Bugünden 1930'a 5,502,404 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 8 İstanbul PB Edirne PB Kocaeli Y Çanakkale PB İzmir PB Manisa PB Denizli Y Zonguldak Y Sinop Y Samsun Y Trabzon Y Giresun Y K Ankara 8 8 7 10 9 7 4 7 9 9 14 9 1 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars K K K Y Y Y K K B K B B B 1 2 2 14 12 12 2 3 3 2 1 1 5 Oslo K Helsinki K Stockholm K Londra Y AmsterdamY Brüksel Y Paris Y Bonn Y Münih Y Berlin Y Budapeşte Y Madrid B Viyana Y HABERLER 1 1 1 11 9 7 9 7 8 7 10 15 7 Belgrad B 10 Sofya PB 6 Roma Y 13 Atina PB 13 Zürih Y 10 Moskova K 6 Aşkabat B 3 Taşkent B 7 Baku B 2 Bişkek PB 5 Tiflis B 2 Kahire B 16 Şam Y 10 Ülkemiz Orta Akdeniz üzerinden ılık ve yağışlı sistemin etkisi altına girdi. Batı bölgelerde görülecek olan yağışların; öğle saatlerinde İzmir, Aydın ve Muğla çevrelerinde, gece saatlerinde Antalya’nın doğu ilçeleri ile Isparta çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor. İç ve doğu bölgelerde buzlanma ve don olayı ile birlikte yer yer sis bekleniyor. 22 OCAK 2012 PAZAR TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 22 Ocak GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada Muhalefet partilerine göre yasa anayasaya aykırı. Yürürlükteki anayasaya göre Çankaya’daki AKP’liye 5+5 formülü uygulanmalı. Böylece, AKP’li Cumhurbaşkanı’nın görev süresi 2012’de son bulmalı. 5 yıl daha Köşk’te görev yapma olanağı sağlanmalı. Bu formül Çankaya’daki AKP’linin işine geliyor. Ne var ki; Köşk’teki AKP’linin evde yaptığı hesaplar kurucusu olduğu partinin hesaplarına uymuyor. Partisi, bir daha aday olmamak kaydıyla, 2014’e kadar Köşk’te kalmasını hükme bağlayan yasayı kabul ediyor. Çankaya’daki genç yaşta emekli olmayı da, RTE Çankaya’ya çıkarsa AKP’nin başına geçmeyi de içine sindiremiyor. Çankaya’nın hesapları RTE’nin hesaplarıyla örtüşmüyor. RTE, iç ve dış baskılar nedeniyle istemeyerek 2007’de “kardeşinin” Çankaya’ya çıkmasına yeşil ışık yaktı… 2014’e kadar! Kendisinden sonra partisindeki olası kargaşayı önleyecek önlemler almayı ve bir genel seçimle yerel seçimleri de kazanarak 2014’te yukarı çıkmayı planlıyor. ૽૽૽ Her iki muhalefet partisi, Çankaya’daki AKP’linin, AKP çoğunluğunun kabul ettiği yasayı veto etmesini istiyor. Çankaya’daki AKP’li ise “Söyleyeceklerimi söyledim daha önce, ama anayasaya aykırılığı iddia ediliyorsa tabii Anayasa Mahkemesi’ne herhalde ana muhalefet partisi gidecektir” diyor. Bu kısa açıklamadan şu anlamlar ve sonuçlar çıkıyor: (1) Köşk’teki AKP’li, yasanın anayasaya aykırı olduğunu kabul ediyor. (2) Vetodan şimdilik söz etmiyor ama, CHP’yi anayasaya aykırı yasayı, Anayasa Mahkemesi’ne götürmeye davet ediyor. Sonuçlara gelince: (1) Anayasaya aykırı bulduğu yasayı Yüksek Mahkeme’ye götüremiyor... (2) Partisinden yediği darbeden sıyrılabilmek için, partisi AKP’ye karşı muhalefet partisi CHP’den medet umuyor, yardım istiyor. (3) ...ve böylece; kendini savunamayan bir başkomutan konumuna düşüyor. MHP’nin dediği gibi; yukarıdaki AKP’li şu sıralar “Çankaya’da dik durduğunu ve duracağını kanıtlayamıyor.” ૽૽૽ Aynı gün dik durmaya örnek olacak çarpıcı bir olay başka bir alanda yaşandı... TFF, UEFA’dan aldığı emirleri “UEFA’nın istekleri” başlığı altında kulüplere bildirdi. TFF’nin de sindirdiği tehditlerde bulunan UEFA; şike suçlusu görülen kulübün en az 12 puanının silinmesini, 210 milyon lira para cezası verilmesini, tüm para ödülleri ile kupalarla unvanların alınmasını… ve bu cezalar yetmiyormuş gibi… suçlu görülen kulübün Avrupa kupalarına gidemeyeceğini dayattı. UEFA, TFF’ye; ya koşulları 15 Nisan’dan önce yaşama geçirirsin ya da şike yapanı küme düşüren 58. maddeyi uygularsın, diyor. Dayatmanın özeti: Ha bin katır, ha bin satır! Dışarıdan dayatılan, adeta bir Sevr Antlaşması! TFF’nin UEFA ile kurguladığı evdeki hesaplara Fenerbahçe İkinci Başkanı Nihat Özdemir ve Ali Koç karşı çıktı... UEFA’nın “dikte ettiği kararları asla kabul etmeyeceklerini” TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar ile küme düşmek korkusuyla yaşayan şikeden şüpheli diğer kulüplerin başkanlarının yüzüne söylediler. UEFA’ya da TFF’ye de meydan okudular: “Kim suçlu ise 58. madde gereği kümeden düşsün” dediler. UEFA+TFF kararları, kimilerini, hele 1317 kez yenemediği FB’yi daha soruşturmanın başında, dışarıya “şike yaptı diye jurnalleyen” GS’yi sevindirebilir. Küme düşen FB maddi zararlara uğrayabilir. Ama bir yıl sonra tekrar birinci kümeye dönen Fenerbahçe; masada değil, yeşil sahada GS’yi, yine tekrar, tekrar mağlup edecektir. Yadsınılmaz gerçek şu: FB, FB’ye yaraşanı yaptı: UEFA ve TFF önünde eğilip bükülmeden dik durdu! Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Laurent Bili, 199598 yılları arasında başkâtip olarak görev yaptığı başkentten Türkiye dostu olarak ayrılan bir Fransız. Doğan çocuklarına Türk dostlarından esinlenerek isim olarak Volkan ve Tayfur isimlerini koydu. Şener Şen, Cem Yılmaz, Nurgül Yeşilçay hayranı. Geniş bir Türk filmleri koleksiyonu var. 19201998 yılları arasında basılmış her Türk pulundan bir tanesinin de sahibi. Başlarda Sait Faik okumuş, şimdi Elif Şafak ve Orhan Pamuk’u elinden düşürmüyor. Candan Erçetin, Fikret Kızılok, Zülfü Livaneli ve Ebru Gündeş dinlemeyi seviyor. 13 yıl hayalini kurduğu pozisyon olan Ankara Büyükelçiliği’ne atanır atanmaz, ailesini Paris’te bırakarak sessiz sedasız Trabzon’a geldi. Öğrenci yurdunda gecesi 20 liraya oda tuttu. Bir ay boyunca aralıksız Türkçe konuştu. Kahvelerde Trabzonspor maçları izledi. Yaptırımlar Erken Başladı: Fransız Okulunda Vergi Denetimi Fransız kültür merkezlerinin Anadolu illerinde sayısının artması için adım attı. Konusu Fransa’da geçen bir Türk filmi bile çektirecekti. Ama olmadı. Olamadı... Böylesine Türkiye dostu bir diplomat, vizyonsuz Fransız siyasetçilerin sağduyudan yoksun, dar görüşlü seçim hesapları yüzünden yarın akşam valizlerini toplayarak daha birinci yılını bile doldurmadan ülkesine dönmek zorunda kalacak. “Geçen hafta Ankara’daki Charles De Gaulle Fransız Lisesi’ne vergi denetçileri gönderildi Türk makamları tarafından. Bir büyükelçilik lisesi için bugüne kadar örneği görülmemiş bir durum bu. O okulun Türk mevzuatıyla hiçbir ilgisi yok. Özel okul da değil. Tamamen Fransız mevzuatına göre çalışan ve kâr amacı gütmeyen bir devlet okulu”. Büyükelçiliğin önündeki Paris Caddesi’nin ismi Cezayir Caddesi olarak değiştirilecek. Bili bu gelişmeler için, “Ne okulumuza vergi denetimi göndermek ne de sokak ismini değiştirmek Fransa’daki Türkiye imajına olumlu katkı yapacak adımlar değil. Bu tür adımlar pek bizim tarzımız değil. Paris’teki Türk Büyükelçiliği’nin yer aldığı Rue D’Ankara (Ankara Sokağı) ismini hiçbir şekilde değiştirmeyi düşünmeyiz” dedi. “Fransa’da daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir tartışma başlattı bu konu. Karşı olan çok sayıda insan var. Bu tartışma, ekonomik, siyasi ve kültürel alanda Türkiye’nin Fransa’da pek çok dostu olduğunu da ortaya çıkardı. Şimdi Türk hükümetinin agresif tutum takınarak Fransa’ya aşırı tepki göstermesi, Fransız halkının kafasındaki Türkiye algısını olumsuz etkileyecektir. Tepki gösterirken yarınları da düşünmek, tüm bağları koparmamak gerekir.” GÜNDEM Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada MUSTAFA BALBAY yağınıza kurşun sıkmayın’ Yasanın geçmesi halinde başını ‘görünürde’ sivil toplum örgütlerinin çekeceği bir ‘Fransız markalarını boykot’ gündeme gelebilir. “Türk halkının alacağı kararlar konusunda bir şey diyemem ama Türkiye’deki Fransız markalarına boykot fikri mantıklı değil. Kendi ayağına kurşun sıkmak gibi” diyen Bili, şu rakamlara dikkat çekti: Yaklaşık 400 Fransız şirketi Türkiye’de yüz binden fazla istihdam yaratmış durumda. Türkiye’deki Carrefour mağazalarında çalışan 8000 personelin sadece 10 tanesi Fransız. Raflarında satılan malların yüzde 95’i Türk ürünü. Renault fabrikasında yüzlerce Türk işçisi çalışıyor. Yurtdışına yapılan satıştan Türkiye önemli ihracat geliri elde ediyor. ૽૽૽ Oylama sonrasında Büyükelçi Bili ve TürkFransız ilişkilerini çok zor günler bekliyor. ‘A dönüş hazırlığına’ ‘Dostluk planlarından, rneği olmayan uygulama’ Dünkü görüşmemizde Senato’da yarın yapılacak oylama sonrasında TürkFransız ilişkilerinin geleceği için ‘çok kaygı duyduğunu’ vurguladı. Ermeni soykırım iddialarının reddine cezai yaptırım getiren yasa Ulusal Meclis’in ardından yarın yapılacak oylamada Senato’da da kabul edilir ve hayata geçerse Türkiye’nin çok sert tepki göstereceğinin o da farkında. Zaten hükümet bu tepkiyi daha oylama yapılmadan önce hissettirmiş bile: ‘Ö Görevine büyük umutla başladı. Cumhuriyet’e verdiği ilk demeçte iki ülke arasındaki gergin ilişkiler için “Aşk ve hayal kırıklığı” tanımını yaparken, “Tüm çabasını ilişkilerin düzeltilmesi için harcayacağına” söz verdi. İlk iş olarak Yaşar Kemal ve İlber Ortaylı’ya Fransa’nın en büyük nişanlarını verdi. Galatasaray Üniversitesi’nin geliştirilmesi için Fransız şirketlerini devreye soktu. ürkiye dostlarının çokluğu görüldü’ “Bu oylamayla ilgili en büyük kaygım Fransa’daki Türkiye imajının olumsuz etkilenecek olması” dedikten sonra bu görüşünü şöyle açıyor: ‘T Gazeteci Çiçek, hakkında tutuklama kararı olmadığı halde cezaevinden çıkamıyor Suç yok ceza var ANKARA (ANKA) Tutukluluk süresi 4 yıla yaklaşan Ankara basınının tanınmış isimlerinden gazeteci Hikmet Çiçek’in tutuklanma gerekçesi kendi iddianamesinde yok, ayrıca yargılandığı suçtan da bir tutuklama kararı bulunmuyor. İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Esinoğlu, 25 yıllık gazeteci Hikmet Çiçek’in hukuksal durumundaki “garabeti” gündeme getirdi. Gazeteci Hikmet Çiçek, 25 Mart 2008 tarihinden bu yana 1. Ergenekon davasından dolayı tutuklu bulunuyor. Çiçek, “devletin güvenliğine ilişkin belgeleri hile ile elde etmek” suçunu düzenleyen madde nedeniyle tutuklandı. 14 Temmuz 2008 tarihinde mahkemeye sunulan iddianamede, bu suçtan dolayı hakkında dava açılmaması gibi bir gariplik yaşandı. Ceza Yargılaması Hukuku’na göre böyle durumlarda davayı açan savcının, sanığı doğrudan tahliye etme yetkisine sahip olduğunu belirten İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Esinoğlu, “Oysa, Hikmet Çiçek, savcılıkça tahliye edilmediği gibi, 27 Temmuz 2008 tarihinde iddianameyi kabul eden İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi de tahliye kararı vermeyerek hukuksuzluğu sürdürmüştür. Hikmet Çiçek, Ergenekon örgütü üyeliği suçundan yargılanmakla birlikte, hakkında bu suçtan dolayı tutuklama kararı bulunmuyor. Nitekim yargılandığı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin önceki Başkanı Köksal Şengün, 2009 yılından başlayarak Bolu’ya atandığı 2011 tarihine kadar her celse, Hikmet Çiçek’in hakkında tutuklandığı maddeden ceza talep edilmediğini, cezalandırılması istenen maddelerden ise hakkında tutuklama kararı bulunmadığını, kısaca ‘tutuksuz tutuklu’ olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca, Hikmet Çiçek’in çoğunluk oyuyla tutukluluğunun sürdürülmesi kararına yaptığı itiraza, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Başkanı da aynı gerekçelerle muhalefet etmiştir” dedi. Esinoğlu, gazeteci Çiçek’e karşı yapılan önemli hukuksuzluğun daha fazla sürdürülmemesini talep etti. ‘Gelenek bozulmadı‘ Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 2. Bölge üyeleri “Hrant Dink davası” sanıklarının “örgüt suçundan” beraat etmesini protesto etti. Taksim’de HDK adına basın açıklaması yapan Beycan Taşkıran “Hükümet devlet geleneğini bozmayarak katillerin, tetikçilerin arkasındaki ‘derin güçleri’ korumaya devam etmektedir” diye konuştu. (Fotoğraf: SEVDİYE ERGÜRBÜZ) Flautre: Adalet sağlanamadı İstanbul Haber Servisi Yeşiller Partisi ile Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) tarafından düzenlenen “Demokrasi Konferansı” nda konuşan Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu Üyesi, ABTürkiye Karma Parlamenterler Komisyonu Eşbaşkanı Helene Flautre, “Dink’in katilleriyle ilgili karar hayati önem taşımaktaydı ancak adalet sağlanamadı” dedi. Çok sayıda siyasetçi, akademisyen, gazeteci ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin katılımıyla, Kadir Has Üniversitesi Cibali Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen konferansta konuşan BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak da “AKP, kurtlarla parçalayıp yiyor ve çobanlarla oturup ağlıyor. Uludere katliamında neredeyse bizimle ağlayacaktı, şimdi de sanki Dink kendi dönemlerinde katledilmemiş gibi karara tepki gösteriyorlar” diye konuştu. Hayal’in tahliye başvurusu yok İstanbul Haber Servisi Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin dava kapsamında hakkında ağırlaştırılmış müebbet ile 1 yıl 3 ay hapis cezası verilen tutuklu sanık Yasin Hayal’in avukatı Eda Salman, müvekkiliyle ilgili CMK’nin 102. maddesi kapsamında tahliye talebinde bulunmayacaklarını belirtti. Yasin Hayal’in tahliye edilmesi yönünde başvuruda bulunmamalarının “hukuki” ve “kamu vicdanı” şeklinde 2 boyutu olduğunu aktaran avukat Eda Salman, “Her ne kadar bu işin günah keçisi Yasin’miş gibi görünse de, hepimizin bu işin örgütlü bir iş olduğuna dair tahminleri var” dedi. Eda Salman, “Cinayete ilişkin bahsi geçen örgütü Türkiye’de aramak zaten yersiz. Türkiye dışında aramak lazım” ifadelerini de kullandı. öldü, toprağa verildi; dava adamı Rauf Denktaş doğumunu tamamladı. Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili düşünceleri ne olursa olsun sağduyu sahibi herkesin üzerinde birleştiği görüş şu: Denktaş, davasına hiç ihanet etmedi. Kendisine en büyük dayanak olması gerekenlerin kenara çekildiği, hatta karşısına geçtiği anlarda bile düşüncelerinden, inandığı çözüm sürecinden milim ödün vermedi. Bir devlet adamı için bundan daha mükemmel bir doğum olamaz. ૽૽૽ Denktaş’ın yaşamının hangi dilimi çileli, hangi dilimi rahat ve huzurlu geçti diye bir ayrıma girişilse, sanırım işin içinden çıkılamaz. Belki de en çok çile çektiği dönem, en huzurlu zamanlarıydı... Belki de en rahat göründüğü zamanlar, en huzursuz dönemleriydi. Öylesine dalgalı bir yaşam savaşı verdi. Bu süreçte sık sık dile getirdiği ciddi kaygısı şuydu: Kıbrıs’ın Girit’e benzemesi! Evliya Çelebi’nin tanımlamasıyla, “Akdeniz’in demir kapısı” Girit’te ne olmuştu da Denktaş sürekli uyarma gereği duymuştu? Denktaş’ın anısına saygıyla, Girit’in kilometre taşlarını satırbaşlarıyla aktaralım: Osmanlı’nın Girit sorunu 1821’de başladı, 1913’te Girit’in tümüyle kaybedilmesiyle sonuçlandı. 92 yıl sürdü. 1821’de Mora’da başlayan isyan hareketi aynı yıl Girit’e sıçradı. 1830’da Londra Konferansı’yla Yunanistan bağımsız devlet oldu. Girit’teki Hıristiyanlar ya Yunanistan’a bağlanma ya tam bağımsızlık tezini ortaya attı. 1866’da Girit’te ayrı bir meclis oluşturuldu, Yunanistan’a ilhak kararı alındı. İngiltere ve Fransa buna karşı çıktı. 1878’de Berlin Konferansı’nda, Girit’e Osmanlı’nın atayacağı valinin bir Hıristiyan bir Müslüman yardımcısının olması, 49’u Hıristiyan 31’i Müslüman olmak üzere 80 kişilik bir meclisin kurulması, meclis ve yargı dilinin Rumca olması, vali dışındaki tüm memurların yerel halktan seçilmesi, toplanan verginin adada harcanması karara bağlandı. 1896’da adadaki yönetim dengesinin Rumların lehine değişmesiyle Türk askerlerine saldırılar yoğunlaştı. 1897’de TürkYunan savaşı sonucunda Girit’e özerklik verildi. Buna göre, adaya büyük devletlerin onayladığı bir Hıristiyan vali atanacak, Osmanlı askerleri adım adım çekilecekti. 1908’de Yunanistan adayı ilhak ettiğini açıkladı. İstanbul’da büyük Girit mitingleri düzenlendi. 1913’te Londra Barış Konferansı’nda Osmanlı, Girit’in Yunanistan’a verilmesini kabul etti. ૽૽૽ Her satırbaşı ayrı bir yazı konusu olabilecek Girit kronolojisinin yorumunu okura bırakalım, bugüne gelelim... Ankara’da gazetecilik yapıp Denktaş’la tanışmamış kişi olduğunu sanmıyorum. Ben, İzmir’deki gazetecilik günlerimde tanımıştım. 1987’de KKTC’nin 5. kuruluş yıldönümü nedeniyle İzmir Gazeteciler Cemiyeti adına bir grupla Lefkoşa’ya gitmiştik. Yaklaşık 3 saatini bize ayırmış, “dava”da gelinen noktayı enine boyuna anlatmıştı. Daha sonra değişik zamanlarda görüştük. Denktaş’ın ödüllendirildiği bir organizasyonda bana da bir ödül uygun görülmüş; Ergenekon iddianamesinin eklerinde “suç unsuru” olarak duruyor! AKP iktidarı ile birlikte Ankara’da hızla yalnızlaşan Denktaş, bu dönemde de hem Türkiye’ye bağlılığından hem de düşüncelerinden ödün vermedi. O günlerdeki hava şuydu: Denktaş gidecek, çözüm gelecek. Öyle olmadı. Gerek Denktaş sonrası KKTC yönetim kademesi, gerekse Ankara adım adım Denktaş’ın çizgisine geldi. Türkçemizde bir deyim var: Görürsün Hanya’yı Konya’yı. Konya Orta Anadolu’da Mevlana şehrimiz. Hanya ise Girit’te çok güzel bir Akdeniz şehri. Denktaş, her ikisini de biliyordu ve herkese gösterdi. MMO İstanbul Şubesi genel kurulu başladı İstanbul Haber Servisi TMMOB’ye bağlı Makina Mühendisleri Odası (MMO) İstanbul Şubesi’nin yeni dönem yönetimini belirlemek amacıyla Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryumu’nda genel kurulu başladı. Genel kurulda konuşan Demokrat Makina Mühendisleri listesinin başkan adayı Zeki Arslan, “Mevcut siyasi iktidar elindeki imkânları sadece kendi menfaatleri doğrultusunda kullanıyor. Elindeki imkânları ranta dönüştürüyor. Bizler Demokrat Mühendisler olarak MMO haklarını sonuna dek savunacağız” dedi. Genel kurulda bugün Demokrat Mühendisler ve Meslekte Birlik Grubu isimli iki ayrı liste seçime katılacak. 3 ilçede 20 saat su kesintisi Ⅵ İstanbul Haber Servisi İSKİ’den yapılan açıklamaya göre, ZeytinburnuBahçelievler isale hattında bakım ve onarım çalışması yapılacak. 24 Ocak Salı günü saat 09.00’dan 25 Ocak Çarşamba günü saat 05.00’e kadar Bahçelievler’in Bahçelievler Mahallesi ve civarı, Güngören’in Abdurrahman Nafiz Gürman ve Mehmet Nezih Özmen mahalleleri, Bakırköy’ün Kartaltepe, Osmaniye, Cevizlik, Zeytinlik, Sakız Ağacı, Yenimahalle ve Ataköy mahalleleri su alamayacak. ‘Köprü bakımında mağdur etmeyiz’ Ⅵ Haber Merkezi Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ile birlikte İzmir’deki toplu açılış ve temel atma törenlerine katıldı. Binali Yıldırım burada yaptığı açıklamada, Boğaziçi Köprüsü’nün 2013 yılında bakıma alınacağını, bu çalışmalar sırasında alınacak tedbirlerle halkın mağdur edilmeyeceğini belirtti. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog