Bugünden 1930'a 5,414,003 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 14 KASIM 2012 ÇARŞAMBA 6 HABERLER Din dersleri askeri liselerde ᮣ Genelkurmay Başkanlığı, askeri liselere seçmeli Kuranıkerim, peygamberin hayatı ve temel dini bilgiler dersleri konulmasına onay verdi. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın (TTK) kararı ile “onurlu yaşam ve inisiyatif sahibi olma” gibi konuların anlatıldığı temel değerler dersi askeri hava lisesi müfredatından çıkarılırken, azınlık okullarının ders çizelgesine “temel dini bilgiler” dersi eklendi. SİNAN TARTANOĞLU ANKARA Genelkurmay Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), askeri liseler ve silahlı kuvvetler bando astsubay hazırlama okulları müfredatına Kuranıkerim, Hz. Peygamber’in hayatı ve temel dini bilgiler derslerinin eklenmesi konusunda anlaşmaya vardı. Askeri liseler de Anadolu liseleri gibi 4+4+4 sisteminin yürürlüğe girmesi ile düzenlenen seçmeli derslerin tamamını alabilecek. TTK’nin 5 Ekim tarihli kararı ile Kuleli ve Maltepe Askeri Lisesi öğrencileri haf tada 4, Deniz Lisesi öğrencileri haftada 5, Işıklar Askeri Hava Lisesi öğrencileri ise haftada 3 saat seçmeli ders alabilecek. Böylece askeri lise öğrencilerinin haftalık toplam ders saati 40’a çıkmış olacak. Askeri lise müfredatının 8 yıllık kesintisiz eğitime son veren 4+4+4 sistemine uyarlanmasına karşın, Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinin “TSK eğitimöğretim kurumları ile Türk milli eğitim sisteminin ilişkisi” bölümünden “Türk milli eğitim sisteminde, temel eğitim sekiz yıldır ve zorunludur” ifadesinin çıkarılmamış olması dikkat çekti. Azınlıklara temel dini bilgiler Öte yandan TTK’nin 11 ve 12 Ekim tarihli kararıyla azınlık okulları müfredatı da yeni sisteme uyarladı. Özel Ermeni, Rum ve Musevi ilk ve ortaokulları haftalık ders saati çizelgelerine seçmeli din derslerinden sadece temel dini bilgiler dersi eklendi. Ancak MEB, sadece İslam dinine ait bilgilerin yer aldığı temel dini bilgiler dersinin öğretim programını okulların açılmasına iki gün kala açıklamış, Musevilik ve Hıristiyanlık’a ilişkin müfredat ve ders kitabı hazırlamamıştı. Şahsiyet 68’in büyük dağdağası içinden geçerken tanışmıştım o şahsiyetle. O sıralarda dergiler çıkarıyor, broşürler, kitaplar yazıyor ve sık sık “devletin manevi şahsiyeti” ile karşılaşıyorduk. Yazdıklarımızın büyük bir bölümünde “devletin manevi şahsiyetini tahkir ve tezyif ettiğimiz” öne sürülüyordu. Mahkemelere gidip geliyor ve bu şahsiyetin nasıl bir şey olduğunu keşfetmeye çalışıyorduk. Yargıçlar “on yıl, yirmi yıl” dedikçe de şaşırıyorduk doğrusu. Neyin on yılı, yirmi yılıydı ki? Demokratik bir devlet istiyorduk sadece. ૽૽૽ 71’de devletin yalnız manevi değil bir de “maddi şahsiyeti” olduğunu öğretti bize Tağmaç paşalar. Ben devletin maddi şahsiyetiyle o yıllarda tanıştım. Ondan sonra Evren paşalar bu maddi şahsiyetin daha gaddar ve kahhar olabileceğini öğrettiler. Şimdilerde o dönemlerin kudretli figürlerinin “Biz yapmadık, biz orada yoktuk” demelerine aldanmayın; devletin maddi ve manevi şahsiyeti kişilerle kaim değildir. Devirleri geçince üstlerindeki elbiseyi çeker alırlar onlardan. Başka birileri giyer. ૽૽૽ Şimdi o dönemdeyiz. Daha usta, daha acımasız, demir yumruğuna kadife eldiven giymiş, daha mümtaz bir şahsiyetle karşı karşıyayız bugün. Devletin hizmetkârlarının üslubu, sorgu sualin içeriği, biçimi değişmiştir. Eskiden yakaladıkları “düşmanı” işkenceyle söyletir, “delil” elde ederlerdi. Şimdi delilleri kendileri yazıyor, beğenmediği “sanığın” cebine esrar tıkıştırır gibi bilgisayarlara tıkıştırıyorlar. ૽૽૽ O nedenle, eski tecrübelerime dayanarak söylüyorum, devletin demokrasi ile ilişkisine güvenmeyin; geçicidir, zayıftır. Devlet böylesi demokrasiyi sevmez. Yasaları her değiştirdiğinde yaklaşır gibi göründüğü demokrasiden biraz daha uzaklaşır. Böyle bir demokrat görünme zamanında ve kuşkusuz bir pazarlık icabı idamı kaldıran devletin sadık hizmetkârlarının, yeniden “idam, idam” diye tutturmasının nedeni budur. Siz belki başka türlü öğrendiniz; “laik demokratik devlet” diye bir şey duydunuz, ama yanıltıcıdır. Devletlerin ve onların hizmetindekilerin de inançları vardır, asmak kesmek de o inançların şanındandır. Tarihe bakın, tarihsel bakın; şimdi demokrasiyi benimsemek zorunda kalmış devletlerin “sureti haktan” görünmesine de aldanmayın; ne kafalar kesti o engizisyon, nice bilimci “dönmüyor, dönmüyor” diye bağırdı o yüksek tavanlı, karanlık salonlarda. ૽૽૽ Şimdi bizim devletimizin “Söyle bakalım dönüyor mu, söyle dönüyor mu?” diye sorguya başlamasına aldırmayıp “İşte bu da geçer gider, bir anakronizmden başka bir şey değil” diyen yanılır. Geciktik biz sadece. O nedenle bu rötarı hesaba katacak, devletin manevi ve daha önemlisi maddi şahsiyetini iyi tanıyacaksınız. Çocukluğunuzdan başlayan bu “devlet dersini” ezber edeceksiniz. Şairin dediği gibi ilk orada “öldürüldüğünüzü” unutmayacaksınız. Sonrası gelecektir. Peki hep böyle mi olacak, ne zamana kadar sürecek bu ders? İnanın bilmiyorum. Bildiğim tek şey, devletin maddi ve manevi şahsiyeti öyle bir şeydir ki ölmeye yatmak bile yasaktır o şahsiyetin defterinde. Ölmeye kalkarsanız, ölmeyi yasak edecek ve sizi kendi elleriyle asacaktır, yaşınıza, gözyaşınıza bakmadan. Çok gördüm ben o şahsiyeti işbaşındayken. Avrupa Gazeteciler Federasyonu CHP milletvekilini ‘sahiplenme’ kampanyası kapsamına aldı ‘Balbay’a özgürlük’ SONER YALÇIN’DAN İTİRAZ: ERGENEKON DAVASININ 260. DURUŞMASI YAPILDI HATİCE TUNCER Ergenekon davasında mahkeme, İnternet Andıcı dosyasından hakkında yakalama kararı bulunan YAŞ üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler’in sağlık koşulları nedeniyle ifadesinin nasıl alınabileceğini araştırıyor. Mahkeme, Gizli Tanık 9’un bugünkü duruşmada dinlenileceğini açıkladı. Davanın 260. duruşmasında Danıştay’a silahlı baskın ve Cumhuriyet gazetesine bomba atılması dosyasından sanık Alparslan Arslan da salona getirildi. Başkan Hasan Hüseyin Özese, hakkında yakalama emri bulunan Taşdeler’in ifadesinin alınması için GATA Hastanesi’nden mahkemeye gelen cevap yazısında Taşdeler’in ifadesinin hastanede alınabileceğinin kaydedildiğini belirtti. Başkan Özese, tanık olarak çağrılan ve terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın eski avukatlarından olan İrfan Dündar’ın “Can güvenliğinin tehlikeye girebileceği gerekçesiyle açık kimliğiyle ifade veremeyeceğine” ilişkin dilekçe gönderdiğini açıkladı. KCK operasyonları sırasında gözaltında Pişmanlık Yasası’ndan yararlanmak isteyen ve dosyası ayrılan avukat İrfan Dündar’ın MİT’e bilgi aktardığı öne sürülmüştü. Duruşmada, “Kuvayi Milliye Derneği’ndeki faaliyetleri nedeniyle Ergenekon örgütüne yardım” suçlamasıyla yargılanan tutuksuz sanık Abdülvahit Özkaya’nın çapraz sorgusu yapıldı. TÜBİTAK kafa karıştırıyor İstanbul Haber Servisi Odatv davasının tutuklu sanıklarından gazeteci yazar Soner Yalçın, TÜBİTAK’ın dava dosyasına gönderdiği ek raporun kafa karıştırdığını ifade etti. Gazetecilere el yazısıyla mektup gönderen Yalçın, TÜBİTAK’ın “Dava konusu olmayan, deliller arasında yer almayan yazılarını değerlendirme konusu” yaptığına dikkat çekti. Yalçın, mektupta Odatv davası dosyasındaki bilgisayar verilerine ilişkin TÜBİTAK heyetinin hazırladığı ek bilirkişi raporunu eleştirdi. Yalçın, mektubuna “TÜBİTAK, ek raporunda yine herkesin kafasını karıştırdı. Bakın bunu nasıl yaptı” ifadesiyle başladı. TÜBİTAK’ın ek raporundaki “Herhangi bir dosyanın bir bilgisayarda oluşturulup oluşturulmadığının değiştirilip değiştirilmediğinin kesin tespiti mümkün değildir” ifadelerini aktaran Yalçın şöyle devam etti: “Nedir bu yazılar? Benim Odatv’ye gönderdiğim haberler ve Hürriyet gazetesine gönderdiğim makalelerdir. Bunların davayla uzaktan yakından ilgisi yoktur. İddianamede bu haberler yer almamaktadır. Fakat TÜBİTAK ‘Soner Yalçın’ın kendi bilgisayarında yazdığı yazıların CDDVDUSP tarzı veri depolama cihazlarıyla taşındığını’ değerlendiriyor.” Yalçın mektubunda, “Aslında TÜBİTAK bilinçli olarak kafa karıştırıyor. Davaya konu olan dokümanları, ‘Soner’ isimli bir kullanıcının oluşturduğu tespiti var. TÜBİTAK, kullanıcı ‘Soner’in yazdıklarının suç konusu 3. bilgisayara nasıl geldiği konusunda net bir şey söylemek istemiyor” dedi. Yalçın, raporu “TÜBİTAK elmayla armutları bilinçli olarak karıştırıyor. Aslında tüm kafa karıştıran teknik çalışmasında bir önemli olguyu atlıyor. ‘Davaya konu olan dokümanları, Soner Yalçın yazıp bilgisayara vermiş olabilir’ derken o dokumanlarda ne yazdığını atlıyor” sözleriyle eleştirdi. “Nedense Odatv davasında, poliste, savcıda olan önyargı ve suçlu kabul etme isteği TÜBİTAK’ta da göze çarpıyor” diyen Yalçın şöyle devam etti: “Bir bilgisayarda eğer kötü amaçlı yazılım varsa, o bilgisayarın içindeki dokümanların hiçbirisinin üzerindeki yazar ve tarih bilgilerinin gerçek olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü zararlı yazılım yoluyla bir bilgisayarın saatini geri alıp dokümanları o tarihte oluşturmak ya da yüklemek çok basit bir işlemdir.” GATA’ya Nusret Taşdeler sorusu Öcalan’ın avukatı tedirgin ‘Elma ve armutları karıştırıyor’ Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Özkaya’ya “Bazı kişiler hakkındaki ‘PKK’li, Fethullahçı’ şeklindeki fişleme listelerini kime verdiniz” diye sordu. Özkaya, “Ben bu yazıları çocuklarıma hatıra olsun diye yazdım” dedi. Savcı, dava sanıklarından Hüseyin Görüm’ün “Abdülvahit Özkaya, Beşşar Esad ile akrabadır” şeklindeki iddiasının doğru olup olmadığını sordu. Özkaya, “Birkaç kez Beşşar Esad ile oturmuşluğum vardır. Ama akrabalığım yok” dedi. Mahkeme Özkaya’ya yurtdışına çıkış yasağı koyarak ek savunma için 3 gün süre verdi. Başkan Özese, Gizli Tanık Galip’in yurtdışında bulunduğunun bildirildiğini belirterek dosyadaki ifadesini okudu. Özese, duruşmada gülen Alparslan Arslan’ı “Çok yüksek sesle gülüyorsunuz. Sizi dışarı çıkarmak zorunda kalacağım” diyerek uyardı. ‘PKK’li, Fethullahçı fişlemesi’ İstanbul haber Servisi Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Ergenekon davasından Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan CHP İzmir Milletvekili ve gazetemiz yazarı Mustafa Balbay’ı “Türkiye’de hapiste bulunan gazeteciler için desteksahiplenme kampanyası” kapsamına aldı. Finlandiya Gazeteciler Birliği, Finlandiya hükümetine “Gazetecilik faaliyetlerinden dolayı tutuklu bulunan Mustafa Balbay ve Türkiye’deki diğer tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmaları için faaliyette bulunması” çağrısında bulundu. Avrupa Gazeteciler Federasyonu Başkanı Arne König’in geçen ay Balbay’ı ziyaretinin ardından EFJ, Türkiye’de hapiste bulunan gazeteciler için “Adoption” adlı bir destek kampanyası başlattı. Kampanya kapsamında her Avrupa ülkesindeki EFJ üyelerinin Türkiye’deki bir tutuklu gazeteciyi sahiplenmesi, daha yakından ilgilenmesi, sahiplendikleri tutuklu gazetecinin yurtdışında bir sesi olması hedeflendi. Finlandiya EFJ üyeleri de geçen ay Bal bay’ı ziyaretlerinin ardından Balbay’ı “Adoption” kampanyası kapsamında sahipleneceklerini internet sitelerinde açıkladı. EFJ’nin sitesinde yayımlanan haberde “Mart 2009’dan bu yana terörizm suçlamasıyla tutuklu bulunan Türk gazeteci Mustafa Balbay ‘Adoption’ kampanyası çerçevesinde koruma altına alınmıştır” denildi. ‘Delil üretildi’ Finlandiya EFJ’nin sitesindeki açıklamada “Son yıllarda Türkiye’de medyayı dizginlemek için eşi görülmemiş bir kampanya yapılmaktadır. Ülkede İran ya da Çin’den daha fazla gazeteci hapse atılmıştır. Türkiye’de ekim sonu itibarıyla 70’den fazla gazeteci terörizm suçlamasıyla gözaltına alındı” ifadelerine yer verildi. Finlandiya EFJ’nin açıklamasında “Gazeteciler için ortak bir kampanya kapsamında Gazeteciler Fin Birliği, gazeteci Mustafa Balbay’ı benimsemiştir ve onun serbest bırakılmasını sağlamak için çalışmaktadır” görüşüne yer verildi. Balbay’ın özgeçmişine de yer verilen açıklamada şöyle denildi: “Mustafa Balbay, hükümeti devirmek için gizli bilgilere sahip olmaktan dolayı sözde Ergenekon komplosuna karışmakla suçlanmaktadır. Balbay’ın gazetecilik notları sonradan maniple edilerek notlardan ‘delil’ üretilmiştir. Biz Finlandiya EFJ gazetecileri olarak, gazetecilik faaliyetlerinden dolayı tutuklu bulunan Mustafa Balbay ve Türkiye’deki diğer tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması için Finlandiya hükümetinden faaliyet bulunmaların talep ediy o ruz.” MAHKEME: SORUMLU CEZAEVİ Polis kurşunuyla ölen Gemik’in ailesine ikinci darbe bakanlıktan geldi Tazminat isyanı ke oldu. Çağdaş Gemik’in kuzeni Savaş Erdoğan, “Yüzlerce polis memur vardı adliyede. Bizse 17 kişiydik. Yalnız benim etrafımda 1520 polis vardı. Sağlık muayenesine gittiğimizde hiçbirimiz rapor almadık. Şikâyetle kalmış olduk. Sonra aileye para cezası kesilmiş. Biz adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” dedi. Ailenin avukatı Münip Ermiş ise “Kamu görevlilerine tazminat ödenmesiyle ilgili düzenleme çok vahim boyutlara gelmiştir. Bu para aileden talep edilmese bile başlı başına vahimdir. Çünkü bu para polise verilmeye devam ederse polisi yaralanmaya teşvik edersiniz” diye konuştu. KCK’de açlık grevi gerginliği İstanbul Haber Servisi KCK basın davası, tüm tutuklu sanıkların açlık grevinde olması nedeniyle gergin anlara sahne oluyor. 33 kişinin tutuklu bulunduğu davada, avukatlar müvekkillerine sıvı, şeker ve tuz verilmesini istedi. Avukatların jandarma ve cezaevi yetkilileriyle yaptıkları görüşme sonucunda tutuklulara “meyve suyu, şeker ve çay” verildi. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’de görülen 3. KCK davasının 5. duruşması yapıldı. İddianamenin okunmasından önce söz alan avukat Sinan Zincir, “Bütün çabalarımıza rağmen tutuklulara tuz ve şeker verilmedi. Jandarma komutanlarına izin verilmesini istiyoruz” diye konuştu. Hâkim Ali Alçık başkanlığındaki mahkeme heyeti, bu konuda yasaklayıcı bir tavırlarının bulunmadığına dikkat çekerek “izinlerin cezaevi yönetimi ile ilgili olduğunu” kaydetti. Avukat Zincir, jandarma görevlilerinin kendisine açlık grevindeki tutuklular için “Akşam cezaevinde şekerlerini emiyorlar. Bugün yemelerine gerek yok. Sadece su vereceğiz” dediklerini söyledi. Daha sonra avukatların jandarma ve cezaevi yetkilileriyle yaptıkları görüşme sonucunda tutuklulara “meyve suyu, şeker ve çay” verilmesi sağlandı. Dava 15 Kasım’a ertelendi. ANTALYA (Cumhuriyet Bürosu) Antalya’da polis kurşunuyla ölen Çağdaş Gemik’in ailesi, İçişleri Bakanlığı’nın duruşmalar sırasında yaşanan bir arbede nedeniyle kolu ezilen polis memuru Ahmet Güldül’e ödenen 4 bin 577 lira tazminatı kendilerinden istemesine isyan etti. Gemik’in kuzeni Savaş Erdoğan, “Olayda babasının başı kanadı, annesinin saçı yolundu. Bir yakınımızın kaburgaları kırıldı. Üstüne üstlük cezayı da biz aldık” dedi. Antalya’da 27 Ekim 2008’de polis kurşunuyla vurulan Çağdaş Gemik’in ailesi davayı AİHM’ye götürmeye hazırlanırken İçişleri Bakanlığı’nın açtığı davayla şo Kurtlar Vadisi dizisinden etkilenmiş SELAHATTİN GÖKATALAY MALATYA Zirve Yayınevi davasının 48. duruşması dün yapıldı. Sanık Emre Günaydın, avukatların “Üniversite sınavına hazırlanırken neden misyonerlikle ilgili bilgiler toparladın” sorusuna, o dönemde insanı galeyana getirecek diziler bulunduğunu belirterek “O gün bugündür Kurtlar Vadisi dizisini izlemiyorum” dedi. Katar’ın cinayetlerde neden İslami motifler kullandığı sorusu üzerine Günaydın, “Ben hep cuma namazlarına giderdim. Müslümanım ama dört dörtlük Müslüman değiliz” yanıtını verdi. Sanık Haydar Yeşil ise hakkındaki suçlamaları reddetti.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog