Bugünden 1930'a 5,466,400 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 9 OCAK 2012 PAZARTESİ 4 HABERLER TBB Başkanı Coşar, Başbuğ’u yargılama yetkisinin Anayasa Mahkemesi’ne ait olduğunu belirtti ‘Yüce Divan tutuklayabilir’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Türkiye Barolar Birliği Başkanı Ahsen Coşar, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’u yargılama ve tutuklama yetkisinin Anayasa Mahkemesi’ne ait olduğunu söyledi. Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu da, Başbuğ’un Yüce Divan’da yargılanması gerektiğini belirterek ve “görev suçu” tartışmalarıyla ilgili “Suçun görevle ilgili olması demek, şüpheli veya sanığın suçu, kamu görevinden kaynaklanan yetkilerini kötüye kullanarak işlediğinin iddia edilmesi demektir” dedi. Coşar, yaptığı yazılı açıklamada, Başbuğ hakkında soruşturmanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, yargılama ve tutuklama ‘YAŞANAN DURUM BİR YARGI SORUNU’ Haber Merkezi CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, “Yaşanmakta olan sorun Türkiye’de teröre ya da darbeye karşı tedbir alma ihtiyacından kaynaklanan sorun olmanın ötesindedir. Sorun bir yargı sorunudur. Yani Türkiye’de çok ciddi bir hukuk, yargı sorunu var” dedi. Baykal, içerisinde bulunulan durumu “acı bir manzara” olarak nitelendirerek, “Son referandumda HSYK’nin ve Anayasa Mahkemesi’nin yapısı değiştirilmemiş olsaydı, bu olaylar yaşanır mıydı? Elinizi vicdanınıza koyun söyleyin, Deniz Feneri tahliyeleri olur muydu?” dedi. Baykal, davanın nerede görüleceği konusunda “Genelkurmay başkanlarının, eski ya da yeni, görevleri ile ilgili suçlardan dolayı Anayasa Mahkemesi’nde Yüce Divan olarak yargılanması gerektiğini anayasa hükme bağlamıştır” dedi. Tutuklamaya protesto ADD ve TGB üyeleri de dün Başbuğ’un tutuklanmasını Ankara’da basın açıklamasıyla protesto etti. yetkisinin de Anayasa Mahkemesi’ne ait olduğunu kaydederek iddiaya konu suçun işlendiği yerin Ankara olduğunu kaydetti. Coşar, “Kaçma, delilleri yok etme gibi ihtimali bulunmadığı düşünülmeden Başbuğ hakkında tutuklama kararı verildiğini, bunun da adil yargılanma hakkına açıkça aykırı olmasının yanı sıra kamu vicdanını da son derece rahat sız ettiğini” de ifade etti. vurgulayarak özel görevli savcı ve mahkemelerin, yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin üzerine olağanüstü güçler edinmiş “dördüncü kuvvet” olarak yerleştiğini kaydetti. “Görev suçu” tartışmalarıyla ilgili olarak Feyzioğlu, Cumhurbaşkanlarının “vatana ihanet etmek” suçlamasıyla Yüce Divan’da yargılandığını anımsattı. Feyzioğlu, “Vatana ihanet etmek cumhurbaşkanının görevi değildir, ancak bir cumhurbaşkanı görevinin verdiği yetkileri kötüye kullanarak vatana ihanet edebilir. Bir başbakanın veya bakanın yolsuzluk yapması, onun görevi değildir, demek ki yolsuzluk suçlamaları görevle ilgilidir, bu nedenle Yüce Divan’da yargılanmaktadır” ifadelerini kullandı. Hasan Âli Yücel Bir Kültür Fedaisi... Gerçek bir kültür fedaisi. Evrensel aydınlanma kültürünü topluma yaymak için, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları olarak klasikleri okura kazandırmak büyük bir armağandır. Büyük eğitimci İsmail Hakkı Tonguç’la birlikte Köy Enstitülerini kurmak ve yaygınlaştırmak büyük bir armağandır. Köyü köylüyle birlikte eğitmek, birlikte kalkındırmak çok büyük bir projedir ve yaşama geçirilmiştir. Ama Cumhuriyetin karşı güçleri, toprak ağaları, feodal güçler bu büyük hamleyi baltalamış, sonunda da ortadan kaldırmıştır. Türkiye’nin bugünkü içler acısı durumunun köşe taşları işte böyle döşenmiştir. Sonra da bu hamlenin başındaki büyük hümanist eğitimciye, bu büyük kültür öncüsüne saldırılmış, iftiralarla mahkemelere sürüklenmiş, canından bezdirilmiştir. Hasan Âli Yücel gerçek bir kültür fedaisidir. Atatürk Cumhuriyeti’nin gerçek bir kültür öncüsüdür. Neden şimdi onu anıyorum? ૽૽૽ “İyi Vatandaş İyi İnsan.” Hasan Âli Yücel’in 1956 yılında ilk basımı yapılan bu kitabı İş Bankası Yayınları arasında yeniden basıldı. Bankayı da yayın yönetimini de kutluyorum. Bu kitabında ilginç bir yöntem izleyen Hasan Âli Yücel, her yaştaki, her meslekteki insanın kolayca anlayacağı bir “yaşam boyu gelişim” yapıtı yazmıştır. Öğretmenlerin, öğrencilerin, herkesin dikkatle okumasını önereceğim bu kitap bir başucu yapıtı. Bu kitabı yazmayı görev sayan büyük kültür insanını unutmak aslında kendi tarihini unutmaktır. Köy Enstitülerini ortadan kaldıranlar elbette onun yapıcılarını da unutturmaya çalışacaklardır. Ama, bunu başaramazlar... ૽૽૽ Derin İzler adlı yapıtında Sami Sökmen, Köy Enstitüsünden milletvekilliğine giden yolda yaşadıklarını anlatıyor. Antalya Aksu Köy Enstitüsü kurulmuş. Köy çocukları bu okula giriyorlar. Yaşamları, eğitimleri, sonraki yıllar. Gürer Yayınları’nın bu kitabı okunacak kitaplar arasına mutlaka girmeli. O okulun doktoru Sevgili Bedia Kervancıoğlu, sonradan Türk Tabipleri Birliği Antalya delegesi olarak aramıza katılmıştı. Bu enerjik, yapıcı, candan, içten Bedia Ablamızı hâlâ unutamadım. Köy Enstitüsünü öylesine coşkulu anlatırdı ki. O da Köy Enstitüleri gibi artık aramızda değil. Yaşamım boyunca geçmişte yaşama duygum olmadı. Şimdi, o günlerde yaşamak isteğim artıyor. ૽૽૽ Sevgili Mustafa Gazalcı. Barış Derneği davasından hapishane arkadaşım. Uydurulmuş suçlarla orada geçen yılların dostluğu. Ödün vermez bir eğitimci. Her koşulda sorumluluk sahibi, çalışkan, dayanışmacı bir karakter örneği. Dört milletvekili idiler. Kemal Anadol, Nedim Tarhan, İsmail Hakkı Öztorun, Mustafa Gazalcı. Sonuna kadar orada yatmanın mücadelenin bir parçası olduğunu bilen bilinçli arkadaşlar. “Öğretmenin Günlüğünden” Mustafa Gazalcı dostumun yeni kitabı. Yaşadıkları, gördükleri, düşündükleri, bildikleri... Bu kitapta bütün bunlar var. Okunması gerekiyor. Özellikle günümüzün öğretmenleri, öğrencilerimiz, annelerbabalar, vatandaşlar. Okuyunuz. Okuyunuz ve düşününüz. Nerelerden nerelere geldiğimizi anlayınız. ૽૽૽ Hasan Âli Yücel. İsmail Hakkı Tonguç Mehmet Başaran. Sami Gökmen. Mustafa Gazalcı. Yüzlerce, binlerce öğretmen... Bir zincir bu. Uygarlık zinciri. Kırılmadı... Merak etmeyin. Kırılmayacak... Barodan çağrı ‘Öç alma mekanizması’ Ankara Barosu da, Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, bakanlar, savcı ve hâkimlere çağrı yaptı. Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu, Başbuğ’un Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından soruşturulabileceği, yargılama ve tutuklama kararını ise Yüce Divan’ın verebileceğini Soruşturma ve yargılamanın ne olursa olsun adalet mekanizmasının adil yargılama yapmaması durumunda öç alma mekanizması gibi çalışacağını kaydeden Feyzioğlu, “Her öç, yeni öçler yaratır. Kısır döngünün kırılması için hukuk devletinden başka yol yoktur” dedi. YÜCE DİVAN Çiçek, ‘Görüşlerimizi söylersek tutuklanır mıyız?’ endişelerine yanıt verdi AKP ‘Kim ne söyleyecekse söylesin’ belirsiz bıraktı ᮣ “Türkiye konuşuyor” toplantılarının pilot uygulamasına katılan Çiçek, düşünceleri dinlemek üzere geldiğini söyledi. ᮣ AKP, genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarını Yüce Divan’a kimin göndereceğini belirleyecek uyum yasasını çıkarmıyor. BARKIN ŞIK ANKARA AKP hükümeti, genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarının Yüce Divan’da yargılanmasını öngören anayasa değişikliğinin 12 Eylül referandumu ile kabul edilmesinin ardından, bu düzenlemenin koşullarını belirleyecek uyum yasasını askıya aldı. Anayasa değişikliğine paralel hazırlanan uyum yasa tasarısı, geçen yıl TBMM’ye getirildi, ancak görüşülmedi. Düzenleme, bu yasama döneminde “yenilenen tasarılar” arasında da yer almadı. Bu yüzden, eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un özel yetkili mahkeme tarafından tutuklanması sonrasında alevlenen tartışmanın sacayaklarından biri eksik kaldı. Düzenleme yasalaşmış olsaydı, Başbuğ’un görev suçu işleyip işlemediğine Başbakan Tayyip Erdoğan karar verecekti. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun da başkanı olan TBMM Başkanı Cemil Çiçek, bazı meslek örgütlerinin “konuşursak, görüşlerimizi söylersek tutuklanabiliriz” endişelerini dile getirdiği yeni anayasa çalışmaları konusunda, tüm kesimlere, “Kim ne söyleyecekse bugün söylemeli, bu günlerde söylemeli ve bu işi bu sene bitirmeliyiz” çağrısı yaptı. TBMM Başkanı Çiçek, aralarında TOBB’nin de bulunduğu sivil toplum örgütlerince oluşturulan Anayasa Platformu’nun “Türkiye konuşuyor” toplantılarının pilot uygulamasına katıldı. Çiçek sözlerine, kendisinin ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyelerinin toplantıya konuşmak için değil, daha çok katılımcıların düşüncelerini dinlemek üzere geldiğini söyledi. Katılımcıların ne istiyorlarsa, neyi düşünüyorlarsa, anayasaya ilişkin TBMM Başkanı Cemil Çiçek, aralarında TOBB’un da yer aldığı sivil toplum örgütlerince oluşturulan Anayasa Platformu’nun “Türkiye konuşuyor” toplantılarının pilot uygulamasına katıldı. (Fotoğraf: AA) düzenlemelerde nelerin yer almasını istiyorlarsa bunları rahatlıkla ifade etmeleri gerektiğini belirten Çiçek, Çiçek, şunları söyledi: “Bu anayasanın milletimize, toplumumuza, değişen ihtiyaçlarımıza baktığımızda dar geldiği ortada. Bunun en somut örneği, 30 yıllık süre içinde 17 defa değiştirilmiş olmasıdır. Bu da şunu gösteriyor ki her 1314 ayda bir Türkiye’nin gündemine bir ana yasa konusu gelmiş. En temel yasada her 1314 ayda bir değişiklik gündeme geliyorsa, o zaman bu ülkede hukuk istikrarını buna bağlı başka istikrarı sağlamak da mümkün değildir.” Bu süreçte, desteğe ihtiyaçları olduğunu ifade eden Çiçek, yeni anayasa yapıldıktan sonra, tekrar başa dönüp, bir 30 sene daha anayasal konuları tartışmak istemediklerini ifade etti. Çiçek, “Onun için kim ne söyleyecekse bugün söylemeli, bugünlerde söylemeli ve bu işi bu sene bitirmeliyiz. Aksi taktirde ‘Bu anayasayı bu siyaset kurumu değiştiremez, bu Meclis anayasa yapamaz’ tarzında demokrasiye yeteri kadar inanamayan, Meclis’e yeteri kadar güvenemeyen kesimleri memnun etmemek adına bu işi mutlaka bu dönem başarmak durumundayız” görüşünü dile getirdi. Hazırlanan uyum yasasına göre, genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarını Yüce Divan’a sevk etme yetkisi Başbakan’a verilmişti. Başbakan, “Görevleriyle ilgili suçlardan” gerekiyorsa ön inceleme yaptırarak soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine yetkili tek makam olarak belirlenmişti. Başbuğ’un, yürüyen bir dava dosyası kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadesi alınarak tutuklandı. Uyum yasası çıkmış olsaydı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın elindeki suçlamaları Başbakanlık’a göndermesi gerektiği yönünde tartışma çıkacaktı. Başbuğ’un, görev suçu işleyip işlemediğine de Başbakanlık karar verecekti. Başbakanlık görev suçu derse, Başbuğ, Yüce Divan’a sevk edilecek, görev suçu değil derse dosya İstanbul Savcılığı’na geri gönderilecekti. Hükümetin, uyum yasasını ne zaman TBMM gündemine getireceği belirsizliğini koruyor. Yetki Başbakan’daydı ‘Siyasal İslamcılar laiklerle ödeşiyor’ Dış Haberler Servisi Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un tutuklanması, etkili Amerikan dergisi Newsweek’e de konu oldu. Dergi, Başbuğ’a yöneltilen suçlamaların zayıflığına dikkat çekerek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye’yi daha demokratik hale getirdiği iddiasına karşın “eski düşmanlarının baskıcı yöntemlerini şimdi onlara karşı kullanıyor göründüğünü” ileri sürdü. Owen Matthews imzasıyla yayımlanan ve Başbuğ’un tutuklanmasını “dramatik bir tırmanma” olarak değerlendiren analiz de, tutuklamanın “Türkiye’de gittikçe gelişen sivil güce vurgu yaptığı” da kaydedildi. Özellikle son üç yılda çok sayıda subay ve gazetecinin tutuklandığını hatırlatan dergi, soruşturmaların kamuoyunun büyük bir kesimince “laiklerin siyasal İslamcılara yıllarca uyguladıkları baskılarla ödeşme” olarak görüldüğünü de iddia ederek, Başbuğ’un tutuklanmasını “kuşkusuz ordu çevrelerini umutsuzluğa düşürecekse de bu konuda pek bir şey yapamayacakları” sözleriyle değerlendirdi. Analizde, Türkiye’de yüzden fazla gazetecinin tutuk landığı, bu konuda Türkiye’nin Çin’i de geride bıraktığı belirtildi. ‘Özel sessiz kaldı’ Fransız gazetesi Le Monde da, Başbuğ’un tutuklanmasına şimdiki Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in “sessiz” kaldığını belirtilerek bu durumun, ordunun artık sivil iktidara direnecek halde olmadığını gösterdiğini ileri sürdü. Gazete, Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları kapsamındaki çok sayıda tutuklamaya da dikkat çekerek Türk yargısının ciddi eleştirilerle karşı karşıya kaldığını vurguladı. Genelkurmay Başkanı Özel’e ‘Onbaşı’ diyen Demirtaş’a Bakan Yıldız’dan tepki: PKK’ye terörist diyemeyenler Haber Merkezi BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’e “Bizim nazarımızda onbaşıdan farksızdır” sözlerine AKP’den tepki geldi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, “PKK’ye terörist diyemeyenler, Genelkurmay Başkanımıza onbaşı demeye başladı” derken Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar da “Ordumuza laf söylenmesini katiyen kabul etmeyiz” ifadesini kullandı. Kayseri’de dün yapılan AKP Kocasinan ilçe kongresinde konuşan Bakan Yıldız, “Hiçbir güvenlik gücümüzün yıpratılmasına müsaade etmeyiz. Tabii ki PKK’ye karşı mücadele yazkış demeden aralıksız sürecek. Onlar geri çekilmeyle değil, tamamen yok edilinceye, bu anlayış da yok edilinceye kadar bu mücadele bitmeyecek” dedi. Terörle mücadeleye 300 milyar lira harcandığını savunan Yıldız, “Türkiye bu kamburundan, bu yükünden nasıl bir kısım sülüklerden kurtulduysa, bu kamburundan da mutlaka kurtulacaktır. Türkiye o zaman daha da ileriye adım atacaktır” diye konuştu. TSK’ye sivil memur ayarı ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Milli Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesindeki sivil memurların, talep etmesi halinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına geçmesi, diğer kamu kurum ve kuruluşlarındakilerin de TSK’ye geçebilmesi için çalışma yürütüyor. TSK’de halen sivil memur/işçi statüsünde 53 bin 774 kişi bulunuyor. TSK, 2012 2013’te Kara Kuvvetleri açısından da bir ilke imza atacak. Kara Kuvvetleri Komutanlığı bu yıl ilk kez Astsubay Meslek Yüksekokulları’na kadın öğrencileri kabul edecek. Harp Okulları’nda bu yıldan itibaren yine ilk kez, endüstri ve sistem, makine, inşaat ile elektronik mühendisliği ve işletme, kamu yönetimi lisans programları uygulanacak. Astsubaylıktan subaylığa geçiş kontenjanı da yüzde 10’dan yüzde 25’e çıkarıldı. 2012’de 90 astsubay subay olacak. ‘KÜRTÇENİN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ BİZ KALDIRDIK’ Mehmet ŞimHaber Merkezi Maliye Bakanı işlettiklerini gen i kler ürlü özg ve şek, temel hak ra soruşanla yap e savunarak, “12 Eylül’de darb ki engelnde önü tçe Kür ’dir. AKP turma açan da kiye’de Tür , şek Şim leri de biz kaldırdık” dedi. ldığını yıkı nun tabu ok birç nde emi iktidarları dön tosıfır eye enc “İşk : iddia ederek şunları söyledi ınayıb nce işke i miz ülke ıca Ayr . lerans getirdik si üzerinde dan kurtardık. MGK’nin demokra Başbakan .” ırdık kald biz yine de olan gücünü kardeşlik ’de kiye Tür Yardımcısı Bülent Arınç da unarak sav ni diği iştir pek ’nin hukukunu AKP dedi. ırdı” kald “Türkiye’de ayrımcılığı AKP Şehircilik Bakanı Bayraktar da Tunceli’de bir gazetecinin konuyla ilgili sorusu üzerine “Ordumuz Cumhuriyetimizin manifestosunu en iyi resmeden bir kuruluştur, bizim gözbebeğimizdir. Ordumuzu biz severiz, sayarız ve önemseriz” dedi. C MY B C MY B ‘Gözbebeğimiz’
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog