Bugünden 1930'a 5,490,587 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 8 İstanbul PB Edirne S Kocaeli PB Çanakkale PB İzmir PB Manisa PB Denizli PB Zonguldak B Sinop B Samsun PB Trabzon Y Giresun Y Ankara S 10 10 12 13 14 12 11 11 10 10 10 11 1 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars S S B PB PB PB K K Y K K K K 2 0 1 15 12 12 1 5 4 2 4 0 6 Oslo PB Helsinki PB Stockholm PB Londra PB AmsterdamY Brüksel Y Paris Y Bonn K Münih K Berlin Y Budapeşte Y Madrid PB Viyana Y HABERLER 6 1 1 8 7 6 8 2 1 5 9 15 8 Belgrad Sofya Roma Atina Zürih Moskova Aşkabat Taşkent Baku Bişkek Tiflis Kahire Şam Y PB PB Y PB PB PB PB B K K PB PB 10 8 15 17 8 10 6 5 1 1 1 17 14 Ülke geneli parçalı ve çok bulutlu, Orta Karadeniz kıyıları, Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu’nun doğusu dışında tüm yurt yağışlı geçecek.Yağışlar Ege kıyılarında kuvvetli olmak üzere güney kesimlerde yağmur ve sağanak iç ve doğu bölgelerde karla karışk yağmur ve kar şeklinde olacak. Hava sıcaklığı 2 ile 4 derece artacak. 25 OCAK 2012 ÇARŞAMBA TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 25 Ocak GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada Yüksel, mahkum edildi. Fakat mahkeme kararında suçlu olduğu açıkça belirtilen Oğuz Demir hâlâ bulunamıyor. Bu kişiler hakkındaki mahkumiyet kararı kamuoyunu asla tatmin etmedi. Yıllardır ve bugün de değişmeyen yargıya göre, Uğur Mumcu faili meçhul bir cinayetin kurbanı!.. Araştırma komisyonları bir yerde tıkandı. Gerçek fail kim ve kimler veya cinayete azmettiren örgüt? Bulunamadı. O tarihlerde molla rejimini Türkiye’ye ihraç etmeye çalışan İran’ın, laikliğin baş savunucusu Mumcu’yu istihbarat örgütüne öldürttüğü iddia edildi. Hatta bu görüşü doğrulayan bir dosya ile zamanın Dışişleri Bakanı Tahran’a gitti. Sonuç alınamadı. Derin devlete kadar uzanan görüşler ortaya atıldı. Fakat bütün araştırmalar Mumcu cinayetinin gerçek faillerini veya azmettirenleri ortaya çıkaramadı. Bir süre sonra araştırmalar, soruşturmalar giderek hızını yitirdi ve meçhul failleri saptama çalışmaları unutulmaya bırakıldı. ૽૽૽ Faili meçhul cinayetleri aydınlatmayı görev bildiğini açıklayan AKP hükümeti; Uğur Mumcu cinayetinin gerçek yüzünü aydınlatmaktan nedense bugüne değin kaçındı. Ne zaman bu konu açılsa, doyurucu olmayan yanıtlar vermeyi yeğledi. Oysa bugün hükümetin elinde düne oranla Mumcu cinayetinin gerçek yüzünü aydınlatacak yetenekte istihbarat servisleri, araç gereç ve eleman bulunuyor. Ama harekete geçmeyince hükümet, kimi sorular akla geliyor. Örneğin acaba hükümet; Tevhit Selam Örgütü’ne bağlı kişilerin hüküm giydiğini içeren mahkeme kararını yeterli gören bir mantıktan hareketle, Mumcu cinayetindeki esrarı çözmeye yanaşmıyor mu? Fakat hükümetin hapishane duvarları dibindeki kazılarda bulunan 19 kafatasının faili meçhul cinayetlerin kurbanlarına ait olduğunu kabul ettiği bir dönemde; Uğur Mumcu gibi kamuoyuna mal olmuş bir değeri katleden meçhul kişileri, örgütü veya azmettireni ortaya çıkarmaya hevesli olmaması bir başka olasılığa güncellik kazandırıyor... Hükümet acaba, Mumcu cinayetini aydınlatmaya girişirse devlet hesabına kaygı duyacağı kimi öğelerin ortaya çıkmasından mı kaygılanıyor? ૽૽૽ Uğur Mumcu dün ve gece evinin önünde, öldürüldüğü sokakta, kimi toplantılarda ve TV’lerdeki kimi programlarda anıldı. Merak işte: Özellikle Mumcu ile Cumhuriyet’te yazar veya yönetmen olarak, uzun yıllar birlikte çalışan; bugün çeşitli gazetelerde köşe yazarı “arkadaşlarının”, 19. ölüm yıldönümünde Mumcu’yu her yanıyla anlatacakları umuduyla dünkü yazılarına baktım... Hürriyet’te Sedat Ergin’in, İsmet Berkan’ın, Yalçın Doğan’ın köşelerinde tek satır yok Mumcu ile ilgili. Gazetede ölüm yıldönümü nedeniyle kısacık bir haber de... Milliyet’te ilk sayfada kısa bir haber: “Mumcu’suz 19 yıl” başlığıyla... Mehmet Tezkan yazmamış. Cumhuriyet’te genel yayın müdürü iken Mumcu ile yakın olan Hasan Cemal’in dün yazısı yok! Radikal’de Cengiz Çandar, “Ben de Ermeniyim” izlenimi veren köşesinden, Hrant Dink olayını yazıyor. Cumhuriyet’in Mumcu ile çalışan yazı işleri müdürü Okay Gönensin (Vatan) de başka havalarda. ૽૽૽ Mumcu, “Vurulduk ey halkım unutma bizi” diyordu. Vefasız “arkadaşları” gibi değil halkımız: Unutmadı Mumcu’yu! Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Laurent Bili ile Fransız senatosundaki oylama öncesi yaptığım görüşmenin izlenimlerini pazar günü bu köşede duyururken “oylamadan sonra valizlerini toplamak zorunda kalabileceği’ öngörüsünde bulunmuştum. Dün yaptığımız telefon görüşmesinde de karar nedeniyle üzgündü. Ancak TürkFransız ilişkilerinin geleceği için küçük de olsa hâlâ umudunu koruyordu. Sorduğumda “Valiz toplama hazırlığına başlamadım henüz çünkü dönmek için erken” diye konuştu. Fransa Büyükelçisi Bili: Henüz Dönmek İçin Erken yatıyor. Anlaşılan o ki, Dışişleri Bakanlığı ile Türkiye dostu olan ya da yasayı hukuki bulmayan Fransızlar bu konuda ortak hareket ediyor. Bili’nin sözleri de bunu doğruluyor: “Oylamada karşıoy kullananların sayısı 86. Çok yüksek bir rakam. Türkiye’nin Fransa’daki dostlarının, hukuka, özgür düşünceye önem veren insanların hiç de az olmadığını gösteren bir rakam. Bu 86 senatör arasından 60’ının Anayasa Konseyimize itiraz etmesi çok da imkânsız bir durum değil.” Ankara’nın dünkü tepkisinin beklenenden daha yumuşak çıkması konusunda yorum yapmayan Bili, “Aralık ayında tasarı Ulusal Meclis’ten geçtiğinde gösterilen tepkiler, Türkiye’nin Fransa’daki dostlarının ellerini güçlendirmedi. Şimdi konu bu kadar çok tartışılırken yine aşırı tepki göstermek ürkütücü olabilir. Biraz sabırlı ve sakin gidilmesinde yarar var” vurgusunu yaptı. 60 senatörün imzası bulunabilirse Fransa Anayasa Konseyi, yasanın Fransız anayasasına uygun olup olmadığına iki hafta içinde karar verecek. Karar ‘iptal’ çıkarsa Türkiye için uzun yıllardan sonra gerçek bir diplomasi başarısı anlamı taşıyacak. Ama iptal değil de ‘onay’ çıkarsa bu kez benzer kararların Fransa dışındaki ülkelerde de yaygınlaşması sonucu doğabilir. NEW YORK’TAKİ KIBRIS GÖRÜŞMELERİ ‘Uzadıkça zorlaşacak’ Dış Haberler Servisi Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Kimun, KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas arasında New York’ta düzenlenen 5. Kıbrıs üçlü görüşmesinin önceki gün gerçekleştirilen ilk gününde tarafların “yönetim”, “mülkiyet” ve “vatandaşlık” konularında Downer yoğunlaştıkları belirtildi. BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs özel danışmanı Alexander Downer, “Bu toplantının başarıyla sonuçlanabilmesi için halen yapılacaklar var” dedi. Downer, genel sekreterin, iki liderin kararlı hareket etmeleri yönündeki arzusunu ve beklentilerini taraflara aktardığını kaydederek iki lidere “birleşmiş bir Kıbrıs” vizyonunu akıllarında tutmaları gerektiğini hatırlattığını belirtti. Downer, tarafların ana meselelerin herhangi birinde birbirlerine yaklaşıp yaklaşmadıkları sorusuna “Tarafların pozisyonlarında değişiklik yok demek yanlış olur. Fikir teatisinde bulunuluyor ve çok fazla müzakere yapıldı. İlk gün çok yoğun geçti, pek çok değişik fikir tartışıldı” yanıtını verdi. Müzakere sürecinin başarısı ya da başarısızlığından Kıbrıslı liderlerin sorumlu olacağını da söyleyen Downer, “Bu mesele sürüp gittikçe çözmesi de zor olacak” dedi. isteyecek 60 senatör iptal ‘Biraz sabır’ Başbakan Tayyip Erdoğan da TBMM grup konuşmasında yaptırım kararlarını dünyaya duyuran sert bir açıklama yerine ‘düşük profilli’ bir üslup sergilemeyi tercih etti. Bu tutumun arkasında, çıkan yasayı 60 Fransız senatörün imzasıyla Fransa Anayasa Konseyi’ne götürme ve orada iptal ettirme stratejisi CHP liderinden Arınç’a: Düşünüyorsan gereğini yap Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, geçen hafta gazetemizi ziyaretinde CHP’den şikâyetçi olarak “Hapisteki arkadaşlarını CHP’den daha fazla ben düşünüyorum” demişti. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na Arınç’ın sözlerini hatırlattığımızda şu değerlendirmeyi yaptı: “Madem bizden fazla düşünüyormuş arkadaşlarımızın özgürlüğünü; o zaman çıksın gereğini yapsın. Adalet Bakanı bir paket getirdi mi? Getirdi. O zaman bizden önce onun sorması lazım: ‘Bu paket benim söylediklerimi niye karşılamıyor?’ diye. Hem ‘lamı cimi yok tutuklu vekiller çıkmalı’ diyeceksin, hem de bu düşünceni karşılamayan bir paketin altına imza atacaksın. Öyle yaparsa biz de onun samimiyetini sorgularız.” Müyesser (Yıldız) ile en son yıllar önce bakan danışmanı olduğu dönemde görüşmüştük. Odatv duruşmasında verilen arada yıllar sonra ilk karşılaşmamızda ikimizin de gözleri doldu. Elimi sıkıca tutup “Ankara’daki arkadaşlara selam götür” dedi. Soner Yalçın’a halini sorduğumda gülümseyerek, “Balbay için ‘beton ve nem kokuyor’ diyorlar ya. İşte öyle” dedi. Ahmet (Şık) her zamanki dost gülümsemesiyle aldı selamımızı. Nedim (Şener) ise sayıları her gün daha da artan yabancı gazetecilere, 11 aylık tutukluluğu ile Hrant Dink davasında Yasin Müyesser’den Ankara’ya selam Hayal’in tahliye kararı arasındaki vahim çelişkiyi anlatmaya çalışıyordu bıkmadan, usanmadan. “İçeride olduğum için yazmıyorum, konuşmuyorum ama şimdi herkes benim 5 yıl önce yazdıklarımı teyit ederek ‘Dink’i örgüt öldürdü’ diyor. Gerçekler hapsedilemiyor” dedi. Eşi Vecide Şener arkamda bekliyormuş konuşmak için. Özür dilediğimde “Siz meslektaşları benden daha çok gereklisiniz onlara” diyerek sırasını verdi ısrarla. Üç yıl önce ikimiz de aynı gazetedeyken ‘yemek yiyelim’ diye niyetlenmiştik, onu hatırladı Nedim. “Haftaya inşallah” dedim... GİZLİ TANIK POYRAZ’IN İDDİALARI Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği işkenceyi ‘insanlığa karşı suç’ diye niteledi ‘Zamanaşımı işlemez’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği, öğretmen Ali Ekber Yürek’in 12 Eylül döneminde gözaltına alınarak öldürülmesine ilişkin soruşturma dosyasını, görevsizlik kararıyla Afşin Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Savcılık kararında, 12 Eylül darbesi döneminde yapılan işkence ve kötü muameleler için “insanlığa karşı suç” yorumunu yaptı ve bu suçlardan dolayı zamanaşımının işleyemeyeceğini vurguladı. Müşteki Mehmet Yürek, Ankara’ya gönderilmek üzere Tunceli Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği suç duyurusu dilekçesinde, kardeşi Ali Ekber Yürek’in 12 Eylül askeri darbesi sırasında gözaltına alındığını ve götürüldüğü Kahramanmaraş Elbistan Bölge Yatılı Okulu’nda işkence sonucu öldürüldüğünü belirtmişti. Soruşturma evrakını inceleyen Özel Yetkili Ankara Başsavcıvekilliği, Ali Ekber Yürek’in 12 Eylül döneminde gözaltına alınarak öldürülmesine ilişkin soruşturma dosyasını, görevsizlik kararıyla Afşin Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine karar verdi. Kararda, TCK’nin 77. maddesinde, “kasten öldürme, yaralama, işkence, eziyet veya köleleştirme, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarının bir plan doğrultusunda, sistemli olarak işlenmesinin” insanlığa karşı suç olarak tanımlandığı, bu suçlardan dolayı zamanaşımının işlemeyeceği belirtildi. ‘Cerrah’ın korumasıydı’ HATİCE TUNCER Soruşturma sürüyor TNT ordu malı ALİCAN ULUDAĞ Fotoğraf: SERKAN YILDIZ ‘Bu çocuklar nasıl aydın olacak?’ Öğrenci Kolektifleri, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün İstanbul Üniversitesi’ni (İÜ) ziyaret ettiği gün üzerinde yumurta taşıdığı gerekçesiyle Yiğit Ergün hakkında 11 yıl ceza istenmesini protesto etti. İÜ’nün Beyazıt’ta bulunan ana kapısı önünde toplanan Öğrenci Kolektifleri üyeleri, “3 yumurtaya 11 yıl, 11 yıl yetmez bizi de atın. Memleketi kurtarın” pankartı taşıdı. Ergün ise “Pişman değilim. Yumurtaları o zaman atamamıştım. Ama içeriye girmiş olsaydım atardım” dedi. Oğluna 11 yıl ceza istenmesine tepki gösteren anne Aynur Ergün ise “Demokratik ortamda yetişen çocuklarımızın ellerinden bu hakları alınırsa aydın kişiler nasıl yetişecek?” diye konuştu. ARAŞTIRMA HASTANESİNDE SKANDAL Hastaya solunum cihazı bulunamadı İstanbul Haber Servisi İstanbul’da bir dizi sağlık skandalı, Taraf gazetesi ekonomi editörü Eylem Düzyol’un annesi Suna Düzyol’un hayatını kaybetmesine neden oldu. Bir yakınını ziyarete giden Düzyol , halk otobüsüne bindi. Çengelköy’de inmek isteyen Düzyol, otobüsün aniden hareket etmesiyle birlikte otobüsün kapısında sıkıştı. Yerde sürüklenen Düzyol’un bir kolu ve bacağı kırıldı. Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Tansiyon ve şeker rahatsızlığı bulunan Düzyol, hastanede fenalaştı. 174 uzman doktor ve 163 asistanın çalıştığı hastanede solunum cihazı olmaması nedeniyle başka hastanelere sevk edilmek istenilen Düzyol’u bölgedeki hiçbir hastane kabul etmedi. Bahçelievler’deki Medicana Hastanesi’nin hastayı kabul etmesi üzerine saatler sonra ambulans gelerek hastaneden aldı. Yolda, ambulansın lastikleri patladı. Durumu ağırlaşan Suna Düzyol, hastaneye getirilmesinin ardından yaşamını yitirdi. ‘Yer yok’ dediler bahçede öldü DİYARBAKIR (Cumhuriyet Bürosu) Şırnak’ın İdil ilçesinde bulaşıcı menenjite yakalanan 2 yaşındaki Muhammet Erşek, sevk edildiği Diyarbakır’daki hastaneye yer yokluğu nedeniyle alınmayınca, hastane bahçesindeki ambulansta can verdi. Şırnak’ın İdil ilçesinde 5 çocuk babası Abdulselam Erşek’in 2 yaşındaki oğlu Muhammet, dün sabah saatlerinde fenalaşınca İdil Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Çocuğun durumun kötüleşmesi üzerine görevli doktor İhsan Güler, 2 hemşireyle birlikte Muhammet’i hastane 2 yaşındaki menenjit hastası Muhammet’in dramı ye ait ambulansla Diyarbakır’a götürmeye karar verdi. Ancak Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Halil Bingöl, 2 izolasyon odasının da dolu olduğunu belirterek hastanın başka bir hastaneye götürülmesini istedi. Buna rağmen Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ne getirilen Muhammet, ‘yer olmadığı’ gerekçesiyle hastaneye alınmadı. Bir süre sonra fenalaşan Muhammet, acil servisteki doktorun müdahalesini karşın kurtarılamadı. Sağlık Bakanlığı olayla ilgili bilgi istedi. ANKARA Etimesgut’a bağlı Elvankent semtinde bir evin kilerinde bulunan yaklaşık 25 kiloluk TNT’nin “ordu malı” olduğu tespit edildi. Elvankent’te bulunan patlayıcılarla ilgili soruşturma kapsamında yapılan araştırmalar sonucunda, evin 1 Kasım’da dişçi olan R.D. isimli bir kadına kiraya verildiği, kocasının astsubay rütbeli bir pilot olduğu öğrenildi. Ancak bu kişinin kendisini pilot olarak tanıtmış olabileceği üzerinde de duruluyor. Çiftin, 18 Kasım’da evi boşalttıkları belirtildi. Çifte evi kiralayan emlakçi kira sözleşmesi hazırlanırken bir albayın da aileye kefil olduğunu anlattı. Evdeki patlayıcıları bulan İranlı ailenin ise aralık ayında daireye taşındığı belirtildi. Evde Haziran 2011’e kadar bir astsubayın kaldığı ve şu an Erzincan’da görev yaptığı da iddia edildi. Pilot ve eşi dün ifade verirken, TNT’nin “ordu malı olduğu” belirlendi. “Terk edilmiş mühimmat” olabileceği belirtilen patlayıcının, kim tarafından kilere bırakıldığı ve herhangi bir olayda kullanılıp kullanılmadığı araştırılıyor. Birinci Ergenekon davasında Gizli Tanık Poyraz, “Biz Peker teşkilatındaydık. Başkanı Veli Küçük, Kurmay Başkanı Sedat Peker’di” diye konuştu. gizli tanık Poyraz kimliğini saklamaya gerek duymadığını belirterek gerçek görüntüsü salondaki perdeye yansıtılarak ifade verdi. Duruşmada Sedat Peker, gizli tanık Poyraz’a çok sayıda soru yönelterek iddialaının doğru olmadığını söyledi. Sedat Peker, sonradan “Peker” soyadığını alan ve “manevi kardeşim” diye nitelediği Tolga Peker’in öldürülmesi olayına ilişkin sorular yöneltti. Gizli tanık Poyraz “Sedat Peker’e sözümün geçeceğini bildiği için Tolga Peker beni aradı. Tolga Peker, Sedat Peker ile arası açılınca bana ‘Sapanca olayları da bizim. Behçet Cantürk, Savaş Buldan olayını da biz yaptık. Veli Küçük bizi kullandı. Bundan sonra kendimi kullandırtmayacağım’ demişti. Sonra kalemini kırmışlar” diye konuştu. Gizli tanık Poyraz’ın sık sık “teşkilat” sözünü kullanması üzerine “Ne teşkilatı” diye sorulunca Gizli tanık Poyraz “Biz Sedat Peker teşkilatıyız. Bu teşkilatın Başkanı Veli Küçük, kurmay başkanı Sedat Peker” diye konuştu. Peker, gizli tanık Poyraz’ın “Susurluk kazasında Abdullah Çatlı, Gonca Us ve Hüseyin Kocadağ’ın öldüğü, eski milletvekili Sedat Bucak’ın yaralandığı arabayı, bir başka arabayla Sedat Bucak’ın koruması Yalçın adlı polisin de takip ettiğini” söylediğine dikkat çekerek “Yalçın’ı ben de tanıyorum, ama Sedat Bucak’ın koruması değildi. Sivas Emniyet Müdürü iken Celalettin Cerrah’ın korumasıydı” dedi. ADALAR BELEDİYE BAŞKANI: ‘Her şey açık’ İstanbul Haber Servisi CHP İstanbul il yönetimi, hafta sonu arama yapılan Adalar Belediyesi’ne destek ziyaretinde bulundu. Ziyaret sırasında konuşan Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu, “Delillerin karartılması ya da yok edilmesi, böyle bir şey yok. Her şey açık” dedi. Farsakoğlu, suçlandıkları ihalelerden 2 tanesinin 20 Ocak Cuma günü yapıldığını ve henüz onayının bile çıkmadığını kaydetti. CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı da “Biz bunu tamamen siyasi bir saldırı diye okuyoruz” diye konuştu. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog