Bugünden 1930'a 5,418,095 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 2 OCAK 2012 PAZARTESİ ekonomi@cumhuriyet.com.tr 10 EKONOMİ EPDK, konut ve ısınma amaçlı doğalgaz kullanan abonelere sayaç dahil abone bağlantı bedellerini yeniden düzenledi Yeni yıla zamla girdik ᮣ Yurttaşlar yeni yılın ilk gününe doğalgaz zammıyla uyandı. Bugünden itibaren de noter, tapu ve kadastro, pasaport, vize, satış harçlarının bulunduğu maktu harç tutarlarına yapılan yüzde 15 zam devreye giriyor. Ekonomi Servisi Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) yılın ilk gününden itibaren doğalgaza sayaçlar dahil abone bağlantı bedellerine zam yaptı. EPDK 20122016 yılları için konut ve ısınma amaçlı doğalgaz kullanan abonelere uygulanacak sayaç dahil abone bağlantı bedeli üst sınırı, ilk bağımsız bölüm sayısı için 315 liraya çıktı. 2012’de doğalgaz piyasasında serbest tüketici olma limiti 300 bin metreküp olarak belirlendi. Bağlantı talebinde bulunulan binadaki daire sayısına göre hesaplanacak bağımsız bölüm sayısı, dairenin 200 metrekareye kadar brüt alanı için 1 (bir) alınacak, bundan sonraki ilave her 100 metrekareye kadar alan için abone bağlantı bedeli 260 lira arttırılacak. Doğalgaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında abonelerin yazılı talebi doğrultusunda, dağıtım şirketi tarafından mevcut mekanik sayacın ön ödemeli sayaçla değiştirilmesi durumunda alınacak bedel 122 lira olarak tespit edildi. Şehir içi doğalgaz dağıtım şirketlerinin, doğalgazı kesilerek hizmeti durdurulan müşterilerine uygulayacağı sayaç açma kapama bedeli üst sınırı, yalnızca sayaç kapatılırken uygulanmak üzere 21 liraya çıktı. aşvuru bedeli yükseldi Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik (LÜY) çerçevesinde, 2012 için dağıtım sahibi kişilerce tahsil edilebilecek başvuru bedeli 250 lira olarak belirlendi. EPDK, organize sanayi bölgesi tüzelkişiliklerinin 2012 için uygulayacakları dağıtım bedellerini de belirledi. Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Böl B gesi (OSB) tüzelkişiliğinin, onaylı sınırları içerisindeki katılımcılara 2012 için uygulanmak üzere dağıtım bedeli kWh başına 0.583 kuruş olaYurttaş 2012’ye zamların yanınrak belirlendi. da bir dizi değişiklikle girecek. Adıyaman OSB’de daİşte yeni yılda yurttaşı bekleyen ğıtım bedeli kWh başına bir dizi değişiklik şöyle: 0.81 kuruş, Afyonkara☛ 9 milyon 140 bin yeşil kartlı Genel hisar OSB tüzelkişiliSağlık Sigortası kapsamına alınacak. ğinin kWh başına 1.5 Bu kapsamda yeşil kartlılara gelir testi kuruş, Akhisar OSB uygulanacak ve geliri asgari ücretin 3’te tüzelkişiliğinin kWh birinden az olanların sağlık primini devlet başına 3.087 kuruş, ödeyecek. Aksaray OSB’nin ☛ SGK ve özel hastaneler arasında imzalakWh başına 1.77 nan sözleşme bugünden itibaren yürürlüğe kuruş, Akşehir giriyor. SGK’li hastalar özel hastanede, aralarında kalp damar cerrahisi ve yeni doğan OSB’nin kWh bakımı gibi sağlık hizmetlerinin de bulunduğu başına 2.649 9 durumda ücretsiz tedavi olabilecek. kuruş, Aliağa ☛ Merkez Bankası, bugünden itibaren bankaOSB’nin kWh ların, ‘Döviz ve Efektif Piyasaları Döviz Depo başına 1.443 Piyasası’nda kendilerine tanınan borçlanma likuruş, Amasmitleri çerçevesinde Merkez Bankası’ndan alaya OSB’nin bilecekleri döviz depolarının vadesini 1 haftakWh başına dan 1 aya yükseltti. 0.869 kuruş ☛ Müteahhitlerin yaptığı her inşaat merkezden oldu. takibe alınmaya başlandı. Eksik veya kusurlu iş yapan müteahhitler meslekten atılacak. 2012’de neler değişecek? Korku Kaynaklı Anayasal Suskunluk! TBMM Başkanı, genel olarak kamuoyunun, özellikle de üniversitelerin hazırlanacak olan anayasa konusunda suskun kaldıklarından yakınıyor. Öyle anlaşılıyor ki 2012’de tamamlanacağı Başbakan tarafından açıklanmış olan, toplumun geleceğini en çok ilgilendiren bu en önemli siyasal çalışma, siyaset ile siyaset dışı çevrelerin geleneksel uyumsuzluk ve vurdumduymazlık duvarına çarpacak ve un ufak olacaktır. Burada birkaç noktanın altı çizilmelidir. İlk olarak belirtmek gerekir ki anayasa konusunda geçmişte çok sayıda olmasa da önemli ve kapsamlı çalışmalar yapılmıştır. Bunların içinde özellikle DİSK adına Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nun eşgüdümünde 12 bilim insanı ve uzmanın 2009 yazında yayımlanan çalışması; TÜSİAD ve MÜSİAD gibi sermaye örgütleri ve diğer demokratik kitle örgütleri tarafından hazırlatılan ve hazırlanan benzer çalışmalar dikkat çekicidir. Siyaset, önce bu çalışmalardan yararlandığını somut biçimde göstermelidir. İkincisi, siyaset ile siyaset dışı çevreler arasında, kurumsal bir karşılıklı etkileşim süreci oluşmuş değildir. Büyük emek harcanarak hazırlanan ve Meclis komisyonlarına verilen kurumsal ya da kişisel görüş ve öneriler, çoğu kez, oralarda kayıtlara geçmenin ötesinde bir değer taşımaz. Siyaset, genellikle, en örgütlü meslek gruplarından biri olan mühendis ve mimar odalarının ve bunların çatı örgütü TMMOB’nin görüş ve önerilerini, ilginçtir, bunlar siyaset yapıyorlar diye önemsemez. Örneğin, depreme dayanıklı ev yapımından tarıma, ondan enerjiye dek hemen tüm alanlarda meslek oda ve birliklerinin önerileri dosyalarda kalır. Uzmanlığa dayalı kurumsal önerileri dikkate almayan siyasetin, anayasa konusundaki önerileri ciddiye alacağı, doğal olarak beklenemez. Yıllardır süren bu umursamazlığa karşın, yine de başta mimar ve mühendisler ve barolar olmak üzere meslek oda ve birlikleri, özgürlükçü, eşitlikçi ve demokratik anayasa önerilerini, ısrarla yapıyorlar. Bunları algılayamayan; algılamak istemeyen, siyasetin kendisidir. Üniversitelerin anayasa ve diğer toplumsal konularda ağızlarını açmamaları ya da suskunluğu ayrı bir konudur. Bu suskunluğun ana nedeni, yaratılan korku sürecidir. Ülke tarihi, önce konuştur sonra konuşanları yok et uygulamasının örnekleriyle doludur. Bundan 30 yıl önce 12 Eylül cuntası, hazırlattığı anayasa taslağı konusunda başta üniversiteler olmak üzere kamuoyundan görüş ve öneriler istedi. Bunun üzerine, öğretim üyeleri dernekleri ve Ankara’da ODTÜ, Siyasal Bilgiler Fakültesi ve İstanbul’da Hukuk Fakültesi öğretim üyeleri, hak ve özgürlüklerin genişletilmesini; özellikle de ekonomik ve sosyal hakların güvence altına alınmasını önerdi. Bu öneriler cunta tarafından dikkate alınmadığı gibi önerileri yapan çok sayıda öğretim üyesi 1402 sayılı yasa ile üniversitelerden uzaklaştırıldı. Bu yok edici deneyi izleyen yıllarda da üniversitelerde düşünce özgürlüğü ortamının YÖK’ün korku değirmeninde nasıl öğütüldüğü biliniyor. Uzun süredir susturulmakta olan üniversite bugün konuş denilince konuşamıyor; konuşmak bir yana, korkudan kekeleyemiyor! ૽૽૽ Aslında korku yalnızca üniversiteye özgü değildir; tüm kesimlerini kemirmektedir. Korku geneldir ve giderek ses çıkarabilecek tüm toplum kesimlerini karakış akşamı gibi karartıyor. O kadar ki kimi sendikalar, anayasa konusunda öneri yapmaları durumunda ‘başlarına bir şey gelip gelmeyeceğinden’ önceden emin olmak istiyor! Telefon dinlemeleriyle; bilgisayarlardaki yazı ve yapıtların bile düşünce suçu kapsamında sayılmasıyla; parasız eğitim, doğal çevrenin korunması gibi en olağan ve doğal hak istemlerinin bile aylar süren gözaltılara neden olmasıyla; yıllar süren ve milletvekillerini bile içeren uzun tutukluluk süreleriyle bir korku toplumu ortamında suskunluk da sıradan olacak değil ya, anayasal bir yükseklik kazanıyor. Toplum, düşünmekten korkan bir sürece sokulmuş bulunuyor. Yine de 2012’de de korkudan kurtulmuş bir Türkiye için uğraş vermek gerekiyor! Avro liderleri uyardı: Zor bir yıla girdik Ekonomi Servisi Bu yıl küresel ekonomi için durgunluk tahminleri yapan ekonomistlerden sonra Avro Bölgesi liderleri de yeni yıla girerken bu yılın zorlu bir yıl olacağı uyarısında bulundu. Almanya Başbakanı Angela Merkel 2012’yi “Avrupa, on yıllardır görülmemiş en ağır sınavı verecek” diye tarif ederken İtalya Cumhurbaşkanı daha fazla fedakârlık edilmesi gereken bir yıl olarak tanımladı. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy de krizin henüz bitmediğini vurguladı. BBC’nin haberine göre borç krizi hükümetleri harcamaları kısmaya zorladığından Avrupa’da büyüme durdu. Liderlerin yeni yıl mesajları da bu yılın ilkyarısında resesyon bekledikleri yönünde oldu. Öte yandan Avrupa’nın büyük ekonomileri İtalya ve İspanya’nın borçlarını geri ödeyememe riski sürerken korkular artık Avrupa bankalarının ikinci bir kredi krizine maruz kalıp kalmayacağı üzerine. Merkel, Almanya ekonomisi nispeten daha iyi olmasına rağmen bu yılın geçen yıldan daha zor geçeceğini belirtirken Sarkozy, “Kendiniz ve çocuklarınız için daha fazla endişe duyarak yeni bir yıla giriyorsunuz. Zaten hayatlarınız son iki yıldır zor bir sınavdan geçiyor, 2012’de bir sınav daha olacak” dedi. Sarkozy, yapısal değişikliklerin ekonomiyi büyümeye döndürmek için şart olduğunu belirtti. Bugün 152 dış merkeze uçuş yapan ve Latin Amerika’dan Afrika’ya kadar birçok yeni noktayı seferlerine dahil eden THY, Skylife dergisi ve Türkiye’yi, yüzde 5050 ortak olduğu Turkish Do&Co ile geleneksel Türk mutfağını dünyaya tanıtıyor. Do&Co merkezine düzenlenen basın gezisine gazetelerin genel yayın yönetmenleri, THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu, THY Yönetim Kurulu üyesi Muzaffer Akpınar ve Do&Co’nun patronu Attila Doğudan katıldı. THY aşçısını da uçuracak ᮣ THY, Do&Co ile imambayıldıdan zeytinyağlı dolmaya Türk mutfağını milyonlarca yolcuya tanıtıyor. ‘Geleneksel çay’ tepsisinde Türk kahvesinin ikramı ve ‘Uçan Aşçı’ hizmeti ise tartışılıyor. Ekonomi Servisi Otoban Mimarlık tarafından 2 milyon dolara yenilenen Turkish Do&Co merkezinde günde 6070 bin yolcuya yemek hazırlanıyor. THY ile Viyana merkezli Do&Co Restaurant & Catering AG ortaklığındaki catering şirketi Turkish Do&Co’nun yenilenen merkezini gazetecilere tanıttı. Business yolcularına hizmet veren hosteslerin de eğitildiği merkezde, ArGe bölümünde hizmet kalitesini yükseltmek için yenilikler tasarlanıyor. Toplantıda verilen bilgilere göre THY yolcuların damak tadına göre yemekler yapmak için aşçıları da uçurmayı planlıyor. Do&Co’nun patronu Attila Doğudan Do&Co devreye girmeden yüzde 49 olan müşteri memnuniyetinin yüzde 9598’lere çıktığını söyledi. Doğudan “Servis konseptinde Avrupa’nın en iyisiyiz. Dünyanın ilk 5’i arasındayız ama hedef 1 numara” dedi. THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu’nun verdiği bilgiye göre Ł 2003’te 76 dış merkeze uçuş yapan THY, bugün bu rakamı 152’ye yükseltti. Ł Uçulan nokta sayısı bakımından dünyada 7’nci, toplam yolcu sıralamasında dünyada 21’inci sırada. Ł THY, 2016’ya kadar 55 yeni uçağı daha bünyesine katacak. Prokhorov’a oy vereceğini söylüyor (Wall Street Journal 27/12). Ancak Lavado’nun 22 Haziran araştırması, Putin’in partisi Birleşik Rusya’nın toplumsal desteğinin hâlâ yüzde 48 düzeyinde olduğunu gösteriyor. Putin’in toplumsal desteğiyse hâlâ yüzde 60’ın üzerinde. (Migranyan, The National Interest, 28/12) İkincisi, New York’taki Demokrasi ve İşbirliği Enstitüsü’nün direktörü, Moskova Üniversitesi uluslararası ilişkiler profesörlerinden Migranyan’ın, The National Interest’te vurguladığı gibi, MedvedevPutin yönetimi muhalefetin kimi taleplerine cevap verecek adımları atmaya, “halkçıulusalcılar”ın olumlu karşılayacağı Rogozin gibi siyasetçileri öne çıkartmaya başladı. Üçüncüsü, Kommersant’ta Maksim İvanov’un vurguladığı gibi, protesto gösterileri, muhalefet liderlerini korkutmuş görünüyor. Tek bir ortak başkan adayı etrafında birleşmek bir yana, bu partiler, bu başkanlık seçimlerine, yine aynı “önceki seçimleri kaybetmiş” adaylarla giriyorlar (24/12). Bu koşullarda, Migranyan’ın işaret ettiği gibi, Putin 4 Mart seçimlerinde yüzde 38 oy bile alsa I. turda rahatlıkla devlet başkanı seçilebiliyor... Son olarak, uluslararası sermayenin, Putin’den çok da şikâyetçi olmadığını görmek gerekiyor. Christian Science Monitor’da David Speedie’nin aktardığına göre, PepsiCola’nın kurucularından, Donald Kendall “Ben 1959’dan bu yana Rusya’yla iş yapıyorum. Putin, bu ülkenin bugüne kadar ürettiği en iyi lider” diyormuş. (15/12) Moskova’da 10 Aralık’ta Bolotnaya Meydanı’nda, 24 Aralık’ta Sakharov Bulvarı’nda gerçekleşen protesto gösterileri, başta ABD medyası olmak üzere Batı’da büyük yankı yaptı. Gösterilere katılanlar, 4 Aralık Duma (meclis) seçimlerinde yapıldığı iddia edilen hileleri protesto ediyor, Putin’in yeniden devlet başkanı olmasını istemiyorlardı. Bu protestoların ABD ve Batı medyasını bu kadar heyecanlandırmasının arkasında, on binlerce Moskovalının katıldığı gösterilerde “Putin’siz Rusya” sloganının egemen olmasının yanı sıra, katılanların toplumsal özelliklerinin, muhalefet teknolojisinin Tunus ve Mısır “olaylarını” anımsatması yatıyordu. Acaba, bu muhalefet Putin’in 4 Mart’ta başkanlık seçimlerini kazanarak “geri dönmesini” engelleyebilir miydi? Gerçekten de Bolotnaya Meydanı’na, Sakharov Bulvarı’na toplanan kalabalıklara bakınca, Tahrir, Porto Del Sol meydanlarını, Zucotti Park, St Paul’deki işgali anımsamamak elde değil. Örneğin, New York Times, Washington Post, Foreign Policy gibi yayınlarda ABD medyasının Rusya “uzmanlarına” göre katılanlar çoğunlukla gençlerden, 30’lu yaşlarda eğitimli profesyonellerden, çalışanların “yeni orta sınıf” olarak adlandırılan kesimlerinden oluşuyordu. Wall Street Journal’ın, Lavado adlı Rus kamuoyu araştırması kurumunun bulgularına dayanarak aktardığına göre, protesto gösterilerine katılanların yüzde 46’sı “uzmanlardan” (yüksek vasıflı emek ‘Ofis planktonları’ harcayarak çalışanlar), yüzde 17’si şef düzeyinde yöneticilerden, yüzde 8’i beyaz yakalılardan (düşük vasıflı emek...), yüzde 12’si öğrencilerden, yüzde 8’i de iş sahibi girişimcilerden oluşuyormuş. Katılanların üçte biri 2539 yaş, dörtte biri 1824 yaş arasındaymış. Bu gözlemlerden, verilerden hareketle, yine karşımızda, Rusya’da, popüler kültürde “ofis planktonu” olarak da adlandırılan, “yeni beyaz yakalılar”ın ya da ekonomide, dijitalleşmenin, “siber ağların” yaygınlaşmasına paralel olarak işçi sınıfı içinde başlayan yeni şekillenmelerin ürünü kesimin olduğunu görüyoruz... Bu kesim, harekete geçtiği her yerde hükümetleri sarsıyor, Tunus’ta ve Mısır’da olduğu gibi, işçi sınıfının geleneksel kesiminin, sendikaların katılımını da sağlarsa, “rejimleri” yıkabiliyordu. Şimdi de sıra, Rusya’da, Putin’in “güdümlü demokrasi” rejiminde miydi? ‘Putin’siz Rusya’ mı? egemen sınıfın, çoktan kendine güvenini, toplumdaki meşruiyetini, korunma refleksini yitirmiş olması gibi nedenlerin katkılarıyla çökmüş, ekonomi yeniden küresel serbest piyasaya, uluslararası sermayeye açılmıştı. Hemen arkasından, muazzam bir yıkım, SSCB egemen sınıfının bir kesimiyle uluslararası sermayenin işbirliği içinde gerçekleştirdiği bir talan dönemi başladı, “oligark” denen mafioz bir süper zenginler tabakası oluştu. Bu dönemde işsizlik hızla arttı, GSMH’nin yarısı yok oldu, ortalama yaşam beklentisi yarı yarıya düştü. Bu “oligark” kesim, gelişmekte olan piyasa ilişkileri içinde şekillenmeye başlayan yeni girişimciler kuşağının önünü tıkarken, ülkenin enerji ve mineral kaynaklarını uluslararası sermaye transfer etmeye başlıyordu. Rusya, Yeltsin döneminde, liberal ekonomistlerin “şok” politikaları altında, bir süper güç konumundan, bir geri kalmış, “yenisömürge” ülkeye dönüşüyordu. Putin bu koşullarda ve halkın bu koşullara tepkisinin, yeni sınıf şekillenmelerinin üzerinden devlet başkanı seçildi. Ülkede ekonomik ve siyasi istikrarı yeniden sağladı, oligarkların gücünü kırdı, ülkenin enerji ve mineral kaynaklarının yabancı sermaye tarafından talan edilmesini önledi, yönetimini merkezileştirdi, güçlendirdi. Tüm bunar Batı’da “güdümlü demokrasi” olarak adlandırılan, denetimli, baskıcı bir rejimle gerçekleştirildi. Dahası, Putin döneminde, Rusya kısa sürede bir enerji devine, yeniden uluslararası alanda etkili, zaman zaman Batı’nın planlarına uymayan, direnen bir güce dönüştü. Ekonomi toparlandı, piyasa derinleşti, yaygınlaştı, yabancı sermayenin, yeni teknolojilerin girişi hızlandı... Bu süreç kaçınılmaz olarak yeni sınıf şekillenmeleri getirdi. Meydanları dolduranlar da bu şekillenmelerin ürünü... Peki Putin’in geri dönmesini engelleyebilirler mi? Birçok nedenden, “Şimdilik olanaklı görünmüyor” diye düşünüyorum. Birincisi, muhalefetin siyasi yapısıyla ilgili. Karşımızda, bir ucunda anarşistler, öbür ucunda monarşistler olan bir siyasi yelpaze var. Ortada da, komünistler, liberaller, ırkçı ulusalcılar, halkçı ulusalcılar gibi karmakarışık bir gruplaşma. Bu muhalefet blokunun “Putin’siz Rusya”, “yolsuzluklara son”, “demokrasi” vb. slogan ve taleplerden öte, bir toplumsal programı, liderliği yok hem de toplumsal tabanı çok zayıf. Lavado’nun araştırmasına göre, protesto gösterilerine katılanların yüzde 38’i, oy tabanı yüzde 4’e bile ulaşmayan liberal Yabloko Partisi’ni destekliyor, yüzde 18’i milyarder KISA... KISA... Ł İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Başkanlığı’na Mustafa İbrahim Turhan’ın atanmasına ilişkin karar, Resmi Gazete’de yayımlandı. Ł VaryapGap İnşaat Ortak Girişimi’nin Emlak Konut GYO A.Ş ortaklığıyla, Ataşehir’de kurulacak İstanbul Finans Merkezi’nde 1.5 milyar lira yatırımla inşa edeceği proje başlıyor. Karma proje, rezidans bloku, ofis bloku, yüksek katlı bir kule ile açık ve kapalı AVM gibi bölümlerden oluşacak. Projede öncelikle satışa çıkarılacak 308 konut, henüz satışa sunulmadan talep görürken projeye konut sayısının 7 katından fazla talep geldi. Ł İstanbul Ticaret Odası’nın verilerine göre İstanbul’un enflasyonu 2011 Aralık’ta da yükselişini sürdürdü. Aralıkta perakende fiyatlar bir önceki aya göre yüzde 1.12 artarken toptan eşya fiyatlarında yüzde 0.47 oranında artış yaşandı. Aralık ayında yıllık enflasyon perakende fiyatlarda yüzde 8.99, toptan eşya fiyatlarında yüzde 14.48 düzeyinde gerçekleşti. 12 aylık ortalamalara göre ise sırasıyla enflasyon oranları yüzde 6.17, yüzde 14.36 oldu. ‘Anarşistler – monarşistler’ Bolotnaya Meydanı’na, Sakharov Bulvarı’na toplanan muhalefetin yukarda aktardığım özelliklerine bakınca, bu kesimin 2000 yılında Rusya Devlet Başkanı seçilen Putin döneminde yaşanan ekonomik toplumsal yeniden yapılanma sürecinin ürünü olduğunu kolaylıkla ileri sürebiliriz. Tarihin bir ironisi olsa gerek. Bu protesto olayları, SSCB’nin bir idari birim olarak resmen ortadan kalktığı haftanın tam 20. yıldönümünde gerçekleşiyordu. 20 yıl önce SSCB, kapitalizmle komünizm arasındaki süreçte tıkanıp kalmış olmanın sonuçlarını yaşarken, Gorbaçov’un “beceriksizliği”, “korkaklığı”, Putin döneminin çocukları C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog