Bugünden 1930'a 5,447,148 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 16 EKİM 2012 SALI 4 HABERLER Referandumsuz bir seçenek üzerinde duran Başbakan Erdoğan kurmaylarını topladı Asker Sivil Farkı Geçen hafta Askeri Yargıtay ile askeri idare mahkemelerinin kalkacağı haberi yayıldığında, tam da Miyase İlknur’un, “İlhan Abi” adlı biyografisinin Madanoğlu Davası bölümünü okuyordum. İlhan Selçuk, 19711974 arasında üç yılı aşkın süre Madanoğlu davasından yargılandı, tutuklu kaldı, Ziverbey’deki mahut köşkte işkence gördü. Dava dolayısıyla hapsedilip yargılananlar arasındaydım, olayı yakından biliyorum. Miyase İlknur, kitabının bir bölümünde (s.381 384) Madanoğlu davası ile Balyoz ve Ergenekon davalarının benzerliklerini anlatıyor. İlknur’a göre benzerlikler şunlar: Her üç davada da sanıklar, seçimle gelmiş iktidarları darbeyle devirmeye teşebbüsten yargılanmaktalar. Her üç davada da sanıkların ortak özellikleri ABD karşıtlıkları. Her üç davada da deliller tartışmalı. Her üç davanın da açılması için suçun işlendiğinin haber alındığı tarih ile kovuşturma arasında yıllar geçmiş. Her üç davada da akıl havsala almaz ispatsız iddialar ileri sürülmüş. Balyoz davasında Hava Kuvvetleri’ne bağlı uçaklar Anıtkabir ve camileri, Madanoğlu davasında cunta yanlısı uçakların Çankaya’yı bombalamaları, radyo istasyonları kurmaları gibi. ૽૽૽ M. İlknur’un kitabında olmayan bir ayrıntıyı da açıklayayım. Mahkemenin kararında, şahitliğine neden itibar edilmemesi gerektiği gerekçeli olarak açıklanmış olan ajan provokatör Mahir Kaynak’ın kaydettiği ileri sürülen ses bantlarının bilirkişi tarafından dinlenmesi sırasında, MİT’in başka konularla ilgili brifinglerle karıştığı, dolayısıyla bir montaj olduğu saptanmıştı. Hemen belirteyim, önce Ankara’da başlayan sonra dönemin sıkıyönetim komutanı Faik Türün’ün “Bana gönderin!” talebi üzerine İstanbul’a nakledilen dava, bir kısım sanıkların işkence altında ifade verdikleri (işin o yanı okurlarımız tarafından iyi bilinir) dava, İstanbul 2 No’lu Sıkıyönetim Mahkemesi’nde görüldü ve 2 Ekim 1974’te, mahkemenin “sanıkların müsnet suçu işlemedikleri yolunda tam bir vicdani ve hukuki kanaate vardıkları” yolunda oybirliğiyle aldığı kararla sonuçlandı. ૽૽૽ Evet, 38 yıl arayla karara bağlanmış olan Madanoğlu davası ile Balyoz davası arasında büyük benzerlikler vardı. Ama bir tek önemli fark vardı. O da: Madanoğlu davası İstanbul 2 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi’nde görülüyordu, Balyoz davası ise İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde. Birincisi bir askeri mahkeme idi, ikincisi sivil bir mahkeme. Bu iki mahkemenin kararlarının hukuka uygunluğu ve egemen iktidar ile bağları konusundaki hükmü kamuoyunun vicdanına bırakırım. Askeri Yargıtay’ın kaldırılacağı haberini okurken de başka bir askeri dönemin, bu kez 12 Eylül’ün Askeri Yargıtay’ının Barış Derneği ile ilgili kararını anımsadım. Kenan Evren ile Necdet Öztorun’un takipçileri olduğu 12 Eylül’ün ünlü Barış Derneği davası geldi aklıma. Orada Askeri Yargıtay iki kez İstanbul 2. Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi’nin TCK 141 142’ye istinaden verdiği mahkumiyet kararlarını bozmuştu. Askeri mahkemeler ile Askeri Yargıtay’dan söz ediyor, özel yetkili sivil ağır ceza mahkemeleri ve bugünkü sivil Yargıtay hakkındaki yargıyı da takdirinize bırakıyorum. AKP Gül’den iade bekliyor ERDEM GÜL ANKARA Yerel seçimlerin öne çekilmesini sağlayacak anayasa değişikliğinin Meclis’teki oylamada 367’nin altında kalması üzerine çözüm arayışlarına giren AKP’nin gündeminde referandum seçeneği bulunmuyor. Yerel seçimlerin öne çekilmesinden de vazgeçmek istemeyen AKP yönetiminde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün değişikliği Meclis’e iade edeceği, böylece referanduma gerek kalmadan yeniden oylamayla anayasanın değiştirileceği görüşü ağır basıyor. Gül’ün yasayı bugün iade etmesi bekleniyor. Yerel seçimlerin öne alınması konusundaki anayasa oylamasının referandum sınırında kalması üzerine gözler Gül’e çevrilirken Başbakan Tayyip Erdoğan da 2 günlük Azerbaycan ziyareti öncesinde partisinin MYK’sini topladı. Toplantıda Gül’ün vereceği karar çerçevesinde uygulamaya konulacak seçenekler ve olası gelişmeler değerlendirildi. Edinilen bilgilere göre AKP, ᮣ AKP yönetiminde Cumhurbaşkanı Gül’ün değişikliği Meclis’e iade edeceği, böylece referanduma gerek kalmadan yeniden oylamayla anayasanın değiştirileceği görüşü ağır basıyor. Cumhurbaşkanlığı kaynakları da Gül’ün değişikliği bugün yüksek olasılıkla Meclis’e iade edeceğini söyledi. değişikliğin referanduma gitmesi seçeneğini gündemine almadı. Partide referandum seçeneğine olumsuz bakılıyor. AKP MYK toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, anayasa değişikliği oylamasında AKP ve MHP’nin toplamda 8 fire vermesinin “zafiyet” olarak değerlendirilmesine karşı çıkarak “Böyle şeyler olabilir. MHP ve AKP olarak toplam 8 fire söz konusu. Anayasa değişiklik teklifini destekleyeceğini belirten iki partiden gelen toplam fire sayısı 8. Bu kadar çok kalabalık sayıda olabilir. Bunu bir zafiyet olarak görmemek lazım, düşünmemek lazım” dedi. Canikli, anayasa değişikliğinin referandum sınırında kalmasının kendisini üzüp üzmediğinin sorulması üzerine de, “Bu tür şeyler geçmiş dönemlerde de yaşandı. Referanduma gerek kalmadan doğrudan 367 üzerinde bir oyla kabul edilmiş olmasını elbette arzu ederdik” dedi. Canikli, oylamada bulunmayan AKP İstanbul Milletvekili Hakan Şükür’ün durumuyla ilgili de, “Oylamada bulunmayan 3 arkadaşımız yok, 3 arkadaşımız da bilgimiz dahilindeydi. Mazeretsiz hiçbir arkadaşımızın dışarıda olması söz konusu değil” diye konuştu. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik MYK sonrasında “Sayın Cumhurbaşkanımız kararını verirken, şundan eminiz, özellikle referandum şıkkı söz konusu olduğu zaman bunun ülkeye getireceği, kamuya ve millete getireceği maliyet ve iklim şartları şüphesiz ki göz önünde bulundurulacaktır” dedi. Çelik, “Cumhurbaşkanımızın kararı ortaya çıktıktan sonra hangi seçenek gündemdeyse ilgili organlarımız kararlarını vereceklerdir ve yol haritası belirlenip bu mesele çözülecektir” diye konuştu. ‘Referandum mantıklı değil’ Cumhurbaşkanlığı kaynakları da, Gül’ün değişikliği bugün “çok yüksek olasılıkla” Meclis’e göndereceğini ifade etti. Kaynaklar, “Zaten Sayın Cumhurbaşkanı’nın aksi hareket etmesi düşünülemezdi. Durup dururken, ülkeyi referanduma götürmek hem ekonomik açıdan hem de gündemin yoğunluğu açısından mantıklı değil” yorumunu yaptı. Gül’ün iadesi durumunda da MHP ile yenilenecek ittifakın ardından vekiller biraz daha sıkı tutularak değişikliğin Meclis’ten 367’nin üzerinde oyla geçmesi sağlanacak. ‘Maliyet göz önüne alınmalı’ İzmir’de yasa çıkmadan il genel meclisinin kapısına kilit vuruldu BELEDİYE YASASI Özel idareye ilk kilit YEREL SEÇİMLER Kılıçdaroğlu: Halka gitmekten korkmayın ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Yerel seçimlerin 5 ay öne alınmasına ilişkin anayasa değişikliğinin referanduma gitmesi olasılığıyla ilgili gözler Çankaya’ya çevrilirken; CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, referandum olasılığını, “Halkın oyuna, iradesine, kimliği, unvanı, bulunduğu mevki ne olursa olsun her siyasetçinin saygı göstermesi gerekir” sözleriyle değerlendirdi. CHP Sözcüsü Haluk Koç da “Tutuklu vekillerle ilgili imzaladığımız protokole uymayan AKP’ye güvenmeyiz. Kafalarına eseni getirip uzlaşma arayışına girmelerine gerek yok” dedi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün referandum olasılığını ortadan kaldırmak için anayasa değişikliğini TBMM’ye geri göndermesi bekleniyor. AKP’nin bu durumda MHP ve CHP’nin yeniden kapısını çalabileceği belirtiliyor. ᮣ İzmir İl Genel Meclisi’nin CHP’li Başkanı Serdar Değirmenci meclise giremedi. EMRE DÖKER ‘İdari federalizme götürür’ ALİCAN ULUDAĞ CHP’DEN REFERANDUM aha doğal ne olabilir? “Demokrasinin yolunun halkın iradesinden geçtiğini” söyleyen CHP lideri Kılıçdaroğlu gazetecilere konuyla ilgili şunları söyledi: “Eğer Meclis’te tecelli eden oy, 330 oy, halkın oyuna başvurmayı gerektiriyorsa belediyeler mi kapanacak, seçimler mi yapılacak, seçimler erkene mi alınacak, erkene alınsın mı alınmasın mı, halka gidilecek. Halka gitmekten daha doğal ne olabilir? Kaçmamak gerekiyor. Halka gideceğiz. Halk iradesiyle yolunu gösterecek. Biz de güveneceğiz” ifadelerini kullandı. ‘D İZMİR İzmir Valisi Cahit Kıraç, Büyükşehir Yasa Tasarısı’yla kapanması öngörülen il genel meclisinin kapısına, yasa çıkmadan kilit vurdurdu. İzmir İl Genel Meclisi’nin CHP’li Başkanı Serdar Değirmenci, AKP’nin Büyükşehir Yasa Tasarısı’na ilişkin meclis salonunda basın toplantısı düzenlemek istedi. Toplantının yapılacağını haber alan Vali Kıraç, İzmir İl Özel İdaresi Genel Sekreteri İrfan İçöz’ü arayarak meclis salonunun kilitlenmesini istedi. Dün sabah köy muhtarları, meclis üyeleriyle birlikte binaya gelen Değirmenci kapının kilitli olması nedeniyle başkanı olduğu meclisini salonuna giremedi. Değirmenci, “Böylece özel idarelerin kapısına ilk kilit vurulmuş oldu” dedi. Toplantı daha sonra özel idarenin bahçesinde gerçekleştirildi. İl Genel Meclisi Başkanı Değirmenci, hükümetin hazırladığı yeni büyükşehir Yasası kapsamında 29 ilde il genel meclislerinin kapanacağını anımsatarak “Burada yaşayan halka sorulmadan, seçmen iradesi yok sayılarak buraları kapatılıyor. Tam 56 milyon yurttaşı ilgilendiren bir konuda hiç kimsenin söz hak Meclis salonunda yapılamayan toplantı bahçeye taşındı. kı yok. Ülkemizin geldiği ileri demokrasi anlayışı işte bu” dedi. “İdam mahkumuna bile infazdan önce son sözü sorulur” diyen Değirmenci, “Ülkenin idari yapısı başkanlık sistemine göre yeniden yapılandırılıyor. Çünkü Zatı Şahane hazretleri böyle istiyor. Halkın oylarıyla seçilmiş meclis kapatılıp yerine devlet memurları atanıyor. Bu tasarıyla Türkiye’de 2 başlı bir yerel yönetim modeli oluşturuluyor. Bu kanun Türk idari yapısına uygun değildir. Üniter devlet yapısından federatif sisteme geçişin ön hazırlığıdır” diye konuştu. İzmir Büyükşehir Belediye 2 başlı yönetim Başkanı Aziz Kocaoğlu da, önceki gün yaptığı açıklamada, yerel yönetimlerin koordinatörlüğüne valilerin getirilmesini eleştirerek şunları söyledi: İktidar partisinin belediye başkanının olduğu yerde valilik makamı tasdik makamı olacaktır. Muhalefetin iktidarda olduğu yerde memleketin başına problem olacaktır. Parlamento üyelerine sesleniyorum. Buna karşı durmak gerekir. Belediye başkanlığının 8.5 yılda nasıl yapıldığını ben biliyorum, bir de bu gelirse belediye başkanlığı yapılamaz. Eli kolu bağlanır, kelepçeli gezer. Son dönemde belli makamların iktidar tarafından hangi noktaya getirildiği hepinizin malumudur.” Sandıktan ‘hayır’ çıktı ESKİŞEHİR/ MERSİN (Cumhuriyet) Büyükşehir Belediyeleri Yasa Tasarısı’yla kapatılmaları gündemde olan, Nâzım Hikmet’in temsili mezarının bulunduğu Eskişehir’in Doğançayır ve Mersin’in 4 beldesinde yapılan referandumda sandıktan ‘hayır’ çıktı. ESKİŞEHİR: CHP dün Türkiye genelinde CHP’li belediyelerin bulunduğu beldelerde referandum sandığı koydu. Nâzım Hikmet’in temsili mezarının bulunduğu ve geçen yıl yapılan seçimlerde CHP’nin yüzde 98 oy aldığı Eskişehir’in Doğançayır beldesinde sandıktan hayır oyu çıktı. CHP Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt, Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ve parti yöneticileri de beldeye giderek yurttaşlarla görüştü. MERSİN: Büyükşehir belediyesinin yetki alanının genişletilmesi ve il genelindeki 41 belde belediyenin kapatılmasını öngören yasaya karşı Gözne, Yenice, Esenpınar ve Atalar’da düzenlenen oylamaya ilgi yoğun oldu. Gözne Belediyesi önünde kurulan sandıklara oylarını atan yurttaşların büyük kısmı, beldenin kapatılmaması için yasaya hayır oyu attı. ANKARA CHP, Büyükşehir sayısını 29’a çıkaran Büyükşehir Belediye Yasası’nda değişiklik öngören tasarıya ilişkin alt komisyon raporuna karşı hazırladığı “muhalefet şerhi”nde, düzenlemelerin ülkenin yönetim sorunlarını kangrene çevireceğini vurguladı. CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler tarafından kaleme alınan muhalefet şerhinde, “Türk idari yapısını idari federalizm ilkesi çerçevesinde kurmaya çalıştığı için kabul edilemez” denildi. Birgül Ayman Güler, partisinin muhalefet şerhinde şu değerlendirmelerde bulundu: ✔ Hükümler uygulamaya girdiği takdirde, ülkede köylerin yüzde 47’si, belediyelerin yüzde 54’ü kapanmış olacaktır. Bu, toptancı ve emredici bir zihniyettir. ✔ Tasarı, siyasal olarak üç temel özelliğe sahiptir: Türk yönetim yapısını il esasından bölge esasına kaydırmak. Temsili demokrasinin tabanını daraltmak. Yönetim ölçeğini yerli ve yabancı yatırımcıişletmeci ihtiyaçları doğrultusunda genişletmek. Valilik yönetimindeki iller, tasarıda getirilen tüm ili kaplayan belediyeyle birlikte “Başkanlık” yönetimine geçirilmektedir. Tasarı il yönetimini bölge yönetimine dönüştürme çabası içindedir. ✔ Hükümet tasarısı anayasanın üniter devlet ilkesi bakımından kabul edilemez. Güçlü bir yerel yönetim sistemi, üniter yapıyı da güçlendirir. Ancak, “yerel yönetimleri güçlendiriyoruz” diyerek devlet altyapısını Başkanlık Sistemi’ne hazırlayacak idari federalizm uygulamalarının da açık bir biçimde farkındadır. Bu tasarı, siyasal iktidar yetkililerinin zaman zaman dile getirdikleri “Başkanlık Sistemi”nin hazırlıklarından biri niteliğinde olmak üzere, Türk idari yapısını idari federalizm ilkesi çerçevesinde kurmaya çalıştığı için kabul edilemez. Güler, tasarının Türkiye’nin en güzel yaylalarını, dağlarını, madenlerini küresel sermayenin baskısına engelsiz açacağını vurguladı. BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, tasarıya bu haliyle karşı olduklarını belirterek, “Tasarıya tek şartla destek veririz. Valilerin seçimle işbaşına gelmesi sağlansın” dedi. Görüşmeler sırasında “Atatürk” tartışması da yaşandı. Önder, konuşmasında Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünü eleştirmek istedi. Tepkiler sonucu Önder’in, Atatürk’ün “yüzyılın gördüğü en büyük dehalardan biri, en kıymetli insanlardan birisi” olduğunu söylemesi üzerine içişleri Bakanı İdris Naim Şahin, “Çevir kazı yanmasın” dedi. Önder, Bakan’a, “Benim adım İdris Naim mi?” yanıtı verdi. Atatürk tartışması ‘Güvenmiyoruz’ AKP’ye güvenmediklerini ifade eden CHP Sözcüsü Koç da tutuklu vekillerin durumuyla ilgili yaşananları anımsattı. Koç, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “CHP’yi kınıyoruz, seçimden kaçıyorlar” açıklamalarına da “Bir kaçma olayını değerlendirmek istiyorlarsa kendi içlerine baksınlar” yanıtını verdi. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog