Bugünden 1930'a 5,419,547 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

31 OCAK 2012 SALI CUMHURİYET SAYFA HABERLER 7 Yer göstermeler, soruşturmalar, kazılar cinayetleri aydınlatmaya yetmiyor Ortak istek tetikçi katillerle birlikte dönemin yetkilileriyle de hesaplaşılması Bölgede faili meçhul cinayetler en çok da gazetecileri seçti. Gündem gazetesinin muhabiri veya dağıtımcısı olan 18 gazeteci ya evlerinden veya yoldan alınıp öldürüldü. Musa Anter, Halit Güngen, Cengiz Altun, Namık Tarancı, Ferhat Tepe, Nazım Babaoğlu, İzzet Kezer, Mecit Akgün, Çetin Abayay, Yahya Orhan, Hüseyin Deniz gibi isimler faili meçhullere kurban gitti. Bu cinayetler hâlâ aydınlatılamadı. Kürt gazeteci ve yazar Musa Anter, 20 Eylül 1992 tarihinde Diyarbakır’ın Seyrantepe semtinde tuzağa düşürülerek öldürüldü. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın zamanaşımından ortadan kalkmasını engellemek için olayla ilgili itiraflarda bulunan eski JİTEM’ci ve PKK itirafçısı Abdulkadir Aygan hakkında yakalama kararı çıkardı. Başsavcılık aynı yöntemi Vedat Aydın cinayetine ilişkin de uygulamış, ortadan kaybolmasına karşın “Yeşil” hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarmıştı. HEP Diyarbakır İl Başkanı Aydın, 5 Temmuz 1991 tarihinde evinden gözaltına alınmış, cesedi Elazığ’ın Maden ilçesindeki bir köprünün altında, işkence edilmiş halde bulunmuştu. HEP Mardin Milletvekili Mehmet Sincar ise faili meçhul cinayetleri araştırmak için gittiği Batman’da, 1993’te sokak ortasında vurularak öldürülmüştü. Berfo Anaların beyaz Toros gözü kurumadı MAHMUT ORAL Ölümün imgesi Bu Karakışta Van Ne Âlemde? Van’ın, birincisi 23 Ekim 2011’de Erciş merkezli ve 7.2 şiddet ölçekli; ikincisi de yine geçen yılın 9 Kasım’ında 5.3 şiddetinde kent merkezli olarak geçirdiği iki depremin yaralarını hâlâ saramadığımızı unutmayalım. Ulusal medyamız, “iyi saatte olsunlar”ın korkusundan yeterli ilgiyi göstermese de, bu iki depremin altüst ettiği kentte çadırlarda yaşamak zorunluluğu yüzünden çıkan yangınlar can almayı sürdürüyor. Birkaç ayda tüm depremzedeleri yeniden yapılmış evlere oturtmanın elbette mümkün olmayacağı biliniyor. Ama birinci aşama olarak çadırlarda yaşamak zorunda olanların tümünün konteynırlara taşınması işinin tamamlanması gerekiyor. 28 bin binanın oturulamaz hale geldiği, 11 bin 317’sinin de orta hasarlı olarak gösterildiği kent, güneydoğusundan Antalya gibi güneybatıda bulunan sıcak bölgelere yönelmiş göç yüzünden ne ölçüde boşaldığını özellikle günbatımından sonra gösteriyormuş. Vanlı bir okurum “Geceleri tam anlamı ile bir hayalet kent olduğumuzu görmek isterseniz, gelin” diyor. Devlet Baba, yıkılan binaların yerine yenilerini yaptırmak amacıyla harekete geçmesine geçmiş. TOKİ’nin memurlar için yaptırttığı binalar için yüklenicilik yapan firmanın tamamladığını söylediği binaların koşullara uymadığından şikâyetçi olan memurlar dün kent merkezinde, AKP yanlısı olduğu bilinen MemurSen öncülüğünde protesto yürüyüşü yapmışlar. Yaraların tam anlamı ile hâlâ sarılamayışı, iktidarı destekleyen bir sendika örgütünü de harekete geçiriyorsa, başkent Ankara’dan o eleştirilerde kasıt aramaya kimse niyet etmesin! Dahası sağcısı, solcusu, hatta orta yolcusu bir koro halinde birleşerek 1071 rakımlı olduğunu öğrendiğimiz Çankaya’ya da, onun uzak karşısında bulunan Keçiören’e de seslensinler: Ankara’da kaloriferli evlerin bahçelerinde kartopu oynamadan önce Van’da çadırlarda donmamak için yakılan elektrik sobalarından çıkan yangınları önlemeyi düşünün. Üç kocaman ay geçti ama hâlâ çadırları barınak diye göstermektesiniz. Depremzede Vanlılar için bir an önce yeterli sayıda konteynır sağlayın. Yoksa bu tarihi ve büyük kent bir kum tanesi gibi dağılacaktır. DİYARBAKIR Türkiye’nin en karanlık yılları olarak kabul edilen 1990’larda yüzlerce kişi faili meçhul cinayetlere kurban edildi. Verilerin tutulmaya başlandığı 1980’den beri 17 bin faili meçhul cinayet işlenirken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerinin aksine AKP döneminde de faili meçhuller sürdü. Diyarbakır’daki JİTEM merkezindeki kazılarda bulunan 23 kafatası ve bölgede son yıllarda açılmaya başlayan toplumezarlar da faili meçhuller gerçeğini bir kez daha kamuoyunun gündemine taşıdı. Türkiye’de düzenli istatistiklerin tutulmaya başlandığı 1980 yılından günümüze kadar 17 bin dolayında faili meçhul cinayet işlenmiş olduğu belirtilse de kesin sayı halen bilinmiyor. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) verileri, 19902011 yılları arasındaki toplam faili meçhul cinayet sayısını 1901 olarak açıklıyor. Faili meçhul cinayetlerin en yoğun yaşandığı dönemler, 199219931994 yılları olarak dikkat çekerken, 1990’da 11, 1991’de 31 olan cinayet sayısı, 1992’de 362, 1993’te 467, 1994’te 42’e yükseliyor. 1995’te 166 olan fali meçhul cinayet sayısı 1997’de 65’e, 1998’de 45’e, 1999’da 52’ye düşüyor. Faili meçhuller sürüyor Veriler, AKP hükümeti ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bizim iktidarımızda faili meçhul cinayet olmadı” iddiasını da çürütüyor. 2000’de 13, 2001’de 24 olan faili meçhul sayısı AKP’nin iktidara geldiği 2002’de 8’e, 2003’te 16’ya, 2004’te 8’e, 2005’te 4’e, 2006’da da 21’e geliyor. 2007 yılı 2 cinayetli tüm yılların en az faili meçhul cinayet işlenen yılı olarak kayıtlara girerken, 2008’de 30, 2009’da 18, 2010’da 9 ve 2011’de de 13 faili meçhul cinayet işlendiği görülüyor. Rapor tozlu raflarda kaldı Kayıp HADEP’liler 11 yıldır bulunamıyor Kapatılan HADEP’in Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ile parti yöneticisi Ebubekir Deniz, 25 Ocak 2001’de Silopi Alay Komutanlığı’na girerken görüldüler ve daha sonra kendilerinden haber alınamadı. Olay günü Serdar Tanış, amcası Eyüp Tanış ile birlikte PTT binasının önünde yürürken, yeşil renkli, Fiat marka bir aracın içinde bekleyen üç kişi tarafından durduruldu. Araçtakiler “Biz güvenlik görevlisiyiz. Bizimle birlikte Emniyete kadar geleceksiniz” deyince Tanış ve Deniz, daha sonra karakola gideceklerini belirtip, araca binmeyi reddetti. Tanış ve beraberindeki yakını, ardından parti binasına döndü. Kısa süre sonra Tanış’ın cep telefonu arandı. Bir süre konuştuktan sonra telefonu kapatan Tanış, parti binasında bulunanlara “Jandarma karakolundan çağrılıyoruz” diyerek yanına ilçe sekreteri Ebubekir Deniz’i de alarak parti önünde bekleyen Ömer Sansür’ün minibüsüyle ilçe jandarma karakoluna gitti ve bir daha çıkmadı. Olay sırasında Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı olan, halen Ergenekon davasından tutuklu olarak yargılanan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, konuya ilişkin hiç sorgulanmadı. Aileler ise 11 yıldır gizlilik kararı nedeniyle dosya hakkında hiçbir bilgiye ulaşamadı. bir parça ‘Oğlumun kemiğine razıyım ’ ⅷ Başbakan Erdoğan’ın kayıp yakınlarıyla yaptığı görüşmede konuşan, 31 yıl önce 12 Eylül darbesinin ardından Kars’ın Göle ilçesinde evinden gözaltına alınarak kaybedilen Cemil Kırbayır’ın 104 yaşındaki annesi Berfo Kırbayır, sözleriyle faili meçhul ve kayıp yakınlarının sembolü oldu. Berfo Ana’nın, “31 yıldır evimin kapısını kilitlemiyorum. Belki bir gün çıkar gelir, kapıyı kilitli bulmasın diye açık tutuyorum. Oğlumun tek bir kemiğine bile razıyım. Senden oğlumun mezarını istiyorum” sözleri yürekleri dağlamıştı. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın öldürüldüğü kanaatine varıldığını söylemiş, Berfo Ana AİHM’ye başvurmuştu. CHP’nin faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için TBMM bünyesinde etkin bir araştırma komisyonu kurulması, faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturma ve davalarda zamanaşımı süresinin ortadan kaldırılması ve bulunan toplumezarlardan çıkarılan kemikler ile kayıp yakınlarının DNA’larının bir havuzda toplanarak DNA bankası kurulması yolundaki önerisi, akıllara 1995 yılında kurulan TBMM Faili Meçhul ve Siyasi Cinayetler Araştırma Komisyonu’nu getirdi. Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Turan Dursun cinayetlerinin akabinde kurulan bu komisyon, mağdurlar ve uluslararası kamuoyu tarafından son derece önemsendi, ancak hazırlanan 200 sayfalık rapor, tozlu raflarda kalmaktan öteye geçemedi. Komisyonun bilgi ve belge toplamak için başvurduğu mahkemeler, kamu görevlileri ve askerler, yetkileri kısıtlı olan komisyon ise buna karşın hiçbir yaptırım uygulayamadı. CHP ve BDP’nin “komisyon kurulsun” önerileri AKP’lilerin oyuyla defalarca reddedildi. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Mekik, şınavda başarılı çellocu ve kemancı aranıyor BARKIN ŞIK Fırat’ın doğusuna geçilemedi Diyarbakır’da JİTEM Türkiye’de şiddet ortamımerkezi olarak kulnın kısmen de olsa yerini lanılan bina çevretartışma kültürüne bırakmasindeki kazılarda sıyla Kürt sorunu da tartışıbulunan insan kelır hale geldi. Kimi görevlimikleri her geçen ler geçmişte yaşananlarla ilgün artıyor. gili “nedamet” içeren açıklamalar yaptıkça, faili meçhul cinayetlerin de sistematik bir uygulama olduğu anlaşıldı. Emekli Koramiral Atilla Kıyat, yakın zamanda bir televizyon programında yaptığı konuşmada, Avcı, Semih Tufan Gülaltay’ın bu grupla irti9397 yılları arasında işlenen faili meçhul cinabat içerisinde bulunduğunu ve dönemin İHD yetlerin “devlet politikası” olduğunu söyledi. Başkanı Akın Birdal’ın vurulması olayını gerKıyat, dönemin üst düzey görevlilerinin yargıçekleştirdiklerini ileri sürdü. lanması gerektiğini belirterek “Dönemin başbakanları, cumhurbaşkanları, Genelkurmay İTEM, Ersever ve Yeşil başkanları, OHAL valileri, yatağınızda nasıl rahat uyursunuz? Faili meçhuller terörle Varlığı devlet tarafın hâlâ inkar edilen Jİmücadele için devlet politikası mıydı ve bu TEM’in kara kutusu olarak bilinen Binbaşı Ahçocuklar devlet politikası mı uyguladı?” dedi. met Cem Ersever’in adı HEP İl Başkanı Vedat Kıyat bu sözleri nedeniyle faili meçhul cinayetAydın’ın da aralarında bulunduğu birçok faili ler soruşturmasını yürüten Diyarbakır Cumhuri meçhul cinayette geçti. Ensever ve ekibinin terör yet Başsavcılığı’nın talebiyle tanık sıfatıyla İsörgütü PKK itirafçılarından bir ekip kurdukları tanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifade verdi. ve birçok kişiyi kaçırarak infaz ettikleri anlatıldı. Ancak dönemin Cumhurbakanı Süleyman DeJandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in uçağımirel, başbakanları Tansu Çiller ve Mesut nın düşmesinin ardından istifa eden Ersever, döYılmaz, dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar nemin Aydınlık gazetesine önemli açıklamalarve dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güda bulunduğu için hakkında dava açıldı. Ersever, reş hakkında herhangi bir işlem yapılmadı. 6 Kasım 1993’te kafasına sıkılan tek kurşunla öldürüldü. Ersever’in telefonu ise faili meçhul İT cinayetler için ekip kurdu cinayetlerde tetikçi olarak kullanılan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’da çıktı. Yıldırım’ın Devrimci Karargâh davasında tutuklu olarak yaşayıp yaşamadığı ise bilinmiyor. Elazığ Cumyargılanan eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hahuriyet Başsavcılığı, “Yeşil” kod adlı Mahmut nefi Avcı, savcılığa verdiği son ifadesinde MİT Yıldırım’la ilgili dosyayı geçen günlerde yeniiçerisinde faili meçhul cinayetler için ekip kuden açtı. Eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi rulduğunu söyledi. Avcı, bu yapı içerisinde Avcı, bir dönem Diyarbakır’da birlikte çalıştıkMehmet Eymür’ün dışında, aralarında Kaşif ları Ersever’in pek çok cinayet işlediğini, devleKozinoğlu, Duran Fırat ve Yavuz Ataç’ın ve Özel Harp’ten gelen subayların da bulunduğu 6 tin de bunu bildiğini, çeşitli davalarda ve TBMM’deki ifadesinde anlatmıştı. 7 kişiden oluşan bir grubun varlığına işaret etti. ölüm üçgeni Ayhan Çarkın ve Kayıp yakınlarının acısı gibi öyküleri de ortak. Tüm öykülerde o dönem jandarma tarafından kullanıldığı bilenen “beyaz bir Toros” imgesi yer alıyor. O beyaz Toros’a binenler ise bir daha geri gelmiyor. 73 yaşında bir köy muhtarı olan Fikri Özgen, 27 Şubat 1997’de saat 09.30 sıralarında evden çıktı. Kızı, balkondan baktığı sırada “beyaz Toros”a bindirildi. Kızı babasının arabaya bindirildiğini görse de yetkililerce gözaltına alındığı kabul edilmedi. İHD Elazığ Şubesi üyesi doktor Hasan Kaya, acil bir hasta olduğu belirtilerek çağrıldı. İHD’deki faaliyetleri nedeniyle can güvenliğinden endişe eden Kaya, yanındaki arkadaşı avukat Metin Can ile birlikte çağrıldıkları yere gitti. Cesetleri Tunceli’de bir köprünün altında elleri arkadan bağlı olarak bulundu. Zozan ve Orhan Eren çifti iki çocuklu bir aileydi. Diyarbakır’dan Kulp ilçesindeki çocuklarını almaya giden hemşire Zozan ve eşi Orhan Eren yolda durdurularak beyaz bir Toros’a bindirildi. Araçları yolda terk edilmiş olarak bulunan Eren çiftinden bir daha haber alınamadı. Binenler geri gelmedi J M C MY B C MY B Susurluk zanlısı eski özel harekât polisi Ayhan Çarkın ise bazı kişilerin nerede ve nasıl öldürüldüğünü gösterebileceğini açıklayınca, savcılar tarafından ifadesi alındı. Cezaevinden 7 günlük izinle çıkarılan Çarkın, MİT’çi Tarık Ümit, Hüsamettin Yaman, Mehmet Soner Gül, Ayhan Efeoğlu ve Behçet Cantürk ile ilgili olarak “Bolu, Sapanca, Hendek” ölüm üçgeninde yer göstermede bulundu ama cesetler bulunamadı. Ayhan Çarkın, Ankara’da işlenen faili meçhul cinayetler Namık Erdoğan, Yusuf Ekinci, Mecit Baskın ve Faik Candan’ın infaz edildikleri yerleri göstermişti. Cesetleri Ankara’nın çeşitli yerlerinde bulunanlarla ilgili olarak Çarkın, nasıl ve ne şekilde ve kimler tarafından da öldürüldüklerini söylemişti. Çarkın’ın gösterdiği yerler ile Erdoğan, Ekinci, Baskın ve Candan’ın cesetlerinin bulunduğu yerler birbiriyle örtüşmüş ve soruşturma bu kapsamda genişletilmişti. İHD ise yürütülen soruşturmalar ve ortaya çıkan toplumezarların geçmişteki faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına yetmediğini belirtiyor. İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Raci Bilici, AKP’nin faili meçhul cinayetlere ilişkin takıyye yaptığını söyledi. Ergenekon ve diğer davalarda “Fırat’ın doğusundaki” hiçbir eylemin sorgulanmadığını vurgulayan Bilici, bölgedeki olaylarla ilgili olarak bir tek emekli Albay Cemal Temizöz ile korucubaşı Kamil Atağ ve bazı PKK itirafçılarının yargılandığını, bunun ise tüm yükü yalnızca bir kişinin üzerine atmak anlamına geldiğini söyledi. Ciddi ve etkili bir soruşturma başlatılarak “Hakikatleri Araştırma Komisyonu” kurulmasını isteyen Bilici, buna benzer bir teklifin geçen yıl AKP oylarıyla TBMM’de reddedildiğini, bu nedenle de böylesi bir oluşum için AKP’den umudunun olmadığını kaydetti. ANKARA Bu yıl ilk defa kadın astsubay alımı yapacak olan Kara Kuvvetleri Komutanlığı, alıma bando sınıfı ile başladı. Bando sınıfına “çello” ve “keman” çalan iki kişi alınacak. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) memur ve işçi olarak çalışanların da başvurabileceği iş ilanına göre, adaylar, 19 Şubat’ta Ankara’da sınava tabi tutulacak. Yazılı sınavı geçenlerin 1500 metre koşuda da başarı göstermesi gerekiyor. İstihdam edilecek kadın astsubaylar, 1900 TL maaşla görevlerine başlayacak. 15 yıllık mecburi hizmet süresi boyunca çalışmak zorunda olan kadın astsubay adayları, başçavuş rütbesiyle emekliye ayrılabilecekler. Sınavı kazanan ve güvenlik soruşturmasından olumlu sonuç alan astsubay adayları, Nisan 2012 tarihinde, “Astsubay Temel Askerlik ve Astsubaylık Anlayışı Kazandırma Kursu Eğitimine” katılacaklar. Başarılı olanlar 30 Ağustos’ta astsubay çavuş rütbesini takarak, Kara Kuvvetleri Komutanlığı bandosunda işe başlayacak. Sınıf değiştiremeyecekler Başvuruda bulunmak isteyen adayların, üniversitelerin, devlet konservatuvarı, güzel sanatlar fakültesi veya müzik ve sahne sanatları fakülteleri, eğitim fakültelerinin müzik/müzik öğretmenliği bölümlerinden mezun olup, ihtiyaç duyulan branşlarda eğitim almış olmaları gerekiyor. TSK’ye çello ve keman sanatçısı olarak girecek iki kişi meslek yaşamı boyunca sınıf değiştirme talebinde bulunamayacak. Başvuruda bulunan adaylar 28 yaşından büyük de olamayacak. Çello sanatçılarının, ağız, çene ve diş yapısı düzgün olacak ve dilinde pelteklik olmayacak. Göğüs kafesi ve omurgasında şekil bozukluğu bulunmayacak ve vücudunun herhangi bir yerinde dikkati çekecek ve göz estetiğini bozacak yara, yanık, leke, kellik, frengi ve cilt hastalığı olmayacak. Düztaban da olmaması istenen adaylar, Türkçe, inkılap tarihi, Atatürkçülük, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, uluslararası kurumlar ve antlaşmalar ile coğrafya konularından genel kültür testine tabi tutulacak. Yazılı sınavdan geçen adaylar, bedeni yeterlilik testisine tabi tutulacak. 1500 metre koşu yaptırılacak adayların, mekik ve şınav branşlarında da başarı göstermesi gerekiyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog