Bugünden 1930'a 5,500,162 adet makale



Katalog


«
»

14 OCAK 2012 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA HABERLER AVRUPA GAZETECİLER FEDERASYONU BAŞKANI KÖNİG, TERÖRLE MÜCADELE YASASININ DEĞİŞTİRİLMESİ ÇAĞRISINDA BULUNDU 7 ‘Türk hükümeti belli bir görüşü susturuyor’ ELÇİN POYRAZLAR Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Başkanı İsveçli Arne König, Türkiye’de gazetecilerin tutuklanmasıyla hükümetin bazı görüşleri susturmaya çalıştığını söyleyerek ülkedeki terörle mücadele yasasının değiştirilmesi çağrısında bulundu. Silivri’de dünkü Ergenekon duruşmasını izleyen König, Cumhuriyet’e yaptığı değerlendirmesinde “pek çok ülkede yasadışı olmayan koşulların yasadışı kabul edildiği büyük bir sistemin yaratıldığı izlenimine kapıldığını” dile getirdi. König “Bu absürd bir du rum. Kanımca Türk hükümeti belli bir görüşü susturmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’de bu konuyu ele almak için pek çok gazetecinin bir araya geldiği bir platform oluşmasını memnuniyetle karşıladığını söyleyen König, “Gazetecilerin başına gelenlerin zaman içinde herkesin başına gelebileceği gerçeği sivil topluma anlatılmalı. Eğer haberi iletenleri susturursanız topluma mesaj gitmez. Bu davaların amacı sanırım bu” dedi. Türk hükümetinin gazetecilerin terör faaliyetlerinden ötürü hapse girdiği tezini de değerlendiren König, “Türk İçişleri Bakanı bir tablo, şiir, makale ya da karikatürde de terorizm bulunabileceğini söyledi. Eğer terorizme karşı böylesi paranoyak bir tutumunuz varsa bu büyük bir sorun demektir. Gazeteciler her yerde ve toplumun her kesimiyle görüşebilme şansına sahip olmalı. Terörle mücadele yasasına getirilecek değişikliklerde terorizm ve gazeteciliğin bütünüyle farklı şeyler olduğu açıkça belirtilmeli” diye konuştu. EFJ olarak 2009’dan bu yana Türkiye’de gazetecilerin durumunu yakından izlediklerini dile getiren König iki yıl gibi kısa bir sürede hapisteki gazeteci, sayısının ikiye katlandığını ve binlerce gazeteci hakkında da soruşturma sürdüğünü aktardı. Buna bir son verilmesi gerektiğini ifade eden König şöyle konuştu: “6 ayda 6 kez Türkiye’ye geldik. Durumu izlemeyi sürdüreceğiz. Türkiye’de olanlar dünyadaki basın özgürlüğü için de esaslı bir sınav. Biz içişlerine karışmıyoruz. Hükümetin sorumluluğu tüm vatandaşlarının bilgi alma hakkını sağlamaktır. Bu bir insan hakkıdır, eğer gazetecileri içeri alırsanız bu hakkı çiğnemiş olursunuz.” König, Avrupa Birliği’nin bu süreçte Türkiye’deki basın özgürlüğüne yeterince destek vermediğini söyledi. Yargı Bu Noktaya Nasıl Getirildi? Yargı, rivayete göre devleti oluşturan bağımsız bir güçtür. Tıpkı yasama gibi! Ama yasaları, bağımsız yasama organı yapar, bağımsız yargı da uygular! Bağımsız yargının kurumlarını oluşturan yasaları da bağımsız yasama organı yapar! Ama yürütme gücü bağımsız değildir. Çoğunluk hangi partideyse onun borusu öter. Bu sayede önce yasama yönlendirilir. Yasama aracılığı ile de bağımsız yargı. 12 Eylül anayasası söylenmedik laf bırakılmadan eleştirilir, ama “Seçim kanunları temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştracak biçimde düzenlenir” kuralına toz kondurulmaz. Çünkü istikrar (1 Aynı kararda, biçimde sürme, 2 Yerleşme, oturma) sözcüğü siyasal iktidarın her istediğini yapabilmesinin maymuncuğu olarak kullanılabilen sihirli bir sözcüktür. ૽૽૽ 55 yıla yakın bir süredir gazetecilik yapmaya çalışırım. Mesleki şapkalarım nedeniyle dava vekili sıfatıyla gazeteciliği ilgilendiren yasaların hazırlık çalışmalarına da katılırım. Bu görev, beni geçmişte izlediklerimi anımsamaya, izlemediklerimi de öğrenmeye zorlar. Bu nedenle, geçmişte yasa yapmanın kutsal bir kamu görevi olduğuna inanarak çaba harcayanları, üstlerinin her dediğine “evet” demeyenleri de tanıma olanağını bulmuşumdur. Hepsini aynı saygıyla anımsarım. ૽૽૽ Türk Ceza Yasası toptan yenilenirken bugün varılacak noktayı fala değil de taslakta yazılanlara bakarak söyleyenlerden biri de Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’dir. Taslaktaki 26 maddenin sakatlığını yazılı ve sözlü olarak anlatmak gibi bir görevi yerine getirmeye çalışmıştır. Bilindiği gibi Türk Ceza Yasası, kabul edildikten sonra daha yürürlüğe girmeden kimi maddeleri değiştirilen ve bu niteliği ile de hukuk tarihimize geçen ender yasalardan biridir. ૽૽૽ Yürürlüğe girme tarihinin 1 Nisan 2005’ten 1 Haziran 2005’e ertelenmesi sonrasında bir gözden geçirme çalışması başlatılmıştı. Çalışmanın gazetecileri doğrudan ilgilendiren maddelerinin tartışıldığı bölümüne ben ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hukuk Danışmanı Avukat Fikret İlkiz katılmıştık. 13 Nisan 2005 günü yapılan toplantıda taslağı alt komisyon olarak yeniden oluşturan öğretim görevlileri de vardı. Nedense o üyelerden biri daha sonra dışlanmış yerine bir başkası getirilmişti. İlkiz, maddelerdeki suç tanımlarının yanlışlığını ve cezaların öldürücülüğünü anlattı doğal olarak. Öğretim görevlileri hukuk okumuşlardı, ama üniversite kariyerlerinin daha başındaydılar. Sözcüleri, İlkiz’i yanıtlarken “suç tanımlarını ancak biz yaparız” demeyi kendinde hak olarak görünce elimizde olmadan birbirimize bakıp acı acı gülümsemiştik. Sonuçta da kimi değişiklikler oldu ama esas amaç değişmedi. Hukuka siyasetin ya da dinsel düşüncelerin karışmasının tek örneği değil bu yaklaşım. Benzerini son günlerdeki özel yetkili mahkemelerle ilgili açıklamalarda da görüyoruz. ૽૽૽ Yaklaşım sadece insanın yaptığı hukukla da sınırlı değil. İlahi hukukta da benzeri yaşanıyor. Osmanlının din bilgini olduğu kabul edilen şeyhülislamları bile hadlerini bilen adamlarmış. Kendilerinden istenilen fetvalara “olur” ya da “olmaz” yanıtını verirken söze günümüz Türkçesiyle şöyle başlarmışlar, “Doğrusunu Allah bilir.” Bugün herkes ulusal hukuk ya da dinsel hukuk bilgini. Tanrı Türkiye’yi bunlardan da korusun... GÖP’TEN TEPKİ Yasalar değişsin İstanbul Haber Servisi GÖP, TBMM’yi bir kez daha göreve çağırarak, “İfade özgürlüğünü engelleyen yasa maddelerinin kaldırılmasını” istedi. Egenekon duruşmasına tanıklık eden Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Başkanı Arne König de “Mahkeme başkanının sanıkların durumunu anlatmalarına bile izin vermemesi dikkatimi çekti” dedi. Dönem Başkanlığını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) yürüttüğü Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) temsilcileri 2. Ergenekon soruşturması kapsamında Silivri Ceza İnfaz Kurumu’nda devam eden duruşmayı izledi. Duruşma öncesinde GÖP Dönem Başkanı Orhan Erinç adına bir açıklama yapan TGC Yönetim Kurulu Üyesi Gülseren Ergezer Güver, Terörle Mücadele Yasası ve Ceza Yasası’nın ifade özgürlüğüne ilişkin maddelerinin yeniden düzenlenmesini talep ederek, “İleri demokrasiden söz edilen Türkiye’de basın ağır baskı altında. 97 gazeteci tutuklu, binlercesi hakkında soruşturma var. Gazeteciler ya özgürlükleri alınarak ya da işsiz bırakılarak susturuluyor” dedi. Balbay, İlker Başbuğ’un nerede yargılanacağı tartışmalarına dikkat çekti Hukuk bölündü HATİCE TUNCER SİLİVRİ’DE ÖYM’LERE KARŞI KURULAN ‘İSYAN ÇADIRLARI’ KALDIRILIYOR B A LYO Z DAVA S I İDO’ya paşa mı? İstanbul Haber Servisi Balyoz Harekât Planı davasında tutuklu bulunan Tuğgeneral Kubilay Baloğlu, “Komploya sahte verilerle dahil edildim” dedi. Baloğlu, “Üzerime atılan suçlamalar çökmüştür” dedi. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki büyük duruşma salonunda görülen 249’u tutuklu 365 sanıklı davanın 63. duruşması yapıldı. Baloğlu, savunmasında çarpıcı çelişkilere değindi: “Planlara göre sıkıyönetim zamanında İstanbul Deniz Otobüsleri’nden (İDO) sorumlu personel olarak gösteriliyorum. Ben Türkiye’nin en önemli iki hava üssünden birinde görevli hava subayı iken İDO’dan sorumlu personel olmam ne kadar mantıklı? Yine seminerde ‘ulaşım kesintisiz’ yapılacak yazıyor. Benim hazırladığım iddia edilen belgelerde ‘tüm seferler iptal edilecek’ yazıyor.” Belgenin hazırlandığı tarihlerde Polonya’da görevde olduğunu havaalanı kayıtlarıyla birlikte sunan Baloğlu, bu çelişkinin de altını çizdi. İkinci Ergenekon davasında 3 yıla yakın bir süredir tutuklu bulunan CHP İzmir Milletvekili ve gazetemiz yazarı Mustafa Balbay, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un nerede yargılanacağı tartışmalarına dikkat çekerek, “Hukuk ikiye bölünür mü? Türkiye’de hukuk rayından çıkmış, karaya oturmuştur” dedi. Balbay, diğer sanıklarla birlikte kendisinin “ülkede kaos yaratmaya” çalışmakla suçlandığını belirterek, “Kaos ortamını yargı yaratmıştır” diye konuştu. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Cezaevi yerleşkesi yanındaki küçük salonda görülen davanın 150. duruşması yapıldı. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese’nin talep ve beyanların alınacağını açıklaması üzerine Balbay söz aldı. Balbay, sözlerine Avrupa Gazeteciler Federasyonu Başkanı (EFJ) Arne König’i ve tüm izleyicileri selamlayarak başladı. Balbay, König’e Almanca olarak “Tiyatroya hoş geldiniz” diye seslendi. Balbay, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Ercan İpekçi’ye, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun (FIJ) yenilenen Uluslararası Basın Kartı’nı kendisine ilettiği için teşekkür etti. Balbay, “Özgür olsaydım, gazetecilik mesleğine devam ediyor olsaydım, büyük olasılıkla MİT Müsteşarı’nın yaptığı görüşmede olurdum. Biliyorsunuz Genelkurmay Başkanı 4 gazeteciyle röportaj yaptı. Burada benim gazetecilik mesleğini yaparken kullandığım belgelerden, kitaplarımdan, ‘terör örgütü’ üretilmeye çalışılıyor” diye konuştu. Balbay, “Biz ‘kaos yaratmaya çalışmak’la suçlanıyoruz. Gelinen noktada kaos ortamını yargı yaratmıştır” dedi. Balbay’ın “yargının kaos ortamı yarattığı” sözleri üzerine başkan Özese, “Yargı görevini yapıyor. Yargının öyle bir amacı olamaz. Mahkemeyi töhmet altında bırakacak sözler sarf etmeyin” diye araya girdi. Balbay ise “2 ayda 15 dakika söz hakkımız var. Kesmemenizi talep ediyorum. Şu anda Türkiye’de insanların nerede yargılanacağı, nerede tutulacağı tartışılıyor. Delilleri geçtik, nerede, nasıl yargılama yapılacağına dahi karar verilemiyor. Bunlar hukukun rayından çıkıp karaya oturduğunu göstermektedir” dedi. Çadır yerine cezaevi Silivri Cezaevi önünde özel yetkili mahkemelerin kaldırılması amacıyla kurulan çadırların bulunduğu arazi Adalet Bakanlığı tarafından kamulaştırıldı, çadırların kaldırılması için hafta sonuna kadar süre verildi. Çadır alanının kamulaştırılmasına tepki gösteren CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, “Bir ülkede fabrikalar yerine cezaevleri yapılıyorsa o ülkede özgürlük ve demokraside tehlike çanları çalıyor demektir” dedi. CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu da yurttaşlara Silivri Cezaevi’ndeki duruşmaları izleme çağrısı yaptı. Nöbet çadırlarının sorumlusu Hıdır Hokka ise savcılık tarafından hakkında açılan soruşturmaya değinerek “Bizim üzerimizden belediyeye de gözdağı veriyorlar. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na verdiğim tüm bilgileri en ince detayına kadar soruşturma dosyasına sokmuşlar. AKP çıkış yolu bulamadığı için çadır alanını kamulaştırdı” dedi. Silivri Cezaevi’nin karşısındaki çadırların bulunduğu alana 2’si yeraltında olmak üzere 5 katlı yeni bir duruşma salonu yapılması ve cezaevinin genişletilmesi için 100 dönüm arazi Adalet Bakanlığı’nca kamulaştırıldı. Bu alan üzerinde kurulu çadırların da kamu alanı içerisinde olduğu gerekçesiyle kaldırılması istendi. Yassıada benzetmesi Balbay sözlerine şöyle devam etti: “Yüce Meclis kilitlendiyse, fiili olarak görev yapamaz hale geldiyse, ana muhafelet partisinin 134 milletvekiline Meclis dışında kalma tehlikesi hissettirildiyse hukuk karaya oturmuştur.” Balbay, şu örnekleri verdi: “Türkiye Cum huriyeti tarihinde siyasal yargılamalar var. Yassıada yargılamalarında, sanıkların ‘Burada hukuksuz yargılanıyoruz’ diyen sanıklara mahkeme başkanı ‘Sizi buraya tıkan irade öyle istiyor’ dedi. 12 Eylül’de siyasi parti liderleri, Zincirbozan’da ‘zorunlu ikamet’ ettirildiler. Zincirbozan’da artık Çanakkale’deki 18 Mart Üniversitesi’ne bağlı Hukuk Fakültesi kuruluyor. Benim de hayalim Silivri’nin de Hukuk Fakültesi’ne dönüşmesi.” Başkan Özese, bir kez daha araya girerek “Mahkememizin Yassıada yargılamalarıyla en ufak benzerliği yok. Biz hiç kimseden talimat almıyoruz” diye uyardı. Balbay ise “Tabii ki en ufak benzerlik yok. Yassıada ile benzerlik zaten ufak değil” dedi. Türkiye’de şu andaki yargılamalar karşısında herkesin bir suç örgütüne dahil edilebileceği korkusu yaratıldığını savunan Balbay, “Bu iklimi siz düşünün. İzmir’de her iki seçmenden birisi bana oy verdi ve Meclis’e taşıdı. Bu, seçmenin tutuklanması demektir. Bu milli iradenin üzerindeki bir iradedir” dedi. “Gelinen noktada mahkemeden bir talepte bulunma ortamı kalmamıştır” diyen Balbay, şunları kaydetti: “Silivri uygulamalarından ortaya çıkan tabloda, ana muhalefet partisi liderinin kendisini ifade edemeyeceği bir iklime dönüştürülmüştür.” Gazeteci olarak ülke sorunlarının üzerine gittiğini ve tutuklandığını anlatan Balbay, “Gazeteci kimliğimi hücrede dahi üzerimden çıkarmadım. Bu dava siyasi bir davadır. Artık milletvekili kimliğim de oldu” dedi. Balbay mahkeme heyetine, “Bu dava uluslararası gözlemcilerin izlemek istediği bir dava haline gelmiştir. Kendi ezberlerinizle, bu iklimle bu davayı sürdüremezsiniz” diye seslendi. ‘Brecht’in tiyatrosu’ Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Balbay’ın talep konuşmasında Almanca sözler söylediğine dikkat çekerek sözün ne anlama geldiğinin kendisine sorulmasını talep etti. Bunun üzerine Balbay, “Bugünkü duruşmaya Almanya’dan Avrupa Gazeteciler Federasyonu Başkanı Ane König katıldı. Kendi ülkelerinde Bertolt Brecht çok önemli bir tiyatro yazarıdır. Ben de ona ‘Brecht’in tiyatrosuna hoş geldiniz’ diye Almanca olarak seslendim” dedi. Duruşmada söz alan tutuklu sanık gazeteci Tuncay Özkan, bir yıldır tek başına hücrede olduğunu ifade ederek “Burada çürümeye terk ediliyorum” dedi. Tutuklu sanık eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hurşit Tolon da tek başına koğuşta kaldığını belirterek şöyle devam etti: “Terki hayat olmamak için de bir dilekçe vereceğim ancak hangi mahkeme bunu kabul edecek bilmiyorum” diye konuştu. Tutuklu sanık Prof. Dr. Yalçın Küçük ise kaos yapmakla suçlandığına işaret ederek, TCK’de “kaos” çıkarmakla ilgili herhangi bir maddenin bulunmadığını söyledi. Duruşmayı sanatçı Yıldız Kenter, İpekçi ve König’in yanı sıra, TGS eski genel başkanı Ziya Sonay , TGC’den Gülseren Güver, IPI’dan Yurdanur Atadan da izledi. Fotoğraf: ALİ AÇAR İZMİR’DEKİ TUTUKLAMALAR Adalet çağrısı yapılacak İZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu) İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne düzenlenen operasyon kapsamında tutuklanan belediye bürokratları, şirket yetkilileri ve sendika üyelerinin yakınları “Tutuklu Yakınları Platformu” adı altında bir araya geldi. Her cumartesi günü İzmir Büyükşehir Belediyesi önünde buluşma kararı alan platform üyeleri, buradan tüm kamuoyuna “adalet” çağrısı yapacaklar. Platform bünyesinde oluşturulan yürütme kurulunda her tutuklu ailesinden bir kişi yer alacak. İlk toplantı bugün saat 14.00’te, İzmir Büyükşehir Belediyesi önünde gerçekleştirilecek. İlke kararı alarak her cumartesi günü bir araya gelecek olan tutuklu yakınları, özel hayatlarındaki sıkıntı ve yaşadıkları zorluklar nedeniyle de birbirlerine destek olacak. İZELMAN Genel Müdürü Hüseyin Kırmızı’nın ağabeyi Kaner Kırmızı, “Bu insanlar cezaevinde oldukları için geride kalanların yaşadığı sorunlar pek gündeme gelmiyor. Burada bir dayanışma ruhu ve birliktelik olacak” diye konuştu. İP’ten Perinçek cezasına protesto İstanbul Haber Servisi İşçi Partisi (İP) üyeleri, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek’e, Ergenekon davasında yaptığı savunma nedeniyle açılan beş ayrı davadan dolayı 16 yıl hapis cezası verilmesini İstanbul’daki ilçe örgütlerinde protesto etti. İP Ümraniye ilçesi üyeleri dün Doğu Perinçek’e verilen cezayı ve Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanmasını protesto amacıyla AKP Ümraniye İlçe Başkanlığı’na siyah çelenk bırakıp basın açıklaması yaptı. Kadıköy, Pendik, Kâğıthane, Bakırköy, Sarıyer, Avcılar, Gaziosmanpaşa ilçelerinde önceki gün bir araya gelen İP üyeleri de slogan atıp pankart ve dövizleri açtılar. İP’lilerin eylemine DSP, Atatürkçü Düşünce Derneği, Türkiye Gençlik Birliği ilçe başkan ve yöneticileri de destek verdi. İP Avcılar İlçe Başkanı Ahmet Yaman, özel görevli mahkemenin iddialarına karşı savunma yapan Perinçek’in savunma hakkının engellenmek istendiğini belirtti. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog