Bugünden 1930'a 5,431,190 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 13 KASIM 2012 PERŞEMBE 14 “Devlet bizi gerçekten oranı esas alınmalı. Ayrıca döviz önemsiyor. Vergiyle ilgili cinsi kasa mevcudunun, dönem tüm belgeleri bedava sonu itibarıyla açıklanan resmi veriyor!” efektif alış kuru ile değerlenmesi Bu mizahi taşlamaya ve oluşacak kâr veya zararın göre bize düşen kayıtlara intikal ettirilmesi görev de devlete karşı gerekiyor. yükümlülüklerimizi yerine Diğer noktalara gelirsek… getirmektir herhalde. İşletmelerde mevcut menkul Evet, bir yılın daha kıymetleri değerlerken özellikle sonuna geldik ve dikkatli olunmalı. Hisse senetleri, “görevimiz” başlıyor. alış bedeli ile değerlenecek. İşletmeler, vergi ve Yani bunlar, satılmadığı sürece, muhasebe işi ile uğraşanlar değerindeki artış veya azalışlar yeni yıl hazırlıklarından dikkate alınmayacak ve herhangi önce, biten yılı sağlıklı bir bir kâr veya zarar doğurmayacak. şekilde kapatma telaşında. Hazine bonosu ve devlet tahvilleri Envanter çalışmaları, ise borsa rayici ile değerlenecek. gerekli vergi ve muhasebe düzeltmelerinin faizlendirilip, finansman hizmeti Alacak değerlemesinde, senede bağlı faturasına bağlanmalı. Bu faturada Vergi Usul Kanunu’na göre değerleme alacaklar için reeskont yapılabileceği ayrıca, finansman hizmeti nedeniyle işlemlerinin yapılması gerekiyor. unutulmamalı. Bu durumda borç senetleri katma değer vergisi hesaplanmalı. Faiz İşte “olmazsa olmaz” bazıları... de reeskonta tabi tutulmalı. Maliye oranı olarak ise işletmenin mevduattan Öncelikle “kasa ve ortaklar cari Bakanlığı ise vadeli çeklerin reeskonta elde ettiği faiz, eğer mevduatta para hesaplarına” dikkat edilmeli. Hesap 2012 tabi tutulmaması görüşünde ısrarcı. yoksa, kullandığı kredi faiz oranı, eğer yılı içinde yeniden fiktif bakiye vermiş Yılın son günü gelmeden, tahsil bu da yoksa Merkez Bankası’nca kısa olabilir. Ekonomideki kayıt dışılığın doğal edilemeyecek alacaklar tespit edilerek ve vadeli avans işlemleri için belirlenen faiz sonucu bu sorunun vergi hesaplanarak resmi takibata başlanarak karşılık ayırmak çözülmesi dışında suretiyle giderleştirilebilir. bir çözümü Ayrıca, dönem içinde dava yok. Transfer açılan veya icraya verilen DEVLET MEMURU BABANIN VEFATI VE EMEKLİ MAAŞI HAKKI fiyatlandırması alacaklar için mutlaka yoluyla örtülü karşılık ayırmak gerekiyor. Hiç evlenmemiş emekli devlet kazanç dağıtımı Bakanlık, ilgili yılda bu memuruyum. Vefat eden devlet yapmamış olmak işlem yapılmazsa sonraki SORU CEVAP memuru babamdan maaş alma için bu tutarlar yıllarda yapılamayacağını Sorularınız için malicozuhakkım var mı? Fırat Makar üzerinden faiz ise verdiği özelgelerde m6ismmmo.org.tr adresine Yasalara göre sizin hesaplanmalı. vurguluyor. Benzer mail atabilirsiniz. Tüm sorular durumunuzdaki kişilerin bu hakkı Bu gerçek şekilde, değersiz alacaklar eposta ile tek tek yok. cevaplanacaktır. olmayan kasa için de aynı yaklaşımda. ve ortaklardan Önümüzdeki hafta bu alacaklar hesabı, önemli konuya devam aidat yoluyla edeceğiz. Asgari Ücret Maratonu Bir işçinin; “gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım, kültür vb. gereksinimlerini günün fiyatları üzerinden en az düzeyde karşılamaya yetecek günlük ücret”, “asgari ücret” olarak tanımlanır. Her yıl aralık ayında yeni asgari ücretin tespiti için bir maraton yaşanır. Gelin ana başlıklarıyla bu maraton nasıl yaşanıyor hatırlayalım. Asgari ücret, Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından kararlaştırılır. Komisyonda kamudan 5, işçi kuruluşundan 5 ve işveren kuruluşundan 5 temsilci bulunur. En az 10 üyenin katılımıyla oylarının çoğunluğu ile karar verilir. Komisyonun kararı kesindir ve bir gerekçeye dayandırılır. Asgari ücret en geç iki yılda bir olmak üzere işçilerin 16 yaşını doldurmuş olup olmadıklarına göre ayrı ayrı belirlenir. Asgari ücretin, bir günlük olarak belirlenmesi esastır. Aylık, haftalık, saat başına, parça başına veya yapılan iş tutarına göre ücret ödenen durumlarda gerekli ayarlamalar buna göre yapılır. Asgari ücretten düşük ücret ödenemez. Gelelim maratonun kazananına… İsterseniz ona da siz karar verin! Dönem Sonu Hatırlatmaları 1 Kırılma Noktası: 13 Aralık... Siz, ülkenin ya da dünyanın herhangi bir yerinde bu yazıyı okurken biz Silivri’de olacağız... O, geniş bir araziye yayılmış tutsak kampının içine kurulu mahkeme binasında, buraya özel kurulduğu bizzat Başbakan’ın ağzından teyit edilen yargının, acıklı ve utanç verici seyrini izliyor olacağız... Siz, bu “özel mahkemede” neler yaşandığını, artık insanı şaşkınlığa bile düşürmeyen hukuk skandallarını, daha savunmasını bile yapmamış insanların haykırışlarını ya gün içinde yayın yapan birkaç namuslu ekrandan ya da yarın “medya sirki”nin dışında kalmış, dik durmayı başarmış birkaç gazeteden öğreneceksiniz.. Burası, Silivri Toplama Kampı... Hukukun, adaletin uğramadığı bozkır... HHH Ergenekon, öylesine akıl almaz, öylesine inanılmaz bir senaryoydu ki tıpkı Hitler’in propaganda Bakanı Goobbels’in o, tarihe kazınmış cümlesinin ölçütlerine tam olarak oturuyordu: Öyle büyük bir yalan uydur ki, herkes inansın!.. Nitekim öyle oldu! Düğmeye basıldığı andan itibaren inanılmaz çapta bir karalama, suçlama ve toplama kampanyası başlatıldı... Peki, düğmeye nerede, kim bastı, biliyor musunuz?.. Ergenekon operasyonunun düğmesine 5 Kasım 2007 günü Oval Ofis’te Başkan Bush bastı. Nereden biliyorum?.. Abdullah Gül ve Tayyip Bey’e yakınlığı ile bilinen Fehmi Koru’nun 1 Şubat 2008 tarihli Yeni Şafak gazetesindeki köşesinden tabii!.. Üstelik yalnızca yazmadı Fehmi Koru, 28 Ocak 2008’de Kanal 7 ekranında yaptığı konuşmada da söyledi... Ve bu açıklama hiçbir şekilde yalanlanmadı... Sonrası tam bir cadı avıydı; tek ortak yanları iktidara muhalefet etmek olan aydınlar, siyasetçiler, gazeteciler, bilim insanları, emekli generaller Silivri’de inşa edilen ve adına “kampus” denilen toplama kampına gönderilmeye başlandı... Her şey o kadar açık, o denli fütursuzca yapılıyordu ki insanlar dehşet içinde izliyordu. Daha kumpasın başında, “Ergenekon operasyonunda yargıyla uyum içinde çalışıyoruz” diyen Başbakan, hemen ardından gayet açık bir şekilde, “Ergenekon davasının savcısıyım” açıklamasını yapabiliyordu... Bitmedi; 2010 yılı başında AKP’nin çıkardığı Tayyip Erdoğan imzalı “Soruları ve Cevaplarıyla Demokratik Açılım Süreci” başlıklı kitapçıkta yer alan “cevap 26”yı birlikte okuyalım: Gerekli hallerde farklı mahallerde özel amaçlı sorgulama ve yargılamalar yapılabilir. Şu anda Ergenekon davasının Silivri’de görülmesi bunun en tipik örneklerindendir. İşte bu kadar açıktı her şey!.. Üstelik bir taşla birkaç kuş birden vuruluyordu; bir yandan Türkiye’yi dönüştürme projesine karşı çıkanlar Silivri’ye tıkılırken diğer yandan bu açıkça yapılarak, yazılarak hem ABD ile birlikte büyük bir güç oldukları kafalara yerleştiriliyor hem de “karşı çıkanın sonu böyle olur” denilerek bir korku imparatorluğu inşa ediliyordu... Baskı, polis copu, biber gazı desteğiyle epey süre işe yaradı da... Ama bir yere kadar!.. HHH Yalanlarla, kampanyalarla, kara propagandalarla yıllar geçti... Söylenenlerin, yazılanların, anlatılanların hiç de öyle olmadığı bir bir ortaya çıktı... Yalan ve iftiralar üzerine kurulu senaryolar art arda yıkıldı, darmadağın oldu... Bu ülkenin aydınlık insanları, yurtseverleri üzerlerine zorla serilmiş “korku toprağını” silkeleyip ayağa kalktılar... 19 Mayıslar, 29 Ekimler, 10 Kasımlar buna tanıktır... Bu tarihlere bir de 13 Aralık’ı ekleyin... Balyoz’da, Ergenekon’da, diğer tüm davalarda yapılan hukuksuzlukların, adaletsizliklerin “kırılma noktası” olarak tarihe kazınacaktır... Adalet ve hukuk özlemi elbet bitecektir... Bugün Silivri’deyiz Perihan ERGUN KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK behicak@yahoo.com Pazar gününden beri, Silivri’de görülmekte olan Ergenekon davasıyla ilgili bugünkü duruşmada savcının esas hakkındaki görüşünü açıklamasının içeriğiyle davanın yeni bir döneme gireceğini düşündüğüm, bu duruşmayı izleyebilmek için oraya erkenden ulaşabilmenin telaş ve heyecanını yaşadım. Benim gibi birçok vatandaşımızın da bu akla ve vicdana sığdırılamayan hak ve hukuk dışı davanın duruşmasının olduğu yere gelerek, duruşuyla insani ve demokratik hakkını kullanarak tepkisini dünyaya yansıtacağını umuyordum. Yassıada mahkemelerini ve ondan sonraki olayları izleyebilmiş olmanın gözlemciliğiyle çağdaş demokratik hiçbir ülkede bu denli düzmecelerle kurgulanmış özel bir yargılama ya rastlanamayacağı kanısındayım. Altıncı yılına ulaşan duruşmalar kapsamında, yanılmıyorsam 20 iddianame, 120 milyon sayfayı kapsayan, 190 küsur sayıyı aşan dosyanın, dürüstçe, sabır ve samimiyetle incelenerek kesin sonuca ulaştırılması, böyle bir davada olanaksızdır. Zaten bunu yapmak isteyen yargıç ve savcıların Adalet Bakanlığı’nca görevlerinden alındıklarını da izlemedik mi? Bunca zamandır Ergenekon, Balyoz ve başka takma adlarla kurgulanmış olan bu davada duruşmalara ulaşılamayınca medyadan ki gerçekleri yansıtmaya çalışan yalnızca Ulusal’la Halk TV’nin olduğu görülmektedir izlenebildiğince insan esefle hak hukuk bu mu demekten kendini alamıyor. Bu özel sanıkların ve avukatlarının savunma hakları da mantık dışı sebeplerle ellerinden alınıyor ve hatta bazı sanıklar savunmalarındaki söylemleri nedeniyle kendilerine yeni bir suçlama getirilip cezalarına yeni cezalar ekleniyor. Böylece bu faşizan uygulamalar, hâlâ kınanagelmekte olan engizisyon mahkemelerini dahi aşıyor. HHH Bunca yıldır memleketin bilginlerini de içine alan üst düzeydeki öğretim görevlileri, yazarı, gazetecisi; dış ülkelerin, özellikle de ABD’nin istemleriyle TSK’nin en üst rütbeli komutanlarından Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da PKK ile savaşımlarındaki başarılarında madalyalarla ödüllendirilen 560 generalle amiral de gene düzmece senaryolarla Hasdal başta olmak üzere zindanlarda tutuluyor. Bunlar yetmiyor bir de ağır hasta olanlar kelepçelenerek işkence altında hastaneye götürülüyorlar. Bu ve bunun gibi iç acıtan, onur kırıcı uygulamalar nedeniyle belki mağduriyetlerini hafifletebiliriz düşüncesiyle onların yanında olmalıyız. Bu duygu ve düşünceler kapsamında iktidar, bu davranışlarının gerçekdışı nedenleri ortaya çıkabileceği kaygısıyla davayı savunmalar, gerçeği kanıtlayacak unsur ve tanıklar değerlendirilip tamamlanmadan ivedilikle bitirme telaşına düştü. Mahkeme savcısının davanın tümüyle ilgili, esas hakkındaki mütalaa günü olan Bugün (13 Aralık) tüm Atatürk Cumhuriyetine bağlılıkla gönül verenlerle birlikte, miting havası içinde insanlığa, hukuka adalete bağlılığımızın gösterilmesinin gerekliliğine inanarak orada olmalıyız... HHH Üzülmekten kendimi alamadığım bir konu da bizlerin dışında da tarihe, sanata, kültüre özen gösteren tüm uygar ülkelerin de kıskanarak göz koydukları eşi bulunmaz kentimiz İstanbul’un her gün rant tutkunlarınca, acımasızca yok edilmeye çalışılmasıdır. Örneğin; bu yıl yazlıktan döndüğümde İstanbul deltasının Haliç’e bakan yöresindeki siluetine her zamanki gibi özlemle baktığımda gördüklerimle beynimden vurulmuş gibi oldum. Bu görüntü Beyazıt’taki Yangın Kulesi’nden başlayarak Feshane yolu üzerindeki Rum Patrikhanesi’ni de aşarak Edirnekapı sınırlarına kadar uzanır. Yaşamımın en büyük şansı saydığım bu ödül giderek rant sevdalılarınca ve de yerel yöneticilerin devlet desteğiyle yapageldikleri aymazlıkların getirisi kültürel yoksunluklarla heder olup gidiyor. Bu konuya tam olarak geniş yer vermem gerektiği inancıyla başka bir yazıda yer vermek istiyor ve bizlere bahşedilenleri var gücümüzle koruyalım diyorum... HARBİ SEMİH POROY HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGİN hetiyatrosu@mynet.com BULMACA SEDAT YAŞAYAN 1 2 3 4 5 6 7 8 9 SOLDAN SAĞA: 1/ Yer adlarının 1 kökenini ve eti 2 molojisini inceleyen bilim dalı. 3 2/ Yunan mitolo 4 jisinde aşk tanrı 5 sı... Animist din6 lerde doğaüs tü güçlere veri 7 len ad. 3/ Ateş... 8 Övünmeyi ge 9 rektiren şey. 4/ Divan edebiya1 2 3 4 5 6 7 8 9 tında manzum bil 1 S A N S A R A K mece... Küçük ma 2 Ö Ğ E Y AMA K ğara. 5/ Bir işin ta 3 Ğ Ş U DO R U mamlanması için ta 4 Ü Z E R L İ K L nınan ek süre; mehil... 5 R E T O K H U Bir nota. 6/ FilmlerO L AMA N de önemli rollerde 6 M A oynayan genç erkek 7 E M E V İ L E R E Ş İ T T A S oyuncu... Hayvanla 8 T A T A R İ rın bağlandığı göl 9 O T gelik. 7/ Avrupa’da büyük bir yarımada... Yapraklar durumunda ayrılabilen parlak bir mineral. 8/ İğdiş etmek. 9/ Yön göstermek için belli yerlere konulan işaret... Bir tür tuzsuz ve yumuşak peynir. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Tanrıbilim. 2/ Bir ilimiz... Küme, grup. 3/ İtalya’nın en uzun ırmağı... Nemli toprak. 4/ Dört Halife’nin üçüncüsü... Bir şeyi kabul etmeyerek geri çevirme. 5/ Başlangıcı belli olmayan zaman... Kuzu sesi. 6/ Uluslararası Para Fonu’nun simgesi... Mikroskopla yapılan incelemede kimi vakit lamların üzerine kapatılan küçük ve ince cam parçası. 7/ “Ol ’ler ki derya içredir deryayı bilmezler” (Hayali)... Uçağın yüksekten hedefin üzerine dik olarak saldırması. 8/ Bir şeyi doğru olarak benimsemek. 9/ Güzel sanat... Suyu, işleme ve dağıtım tesislerine iletme.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog