Bugünden 1930'a 5,439,171 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 7 OCAK 2012 CUMARTESİ 14 İstanbul Edirne Kocaeli Çanakkale İzmir Manisa Denizli Zonguldak Sinop Samsun Trabzon Giresun Ankara Y Y Y Y Y Y Y Y B B B B Y 10 6 10 9 12 9 7 11 15 16 14 19 9 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars Y Y B Y Y Y B B PB PB B PB PB 5 5 6 13 16 15 9 12 9 10 9 3 5 HABERLERİN DEVAMI Oslo K Helsinki PB Stockholm PB Londra B AmsterdamY Brüksel Y Paris Y Bonn Y Münih K Berlin Y BudapeştePB Madrid A Viyana Y 3 1 2 11 9 9 11 9 6 7 6 15 6 Belgrad A 4 Sofya K 0 Roma A 13 Atina Y 12 Zürih Y 6 Moskova K 2 Aşkabat B 8 Taşkent PB 3 Baku B 8 Bişkek B 2 Tiflis A 8 Kahire A 17 Şam A 14 Ülke genelinin çok bulutlu, Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu’nun güney ve batısı, Batı Karadeniz’in iç kesimleri, Doğu Anadolu’nun batısı ile Zonguldak, Kırıkkale, Kırşehir, Çorum, Gaziantep, Adıyaman ve Kilis çevrelerinin yağışlı geçmesi bekleniyor. Hava sıcaklığı, ülkemizin iç ve doğusunda 1 ila 3 derece artacak, kuzeybatı kesimlerinde biraz azalacak. TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 7 Ocak GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Kansere yenik düşen Bay, atanamayan öğretmenlerin sembolüydü GÜNDEM Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada MUSTAFA BALBAY Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada gelişmeler, hükümet hesabına hazin bir tezadı sergiliyor. TSK’de olup bitenleri, 20032004 yıllarından beri neler olduğunu izleyen ve bilen Başbakan RTE: Hükümetini devirmeye hazırlandığını, terör örgütü üyesi olduğunu bilerek “darbeci” İlker Başbuğ’u, 2003’ten 2010 yılına kadar, önce KK Komutanlığı’na ve oradan TSK başkomutanı olarak Genelkurmay Başkanlığı’na, kısacası darbe yapacak silahlı kuvvetin başına getiriyor. Hükümeti devirmeye hazırlanan ama yıllarca devireceği hükümetle uyumlu çalışan genelkurmay başkanını, mahkeme, darbeci suçlamasıyla tutukluyor! Mahkemedeki savunmasında İlker Başbuğ’un söylediği gibi trajikomik bir olay… ૽૽૽ Genelkurmay başkanının tutuklanması gazete manşetlerinde. Hayretle karşılanan olayın yarattığı şaşkınlığı Posta manşetinde, “Bunu da gördük” başlığı ile özetledi. Güneşli günler göreceğiz çocuklar diye avunurken karanlığa yelken açan olaylar birbirini kovalıyor. Özel savcılar ve özel mahkemeler korkusu sardı ülkeyi. Türkiye açık hava hapishanesine döndü. Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in açıklamalarına göre: Kara Kuvvetleri’nden 17, Deniz Kuvvetleri’nden 25, Hava Kuvvetleri’nden 13 ve Jandarma’dan 3 general/amiral tutuklu. Org. Özel’e göre, “Söz konusu tecrübeli personelin tutuklanmaları sebebiyle kadro görevlerinden uzak kalmaları, TSK’nin anayasa ve kanunlarla üstlenmiş olduğu görevlerin ifasına olumsuz yansıyor.” Askersel alan böyle de sivil kesim farklı mı? Özel savcılıktan önüne geleni gönderileni, terör örgütü suçlamasıyla içeriye atan özel mahkemeler sayesinde; bu ülkenin yetiştirdiği yazın ve düşünce alanındaki önemli kişiler, uzun tutukluluk nedeniyle ya da suçlarının ne olduğunu yıllar geçmesine karşın hâlâ bilemeden içeride yatıyor... ૽૽૽ Güneş görmeleri engellenenler ülkesi bu ülke, AKP iktidarının Türkiye’si! Mustafa Balbay 1038 gündür tutuklu. 314 gündür tek başına hücrede... İzmir milletvekili ama milli irade 210 gündür tutuklu. Yalnız Balbay mı? Niceleri gibi; gazeteci, suçu siyaset yapmak, parti kurarak bu iktidarı eleştirmek olan Tuncay Özkan, Balbay’la at başı içeride, hücrede... Bu ülkenin tek sol partisinin genel başkanı Doğu Perinçek, dört yıldır mahpus. Kitap yazdı, gazetecilik gereği toplumsal kimi konuları işledi diye Ahmet Şık, Nedim Şener, Soner Yalçın ve Prof. Yalçın Küçük 310 gündür zindanda. ૽૽૽ Gazetecilerin tahliye taleplerini reddeden mahkeme kararından sonra olayı yorumlayan tek kalem. Vatan’da Ruşen Çakır. Yazısının başlığı duygularımızı, yargılarımızı özetliyor: “Adalete değil, arkadaşlarımıza güveniyoruz!” ૽૽૽ Dön dolaş aynı soru. “Ne olacak bu memleketin hali?” Bir kez daha “durumu” özetleyelim: Ordu, medya, yargı, üniversite, devletin bütün kurumları AKP’lileşti. Olanları ve olmaması gerekenleri engelleyecek güç; halkımızın bu olgulara yanıtı: Yüzde 50! ૽૽૽ Namık Kemal’in “Vatan Mersiyesi” şiirindeki iki dizeyi anımsayalım: “Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini / Yoğ imiş kurtaracak bahtı kara mâderini.” Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı’na başlarken; “Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini / Bulunur kurtaracak bahtı kara mâderini” dedi. Bu iki dizeyi günümüze uyarlayalım: “Demokrasinin bağrına AKP dayamış hançerini / Bulunur kurtaracak demokrasinin bahtı kara mâderini.” Ama ordudan medyaya kurumların AKP’lileştiğini ve çaresizliği yansıtan tabloya bakarak soralım: Kim?.. Öğretmene 3 yıl hapis ABİDİN YAĞMUR MERSİN Atanamayan öğretmenlerin sembolü haline gelen ve yakalandığı kemik kanseri hastalığı sonucu geçtiğimiz haziran ayında vefat eden Şafak Bay’a öğrencilik yıllarında katıldığı bir basın açıklaması nedeniyle 3 yıl hapis cezası verildi. Karara isyan eden anne Meryem Bay, oğlunun katıldığı o basın açıklaması nedeniyle dayak yediğini ve işkence gördüğünü belirterek “O gözaltından sonra ağrıları başladı, hiç de dinmedi. O işkence nedeniyle hastalığının hızla ortaya çıktığını düşündük hep. Şafak’tan geriye bana bir tek mezarı kaldı. Gelsinler mezarını ablukaya alsınlar” dedi. Atanamayan öğretmenlerin sembolü olan Şafak Bay, üniversite dördüncü sınıf öğrencisiyken 2004’te kemik kanseri hastalığına yakalandı. Ataması Yapılmayan Öğretmenlen Platformu’nun (AYÖP) kurucularından olan Bay, hastalığına karşın her plaformda mücadelesini sürdürdü ve atanamayan öğret Acımız katlandı Şafak Bay’ın zorlu hastalık sürecinin ardından ölümüyle iyice sarsıldıklarını belirten Meryem Bay, acısını her gün oğlunun mezarına giderek dindirmeye çalıştığını, mahkemeden gelen hapis cezası yazısıyla acılarının katlandığını ifade etti. Anne Bay, “Şafak’tan geriye bana bir tek mezarı geldi. Her gün gidiyorum. Hapis cezası verenler ne yapacaklar? Gelsinler mezarını ablukaya alsınlar. Ben de 2.5 sene gitmem. Uzaktan izlerim oğlumun mezarını” dedi. menlerin sesi oldu. Oğullarının acısıyla yıkılan Bay ailesi, geçtiğimiz günlerde Şafak Bay’a, ölümünden 6 ay sonra verilen hapis cezasıyla şok oldu. Şafak Bay, 9 Haziran 2004’te Elazığ’da katıldığı bir basın açıklaması nedeniyle 2911 sayılı “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet ettiği” gerekçesiyle 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Oğlunun Elazığ Postanesi önünde bir basın açıklamasına katıldığını ve orada gözaltına alındıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzerine ser best bırakıldığını anlatan Meryem Bay, gelen cezayla şok olduklarını belirtti. Oğluna hapis cezası verildiğini önce arkadaşlarından duyduğunu, daha sonra eve mahkeme kâğıdı geldiğini söyleyen anne Meryem Bay, “Sanırım üniversitede birinci sınıftayken bir yürüyüş olmuş. O da oradaymış. Belki de katılmıştır, gençti sonuçta. Orada gözaltına alındığını anlatmıştı. Çok üzgünüz. Haberi duyunca sinirlendiğim için postacının getirdiği evrakı almadım” dedi. 11 Mayıs 2010’da, Muğla Üniversitesi’nde çıkan olaylarda yaşamını yitirmişti ‘Şerzan Kurt’u polis vurdu’ CAN HACIOĞLU SODEV Ödülü Ahmet Şık’a verildi İstanbul Haber Servisi Sosyal Demokrasi Vakfı ( SODEV) 2011 İnsan Hakları Demokrasi Barış ve Dayanışma Ödülü yazdığı ve daha yayımlanmadan yasaklanan “Oookitap”ın yazarı tutuklu gazeteci Ahmet Şık’a verildi. SODEV Başkanı Erol Kızılelma, ödülü Ahmet Şık’ın şahsında özgürlüklerinden yoksun bırakılan tüm demokrat gazeteci ve yazarlara verdiklerini söyledi. (Fotoğraf: KAYHAN AYHAN) İzmir’in dosyası hazırlandı İZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu) İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik düzenlenen operasyonun ardından iddianamenin hazırlandığı ve İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulduğu bildirildi. Mahkeme üyelerinin iddianameyi incelemek için iki haftalık süreleri bulunuyor. Ancak hâkimler bu süreyi beklemeden kabul ya da ret kararlarını açıklayabilir. Son olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun da şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılması ve 5.5 saatlik sorgusunun ardından serbest bırakılmasıyla dikkatler, hazırlanması beklenen iddianameye çevrilmişti. Kocaoğlu’nun sorgusunun ardından Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcısı Birol Çengil, iddianameyi tamamladı ve İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu. Operasyonun başladığı tarihten 8 ay sonra tamamlanan iddianamenin sanık avukatlarına bile verilmediği ve mahkemenin onay kararına kadar gizli tutulacağı savlandı. Denizli’de ‘kırmızı bölge’ SEDAT KURT Sarıkamış şehitleri anıldı KARS (Cumhuriyet) Sarıkamış harekâtında donarak ölen 90 bin şehit düzenlenen etkinliklerle anıldı. 1914 yılında dönemin Başkomutan Vekili olan Enver Paşa tarafından 18771878’deki “93 Harbi” sırasında Rusya’ya bırakılan Batum, Sarıkamış, Kars, Ardahan ve Artvin’in geri alınması için düzenlenen “Sarıkamış Harekâtı”nda ağır kış koşullarında donarak ölen 90 bin asker 97. yılda düzenlenen törenlerle anıldı. Sarıkamış Allahuekber Şehitliği’nde düzenlenen anma programında, mahalli sanatçı grubu 90 bin şehit için ağıt yaktı. Sarıkamış Kaymakamı Erdoğan Turan Ermiş, “Bu törenleri düzenlememizin sebebi vatan evlatlarının, atalarımızın, ne kadar fedakârlık yaptıkları, bu ülkeyi nasıl kurtardıklarını anlamak ve anlatmaktır” dedi. Sarıkamış şehitlerini anma etkinlikleri kapsamında, Bayraktepe kayak merkezinde alp disiplini ve snowboard yarışması düzenlendi. DENİZLİ Denizli Valiliği, kent içindeki içkili yerlerin ruhsatlarını 1 Ocak’tan itibaren iptal ederek daha önce belirlenen Tabakhane bölgesine taşınması için işletme sahiplerine tebligat gönderdi. Denizli’de dernek lokali kapsamında çalışan ve özellikle kent merkezinde yoğunlaşan bar ve benzeri mekânlar, yeni yılın ilk günlerinde kötü bir sürprizle karşılaştı. İşletme sahipleri valilikten gönderilen tebligatla, alkol ruhsatlarının iptal edildiğini ve Tabakhane bölgesine taşınmaları gerektiğini öğrendi. Valilik, karara gerekçe olarak Denizli Bölge İdare Mahkemesi kararlarını gerekçe gösterirken dernek yöneticileri, mahkeme kararının idare tarafından yanlış yorumlandığını belirtti. Uygulamadan etkilenecek 15 dernek bulunduğunu belirten avukat Yıldız Hacer, yargı sürecinin devam ettiğini vurguladı. ESKİŞEHİR Muğla Üniversitesi’nde çıkan olaylarda yaşamını yitiren Şerzan Kurt’u öldürdüğü belirtilen polis memuru Gültekin Şahin’in yargılanmasına devam edildi. Gizli tanık X ifadesinde Kurt’un polis memuru Şahin tarafından öldürüldüğü belirtilerek,“Gençlere doğru koştu, direkt ateş etti” dedi. Muğla Üniversitesi’nde 11 Mayıs 2010’da çıkan olaylarda üniversite öğrencisi Şerzan Kurt’un (21) öldürülmesiyle ilgili davaya Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık polis memuru Gültekin Şahin (45), Şerzan Kurt’un annesi Nejla ve babası Ömer Kurt ile taraf avukatları katıldı. Gizli tanık X’in Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde talimatla alınan ifadesi mahkemeye sunuldu. Gizli tanığın ifadesinde, “İki genç grup arasında tartışma ve kavga vardı. Sopalarla birbirlerine saldırıyorlardı. Polisler geldi. Önde sivil polisler vardı. Üzerinde çizgili sweat tarzında kıyafet, ayağında spor ayakkabısı olan sivil polis gençlere doğru koştu, onlara ateş etti. Vurulan genç grubun arkasındaydı. Sırtından vurulunca yere düştü. Arkadaşları ne olduğunu anlamaya çalıştı. Maktule ateş eden polis ortadan kayboldu. Maktul vurulup düştükten sonra resmi polisler havaya ateş etti. Gaz bombaları patladı, orada büyük bir hengame vardı. Ateş eden polis ile maktulün arasında 100 metrelik mesafe vardı. Sanık ateş ederken eli sağa sola havaya hareket etmiyordu. Koşarak yukarıdan gelip öğrencilere doğru direkt hedef alarak ateş etti. Sanık 90 derecelik bir açı ile direkt hedef alarak ateş etti. Sanık ile maktul karşı karşıyaydılar” denildi. Mahkeme heyeti, Şerzan Kurt’un olay günü üzerinde bulunan kıyafetlerini ve söz konusu mermi çekirdeğinin incelenmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesini istedi. Gizli tanık X’in beyanlarının birebir çözülmesini isteyen heyet, sanık Şahin’in tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 17 Şubat’a erteledi. yönüyle Türkiye’nin geldiği noktanın fotoğrafıdır. Fotoğrafın ana hatlarıyla flu yanı yoktur. Tabii görmek isteyene! Daha 810 gün önce bir operasyon sırasında sığınakta kıstırdığı bir militanı sağ yakalamak için her şeyi yapan askerin, Uludere’de devletin izniyle kaçakçılık yapanları bilerek öldürmesi, eşyanın tabiatına ters. Resmi açıklamalar da bu zeminden hareketle şu temele oturtuluyor: “Terörist zannıyla öldürüldüler...” İşte ana fotoğraf da bu zaten: Terörist zannı... Türkiye’de bir kişiyi ya da bir meslek grubunu terörist ilan etmek, en “hukuka uygun” anlatımla “terör zanlısı” yapmak o kadar kolay ki... Şehirlerin göbeğinde, mesleki faaliyetlerin ortasında isimsiz, sahte bir ihbarla yapılabilen bu iş, TürkiyeIrak sınırında insansız hava aracının istihbaratıyla niye yapılmasın! Bu karşılaştırma bir kara mizah anlatımı değil; geldiğimiz noktanın, insansızlığın özeti. ૽૽૽ AKP hükümetinin terörle mücadele çizgisi grafiğe dökülse, borsa dalgalanmalarını, döviz iniş çıkışlarını beşe katlar. Gündemde açılım varsa; bakıyorsunuz ucu bucağı belirsiz. Bütün haklar masanın üzerinde, gelen istediğini kapıp gidiyor. Öyle ki, yürürlükteki yasalara göre “suç” olan faaliyetler bile adeta özel koruma altında, herkese serbest... Gündemde “terörle mücadele” varsa; bakıyorsunuz, her taraf duvar. Her şey suç. Kitaptan resme, hak aramaktan muhalefet etmeye kadar hükümetin “uygun bulmadığı” her şey, terör faaliyetinin bir parçası. Bu ortam ne yazık ki “Uludere”leri üretmeye gebe. Kamuoyuna yansıyan haberlerden, Oslo görüşmeleriyle ilgili yalanlanmayan sızıntılardan anlaşılıyor ki, geçen haziran ayına kadar Güneydoğu’da operasyonel bir ortamın oluşmaması için her şey yapılmış. Yine bu haberlere göre, bölgeye atanacak güvenlik yetkilileri bile bu doğrultuda seçilmiş. Bunun bir parçası olarak medya birlikleri aracılığıyla “barışın çok yakın olduğu”, “her konuda anlaşmaya varıldığı” duyurulmuş. Aradan birkaç ay geçmiş... Politika 180 derece değişmiş, yukarıda sıraladıklarımızın yerini, operasyon haberleri almış. Aynı medya birlikleri, “teröre darbe üstüne darbe”, “PKK bu kış bitiyor” manşetlerine yumulmuş. Aralık ayındaki operasyon haberlerinin ana teması buydu. “Uludere hatasının” bir başka boyutu “bu kış bitiriyoruz” dalgalanmasıdır. ૽૽૽ Bu aşamadan sonra ne olacak? Hükümetin açıklamalarından anlaşılan o ki; dalgalı gidiş devam edecek. Yani, demokrasinin bir parçası olmanızla terörün bir parçası olmanız, hükümetin o sırada izlemek istediği politikaya bağlı. Buradan iç barış çıkmaz. Buradan istikrar çıkmaz. Medya gücünüzü, iktidar olmanın bütün olanaklarını kullanıp bütün zikzaklarınızı “değişen duruma göre izlenen kararlı politikalar” diye sunsanız, hatta böyle kabul ettirseniz bile gerçeği örtemezsiniz. Düne kadar iktidar çevresinin askere bakışı şuydu: Şehit verdiğinde dahi “niçin öldün” diye suçluyordu. Bugün Uludere’de asker de soruşturulması gereken bir durum olduğunu kabul ediyor. Ama aynı çevreler, bambaşka bir tutum içinde. Neden? Çünkü Uludere’deki “hata” hükümet politikalarının sonucu. Türkiye “terörist zannıyla” her şeyin yapılabildiği bir ülke haline geldi. Yerine göre domdom kurşunu... Yerine göre yasa maddesi... Targan’ı da özel yetkili mahkeme yargılayacak İstanbul Haber Servisi 68’liler Birliği Vakfı Başkanı Sönmez Targan hakkında, Adana’da yaptığı bir konuşmada, “68 devrimci gençlik önderlerini övdüğü” gerekçesiyle Özel Yetkili Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Targan talimatla alınan ifadesinde, “68’li olmanın suç sayılması şöyle dursun, 68’li olmak bugün bir onur ve gurur konusudur” dedi. 68’liler Birliği Vakfı Başkanı Targan, hakkında açılan dava kapsamında dün İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ifade verdi. Targan savunmasında, “Dünün trajedileri bugün mahkemelerde adeta komediye dönüşmüş durumdadır” dedi. Targan iki sayfalık savunmasında, “Artık 12 Mart ve 12 Eylül faşist döneminin mağdurları bugün toplum önünde aklanarak adeta birer kahraman mertebesine ulaşmışlardır” ifadelerini kullanarak, “Topluma ve tarihe mal olmuş kişileri anmak ve anlatmak artık suç olmaktan çıkarılmalıdır” diye konuştu. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog