Bugünden 1930'a 5,409,364 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

8 OCAK 2012 PAZAR CUMHURİYET SAYFA dishab@cumhuriyet.com.tr DIŞ HABERLER 13 Esad uyardı: Yangın Türkiye’ye de sıçrar BAHADIR SELİM DİLEK Suriye Devlet Başkanı, Ankara’nın tavrını anlayamadıklarını söyledi Bu Köşenin Adı Neden ‘Sağnak’? Neden “Sağanak” değil de “Sağnak”? “ ‘Sağnak’ diye bir sözcük yok. ‘Sağnak’ da nereden çıktı? Neyin nesi?” diye bana sık sık yazan okurlar oluyor. Bu sorunun yanıtını “onuncu yılını” geride bırakan bu köşenin ilk yazılarında aslında vermiştim… Ama tabii üzerinden çok zaman geçti. “Sağnak”a yeni okurlar katıldı. “Köşesinin isminin neden Sağanak değil de Sağnak olduğunu merak ettiğim yazar” sorusunu yönelten “Ekşi sözlük” dahil, konuyu hâlâ gündeme getirenler oluyor… “Sağnak”, aslında bir yelkenli adı… Başlangıçta klasik imlayla! “Sağanak” olarak açılan bu köşedeki ilk yazımda hayali hâlâ hatrımda olan o yelkenliyle ilk karşılaşma anımızı şöyle anlatmıştım: “Onu gördüğüm günü, yeri, anı hatırlıyorum. 28 Şubat 2001. Öğleden sonra saat 3 suları olmalıydı. Boğaz’da yürüyordum. Hafif şaşkın, bir hayli kızgın, biraz kırgın, biraz çaresiz. Hani böyle içinizin çekildiği, şiştiği; durup durup boşaldığı anlar vardır ya. Öyle. Tam olarak ne hissettiğinizi bilemezsiniz. Adını koyamazsınız. Düşünmeye katlanamazsınız. Veya gücünüz kalmamıştır. Yaşamınızı altüst eden büyük hoyratlık anlarında üstünüze çöken bir ruh halidir bu. Akıntıya kapılıp gidercesine bırakıp koyarsınız kendinizi... ‘Sağanak’ böyle bir anda geçip gitti yanımdan. Dingin, ağır; süzüle süzüle. Denizi gördüğümü, denize baktığımı o zaman fark ettim. Kâbus ortasında bir rüya gibiydi. En beklenmedik anda işte kışı devirmiş, bahara yelken açmış bir yelkenli! ‘Tamam’ dedim: ‘Bir daha sütunum olursa adı Sağanak olmalı!’ ” “Kış ortasında bahara yelken açan” o mucize yelkenliyle karşılaştığımda işini o gün kaybetmiş, “kalemi kırılmış” bir gazeteciydim. Mesleğimin artık sonuna geldiğimi düşünüyordum… Bu köşeye ilham veren o yelkenlinin, böyle hiç umulmadık bir anda yanımdan geçmesi içimde bir umut ışığı yakmıştı… Bu köşede 2 Temmuz 2001 tarihinde çıkan ilk yazımda bunları böylece anlattım ki, ardından gün, saat, tarihiyle….gördüğüm yelkenlinin sahiplerinden beni çok şaşırtan bir mektup aldım: “Ben 2.7.2001 tarihli yazınızda bahsettiğiniz Sağnak adlı teknenin sahibinin oğluyum” diyordu mektup: “O gün ailece tekne gezisine çıktığımızda, aylar sonra karşımıza böyle bir köşe yazısı ile sizin çıkacağınız hiç aklımıza gelmezdi. Bu, bizleri çok duygulandıran, güzel ve hoş bir sürpriz oldu. Sözün bundan sonrasını anneme bırakıyorum. Sevgili Nilgün Hanım, Bundan 17 yıl önce yine bir temmuz ayında ilk oğlum doğdu. Adını babası ‘Sağnak’ koymak istedi. ‘Sağnak’ benim, edebiyat öğretmeni ve şair olan rahmetli babamın soyadı idi. Eşimin bu isteği beni onurlandırmıştı. Şimdi siz bizi ailece onurlandırdınız. Böyle güzel ve hoş sürprizlere hasretiz. Bu duyguları bize yaşattığınız için size teşekkür ediyoruz…” İşte böyle. Sade bir yelkenli de değil... “Sağnak”ın; böyle yazı tutkusundan geçen uzun bir geçmişi ve yazıyla buluşan upuzun bir öyküsü var. Şair bir edebiyat öğretmeninin soyadından torununa geçen, sonra yüreği daralmış bir yazarın iç dünyasına dalıp yerleşen bir yelkenliye ve bir gazete köşesi adına dek uzanan çok uzun bir yolculuk bu... “Sağnak”, okurlarıyla birlikte işte o gün bugün bu yolculuğu sürdürmeye çalışıyor… Bu vesileyle burada 2012’nin ilk iki mektubuna da yer vermek istiyorum. İnternet ağlarında dolaşan ve bana bir sevgili dostum tarafından ulaştırılan “Noel Baba” mektubunun yazarı Türkan Şanverdi Avcı imiş: “Yazımı köşenizde paylaştığınız için çok teşekkür ederim, sizin gibi birinin beğenisini kazanmak benim için gururdur” diyor Şanverdi Avcı ve devam ediyor: “Bu yazım pek çok sitede isimsiz yayımlandı maalesef, ama www.yazmanyacanavari.com isimli sitemde bu ve benzeri diğer yazılarım bulunuyor. Vaktiniz olduğunda incelerseniz ayrıca mutlu olurum. En derin sevgi ve saygılarımla.” İnternet sitelerinde tıklanma rekorları kırmaya devam eden “Noel Baba” mektubu gibi; “profösyönel iletişimci” Şanverdi Avcı’nın www.yazmanyacanavari.com sitesinde pek çoğu “mektup” biçeminde ve güncel konularda yazılmış, birbirinden çarpıcı yazıları var. Türkan Şanverdi Avcı’yı daha yakından takip etmek isteyen okurların dikkatine bu vesileyle arz ediyorum. Yılın ilk günü posta kutuma düşen ilk mektup M. Doğan Kantarcı’dan... Kantarcı, Maya kehanetlerini ciddiye almayan “2012” başlıklı yazım için, “Jeolojik dönemler ve ekosistemlerle” ilgili aklımın ne yalan söyleyeyim... fazla basmadığı çok teknik bir belge göndermiş: “Ben jeolog değilim” diyor ve şöyle devam ediyor: “Ama ekoloji ve ekosistemler ile uğraşarak ömrümü geçirdim. Jeolojik dönemleri de bu açıdan değerlendirmeye çalıştım. Günün birinde gene ekvatorun ve kutupların yeri değişecek. Nasıl ve ne zaman? Bazıları bu konuyu Tanrı’ya havale ederler. Ancak ekteki bilgiler konuyu hurafeler ile algılayamayacağımızı işaret ediyorlar.” Bunu da böyle not edip konuyu “Bilim ve Teknik” dergimizin uzmanlık alanına havale edelim. ŞAM Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad, ülkesindeki olayları bir yangına benzeterek söndürülmediği takdirde bu yangının Türkiye’ye de sıçrayabileceği uyarısında bulundu. Esad, “Evin bir odasında yangın çıkarsa, diğer odalara da sirayet eder. Bundan diğer odalarda bulunan kardeşler de zarar görür. Yangının o odalara sirayet etmemesi için o yangını hep birlikte söndürmemiz lazım” dedi. Esad dün, Suriye’de bulunan SP Genel Başkanı ve beraberindeki heyeti kabul ederek yaklaşık 45 dakika görüştü. Edinilen bilgilere göre görüşmede Esad, “Her ne kadar 2004 yılında ilişkiler güçlenmiş gibi görünse de aslında TürkiyeSuriye ilişkileri, 2000’de Sayın Ahmet Necdet Sezer’in Türkiye’den Suriye’ye ziyaret yapmasıyla başladı. 2000 yılında başladı ve Ahmet Necdet Sezer ile başladı bu iyi ilişkiler” dedi. Halklar arasında bir sorun olmadığını dile getiren Esad, “Bunu biliyoruz, ben Türkiye’ye daha önce gittim ve o sevgiyi gördüm. Biz kardeşiz, zaman zaman araya yanlışlıklar girebilir. Geçici olduğunu umuyorum. İnancım ve temennim odur ki bu geçicidir” görüşünü iletti. İki ülkenin ön K amalak başkanlığındaki SP heyetiyle görüşen Esad’ın mesajları: ✔ Bu süreçte Türkiye’yi anlayamadık. Türkiye’nin tavrını anlamakta zorlandım. ✔ Biz 10 senede tarihi değiştirdik, tekrar geriye dönmesine izin vermemeliyiz. ✔ Türkiye’nin bize yardımcı olmasını beklerdik, hayal kırıklığına uğradık. ✔ Muhalefetin niyeti reform değil. celikli görevinin bu iki ülkeye zarar vermeden bu süreci atlatmak olması gerektiğine işaret eden Esad, “Biz 10 senede tarihi değiştirdik, tekrar geriye dönmesine izin vermemeliyiz” diye konuştu. reforma zorlamak değil, başka niyetler var bunun arkasında. Bu talepleri iyi niyetli değil” değerlendirmesini yaptı. Türkiye’nin büyük devlet, Türk halkının vefakâr bir halk olduğunu söyleyen Esad, “Bu süreçte Türkiye’yi anlayamadık. Türkiye’nin tavrını anlamakta zorlandım. Ben çok umutluyum. Bu krizden, bu süreçten çıkılacaktır” dedi. Bu kriz sürecinde Türkiye’nin kendilerine ilk etapta yardımcı olmasını beklediklerini dile getiren Esad, bu ilişkiyi göremedikleri için hayal kırıklığı yaşadıklarını dile getirdi. Esad, ülkesinde muhalefetin olması için teşvik ve destek verdiğini de belirterek “Her ürkiye’nin tavrını anlamakta zorlandım’ Esad, ülkesindeki reformların sürdüğünü ve süreceğini de dile getirip “Herkes daha hızlı olmasını istiyor. Ama bir yerden bir yere taşınmak kolay değil. Şubat ayında yeni bir anayasa hazırlamış olacağız. Ama muhalefetin niyeti reform değil. Burada Suriye’yi ‘T ne kadar sorunları varmış gibi görünse de bu bir kesimle ilgili, ama iki ülkenin halkları ve kurumları ile ilişkilerimiz çok iyi” diye konuştu. Ülkesindeki olayları bir evin bir odasında çıkmış bir yangına benzeten Esad, “Biz kardeşleriz, aynı evde yaşıyoruz, evin bir odasında yangın çıkarsa, diğer odalara da sirayet eder. Bundan diğer odalarda bulunan kardeşler de zarar görür. O odalara sirayet etmemesi için o yangını hep birlikte söndürmemiz lazım” uyarısında bulundu. Esad, “90 yıl başkaları aramıza girdi. Biz ilk defa Türkiye ile direkt temas kurmaktan memnuniyet duymuştuk” dedi. SP Genel Başkanı Mustafa Kamalak da Esad’a, “Kardeş ülkeler arasında barışın, huzurun olması gerekir. Sorunların çözümü konusunda herkese görev düşer ama asıl itibarıyla asıl sorumluluk da yönetim mevkiinde olanların üzerindedir. Belirli çevreler, bu tür olayları kışkırtmak isteyecektir. Bir takım olaylar çıkarmak isteyecektir, bunu yabancılar bakımından normal karşılamak lazım ama önleyici tedbirleri almak da asıl itibarıyla yöneticilere düşmektedir” görüşünü iletti. Hayal kırıklığı Görüşme sonrasında Kamalak, basın toplantısı düzenleyip değerlendirmelerde bulundu. Kamalak, “Biz de bu sıkıntılardan üzüntü duyduğumuzu, dış müdahalelere karşı olduğumuzu beyan ettik. Batı’nın her gittiği yeri talan ettiğini vurguladık, ancak buralarda da kardeş kanının akmaması gerektiğini beyan ettik. Şunun da altını çizerek vurguladık, bütün bu temennilerimize rağmen İslam ülkelerinde kardeşlerin birbirlerini ne yazık ki katlettiğini, her iki grubun elindeki silahın da emperyalistlerin silahı olduğunu, akan kanın Müslüman kanı, yanan canın Müslüman canı olduğunu, buna karşılık emperyalistlerin kasalarının para ile dolduğunu vurguladık” dedi. Kamalak, Esad’ın şu görüşleri aktardığını söyledi: “Herkes sürecin bir an sonuçlanmasını istiyor ama takdir edersiniz ki bir evden başka bir eve taşınmak bile belli bir süreyi alıyor. Biz anayasayı beklemeden birtakım çok önemli reformları yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Siyasi partiler kanununu değiştirdik, yerel idareler kanununu değiştirdik, bu kanunların hazırlanmasında da Türkiye’deki kanunlardan yararlandık.” Kamalak, “Türkiye’yi kardeş bir devlet büyük bir devlet olarak gördükleri için beklentileri çok büyüktü. Beklentinin büyük olduğu yerde o beklentiler hiç gerçekleşmeyince haliyle hele aksine bir sonuç verince büyük bir hayal kırıklığına uğradıkları kesin. Büyük hayal kırıklığı ifadesini o kullanmadı ama şunu söyledi: Bu süreçte Türkiye’nin bize yardımcı olmasını beklerdik” diye konuştu. SUSAM SOKAĞI’NA KAYNAK YOK ABD Kongresi Filistinli çocukları cezalandırdı Dış Haberler Servisi Filistinlilerin BM’de devlet olarak tanınma girişimini cezalandırmaya karar veren ABD Kongresi, yaşamları genellikle endişe ve korkuyla geçen Filistinli çocukların keyifle izlediği Susam Sokağı’nın Filistin versiyonu Sharaa Simsim’in finansmanını kesti. ABD Kongresi’nin yaklaşık 200 milyon dolarlık yardımın ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı’na transferini dondurması, hastanelerden eğitime, bakanlıklara kadar Amerikan yardımıyla yürüyen pek çok programın kesintiye uğraması anlamına geliyor. Birleşmiş Milletler’de tanınma girişimini cezalandırma amacını taşıyan karardan etkilenen programlar arasındaki Sharaa Simsim’in Ramallah’taki ofisi önceki gün bomboştu. Yapımcı Davut Kuttab, yardım olmadığı için ne senaryo yazılabildiğini ne de filmin çekilebildiğini söyledi. Filistinli çocukların Susam Sokağı sona ererken, ABD Dışişleri Bakanlığı, programın İsrail versiyonu için 750 bin dolar veriyor. İsrail’de gösterilecek yeni sezonun teması ise çocuklara adil davranmayı öğretmek olacak. İsrail Susam Sokağı’nı yapan televizyon kanalından Danny Labin, Filistinli çocuklar için yardımın kesilmesini “talihsiz” bir durum olarak niteliyor. ‘Sağnak’tan gelen ilk mektup Amerikan uçak gemisi, Umman Denizi’nde korsanların rehin aldığı 13 İranlıyı kurtardı. İran hükümeti de, ABD donanmasının 13 vatandaşını kurtarmasını memnuniyetle karşıladı. Pentagon sözcüsü John Kirby, hepsi Somali doğumlu olduğu sanılan 15 korsanın USS John C. Stennis gemisinde alıkonulduğunu kaydetti. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ramin Mihmanperest, dün yaptığı açıklamada, “ABD güçlerinin İranlı Düşmanlar sarmaş dolaş... denizcileri kurtarmasını insani ve olumlu bir davranış olarak görüyoruz” ifadesini kullandı. Ancak, Devrim Muhafızları’na yakınlığıyla bilinen bir yorumda olay “Hollywood filmine” benzetilerek amacın ABD gemisinin Körfez’deki varlığını meşru göstermek olduğu bildirildi. İran, defalarca USS John C. Stennis gemisinin Hürmüz Boğazı’na dönmemesi uyarısını yapmıştı. (Fotoğraflar: AFP) Ve 2012’nin ilk mektupları Tatbikat üstüne tatbikat EKBER KARABAĞ T.C. GEREDE İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN TAŞINMAZIN AÇIK ARTIRMA İLANI Dosya No: 2011 15 Satış Ortaklığın giderilmesi kararına göre; Tapu Kaydı: Bolu İli, Gerede İlçesi, Seviller Mah. 257 Ada, 1 Parsel 290 m2 miktarlı arsa vasıflı taşınmazdır. Özellikleri: Taşınmaz üzerinde iki katlı ahşap eski takriben 100 m2 taban alanına sahip ev ile tek katlı ahşap 14 m2’lik odunluk bulunmaktadır, her türlü Belediye hizmetinden yararlanmaktadır. Parsel konum itibari ile şehir merkezinde olup çarşıya pazara yakın konumdadır. İmar Durumu: Gerede Bel.Bşk.lığı Fen İşleri Müd.nün 19.09.2011 tarih ve 95 imar durumuna göre, blok nizam 3 katlı, önbahçe mesafesi 0 m, komşu bahçe mesafesi 0 m, bina yüksekliği 9.50 m şartlarına uygun inşaat yapılabilir. Parselin güneyinden (Sakarya Cad. cepheli olan kısmından) yaklaşık 70 m2 yola terk vardır. Değeri: 169.065,97 YTL Satış Saati: 11.4011.55 Açık artırma suretiyle satılarak paraya çevrilecektir. Satış Şartları: 1 Satış 17.02.2012 Cuma günü yukarıda yazılı saatler arasında Gerede İcra Müdürlüğü’nde açık artırma suretiyle yapılacaktır. Bu artırmada tahmin edilen kıymetinin %60’ını ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları mecmuunu ve satış masraflarını geçmek şartı ile ihale olunur. Böyle bir bedelle alıcı çıkmazsa en çok artıranın taahhüdü baki kalmak şartıyla 27.02.2012 Pazartesi günü yukarıda yazılı saatler arasında Gerede İcra Müdürlüğü’nde ikinci artırmaya çıkarılacaktır. Bu artırmada da bu miktar elde edilememişse taşınmaz en çok artıranın taahhüdü saklı kalmak üzere artırma ilanında gösterilen müddet sonunda en çok artırana ihale edilecektir. Şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen kıymetinin %40’ını bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmesi lazımdır. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2 Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen kıymetinin %20’si nispetinde pey akçesi (YTLirası veya devlet tahvili dışındaki döviz kabul edilmeyecektir.) veya bu miktar kadar milli bir bankanın teminat mektubunu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı istediğinde 10 günü geçmemek üzere mehil verilebilir. Tellaliye resmi, tapu satım harcı satış bedelinden ödenecek, damga resmi, tahliye ve teslim masrafları ile KDV, tapu alım harcı alıcıya aittir. Birikmiş vergiler satış bedelinden ödenir. 3 İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgililerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını hususiyle faiz ve masrafa dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile on beş gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicili ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaklardır. 4 İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak suretiyle ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır, ihale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın Dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5 Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup masrafı verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6 Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin yukarıda yazılı dosya numarası ile Müdürlüğümüze başvurmaları ile satış ilanın tebliğ edilemeyen alakadarlara tebliğ yerine kaim olacağı ilan olunur. 23.12.2011 (*) İlgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. (Basın: 438) TAHRAN Stratejik Hürmüz Boğazı’nı da içine alan ülkenin güney sularında 10 gün boyunca gerçekleştirdiği tatbikatı yeni tamamlayan Tahran, bu kez ülkedeki Devrim Muhafızlarınca, “Dünya, 24 saat boğazdan petrol geçmeden dayanamaz” uyarısı ile boğazda geniş kapsamlı tatbikat yapmaya hazırlandığını açıkladı. İran’ın dün ayrıca ülkenin doğusunda kara tatbikatı başlattığı bildirildi. Fars haber ajansının Devrim Muhafızları Halkla İlişkiler Birimi’ne dayandırdığı habere göre, ağır kış şartlarının sürdüğü ülkenin doğusunda kara tatbikatının hazırlık safhası başladı. Tatbikata ilişkin açıklamasına yer verilen Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Muhammed Pakpur, asıl tatbikatın pazartesi günü yapılacağını söyledi. Savunma amaçlı yeni bilgi, yetenek ve tecrübelerin de icra edileceğini kaydeden Pakpur, tatbikatın eksi 15 ila 20 derecedeki ağır kış şartlarında yapılacağını belirtti. Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Ali Fedevi de bir ay içinde “Yüce Peygamber” adıyla, birçok yönden önceki tatbikatlardan farklı, yeni tatbikat düzenleyeceklerini belirtti. M. NURİ KARAKÜÇÜK (17.02.1924 …. ) Bizlere ve binlerce öğrencisine; bağımsızlığı, eşitliği, aydınlanmayı, kadın haklarını öğreten sevgili babamızı sonsuzluğa uğurladık. Dostların başı sağ olsun. Eşi: Nihal Karaküçük Çocukları: Kadir, Deniz, Esen, Aydın C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog