Bugünden 1930'a 5,418,095 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

4 OCAK 2012 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA 13 ebeğini emziren memeli türü B canlılar arasında, yalnızca insanda bulunan tek özgünlük, “gülmek” diye bilinir. Yanlıştır. Maymunlar da güler. Hele en yakın dip soyumuz orangutanlar, tıpkı bizim gibi katıla katıla gülerler. Ağlarlar da. Sevgi, nefret, sevinç, üzüntü, öfke ve şiddet; hatta aşk, tüm memelilerde var olan, kimi zaman hayvanların insanlardan daha yoğun, daha içten yaşadıkları duygulardır. İnsan soyunda, hayvanda hiç, ama hiç olmayan tek bir duygu vardır: Utanç. İşte bu yüzdendir ki utanmak yeteneği ne kadar var ve utanç duyarlığı ne denli yüksekse, o kadar insandır, insan... Meğer milletvekillerimiz de insanmış! ૽૽૽ Siz onları, milletin asgari emeklisi ayda 600 TL’ye geçinmeye çalışırken, milletin vekâletinden asgari emekliliklerini 7 bin 700 TL’ye çıkardılar diye “utanmaz” sandınız... Hele böyle bir aylıkçılığı, iki yılda “hak” ettikleri aklınıza gelince, iyice zıvanadan çıktınız; kıyak emekliliği savunan kimilerinin, hem utanç duygusundan yoksun, hem de arsız ve yüzsüz, olduklarını düşünüyorsunuz. Oysa yanılıyorsunuz. Milletçe pek haksızlık ediyor, vekillerinizin günahına giriyorsunuz. Fesupanallah, cık, cık! Onlar, kendilerine çektikleri kıyaktan utanç duydular. Utanmasalar, gündüz torbaya mı girdi, kıyak emeklilik gece yarısı mı geçirilirdi? Utanmasalar, pusuda gizli saklı utandığını niye gizler? Hak etmediğini düşündüğünden utanır, insan. Hak etmediğini alırken de utandığı için gizlenir. Türkiye’de hiçbir milletvekili, aldığı parayı hak etmiyor. Tüm dünya ülkelerinde milletvekili maaş ve yan geliri, milli gelirin ortalama yüzde 7’si olup en hovardası İtalya’da bile yüzde 22’sini aşmaz. Bizim milletvekilleri, salt maaş bazında milli gelirin yüzde 56’sını alıyor, çifte emeklilikti, harcırahtı derken 19.500 TL’ye kadar varan bir gelirle yüzde 100’ü aşıyorlar. Bitmiyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde var olmayan bir ayrıcalıkla 2 yılda emekli oluyorlar. Bitmiyor. 2 yılda ne çok çalıştılarsa, ölümlerinden sonra karıları, kızları sürüyor sefasını emekli maaşlarının, Meclis konuk evlerinin, daha birçok ayrıcalığın... İnsan olan utanmaz mı, güya hakkını ve çıkarını temsil ettiği millet 20 yıl çalıştıktan sonra 600 TL’ye geçinirken sadece 2 yılda hak kazandığı 5300 TL’lik emekliliğine 2400 TL zam yapmaya? Utanmayan da var. ૽૽૽ Akif Beki’ye göre milletvekilinin gözü doyacak ki yasadışı tekliflere tenezzül etmesin. Oysa deneyimle sabittir ki aç göz doymaz; yedikçe iştahı açılır, para parayı çeker ve rüşvete açlardan çok, patlayıncaya kadar tok olanlar tenezzül eder! Cumhurbaşkanı, millet galeyana gelince vekillerin kıyak emekliliğini veto etti. İyi de etti. Ayıplı zam, yeniden Meclis’te. Utanmayana, ayıp vız gelir. “Satılmış özgürlüğe, para denir.” FYODOR DOSTOYEVS Kİ Millete Tırpan Vekiline Zam mı hazırlanırdı zam önergesi, kaş göz işaretiyle anlaşıp şıpınişi, sessizce mi kabul edilirdi? Utanmasalar, Meclis TV kapanana kadar erketeye yatarlar mıydı oy basmak için? Utanmasalar, millet emeklisinin 400 TL’lik aylığından kesilecek yüzde 20 “ilaç katkı payı yasası”nın kıçına mı takılırdı, vekil emeklisine eklenecek yüzde 75’lik kayısı zammı? ૽૽૽ Sözüm, tüm milletvekillerine değil elbette. Oldubittiye getirilen, ardından “İstemezük!” diye itiraz edenleri, bir yana koyuyorum. Önce “He!” deyip yan cebini açan, millette şafak atıp başkan da kaşlarını çatınca, “Valla görmeden koymuşlar!” diye çark edenleri de öte yana koyuyorum. Ortaya konuşuyorum, sizin anlayacağınız. Bir değil, dört önergeyi açıkça hazırlamak, sunmak ve kameralara karşı gerine gerine oylamaktan utananlaradır, sözüm... Onlar insan olduklarını kanıtladılar. Peki insan neden utanç duyar, savundu. Aynı dünyanın asgari ücretleri, hazretin dikkatinden hep kaçıyor, nedense! Oysa asgari ücretin Türkiye’ye (194 Avro) en yakın düşüklükte olduğu Polonya’da (208 Avro), milletvekili maaşı 1456 Avro iken… Bizimkilere 7500 Avro, artı çifte emeklilik, harcırah vb. ödüyor, 194 Avro’luk asgariye talim eden bu millet! Üstelik, milletvekillerinin eli kolu bağlı. Çok nadir birkaç örnek dışında, hemen her önemli yasamada parti grup kararına göre oy kullanıyorlar. Grup kararına uymayan ya disiplin kuruluna veriliyor ya da başkanın hışmına uğrayıp bir sonraki seçimlerde dışlanıyor. Zaten seçim kampanyasını da baştan sona parti lideri yapıyor, kazanıyor ya da kaybediyor. Türkiye’nin sırtından 550 milletvekilinin yükünü kaldıracak bir fikrim var: Sanal seçim yapalım, partilere TBMM’de sanal oy hakkı verelim. Başkan olsun, bir de parti meclis grubu; ne kadar sanal milletvekilleri varsa o kadar oy kullansınlar, sen sağ ben selamet. Milleti zerrece umursamayan vekiller oluyor da, vekillerin sanal vekili (üstelik masrafsız!) niye olmasın? emil Çiçek, vekillere kıyak emekliliği “dünya C parlamentolarını dikkate aldık” diye İyi Şeyleri de Göz Ardı Etmemek Gerekiyor 2011 iyi geçmedi ya, 2012’ye de oldukça karamsar girdik. Yeni bir yıla olumsuz duygularla başlamak hoş değil. Hayat denilen sonu belirsiz süreç irili ufaklı milyonlarca ayrıntıdan oluşuyor. Aralarında bize hüzün olarak yansıyanları gibi sevinç olarak yansıyanları da var. Örneğin, kendimizi, bizi bunaltan “büyük” sorunların “öznesi” olarak gördüğümüzde karamsarlık kaçınılmaz oluyor. Oysa bir de özel hayatlarımız var bizim; ailelerimiz, dostlarımız, komşularımız, sevdiğimiz insanlar ve onların yaşadıkları hayatlar var. Hayatın getirdikleriyle mutluluklar ya da mutsuzluklar, sevinçler ya da hüzünler yaşıyorlar; bizler gibi. Ne var ki kopmuşuz birbirimizden. Birbirimizi eskisi gibi arayıp sormuyor, kendi dışımızda yaşanan hayatları merak etmiyoruz. Görkemli sitelerde, gökdelen örneği büyük apartmanlarda birbirimizden habersiz hayatlar sürüyoruz. Bırakalım o “barınma silolarını” bir yana, üç dört katlı apartmanlarda bile insanlar alt katlarında, üst katlarında kimlerin oturduğundan habersizler, üstelik bunu merak da etmiyorlar. Sevinçler de, hüzünler de paylaşılmıyor artık. Oysa bir insanın hüznünü paylaşmak, bir süreliğine de olsa hüznünü dağıtır, ona yalnız olmadığı duygusunu verir. Sevinci paylaşmaksa paylaşanın yüreğinde yeni umutlar filizlendirir, insana güç katar. ૽૽૽ Böyle baktığımda geride kalan yılın sevinçler, mutluluklar, umutlar getirdiğini de görüyorum. Çevremdeki birçok genç insan evliliğe adım attı, birçok genç anne baba bebek sahibi oldu, örneğin. Sevinmemek, mutlu olmamak olası mı? Mahallemizde küçük sermayelerle dönecek birkaç yeni işyeri açıldı; bir manav, bir berber, ev yemekleri yapan küçük bir aile mutfağı. Ziyaret ettim onları, başarılar diledim. Bu tür ziyaretlere alışmadıklarından olacak, önce şaşırdılar, sonra sevindiler. Oturdum, her biriyle sohbet ettik, çaylar, kahveler içtik. Şimdi önlerinden geçerken selamlaşıyoruz, bazen iki laf ediyoruz, komşuluğun tadını çıkarıyoruz. Çeşitli mesleklerden dostlarım başarı ödülleri, liyakat ödülleri aldılar; onlarla birlikte sevindim. Sevgili Doğan Hızlan, eleştiri dalında 2011 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nün sahibi oldu. Kendim almışçasına mutlu oldum. Kolay değil, yarım yüzyıldır edebiyata emek veriyor; yapıcı eleştirileri, yüreklendirmeleriyle birçok genç öykücü, romancı, şair kazandırdı Türkiye’ye. Değerli dostumu bir kez daha kutluyorum, yeni başarılar, sağlıklı bir yaşam diliyorum. Diyeceğim o ki, mutlu olmamız için de birçok neden var; bunun için çevremize daha meraklı, daha dikkatli gözlerle bakmamız gerekiyor. ૽૽૽ Oturduğum evin karşısında dört beş masalı bir sandviç büfesi var, döner falan da yapıyor. Çevredeki ortaöğretim okullarına giden kızlı erkekli öğrencilerin uğrak yeri. Yaşları gereği gürültücüler, şakalaşıyorlar, bin türlü sululuk yapıyorlar aralarında. Kimi zaman bir masada oturup çayımı içerken okuldan çıkış saatlerini hesaplamadığımdan baskına uğruyorum. Önceleri kalkıp gitmememi yadırgarlardı, şimdi yadırgamıyorlar. Sohbet ediyoruz. Ortak konularımız var; futbol örneğin, heyecanlı tartışmalar yapıyoruz. Sıra müziğe geldi mi, eğer içlerinde ilk kez karşılaştıklarımız varsa onlar şaşkınlık geçiriyorlar. 70’ine gelmiş bir adamın Ceza’nın, Sagopa Kajmer’in Ayben’in, Fuat’ın, Kolera’nın adlarını bilmesine hayret ediyorlar. Sonra “hiphop”tan, “rap”ten konuşuyoruz. Müzik değiş tokuşu yapıyoruz. Okullarında işleri ters gittiğinde birlikte üzülüyor, düzeldiğinde ise birlikte seviniyoruz. Kimi okurlarıma belki tuhaf gelecektir, ama Karaköy’deki Kadıköy iskelesi rıhtımında istavrit tutan amatör balıkçılara imreniyorum. Üç beş gün sonra beni de elimde kamışla aralarında görürseniz hiç şaşmayın. Yukarıda, “anlık, küçük mutluluklar” dedim ya, oltanıza bir balığın takılması da işte öyle anlık, küçük bir mutluluk. Yaşamak istiyorum. Fotoğraf: ALİ ARİF ERSEN KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK Çizerimiz Behiç Ak’ın karikatürü Pazar ve Pazartesi aynı çıkmıştır özür dileriz. ‘ G ’ N O K T A S I behicak@yahoo.com.tr Prof. Semavi Eyice’ye ‘Huzur Verici’ Ödül Cumhurbaşkanlığı’nın “2011 ÇillerErbakan yönetimindeki Kültür ve Sanat Büyük Ödülle REFAHYOL hükümetinin RP’li ri” toplumda sadece memnun Kültür Bakanı İsmail Kahraluk değil, “huzur” da yarattı. man, hocanın uluslararası sayNeden mi? gınlığına bile aldırmadan diSayın Cumhurbaşkanı, üni yordu ki: “O camiye imza atversite rektörleri, yüksek yargı madı; ben kapının dışına koüyeleri gibi görevler için öyle nulmasına imza attım.” isimleri yeğliyor ki her atamaKaldı ki Eyice, camiye değil, sında “Bu denli taraflı olunmaz meydana adını da veren tarihi ki” diyenler çoğalıyor. Tüm Su Maksemi ve bitişiğindeki sit “cumhur”u temsil eden yüce alanına yapılmak istenmesine makamda sadece “belli bir ke “hayır” dediğini sayısız kez açıksimin gözetildiği” kaygısı, zaten lamıştı... Ancak ne gözü dönsiyasi çekişmelerle sürekli artan müş bakan, ne de dincipopütoplumsal huzursuzluğu daha list iktidar buna aldırmıştı. da körüklüyor. Hocamız işte böylesi bir bilim İşte bu süreçte Cumhurbaş ve kültür yoksunu anlayışla kanlığı ödüllerini alanlar ulu görevine son verilince, boşalan sun geniş bir kesimince say Koruma Kurulu üyeliğine kim gınlıklarıyla taatanmıştı bilinındıklarınyor musunuz? dan, zaten Kadir Topgerilimlerle baş... geçen 2011’i Topbaş’ın huzur verici mimar olarak bir kararla yolEyice’yi descu ettiğimizi teklemesi, hatsöyleyebiliriz. ta onun yerine Hele ki Dokurul üyesi olğan Hızlan , mayı reddetHasan Çelebi mesi gerekirve Sezai Kaken “Taksime rakoç’la bircami ihtiyaçtır; likte Semavi engel olunmaEyice de bu ması için bu listede yer alıgörevi üstlenyorsa... dim” demesi Çünkü Seise büyük tamavi Hoca, lihsizlikti.. tarihe ve İsSit olmasıBu da Topbaş’ın “özür”ü.. tanbul’a adana rağmen cadığı yaşamında belki de en mi yapılmak istenen şimdiki çok sarsıldığı günleri 1997’de Kasımpaşaspor Otoparyaşamıştı. Gerçi, Çankaya’daki kı’ndaki arkeolojik kazılar, hoödül töreninde Türk Tarih Ku canın ne denli haklı olduğunu rumu üyeliğine nasıl son veril kanıtladı. diğini anlatmadan duramadı. Mimar Sinan’ın kemerlerinAncak daha ağır bir darbeyi, yıl den İstanbul’a taşınan suların larını özveriyle adadığı İstanbul değişik semtlere “taksim” edilKoruma Kurulu’ndan alınma diği Osmanlı altyapı tesisleri sında yediğini, herhalde o bili gün ışığına çıkartıldığında, İsmail nen nezaketi içinde anımsat Kahraman ve yandaşlarının yüzmayı uygun görmedi... leri kızarmış mıydı anımsamıAma biz unutmadık!.. yorum; ancak Abdullah Gül de bu büyük vefasızlığa imza umhuriyetle yaşıt atanlarla aynı partide siyaset yaCumhuriyet ilan edildiğinde pıyordu. REFAHYOL’un ardından Külİstanbul’da doğan; Galatasaray Lisesi’ni bitirerek Viyana, tür Bakanı olan İstemihan TaBerlin ve İstanbul Üniversite lay, Eyice’yi evinde ziyaret si’nde sanat tarihi eğitimi gören; ederek “Devlet adına özür diliBizans uygarlığında uzmanla yorum” dediğinde biraz olsun şarak 1964’te profesör olan rahatlamıştık. Şimdi de CumEyice’ye, Fransızlar “Legion hurbaşkanı Gül’ün vaktiyle kend’Honneur Nişanı” da vermiş di partisinin saygısızca dışladığı Semavi Eyice’ye ülkenin en lerdi.. Belçika Kraliyet Akademi büyük resmi ödülünü sunması si üyesi, “Türkiye Bilimler Aka “huzur verici” değil midir? Bu uygar devlet anlayışının demisi Büyük Ödülü” sahibi Eyice, 97’de “Taksim’de ca diğer alanlarda da artık Çanmiye onay vermediği için” kaya’ya egemen olmasını diliKoruma Kurulu’ndan alınmıştı. yorum... ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI kamilmasaraci@gmail.com BULMACA SEDAT YAŞAYAN HARBİ SEMİH POROY C HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGİN hetiyatrosu@mynet.com SOLDAN SAĞA: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1/ Türkiye’deki 1 Rumlarla değiştirilerek Yunanis 2 tan’dan getirilmiş 3 Türklere verilen ad. 4 2/ Soy, sülale... Kapı ve pencerenin 5 yerleştirildiği kasa. 6 3/ Bir renk... Sevecenlik, acıma. 4/ 7 “Şehitler” anlamın 8 da eski sözcük... Bir 9 cetvel türü. 5/ Sahip 1 2 3 4 5 6 7 8 9 olma, kazanma. 6/ Çamaşırın az kirli ve köpüklü 1 Ş İ Ş E R T M E son suyu... Bir meyve. 7/ 2 İ M A M E A L A Rutenyum elementinin 3 Ş A R N L A S simgesi... Eskiden Orta 4 P K A G İ R T Asya’da yaşamış olan 5 E K Ü R İ A T A halklar için kullanılan sözU N cük. 8/ Divan şiirinde sev 6 R E T İ N A 7 E Ş E Y T E L A gilinin kapısının eşiği anlamında kullanılan maz 8 K İ R E B O L U P İ mun. 9/ “ kaşlarını ça 9 K İ T E L tar / Gamzesi sineme batar” (Karacaoğlan)... Alkolsüz İçecek, meşrubat. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Divan şiirinde aynı ölçüde onar dizelik bentlerden oluşan nazım biçimi. 2/ Panik... İpek ipliği. 3/ Bir gösterme sıfatı... “ doğan günün bir dert olduğunu / İnsan bu yaşa gelince anlarmış” (C. S. Tarancı)... Bir nota. 4/ Kredi mektubu. 5/ Uygur hükümdarlarına verilen unvan. 6/ Yurtlandırma, yerleştirme... Cezayir’de doğan ve Arap müziğiyle Batı müziğinin karışımı olan müzik türü. 7/ Bir tür erkek deve... Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma. 8/ Tramvay sürücüsü. 9/ Bir tür çörek... Dünya işlerini hoş gören, kalender kimse. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog