Bugünden 1930'a 5,426,716 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA 4 HABERLER CUMHURİYET 10 ARALIK 2012 PAZARTESİ Eski Genelkurmay Başkanı Özkök’ün anlatımları ‘Türkiye’nin CIA’sal Darbeleri’ kitabında ‘Çuval pratik bir uygulama’ MERT TAŞÇILAR Türkiye’de Ölmek... Ölüm nedenlerimize dikkat ediyor musunuz? Bence çok şey anlatıyor bizdeki ölüm nedenleri. Son deniz faciasına bakalım. Şiddetli bir lodos fırtınası var. Deniz hem çok dalgalı hem de güvenliksiz. Bir Ukrayna gemisi fırtınada batmak üzere. Elbette o gemi böyle bir fırtınada neden orada? Bilmiyoruz. Kurtarma botu denize açılıyor. Ama bot kendini bile kurtaramıyor. Bu arada karadaki bir balıkçı da kurtarma amacıyla denize atlıyor. Botun kaptanı boğuluyor, başka boğulanlar da var. Balıkçı da kendini kurtaramıyor, boğuluyor. Şimdi bu kurtarma operasyonunun neresi akla mantığa sığıyor? Hiçbir yanı. Bu işin akla mantığa, deneyime, kurala sığar yanı yok. “Ben bu işi yaparım” güdüsü. “Bana bir şey olmaz” dürtüsü. Bizim insanımızın davranışlarına egemen olan dürtüsellik. Dürtüsellik öne çıkıp da akılcılığı susturunca olanlar bunlar. Gençlerin araba kazalarına bakınca görülen de budur. ૽૽૽ Gençlerin araba ile yaptıkları kazalara bakın. İçkili, içkisiz hızlı araba sürmeler. Caka satmalar. Hıza yüklenmeler. Sonrası? Direksiyon hâkimiyetini kaybetme. Savrulma. Çarpma. Ölümler. Öldürmeler. Yaralanmalar. Sakatlanmalar. Kaç gencimizin yılda bu olaylara karıştığını bilen var mı? Gençlerin bar kavgaları. Kız yüzünden kapışmalar. Bıçaklar. Silahlar. Dürtüsellik. Dürtülerini kontrol edememe. “İşte gençlerin kanı kaynıyor” mazeretinin arkasına sığınma. Doğrusu, insanımızın olgunlaşamamasıdır. Çocuksuluk sürüp gidiyor. “Mevsim ölümleri” diye bir şey dikkatinizi çekiyor mu? ૽૽૽ Mevsim ölümleri. İlkbaharda mantar zehirlenmeleri. Bir türlü akıllanamama. Ormanda mantar toplanıyor. Pişirilip ailece yeniyor. Hepsi hastanelik. Ölen var, kurtulan var. Zehirli mantar. Yaz geliyor. Boğulmalar. Yüzme bilmeden serinlemek için denize girmeler, baraj gölüne dalmalar. Arkadan çırpınmalar. Kurtarmak için suya atlayan da yüzme bilmiyor. Birlikte boğuluyorlar. Dahası var. Çırpınan kızlar, uzanan erkek ellerini tutmak günah diye boğuluyorlar. Bunu da görüyoruz. İleri demokrasili laik Türkiye’de. Sonbaharda gene zehirli mantar ölümleri. Kış aylarında sobalardan sızan gazla ölenlerin mevsimi geliyor. Bayramlarda trafik canavarı harekete geçiyor. Mevsimlik ölüm listeleri böyle. ૽૽૽ Silah kazaları ayrı bir ölüm kategorisi. Silahla oynarken ateş aldı. Kazayla vurdu öldürdü. Düğünde ateş ederken damadı vurdu. Kutlama sırasında silahlar patladı, bir çocuk öldü. Silahını temizlerken patladı. Asker intiharları giderek dikkat çekici bir duruma geldi. Askerler neden intihar ediyor? Silahını kendine dayayıp ateş etmeye iten nedenler neler? Silah elbette çok tehlikeli bir gereç. Dürtülerin elinde ölüme götüren bir gereç. Gene karşımıza dürtüsellikakılsallık çıkıyor. ૽૽૽ Ölüm nedenleri çok düşündürücüdür. Çocuklar, gençler, kadınlar, erkekler. Kadın cinayetleri başlı başına çok önemli bir konu. Hep aynı hikâye karşımıza çıkıyor. Olgunlaşamamış kişilikler. Hayatlara çizilemeyen çerçeveler. Kontrol edilemeyen dürtüsellik. Ulaşılamayan akılsallık. Bedelini bütün bir toplum ödüyor. Ödemeye de devam edecek. Kendini aldatarak... Önce kendini aldatarak... Hilmi Özkök deme gelmeyen ifadeleri açığa çıktı. Özkök, 4 Temmuz 2003 tarihinde ABD askerleri tarafından Türk askerlerine çuval geçirilmesi olayına ilişkin “Pratik bir uygulamadır. Ama artık kullanmıyorlar” dedi. Gazeteci Necdet Pekmezci, “Kanlı Kumpas Türkiye’nin CIA’sal Darbeler Tarihi” isimli son kitabında gün yüzüne çıkmayan ifadelere yer verdi. Türkiye’nin yakın çağ siyasi ve darbeler tarihinin incelendiği kitapta, eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün 27 Mayıs ihtilali, 12 Eylül darbesi ve 28 Şubat sü ᮣ Gazeteci Pekmezci, “Kanlı Kumpas Türkiye’nin CIA’sal Darbeler isimli son kitabında gün yüzüne çıkmayan ifadelere yer verdi. Tarihi” ANKARA Eski Genelkurmay Kitapta, Türkiye’nin yakın çağ siyasi ve darbeler tarihi ele alınıyor. Başkanı Hilmi Özkök’ün günrecine ilişkin değerlendirmeleri de kitapta yer aldı. Özkök’ün TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’na verdiği ifadelerinden alıntı yapılan kitabın bir bölümünde Özkök, “1960 ihtilalinde Harp Okulu’nda öğrenci subaydım. Öğrenci subay olarak o günlerin hâlâ etkisindeyim. Nitekim önümde o gece yazdığım bir not var” diyerek 27 Mayıs ihtilalinin olduğu gün yazdığı notu okudu. Özkök’ün, komisyonda okuduğu notlar kitapta şöyle aktarıldı: “Bir hükümet darbesi oluyor, günlerdir beklemekten sinirlerimiz gerilmiş, beklenen şey açıkça dün saat dokuzda yani üç buçuk saat önce söylendi. Artık yazmıyorum. Allah beni sükun dolu günlere kavuştursun, her şeyi, her şeyi o zaman belki yazacağım.” Kitapta yer verilen ifadelerde dikkati çeken bir diğer nokta ise eski Genelkurmay Başkanı’nın 12 Eylül 1980 darbesinden hiç haberdar olmadığını söylemesi oldu. Özkök, “Daha sonra 12 Eylül darbesinden hiç haberim olmadı. Dediler ki sen genel sek reterin özel kalem müdürüsün” diye konuştu. Kitapta, Özkök’ün, 12 Eylül’den sonraki iki senede yaşanan gelişmeleri TBMM’deki görevindeyken sadece takip ettiği ifadeleri de yer aldı.Pekmezci’nin kitabındaki Hilmi Özkök ifadelerinden dikkat çeken bir ayrıntı da Irak’ın Süleymaniye kentinde Türk askerlerine çuval geçirme olayına ilişkin yaptığı yorum oldu. Özkök, müdahaleyi “Savaşta bir yöntemdir” şeklinde nitelendirdi. Kitapta yer alan ifadelerde Özkök, “Yani İngilizcede başa çuval geçirmek Türkçe’deki gibi bir hakaret midir? Onlar hepsine geçiriyorlar. Biliyorsunuz, bunu pratik bir yöntem olarak alıyorlar” dedi BÜYÜKŞEHİR YASASI Rusya Devlet Başkanı Putin’in, Gül ile görüşmemesinin perde arkası Belediyelerin yüzde 60’ı kapanıyor EMRE DÖKER Tarabya’ya olumsuz yanıt ᮣ Putin’in Türkiye ziyareti sırasında, Cumhurbaşkanı Gül ile görüşmesinin perde arkasında “protokol sıkıntısı” çıktı. BAHADIR SELİM DİLEK İZMİR AKP’li milletvekilleri göreve geldiği günden bu yana “yerinden yönetim”, “millet iradesi” söylemlerini dilinden düşürmezken ‘Büyükşehir Yasası’nın yürürlüğe girmesiyle ülkemizdeki belediyelerin yüzde 60’ı kapanmış olacak. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onay verdiği değişiklikle 13 il büyükşehir olurken 29 ilde özel idareler kaldırılıyor. Birçok belde belediyesi mahalleye dönüştürülüyor. Yerinden yönetim anlayışı yerini merkeze bağlı yerel yönetimler geliyor. CHP Genel Merkezi, onaylanan yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürmeye hazırlanıyor. Yasayla, büyükşehir belediyelerinin sınırlarının genişleyeceğini, ancak sorunların da büyüyeceği uyarısı yapan Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı Necati Uyar, yasanın kırsal alanda yaşayanları ağır biçimde yoksullaştıracağını da dile getirdi. Uyar, belde belediyelerinin kapatılmasının hizmetlerin en yakın yerel yönetim biriminden karşılanması ilkesiyle çeliştiğini vurgulayarak “Cumhuriyetten bile eski olan Alaçatı, Birgi, Tirilye, Side gibi tüm ülkede adını duyuran ve bugüne kadar kalkınan bu yerleşimlerin bir anda mahalleye dönüştürülmesi, ülkenin yerel yönetim kültürüne vurulan ağır bir darbedir. AKP iktidarında kapatılan belediyelerin oranı yüzde 60’a ulaşmış olacaktır” dedi. İzmir İl Genel Meclis Başkanı Serdar Değirmenci de yasanın 56 milyon kişiyi ilgilendirdiğini, ancak yurttaşlara söz hakkı verilmediğini belirterek “Bu uygulama Başbakan Erdoğan’ın kafasındaki başkanlık sisteminin parçalarının yaşama geçirilmesidir” dedi. ANKARA Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye ziyareti sırasında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşme yapmamasının perde arkasında “protokol sıkıntısı” çıktı. Rus tarafı, Putin’in Gül ile görüşmesinin Dolmabahçe’deki Başbakanlık ofisini ya da Çırağan Sarayı’nı istedi. Ancak Türk tarafı, Tarabya’daki Cumhurbaşkanlığı konutunda ısrar edince telefon görüşmesi formülü gündeme geldi. Ancak Putin Gül’ü aramayınca görüşme gerçekleştirilememiş oldu. Putin’in Türkiye ile Rusya arasındaki Üst Düzey İşbirliği Konseyi toplantısı için yaptığı İstanbul ziyaretinin perde arkasına ilişkin ayrıntılar netleşmeye başladı. Ziyaret sırasında dikkatler, son dönemde Türk tarafı, Tarabya’daki Cumhurbaşkanlığı konutunda ısrar edince telefon görüşmesi formülü gündeme geldi. Ancak Viladimir Putin Cumhurbaşkanı Gül’ü aramayınca görüşme gerçekleştirilememiş oldu. birçok konuda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüş ayrılığı içinde olmasıyla dikkat çeken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Putin ile görüşüp görüşmeyeceği üzerine çevrilmişti. Ziyaret programlanırken hem Türkiye hem de Rusya tarafı Putin ile Gül’ün ziyaret kapsamında bir görüşme yapmasını konusunda mutabık kaldı. Ancak, Ruslar görüşmenin, Putin’in ya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geleceği Dolmabah çe’deki Başbakanlık ofisinde ya da Üst Düzey İşbirliği Konseyi toplantısının yapılacağı Çırağan Sarayı’nda yapılmasını istediler. Ancak Türk tarafı, Gül’ün Rus mevkidaşını İstanbul’daki Cumhurbaşkanlığı’na Tarabya Köşkü’nde ağırlamasını istedi. Rus yetkililer, gerek ziyaretin saatler ile sınırlı olmasını, gerekse ulaşım gibi gerekçeleri ortaya koyup görüşme için Tarabya Köşkü seçeneğine “hayır” yanıtını verdiler. Ancak, Türk tarafının gö rüşme konusundaki ısrarı nedeniyle ziyaret sırasında Putin’in Gül’ü telefonla araması gündeme geldi. Yüz yüze görüşmenin olmayacağının anlaşılması üzerine Gül, İstanbul’daki programlarını iptal edip Ankara’da kaldı. Ancak Putin, İstanbul’da bulunduğu süre içinde Gül’ü telefonla aramadı. Putin ve Erdoğan’ın İstanbul’da işadamları ile bir araya gelmesi öngören program da yine Moskova yönetiminin son dakika kararı ile iptal edildi. KIYAFET DÜZENİNE TEPKİ SELAHATTİN DEMİRTAŞ ‘İlköğretimde hayır’ SİNAN TARTANOĞLU ‘Tutanaklar elimizde’ DİYARBAKIR (Cumhuriyet) Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, KCK operasyonlarının gizli toplantılarda kararlaştırıldığını belirterek bu toplantılara ilişkin tutanakların kendilerine ulaştığını, zamanı gelince bu toplantıya katılanların yargılanacağını söyledi. Demirtaş, KCK operasyonlarında 80’den fazla kişinin gözaltına alındığını belirterek, “AKP’nin yetkilileri, içinde Başbakan’ın milletvekili olan danışmanı, cemaat, medya, milli istihbarat temsilcisi, Emniyet yetkilisi ve savcıların da bulunduğu toplantılar yaptıklarını biliyoruz. Kimlerin nasıl tutuklanacağını, medyanın bu konuyu nasıl işleyeceğine, savcıların nasıl davranacağına bu tür gizli toplantılarla karar veriliyor. Toplantıların tutanakları da şu veya bu şekilde ortaya çıkacaktır” dedi. ANKARA KCK davası kapsamında 6 aydır tutuklu bulunan EğitimSen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yeni kılık kıyafet düzenine, “Yükseköğretimde bireylerin özgürlüklerine ‘evet’, ilköğretimde kılık kıyafetle toplumsal baskı ve biçimlendirmeye ‘hayır’” tepkisini gösterdi. Hükümetin eğitim alanındaki uygulamalarına muhalefet eden kesimlere yönelik baskısının her geçen gün arttığını, eğitim emekçileri ve sendikaların kriminalize edildiğini belirten Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik, özgürlükler konusunda karnesi kırıklarla dolu bir hükümüten kılık kıyafet konusundaki söylemlerinin gerçekçe olmadığını belirtti.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog