Bugünden 1930'a 5,410,009 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 8 İstanbul Edirne Kocaeli Çanakkale İzmir Manisa Denizli Zonguldak Sinop Samsun Trabzon Giresun Ankara K K K K B K K K Y Y Y Y K 3 2 4 4 8 4 10 5 9 11 11 10 1 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars K K K PB Y PB K Y K K K K K 1 2 2 11 15 11 3 7 3 4 0 4 6 Oslo B Helsinki PB Stockholm B Londra Y AmsterdamK Brüksel Y Paris Y Bonn Y Münih K Berlin B Budapeşte A Madrid B Viyana PB HABERLER 5 5 3 5 4 4 3 2 1 1 1 11 2 Belgrad B 6 Sofya B 1 Roma B 10 Atina PB 11 Zürih PB 2 Moskova K 9 Aşkabat B 6 Taşkent A 10 Baku Y 2 Bişkek B 0 Tiflis Y 0 Kahire B 17 Şam B 12 Ülke genelinin çok bulutlu, Kıyı Ege, Batı Akdeniz kıyıları ile Mersin çevreleri dışında kalan tüm yurdun yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; genellikle yağmur ve sağanak, Marmara ile iç ve doğu bölgelerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor. 27 OCAK 2012 CUMA TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 27 Ocak GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada Yargı erki o hale geldi ki; AKP dışındaki partiler, bağımsızlığını henüz yitirmeyen kesimler, kurumlar… …bir konu savcıdan özel savcılara devrildi mi bu davranışın altında mutlaka bir hinoğlu hinlik yattığı, iktidar hesabına bir hınzırlığın var olduğu veya olacağı kaygısına kapılıyor. CHP Genel Başkanı, kaset dosyası yakında açıklanınca ortalığın neden karışacağına ilişkin işaretler açıklamıyor. Doğal olarak Kılıçdaroğlu’nu (veya parti yönetimini) bu kuşkuya sürükleyen nedenlerin neler olabileceği sorusu gündeme geliyor. Örneğin, Kılıçdaroğlu’ndaki bu kaygı ve kuşku; Başbakan RTE’nin kaset olayı patladıktan sonraki süreçte yaptığı konuşmalardan mı kaynaklanıyor? Anımsayalım: Başbakan, kasetin açıklanmasından sonra basına ve hatta grupta yaptığı konuşmalarda zihinleri karıştıracak kimi dokundurmalar yaptı. CHP’de o sırada yaşanan kargaşayı daha da ateşleyecek değinmeler içeren konuşmalarında... …hemen her çevre parti dışındaki bir örgüt veya kişiler aramaya yönelmişken, Başbakan kasetin: “Baykal’ı genel başkanlıktan uzaklaştırmak amacıyla parti içindeki kimileri tarafından tezgâhlanmış olabileceğini” bir iki kez söyledi. Kılıçdaroğlu Başbakan’ın bu konuşmalarına değinmiyor, “ortalığın karışacağını” söylediği son açıklamasında… …ama uydurma tanıklar icat edilebileceğine değiniyor ve böylece… …kasetin; parti içindeki Baykal’a muhalif grup veya kimi kişiler tarafından, üstelik Kılıçdaroğlu’nu genel başkanlığa getirmek amacıyla tezgâhlandığının yinelenebileceği olasılığını akıllara getiriyor. ૽૽૽ Üstelik kaset dosyası, CHP’nin AKP’li Cumhurbaşkanı’na AKP’nin attığı hukuksal kazığı çıkarmayı düşündüğü bir sırada patlak verdi. CHP; Çankaya’daki AKP’liyi şu genç yaşında Çankaya emeklisi olmasını sağlayan yasayı veto etmeye çağırdı. Çankaya’daki AKP’li ise AKP grubunun anayasaya aykırı davrandığına inanmasına karşın, yasayı onayladı! Çankaya’dakinin nedir yapmak istediği? Partisine karşı hukuksal savaşıma giriştiğini içerecek olası izlenimi doğrulamaktan kaçınmak mı? Yoksa, kişisel hesaplar peşinde olmadığını, ha 7, ha bir 5 yıl daha Köşk’te kalmak gibi bir düşüncenin, tutkunun asla tutsağı olmadığını kanıtlamak mıydı amacı? Uzun uzadıya düşündü, kararını verdi. Yasayı onaylamalı, ama hukuksal hakkını korumak için ana muhalefet partisinin yüksek Mahkemeye başvurmasını önermeliydi. Çankaya’daki AKP’li ile bu noktada buluşan CHP’nin: AKP’li Cumhurbaşkanı hesabına Anayasa mahkemesine başvurması bekleniyor. ૽૽૽ 30’a yakın diplomatımızı Ermeni terör örgütü ASALA katleder. En az 1915’te ölen Ermenilerin sayısı kadar, belki de daha fazla sayıda Türkleri, Ermenilerin katlettiği kanıtlanır. “Hepimiz Ermeniyiz” diye sokak sokak bağıranların gıkı çıkmaz. Fransız parlamentosu Ermeni soykırımını inkâr yasasını kabul eder; yurtdışındaki Türkler miting yapar Paris’te… Ya burada? Sokakları “Biz de Ermeniyiz” diye dolduranlar; inkâr yasasını kabul eden Fransa parlamentosu üyelerinin de artık Ermeni olduklarını ilan ettiğini kabullenmiş olacaklar ki; susma haklarını kullanıyorlar! Başbakan’ın iki yıl önceki “Bugün bizim yaptığımız Dink’in, İpekçi’nin, Uğur Mumcu’nun, tüm kirli saldırıların üzerindeki sis perdesini, tüm bu olayları aydınlığa kavuşturmak…” diyen vaadi, bugün anımsatılmaz Başbakan RTE’ye… Bütün bu olmazların olduğu, olması gerekenlerin olmadığı bir ülke burası der, geçeriz! Böyle değildik, böyle olduk! ABD Büyükelçisi Francis Ricciardone, önceki gün basın mensuplarıyla yaptığı görüşmede, Amerikan karşıtlığının zirvede olduğu Türkiye’de “Halkın ABD’ye desteğinin iyiye doğru gittiği” gözlemini paylaştı. Ona göre, Soğuk Savaş sonrası yetişen kuşaklar, iki ülkenin birbiri açısından taşıdığı stratejik önemin eski kuşaklar kadar farkında olmadığı için bu rakamlar düşmüş. Tablonun yeniden düzeltilmesinin, halklar arası doğrudan ilişkilerin gelişmesiyle mümkün olabileceğine inanan ABD Büyükelçisi eğitimi örnek gösteriyor. Verdiği bilgiye göre Çin ve Hindistan’dan sonra ABD’ye en fazla yabancı öğrenci Türkiye’den gidiyor taleplerine uyuyor Bankalar ABD’nin PROF. DR. CELÂL ŞENGÖR Ricciardone: Malatya Radarıyla Türk Halkı Daha Güvende karşı NATO sisteminin bir parçası. Kaynağı kim olursa olsun, Türkiye’ye doğru yönelecek tüm düşman füzelerine karşı çalışır durumda. Türk halkı kendini daha güvende hissedecek. Çünkü bu sistem NATO ittifakının bir parçası. Ve Türkiye’yi de kapsıyor.” Bu sözlerden anlaşılan o ki İran’dan fırlatılacak bir füze, daha kalkış aşamasında Malatya’daki radar tarafından tespit edilebilir durumda. Amerikan kaynakları, tespit edilen füzeyi havada yakalayarak yok edecek füzelerin de Akdeniz’deki Aegis savaş gemilerinde hazır tutulduğunu belirtiyor. şöyle: “İran’a karşı ne yapmamız, nasıl ikna etmemiz gerekli? Askeri yöntemlere başvurmayı istemiyoruz. Ama masadan hiçbir opsiyonu kaldırmıyoruz da. Diplomatik yollarla ikna edilmesini tercih ediyoruz. Bu da yaptırım demek. Yaptırımların İran yönetimi üzerinde etkisi olacağına güvenimiz tam” BM Güvenlik Konseyi’nden İran’a yaptırım içeren kararlarla yetinmeyen ABD tek taraflı uygulamaya koyduğu yaptırım kararlarına müttefiklerinin desteğini arıyor. AB bu konuda en büyük desteği veren taraf. Ricciardone, “kendi yaptırım kararlarının nasıl işleyeceğini Türkiye’ye anlattıklarını” vurguluyor. Türkiye ise BM damgası taşımayan ABD ve AB’nin tek taraflı yaptırımlarına mesafeli. ABD, Türkiye’nin kamu kurumlarını bağlayıcı olan bu tavrını anlayışla karşılamakla birlikte Türk özel sektörünün kendi yaptırımlarına uyması beklentisi içinde. Bu noktada gözler İran ile iş yapan Türk bankaları ve şirketlerinin üstüne çevriliyor. Riccardone’nin verdiği bilgiye göre Türkiye, İran’a tek taraflı yaptırımlara uyulup uyulmaması konusunda özel sektörü serbest bırakmış durumda. Böyle olunca Türk bankaları ve şirketlerinin ABD yaptırımları doğrultusunda hareket ettiğini belirten Ricciardone, ABD’nin asıl beklentisini şöyle aktarıyor: “Türk bankaları ve şirketlerinin AB ve ABD tarafından getirilen yaptırımlara gösterdiği dikkatten memnunuz. Bu dikkatin sürmesini ve Türk hükümetinin onların cesaretini kıracak bir şey yapmamasını umuyoruz” ‘İstanbul topun ağzında’ İstanbul Haber Servisi İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celâl Şengör, beklenen İstanbul depremi ile ilgili önemli uyarılarda bulundu. Şengör, İstabul’un topun ağzında durduğunu belirterek kenti depreme hazırlamak için gerekli önlemler alınmadığını vurguladı. Şengör, “Depremin yaratacağı ekonomik zararla baş edemeyeceğiz. Ekonomik bağımsızlığımız gidecek” dedi. Prof. Dr. Celâl Şengör, 1884 Eğitim Kültür ve Dayanışma Vakfı ile İTÜ tarafından düzenlenen etkinlikte, “Beklenen İstanbul Depremi” başlıklı bir konferans verdi. Şengör, Kuzey Anadolu Fayı’nda (KAF) maksimum 7.6 büyüklüğünde deprem beklediklerini ifade ederek olası depremde ortaya çıkacak enerjinin Hiroşima’ya atılan atom bombasının yarattığı enerjinin 30 katı olacağını kaydetti. Şengör, KAF’nin doğu kısmındaki bir depremin İstanbul’u güçlü bir şekilde sallayacağını, batıda kırılma olursa Avrupa yakasının büyük zarar göreceğini vurgulayarak “Biz her iki tarafın da kırılmasını bekliyoruz. Çünkü tarihte hep böyle oldu” dedi. Şengör, KAF üzerinde beklenen 7.6 büyüklüğündeki sarsıntının 1894 depreminin meydana geldiği bölgede 7 büyüklüğündeki ikinci bir depremi de tetikleyeceğini kaydetti. Şengör, olası depremde Yeşilköy ve Tuzla’da şiddetin 10’a çıkacağını söyledi. Anadolu’nun her yıl 2.5 cm batıya kaydığını, ama fayın hareket etmediğini anlatan Şengör, “Bu yüzden gerilme başlıyor. Anadolu 250 yılda 5 metre kayıyor. Bu jeolojik açıdan çok hızlı bir hareket” diye konuştu. alatya radarı tam operasyonel’ Soğuk Savaş yorumu ülkemizdeki Amerikan karşıtlığını anlatmak için yeterli değil bence. ABD’nin bölgede izlediği politikalar da etkili oluyor halkların hissiyatında. Örneğin Irak işgali, son on yılda yükselen Amerikan karşıtlığının bir numaralı nedeni. Malatya’ya kurulan Amerikan radarı da şimdi önemli bir tartışma konusu. NATO çerçevesinde konuşlandırılan bu radar konusunda ilk kez net bir açıklama yapan Ricciardone “Tamamen operasyonel halde” dedi. Sözleri şöyle: “Malatya’daki radar sistemi şu an itibarıyla operasyonal. Tamamen operasyonel. Tabii bunun amacı tamamen savunma. O bir füze sistemi değil. Bir radar sistemi. Füzelere ‘M sad’a müdahale ‘şimdilik’ yok ABD sefirine Suriye’deki gelişmeler de soruldu. “Bir müdahale öngörüyor musunuz?” sorusuna verdiği yanıt Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun birkaç gün önce Arap basınına Türkiye’nin müdahale olasılıklarına bakışını anlattığı yanıtı anımsattı: “Şu anda öngörmüyorum. Böyle bir hazırlığımız yok şu anda. Ama Arap Birliği’nin ne kararlar alacağını bir görelim. Konuyu BM’ye taşımalarını bekleyeceğiz. Konuyu oradan sonra ele alacağız.” Türkiye’de konuşlu Suriye muhalifleriyle önümüzdeki günlerde ABD yönetiminin görüşeceği sinyalini de veren Ricciardone’nin sözlerinden Suriye gündeminin ısınacağı anlaşılıyor... E nkara’ya yaptırım brifingi İran’ın nükleer silah üretme kapasitesine ulşmasının engellenmesi için ABD yönetimi baskıyı arttırmış durumda. Riciardone’nin açıklamasında ‘askeri çözümün masa dışı olmadığını’ vurgulamasının yer alması dikkat çekici. Sözleri A Genel Sağlık Sigortası konusunda bilinmeyenlerin sistemi aksatması bekleniyor GSS bilmecesi paniği SİBEL BAHÇETEPE AYAMAMA PROJESİ BEKLİYOR İstanbul Haber Servisi Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’in Ayamama Deresi’ni tekne ulaşımına açıp havaalanı trafiğini rahatlatma projesi, 2004 yılından beri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde bekliyor. Erzen, yaklaşık 300 milyon dolara mal olacak projenin 2 yılda bitirilebileceğini kaydetti. İSKİ’nin ıslah çalışmalarının bitmesinin ardından proje için hemen adım atılabilir. Projeye göre önce yanlardan genişletilip denizden su basılarak derenin debisi arttırılacak. Yeşilköy’deki Dünya Ticaret Merkezi’ne kadar kanal açılıp tekne ile ulaşım sağlanacak. Atatürk Havalimanı’na ise küçük bir liman yapılarak Adalar’dan Kabataş’tan bu noktaya hızlı ulaşım sağlanacak. Sözde Soykırım Yasası ve Fransa Günay GÜNER Ⅵ Baştarafı 2. Sayfada Her şeyiyle gerçektir. Peki, Türk ulusunun üzerine yapıştırmaya çalıştığınız bu suç savının neresi kanıtlandı? Giderek görmek isteyene, bunun soykırım olmadığına ilişkin onlarca belge var. Bu gerçeği sorumlu Türk aydını bilir de Fransa’da ya da başka ülkelerde bu tür yasaları destekleyenler bilmez mi? Kuşkusuz bilirler. Geriye en güçlü olasılık kalıyor: Bu saçma, ahlak dışı yasaları çıkaran güçler Türk ulusunun değerlerine, bağımsızlık savaşının kazanımlarına saldırmaya, direncini kırmaya çalışıyorlar. Koşulları günümüzdeki yayılmacı planlarına uygun duruma getirmeyi amaçlıyorlar. Biz utkularımızı unutuyoruz ama bir kez daha görüldü ki yayılmacılar yenilgilerini unutmuyorlar. Konu ulusumuz için onur sorunudur. Organları, erkleri doğru süreçler, ilişkiler sonucunda belirlenmiş bir ülkede bu saldırıya tepki çok sert olurdu. Neden tepki verilemediği sorusunun yanıtı bir önceki tümcede saklıdır. 1 Ocak 2012’de yürürlüğe giren Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamına girmek için “hiçbir sosyal güvencesi bulunmayan” yurttaşların başvuruları 31 Ocak Salı günü sona erecek. Çok sayıda yurttaş yasayı tam olarak bilmediği için ne yapacağından habersiz. Türkiye nüfusunun büyük bir kısmının yasa nedeniyle önümüzdeki günlerde sağlık hizmeti alamayacağı ve ciddi sağlık sorunlarının yaşanmasından endişe ediliyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı rakamlarına göre, Türkiye’de 62 milyon yurttaş GSS kapsamında yer alıyor. Hiçbir sosyal güvencesi olmayan 1 milyon 700 bin kişinin 31 Ocak Salı gününe dek gelir tespiti yaptırması gerekirken 9 milyon 200 bin yeşil kartlınınsa ise vize tarihlerinin sona ermesi ile birlikte gelir testine tabi tutulacakları belirtildi. Görüşlerine başvurduğumuz yurttaşlar, yasayı çok iyi bilmediklerini belirterek “Yurtdışına dil eğitimine giden öğrenciler, sözleşmeli çalışanlar, gelir tespitinde nelerin dikkate alınacağı gibi birçok konuda akıllarda sayısız soru işaretleri var, ne yapacağımızı tam olarak bilmiyoruz” dedi. CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, yasanın iptali için CHP’nin önümüzdeki günlerde mahkemeye gideceğini söyledi. Öğüt, bütün halkın panik halinde olduğunu belirterek “Kim ne yapacağını bilmiyor. Gelir tespiti için yurttaş gece 3’te Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına giderek sıraya giriyor, uzun kuyruklar var. İnanılmaz bir durum ile karşı karşıyayız” dedi. Öğüt, “GSS kapsamına alınmak için yapılan başvuruların bilgisayarlara geçirilmesi bile bir ayda mümkün değil. Bu kargaşanın altından kalkılacağını sanmıyorum, büyük bir sağlık sorunu çıkacak. GSS’ye hastanelerde hazır değil. Özel hastanelerde anlaşmalarını yapmaya hazır değiller” diye konuştu. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Başkanı Dr. Çetin Erdolu ise Türkiye nüfusunun yarısına yakın bir kısmının gelir tespiti kargaşası yüzünden GSS şemsiyesi altına giremeyeceğini ve sağlık hizmeti alamaz hale geleceğini söyledi. ÖZEL OKULLAR BİRLİĞİ Hastaneye ‘Menzil’ baskını Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan doktor H.P. ile Başhekim Yardımcısı V.F.P. arasında iddiaya göre, işe geç gelme nedeniyle tartışma çıktı. Tartışma hastane görevlilerinin araya girmesiyle son buldu. Ancak doktor H.P, aynı konuyla ilgili olarak bu kez odasına gittiği hastane Başhekimi A.Y. ile tartıştı. Bu tartışma üzerine H.P’nin yakını olan bazı kişiler hastaneye geldi. Bir süre sonra bu kez, Başhekim A.Y. yanlısı olduğu öne sürülen onlarca kişi hastane başhekimlik koridorunu doldurdu. Sakallı ve sarıklı olan ve Menzil tarikatı üyesi oldukları belirtilen çok sayıda kişi, koridor ve başhekimlik makamının bulunduğu odada beklemeye başladı. İhbar üzerine Çevik Kuvvet polisleri de hastane bahçesinde önlem aldı. Olayı haber alarak hastaneye giden ve başhekimlik koridorundaki kalabalığı görüntülemek isteyen gazeteciler ise kalabalıktaki kişiler tarafından engellendi. Gazeteciler, başhekimlik katında bulunan bazı kişiler tarafından dışarı çıkarıldı. Konuyla ilgili hastane yetkilileri açıklama yapmadı. Öğrencilerine tablet istedi FİGEN ATALAY Halk şaşkın durumda SGK TEB’le anlaşamadı HİCRAN ÖZDAMAR İlaç krizi kapıda kanı Tuncay Sayılkan, ilaç firmalarının SGK’ye yapmaları gereken iskontonun eczacılar üzerinde yürütüldüğünü, bunun kendilerine büyük zarar verdiğini kaydetti. Sayılkan, “Kamu kurum iskonto artışları nedeniyle eczane stoklarında zararlar bugüne dek ödenmedi. Hasta muayene katılım ücretleri de yıllardır eczanelerden tahsil ediliyor. Biz devletin tahsildarı olmak istemiyoruz. Bu noktada anlaşma noktasından uzaktayız” dedi. İZMİR Sosyal Güvenlik Kurumu’yla (SGK) Türk Eczacılar Birliği (TEB) arasında imzalanan ve 24 bin eczaneyi ilgilendiren ilaç alım protokolünün süresi ay sonunda bitiyor. Ancak muayene ücret tahsilatı ve ilaçlara yönelik iskontolar nedeniyle yeni protokol konusunda anlaşma sağlanamadığı vurgulandı. İzmir Eczacı Odası Yönetim Kurulu Baş ÇEŞME Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği’nin düzenlediği “Dijital Çağda Eğitimde Fırsatlar ve Sorumluluklarımız” konulu sempozyum, Çeşme Sheraton’da dün başladı. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Cem Gülan, özel okullarda eğitim gören 495 bin 887 öğrenci için tablet bilgisayar istedi. Gülan, yüzde 3 olan özel okulların okullaşma oranının da önce yüzde 5’e sonra yüzde 10’a çıkarılması için teşvik talep etti. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, konuşmasında özel okul öğrencilerine de tablet bilgisayar isteğine yanıt vermedi ancak okulların teşvik edileceğini vurguladı. Özel öğretimin teşviki ile ilgili çalışmaların devam ettiğini belirten Dinçer, şöyle konuştu: “İki farklı yöntem kullanacağız. Birincisi okul kiralama diğeri kamu ve özel yatırım ortaklığı. Özellikle büyük şehirlerde arsa sahibi ya da özel okul sahibinin okul yapması ve bize kiralamasını öngören düzenleme yapıyoruz. İkincide ise bütün arsaları yatırım sahibine, işverene verecek o yerlerde bütün okulların yapıldığı, iç donanım sağlandığı, yıllık eğitim hizmetleri verildiği bedelini bizim ödediğimiz modeli ortaya koyacağız.” C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog