Bugünden 1930'a 5,498,966 adet makale



Katalog


«
»

14 OCAK 2012 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA kultur@cumhuriyet.com.tr KÜLTÜR 17 Yeşilçam Film Akademisi Ödülleri Emek Sineması ve Cercle d’Orient çevresinin mülk sahibi Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yetkilileri: ‘Biz sadece mülk sahibiyiz’ ᮣ SGK yetkilileri, kendilerinin yalnızca mülk sahibi olduklarını, sözleşmeyi iptal edemeyeceklerini, asıl muhatabın Anıtlar Kurulu ve Kültür ve Turizm Bakanlığı olduğunu belirttiler. Açıklamada, SGK’nin mahkeme sürecine göre hareket edeceği ve beklemede olduğu vurgulandı. CEREN ÇIPLAK mek Sineması ve Cercle d’Orient çevresinin mülk sahibi Sosyal Güvenlik Kurumu da (SGK) sessizliğini bozdu. Proje sahibi Kamer İnşaat, geçen günlerde projenin detaylarını kamuoyuyla paylaşarak ilk adımı atmıştı. Biz de sürecin önemli bir aktörü olan SGK’ye konuyla ilgili sorular yönelttik. Ancak yönelttiğimiz soruların yalnızca bazılarının yanıtını alabildik. Sözleşmedeki kira bedelini açıklamayan SGK, sözleşmeyi iptal etme olasılığının söz konusu olmadığını belirtti. Yetkililer, kurum açısından böyle bir kararın tek yanlı alınamayacağını, işi alan firmanın, Kamer İnşaat’ın da mahkeme süreci doğrultusunda hukuki hakları olduğunu belirttiler. Cercle d’Orient, İskentinj Apartmanı, Melek Apartmanı, Emek, İpek ve Rüya sinemalarını kapsayan yapı adasına öngörülen projeyi ise konunun uzmanları eleştirmiş “Bir kültür yönetimi skandalı” olarak nitelemişlerdi. Kamer İnşaat ruhsat başvurusu yaptıktan sonra kiracıların yapı adasını boşaltması sonrası inşaata başlayacak. Ancak, SGK, kültür mirası olan bir kamu bölgesini, bir müteahhite, bir yatırım şirketine kâr E odaklı projelendirmesi için neden teslim ediyor? SGK’den yapılan açıklamada, tarihi eserlerin uzmanlık alanları olmadığı, kurum olarak sadece mülk sahibi oldukları, bu durumda asıl karar mekanizması ve asıl muhatabın Anıtlar Kurulu ile Kültür ve Turizm Bakanlığı olduğu belirtildi. Yetkililer, yanıtı günlerdir kamuoyundan netleşemeyen “Kamer İnşaat ile SGK hangi tarihte, kaç yıllığına sözleşme yaptı? Sözleşme ne zaman yürürlüğü girecek?” sorusunu ise şöyle yanıtladılar: “1993’te Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü varken Kamer İnşaat ile bir sözleşme yapılmıştı. O sözleşme, 25 yıllık “yapişletdevret” sözleşmesidir. Sözleşme, inşaat süreciyle başlar, ancak inşaat süreci henüz başlamadığı için sözleşme de başlamadı. O günden bu yana yapılan başka herhangi bir sözleşme yok. 25 yıllık süreç, proje bütün prosedürlerden geçtikten sonra, inşaat başlar başlamaz devreye girecek.” Peki, şu gelinen noktada, SGK nasıl bir tutum takınıyor? “2008’de ise Kamer İnşaat, Emek Sineması ve Cercle d’Orient çevresi için SGK’ye bir proje sundu. Bu proje 2010 Avrupa Kültür Başkenti projelerine yetişsin diye bizim kurumumuza sunuldu. Kurum da önerilen proje için Anıtlar Kurulu’ndan onay alınması durumunda destekleyeceğini belirtti. Firma, Anıtlar Kurulu’ndan onay aldı. Proje, Beyoğlu Belediyesi ve ilgili kurumlara da sunuluyor ve kabul ettiriliyor. Biz de kurum olarak mahkeme sürecine göre hareket edeceğiz. Kuruma, resmi yoldan mahkemeden herhangi bir karar henüz iletilmedi. Beklemedeyiz.” Sektörün en iyisini sektör seçecek Kültür Servisi Sinema meslek birlikleri, sendikalar ve derneklerin katılımıyla kurulan Yeşilçam Film Akademisi (YEFA) dün bir basın toplantısıyla kamuya tanıtıldı. Toplantıda BİROY Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Engin, SİNEBİR Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Güneş, yapımcı Zeynep Özbatur Atakan ve yönetmen Mehmet Güleryüz “Sinema Meslek Birlikleri Güç Birliği Projesi” kapsamında hayata geçirilen ve bu yıl ilki verilecek Yeşilçam Film Akademisi Ödülleri’ni de tanıttı. Halihazırda verilen Yeşilçam Ödülleri’nden ayrı olan Yeşilçam Film Akademisi Ödülleri’nde sistem ve oylama şeffaflık esasıyla işleyecek. O yıl Türkiye’de gösterime girmiş bütün yerli filmler bu ödüllendirme sisteminin doğal aday adayı sayılıyor. Şimdilik aralarında sektörde tanınmış oyuncular, yönetmenler, yazarlar, müzisyenlerin dahil olduğu 250 kişiden oluşan ön seçiciler kurulu daha sonra 3000 kişiye çıkacak. Kurul, filmleri İstanbul’daki sinema salonlarında ya da evlerinde HD kalitesiyle izleyip internette ekolay’ın oluşturduğu bir portal üzerinden şifre sistemiyle oylayacak. Yeşilçam Film Akademisi’nin sivil bir oluşum olduğunu belirten Engin, “Sadece filmleri seyredenler oylama yapacak. Bazı filmler 5 kopya, bazıları 300 kopya ile giriyor gösterime. Bu adaletsizliği de ortadan kaldırmış olacağız” dedi. Amerika ve Avrupa’da uygulanan akademi modeli örnek alınarak oluşturulan sistemle sektör çalışanları yılın en iyisini kendileri belirlemiş olacak. Yarışmaya katılım ise başvuruyla olacak. Önümüzdeki yıl resmi bir şekilde kendini kuracak Yeşilçam Film Akademisi, BİROY, BSB, FİYAB, SETEM, SESAM, SEYAP, SİNEBİR, TESİYAP gibi öncü meslek birlikleri ve SİNESEN, OYUNCULAR SENDİKASI, ÇASOD, FİLMYÖN, SENDER, SODER, TÜRSAK, TÜRSAV gibi sendika, dernek ve vakıfları bir araya getirdi. Yazarımızın yazısını rahatsızlığından dolayı yayımlayamıyoruz. ‘Zenne’ Antalya’da en iyi ilk film, en iyi kameraman, en iyi yardımcı oyuncu ve SİYAD ödüllerine değer görülmüştü ÇUKUROVA KİTAP FUARI ‘OKUR YAZAR BULUŞMALARI’NIN KONUĞU HAYDAR ERGÜLEN’Dİ Bir şairin ‘acemi’ dünyası MELTEM YILMAZ SUNGU ÇAPAN Ailesine eşcinselliğini itiraf edince babasının öldürdüğü Ahmet Yıldız’ın gerçek hikâyesinden esinlenerek çekilmiş “Zenne”, İstanbul’da dans edip fal bakarak geçinen, asker kaçağı Can’la (Kerem Can), ona özenen üniversite öğrencisi, annesiyle sorunlu Ahmet’e (Erkan Avcı) yakınlaşan, Afganistan’dan sonra postu İstanbul’a sermiş Alman gazetecifotoğrafçı Daniel’in (Giovanni Arvaneh) dostluklarına odaklanıyor. Ortak yönetmenliği üstlenmiş Mehmet Binay’la M. Caner Alper’in ilk filmleri olan “Zenne”, derdini üç gay karakter üzerinden anlatarak, muhafazakâr toplumun, farklı cinsel yönelimler gösteren bireylere uyguladığı baskıları, belirgin bir militarizm eleştirisiyle vermek iddiasında. Ancak üç ana karakterin yeterince işlenemediği, iki anne (Tilbe Saran, Rüçhan Çalışkur), teyzeyle Kürt kökenli sevgilisi (Jale Arıkan, Erdal Yıldız) gibi yan karakterlerin öne çıktığı senaryoya gerekli özen gösterilmemiş gibi geldi bize. İlk filme özgü acemilikleri barındırsa ve sonuçta kitsch etkisi uyandırsa da, hep gizlenegelmiş, tabu sayılmış bir konuya cesaretle el atmasıyla önem kazanan filmde ödüllü Erkan Avcı’dan çok, Zenne rolündeki Kerem Can göz dolduruyor. Aile ve töre kıskacındaki Can’la Ahmet’in askerlikten yırtmak için çürük raporu alma çabalarının iz bırakan sahnelere dönüştüğü “Zenne”nin Antalya’dan aldığı ödüllere diyeceğimiz yok ama yıllar önce Kutluğ Ataman “Lola ve Bilidikid”le bunun çok daha iyisini yapmıştı. ADANA Çukurova Kitap Fuarı, önümüzdeki yıllarda da devam etmesi planlanan, hem okurlar hem de yazarlar açısından oldukça anlamlı bir etkinliğe imza attı: “Okur Yazar Buluşmaları.” Fuarın ilk buluşmasının konuğu Haydar Ergülen şiire ve şaire, hiçbir zaman kabul etmediği kendi “şairliği”ne bakışını anlattı. Ellerinde şairin son kitabı “Aşk Şiirleri Antolojisi” ile masanın bir tarafında okurlar, bir tarafında Haydar Ergülen. Kimse soru sormadan şair anlatmaya başlıyor, biraz da kendisi ile başlıyor. “Ben şairoğlu şairlerden değilim” diyor, “zaten kendimi şair olarak değil, şiir yazarı olarak görürüm. Bu hem bir savunma mekanizması hem de içimden gelen bir duygudur. O yüzden de sıkı değil, gevşek şiirler yazarım.” Son dönemlerde en çok “taktığı” meselenin ise “acemilik” olduğunu anlatıyor: “Bir şair kötü bir şiir yazdığında bunu acemilik olarak ileri Haydar Ergülen süremez. Bir şiir yolunda ilerlemek ancak şiiri değiştirmek istemek, şiiri yıkıp yeniden kurmayı göze almaktır acemilik. Ustalığın, ustalaşmanın tehlikesini yok etmek için...” Ve “Her şeyi ödünç alıyoruz biz şiir yazarken” diyor, “bazen boşlukları bile ödünç alıyoruz. Bence zaten özellikle şairin şiire ihtiyacı var... Ben de şiiri bir ihtiyaç olarak yazdığım için 13 tane şiir kitabım var. ” “Aşk Şiirleri Antolojisi”ni yazma nedenini ise şöyle açıklıyor: “Bu kitabı antoloji olarak yazdım çünkü aşk yalnızca şairlerin değil, varlığımızın temel nedeni. Yokluğumuzun da nedeni aslında. Aşkı ilk kez ben yazmadım, son kez de ben yazmayacağım. Bu nedenle kitabın adı antoloji ama bu kez benim şiirlerimden oluşan bir antoloji.” ÇUKUROVA KİTAP FUARI’NDA BUGÜN Söyleşi: “İnsan Olmak, Kadın Olmak” Konuşmacılar: Zeynep Oral, Mine Kırıkkanat Düzenleyen: Cumhuriyet Kitapları Yer: Akdeniz Salonu Saat: 13.15 14.15 Panel: “Eser Yazarın Aynası mı?” Yöneten: Turhan Günay Konuşmacılar: Nilüfer Kuyaş, Behçet Çelik, Faruk Duman Düzenleyen: Can Yayınları Yer: Akdeniz Salonu Saat: 17.00 18.15 Gişe Memuru ABD’de Ⅵ Kültür Servisi Tolga Karaçelik’in Altın Portakal ödüllü filmi “Gişe Memuru” New York’un ünlü Modern Sanatlar Müzesi’nde (MoMA) gösterime girecek. Bir hafta boyunca gösterimde kalacak film, babasıyla yaşadığı evi ve işi arasındaki küçük dünyada gidip gelen ve insanlarla iletişim kurmaktansa, kendi hayallerinde yaşamayı tercih eden Kenan’ın dünyasına odaklanıyor. Bu akşam Trionando sahnede Ⅵ Kültür Servisi Trionando grubu bugün Notre Dame de Sion Fransız Lisesi Gösteri Salonu’nda saat 19.30’da bir konser veriyor. Barok dönemden modern çağa kadar uzanan eserler seslendiren grup, viyolada Göknil Genç, flütte Jülide Gündüz ve piyanoda Müge Hendekli’den oluşuyor. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog