Bugünden 1930'a 5,419,774 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 8 İstanbul PB Edirne S Kocaeli PB Çanakkale PB İzmir PB Manisa PB Denizli PB Zonguldak B Sinop B Samsun Y Trabzon Y Giresun Y B Ankara 8 10 8 11 9 9 7 7 9 7 8 2 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars B K K PB B B Y Y Y Y K K K 1 2 1 15 14 13 6 10 6 8 0 3 3 HABERLERİN DEVAMI Oslo B Helsinki K Stockholm K Londra B AmsterdamY Brüksel Y Paris Y Bonn Y Münih Y Berlin Y Budapeşte B Madrid B Viyana B 1 2 5 7 9 8 9 8 10 11 10 14 7 Belgrad Sofya Roma Atina Zürih Moskova Aşkabat Taşkent Baku Bişkek Tiflis Kahire Şam PB PB Y PB Y B PB PB B PB PB PB Y 12 4 14 13 9 1 12 4 7 7 9 15 14 Ülkenin iç ve doğu kesimleri çok bulutlu, orta ve doğu Karadeniz, İç Anadolu’nun güney ve doğusu, Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu bölgesi aralıklı yağışlı, diğer yerlerin parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Hava sıcaklığı Doğu Karadeniz kıyılarında 2 ila 4 derece azalacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacak. 2 OCAK 2012 PAZARTESİ TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 2 Ocak Erdoğan, Özel ile görüşecek ‘Halkı İkna Et, Santralı Kur!’ Bir yanda doğru söze ne denir, öbür yanda nükleercilere Fukuşima faciası ardından tüm dünyada yaşanan gelişmelerden sonra bu aşırı özgüven nereden gelmektedir? Dahası Rus şirketine çok daha önce sorulması gereken “Nükleer atık konusunu nasıl çözeceksiniz?” gibi garip bir soru sorulmasıdır. Bu önemli soruyu şimdiye kadar neden sormadınız? Nükleer santrallara karşı Türkiye’deki direniş, Batılı ülkeler ve kuşkusuz 11 Mart Fukuşima faciasından sonra Japonya’daki direnişle kıyaslanmayacak ölçüde güçsüz görünüyor. Ancak Fukuşima faciasından sonra ülkemizdeki direnç, özellikle de kimi çevre kuruluşlarının hukuk yoluna başvurmalarıyla kuvvet kazanmıştır. Nitekim doğa ve çevre korumasının önde gelen saygın sivil toplum örgütlerinden TEMA Vakfı, Mersin Akkuyu’da yapılması planlanan nükleer santralı engellemek ve yapımını durdurmak için dava açmış bulunmaktadır. Japonya’da Fukuşima’dan sonra yüz binlerce insan ‘Bir daha asla’ diyerek sokaklara dökülmüş, Avrupa’daki direnişçiler nükleer atıkların nakli sırasında kentlerin yakınlarından geçmesini engellemek için özel trenleri engellemişti. Almanya büyük paralara mal olmasını göze alarak zaman içinde nükleerden vazgeçme kararı almıştır. İsviçre’deki durum da aynıdır. İtalya referandumla nükleer santralların yolunu kesmiştir. OECD üyesi Avusturya yeni inşa edilen santralı devre dışı bırakmış, şu sıralarda müze gibi meraklısına küçük bir para karşılığında gezdirmektedir. Buna karşılık ABD dahil çok sayıda ülkede yenilenebilir yeşil enerji kaynaklarına yönelimler giderek artmaktadır. Fukuşima felaketi bir bakıma nükleerden enerji sağlamanın da sonunu getirmektedir. Facia sonrası Japonya’da yapılan son araştırmalara bakılırsa Fukuşima faciasının kaynağında, 1951’de kabul edilen bir yasaya göre nükleerden elektrik üretiminin kamudan ayrılarak özel sektöre verilmesi yer almaktadır. Zira son faciada elektrik devi Tepco’nun facianın oluşumundaki zaraların devasa ölçülere ulaşmasında bağışlanmaz ihmallari ve yetersizlikleri birbiri ardından su yüzüne çıkmaktadır. Özetle Tepco, kâr aşkına güvenliği kurban etmiştir. Bu konudaki ayrıntılı raporun tamamı, önümüzdeki yaz yayımlanacaktır. Tepco’nun reaktörü sular altında bırakan tsunami dalgasının ne ölçüde kabaracağı tahminleri yetersiz kalmıştır. Oysa başka uzmanlar kabarmanın Tepco’nun tahminlerini aşacağı, bu yüzden koruyucu duvarların yüksekliğinin yetersiz kalarak faciaya neden oluşturabileceğini çok önceden ortaya koymuşlardı. Ne ki Tepco’nun, maliyeti arttırarak kârı düşüren bu önlemleri dikkate almadığı ve bir kez daha güvenliği ranta kurban ettiği ileri sürülmektedir. Oysa bir zamanlar burnundan kıl aldırmayan Tepco, şimdilerde kurban yakınlarına vermek zorunda olduğu tazminatlar yükü gündeme gelince kamunun kapısını çalmak üzeredir. Gerçek şu ki, Çernobil değilse de Fukuşima, nükleer enerjiyle elektrik üretmenin temizliği, ucuzluğu tezinin de birer efsane olduğunu açık ve net biçimde ortaya koymuş, başta Japonya ve Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm dünya nükleerden elektrik üretmekten yavaş yavaş vazgeçmenin yolunu tutmuştur. Bu son derece ciddi bir gelişmedir. Zira santralların sökümü, neredeyse yapımından çok para gerektirmektedir. Örneğin Fukuşima’nın sökümü, kırk yıl gibi ciddi bir zamana ve milyonlarca dolara mal olacaktır. Almanya nükleerden ayrılmak için 250 milyar Avro’yu gözden çıkartmıştır. Nükleerden sağlanan elektriğin temizliğine gelince; bu da ucuzluk gibi bir efsanedir. Zira santralın kurulma aşamasındaki ve nükleer atıkların özel depolarda güven altına alınmasıyla ilgili yapıların inşaatlarındaki karbondioksit salınımları düşünüldüğünde temizlik avantajı sıfırlanmakta. Aslında her şeyin yolunda gittiği bir ortamda nükleerden sağlanan elektrik, güneş ve rüzgârdan elde edilen elektrikten net bir biçimde daha ucuzdur. ‘Kilovatsaati sadece altı yen’dir. Ne ki buna, son derecede pahalı nükleer atıkların güvenli bir biçimde saklanması gideri ve beklenmeyen doğa felaketlerinin vereceği muazzam zararlar eklendiğinde nükleerden sağlanan elektrik, dünyanın en pahalı elektriği haline gelmektedir. Bakanlığın Rus şirketten talep ettiği birim, sivil toplum örgütlerine, bölge halkına ve tüm kurumlara nükleer santrallar konusunda bilgilendirme yapacaktır. ‘Halkı ikna et, santralı kur’ toplantılarına umarız Türkiye Yeşil Barış (Greenpeace) temsilcileri, gerektiğinde merkezde görev alan uluslararası nükleer uzmanların da katılımını sağlayarak katılacaklardır. Son bir anımsatmamız ise şu: Ülkemizi yaşamsal önemde ilgilendirmesi gereken böylesi bir olayda muhalefetin sesi neden çıkmamaktadır? ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Başbakan Tayyip Erdoğan, Kuzey Irak sınırında 35 sivilin yaşamını yitirdiği olayla ilgili Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ile görüşecek. Bakanlar Kurulu öncesi gerçekleşecek olağanüstü zirve, bugün saat 13.00’te Yeni Başbakanlık Bina’da gerçekleşecek. Görüşmede, Orgeneral Özel’in olayın neden ve nasıl gerçekleştiği yönünde Genelkurmay Başkanlığı’nın ön raporunu Başbakan Erdoğan’a sunması bekleniyor. Başbakan Erdoğan, olayla ilgili Heron’ların çektiği 4 saatlik görüntü kaydı olduğunu söylemişti. Bazı gazeteler, Türk jetlerinin Şırnak Uludere sınırında kaçakçılık yapan köylüleri vurmasına neden olan istihbaratı MİT’in verdiğini iddia etmişti. MİT ise bu bilgiyi yalanlamıştı. GÜNDEM Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada MUSTAFA BALBAY Kılıçdaroğlu’ndan, Uludere’de yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı ziyareti ‘Takipçisi olacağım’ ŞIRNAK (Cumhuriyet) CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Şırnak’ın Uludere ilçesi sınır kesiminde yapılan bombardıman sonucu yaşamını yitiren 35 sivil yurttaşın ailelerini ziyaret ederek başsağlığı diledi. Kılıçdaroğlu, “Bu olayın TBMM’de ve başka alanlarda da takipçisi olacağız, ta ki olay aydınlatılıncaya kadar” dedi. Helikopter geri çekildi Yeni yıla Van’da giren Kılıçdaroğlu, dün Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ve Mehmet Zeki Gündüz ile birlikte Uludere’ye hareket etti. Fakat Kılıçdaroğlu’nun Uludere ziyareti için tahsis edilen helikopter geri çekilince CHP lideri yoluna karayoluyla devam etti. Ancak karayoluyla Uludere’ye giden Kılıçdaroğlu’nun konvoyunda bu kez de kaza meydana geldi. ‘İhlallere karşıyız’ Kılıçdaroğlu Gülyazı köyündeki taziye çadırına giderken BDP Milletvekili Hasip Kaplan tarafından karşılandı. Aileler de Kılıçdaroğlu’nu alkışla karşıladı. Çadıra giderek acılı ailelere başsağlığı dileyen Kılıçdaroğlu, “Biz ne kadar desek ki, ‘üzüntülüyüz, acılıyız’, anne ve babaların acısını dindiremeyiz. Allah kimseye evlat acısı vermesin. Ölenler bizim evlatlarımız” dedi. Nerede bir acı varsa, nerede bir insan hakkı ihlali varsa onun karşısında olmak isteyeceklerini belirten Kılıçdaroğlu “Nasıl sevinçlerimizde berabersek, acılarımızda da beraber olacağız. Bir ozanımızın dediği gibi, acıyı yeri geldiğinde bal eyleyeceğiz, ama mutlaka bunların sorumlularının bulunup ortaya çıkarılmalarını sağlayacağız” dedi. Kılıçdaroğlu’na, Gürsel Tekin ile Sezgin Tanrıkulu’nun da aralarında bulunduğu CHP’liler eşlik etti. Kılıçdaroğlu, taziye çadırında ailelerle bir araya geldi. (Fotoğraf: AA İBRAHIM YAKUT) CHP konvoyunda kaza İçerisinde CHP’li Tekin’in de bulunduğu otomobile Tatvan ilçesi çıkışında İran plakalı olduğu belirtilen TIR arkadan çarptı. Hafif hasar oluşan araçta, Tekin’in yanı sıra parti meclisi üyesi Hüseyin Yaşar, genel başkan asistanı Barış Bozkurt’un bulunduğu ve sağlık durumlarının iyi olduğu belirtildi. Araçtakiler, başka bir otomobille Şırnak’a gitti. Helikopterin çekilmesine tepki gösteren Tekin, “Ana muhalefet liderinin ulaşımı kolaylaştırılmak istenmiyorsa burada ciddi bir kasıt var demektir. Barış için ana muhalefet lideri ciddi bir mücadele verirken iktidarın bu engellerini anlamakta zorluk çekiyorum” dedi. Kaymakam Naif Yavuz kendisini darp edenlerin provokatörler olduğunu söyledi ‘Saldıranlar Uludereli değil’ ŞIRNAK (AA) Uludere’de hayatını kaybedenlerin ailelerine taziye ziyaretinde bulunduğu sırada saldırıya uğrayan Uludere Kaymakamı Naif Yavuz, “Vatandaşlar beni bağrına bastı. Vatandaşların bağrına basması başkalarını rahatsız etmiştir. Bana vuranların hiçbiri Uludereli değildir” dedi. Şırnak Asker Hastanesi’nde tedavi gören 3 çocuk babası Kaymakam Naif Yavuz taburcu edildi. Yavuz, doktorun kendisine rapor vermek istediğini ancak kabul etmediğini, yarından (bugün) itibaren görevinin başına geçeceğini söyledi. Yavuz yaklaşık 2 yıldır Uludere’de görev yaptığını ve olayın ardından çok büyük üzüntü duyduğunu belirtti. Cenaze sahiplerinin kendilerini canıgönülden karşıladığını, hepsini de çok iyi tanıdıklarını anlatan Yavuz “Bana saldıranlar asla ve asla cenaze sahipleri değildir. Beni orada koruyan da köylünün kendisidir. Bana vuranların hiçbiri Uludereli değildir. Dışarıdan gelen provokatörlerdir” dedi. Olayla ilgili 6 kişi gözaltına alındı. Bu arada Uludere’yi ziyaretinin ardından Şırnak’a geçen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Yavuz’u ziyaret etti. Yavuz’u çok sayıda Şırnaklı da ziyeret ederek geçmiş olsun dileğinde bulundu. Sözüm ona ülke gündeminin de olabildiğince dışına çıkacaktım, başka başka konularla ilgilenmiş, bilgilenmiş olacaktım. Ne yazık ki öyle olmadı. Dikkatimi çeken her konunun bir ucu içimizde yaşananları çağrıştırıyordu. İkisini paylaşmak isterim: Macaristan ve Mısır. ૽૽૽ Macaristan, 1990’da Doğu Bloku’nun çökmesinin ardından Baltık cumhuriyetleriyle birlikte hızla AB bünyesine katılan ülkelerin başında geliyor. Sınırının bir ucu Ukrayna’ya öte ucu Avusturya’ya dayanan bu ülke, Doğu Avrupa’nın Batı’nın parçası olmasını sağlamak için önemli ülkelerden biriydi. Kopenhag kriterleriyle birlikte ekonomisi liberalleştirilen Macaristan’a doğal olarak demokrasinin, çoğulculuğun, kısacası AB’nin temel değerlerinin de kısa sürede yerleşmesi bekleniyordu. Sözü uzatmayalım, Macaristan’da 2012 başı itibarıyla gelinen noktayı satırbaşlarıyla aktaralım: Merkez sağdaki Fidesz Partisi 2011 yılı başında yapılan seçimlerden yüzde 53 oy alarak çıktı, bu oranla parlamentonun yüzde 68’ine sahip oldu. Fidesz’in ilk icraatı yargının tamamen iktidara bağlanmasını sağlayacak değişikliklerdi. Bunun için art arda anayasa değişiklikleri yaptı. Yargıçların emeklilik yaşıyla ve ikamet ettikleri yerlerle ilgili oynamalar yaparak önemli konumlardaki 250 kadar yargıcın emekli olmasını sağladı. Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısını arttırarak tamamen iktidar yanlısı yargıçların yeni koltuklara oturmasını sağladı. Onların kabulüyle mahkemenin yetkilerini daraltıp sembolik hale getirdi. Yazılı, görsel tüm medya organlarının yayınlarını denetleyen, tüm atamaları başbakanın yaptığı ayrı bir kurum oluşturdu. Kurum, para cezası dahil her türlü yaptırım yetkisine sahip. İktidara alternatif olabilecek iki parti var. Sosyalist Parti ve ırkçı Jobbik Partisi. Anayasaya ırkçı partilerin kapatılabileceğine dair bir madde koyarak, bu partinin pasifize edilmesini sağladı. Geçmişteki Komünist Partisi’nin tam bir suç şebekesi olduğunu ilan ettikten sonra “Sosyalist Parti onun devamıdır” dedi. Seçim yasasını yeniden düzenledi. Siyaset bilimcilere göre başka bir partinin iktidara gelmesini adeta olanaksız hale getirdi. Bütün bunları yaparken AB’den gelen, “Bu değişikliklerin anlamı nedir” sorularına, “ilerleme” karşılığını verdi. ૽૽૽ Mısır’da yapılan seçimlerin ardından, bu ülkeye giden gazetecilerin tümü, Müslüman Kardeşler’in ve onlardan daha katı olan Selefilerin seçim zaferinin ardında yatan gerçekleri araştırıyor. Amerikalı bir gazetecinin gözlemlerinden bölümler aktaralım: “Oyların üçte ikisini alan Müslüman Kardeşler’in ve Selefilerin başarısına dair ilk ipucu, bürolarının birer sosyal hizmet kuruluşu olması. Vatandaşlar kışlık battaniye istemek için uğradığında, parti onlara battaniyelerle birlikte seçim broşürü verdi. Hastane faturasını ödemek için yardım isteyen birkaç kişinin isteği karşılandı... Seçmenlerin önemsediği, şeker ve pirincin fiyatı...” Amerikalı gazetecinin tercümanı Mısır kökenli başı açık bir Amerikalıymış. “Siz iktidarı ele aldığınızda o başını örtmek zorunda kalacak mı” diye sormuş. Müslüman Kardeşler temsilcisi, “Bu onun vereceği karar” yanıtını verirken, Selefi politikacı, “Bu kadının biraz öğüt alması gerekir” demiş. ૽૽૽ AB üyesi Macaristan’la Ortadoğu’nun ve Kuzey Afrika’nın kilit ülkesi Mısır’ın birbirinden çok farklı konumları, yaşadıkları değişimler, Türkiye’deki sancıların da sadece iç dinamiklerin eseri olmadığını ortaya koyuyor. Dünyadaki genel dalgalanmayı iyi analiz etmeden Türkiye’deki iktidarın dayanaklarını ve uluslararası konumunu netleştiremeyiz. Bunu yapacak bağımsız, cesur siyaset bilimci çok az. Ben de salt gözlemlere dayalı olarak, kesin kanılar ortaya koyma hakkını kendimde görmüyorum. Ancak şu kesin: Dünyada ekonomik kriz kadar ciddi bir demokrasi krizi var. AKP binalarına siyah çelenk İstanbul Haber Servisi Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) üyeleri, Şırnak, Uludere’de savaş uçaklarının saldırısı sonucu hayatını kaybeden 35 kişinin ölümü nedeniyle İstanbul’da AKP ilçe binalarına siyah çelenk bıraktı. BDP üyesi yaklaşık 50 kişilik grup Yahya Kemal Mahallesi’ndeki AKP Beyoğlu İlçe Başkanlığı önünde bir araya geldi. İlçe binası önüne siyah çelenk bırakan grup, “AKP halka hesap verecek” şeklinde sloganlar atarak dağıldı. Sultanbeyli’de de yürüyüşe geçen grubun önü AKP ilçe binasına gelmeden polisler tarafından kesildi. Gruptan 5 kişinin çelenk bırakmasına izin verildi. Gaziosmanpaşa ve Bağcılar’da ise Uludere’deki olayları protesto eden terör örgütü yandaşlarına polis müdahele etti. İRAN PARLAMENTOSU Kürt vekiller ölümleri kınadı EKBER KARABAĞ TAHRAN İran meclisindeki Kürt milletvekilleri fraksiyonu başkanı İkbal Muhammedi, 35 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Uludere’deki olaydan dolayı Türkiye’yi kınayarak, Ankara’yı kendi halkını “katletmekle” suçladı. İran’ın yarı resmi ajansı Mehr’e konuşan milletvekili Muhammedi, “Türk devleti, göstermelik olarak, uluslararası arenada diğer ülke halklarının haklarını savunduğundan söz etmekteyken kendi ülkesindeki savunmasız halka saldırıp onları katletmektedir” diye konuştu. Uluslararası kuruluşların olaya müdahil olarak konuyu incelemesini isteyen İranlı vekil, “Ankara’ya mektup göndererek sorumlular hakkında gereken işlem yapılmasını isteyeceğiz” dedi. İranlı milletvekili, “cinayet” ve “insanlık dışı” diye değerlendirdiği olay için “acılı Kürt ailelerine” başsağlığı mesajı göndereceklerini sözlerine ekledi. Kaplan: Koruyanlar gözaltına alındı i Hasip KapBDP Grup Başkanvekil ı Naif Yalan, Uludere Kaymakam ndilerinin ke vuz’un darp edilmesini söyledi. ını tığ lış ça ye me lle enge , kitleyi saKaplan, “Anons yaparak ymakamı Ka . kinleştirmeye çalıştım ticimdir. koruyan da 5 parti yöne plan 35 Ka Gözaltına aldılar” dedi. ğerlendirde yurttaşın öldüğü olayı nun bugün bu gru P BD ere üz mek ını belirtti. ağ ac lan olağanüstü top C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog