Bugünden 1930'a 5,419,774 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

16 OCAK 2012 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA kultur@cumhuriyet.com.tr KÜLTÜR 17 NÂZIM HİKMET’İN 110. DOĞUM YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE DÜN ANMA ETKİNLİKLERİ DÜZENLENDİ Nâzım’ın yolunda çiçekler Kültür Servisi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ve Beşiktaş Belediyesi’nin Nâzım Hikmet’in 110. doğum yıldönümü nedeniyle ortaklaşa düzenledikleri etkinlikler, dün saat 11.00’de Tarabya Oteli önünde başladı. Nâzım Hikmet’in ülkeden ayrıldığı son noktada düzenlenen etkinliğe Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Rutkay Aziz, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal, Tarık Akan ve Salih Kalyon’un yanı sıra pek çok Nâzım dostu da katıldı. Rutkay Aziz yaptığı konuşmada “Bugün şairin 110. doğum günü. Ama ona o kadar zulmettik, onu öylesine baskı ve tepkiler altında tuttuk ki, emeğin, kardeşliğin, insanlığın, barışın, hürriyetin şairi 21 Haziran 1951 yılında Türkiye’sine veda ederek belki de ikinci doğum gününü yaşamaya başladı” dedi. Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal ise Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ve Beşiktaş Belediyesi olarak Nâzım Hikmet ile ilgili çok özel bir proje hazırladıklarını açıkladı. Projeyle ilgili detay vermeyen Ünal, ayrıntıları haziran ayı ortalarında kamuoyuna duyuracaklarını belirtti. Konuşmaların ardından Nâzım dostları denize çiçekler bırakarak anmayı sonlandırdı. ‘Kent Kırgını’ Necip Fazıl Kısakürek “Babıâli” kitabında iki İstanbul efendisinden söz eder: “İki İstanbul efendisi, ‘İstanbulin’li eski Babıâli tipi, güzel ve çirkini tayinde usta bir Ziya Osman Saba, bir Asaf Halet Çelebi vardı” der. Kitabın ilk yayım tarihi 1975. Bilmem ki Eray Canberk’i tanımış mıydı Üstad, tanısaydı herhalde üç İstanbul efendisinden söz ederdi. Üstelik üçü de Türkçenin her bakımdan anılmaya değer üç şairi. İyiliğin şairi Ziya Osman Saba, tasavvufla Hint felsefesini buluşturan şiirinin gizemli lezzetiyle Asaf Halet Çelebi ve şiiri mi ondan, o mu şiirinden ince, ayırt edilmesi neredeyse olanaksız olan Eray Canberk. Şiir, incelik ve iyilikle birlikte anılıyorsa, bu biraz da Saba ve Canberk gibi şairler nedeniyledir. Türk şiirinde ‘iyiliğin dörtlüsü’ deyince aklıma Ziya Osman Saba’yla başlayıp Behçet Necatigil’le süren, onlardan da Cemal Süreya’ya ve Eray Canberk’e ulaşan bir gelenek gelir. İlk ikisini tanımak için, son ikisi doğrusu çok yerinde isimlerdir. Ve iyilik kendine çok iyi şairler bulmuştur. Şiire iyilikle başlamanın iyiliği. Hem iyi bir şair hem de dünya iyisi bir insan olarak Eray Canberk’i tanımak da başlı başına bir şiir sayılır. Ben ilkin o ‘şiir’le tanıştım, bir ‘şair’ kılığındaydı. Şiirin bazen şair kılığına girdiği olur ama bu neredeyse ‘yıldızın parladığı anlar’ gibi az rastlanan bir şeydir. Çoğunlukla tersi olur çünkü, yani olmaması gereken olur ve şair, şiir kılığına girmeye çalışır ki, fazlasıyla gülünç olur. Bu da şiirde ironiye değilse de, şiirin şairlere yaptığı oyunlara sayılabilir. Eray Canberk’in toplu şiirleri, 19602010 arası yazdığı 50 yılın şiirleri Kent Kırgını (YKY, Ekim 2010) adıyla yayımlandı. Kentin ıssız bıraktığı şiirler. Tıpkı Canberk’in de kentin kırgın bıraktığı bir şair olduğu gibi. Şehrin şiiri başkadır çünkü, kentin şiiri başka. Şehirlerle kentlerin ışıkları da birbirine benzemez ya. Dönüşümlere tanıklık eden şair, şiirini kentin kapısından sokmak istemez bazen. Kentin dağdağasından, temaşasından, göz alıcı renklerinden tedirgin olur. Şehir diye bildiği yere dönmek ister yeniden. Kimi eski Aksaray’ı özler, kimi eski Samatya’yı. Kenti bir metropol olarak algılarız Canberk’in şiirinde, şehirse adeta bir bahçedir. Gülten Akın’ın, Necatigil’in, Sezai Karakoç’un benzer sorunlara ilişkin şiirleri gibi Canberk de çocukların yanında yer alarak bir ‘apartman uygarlığı’ olan kente kırgın şiirler yazar. İZ TV’de, “Ömür Biter Yol Bitmez” adlı bir program yapıyordu, orada izlemiş ve kendi kendime “Eray Canberk’i hiç tanımayan biri, onun o camın arkasındaki konuşmasından, yürüyüşünden, duruşundan bile etkilenir ve onu can kulağıyla dinler” demiştim. Şairler, daha doğrusu şiirler için pek çok benzetme yaparız, ‘onun şiiri bir çağlayanı andırıyor’ deriz, ‘içten yanmalı bir şiir’ deriz, ‘okurunun elini hiç bırakmayan bir şiir’ deriz. Eray Canberk’in toplu şiirlerinde yer alan kitaplarından birkaçının adını yazarsam, onun şiirinin sesini de rengini de yazmış olurum bir bakıma: Kuytu Sular, Yüreğin Burkulduğu Zaman, Eskimiş Yalnızlığa, Ebrular, Kuytu Sularda Zaman... Eray Canberk’in şiiri de dipten yürüyen bir su gibi akıyor, usul akıyor, zaman zaman azalıp çoğalıyor ama su gibi sürüyor. Çağın acısına, kentin karmaşasına şiirle direnmenin bir yolu da ironi elbette. İroninin şiirimizdeki ‘tarihi’ne bakılırsa son elli yılda yükseldiği görülecektir. Ziya Osman’da olmayan, Necatigil’de ise ‘eser miktarda’ bulunan ironi, Cemal Süreya ve Eray Canberk’in şiirlerine gelindiğinde, Salâh Birsel’in demesiyle kanat takıp havalanacaktır. Çünkü acıyla uğraşmak için ironi gereklidir şehrin şairlerine. Hele biri “Bindokuzyüzkırktan Kalma Bir Çocuk” olarak ta 1966’da şöyle yazıyorsa: “bir gidişti kim bilir nerelere varırdı/suçlu değildi ama suçlu duyardı kendini/her akşam üstü içi daralırdı/bağırırdı ama kim duyardı sesini”. Bazı şairler kente şiirle bağırırlar ve onların sesini eski semtler duyar. Belki de ‘Kent Kırgını’ şairlerin okurları da o eski semtlerdir. ÇUKUROVA KİTAP FUARI SONA ERDİ Fotoğraf: UĞUR DEMİR Cumhuriyet yazarları okurlarıyla buluştu MELTEM YILMAZ Sanatı, duruşu ve bakışı Kültür Servisi Nâzım Hikmet’in 110. Doğum Yıldönümü etkinlikleri, dün İstanbul’da düzenlenen sergi ve panel etkinlikleri ile devam ettti. “Nâzım Hikmet Tiyatro Afişleri Sergisi”, Akatlar Kültür Merkezi Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde Nâzım Hikmet Kültür Sanat Vakfı Başkanı Rutkay Aziz ve Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal tarafından açıldı. Vakfın seçkisiyle hazırlanan Panel öncesinde vakıf üyeleri İsmail Ünal’a teşekkür sergide, Nâzım Hikmet’in ederek Mehmet Aksoy’un yaptığı Nâzım rölyefini verirken Ünal da konuşmacılara ve vakıf üyelerine plaket verdi. eserlerinden sahnelenen, aralarında “Sevdalı Bulut”, lan; “Eleştirel düşünmeye katkı sağla“Kuvayi Milliye Destanı”, “Yolcu” gibi yan düzyazıları bize şiirselliğin sadece oyunlarının bulunduğu 47 afiş yer alıyor. şiirde olmadığını öğretmiştir” ifadeleriSergi, 31 Ocak’a kadar görülebilecek. Hemen ardından Akatlar Kültür Merke ni kullanırken onunla 1962’de Paris’te karşılaşma şansı bulan Cevat Çapan; zi Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde dü“Nâzım şiiri aracılığıyla dünyayı öğzenlenen “Geçmişten Geleceğe Nâzım rendiğimiz efsane, tek kişilik bir üniHikmet” başlıklı panele ise Cevat Çaversitedir” dedi. pan, Konur Ertop, Turgay Fişekçi, DoTurgay Fişekçi, “Nâzım sanki barışçıl, ğan Hızlan ve Timur Selçuk konuşmacı kardeşce yaşanan bir dünyada var ve o olarak katıldı. Panelde şairin sanatı, duruşu ve dünyaya bakışı masaya yatırıldı. Pa da bu dünyanın simgesi, habercisidir. Öylesine yenilikçi, destekleyici gönül nel öncesinde vakıf üyeleri İsmail Ünal’a insanıdır” derken, Timur Selçuk ise şöyteşekkür ederek Mehmet Aksoy’un yaptığı Nâzım rölyefini verirken, Ünal da ko le konuştu: “Bestelediği eserlerde, onun nuşmacılara ve vakıf üyelerine plaket ver kendini tekrar etmediğini gördüm. Hep güzeli, akıl ve duygu ile yarattığını gördi. Panelde, Nâzım Hikmet’in özellikle düm ve hayran oldum” düz yazıları üzerinde duran Doğan Hız Anıt mezarı için yer ayrıldı BURSA (Cumhuriyet) Nâzım Hikmet’in 110. doğum yıldönümü için Bursa’da da çeşitli etkinlikler düzenlendi. Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi, 68’liler Vakfı, Barış Derneği ve Kıranışıklar Köy Muhtarlığı tarafından düzenlenen törende, Keles Kıranışıklar Köy Mezarlığı’na Nâzım Hikmet anısına çınar fidanı dikildi. Yanı sıra anıt mezarı için sembolik yer ayrıldı. Nâzım Hikmet’le Bursa Cezaevi’nde yatan Ahmet Atak’ın oğlu Nâzım Atak, gazeteci Raif Çakır ve köy muhtarı Ali Işık’ın girişimleri ile düzenlenen etkinliklerde Nâzım Hikmet’in Rusya’daki mezarından getirilen toprağın da kullanıldığı anıt çınar dikim töreninde katılanlar, daha sonra düzenlenen imza kampanyasına destek vererek mezarının Kıranışıklar köyüne getirilmesi çağrısına destek verdiler. Nâzım Hikmet’in Bursa yıllarını yazarak kitaplaştıran Güney Özkılınç, “Bu köy Nâzım’a sahip çıkan önemli köylerden biridir” derken, Nâzım Atak da “Babam 3 yıl Nâzım Hikmet ile Bursa Cezaevi’nde birlikte kalmış. Benim Niyazi olan adımı 4 yaşındayken Nâzım olarak değiştirmiş. Büyük insanın adını taşımaktan gurur duyuyorum” diye konuştu. Şiir dinletisi ve slayt gösterisi ile devam eden etkinlikler kapsamında Nilüfer Belediyesi Konak Kültürevi’nde Yusuf Uygan’ın “Memleketimi Seviyorum” isimli Nâzım Hikmet Fotoğraf Sergisi izlenime açıldı. 50 fotoğrafın yer aldığı sergi, 19 Ocak’a kadar görülebilir. ADANA TÜYAP Adana Fuarcılık AŞ ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğiyle, Adana Büyükşehir Belediyesi ve Altın Koza’nın katkılarıyla bu yıl 5’incisi düzenenlenen Çukurova Kitap Fuarı, dün son buldu. 200 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenen Çukurova 5. Kitap Fuarı kapsamında panel, şöyleşi, şiir dinletisi gibi 50 kültür etkinliğinin gerçekleştiği fuarın imza günlerinde en çok ilgi gören isimler Can Dündar, Ayşe Kulin, Yekta Kopan oldu. Yanı sıra, fuar kapsamında Cumhuriyet Kitap standında Ataol Behramoğlu, Mehmet Güler, Mine Kırıkkanat, Öner Yağcı, Sevgi Özel ile Zeynep Oral, okurlarıyla buluştu. Bu yıl özel bir programla Server Tanilli anma etkinliği düzenlenen fuarda, Hollanda edebiyat dünyası da Adana’ya konuk oldu. Fuarın en anlamlı etkinliklerinden biri ise Adana Sanayi Odası, Adana Ticaret Odası ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortak bir bütçe oluşturarak yayınevlerinden yoksul öğrenciler için kitap satın alması oldu. Fuarın en fazla ilgi gören etkinliği ise gazetemiz yazarları Zeynep Oral ile Mine Kırıkkanat’ın katıldığı, “İnsan Olmak, Kadın Olmak” başlıklı söyleşi oldu. Zeynep Oral, “Ülkemizde ne insan yaşamına ne de onuruna değer veriliyor. Ayrıca günümüzde, insan olmanın temel değerlerinden biri olan tepki göstermek de suçlu olmak anlamına geldi” derken Mine Kırıkkanat ise şunları söyledi: “Bizim ülkemizde kadın insandan sayılmıyor. Bugün Türkiye’nin içine düştüğü tüm kötü durumlar, insanların kafasında kadın erkek eşitliği olmamasından kaynaklanıyor.” BÜYÜK OZANIMIZA ÖZEL GECE Nâzım Hikmet şiirlerini okuyan Türel ve Yenersu izleyicilerden büyük alkış aldı (Fotoğraf: KAYHAN AYHAN) ‘Usta’ya türküler ve şiirlerle: İyi ki doğdun İstanbul Haber Servisi Dünyaca ünlü ozanımız Nâzım Hikmet, doğumunun 110. yılında Türkçe, Çerkezce, lazca, Ermenice, Kürtçe ve Arapça söylenen türküler ve şiirlerle anıldı. Nâzım Hikmet Kültür Sanat Vakfı ve Beşiktaş Belediyesi işbirliğiyle Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Kardeş Türküler konseri büyük ilgi topladı. Attilla İlhan Sahnesi’nde yapılan etkinlikte heykeltıraş Mehmet Aksoy’un yaptığı Nâzım Hikmet büstü de geceye özel olarak sergilendi. Konserde bir konuşma yapan grubun solistlerinden Vedat Yıldırım, “Nazım’ın şiirleri, umuyoruz ki bu ülkedeki tüm dillere çevrilir. Barış bu renklilikle sağlanacak” dedi. Şiirli bir gece... Gecenin bir anlamlı etkinliğine de oyuncular Cüneyt Türel ve Işık Yenersu imza attı. İkili, konserde Nâzım’ın şiirleriyle özel bir performans sergiledi. Ünlü oyuncuların Kardeş Türküler’in ezgileri eşliğinde okuduğu şiirler, salondan büyük alkış aldı. Konserin ardından Nâzım Hikmet Vakfı; tüm sanatçılara Azeri heykeltıraş Sait Rüstem’in yaptığı küçük Nâzım heykelciklerini armağan etti. Nüfus cüzdanımı ve sürücü belgemi kaybettim. Hükümsüzdür. Gaye Kaya Eroğlu Kocaeli Üniversitesi Elektronik Haberleşme Mühendisliği diplomamı kaybettim. Hükümsüzdür. İbrahim Erdoğan C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog