” olduğu iddiasıyla tutuklandı. Haberal, 4 yıla yakın süredir cezaevinde bulunuyor. Doğu Perinçek: İP Genel Başkanı Doğu Perinçek, 21 Mart 2008’de Ankara’da gözaltına alındı ve uçakla İstanbul’a getirildi. Perinçek, 24 Mart 2008 tarihinde “Ergenekon terör örgütünün üst düzey yöneticisi olmak ve devlete ait gizli belgeleri temin edip elinde bulundurmak” iddiasıyla tutuklandı. Perinçek, 5 yıla yakın bir süredir cezaevinde bulunuyor. Nusret Taşdeler: Hakkında yakalama kararı bulunan YAŞ üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler, 27 Kasım 2012 tarihinde tedavi gördüğü Ankara GATA’da savunma ve sorgu işlemleri tamamlandıktan sonra tutuklandı. Tuncay Özkan: Gazeteci Tuncay Özkan, 23 Eylül 2008’te gözaltına alındı ve 27 Eylül’de de tutuklandı. “Ergenekon terör örgütüne üye olmak” iddiasıyla tutuklanan Özkan, 5 yıl 2 ay 15 gündür cezaevinde bulunuyor. Yalçın Küçük: Prof. Dr. Yalçın Küçük, 7 Mart 2011 tarihinde tutuklandı. Prof. Dr. Küçük, 1 yıl 9 aydır cezaevinde bulunuyor. Hurşit Tolon: Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, ilk kez 2008’de tutuklandı, Şubat 2009’da ise serbest bırakıldı. 10 Ocak 2012 tarihinde yeniden tutuklanan Tolon, bir yıla yakın süredir cezaevinde bulunuyor. Dursun Çiçek: İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nda imzası olduğu iddia edilen emekli Albay Dursun Çiçek ise iki kez tutuklanıp bırakıldıktan sonra Mayıs 2010’da tutuklandı. Fatih Hilmioğlu: Eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu da 17 Nisan 2009’da tutuklandı. Prof. Dr. Hilmioğlu, 4 yıla yakın süredir cezaevinde bulunuyor. Başbuğ ahkeme, Adil Serdar Saçan, Gürbüz Çapan, Arif Doğan’ın da aralarında bulunduğu 64 kişinin tahliyesine karar verdi. Milletvekilleri Balbay ve Haberal’ın tahliye taleplerini kaçma ihtimali, kuvvetli suç şüphesi gibi gerekçelerle reddetti. Firari sanıklar emekli Tümgeneral Mustafa Bakıcı, Yeditepe Üniversitesi kurucusu Bedrettin Dalan, eski AKP Milletvekili Turhan Çömez ve Saipir Deblevidze hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Birleştirmeden önce, “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” davasının 19 Aralık 2011’de görülen duruşmasında, AKP’nin “suçtan zarar görme ihtimali bulunduğu” gerekçesiyle davaya müdahil olmasına karar verildi. M Selçuk savunma yapamadı Balbay Haberal Soruşturmadan bu yana başyazarımız İlhan Selçuk, işadamı Kuddusi OkSelçuk kır ve gazeteci Engin Aydın yaşamını yitirdi. Cezaevinde kanser olan Okkır, iddianameyi göremedi, Selçuk da savunma yapamadı. İlhan Selçuk, Birinci Ergenekon davasının iddianamesini hazırlayan savcılar Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın hakkında, kişilik haklarına saldırıda bulundukları gerekçesiyle açtığı davayı kazandı. Mahkeme, Selçuk’un dava dışı konuşmalarını iddianameye koyan cumhuriyet savcılarının eyleminin kınanmasına hükmetti. Perinçek süreç Özkan Tartışmalı İ 21 AYRI İDDİANAME ERGENEKON’LA BİRLEŞTİRİLDİ İ rticayla Mücadele Eylem Planı, Ocak 2012’de tutuklanan İlker Başbuğ’un da sanık olduğu Andıç davası da 5 Nisan 2012’de Ergenekon davasıyla birleştirildi. Birinci Ergenekon davası 27 Nisan 2012 tarihindeki 225. duruşmada kapatılarak 176 duruşması tamam lanan İkinci Ergenekon davasıyla birleştirildi. Süreç içerisinde Sivas’ta kuyumculuk yapan Ermeni cemaatinin önderlerinden Minas Durmazgüler’e suikast planlandığına ilişkin iki ayrı dava dahil toplam 21 ayrı iddianame, Ergenekon davasıyla birleştirildi. Böylece dos yadaki iddianame sayfası 17 bini buldu. 4 yılı aşkın yargılama süresince 600’ü aşkın duruşma yapıldı. Özel yetkili mahkemelerde yılda 4 defa duruşma yapılabilirken Ergenekon davasındaki duruşma sayısı, 4 yıl 2 aylık süreçte, 150 yıllık bir yargılamaya eşit oldu. stanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Cezaevi’nin bitişiğindeki büyük salonda görülen dava, tartışmalı bir biçimde mütalaa aşamasına geldi. Cumhuriyet savcıları Mehmet Ali Pekgüzel, Nihat Taşkın ve zaman zaman Murat Dalkuş, davada iddia makamını temsil ediyor. Savcılar bugün, esas hakkındaki görüşlerini açıklamazsa yeniden süre talep edebilme hakkına sahipler. Esas hakkındaki görüşün açıklanmasının ardından ise sanıklara savunmalarını hazırlamaları için belirli bir süre verilecek. Son savunmaların ardından da dava karara bağlanacak. Davanın bugünkü oturumunda, savunmaya ne kadar süre söz hakkı verileceğinin de karara bağlanması bekleniyor. Davanın ilk yıllarında sanıklara süre sınırlaması getirmeyen mahkeme, son yılda “örgüt yöneticiliği” ile suçlananlara 2 gün, örgüt üyesi oldukları ileri sürülenlere ise 1 gün söz hakkı tanıdı. Mahkeme, 18 Ekim 2012 tarihli duruşmada da 31’i gizli tanık, 159 tanık beyanına karşı 15 dakika konuşma süresi vermişti. Mahkemenin daha önce dinlenmesine karar verilen tanıkları dinleyip dinlemeyeceği ise henüz netlik kazanmadı. Çiçek: İnşallah olumlu olur AYŞE SAYIN ANKARA TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında savcının mütalaasının “olumlu” çıkması dileğinde bulundu. Çiçek, Cumhuriyet’e yaptğı değerlendirmede duruşmaya bugün geniş izleyici kesiminin katılmasını “dayanışma anlamında bir jest” olarak nitelendirdi. Çiçek, “Elbette mütalaa kalabalığa göre verilmez ama dayanışma anlamında bir jesttir. İnşallah hayırlı bir karar çıkar. Orada tanıdığımız insanlar var. Olumlu olmasını temenni ederim” dedi. Türkiye’de birçok sorunun mevcut anayasadan kaynaklandığına dikkat çeken Çiçek, “Yani yarınki konu da (Silivri duruşması, tutuklu milletvekili sorunu) dahil, hepsinin bu anayasa ile bağlantısı var” diye konuştu.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog