Bugünden 1930'a 5,448,242 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 11 ARALIK 2012 SALI kultur@cumhuriyet.com.tr 14 KÜLTÜR 50. yılını kutlayan Ankara Sanat Tiyatrosu geçmişe sahip çıkarken geleceğe hazırlanıyor Ankara’nın alternatif tiyatrosu ᮣ AST’ın ilk kadrosu “Godot’yu Beklerken” ile kucaklamıştı Ankara seyircisini. Kızılay, Ihlamur Sokak’taki salon, geçen onca zamana ve yaşanan zorluklara yenik düşmedi. AST’ı bugüne taşıdı. Bu dönemin ilk oyunu “Selamün Kavlen Karakolu”nun galası, AST’ın 50. yaşına bastığı 6 Aralık’ta yapıldı. nkara Sanat Tiyatrosu (AST) 20122013 tiyatro dönemi boyunca 50. yılını kutlamaya hazırlanıyor. Bu dönemin ilk yeni oyunu “Selamün Kavlen Karakolu”nun galası, Asaf Çiyiltepe ve arkadaşlarının, özde ilerici, biçimde deneysel ve yenilikçi bir özel tiyatro olarak kurdukları AST’ın 50. yaşına bastığı 6 Aralık’ta yapıldı. AST’ın ilk kadrosu “Godot’yu Beklerken” ile kucaklamıştı Ankara seyircisini. Kızılay, Ihlamur Sokak’taki salon, geçen onca zamana ve yaşanan zorluklara yenik düşmedi. AST’ı oyuncu ve sanatçı kuşakları boyunca bugüne taşıdı. Bu emektar salon, topluluğun 50. dönemine yenilenerek giriyor. Dış ve iç görünüş bozulmadan sıcacık bir atmosfer A oluşturulmuş. Girişe yakın bir bölüme de şık bir “kafe” yerleştirilmiş. Yapılan özenli düzenlemeyle, AST’ın, bir yandan geçmişine sahip çıkarken, bir yandan da geleceğe hazırlandığı görülüyor. Uzunca bir dönem seyirci yitiren ve borçları katlanan topluluğun son birkaç yıl içinde seyirciyle yeniden buluşmaya başlamış olması sevindirici. Artık önemli olan, topluluğun, Ankara’nın “alternatif” tiyatrosu olma ayrıcalığını ve “öncü” özelliğini çizgisinden şaşmadan sürdürmesi… “Selamün Kavlen Karakolu”, Aziz Nesin’in 10 dolayındaki öyküsünün, bu ünlü sahte karakol öyküsünün içine yerleştirilmesiyle, “taşlamalar”ın ve ‘Seyahatname’den bölümlerin de Ali Sezginer tarafından bestelenmesiyle oluşturulmuş Nesin’in “çalgılı şarkılı oyun” olarak tanımladığı türden bir sahne metni. Yücel Erten, bu derlemesini sahnelerken, oyunculuk, hareket düzeni ve dekor anlayışı açısından ortaoyunu tadına yaklaşmayı amaçlamış. Sonuç olarak da, oyuncuların yer yer oyun dışına çıkarak birbirlerine sataştıkları, iyice gevşek dokulu, “açık biçim”de bir seyirlik çıkmış ortaya. Toplumsal eleştirinin “bıyık altından gülme” dozunda yapıldığı, kahkaha patlatmak yerine gülümsetmeyi amaçlayan bir gösteri izliyoruz. Ülkesinin insanlarının özellikleri ile toplumsal bozuklukları, çarpıklıkları müthiş gözlem yeteneği ve imgelem gücüyle ilişkilendiren Nesin Usta, izlediğimiz metinlerde de “arı gülmece” kotarma becerisini, “saflık ve/ya da kurnazlık” ekseninde sabitlenmiş “birey”ler üstünde odaklarken, “taşlama”daki ustalığını politik/toplumsal düzeydeki çarpıklıklara yönlendiriyor. “Selamün Kavlen Karakolu”, seyirciyi sıkmadan süren, ne ki aşırı gevşek dokusu nedeniyle oyuncuların yorumlarını da gevşek kılan bir sahne olayı. Bu durumun yaratacağı tehlike, okurlarca bilinen öykülerden derlenmiş bir oyunda, sahnedeki canlandırmanın, Nesin’in öykü metnine işlediğinin gerisine düşmesi olacaktır. Sahne anlatımının yeterince “vurucu” olmayışı gala gecesinde yaşanan gerginliğe bağlanabilir. Ne olursa olsun, oyunun hareket düzeni hızlandırılmalı, doğaçlama paslaşma/şakalaşmaların zaman içinde artarak oyunun sarkmasına neden olması engellenmelidir. Genç ve gençorta kuşaktan sanatçılardan oluşan topluluğun sorumluluğunu Mahir İpek ve Hakan Güven taşıyor. AST’a emeği geçmiş insanlarla yeniden bir platformda buluşma yönündeki istekleri de açıkça dile getiriliyor. Ne güzel olur… AST’ın yolu açık olsun. Vejdi Raşidov Vejdi Raşidov Türk asıllı, dünyaca ünlü Bulgar heykel sanatçısı. Heykelleri ABD’den Rusya’ya, Japonya’dan tüm Avrupa ülkelerine, müzeler, meydanlar ve koleksiyonlarda yer alıyor. İki dönemdir Bulgaristan Kültür Bakanı. Bu değerli sanatçıdan protokol diliyle söz etmek elimden gelmiyor. Çünkü ben onu yıllar önce gösterişli yapısının altında ipekten bir kalp taşıyan ince ruhlu bir insan ve olağanüstü bir sanatçı olarak tanıdım. ૽૽૽ Yazmaya uzak durduğum bir dönemde, dört yıl, Gorbon Sanat Galerisi’ni yönettim. Bağdat Caddesi Erenköy’deki galeride her ay düzenli sergiler açıyordum. 1989 sonlarında Raşidov’un Paris ve Tokyo sergi katalogları geldi. Türkiye’de bilinmiyordu henüz. Heykellerinin fotoğraflarını gördüm, hemen bir sergi anlaşması yaptık ve 1990 ilkbaharında sergiyi açtık. O günlerde Berlin Duvarı yıkılmış, Jivkov devrilmişti. Bulgaristan’da seçimler yapılacaktı. Özgürlük sevinci içindeki sanatçının İstanbul’da kaldığı sürede birlikte gezip dolaştık, uzun sohbetler edip dost olduk. Babası Kırcali maden ocağındaki kazada ölmüş, annesi, “Rodopların Bülbülü” olarak anılan sarkıcı Kadriye Latifova’yı ise genç yaşta bir trafik kazasında yitirmişti. Raşidov bir süre öksüzler yurdunda kalmış, sonra sanat lisesini ve Sofya GS Akademisi’ni bitirmiş, aynı kurumda on yıl öğretim üyeliği yapmıştı. Gorbon sergisi başarılı oldu. Ayrılırken de bir heykelini armağan etti bana. Evimdeki en değerli objedir. ૽૽૽ Alçakgönüllü bilgeliğini, coşkusuyla örttüğü duygusallığını ve tatlı Türkçe deyişlerini yıllarca sevgiyle andığım Raşidov da beni unutmamış. Yirmi yıl sonra haber gönderdi: “Türkiye’de ilk sergimi o açtı. Ben de onun kitaplarını Bulgaristan’da yayımlamak ve kendisini Kültür Bakanı olarak ağırlamak istiyorum...” Resmi davet geçen mayısta geldi, ama bir türlü tarihleri denk düşüremedik. Kışa kaldı buluşmamız. Geçen hafta Raşidov’un konuğu olarak çevirmenim Nahide Deniz’le birlikte kar altındaki Sofya’ya gittik. Bakan, “Sadakat” adlı romanımın Bulgarca yayımlanması dolayısıyla bir dost jesti yapmış, ev sahipliğini üstlendiği bir basın toplantısı düzenlemişti. Kitabımı ve beni överek onurlandırdı, Bulgar medyasına tanıttı. İkinci kitabım “Mor” da çevriliyor. Mayısta çıkacak. Toplantıdan sonra Raşidov’un son derece yalın döşenmiş bakan odasında Türk kahvesi içtik. “Çok değiştim” dedi. Geçen yirmi yılda olgunlaşmış, durulmuştu ama biraz da tedirgindi. Çok dolaşıyor, yoruluyor, heykel yapmaya zaman ayıramıyordu. Bakanlığı zor durumdaki ülke sanatçılarına yararlı olmak için üstlenmiş, gelişmeler sağlamıştı. Annesinin adıyla açılacak bir kültür merkezinin yapımı da sürüyordu. 90 yılında bana; “Para neredeyse sanat oraya gider, şu sıralar Japonya’da” demişti. “Şimdi nerede?” diye sordum. “Sanat lükstür” dedi. “Şimdi ortada bekliyor, çünkü para yok.” BİFO & FAZIL SAY FESTİVALİ BAŞLIYOR BEDRİ BAYKAM’IN 121. KİŞİSEL SERGİSİ Fazıl Say’la 3 gün Kültür Servisi Bu yıl ikincisi düzenlenen BİFO & Fazıl Say Festivali’nde, 3 gün üst üste, Say’ın 4 yeni yapıtının Türkiye prömiyeri gerçekleştirilecek. Borusan Kültür Sanat’ın düzenlediği festival, 1415 ve 16 Aralık tarihlerinde, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda hayata geçecek. Festivalde, Fazıl Say’ın “Hezarfen”, “Dört Şehir”, “Panter” ve “Universe” adlı eserlerinin Türkiye prömiyerleri yapılacak. BİFO & Fazıl Say Festivali’nin ilk konseri, 14 Aralık’ta Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşliğinde gerçekleşecek. Konserin ilk bölümünde “Hezarfen”, ikinci bölümünde ise “Mezopotamya” seslendirilecek. Konserde BİFO ve Fazıl Say’a, Burcu Karadağ (ney), Aykut Köselerli (vurmalı çalgılar), Carolina Eyck (theremin), Çağatay Akyol (blokflüt) ve Bülent Evcil (bas flüt) eşlik edecek. 15 Aralık’taki konserde, Fazıl Say’a Borusan Quartet, Borusan Tahta Nefesliler Beşlisi ve sopranolar Dilruba Bilgi, Sanem Demircioğlu ve Nihan İnan eşlik edecek. Konserde “Dört Şehir”in yanı sıra, sanatçının oda müziği yapıtlarına da yer verilecek. 16 Aralık’taki etkinliğin son konserinde BİFO yine Fazıl Say’la birlikte sahnede olacak. Konserde, “Panter” ve Universe” adlı eserler seslendirilecek. Kolektif İstanbul Sainte Pulcherie sahnesinde Coşkulu Balkan ezgilerini Anadolu blueslarıyla buluşturan Kolektif İstanbul bu akşam saat 20.00’de Sainte Pulcherie Lisesi’nde ücretsiz konser verecek. Türk, Bulgar ve Fransız müzisyenlerden olusan grup, jazz funk ögeleri taşıyan özgün düzenlemeler sunuyor. Topluluk, Richard Laniepce (Saksafon, korno), Aslı Doğan (trompet, vokal), Talat Karaoğlu (Klarnet), Tamer Karaoğlu (Akordiyon), Cem Tuncer (Gitar), Ertan Şahin (Tuba), Ediz Hafızoğlu’ndan (Bateri) oluşuyor. ‘Tarihin Röntgencisi’ başkentte Kültür Servisi Siyah Beyaz Sanat Galerisi, Bedri Baykam’ın son iki yılda gerçekleştirdiği tuval çalışmalardan oluşan “Tarihin Röntgencisi” sergisine ev sahipliği yapıyor. Kolaj ile farklı malzemelerin bir arada kullanıldığı sergi, ilk bakışta sanatçının 80’li yıllarını hatırlatsa da, zengin bir dönemsel sentezi bünyesinde topluyor. Sergide, sanat eleştirmeni Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman ile İstanbul Modern’in şef küratörü Levent Çalıkoğlu’nun, Baykam ve eserleriyle ilgili geniş makalelerinin yer aldığı bir katalog da sunuluyor. Katalogda, Baykam’ın çalışmalarına ilişkin şu ifadeler yer alıyor: “Son 30 yılda Baykam’ın resmi, Türk görsel sanatlarını birkaç kere derinden etkilemiştir demek bile, ancak gerçeği kısmi olarak dile getirmek olur. Bu görsellik, Batı görselliğiyle her döneminde kendi özgüllüğüyle hem hesaplaşmış hem örtüşmüştür.” Bedri Baykam’ın 121. kişisel sergisi niteliğindeki “Tarihin Röntgencisi”, 9 Ocak’a kadar görülebilir. Demoiselles Forever Rashit’ten yeni albüm Ⅵ Kültür Servisi 1999 yılında ilk albümlerini çıkaran Rashit, ocakta çıkacak yeni albümleri “İnsan Nesli’nin Sonu”nun tanıtımı için yarın akşam Ghetto sahnesinde olacak. Nazan Öncel ve Göksel gibi isimlerin konuk olduğu albüm Balkan ve Asya müziklerini bir araya getiriyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog