Bugünden 1930'a 5,427,456 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 7 OCAK 2012 CUMARTESİ 8 HABERLER TERÖRDEN YATANLAR 90’LAR SEVİYESİNDE Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un tutuklanmasına muhalefet sert tepki gösterdi: Siyasetin kararı onaylandı ‘SİYASİ İKTİDARIN SOPASI’ CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Özel yetkili mahkemelerin adalet dağıtan birer mahkeme olmadığını, bunların siyasi otoritenin aldığı kararları onaylayan mahkeme olduğunu daha önce ifade etmiştim. Aynı düşüncemi sürdürüyorum. Bu sürecin nerede biteceği belli değil zaten. Özel yetkili mahkemeler “siyasi iktidarın sopası” gibi kullanılıyor. Kaldı ki anayasanın bir maddesi var, Genelkurmay başkanlarının Yüce Divan’da yargılanacağına ilişkin. Bu bile atlanıyor. Burada katledilen bir hukuk. Uludere’nin perdelenmesi için bunun yapıldığı belli. (Milli Savunma Bakanı’nın İnternet Andıcı’nda onayının olduğu sorusu üzerine) Bir Bakan imza atmışsa, onay alınmışsa, bakan o sorumluluktan kaçınamaz. ‘VAHİM BİR HADİSE’ MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Başbuğ’un tutuklanması Türkiye’nin karşılaştığı en önemli sorunlarından birisi olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesinin zirvesinde iki yıl görev yapan bir şahsiyetin, terör örgütü kurmaktan ve yönetmekten dolayı böylesi bir yaptırıma maruz kalması çok vahim bir hadise olarak gündeme damgasını vurmuştur. Elbette suçu kesinleşmeden hiç kimseye suçlu muamelesi yapılamayacağı yürürlükteki hukuk kaidelerinden birisi ve en önemlilerindendir. Artık iyice şirazesinden çıkan darbe soruşturma ve iddialarının nerede duracağı ve kimleri kapsamına alacağı belirsiz ve şaibeli bir duruma gelmiştir. ‘SÜREÇLERİ HÜKÜMET YÖNETİYOR’ BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş: Makamı ne olursa olsun suç işleyenlerden adil bir yargılama ile hesap sorulması da elbetteki gereklidir. Fakat bütün bunlar iktidarın siyasi amaçları ve çıkarları içinde kullanılamaz. Savcıların elinde yıllardan beri İlker Başbuğ ile ilgili bu bilgiler olmasına rağmen konunun bekletilmesi, Uludere katliamından bir hafta sonra hayata geçirilmesi de dikkate değerdir. Hükümet, bütün bu süreçleri kendisi yönetiyor. Hükümet bir taşla birkaç kuş vurmaya çalışıyor. Derin yapılardan hesap sorarken kendi derin yapısını oluşturuyor. İddianameyi hazırlayan savcılara özellikle bölgede köyü yakılan ve faili meçhul cinayetlere kurban gidenlerin yakınlarının gidip başvuru yapması gerekir. 8 bin kişi terörden içerde ALİCAN ULUDAĞ ‘Sıra işadamı ve medya sahiplerinde’ DSP Genel Başkanı Masum Türker: Ben Başbuğ’un tutuklanmasını özellikle bir güç gösterisi olarak değerlendiriyorum. Şimdi sıra yakın zamanda büyük işadamlarımıza gelecek, medya sahiplerine gelecek. Hükümet ‘Bizim teklifimizle göreve geldi’ dediği İlker Başbuğ’un tutuklanmasında yargıyı işaret etti ‘Çalışma arkadaşımız’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Hükümet, eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un tutuklanmasıyla ilgili olarak yargıyı işaret etti. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, “Yargının elinden yürüyen bir süreç. Bizim dönemimizde, hükümetimizin teklifiyle göreve gelmiş, görevini titizlikle yürütmüş bir çalışma arkadaşımız olarak tanıyoruz” ifadesi dikkat çekti. ⅷ Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay: (CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun tutuklamayla ilgili açıklamasının anımsatılması üzerine) Çok sorumsuzca bir ifade. Doğrusu bir ana muhalefet partisi genel başkanının bu kadar yargıda yürüyen bir konuyu, siyasi iktidarla irtibatlandırması üzücüdür. Çok önemli bir gelişme, ilk defa Genelkurmay Başkanı bu şekilde tutuklanmış oluyor. Nihayetinde yargı süreci ve bunun adaletli şekilde yürümesi ve kısa sürede sonuçlanması hepimizin dileği. Bu konuda yargının elinde yürüyen bir süreç. O dosyayı zaten bilmemiz mümkün değil. Türkiye’de kim olursa olsun, eğer yanlış bir şey yapıyorsa yargıya intikal ediyor. Burada Başbuğ ile ilgili daha yargı kararı falan çıkmış değil. (“Başbuğ’u nasıl tanırsınız” sorusu üzerine) Bizim dönemimizde, hükümetimizin teklifiyle göreve gelmiş, görevini titizlikle yürütmüş bir çalışma arkadaşımız olarak tanıyoruz. ⅷ Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu: Hukuki süreçlerde, bu süreç devam ederken peşinen yargılarda bulunmak doğru değil. Önemli olan bu hukuki sürecin en kısa sürede tamamlanması ve gereksiz spekülasyonların önüne geçilmesidir. Ümit ederiz, bu hukuki süreç en kısa sürede tamamlanır ve hukuk devleti önünde bütün vatandaşlar zaten eşit konumdadır. ANKARA Son yıllarda artan “terör” suçlamasıyla tutuklananlar zincirinin son halkası eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ oldu. Şu an cezaevlerinde 4 bin 50’si tutuklu olmak üzere toplam 8 bin 190 kişi “terör”den yatıyor. Bugünkü rakamlar, terörle mücadelenin “illegal yöntemlerle” yürütüldüğü 1990’lı yıllar seviyesine çıktı. Dikkat çeken bir başka konu ise bu sayının değişen ceza yasaların yürürlüğe girdiği 2005’ten itibaren hızla artması oldu. Türkiye’de son yıllarda öğrenciler, gazeteciler, avukatlar, sendikacılar ve askerlerin de arasında bulunduğu çok sayıda kişi art arda tutuklanıyor. Çoğunun tutuklanma nedeni ortak: “Terör.” Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, 31 Kasım 2011 tarihi itibarıyla tüm ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülerin sayısı 127 bin 831 olarak kaydedildi. Bunlardan 8 bin 190’ını “terör” suçundan yatanlar oluşturdu. Bu rakam içinde 4 bin 50 kişi tutuklu, 393 kişi hükmen tutuklu, 3 bin 747 kişi ise hükümlü ise olarak sıralandı. Bu “terör” şüphelilerinin sayısı, özellikle terörle mücadelede sert politikaların uygulandığı 1990’lı yıllar seviyesi ile yarışıyor. Terör suçlamasıyla tutuklananların sayısı 1992’de 3 bin 62, 1993’te 4 bin 977, 1994’te 6 bin 412, 1995’te 7 bin 25 oldu. Toplam sayı ise şöyleydi: 1992: 3 bin 584, 1993: 5 bin 824, 1994: 7 bin 56, 1995: 8 bin 862. 1999’da toplam sayı 10 bin 348 olurken 2000’de çıkan afla hükümlülerin sayısında büyük değişiklik olmazken tutukluların sayısı 1000’in altında düştü. Ancak 2004 yılında devlet güvenlik mahkemelerinin (DGM) kaldırılarak yerine özel yetkili mahkemelerin kurulması ile, değişen Türk Ceza Yasası, Ceza Muhakemesi Yasası’nın 2005’te yürürlüğe girmesinin ardından rakamlar hızla yukarı çıktı. Özellikle 2004’ten itibaren her geçen gün terör şüphesiyle tutuklanan veya hüküm giyenlerin sayısı arttı. Özellikle tutuklananların sayısı hızla yükseliyor. Cezaevlerinde terör suçlamasıyla yatanların sayısı yıllara göre şöyle: 2004: 3 bin 788, 2005: 3 bin 630, 2006: 3 bin 835, 2007: 4 bin 520, 2008: 5 bin 439, 2009: 6 bin 328, 2011: 8 bin 190. BEŞ YILA VARAN UZUN TUTUKLULUK İP’liler İstanbul Beyoğlu’nda yürüdü, Ankara’da yapmak istedikleri yürüyüşü polis engelledi. (ALİ AÇAR/NECATİ SAVAŞ) Başbuğ’un tutuklanması Ankara, İstanbul ve İzmir’de protesto edildi Herkes şikâyetçi ama... ALİ AÇAR ‘TSK’yi terörist ilan ettiler’ Haber Merkezi İşçi Partililer eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanmasını Ankara, İstanbul ve İzmir’de protesto ettiler. Ellerinde “Millet ordu el ele, tam bağımsız Türkiye” yazılı dövizleri taşıyan partililer, “Orduya kalkan eller kırılır” sloganları attı. Başbuğ’un tutuklanmasını protesto etmek amacıyla Ankara’da Genelkurmay Başkanlığı önüne yürümek isteyen İşçi Partililere polis izin vermedi. Bunun üzerine partililer adına Genel Sekreter Osman Yılmaz, basın açıklamasını, Genelkurmay Başkanlığı’nın yakınında okudu. Yılmaz, açıklamasında şunları kaydetti: “Türk ordusu kurumsal olarak terörist ilan edilmiştir. Bu gelişme hukuki bir süreç değildir. Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Kafes, Amirallere Suikast ve en son İnternet Andıcı başlıkları altında yürütülen saldırılar bir ABD operasyonudur. Bu operasyon TayyipGül ve Fethullahçı gladyo aracılığı ile yürütülmektedir. Büyük tehditlerle karşı karşıya olan, bölünmenin müzakere edildiği bir ülkenin ordusuna bu düzeyde müdahale edilmesi, tertiplere girişilmesi ancak ihanetle açıklanabilir. Amaç, Türk ordusunun vatan savunma iradesini bozmaktır. Genelkurmay hukuki olarak kendisini savunsun. Milletin de beklediği budur. Ancak ne yazık ki bugün görünen TSK’nin tüm bu saldırılar karşısında tam siper yattığıdır” İP’ye üye bir grup, Başbuğ’un tutuklanmasını Konak Alanı’nda protesto etti. Grup “Fettullahçı çete devletten temizlenecek” pankartıyla Konak Orduevi’ne kadar yürüdü. İP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir İl Başkanı Tugay Şen, “Başbuğ esir alınmıştır çünkü ortada hukuk yok” dedi. ⅷ Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik: 1960’dan sonra ilk kez bir Genelkurmay Başkanı tutuklanmış bulunuyor ama bu süreç içerisinde başbakanlar, cumhurbaşkanları, bakanların da yargılandığını biliyoruz. Kamuoyu iddiaları, savunmaları görünce daha sağlıklı bilgilenme durumumuz olacak. Son 50 yıl açısından söylüyorum, ilk kez böyle bir olayın meydana gelmesi önemli ama iddialar ve savunmalar çerçevesinde bu olayı değerlendirmek doğru olur. Çünkü içerikten, bilgiden yoksunuz. ‘ÖZEL YETKİLİ’DE YARGILANMALI’ ⅷ TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, Başbuğ’un özel yetkili mahkemede yargılanmasının doğru olduğunu söyledi. Kuzu, nerede yargılanacağı konusunda muğlaklığın anayasada son yapılan değişiklikle giderildiğini belirterek bu konudaki boşluğun doldurulduğunu kaydetti. Kuzu, ‘“Bu kişilerin Yüce Divanda yargılanması için görevinden doğan suçlar olması gerekiyor. Görevdeyken işlediği suçlar değil..” dedi. Başbuğ hakkındaki iddianın “görevi olmayan bir iş yapmış olması” olarak ifade edildiğini belirten Kuzu, bu nedenle özel yetkili mahkemelerde yargılanmasının doğru olduğunu kaydetti. CUMHURBAŞKANI GÜL: SOĞUKKANLILIKLA TAKİP EDELİM DÜZCE (Cumhuriyet) Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un tutuklanmasıyla ilgili olarak “Hukuk düzeni içinde bir yargılama sürecine şahit oluyoruz. Herkesin hukuk sistemi içinde sorumluluğu vardır. Dolayısıyla herkes hukuk karşısında eşittir” dedi. Gül, temas ve incelemelerde bulunmak üzere gittiği Düzce’de, gazetecilerin Başbuğ’un tutuklanmasına ilişkin sorularını yanıtladı. Türkiye’de anayasa, kanunlar ve bir hukuk düzeni olduğunu ifade eden Gül, “Bu hukuk düzeni içinde bir yargılama sürecine şahit oluyoruz. Daha fazla söyleyecek bir şeyim yok. Çünkü bağımsız yargının devam ettirdiği bir yargılama süreci vardır” dedi. İlk kez bir Genelkurmay Başkanı’nın tutuklandığının belirtilmesi üzerine de Gül, “Kimse mahkeme kararı ortaya çıkmadan suçlu ilan edilemez. Bunun önce herkes tarafından bilinmesini isteriz. Sonra da tabii ki herkesin yargı karşısında, hukuk sistemi içerisinde sorumluğu vardır. Dolayısıyla herkes hukuk karşısında eşittir. O bakımdan gayet soğukkanlılıkla takip etmek gerekir” diye konuştu. ⅷ AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Tanrıverdi: İlker Başbuğ’un tutuklanması, Türkiye’nin demokratikleştiğini gösterir. Yargı, görevini yapmaktadır. Demokratikleşen ülkede her şey şeffaf bir şekilde yürümekte, bütün açıklığıyla görülmektedir. Demokrasilerde herkes eşittir, bu noktada imtiyaz yoktur, dolayısıyla yargının işine de kimse müdahale edemez. Kamuoyunda uzun bir süredir tartışılan ve “uzun tutukluluk” süreleri yargılamaları tartışmalı hale getiriyor. Tutuklamanın bir koruma önlemi olması, “geçicilik” özelliği taşımasına karşın Ergenekon ve Odatv davalarında çok sayıda kişi haklarındaki “suçlamaları öğrenemeden” 5 yıla varan sürelerle tutuklu yargılanıyor. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, CHP’nin uzun tutukluluk sürelerinin kısaltılması istemine olumsuz yanıt vererek “Askerpolis katili de, çocuk tacizcisi ve tecavüzcü de yararlanıp çıkar” diyerek karşı çıkarken birçok hukukçu, “Siyasi iktidar istese, şikede olduğu gibi, uzun tutuklulukla ilgili de bir günde yasa çıkarabileceğini” belirtti. Uzun süre tutuklu olanların bazıları şöyle: “Yazar Ergün Poyraz 1625, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek 1389 gün, gazeteci Hikmet Çiçek 1385, gazeteci Tuncay Özkan 1202, CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal ve eski Malatya Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu 999 gün, gazeteci Deniz Yıldırım 790 gün, yazar Yalçın Küçük, gazeteciler Doğan Yurdakul, Müyesser Yıldız, Coşkun Musluk ve Sait Çakır 307 gün, gazeteciler Soner Yalçın, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu 324 gün, gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener 308 gün”. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yaptığı değerlendirmede, “TBMM’nin çalışma yapması gerektiğine” işaret ederek “Bu konunun takipçisi olacağını” belirtirken TBMM Başkanı Cemil Çiçek, “Tedbirden beklenen maksat hasıl olduysa, tahliyeleri gerekir. Ben üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum. Tutuklulukların mahkumiyete dönüşmemesini temenni ediyorum” demişti. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise uzun tutukluluk süreleriyle ilgili “Mağduriyetlere yol açtığının canlı tanığıyım. AİHM kararlarını uygulamak zorundayız. İç düzenlemelerle bunu yapacağız” değerlendirmesi yapmıştı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da sorunun çözülememesine neden olarak Başbakan’ın ikna edilememesini göstermişti. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog