Bugünden 1930'a 5,418,512 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

16 OCAK 2012 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA ekonomi@cumhuriyet.com.tr EKONOMİ 13 ‘3. köprünün fiyakası var’ diyen Bakan Yıldırım, kısa sürede tekrar ihaleye çıkılacağını açıkladı Köprü bütçeden yapılacak Ekonomi Servisi Bütçeyi tutturma konusunda sürekli sorun yaşayan AKP hükümeti yatırım miktarı 6 milyar doları bulan İstanbul Boğazı’na 3. köprü yapımını da içeren Kuzey Marmara Otoyolu projesini özkaynakla yapacağını açıkladı. İstanbul Boğazı’na yapılacak 3. köprünün de içinde bulunduğu, bedeli 6 milyar doları bulan ve yapişletdevret (YİD) modeliyle inşa edilecek Kuzey Marmara Otoyolu ihalesine hiçbir şirket katılmayınca, ihale geçen hafta iptal edilmiş ᮣ Geçen hafta ihalesi yapılan ve teklif gelmediği için iptal edilen 3. köprü projesinin yapımı için AKP hükümeti tekrar harekete geçti. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Yıldırım’ın açıklamasına göre köprü genel bütçeden yapılacak. ti. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Kuzey Marmara Otoyolu projesini özkaynakla yapacaklarını, kısa sürede tekrar ihaleye çıkacaklarını söyledi. Yıldırım, TV8’de katıldığı programda yaptığı açıklamada “Yapişletdevretlerde kredi finansman garantisi çok süre alıyor. Neticede yaptığımız şu. Projede revizyona gidiyoruz. Etap etap yapacağız. Proje henüz çalışılıyor. Köprü artı 6570 kilometrelik bir ana aks ilk ihaleye dahil edilecek ve daha sonraki devamı olan otoyol bilahare yapılacak. Zaten bizim yaptığımız bir çalışma var. O çalışmada bir değişiklik yaparak, o şekilde projeyi tamamlayacağız” dedi. Yıldırım, ihalenin daha sonra ilan edileceğini ve tekliflerin alınacağını, ona göre de yapımını başlatacaklarını aktardı. Bakan Yıldırım, işin 2012’de başlayacağını, 2013 ve 2014’te yoğun olarak harcama olacağını belirterek, “Projenin hacmi itibarıyla tek bir Türk firması yeterli olmaz. Grup oluşturacaklar. Grup oluşturunca da belki yeterli olmayabilir. Köprü için belki yabancı bir firmayı da çözüm ortağı olarak almaları icap eder. Bence bu projeyi gözümüzde büyütmememiz gerekiyor. Fiyakası var” diye konuştu. Yıldırım, şu anda alternatifli bir çalışma yaptıklarını, belki projeye teklif verenin kredisini de getirebileceğini, bunun mukayesesini yapacaklarını söyledi. Dönüşüm Sonrasının İlk Görüntüleri AKP iktidarı, ülkenin hukukunu dönüştürmüş olmasının getirilerini toplarken karşısında ilginç görüntüler sergiliyor! AKP, kendi 12 Eylül’ü olan 2010 yılının 12 Eylül’ünde halkoylamasıyla onaylanan anayasa maddelerinin uygulamasında, hiç kuşkusuz ne yaptığını çok iyi biliyor; ancak ne yaptığını bilmez görüntüsü sergiliyor. Başından beri AKP’nin en sadık savunucusu yazar ve yorumcular, öğretim üyeleri ve hukukçular, eski Genelkurmay Başkanı’nın yargılama adresi olarak, Yüce Divan göreviyle çalışacak Anayasa Mahkemesi’ni gösteriyorlar. Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı da doğru ve haklı olarak, ne fark eder ki anlamında sözler ediyor. Sahi ne fark eder ki?! Türkiye, en temel insan haklarıyla ve hukuk ilkeleriyle bağdaşmayan bir uygulamanın içindedir; yargılama yapılmadan önce uzun süreli tutukluluk süreci yaşanıyor. İçlerinde milletvekilleri, gazeteciler, spor kulübü yöneticileri ve öğrenciler de bulunan yüzlerce, belki binlerce kişi, aylaryıllar boyu, üstelik birçok durumda ne ile suçlandıklarını da bilmeden, tutuklu bekliyor. Uzun tutukluluktan Cumhurbaşkanı ve Başbakan, herkes sözüm ona yakınıyor; giderek AKP’nin en önde gelenlerinden biri lamı cimi yok milletvekilleri hapiste değil Meclis’te olmalı diyor. Ancak bu durumun düzeltilmesi için hiçbir adım atılmıyor. Düzeltilecekmiş gibi yapılarak bu sözler abartılıyor ve topluma umut olarak pompalanıyor. Tutukluluk, tutuklu olanlar için yargısız infaza dönüşmüş bulunuyor. Ancak AKP iktidarı, bir başka yargısız infaz daha yapıyor; Çevre ve Şehircilik Bakanı çıkıyor; henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan, geçen yılın futbol şampiyonluğu kupasının ince ince işlemler sonrası bir başka spor kulübüne verileceğini söyleyebiliyor! AKP eliyle bu ülkede artık iyice yerleşen yargı kararı olmadan da suçlu ilan etme anlayışı her gün yeni bir boyut kazanıyor! Spordan açılmışken sürdürelim. Anayasaya göre milletvekillerinin yasama görevi dışında çalışmaları kural olarak yasak. Ancak bir milletvekili çok açık bir biçimde bu yasal yasağa uymuyor. Burada da AKP hukuku işliyor. Siyasetçiler ve kamuoyu oluşturan çevreler bu olay karşısında, nedense, tamamıyla susuyor; görmezlikten geliyor. Bir milletvekilinin ücret karşılığı çalışması, özellikle siyasi ahlak açısından çok sorunludur ve kişilerden bağımsız ya da nesnel olarak çok sakıncalı görülmelidir. Yarın bir başka milletvekilinin bir şirkette çalışması ya da kendi işyerini açıp çalıştırması; şirketlere danışmanlık yapması engellenemez. Böyle durumlarda siyasetçi siyasal gücünü kullanarak özel çıkar sağlayabilir. Bu nedenle demokrasilerde toplum bu konuda çok duyarlıdır. ૽૽૽ AKP dönüştürdüğü hukuk ile toplumu oyaladığı sırada Uludere katliamı unutuluyor. Dönem tatilinde ilköğretim ve lise öğrencilerinin kitlesel umre ziyareti yapmaları Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenleniyor. Onunla hızla benzeşmeye çalışan Milli Eğitim Bakanlığı da, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı törenlerinin statlarda yapılmasını yasaklıyor; törenleri büyük olasılıkla ilerde tümüyle kaldırmak üzere şimdilik, okullara kapattırıyor. ૽૽૽ Toplumsal yapıyı bir arada tutan, temel hak ve adalet duygusunun varlığı ve buna duyulan güvendir. AKP’nin dönüştürdüğü hukuk, toplumda adalete güven duygusunu neredeyse tümüyle yok etmiş bulunuyor; hukukun evrensel ilkelerine ve temel ahlak kurallarına uymuyor. Bu sırada ana muhalefet ne mi yapıyor? Çok şey(!). AKP büyüklerine mektup yazıyor; hapsolduğu AKP hukuku içinde çözüm arıyor, kendi üyelerine de SMS atıyor. Çok daha önemli olarak, ana muhalefet, diğer büyük yenilikleri yanında bu ülkede evrensel hukuk ilkelerinin egemen olmasına da çalışan Kemalizmi iyiden iyiye unutturmaya çalışıyor; kendi Kemal’inin fezlekesine sarılıyor; onun için Meclis’in içinde yürüyüş yaparak form tutuyor! 2008’deki zor günlerini geride bırakan Şahinler Holding yeni yatırımlar için düğmeye bastı Şahinler yatırım atağına geçti Yeni oteller inşa edilecek ᮣ Holding Etiyopya’da entegre tekstil fabrikası, Çorlu’da 500 kişiye iş imkânı yaratacak kumaş fabrikası ve Beylikdüzü’nde de 1 milyar TL’lik yatırımla 5 yıldızlı otel, konut ve AVM projesine bu yıl imza atacak. ŞEHRİBAN KIRAÇ Kemal Şahin TürkiTekstil alanındaki yatırımlaye’de turizm, inşaat, enerji rıyla isminden söz ettiren Şave gıda sektörlerinde büyümehinler Holding yurtiçinde rotayi amaçladıklarını belirterek yı turizm başta olmak üzere inAntalya’da da turizm sektöründe şaat yatırımlarına çevirdi. satın alma yoluyla büyümek iste2008’de baş gösteren krizle diklerini, havalimanına çok uzak birlikte zor günler geçiren olmayan bir bölgede otel satın alaholding tekstil sektöründe yebileceklerini anlattı. niden yapılanarak ve yurtdıBeylikdüzü projesindeki 5 yıldızlı şında yeni pazarlara girerek oteli işletmesi için yabancı otel zinhızlı bir toparlanma yaşadı. cirleriyle görüştüklerini ifade eden Şahinler Holding, iki yıl arŞahin, “Olmazsa, Antalya Belek’teka arkaya yüzde 30 büyüki tatil köyümüz Club Megasaray’ı yerek açığı kapattı. burada açabilir ya da yeni bir marYeniden yapılanma süreka yaratabiliriz. 4 yıldır bu tesisimiz ci ve yatırım hedeflerini yüzde 100’lük doluluk yakaladı” açıklayan Şahinler Holding dedi. Çorlu Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Tekirdağ’da toplam 2 milyon 500 Kemal Şahin, Avrupa kribin metrekarelik arazileri bulunduzini özellikle tekstil sektöğunu belirten Şahin, sözlerine şöyle ründe hissettiklerini anlattı devam etti: “Beylikdüzü’nde deniancak cirolarının yüzde 70’e zi gören E5’e cepheli 20 dönümvaran kısmının hâlâ tekstilden lük bir arazimiz var. Burada 4 geldiğini söyledi. Avrupa’nın yıldızlı bir otel inşa etmek heönde gelen markalarına Mısır, deflerimiz arasında. MerTürkiye, Ürdün’de üretim yapter’deki holding genel mertıklarını anımsatan Şahin, “ABD kezimizi de Beylikdüve Avrupa pazarına yönelik zü’ndeki yeni projemizdeEtiyopya’da pamuktan başlaki ofislere taşıyarak yıp, örgü, kumaş ve konfeksiMerter’e onun yerine yonu da kapsayan entegre bir teyine 4 yıldızlı bir sis düşünüyoruz. Çorlu’daki Avotel yapmayı rupa Serbest Bölgesi’nde de bu yıl planlıyoörgü fabrikamızı devreye koyacaruz.” ğız. Burada 500 kişiye iş yarataİran’da nükleer enerji sektöründe çalışan bir bilim adamı Mustafa Ahmedi’nin geçen hafta, bombalı bir saldırıyla öldürülmesi “ABD ve/veya İsrail İran’a ne zaman saldıracak” sorusunu, “saldırı bir kere başlarsa nerede duracak” sorusuyla, saldırının bölgedeki tüm olası etkileriyle birlikte gündeme getirdi. cağız. Bangladeş’te de yatırım olanaklarına bakıyoruz. Mısır’daki fabrikamızda 1000 kişi çalışıyor. Testil biraz yörük işi. Dolaşacaksınız başka çareniz yok. Nerede imkân varsa oraya yatırım yapacaksınız. Türkiye’de tutmazsa başka ülkelere gideceksiniz. Yurtdışı pazar ağını iyi kurmanız gerekiyor. Şimdi Avrupa’nın önde gelen firmaları bizden mal alıyor” diye konuştu. eylikdüzü’nde inşaat başlıyor Beylikdüzü’nde belediyenin yanında 74 dönüm arazilerinin bulunduğunu, bu yılın ilkyarısında bir aksilik çıkmazsa otel, AVM, konut projesine başlayacaklarını ifade eden Şahin, bölgenin meydanı ve alışveriş caddesi olan ilk karma gayrimenkul projesine imza atacaklarını açıkladı. Projede 54 dönüm üzerinde 300 bin metrekare inşaat alanı bulunan 1214 katlı 11 adet blokun yer alacağını anlatan Şahin, “Projede 3’ü aile bloku, 6’sı ise rezidans blokları olarak 9 adet blok tamamen konuta ayrıldı. Projede rezidans ve loftlar olan 5 yıldızlı otel ve 1 adet ofis blokunun yer alması planlanıyor. Konut sayısının 1000’i bulması planlanıyor. En az 4 bin kişi burada yaşayacak. Projenin 1 milyar liralık satış değeri olacak” dedi. B Kemal Şahin Rüzgâra bakıyoruz 2011’de yaklaşık 1 milyar dolar ciro elde ettiklerini açıklayan Kemal Şahin, “Fabrikalarımıza elektrik üretip satan, Şahinler Enerji adında bir şirketimiz var. Enerji sektörüne de sıcak bakıyoruz. Rüzgâr enerjisi alanındaki fırsatları değerlendirebiliriz” diye konuştu. Serbest bölge işletmeciliği konusunda iyi bir deneyim sağladıklarını ve kendilerine teklif geldiğini de anlatan Şahin, bu alanda işletmecilik ya da yeniden serbest bölge inşa etme anlamında yurtdışına da yatırımlarının olabileceğini ifade etti. Türkiye’nin ekonomisini de değerlendiren Şahin, “Cari açık yabancı parayla finanse ediliyor; bu bir tehdit. AB karıştıkça bizim için sıkıntı büyüyor. Çünkü para oradan geliyor. Türkiye’nin tasarrufu yok. Arap ülkelerindeki karışıklıklar da devam ederse bu ülkelerden de para gelmeyecek. Buna dikkat etmek ve tedbir almak gerekiyor” dedi. ran savaşı’ üçüncü yılına girerken ABD ve/veya İsrail ne zaman saldıracak sorusuna, Washington Institute for Near East Policy’nin İran Güvenlik İnisiyatifi Direktörü Patric Clawson’un verdiği “bence iki yıl önce (saldırdı bileE.Y.)” cevabından (New York Times 11/01) hareketle, Mustafa Ahmedi’nin ölümüyle savaşın üçüncü yılına girdiğimizi varsayabiliriz. Hatta 2007’de Ardeşir Hüseyinpur’un zehirlenmesiyle başlayan sürecin tümünü göz önüne alarak, beşinci yılına girdik bile diyebiliriz. İsrail gazetesi Haaretz’in derlediği şu listeye bakar mısınız? Masud Ali Muhammed (12/01/2010), Majid Şahriyari (29/11/2010), Abadan rafinerisinde patlama (24/05/2011), Darious Rezainejad (23/07/2011), füze üssünde patlama, bir general 16 ölü, 15 yaralı (12/11/2011), İsfahan Nükleer Tesisleri’nde patlama (28/11/2011), Yazd kenti nükleer tesislerinde patlama 7 ölü (11/12/2011) ve geçen hafta Mustafa Ahmedi. Bunlara ek Fareydun Abbasi 2010’daki saldırıdan yaralanarak kurtuldu, İran Atom Enerjisi Örgütü’nün başına getirildi. ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi eski yetkililerinden ve Ulusal Güvenlik Konseyi ‘İ Geçen hafta gelişmeler aniden yoğunlaştı. ABD, haziran ayından itibaren İran’la petrol ticaretinin Süreç hızlanıyor mu? Önümüzdeki haftalarda körfezde İran, ABD ve İsrail’in neredeyse aynı zamanda gerçekleştirecekleri “manevralar” sırasında bir “provokasyon” olasılığını bir kenara C MY B C MY B uzmanlarından William Tobey’in, “2007’den bu yana altı saldırıdan beşinin, taşıtlara yapıştırılan mıknatıslı bombalarla gerçekleştirildiğine” (Daily Beast /Newsweek, 13/01/12) ilişkin saptaması, suikastların sistemli bir biçimde, tek bir kaynak tarafından gerçekleştirildiğini gösteriyor. Natanz Nükleer Tesisleri’ne yönelik Suxnet bilgisayar virüsü aracılığıyla yapılan sabotajı da bu listeye eklediğimizde, İran’ın, 2010’dan sonra giderek tırmanan bir saldırı altında olduğunu söyleyebiliriz. ABD yetkilileri “Kesinlikle bizden kaynaklanmıyor” diyorlar. İsrail, saldırıları sahiplenmiyor. Ancak Le Figaro İsrail gizli servisinin İran muhalefetiyle işbirliği yaptığını savunuyor. Der Spiegel de ağustosta yayımladığı bir raporda İsrail’in, MOSSAD’ın yeni başkanı Tamir Pardo önderliğinde İran’a karşı gizli bir savaş sürdürdüğünü iddia ediyordu (The Guardian 11/01/2012). Son saldırı, İsrail Genelkurmay Başkanı’nın “2012 İran için çok kritik bir yıl olacak. İran’da çok sayıda doğal olmayan şey yaşanacak” uyarısından hemen sonra gerçekleşmişti. Yine de kimi İsrailli yetkililerin, “Bölgede İran’da sorun çıkartmak isteyen tek ülke biz değiliz” uyarıları (The Guardian) “bu saldırıların arkasında kim var” sorusuna kesin bir cevap vermeyi zorlaştırıyor. Bu bağlamda, Hürmüz Boğazı, Şii nüfusun kışkırtılması, Suudi kaynaklı medyada dile getirilen İran korkularına bakmak yeterli. Hedefteki Ülke: İran finansmanını global olarak yasaklayacağını, bir AB yetkilisi, İran’a petrol ve petrokimya ürünlerini kapsayan bir ambargonun 23 Şubat’ta onaylanacağını açıkladı. Aynı günlerde İran ikinci bir tesiste daha uranyum zenginleştirmeye başladığını, Rusya ile petrol ticaretinde artık dolar kullanmayacağını açıklıyor, ambargolara misilleme olarak Hürmüz Boğazı’nı kapatmaktan söz ediyordu. Perşembe günü Los Angeles Times ABD’nin körfezdeki askeri varlığını arttırmaya başladığını, cuma günü New York Times ABD’nin İran’a, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasına asla izin verilmeyeceğine ilişkin gizli bir mesaj gönderdiğini aktarıyorlardı. Diplomatik trafik de hızlanmıştı. ABD Hazine Bakanı Çin’i ambargolara katılmaya ikna etmeye çalışırken Halkın Günlüğü gazetesi, Çin’in İran’dan petrol almayı durdurmasının neden olanaksız olduğunu anlatıyordu. Bu ekonomik yaptırımlar bir BM kararından değil, ABD politikalarından kaynaklanıyordu; “ABD uluslararası topluluk demek değildi”. Ambargolar “Çin’in stratejik çıkarlarına zarar verecekti”. (13/01). ABD Çin’i ambargoyu desteklemeye ikna edemeyince, perşembe günü, Çin’in önemli petrol şirketlerinden Zhuhai Zhenrong’a mali ambargo uygulayacağını açıkladı. Cumartesi günü, Çin gazetesi, Global Times’ın baş yorumcusu, ABD’ye boyun eğilmemesini, bu küstahlığa gereken cevabın verilmesini istiyor, böylece ABDİran çelişkisi yeni bir boyut kazanıyordu. Christian Science Monitor’un bir yorumuna göre Rusya da İran’ın nükleer projelerinden kaygı duymakla birlikte yalnızca İran ve Suriye’ye karşı ABD kaynaklı yaptırımlara, BM Güvenlik Konseyi’nden bu yönde bir karar çıkmasına kesinlikle karşıydı. Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın “Bizim için BM kararları bağlayıcıdır, başkalarının kararları değil” sözlerini aktaran Financial Times’a göre Türkiye ambargoya katılmayacaktı. Bu gelişmeler, ambargonun başarılı olamayacağını düşündürürken, BBC “Kriz derinleşiyor, bir çatışma önlenebilir mi” diye soruyor, Telegraph, “ilan edilmemiş savaşın ısınmakta olduğunu” savunuyor, Pekin Üniversitesi Stratejik Çalışmalar Enstitüsü’nden Dai Xu, “İran’a yönelik açık bir saldırının 2012 içinde gerçekleşmesini” bekliyordu (Global Times, 12/01). Financial Times’ta James Blitz’in yorumuna göre 2012’nin “küresel güvenlik gündeminin başında Batı, İran’la bir savaşa ne kadar yakınlaştı” sorusu var (13/01). Savaş ne kadar yakın? bırakırsak ABD ve/veya İsrail’in İran’a saldırma olasılığı ne kadar yüksek? ABD’nin etkili dış politika yayınlarından National Interest’te geçen hafta yayımlanan iki farklı analize göre, bir provokasyona zorunlu cevap verme olasılığı dışında saldırı çok riskli bir seçenek. Elbridge Colby ve Austin Long imzalı yazı, pek fazla ilgi çekmeyen, ama çok önemli bir soruya işaret ediyor: “Bir saldırı başladıktan sonra süreç nasıl sonlanacak?”; dahası “Bir saldırıdan sonra İran teslim olmazsa ne olacak?”, “uzun süreli bir bombalama operasyonu boyunca ABD uluslararası desteği ve ittifaklarını nasıl muhafaza edecek?” Malou Innocent’in yorumunda, “Irak, Afganistan, Pakistan, Somali, Yemen, Libya deneylerinden sonra, İran’a saldırmayı savunmadan önce insan biraz düşünür” diyor. Innocent, olaylardaki tırmanmanın, yeni bir körfez savaşına, ekonomik krize yol açacağını savunuyor, MOSSAD’ın eski başkanlarından Dagan’ın ve Halevy’nin “bir saldırının aptalca olacağına”, “İsrail’i ve tüm bölgeyi 100 yıl sarsacağına”, eski ABD Savunma Bakanı Gates’in “kuşaklar boyu gelecek cihat dalgasını tetikleyeceğine” ilişkin uyarılarını aktarıyordu. Bunlar, bölgede istikrarın sağlanmasına öncelik veren bir paradigma içinde son derecede akılcı uyarılar. Ama ya ABD’nin, “Yeni Savunma Stratejisi” bağlamında, bir paradigma değişikliğiyle karşı karşıyaysak? Ya ABD artık Ortadoğu petrollerine, gazına Çin kadar bağımlı olmadığını, bu farkı stratejik avantaj olarak kullanabileceğini düşünmeye başladıysa; istikrar yerine, uzaktan dengelemeye Çin’in yükselişini engellemeye öncelik veriyorsa?.. ‘Gelir Testi için süre uzatılmalı’ Ekonomi Servisi İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (İSMMMO) Başkanı Yahya Arıkan, Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 800 bin kişinin tamamen sağlık güvencesi dışında bulunduğunu belirterek bu durumdakilerin 31 Ocak’a kadar Gelir Testi için başvurmak zorunda olduklarını hatırlattı. Arıkan, Yeşil Kart’lı yaklaşık 9 milyon 200 bin kişinin de vizeleri bittiğinde bir ay içinde Gelir Testi yaptırmak zorunda kalacaklarına dikkat çekerek SGK il müdürlükleri ya da ikametgâha yakın sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına başvurularda zaman nedeniyle büyük sıkıntı yaşanabileceğini ifade etti. Arıkan “Bu kişiler ay sonuna kadar başvurmazlarsa kendiliğinden SGK tarafından tescil edilerek asgari ücretin iki katının yüzde 12’si oranında, yani 212.76 lira prim ödeme yükümlüsü olacak” uyarısında bulundu.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog