Bugünden 1930'a 5,419,774 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

C İmtiyaz Sahibi: CUMHURİYET VAKFI adına ORHAN ERİNÇ Genel Yayın Yönetmeni: İBRAHİM YILDIZ Yazıişleri Müdürleri: Güray Öz (Sorumlu) Murat Ataş Miyase İlknur (Ek Yayınlar) Haber Merkezi Müdürü: Hakan Kara İstihbarat: Cengiz Yıldırım ⅷ Ekonomi: Hasan Eriş ⅷ Dış Haberler: Özgür Ulusoy ⅷ Kültür: Celal Üster ⅷ Spor: Arif Kızılyalın ⅷ BilgiBelge: Edibe Buğra Yayın Kurulu: Orhan Erinç (Başkan), İbrahim Yıldız (Başkan Yardımcısı), Cüneyt Arcayürek, Ali Sirmen, Hikmet Çetinkaya, Şükran Soner, Emre Kongar, Orhan Bursalı, Mustafa Balbay, Hakan Kara. Ankara Temsilcisi: Utku Çakırözer Ahmet Rasim Sok. No: 14 Çankaya 06550 Ankara Tel: (0312) 4423050 Faks: (0312) 4423010 ⅷ İzmir Temsilcisi: Serdar Kızık, H. Ziya Blv. 1352 S. 2/3 Tel: (0232) 4411220, Faks: (0232) 4418745 ⅷ Antalya Temsilcisi: Ahmet Oruçoğlu Cumhuriyet Meydanı Yıldız Ap. B Blok No: 80/5 Tel: (0242) 2480057 Faks: (0242) 2430509 ⅷ İdare Müdürü: Hüseyin Gürer ⅷ Mali İşler: Bülent Yener ⅷ Satış: Fazilet Kuza ⅷ Cumhuriyet Reklam: Genel Müdür: Özlem Ayden ⅷ Genel Müdür Yardımcısı: Nazende Pal Tel: (0212) 251 98 74 75 /251 98 81 82 Faks: (0212)251 98 68 Rezervasyon: (0212) 343 72 74 Faks: 212 343 72 53 İmsak: 5.40 Güneş: 7.10 Öğle: 12.24 İkindi: 15.01 Akşam: 17.27 Yatsı: 18.49 Yayımlayan ve Yönetim Yeri: Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş, Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sk. No: 2. 34381 Şişli/İstanbul Tel: (0212) 343 72 74 (20 hat) Faks: (0212) 343 72 64 eposta@cumhuriyet.com.tr Yaygın süreli yayın Baskı: DPC Doğan Medya Tesisleri Hoşdere Yolu 34850 Esenyurt İstanbul Dağıtım: YAYSAT Doğan Medya Tesisleri Hoşdere 34850 Esenyurt İstanbul 31 OCAK 2012 Çiniyi 108 yıl önce onarım bahanesiyle Paris’e götüren Dorigny, arkasındaki damgayı unutmuş İşte oyunun fotografları 1 Çini düştü hırsızlık çıktı Türkiye’nin ‘Ece’si son yolculuğuna uğurlandı ⅷ Haldun Dormen, Halis’i tanıma fırsatı bulmaktan çok mutlu olduğunu söyledi. 1998 yılındaki Afife Tiyatro Ödülleri için Türkiye tarihinde çok önemli yeri olan beş kadını tanıtan kısa filmler hazırladıklarını anlatan Dormen, Halis’in de bu kadınlardan biri olduğunu belirtti. ÖZGEN ACAR Düşen plakanın ön tarafı. Plakanın arkasındaki Fransız porselen fabrikasının damgası. 2 Yurttaşlık Bilgisi Uludere katliamının üstünden tam bir ay geçti. Bu işle ilgili yetkililer “Kimin bu felakette katkısı varsa, o mutlaka ortaya çıkarılacaktır” dediler. Ancak bir ay geçmesine rağmen sorular havada uçuşuyor ve biz bu ülkenin yurttaşları, oralarda neler olup bittiğinden, “kimin vur emri” verdiğinden habersiz bekliyoruz. Gazetelerde, herkeste bir suskunluk, sanki orası bir yurt parçası değil, sanki orada ölen ve yaşayan insanlar bu ülkenin yurttaşları değil. Yüreğim isyan halinde, Selahattin Demirtaş lafı uzatmadan Başbakan’a soruyor, “Efendim, orada elli kişi var, ne yapalım” dediklerinde siz “vurun” demediniz mi? Başbakan yerine Hüseyin Çelik yanıt veriyor: “Sayın Başbakanımızla bizatihi görüştüm. Sayın Başbakan ‘Bu ifade hem yalan hem iftiradır. Ben böyle bir şey demedim’ diyor. Sayın Başbakan’ın, böyle bir vicdansızlık içinde olması asla söz konusu olamaz.” Vicdansızlık, burada duralım. Kaçağa çıktıkları bölgedeki bütün askeri unsurlar tarafından bilinen köylülerin üstüne F16’larla bomba atılmasının “vicdansızlık” olduğu devlet tarafından da, devleti yöneten AKP tarafından da kabul ediliyor. Şimdi soru, böyleyse bu “vicdansızlığı” kimler yapmış, kimlerin emriyle 1213 yaşında çocuklar bombalarla öldürülmüş? Bu soruya cevap vermesi gereken, elbette hükümet. Bir ay içinde neler oldu. MİT “Bu istihbaratı ben vermedim” diyerek işin içinden sıyrıldı. Amerika, elçisi vasıtasıyla “Biz sadece istihbarat veririz, hedef belirlemeyiz” diyerek kendini temize çekti. Geriye ne kaldı? Şu anda olayın hemen hemen tümünü gösteren, dört saatlik bir görüntü Diyarbakır savcılığına nihayet gönderildi. Bunca zaman sonra o görüntülerde neler olup bittiğini Ankara’da pek çok yetkili görmüş durumda. Peki biz neden bilmiyoruz? Bu kayıtlar bilindiğine göre, savcılar neden bunu inceleyip adli bir dava açmıyorlar, bu “vicdansızlık” karşısında alınacak hiç mi idari bir tedbir yok? Dört bir elden bir sessizlik var. F16’ların ve bölgedeki tüm askeri konuşlanmanın komutanı, daha büyüğü yok, Genelkurmay Başkanı kendi kurumunun da sorumlular arasında olduğunu unuttuğundan mı, nedir, ağzını bıçak açmıyor. Bırakın bir özür dilemeyi, neredeyse ortalıktan kaybolacak. Haklıdır, orduları yöneten, bir kışlada bir kuş uçsa haberi olan, suskun Genelkurmay Başkanı’na, olayın hemen ertesinde bizzat Başbakan teşekkür etti. Daha başka ne söylenebilir? Ah keşke, katliamda herkes ölseydi, tek bir kişi dahi kurtulamasaydı, o zaman dört saatlik görüntüleri silinebilir, sanki hiçbir şey olmamış gibi davranılırdı, zaten balık hafızasına fazlasıyla güvenilen halkımız da bunları unutabilirdi. Ne yazık ki, kurtulanlar var ve ne yazık ki, annelerin babaların hafızaları balık hafızası değil. Onlar çocuklarının sıcak nefesini biliyorlar, kokularını asla ve asla unutmayacaklar ve hiç kimse, emin olun, bu katliamı unutmayacak. Benden söylemesi, bu olayı gizleyerek, bütün Türkiye yurttaşlarını duyarsız, bellekleri olmayan amip yaratıklar olarak görüyorsunuz, ama öyle değil. Biz sadece şunu diyoruz, evet, bir katliam yapıldı, belki de birileri istemeden bu olmuştur, öyleyse biraz açıklık, biraz cesaret, bize bunun nasıl olduğunu anlatın. Sadece bu olayı değil, her gün kafatası ve kemiklerin dağ gibi yığıldığı Diyarbakır surlarında, bir zamanlar neler olmuş, bu kemikler kimlere aittir, bunu nasıl çözeceğinizi bize anlatın. Bu toplumda, sadece ama sadece oğlundan geriye kalan bir kemik parçasını göğsünde taşımak isteyen analar varsa, yurttaşlık bilgisinde hep birlikte sınıfta kaldık demektir. Ve açıklayın, bu hızlı tren muhabbetiyle, güzelim trenlere kapatılan Haydarpaşa Garı’nı ne yapmak istiyorsunuz? Bu muhteşem bölgeyi ulaşıma kapatıp, kimlerin yararına sunacaksınız? Bu ranta göz dikenler hiç mi bir Türk filmi seyredip gözyaşı dökmediler. Hiç mi göç eden bir ailenin Haydarpaşa’dan başlayan hikâyesini dinlemediler. Haydarpaşa’nın bir gün otel, motel, alışveriş merkezi olabileceğini rüyamda görsem inanmazdım ama anlaşılan o ki, bu ahir ömrümde onu da göreceğim. Bir yurttaş bu ülkede nasıl mutlu olur? İşte asıl soru da bu. Çok güzel bir yüzyıl Kültür Servisi Türkiye’nin ilk “Dünya Güzellik Kraliçesi” Keriman Halis dün, ailesi, dostları ve sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlandı. Halis’in cenazesi öğle vakti Teşvikiye Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Feriköy Mezarlığı’nda toprağa verildi. Teşvikiye Camisi’ndeki cenaze töreninde, Halis’in kardeşleri Turgan ve Erdem Ece, kızı Ece Sarpyener, torunu Ayşe Torfilli, oğlu Biltin Sanus, damadı Kut Sarpyener, Turgan Ece’nin torunu Kenan Ece ve diğer aile üyeleri taziyeleri kabul etti. Halis’in kızı Ece Sarpyener, annesinin ailesine büyük bir isim bıraktığını, bundan da büyük gurur duyduklarını söyledi. Annesini “Güzel ve çok özel bir cumhuriyet kadını” olarak tanımlayan Sarpyener, annesinin Cumhuriyet gazetesinin aracılığıyla olmuş olan bir güzellik müsabakasını Atatürk’ün arzusuyla katılarak kazanmış olması nedeniyle gazetemizin kendileri için çok özel bir ANKARA Fransızlar, 19. yy sonunda Ayasofya Müzesi avlusundaki 2. Selim Türbesi’nin İznik çinilerinde yaptıkları “sahtekârlığın yasal olduğunda” ısrar ediyorlar. 1577 yılında Mimar Sinan, 2. Selim ve eşi Nurbanu Sultan için yaptığı türbenin girişini İznik çinileri ile süsledi. Ayasofya avlusunda bir başka türbe 3. Murat için yapılmış ve o da İznik çinileri ile donatılmıştı. 2003 yılına gelindiğinde bu türbedeki çini panolardan birinin bir plakası yerinden çıkıp düştü. (1 No.’lu fotoğraf) Müze yetkilileri, düşen plakayı yerine koyup panoyu onarmak istediklerinde olağanüstü bir sürprizle karşılaştılar! Plakanın arkasında Latince harfler ile “ChoisyleRoi Seine” yazısını gördüler. 16 yy.’da yapılmış Osmanlı’nın ünlü İznik çinisinin arkasında “Latince harfler” ile Fransızca yazıyı gören uzmanların şaşkınlığını düşünebiliyor musunuz? (2 No.’lu fotoğraf) Uzmanlar, Ayasofya’nın arşivinde “sahtekârlığın” anlamını çözmeye yöneldiler. İlginç bir belgeye ulaştılar. 188296 yılları arasında İstanbul’da dişçilik yapan Fransız Albert Sorlin Dorigny’in, dönemin “Evkaf Nezaretine (Vakıflar Bakanlığı’na)” başvurarak, 2. Selim Türbesi’ndeki İznik çini panosunun Paris’te onarılmasını önerdiği saptadılar. 3 4 Selim Türbesi’nde sahte İznik çinisi pano. Özgün pano Louvre Müzesi’nde. Hiçbir sultan türbedeki çiniyi hediye etmez Türbedeki ve yaşadı Atatürk, Ece soyadını vermişti Turgan Ece kütüphanedekiler de taklit yeri olduğunu sözlerine ekledi. Halis’in kardeşi, Galatasaray’ın eski futbolcusu ve yöneticisi Turgan Ece, “O tüm Türkiye’nin gurur duyduğu bir insandı” derken, damadı Kut Sarpyener “Son dakikaya kadar aklı başındaydı. Çok güzel bir hayat yaşadığını söyledi. Çok gururluydu. Bu kadar büyük alaka duymaktan da gurur duyuyordu. Çok mutlu bir yüzyıl yaşadı” dedi. Keriman Halis, Cumhuriyet’in 3 Temmuz 1932 tarihinde düzenlediği yarışmada Türkiye Güzellik Kraliçesi seçilmiş, ardından da 31 Temmuz 1932’de Belçika’da yapılan yarışmada bir ilki gerçekleştirerek “Dünya Güzellik Kraliçesi” unvanını kazanmıştı. Keriman Halis’e, 1934’te çıkan Soyadı Kanunu ve yarışmadaki başarısından sonra bizzat Atatürk tarafından kraliçe anlamına gelen “Ece” soyadı verilmişti. Dorigny, 1895’te kolları sıvıyor, görkemli panoyu Paris’e götürüyor. Bir süre sonra “Onarıldı!” diyerek yerine yerleştiriyor. (3 No.’lu fotoğraf) Osmanlılar da 1896’da İstanbul’dan ayrılan Fransız dişçisinin bu sahtekârlığını bal gibi yutuyorlar. Eğer 2003’te o plaka düşmeseydi, bugün dahi herkes o görkemli İznik çinilerini özgün sanacaktı. Ayasofya avlusu, 16. ve 17. yüzyıllarda inşa edilmiş dört ayrı türbe ile bir anlamda “Osmanlı Hanedan Mezarlığı”dır. 2. Selim’in türbesinden başka oğlu 3. Murat, torunu 3. Mehmet, şehzadeler için dört türbede, çoğu kimlere ait olduğu bilinmeyen 130 kadar sandukanın içinde çok sayıda şehzade ve sultan da bulunuyor. Ayasofya’nın “kilise” olduğu dönemde yeni doğan çocukların vaftizlerin yapıldığı “vaftizhane”de Sultan Mustafa ile Sultan İbrahim ve diğer hanedan üyeleri de yatmaktadır. 2. Selim’in türbesinde kendisi ve eşi ile birlikte 42 sanduka var. Çinilerdeki sahtekârlığın anlaşılması üzerine yapılan incelemede, 3. Murat Türbesi ile 1. Mahmut Kütüphanesi’ndeki çeşitli İznik çinilerinin de “taklit” oldukları saptandı. başka ülkelere hediye etmiş olabilirler. Ancak hiçbir Osmanlı sultanının atalarının türbelerindeki çinileri başkalarına hediye etmeleri düşünülemez…” diyor. (4 No.’lu fotoğraf) Türk Büyükelçiliği sorunu Fransızlara aktardığında yanıt “Bu çiniler Fransız kamu koleksiyonlarına, dönemin mevzuatına göre yasal olarak alınmıştır” biçiminde oldu. Ankara’nın görüşme istemini yanıtsız bıraktılar. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Fransız Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy geçen yıl Ankara’ya geldiğinde çinileri istemişti. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da konuyu aktardığı Fransız meslektaşı Frederic Mitterrand’dan geçen hafta aldığı mektupta, “taklitlerinin izinle yapıldığına” ilişkin satırları herhalde hayretle okumuş olmalı! Günay mektubun “içeriğinin inandırıcı olmadığını” açıkladı. ültürel Varlıklar ve Müzeler Genel K Müdürü Osman Murat Süslü, “Osmanlı sultanları bazı kültürel mirasımızı Sahtekârlığın kanıtı Paris’in merkezine 11 km uzaklıkta, Seine Nehri’nin öte yakasında “ChoisyleRoi Seine” adlı beldede önemli bir porselen fabrikası yıllarca kaliteli porselenler üretmekteydi... Taklit İznik çinilerinin arkasında “Choisyle Roi Seine” damgasının varlığı, Fransızların 19. yy. sonunda yaptıkları “sahtekârlığın önemli kanıtını” ortaya koydu. 2008’de Ayasofya’yı gezen Louvre Müzesi Müdürü Henri Loyrette “sahtekârlığı” şu sözlerle görmezden gelmişti: “Kesinlikle kaçırma, çalma, saklama ve onarımda değiştirme söz konusu değil. Ancak bunlar kanıtlanamaz, belgelenemez!” İznik çinilerinin arkasındaki “ChoisyleRoi Seine” damgasının resmini okurlarımıza ve Fransız yetkililere sunuyoruz. Doğal renkteki harflerin baskıda okunamaması olasılığı nedeniyle harflerin üzerinden siyah renkle geçtiğimizi de belirtelim. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog