Bugünden 1930'a 5,418,512 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

23 OCAK 2012 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA ÇEVRECİLİKLE KURULAN KÖPRÜLER 3 Enerji üretiminin yüzde 46’sı doğalgazdan, yüzde 26’sı kömürden, yüzde 19’u ise hidroelektrik santralından karşılanıyor Türkiye enerjide dışa bağımlı İ klim değişikliği özellikle son yıllarda tartışma konusu olmuştur. Türkiye’de de bu konu gündeme gelmiş, iklim değişikliğinin sonuçları hakkında düşünülmeye başlanmıştır. Küresel ısınma, atmosferdeki sera gazlarının artmasıyla ortaya çıkar ve insanların etkisiyle bu süreç daha da hızlanır. İklim değişikliğinde zararlı maddeleri açığa çıkaran fabrikalar, fosil yakıtların yanması, ormanların tahrip edilmesi, tarım ve hayvancılığın artması etkilidir. Yine yağışların yetersizliğinden dolayı meyve ve sebze yetişmesi zorlaşır ve bu da tüketimi azaltır. Ancak tüm bunlara rağmen Türkiye, açığa çıkardığı sera gazı miktarı bakımından tüm dünyada on üçüncü sıradadır. Besin ve içme suyunun bütün nüfusun ihtiyaçlarını karşılayamaması, insanların daha duyarlı olmasını sağlıyor. Türkiye, iklim değişikliğini engellemek için önemli bir adım olan Kyoto Protokolü’nü başlangıçta imzalamasa da, artık protokolün gereklerini uygulamak için çalışmaktadır. Bu protokol, yerel ürünlerin üretimini yüzde 37’ye kadar azaltabileceği için ekonomiyi zayıflatacak maddeler tamamen uygulanamıyor. Ülkemiz enerji kaynakları bakımından dışa bağımlıdır. 2005 verilerine göre dünyada enerji tüketiminde en büyük pay yüzde 35 ile petrol, yüzde 27 ile doğalgaz, yüzde 26 ile kömür, yüzde 11 ile hidroelektrik ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına aittir. Ülkemizde ise enerji üretimindeki en büyük payı yüzde 46 ile doğalgaz alıyor. Onu yüzde 26 ile kömür ve yüzde 19 ile hidroelektrik santralları takip ediyor. Örneğin sadece Bursa’da 19 tane hidroelektrik santralı faaliyettedir. Rüzgâr enerjisi konusunda da Türkiye, İngiltere ile birlikte enerji üretme kapasitesi bakımından önemli bir yere sahiptir. Jeotermal enerjideki potansiyeli de göz ardı edilecek gibi değil. Bu bakımdan Türkiye, tüm dünyada yedinci sıradadır. Güneş enerjisinden de yararlanılır; ancak bu enerji az miktarda ve genellikle ısıtma konusunda kullanılır. Güneş enerjisinin kullanımı, devlet teşvikleri ile arttırılabilir. Yenilenebilir enerjileri destekleyen ve gelecekteki durumlarını düşünen kurumlar ve projeler de vardır. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, (TÜBİTAK), Türkiye’de bilim ve teknolojiyi teşvik etme, yönlendirme ve popülerleştirmeyi amaçlayan en önemli organizasyondur. 1963 yılında kurulan TÜBİTAK’ın hedefi bilimi geliştirmek, desteklemek, yönlendirmek ve koordine etmektir. Kurum, Türkiye’de bilimsel alanlarda araştırma ve geliştirme faaliyetlerini ülke kalkınmasındaki önceliklere göre geliştirmek, özendirmek, düzenlemek ve koordine etmek; mevcut bilimsel ve teknik bilgilere erişmek ve erişilmesini sağlamak amacı gütmektedir. TÜBİTAK, kömür ve biokütlenin yanma ve gazlaştırma, üretilen sera gazlarının temizlenmesi, farklı maddelerin birlikte yanması, gazlaştırması ve bunun sonucunda oluşan enerji hakkında araştırmalar yapar. TÜBİTAK’ın gerçekleştirdiği projelerden biri de yeni bir depolama aracı olarak hidrojeni araştıran HYDEPARK projesi. Proje 2005 2008 yılları arasında gerçekleştirilmiş ulusal bir projedir. Projenin bütçesi 1 milyon 200 bin TL’dir. Ülkemiz, linyit kömürleri bakımından zengin bir ülkedir. Toplam rezervler 8.3 milyar ton civarındadır, ancak üretilen linyit kaliteli değildir. TÜBİTAK kömür ve biyolojik atıkları gazlaştırarak çeşitli yakıtlar üretmektedir. SOKAK RÖPORTAJLARI Heinrich Böll Vakfı Proje Kordinatörü Gürbüz Almanlarla dostuz “Çevrecilikle Kurulan Köprüler” projesi kapsamında Alman Bad Iburg Lisesi’yle birlikte Beyoğlu’nda yaptığımız röportajda insanlara Almanya hakkında düşüncelerini sorduk. Dilek Işık: Türkleri çok sevmediklerini biliyorum. Çok fazla akrabam var orada. Onların çoğu Almanları çok seviyorlar. Dostluklarına “iyi” diyorlar. Onur Işık: Almanya’yı güzel bir Avrupa ülkesi olarak biliyorum. Yaşam tarzı bana uyuyor. İnsan haklarının iyi uygulandığına inanıyorum. Bence Türkler onlardan daha duygusal. Almanlar beynen, Türkler bedenen daha çalışkan. Onların yaşam standartları bizden daha fazla. Murat Taban: Almanya’da 4 senem geçti, fakat bu sürenin çok güzel geçtiği söylenemez. Ahmet Zeki Yılmaz: Dedem Almanya’da yaşamış. Onun söylediklerine göre Almanlar bize dostmuş. Ben onları iyi insanlar olarak görüyorum. Ekonomilerinin çok iyi olduğunu biliyorum. Futbolda iyiler. Başkentlerini çok beğendim. Tuncay Göker: Almanların genelde sarışın, uzun boylu ve renkli gözlü olduklarını biliyorum. Sosyal hayat Türkiye’ye göre daha güzel. Çok fazla akrabam yaşıyor Almanya’da. Arezu (İranlı kadın): Güzel şehirlere sahip bir ülke. Gelişmiş bir endüstrisi var. İnsanlarını biraz soğuk buluyorum. Mete Ersoy: Almanya şeffaf ve açık bir ülke. Almanya demoktatik bir düzene sahip. Herkes her şeye kolaylıkla ulaşabiliyor. Bizde hırsızlar başa geçiyor, yıllarca ülkeyi yönetiyor fakat biz hiçbir şey yapamıyoruz. Almanya’da eğitim ve kültür bir arada veriliyor. Alman insanı her değere sahip çıkıyor ve koruyor. Örneğin;dünyanın yedi harikasının da Osmanlı topraklarında olmasına rağmen biz onları koruyamadık. Yalçın Ünsaldık: Almanya daha açık bir ülke. İnsan haklarına daha saygılı ayrıca demokrasi gelişme sürecini tamamlamıştır. Almanlarla tarihsel bir yakınTÜRKİYE VE ALMANlığımız ve bunun getirYA, bu iki ülkeden diği bir sempatimiz var. okulların ve günlük gaKerem Akgün: Huzetelerin katılacağı kuk sistemi, Ulaşım ve uluslararası bir çevre ve Sosyal Devlet anlayışı medya projesidir. AlAlmanlarda beğendiğim manya`dan beş ve Türkiye’den de katılan beş özellikler. Aynı zamanokulun ortaklığı sonuda bu saydığım özellikcunda iki ülke gençleri ler iki ülke arasındaki bir araya gelip ‘Devamfarkları ortaya koyuyor. lılık ve Çevre’, ‘KültürAlmanların soğuk ollerarası İlişkiler’ ve ması ve genel karakte‘Medya’ konularını işleristik özelliklerinin ego yecekler. Projeye Türkidolu olmasını beğenmi ye’den Özel Alev Lisesi, yorum. Kartal Anadolu Lisesi, Vasallisa Jubilayev: Cağaloğlu Anadolu Lisesi, Kabataş Erkek LiAlmanya’daki biraları sesi ve İzmir’den TAseviyorum fakat bazen KEV Lisesi katılıyor. kaba davranmalarından Projenin ilk ayağı olan hoşlanmıyorum. bu bölümde Almanya’dan Bad Iburg Lisesi ve Özel Alev Lisesi’nden öğrenciler Türkiye’de Yenilenebilir Enerji kaynakları konulu bir araştırma yaptılar. Bad Iburg Lisesi: Lukas Wahlmeyer, Francesca Hufnagel, Patrick Rieger, Caroline Wiesmeier, Amanda Westheider, Jana Schulte, Caroline Schmiechen, Sina Anne Pohlmann, Daniel Suarez Mosquera, Mareike Voß, Justin Lehnhardt, Jannik Lienemeyer, Laura Sandjohann, Nicola Peters. Özel Alev Lisesi: Bugay Kökdemir, Berkin Özbatır, Batuhan Özmen, Emir Tahincioğlu, Selin Sezer, Sena Mirkelam, Merve Emre, Cansu İriş, Emre Osmanoğlu, Can Arsoy, Furkan Ashaboğlu, Can Çötelioğlu, Özge Kırımşelioğlu, Meysun Sözeri. Dr. Aksoy: Gazlaştırmada kömürü kullanarak kâr elde edebiliriz Kömür potansiyelimiz yüksek Enerji tüketimimiz artıyor Heinrich Böll Vakfı Proje Koordinatörü Özgür Gürbüz, Özel Alev Okulları’nda “Yenilenebilir Enerji ve Nükleer Enerji” konusunda yaptığı sunumda Türkiye’nin fosil yakıtlar açısından dışa bağımlı, yenilenebilir enerji konusunda ise yüksek bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. Özgür Gürbüz ile Türkiye’nin enerji politikasını konuştuk. Ülkemiz, elektrik ihtiyacını hangi enerji kaynaklarından sağlar? Ülkemiz, elektrik ihtiyacının yüzde 46’sını doğalgazdan, yüzde 21’ini hidroelektrik enerjiden, yüzde 27’sini kömürden, yüzde 3’ünü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılamaktadır. Ülkemiz, enerji bakımından yüzde 73 dışa bağımlıdır. Petrolün yüzde 92’si, doğalgazın yüzde 99’u ithal edilmektedir. Ülkemizin elektrik tüketimi ne durumdadır? Ülkemizin elektrik tüketimi 2010 yılından 2011 yılına yüzde 9 oranında artmıştır. Enerji santrallarından ne kadar verim alınır? Öncelikle hiçbir santralın yılın her günü 24 saat çalışamayacağını belirtmek gerekir. Her santralın bakım ihtiyacı vardır, arızalar olabilir. Yenilenebilir kaynaklarda üretim değişkendir ama tahmin edilebilir. Bir doğalgaz santralı yüzde 90 verimle çalışırken, bu oran nükleer santrallarda yüzde 80’lere, hidroelektrik santrallarda yüzde 50’lere, rüzgâr santrallarında yüzde 40 ve daha aşağılara düşer. Türkiye için ortalama yüzde 25 denmektedir. Bazı santral tiplerinin koordinasyon içerisinde çalıştırılması yenilenebilir enerji gibi sürekli elektrik üretimi yapmayan santrallar için depolama sorununu çözebilir. Örneğin bir barajla rüzgâr enerjisi santralı birlikte düşünülebilir. Rüzgâr esmediğinde barajın kapakları açılır, rüzgâr estiğinde barajda su toplanır. Bu santrallarda CO2 salınımı var mıdır? Varsa ne kadardır? Vardır. Rüzgâr enerjisinde 1 kWh elektrik üretimi için yaklaşık 20 gram CO2’ye (karbondioksit eşdeğeri) açığa çıkarken, bu sayı doğalgaz santrallarında 400 gram, nükleerde 80 ve kömür santrallarında 900 gram civarındadır. Ülkemizde nükleer enerji santralı kurulmaya çalışılmış mıdır? Ülkemizde 1970’ten beri 3 kere nükleer santral kurma girişiminde bulunulmuştur; fakat hiçbiri başarılı olamamıştır. Mersin Akkuyu’ya lisans verilmiştir. Ayrıca Sinop’ta da nükleer santral kurulması planlanmıştır. Sahili olan şehirlerin seçilmesindeki sebep, bu santralların soğutulmasında kullanılan suyun kolayca sağlanmasıdır. 2013 yılında başlanması planlanan bir santral yapımı için Rusya Federasyonu ile uluslararası bir anlaşma imzalanmıştır. Rosatom ile Akkuyu’da, 2020 yılında ilk reaktör devreye girecek şekilde, bir nükleer santral inşaatı anlaşması yapılmıştır. Ülkemizin deprem kuşağında bulunması, bir nükleer santral için tehlikeli midir? Ülkemizin yüzde 90’ı deprem bölgesinde olduğundan, güvenlidir, demek yanlış olur. Ayrıca Akkuyu bölgesinin 30 kilometre uzağından fay hattı geçmektedir ve bir çevre etki değerlendirme raporu bulunmamaktadır. Bu konuda daha fazla bilimsel araştırma yapılması ve daha duyarlı davranılması gerektiğini düşünüyorum. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Enerji Enstitüsü’nde biyokütle ve kömürün gazlaştırılması ve yanması üzerine uzman araştırmacı olarak görev yapan Kimyager Dr. Parvana Aksoy, bize enerji çeşitleri hakkında bilgi verdi. Gazlaştırmanın elektrik ve ısı elde edimi için bir çeşit dönüşüm sistemi olduğunu söyleyen Aksoy, bu sistemden elde edilen karbonmonoksit ve hidrojen gaz karışımlarından farklı katalizörlerle farklı ürünler elde edilebileceğini söyledi. Özellikle, gazlaştırmanın enerji açısından dışa bağımlılığı azaltacağını, böylece bağımlı olduğumuz petrolün ve doğalgazın alımının azalacağı üzerinde durdu. Gazlaştırmanın temel taşı olan kömürün doğada fazlaca bulunduğunu belirten Aksoy, özellikle Türkiye’nin önemli kömür yataklarının olduğunu vurguladı. Türkiye gazlaştırmada kömürü kullanarak kâr elde edebilir diyen Aksoy, kömürün yanı sıra biyokütlenin de gazlaştırmada kullanı labileceğini belirtti. Fosil yakıtlardan petrol ve doğalgazın ömrünün yaklaşık olarak sırasıyla 42 ve 65 yıl olduğunu belirten Aksoy, dünya kömür rezervlerinin ömrünün 232 yıl olduğunu söyledi ve bu nedenle Türkiye ve dünya açısından kömür araştırmalarının yerinin çok önemli olduğunu vurguladı. Kömürün gazlaştırılmasıyla sıvı yakıtın yanı sıra, elektrik ve ısı elde edilebileceğini vurgulayan Aksoy, açığa çıkan çevreye zararlı olabilecek gazların çevreye negatif etkisini azaltmak için işlem sırasında temizlenebileceğini belirtti. Açığa çıkan CO2 gazının ise değişik yöntemlerle giderilebileceğini vurguladı. Çevrecilikle kurulan köprüler Hydepark’ın amacı yenilenebilir enerji Yenilenebilir Hidrojen Demonstrasyon Parkı Hydepark üzerine araştırma ve röportaj yapmak üzere TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’ine (MAM) gittik. TÜBİTAK MAM Enerji Enstitüsü’nde uzman araştırmacı olarak görev yapan Kimya Yüksek Mühendisi Nilüfer İLHAN ile yaptığımız röportajla bu tesisin işleyişi hakkında bilgi edindik. Hydepark, Hidrojen Üretim, Dönüşüm ve Depolama Teknolojilerinin Geliştirilmesi Projesi kapsamında yenilenebilir enerjiden hidrojen üretimi sağlayan bir demonstrasyon alanıdır. Hydepark’ın fonksiyonlarını anlatabilir misiniz? Hydepark projesinin amacı, yenilenebilir enerjiden hidrojen üretimidir. Yenilenebilir enerji olarak güneş ve rüzghâr enerjisi kullanılmaktadır. Bir rüzgâr türbini ve 145 adet fotovoltaik panel bulunmakta. Bunlardan üretilen elektrik enerjisi bataryalarda depolanıyor. Bu bataryalardan çekilen elektrik ile elektrolizör çalıştırılarak su hidrojen ve oksijene ayrıştırılıyor. Oksijen dışarı veriliyor, hidrojen ise kompresör ile sıkıştırılarak yüksek basınçta depolanıyor. Bu depolanan hidrojen istenildiği zaman yakıt pillerine beslenerek elektrik üretilebiliyor ve atık olarak sadece su çıkıyor. Bu işlemin (elektrolizörle hidrojen üretimi) maliyeti yüksek midir? Eğer şebekeden elektrik kullanırsanız, Türkiye’de satılan elektriğin yüksek maliyetinden dolayı, işletme giderleri de yüksek olabiliyor. Sistem aktif mi? Sistem şu an aktif değil, zaten proje 2008’de bitti. Biz proje sürecinde cihazları alıp entegre ettik ve çalıştırıp verilerimizi elde ettik. Burası bir demonstrasyon alanı olarak kullanılıyor. Peki, bu sadece bir proje olarak mı kaldı? Diğer ülkelerde nasıl uygulanmaktadır? Biz burada demonstrasyon yapabiliyoruz. Bu tamamen tanıtım amaçlı bir model olarak görülebilir. Özellikle Avrupa’da ulaşım araçlarında uygulanıyor. Hibrit araçlar ya da sadece yakıt piliyle çalışan otomobiller, otobüsler var. Bunları sosyal hayata katmak için devletin de desteği gerekiyor. Bu çalışmaların devamı ve yaygınlaşabilmesi için, teşvik ve altyapı kurulması çok önemli. Hidrojen dolum istasyonlarının belli aralıklarla kurulması gerekir. Güneş, rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı, sürdürülebilirlik açısından önemli bir konu. Devlet desteği ve vergi indirimleri vb. teşvikler artıkça, endüstriyel girişimcilerin bu konulara yatırımı artacaktır. Türkiye’de böyle bir sistem kurulması maliyeti ne kadardır? Kurulacak sistemin kapasitesi, kurulacağı yerdeki yenilenebilir enerji potansiyeli ve cihazların verimi önemli. Öncelikle bir yatırım maliyeti olacak, sonrasında da işletim ve bakım/onarım maliyetleri. Bunları belirlemek için bir fizibilite çalışmasının yapılması gerekiyor. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog