Bugünden 1930'a 5,447,563 adet makale



Katalog


«
»

13 EKİM 2012 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA kultur@cumhuriyet.com.tr KÜLTÜR 19 49. Antalya Altın Portakal Film Festivali sona erdi. Güzelliğin On Par’ Etmez geceye damga vurdu Tabak’ın filmine 6 ödül birden AYŞEGÜL ÖZBEK ANTALYA Bu yıl “Mizah, Muhalefet ve Demokrasi” başlığıyla 49. kez Antalyalılarla buluşan Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde dün akşam ödüller sahiplerini buldu. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı törende, Ulusal Yarışma Jürisi tarafından bu yıla özel olarak verilen “Toplumsal Vicdan Ödülü” Soner Yalçın’ın filmi “Menekşeden Önce”ye verildi. Ödülü jüri üyesi ve gazetemiz yazarı Mine Kırıkkanat filmin yapımcısı Halide Didem’e “Madımak zamanında yakıyorlardı, şimdi Silivri’ye tıkıyorlar” sözleriyle takdim etti. Gecede en çok şaşırtan iki ödül en iyi kadın ve erkek oyuncu ödülleriyle 12 yaşındaki Abdülkadir Tuncer ve Rus oyuncu Anna An Görkemli gecenin ödülleri En İyi Film: Güzelliğin On Par’ Etmez Hüseyin Tabak En İyi İlk Film: Zerre Erdem Tepegöz En İyi Yönetmen: Zerre Erdem Tepegöz En İyi Senaryo: Güzelliğin On Par’ Etmez Hüseyin Tabak En İyi Görüntü Yönetmeni: Pazarları Hiç Sevmem Florent Herry En İyi Müzik: Elveda Katya Tamer Çıray En İyi Kadın: Elveda Katya Anna Andrusenko En İyi Erkek: Güzelliğin On Par’ Etmez Abdülkadir Tuncer En İyi Yardımcı Kadın: Güzelliğin On Par’ Etmez Lale Yavaş En İyi Yardımcı Erkek: Küf Tansu Biçer En İyi Kurgu: Güzelliğin On Par’ Etmez Chrıstoph loıdl En İyi Sanat Yönetmeni: Zerre Tora Aghabayova Behlül Dal Jüri Özel Ödülü: Güzelliğin On Par’ etmez Yuşa Durak Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü: Küf fimindeki saç ve makyaj uygulamaları ile Gıla Benezra Antalya teşvik ödülü: Elveda Katya En İyi İlk Belgesel: Ben, Sen, O... Zeynep Oral En İyi Belgesel: Siirt’in Sırrı İnan Temelkuran ve Krısten Stevens Belgesel Jüri Özel Ödülü: Yuva Ebubekir Çetinkaya En İyi Kısa Film: Sessiz Be Deng Rezan Yeşilbaş Kısa Film Jüri Özel Ödülü: Buhar Abdurahman Öner Siyad En İyi Ulusal Film: Zerre Siyad En İyi Uluslararası Film: Aglaya Krısztına Deak Uluslararası Yarışma En İyi Performans: Supermarket Marıan Dzıedzıel Uluslararası Jüri Özel Ödülü: Keep Smılıng Rusudan Chkonıa Uluslararası En İyi Film: Aglaya Krısztına Deak Kitap Değilmiş Meğer Önümüzdeki hafta Söke’de bir şiir şenliğinde konuk olacağım. Şenliği düzenleyenler ilk kitaplarımla ilgili bir anımı da anlatmamı istediler. İkinci kitabım yüzünden yargıç önüne çıkarılışım geldi aklıma. Nasıl unuturum... Ama önce coşkuyla dolu olduğumuz o güzel yıllardan söz edeyim. İlkokul arkadaşlıklarının yerini ilkgençlik arkadaşlıklarının aldığı yıllardı. İlgilerimiz belirginleşmeye başlamış, kimimiz sanata, kimimiz ticarete, kimimiz politikaya yönelmiştik. Arkadaşlıkları da temelde bu ilgiler oluşturuyordu. İstanbul’da Anıl Boduroğlu’nun (Meriçelli) yanı sıra Antep’te Cevat Özer en yakın arkadaşımdı. Lise sıralarındayken, yazları geldiğim Antep’te her gün buluşurduk Cevat’la. İçtiğimiz su ayrı gitmezdi. Halkevi Bahçesi’yle Kırkayak’ı mesken bellemiştik. Cevat, Dinçer Oktay, Yurder Tek’er, Fevzi Günenç. Fevzi o yaşta matbaacılık yapıyordu. Antep’te Martı adlı bir de sanat dergisi yayımladı. “Ülkü Tamer Özel Sayısı” olarak çıkan dergi, belki bu yüzden, hemen battı. İkinci sayısı yayımlanamadı. Öyküler yazıyordu Fevzi. 1950’lerin sonunda Pazar Postası’nda bir öyküsü çıktı. Öykünün başında, onu tanıtan kısa bir yazım yer alıyordu. Tarık Dursun, Seçilmiş Hikâyeler dergisinde “Kendisi muhtaç bir dede” diye dalga geçmişti benimle. Haklıydı elbet. Cevat, Fevzi, ben, ne zaman bir araya gelsek, edebiyat, sadece edebiyat konuşurduk. Cevat çok iyi bir edebiyatçı olabilirdi. Yazmadı. Antep’te, Demokrat Ülkü gazetesinde “Küçük Yaşantılar” adlı bir öyküsü yayımlandı sadece. O sıralarda ben de gidip geliyordum gazeteye. Baskıcı Ekşi Mehmet’le anlaşıp Cevat’a bir oyun etmiş, öykünün başlığındaki “Kü” hecesini çıkarıp beşon gazeteyi öyle basmıştık. Cevat bunu görünce bembeyaz kesilip bir iskemleye yığılıvermişti. ૽૽૽ Arkadaş topluluğumuzda daha kimler vardı... Oğuz Atalay (ünlü, büyük bir işadamı oldu), Uğur Cankoçak (politikaya atıldı), Atılay Arsan (şiir yazdı, İzmir’e yerleşti), ilkokuldan o yana arkadaşlığımızı sürdürdüğümüz, hep özlemle andığım güzel insan Mehmet Baz, Kilis’te veterinerlik yapan şair Seyfettin Başçıllar (Amerika’ya göç etti) ve Onat Kutlar. Yazdığım şiirleri Onat’a okurdum hemen. Öykünmelerle, temelsiz, sıradan etkilerle dolu saçmasapan şeylerdi hepsi. Onat, her zamanki ciddiliğiyle dinler, “Mükemmel. Mısraların kuruluşu kusursuz” derdi. Başka bir şey demezdi. Günün birinde, yazdığımı bir daha okuttu. “Hah,” dedi, “işte şimdi kendi sesini bulmaya başladın.” O gün nasıl da keyiflenmiştim. Onat’ın görüşlerinin apayrı bir yeri vardı çünkü. Apayrı bir değeri vardı. Mantığın, düzeyliliğin simgesiydi o. ૽૽૽ “Gök Onları Yanıltmaz” adlı ikinci kitabımın baskısı Antep’te yapılmıştı. Basımevinin olanaklarını kabullenmiş, şiirlerin her birini el dizgisiyle, harf harf dizdirip ayrı ayrı, küçük birer karton parçasına bastırmıştım. İstanbul’da Asaf Ertekin de kapağı bastı. Kapakları zarf gibi katlayıp yapıştırdım; içlerine de on üçer “kartpostal şiir”i koyup kitapçılara dağıttım. Yıllar sonra sanık olarak yargıç önüne çıkardılar beni. Kitap, Derleme Müdürlüğü’ne gönderilmemiş. Antep’teki basımevini mahkemeye vermişler. Basımevinin sahibi, “Ben kartpostal bastım” demiş. Asaf Ertekin’i mahkemeye vermişler. O da, “Ben sadece kapak bastım” demiş. Sonunda beni çağırdılar. “Bu, yazarın görevi değil, basımevinin görevi” dedim. Yargıç uzun uzun düşündü. Sonra, “Yaz, kızım” dedi kâtibeye. “Karar: Adı geçen eserin kitap olmadığı anlaşıldığından...” drusenko’ya verildi. Toprağın Çocukları filmi yönetmeni Ali Adnan Özgür ödülünü alırken, “Ben buraya Mustafa Kemal’in elçisi olarak geldim biz kimseyle savaşmak istemiyoruz, Suriye’yle savaşmak istemiyoruz” dedi. Gecede “Güzelliğin On Par’ Etmez” toplam altı ödül alırken, “Zerre” de dört ödülün sahibi oldu. En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü 12 yaşındaki Abdülkadir Tuncer jüri başkanı Hülya Avşar’ın elinden aldı. (AA) ‘Genç Koreli Sanatçılardan Bir Seçki’ başlıklı sergi Portakal Kültür ve Sanat Evi’ndeydi Kore güncel sanatından bir kesit EVRİM ALTUĞ Hyesook Byun ÖLÜMÜNÜN 13. YILI Fakir Baykurt anılıyor Kültür Servisi Köy Enstitülü öğretmen, yazar ve sendikacı Fakir Baykurt, ölümünün 13. yılında anılıyor. Fakir Baykurt’u anma etkinlikleri, Burdur’daki Fakir Baykurt kavşağından Cumhuriyet Meydanı’na yürüyüşle başlayacak. Ardından, Fakir Baykurt Kültür ve Sanat Derneği’nin, Burdur Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenleyeceği etkinlikte, şair Hasan Hüseyin Korkmazgil’in eşi Azime Korkmazgil, Baykurt’un dostu Hüseyin Akbaş ile Burdur Araştırmacı Yazarlar ve Şairler Derneği Başkanı Ahmet Ali Bilgen, Baykurt’u anlatacak. Etkinlikte, Burdur Halk Oyunları Topluluğu’nun gösterisinin yanı sıra Peyami Yengin ve grubu halk müziği konseri verecek. Öte yandan Eğitimİş, sendikanın kuruluş yıldönümü olan 17 Ekim’de Fakir Baykurt adına “Onur Ödülü” vermeyi kararlaştırdığını açıkladı. EğitimSen ise yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Fakir Baykurt’un arkasında bıraktığı eserleri, örgütlü direnme düşüncesinin günümüzdeki temsilcisi olan EğitimSen olarak Fakir Baykurt öğretmenimizi ölümünün 13. yılında saygı ve özlemle anıyoruz.” Türkiye’deki mezat geleneğinin 1914’ten bu yana başı çeken temsilcisi Portakal Kültür ve Sanat Evi, kurumun dördüncü kuşak sözcüsü Maya Portakal ile, “Genç Koreli Sanatçılardan Bir Seçki”yi sanatseverlere sundu. İlk halkası geçtiğimiz günlerde düzenlenen serginin en büyük özelliği, Kore güncel sanatından tutarlı, orijinal ve dengeli bir seçkiyi, izleyicilerin beğenisine sunmuş olmasıydı. Geleceğin iddialı imzalarını buluşturan sergide, LED ışıklı kitap ve kutulardan oluşan “pop kültür ve sanat tarihi” düzenlemesiyle Airan Kang, dijital baskı, efsanevi kadıntanrıça “tablo”lar dizisi ile Dorothy Myeon Yoon, geleneksel Kore kâğıdı üzerine karışık teknik “kostüm” portreleriyle Hyesook Byun ve Zen ruhunun içine işlediği kâğıt üzerine mürekkep çalışmalarıyla Yosang Ji’nin eserleri bir araya geldi. Sergiyi bütünleyen Kang Myung Sun imzalı bir diğer yapıt ise galerinin çok daha önceki bir parçası olarak, yine Koreli genç bir kadın sanatçının imzasını taşıyor ve sedefli el işçiliğiyle, OsmanlıTürk el sanatları geleneğine nazik bir selam veriyordu. Maya Portakal, çağdaş Kore sanatındaki hakiki emek ve bilek gücünün altını çizerken, bu tür güncel yapıtlar söz konusu olduğunda, Koreli sanatçıların geleneklerine referans veriyor olmalarına, ayrıca bu yapıtların da arkasında çok derin kimi hikâyelerin oluşuna dikkat çekti. Hem zengin hem de mütevazı Sanatçı manifestolarından Aira an n K g ✔ “Kitaplar saf şeyler değillerdir. Onlar sadece mekânı, aynı anda zamanı da temsil ediyorlar. Dijital anlamda da derinlik, boy ve hacimleriyle bir mekânlar. Çünkü sayılamayacak kadar çok insanın hikâye ve hayatları ile dolular, bir tanesini okuyup ondan bilgi edinebiliyoruz. Umarım benim bu dijital kitap projem, daimi olarak umut mekânında varolmaya devam eder.” Airan Kang ✔ “Hepimiz zamanla birbirimizin kültürlerini, aynı belirsizlik ve seçim olanaklarını paylaşacağız. Daha güzel ve parlak bir gelecekte kadın olacağız, erkek olacağız, istersek yumurta istersek muz olacağız, değişime uğratılmış ırksal, cinsel ve kültürel temsiller olacağız. Hepimiz, her birimize sahip olacağız.” Dorothy Miyeon Yoon ✔ “Kurgusal imaj, saklı kısmın bir manifestosu ya da hakiki doğanın gerçek yüzüdür. Benim işim ise kişisel çağdaş materyalizme karşı aşkın (transandantal) değerleri temsil eden Zen anlayışımın imgesel bir manifestosudur.” Yosang Ji oreli sanatçıların ‘başka bir şey olma çabasında olmadığını’ belirten Maya Portakal, geleneğinden kopmayan ve üzerine bir şey ekleyen sanatçıların, ‘günümüzün en çok aranması gereken sanatçı tipi olduğunu’ anlatıyor. Portakal ailesi şimdilerde, seçkinin ikinci bölümü için ön hazırlık aşamasında. K kalabilmiş yapıtlardan oluşan, klasik müzik eşliğinde gezilebilen sergide yalnızca, üçer edisyon ile fotoğraf sanatçısı Dorothy Myeon Yoon da yer aldı. Maya Portakal, bu sanatçılar hakkında konuşurken, “Kopya yapmak ile yorum getirmek arasında büyük farklar var” diyerek, sanatçı Yoon üzerine ise “Rokoko dönemini yaşamayan Kore’de, bunun merakı, heyecanı ile kendi kültürünü bir biçimde birleştirdiği” bilgisini veriyordu. Koreli sanatçıların “başka bir şey olma çabasında olma dığını” belirten Maya Portakal, geleneğinden kopmayan ve üzerine bir şey ekleyen sanatçıların, “günümüzün en çok aranması gereken sanatçı tipi olduğunu” anlatıyordu. Portakal ailesi şimdilerde, seçkinin ikinci bölümü için ön hazırlık aşamasında. ÖLÜMÜNÜN 4. YILINDA KADIKÖY’DE ANILIYOR Fazıl Hüsnü Dağlarca anması Kültür Servisi Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca, ölümünün 4. yıldönümünde Kadıköy Belediyesi tarafından düzenlenen iki etkinlikle anılacak. Kadıköy Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezi’nde yarın gerçekleştirilecek ilk etkinlikte şair Tekin Gönenç ve Ertan Mısırlı, Dağlarca’nın yaşamı ve şiiri üzerine birer konuşma yapacak. Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ölüm yıldönümü olan 15 Ekim’de de mezarı başında bir anma etkinliği yapılacak. Dağlarca, ölümünden önce Kadıköy’de bulunan evini Dağlarca’dan Gökyüzü adıyla müze yapılması için Kadıköy Belediyesi’ne bağışlamıştı. Kadıköy Belediyesi, Dağlarca’nın vasiyetinin açılması davası henüz sonuçlanmadığı için şairin bu vasiyetini henüz gerçekleştiremediğini belirtti. Sinema sanatçılarından İlyas Salman’a destek ⅥKültür Servisi Sevilay Yükselir’in 10 Ekim’de Sabah gazetesinde, İlyas Salman’ın 49. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Onur Ödülü almasını eleştirdiği yazısı sinema sanatçı kuruluşları tarafından kınandı. Sinema Oyuncuları Sendikası, Oyuncular Meslek Birliği, Sinema Emekçileri Sendikası, Senaryo Yazarları Derneği, Sinema ve Televizyon Eserleri Meslek Birliği imzasıyla yapılan basın açıklamada “Meslektaşlarımızın bireysel veya politik niteliklerinden dolayı sanatçı kimliklerinin yıpratılmak istenmesini kabul etmiyoruz” denildi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog