Bugünden 1930'a 5,409,364 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 2 EKİM 2012 SALI 6 HABERLER Engin Çeber’in cezaevinde işkenceyle öldürülmesine ilişkin davada mahkeme takdir indirimi uyguladı 3 müebbet, 40 beraat HİLAL KÖSE Metris Cezaevi’nde sayım sırasında ayağa kalkmadığı için gördüğü işkence nedeniyle yaşamını yitiren Engin Çeber’in ölümüne neden olan 52 kamu görevlisinin yargılandığı davada Yargıtay’ın bozma kararının ardından dün 2. kez karar çıktı. Mahkeme, tutuklu sanıklar cezaevi 2. müdürü Fuat Karaosmanoğlu, infaz koruma memurları Selahattin Apaydın ve Sami Ergazi’yi, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum etti. Sanıklar hakkında takdir indirimi uygulayan heyet, cezayı müebbet hapse indirdi. Mahkeme heyeti 12 sanığa ceza verirken 40 kişi beraat etti. Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada kararı açıklayan mahkeme heyeti, polis memurları Mehmet Pek ve Abdulmuttalip Bozyel’i “zor kullanma yetkisini aşarak insanlık onuruyla bağdaşmayan hareketlerde bulundukları” gerekçesiyle 7’şer yıl 6’şar ay hapse mahkum etti. Polis memuru Aliye Uçak’a ise müdahil Çeber’in arkadaşı Aysu Baykal’a karşı “zor kullanma yetkisini aştığı” gerekçesiyle, takdir indirimi uygulanarak 5 ay hapis cezası verildi. Jandarma görevlisi Murat İşler 2 yıl 6 ay hapse mahkum edildi. Cezaevi doktoru Yemliha Söylemez, gerçeğe aykırı belge düzenlediği gerekçesiyle 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. İnfaz koruma memurları Yavuz Uzun ve Murat Çise 12’şer yıl 6’şar ay hapse mahkum oldu. İlk yargılamada beraat eden tututklu sanık infaz koruma memuru Öncay Bozo 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İlk yargılamada müebbet hapis cezasına mahkum edilen infaz koruma memuru Nihat Kızılkaya, Çeber’i darp ettiği gerekçesiyle 2 yıl 6 ay hapse mahkum edilerek tahliye edildi. Tutuklu sanıklar Fuat Karaosmanoğlu, Selahattin Apaydın ve Sami Ergazi, TCK’nin 954 maddesi uyarınca “neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edildi. Sanıklar hakkında takdir indirimi uygulayan heyet, cezayı müebbet hapse indirdi. Mahkeme Başkanı Recep Karaman, Karaosmanoğlu’na verilen cezaya muhalefet etti. Başkan, sanığın eyleminin görevi kötüye kullanma kapsamında kaldığını ifade etti. Mahkeme üyesi Gülaser Gökdemir de polis Aliye Uçak ve Nihat Kızılkaya’ya verilen cezaya karşı oy kullandı. Üye yargıç, Kızılkaya’nın tutukluluk halinin devamının gerektiğini belirtti. Ayrılık Rüzgârları: GülErdoğan Gül, Erdoğan’dan farklı düşüncelerini Meclis açış konuşmasında ilk kez bu kadar net ortaya koydu. Sizler, bu farklılığın nedenlerini ve çatışmayı 10 ay önceden bu köşede işlediğimi bilirsiniz. İkisi arasında şüphesiz hem kişilik ve politika uygulamalarında farklılıklar olması doğaldır. Ama, görüş farklılıklarını Cumhurbaşkanı’nın ilk kez bu kadar net vurgulamaya özen gösterdiğinin altını çizelim. Neden şimdi? Erdoğan dünkü Kongre’de Cumhurbaşkanlığı’na gidecek yolun siyasi ve örgütsel haritasını çizdi. İki yıl sonra Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılacak. RTE, anayasada değişiklik yapılarak, başkanlık veya yarı başkanlık sistemlerini arzuladığını çok net olarak ortaya koymuştu. RTE, Çankaya’dan başbakanı atamak ve hükümeti yönetmek istiyor. Erdoğan zaten mutlak egemen konumda... Cumhuriyet ve diğer muhalif gazetelerin Kongre’ye alınıp alınmayacağına bile işareti o veriyor... Hiçbir “sorumlu” arkadaşı, tek başına karar verme ve uygulama cesaretine sahip değil... Ya vereceği karar Başbakan’ın hoşuna gitmezse, diye endişeli. Çünkü RTE eleştirileri sevmeyen, yapanları da çizen bir lider... Ayşe Böhürler, merkez yönetiminden bu nedenle mi dışlandı? RTE, bu pratik egemenlik konumunu, anayasal değişiklikle hukukileştirme peşinde. RTE, anayasa değişikliğini, ancak referandumla halka götürebilir bugünkü dengeler içinde. Bu RTE’nin kendi vuslatı için yollara düşmesi demek. Ancak bu da mümkün değil. Ne diyecek halka? Kendim için istemiyorum diyemeyeceğine göre... Millet buna kulak asmaz. Bu nedenle, böyle bir anayasal değişikliğin referanduma götürülmesi olasılığı koca bir sıfır! Bunu ancak BDP’yi veya MHP’yi kafakola alarak yapabilir... Bu olasılık da yok gibi. ૽૽૽ Bu nedenle Erdoğan, anayasanın ruhuna aykırı fiili bir Başkanlık yarı başkanlık ilişkisi kurma peşinde. Erdoğan, kendine yeni bir parti merkez yönetimi oluşturdu. Parti tüzüğü ile üç dönemi bitiren Arınç gibi Başbakanlığa aday olabilecek yakın arkadaşlarını tasfiye etti! Başbakanlığa, Çankaya’dan fiili hükümet yönetimini gerçekleştirmesine hizmet edecek bir kimseyi atamayı ve hükümeti de onunla birlikte oluşturmayı istiyor... Çünkü fiiliyatta Başkanlık sistemi ancak, RTE’nin başkanlık yönetimini kabul edecek bir kadro ile işler... ૽૽૽ Gül, başkanlık sistemine karşı olduğunu ta geçen yıl dile getirmişti... Şimdi de bu düşüncesini dikkatli bir dille yeniliyor! Bu konu oldubittiye getirilmesin, etraflıca tartışılsın diyerek... Gül, yaşadığı devlet ve politik deneyim nedeniyle, kendisini Erdoğan ile siyasi eşitlemiş görüyor. Haklıdır da! Bu nedenle, Başbakanlığı istiyor. Ama iki lider arasındaki ilişkiler ancak eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde yürürse, sağlıklı olur. Çankaya’yı kendisine öngören bir RTE’nin, hükümeti atayacağı bir konumda olma isteği, ikisi arasında eşitliği bozar, sağlıklı yürümez. Ancak Gül eşitlik isteğinden feragat etmeyeceğine göre, Erdoğan Gül’e yer bulamıyor. Gül de Erdoğan’ın emri altında hükümet etmek istemez. Ya Gül başbakanlıktan vazgeçecek ya da Erdoğan hükümeti yönetmekten... RTE kongre konuşmasında, aramıza nifak sokmak istiyorlar diye söylenip durdu! Aslında bunu kendine değil, Gül ve diğerlerine söyledi. Belki de nifakı RTE sokuyor! ૽૽૽ Gül, anımsayacaksınız, cumhurbaşkanlığı seçimine katılma hakkını, Başdanışmanı Ahmet Sever aracılığıyla kamuoyuna duyurmuştu. Bu RTE’ye yönelikti ve bu köşenin ötedenberi kestirdiği büyük siyasal çekişmenin resmen dışavurumuydu! Gül, dünkü konuşmasında RTE’nin tersine, daha demokratik bir toplum dileğini de dışavurdu. Tutuklu milletvekillerinin yerinin Meclis olduğunu söylemesi çok önemlidir. Hükümetin PKK terörüne karşı son politik manevralarına karşı çıktı, demokrası ile terör kol kola gezemez, dedi: “Terörün kucaklanmasına, övülmesine ve meşru gösterilmesine müsamaha eden bir demokrasi de dünya”da yok... Gül, demokratik kamuoyunun oluşturulmasında basın özgürlüğüne vurgu yaptı: “Bir ülkede yazarların, düşünürlerin ve fikir adamlarının görüşlerini korkusuzca paylaşabilmeleri, o ülkeye itibar kazandırır. Aynı şekilde, gazeteciler, haberciler ve bir bütün olarak medya mensuplarının halkı haberdar etme görevlerini yerine getirirken hiçbir engelle karşılaşmamaları da temel esastır. Hiç kimse fikirleri ve fikirlerini medya yoluyla açıklaması yüzünden hapse düşmemeli…” RTE’nin bunlara yanıtı tek oldu: “Bizim bu düşünceleri paylaşmadığımız zaten ortada...” Evet kartlar açık oynanıyor... Ama zor olan RTE’nin durumu... bana göre... Bu zorluk içinde eğer çatışma derinleşir, Gül safdışı bırakılırsa, cumhurbaşkanlığına yeniden adaylığını koymak da var... Eğer iş olmak veya olmamak noktasına gelirse, bu olasılık çok büyüktür! KCK davasında salondan zorla çıkarılan 36 avukat darp edildi Avukatlara dayak HATİCE TUNCER PKK’nin üst yapılanması olduğu iddia edilen İstanbul’daki 1. KCK davasının 9. duruşması dün Silivri Cezaevi Yerleşkesi bitişiğindeki büyük salonda yapıldı. Balyoz davasının duruşma savcısı Hüseyin Kaplan, bu kez KCK duruşmasında iddia makamını temsil etti. Duruşmaya 124 tutuklu sanık katıldı. Uzun süre tutuklu kaldıktan sonra 13 Temmuz’da tahliye edilen Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın da aralarında bulunduğu 20 tutuksuz sanık da duruşmaya geldi. Oturumu açan Mahkeme Başkanı Ali Alçık, iki TRT spikerlerinin iddianameyi okumak üzere salonda hazır olduğunu belirtti. Başkan Ali Alçık, sözlü talep alınmayacağını bu yargılama sürecinin son günü olan 9 Ekim’de yazılı taleplerin karara bağlanacağını açıkladı. Ancak avukatlar, ceza yargılamasında esasın “sözlü” olduğunu ifade ederek taleplerinin sözlü alınması gerektiğini vurguladılar. Başkan Ali Alçık, söz isteyen tutuklu sanık Arslan İşçioğlu’na söz verdi. Arslan İşçioğlu, “Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın tecrit koşulları nedeniyle” diye konuşurken Başkan Ali Alçık, müdahale ederek mikrofonun alınmasını istedi. Başkan Ali Alçık sözlerini sürdüren İşçioğlu’nun salondan çıkarılmasını istedi. Bu sırada avukatlar sanığın söz hakkı olduğunu belirterek tepki gösterdi. Tutuklu sanıklar da kararı protesto etti. “Yuhlama” sesleri üzerine başkan Ali Alçık, izleyicilerin salondan çıkarılmasını istedi. Öğle arasında duruşma salonunun kapısına “Duruşma izleyicisiz olarak yapılacak” yazılı bir kâğıt yapıştırıldı. Duruşmaya saat 13.30 sıralarında izleyicisiz olarak başlanırken başkan Ali Alçık mahkemenin kararını açıkladı. Mahkeme; Aslan İşçioğlu’nun 9 Ekim’e kadar duruşmadan men edilmesine, avukat Ercan Kanar’ın duruşmadan çıkarılmasına karar verdi. Mahkeme; ayrıca suç işleyenlerin tespit edilmesi için duruşma kayıtlarının Silivri Cumhuriyet Savcılığı’na gönderilmesine karar verdi. Başkan Ali Alçık, Ercan Kanar’a salondan çıkmaması durumunda zor kullanılacağı uyarısında bulundu. Sanık avukatlarının Ercan Kanar’ın duruşmadan çıkarılmasına ayağa kalkarak tepki göstermesi üzerine duruşmaya ara verildi. Salon tamamen boşaltıldıktan yaklaşık 10 dakika sonra avukatlar jandarma tarafından zor kullanılarak dışarı çıkarıldı. Aralarında kadın avukatların da bulunduğu avukatlar, jandarmanın kendilerine darp ettiğini, ellerindeki kalkanlarla vurduğunu ifade etti. ᮣ İstanbul’da KCK’ye ilişkin açılan ana davanın 2 ay aradan sonra dün yapılan duruşması olaylı geçti. Duruşma öncesi salonda yer olmadığı gerekçesiyle içeri alınmayan sanık yakınları ve BDP’liler jandarmayla tartıştı. Duruşmada ise Abdullah Öcalan’dan söz eden bir sanığın mikrofonunun kapatılması üzerine avukat Ercan Kanar “Savunma hakkını kısıtlıyorsunuz” diye tepki gösterdi. Mahkemenin avukat Ercan Kanar’ı salondan çıkarma kararına diğer avukatlar tepki gösterdi. Duruşmaya ara verilip sanıklar ve basın salondan çıkarıldıktan sonra 36 avukat jandarma tarafından darp edilerek zorla salondan çıkarıldı. İddianame sanıkların, avukatların, izleyicilerin olmadığı boş salonda okundu. Avukatlardan açıklama Duruşma salonundan, jandarma tarafından zorla çıkarılan avukatlar, mahkeme salonu önünde basın açıklaması yaptı. Avukat Ercan Kanar özel yetkili mahkemelerin kanın akmasına, savaşın devam etmesine hizmet ettiğini söyleyerek “Bu mahkemeler barışın önünde engeldir” dedi. BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Kanar’ın duruşmadan çıkarılmasının altında “Kürt halkını savunmayın” mesajının yattığını ifade etti. Tuncel, bu davada yargılanan 11 kişinin açlık grevinde olduğuna dikkat çekti. kadınların IPA: TMY ifade özgürlüğünü ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Halkevleri üyesi kadınlar, “Kürtaj haktır, karar kadınlarındır” eylemi yaptı. Kadınların kırmızı boya ile eylem yapacağı istihbaratını alan güvenlik güçleri, kalkanlarını streç filmle kapladı. Ancak kadınlar, yine de boyalı elleriyle polislerin üniformasına ve kalkanlarına dokundu. “İzin vermeyeceğiz iki elimiz yakanızda” yazılı pankart açan grup, basın açıklamasının öncesinde kürtaja kadınların karar vermesi gerektiğini savunan bir oyun sergiledi. Polisin müdahale etmediği grup, daha sonra basın açıklamasını yaparak kürtaj yasağının tekrar tartışılması durumunda eylemlerini sürdüreceklerini vurguladı. (Fotoğraf: YUNUS EGE AA) Karar kısıyor 40 okuldaki araştırmaya göre tercihleri mahalle baskısı belirledi Kültür Servisi Uluslararası Yayıncılar Birliği (IPA), tutuklu çevirmen ve yayıncı Deniz Zarakolu ile yargılanması süren yayıncı Ragıp Zarakolu’nun üzerlerine atılı suçların kaldırılması, Deniz Zarakolu’nun tutukluluğuna son verilmesi çağrısında bulundu. Açıklamada şöyle denildi: “Deniz Zarakolu, BDP’nin Siyaset Bilimi Akademisi’nde bir ders verdiği için tutuklandı. Bu parti yasaldır ve böyle parti bağlantılı araştırma akademileri Türkiye’de yaygındır. Benzer enstitüler CHP ve AKP tarafından da yönetilmektedir. IPA pek çok yazar ve entelektüelin yalnızca yazıları ve yayınları nedeniyle suçlandıklarına inanıyor ki bu durum Türkiye’nin insan hakları yükümlülüklerinin ihlalidir. Terörle Mücadele Yasası’nın (TMY) genişliği Türk yetkililere Türkiye’de pek çoklarının ifade özgürlüğünü kısmasına neden oluyor. Bu Zarakolu’lar için özellikle geçerli.” Seçmeli derste fişlenme korkusu FİGEN ATALAY Derslik yokluğu ve programların yetiştirilememesi nedeniyle pek çok okulda seçmeli derslere başlanamadı. Görsel sanatlar başta olmak üzere birçok dersin seçilme oranının az olması, bu derslerin öğretmenlerinin gelecek yıllarda norm fazlası duruma düşmelerine yol açacak. Seçmeli derslerin dağılımı, seçmen tercihlerini yansıtır bulgular sunuyor. Yaşayan dil ve lehçelerin, İstanbul’da bile 10 kişilik şubeler oluşturacak sayıda tercih edilmemiş olması da dikkat çekici. EğitimSen temsilcileri, İstanbul’daki 40 okulda, ortaokul 1.sınıfa başlayan 6 bin 800 öğrencinin seçmeli ders tercihleriyle ilgili bir çalışma yaptı. Okullarda görev yapan temsilciler; seçmeli ders tercihlerinde, akrabalık, hemşerilik, komşuluk, telkin, ikna, bazı dersleri okutacak öğretmen bulunmamasının ve deşifre ve afişe olma kaygısının, fişlenme kokusunun ve mahalle baskısının etkili olduğunu belirtti. EğitimSen eski Genel Başkanı Alaattin Dinçer, “4+4+4’lük yasa ile getirilen seçmeli derslerin belirlenmesinde pedagojik önceliklerden, ilgi ve yeteneklerden, başarıdan çok gelecek kaygısı ve politik tercihler belirleyici oldu” dedi. 8. sınıfı bitiren ve bu yıl liseye başlayan öğrenciler ile ortaokul 1. sınıfa başlayan öğrencilerin yüzde 10’unun imam hatip ortaokullarını ve liselerini tercih ettiğini, İmam Hatip Liselerinin okul sayısında önceki yıla göre yüzde 110, öğrenci sayısında ise yüzde 50 artış olduğunu vurgulaya Dinçer, “Bu ortaokullara kayıt yaptıran öğrenci sayısı ise 107 bindir. Bunun yüzdelik karşılığı yüzde 9’a tekabül etmektedir. Eğitimi din eğitimi ekseninde yürütmek isteyenlerin ilk yıl itibarıyla hedeflerine ulaştıklarını söylemek olanaklıdır” dedi. Her eylem terör torbasına MAHMUT ORAL DİYARBAKIR Diyarbakır’da aralarında eski DEP milletvekili Hatip Dicle ile bağımsız milletvekilleri Kemal Aktaş ve Selma Irmak’ın da bulunduğu 175 sanıklı KCK ana davasında sanık avukatları açlık grevinde bulunan müvekkillerinin tahliye edilmesini istedi. Mahkemede yine Kürtçe savunma krizi yaşanırken 8 Mart etkinliklerinden Nevruz kutlamalarına, kadın kotasından, eşbaşkanlık sistemine her etkinlik “terör suçu” olarak gösterildi. Yoklama sonrasında dava sanıklarından, BDP’nin Kadın ve Seçim Komisyonu Üyesi Nihayet Taşdemir ile ilgili deliller okundu. 8 Mart çalışmaları ve benzeri kadın etkinlikleri ile BDP’deki yüzde 40 kadın kotasının terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın talimatı ile yapıldığı savunuldu. Taşdemir, Kürtçe yaptığı konuşmada bu faaliyetlerin parti çalışmaları olduğunu söyledi. Bu sırada Taşdemir’in mikrofonu mahkeme tarafından sürekli kapatıldı. BDP Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, dava tanıklarından “Mercek” kodlu gizli tanığın, adeta tüm konularda uzman olduğunu ve nokta atışları yaptığını kaydederek böyle bir kişinin olup olmadığı konusunda net bilgilerin olmadığını vurguladı. Avukatlardan İHD Genel Başkan Yardımcısı Reyhan Yalçındağ ise davada kadın hareketine ilişkin her şeyin suç olarak dosyaya konulduğuna dikkat çekti. Sanıkların K. Irak’a gitmesinin de suç olarak kabul edildiğini vurgulayan Yalçındağ, “Kürdistan Federe Bölgesi’ne gitmek, örgüt kamplarına gitmek anlamına getiriliyor. O zaman sınırları Kürtlere kapatın” dedi. Dinçer’e göre karmaşa yaşanmıyor Ⅵ ANKARA (AA) Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 6066 ay yaş grubundan 120 bin öğrencinin ilkokula kaydolduğunu açıkladı. Eğitim sisteminin karmaşa içinde olacağına ilişkin bir algı yaratılmak istendiğini ancak böyle bir şey olmadığını söyleyen Dinçer, eş durumundan atama taleplerin yüzde 95’ini yerine getirdiklerini belirtti. Edremit Belediyesi’ne baskın Ⅵ BALIKESİR (AA) Balıkesir polisi, 7 ay süren soruşturmanın ardından dün sabah Edremit Belediyesi’ne operasyon düzenledi. Edremit Belediyesi ve bağlı kuruluşu olan Edbel Ltd. Şti’ye düzenlenen “rüşvet ve yolsuzluk” operasyonu kapsamında, MHP’li Belediye Başkanı Kılıç, ifadesine başvurulmak üzere Emniyet’e götürüldü. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog