Bugünden 1930'a 5,432,496 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 8 İstanbul PB Edirne PB Kocaeli PB Çanakkale PB İzmir B Manisa B Denizli PB Zonguldak PB Sinop PB Samsun Y Trabzon Y Giresun Y PB Ankara 9 8 6 9 10 8 6 7 8 9 9 9 5 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars PB PB K B B B Y Y Y Y K K K 2 4 4 14 12 12 5 9 5 6 2 2 5 HABERLERİN DEVAMI Oslo PB 1 Belgrad B 6 Helsinki K 1 Sofya B 6 Stockholm PB 1 Roma B 14 Londra PB 7 Atina B 12 AmsterdamY 7 Zürih K 5 Brüksel Y 6 Moskova K 1 Paris PB 6 Aşkabat B 7 Bonn Y 4 Taşkent Y 6 Münih PB 3 Baku PB 6 Berlin PB 5 Bişkek B 7 Budapeşte K 4 Tiflis Y 8 Madrid PB 12 Kahire B 15 Viyana K 4 Şam Y 10 Ülkemizin doğu kesimlerinin parçalı ve çok bulutlu, Orta ve Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi ile Yozgat, Sivas, Kayseri, Hatay ve K. Maraş çevrelerinin yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; kıyı kesimler ile Güneydoğu Anadolu’da yağmur ve sağanak, yağış alan diğer kesimlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor. İç ve doğu kesimlerde buzlanma ve don olayı bekleniyor. 13 OCAK 2012 CUMA TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 13 OCAK GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada milletin vekiline hasss… diye bağırmasıyla ivme kazandı. Yargının hükümetten emir aldığı söylemlerine sinirlenen Anayasa Komisyonu Başkanı anayasa profesörünün, “Bana ne ulan, git savcıya söyle” demesiyle küfür kültürü zenginleşti. Meclis kürsüsüne fener getirenler mi istersiniz… kürsüye bir mermi bırakıp polisin kendisini tehdit ettiğini öne süren mi… …ne kadar meyve sebze varsa seçim bölgesinde kürsüye veya Meclis’in herhangi köşesine yayanlar mı… …hırsını, kinini dizginlemeyip kürsüde bir yumrukta bardak kıranlar mı… kürsü mikrofonunu eğip bükerek kırmaya çalışanlar mı.. …ya da karşılıklı küfürlü iltifatlar arasında, beğen beğenme ama ulusal irade gereği parlamentoya gelen Kürt milletvekillerine “On para etmeyen insanlarsınız” diye bağıran İçişleri Bakanı mı… …Trabzon’dan seçilmiş, Trabzon futbol takımının amigoluğuna soyunarak FB’den şampiyonluk kupasının kazanmadığı maçlara karşın alınıp kulübüne verilmesini isteyen, bu sonucu gerçekleştirmek için ince ince dümen çevirdiklerini ilan eyleyen bir başka bakan mı… …her telden çalan, parlamento sözlüğünü argo sözcüklerle zenginleştiren vekiller Meclis’te… seç, seç al!.. …Bunlar ulusal oyun turfanda ürünleri! ૽૽૽ İktidar, şu sıralar kimi vekiller hakkında soruşturma açacak gibi görünmüyor. Bir ara ana muhalefet liderinin Silivri zulümhanesinin bahçesinde yaptığı konuşmayı “yargılamayı etkiliyor” diye yargıç önüne çıkarabilir miyim diye düşüncelere kapıldı. Ama fezleke olayı öylesine tepki gördü ki Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ; “Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılmasını” isteyen savcı fezlekesinden “Kaygılanacak ne var a canım efendim? CHP Genel Başkanı hakkında sayısını pek bilmiyorum ama altı mı yedi mi adet fezleke var. Bu da onlardan biri” diye demeçler vererek olayın ateşini söndürmeye çalıştı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin de tutukluluk süresini indirmek yerine, sorunu duruşmaları hızlandırarak çözeceklerini açıkladı ve ardından da ortalama yargılama süresini 1 yıla indirecek bir tasarı hazırlamakta olduklarını “müjdeledi!” Pekâlâ, pek güzel, eliniz dert görmesin bay bakan ama bu müjdeler yaraya merhem olmuyor. Milletin seçtikleri üç yıldır içeride. Silivri mahkemesi ulusal iradeye inadına içerideki milletvekillerini salıvermiyor. Hükümet, tutuklu milletvekillerinin tahliyelerini sağlamak için kılını kıpırdatmıyor. Mahkemeleri hızlandıracak, yargılama süresini bir yıla indirecek yöntemleri içerecek tasarıların ne zaman Meclis’e geleceği, ne zaman yasalaşacağı bilinmiyor... Yıllardır içeride yatanların, kanserleşen vakaya dönüşen tutuklu milletvekilleri olayının çözümü sözü edilen tasarılara bağlanıyor ve tahliye kararlarında Silivri mahkemesinin cimri mi cimri tutumu da dikkate alınırsa; tutuklu milletvekillerinin hücrelerdeki zorunlu ikameti tasarılar yasalaştıktan sonra bir yıl daha süreceği, akıl almaz bir olasılık olarak gündeme geliyor. ૽૽૽ Böyle hükümetle bu kadar demokrasi. Meclis Başkanı cezaevindeki 70 gazetecinin üçü dördü dışında kalanların terörden içeride yattığını, tutuklu milletvekillerinin tahliyeleri için yapacak bir şey olmadığını söylüyor. Hükümetin 2 numaralı üyesi Arınç; “Lamı cimi yok vekilin yeri Meclis!” diyor. Vallahi billahi giderayak hidayete eren yukarıdaki AKP’li ise gazeteci haklarının 1961’den 50 yıl geride olduğunu beyan buyuruyor. Kimi paşalar darbe suçlusu içeride. Muhtıra veren paşa hükümet başkanın himayesinde. Klasiğinden vazgeçtik, demokrasimiz (rafta dolma var yersen tabii) ileriye doğru koşar adım! Halkımızı böyle avuturken yüzde 50’lik iktidar… Financial Times, “Türkiye otoriter rejime sürükleniyor” diye bir yazı yayımlamaz mı? AKP başarılarını kıskanan Avrupalıların sözcüsü gazete ne olacak! Genelkurmay eski başkanlarından emekli Orgeneral Hilmi Özkök, İnternet Andıcı davasında tutuklu yargılanan bir diğer eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’u en iyi tanıyan isimlerin başında gelir. Özkök’ün Genelkurmay Başkanlığı döneminde iki yıl boyunca karargâhtaki sağ kolu, o dönem İkinci Başkan olan Başbuğ idi. Başbuğ’un tutuklanmasına Özkök’ün bakışı şöyle: “İki yıl birlikte çalıştık. Akıllı, yetenekli, uyumlu, başarılı, sevdiğim bir arkadaş. Umarım alnı tertemiz bir şekilde çıksın bu süreçten.” “Terör örgütü yöneticisi denmesinden tabii ki üzüldüm ve rahatsız oldum. Kendisi de çok yaralanmış ki ‘Bu suçlama benim için en büyük ceza’ diyor. Katılıyorum. Sonunda beraat etse bile büftandır.” Uludere’de kasıt yok Hava Kuvvetleri’nin Uludere’de 34 sivili öldürdüğü operasyon konusunda da Özkök şu yorumu yaptı: “Tabii ki olay mahkemede ve en doğru sonuç oradan çıkacak. Benim söyleyebileceğim şu: Burada kasıt aramak yanlış. Ben o bölgelerde çok görev yaptım. Tugay komutanlığı, kolordu komutanlığı yaptım. Gencecik çocukların ölmesinden Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komutanları üzüntü duyarlar. Ben de bu olaya çok üzüldüm. Ama çatışma ortamında bu tür üzücü gelişmeler olabilir. Geçmişte hem bizim hem de başka devletlerin ordularının başına böyle hadiseler gelmiştir.” Başından beri ‘Askeri tedbirle olmaz’ diyoruz Özkök, terörle mücadelede gelinen noktayı da şöyle değerlendirdi: “Bugünlerde sıkça ‘Sırf askeri tedirle olmaz’ lafını duyuyoruz. Bu yeni değil ki. 1984’te bu örgüt ilk harekete geçtiğinde ben Genelkurmay’da Plan Harekât Daire Başkanı idim. Yeni general olmuştum. Daha o zaman yazdığımız değerlendirmelerde söylerdik ‘Askeri tedbirle olmaz’ diye. Bugün hatırlıyorum şöyle sözler vardı okuduğumuz kitaplarda: ‘Asker devlet kurumlarının politikaları için uygun güvenlik ortamını sağlar.’ Her türlü silahlı çatışmada askerler bunun için çaba harcar. Sonucu ise politikacılar ve politikaları belirler. Aradan geçen tüm bu süreçte herkesin üstüne düşen görevler vardı.” Kanunda terör ve çete tanımı değişmeli Tutuksuz yargılanmalı Gündemdeki tartışma Başbuğ’un hangi mahkemede ve nasıl yargılanacağı. “Yüce Divan’da mı yoksa özel yetkili mahkemede mi yargılanmalı” sorumuzu “Mahkemelerin yetkisinin azlığı ya da çokluğu benim bilgim dışında” diyerek yanıtsız bırakan Özkök, yargılamanın mutlaka tutuksuz yapılması gerektiğini vurguladı. Özkök, “Tutuklamanın gerektiği çok istisnai haller dışında, tutuksuz yargılama esas olmalıdır. Tabii tutuklama gerektiren durumlar olabilir ama şu anda uygulanan şekliyle ağır bir durum var ortada. Ender gidilmesi gereken bir tedbir her durumda uygulanıyor gibi” diye konuştu. ‘Terörist denmesinden rahatsızım’ Başbuğ’un katalog suçlar kapsamında ‘terör örgütü yöneticiliği’ iddiasıyla tutuklanmasını nasıl değerlendiriyor eski komutanı? Özkök’e göre, savcının bu suçlamayı kullanmasının arkasında kanunun yazılış şekli var: “Bu, amacını aşmış bir ifadedir. Böyle bir suçlamanın iki sebebi olabilir; ya savcının kanaati bu yöndedir ya da kanunun yazılışından kaynaklanıyordur ve savcı kanun nedeniyle başka tabir kullanamakta, örgüttür, çetedir demektedir. Ben ikinci nedenden kaynaklandığını düşünüyorum. Bu nedenle, bu amacını aşan lafzı, kanun yapıcı Meclis’in düzeltmesi lazımdır. Başka kanunları bir günde değiştirebiliyorlar. İlgili kanunda da bu tür iddiaların yerine göre kullanılmasını sağlayacak bir düzenleme bulunmalıdır. Terörist nedir, çete nedir, bunların kanundaki tariflerinin yeniden oturması lazım. Bu tecrübeden ders çıkarılması lazım.” Özkök: Terörist Denmesinden Rahatsızım Genelkurmay karargâhında yapılan faaliyetler şimdi soruşturma nedeni. Bu konudaki görüşlerini sorduğumuzda Özkök’ün değerlendirmesi şu yönde oldu: “Milli Güvenlik siyaset belgesi bir hükümet belgesidir. Hükümet iç ve dış tehdit unsurlarını belirler. Sır değil, iç tehditlerin hep iki ana teması olmuştur: Birincisi bölücülük, diğeri irtica. İrtica, Türkiye Cumhuriyeti için her zaman tehdit olmuştur ve olacaktır. Belgede adına ‘irtica’ dense de denmese de bu böyledir.” Necdet Özel, fevkalade komutan Ağustos şurası öncesinde istifa eden eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in istifa kararı ve gerekçeleri konusundaki soruyu yanıtsız bırakan Özkök, bu istifa sonrasında Genelkurmay Başkanlığı’na atanan Orgeneral Necdet Özel için ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Ben bu isimlerin hepsini tanırım. Yıllarca komutanlıklarını yaptım. Necdet Özel de çok yetenekli, fevkalade bir insandır. Zaten bizim yapımız içinde en yukarı yükselmek başlı başına bir anlam taşır. Sıradan insan çıkamaz. Arkasında mesleki başarılar yatar. Bir sürü insan oy vererek kendisini orgeneralliğe yükseltmiştir.” ortamı soğutmalı Gerek darbe davaları gerekse Uludere ve benzeri TSK operasyonlarının ‘siyasi istismar konusu yapıldığını’ ifade eden Özkök, gelinen noktada kurumlar arası ilişkilerin ‘soğutulması’ gerektiği görüşünde: “Herkes bu tartışmaları siyasi istismar konusu yapıyor. Kurumlar arası ilişkiler çok ısınmış durumda. Bir an önce soğutulması lazım. Birilerinin bunu toparlaması lazım. Cumhurbaşkanı ve siyasi liderlere, akil adamlara düşer bu sorumluluk. Bir an önce daha ağırbaşlı bir ilişki ortamına girmek gerek.” Gül ve liderler İrticayı partiyle özdeşleştirmek yanlış İrtica hep gündemde olmuştur. Ancak irtica tehdidini belli bir siyasi parti görüşüyle, hükümetle özdeşleştirmek yanlıştır. Bir partinin içinde irticacı düşünenler olabilir, ama önemli olan o partinin ya da iktidardaysa hükümetinin uygulamalarıdır. İrtica ile hükümeti ayırmak lazım. Bizde çok karışıyor. Öyle olduğunda da yanlış şeyler düşünülüyor.” İrtica hâlâ tehdittir Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde iç tehditler arasında sayılan ‘irtica’ ile mücadele kapsamında Erhaç ‘Hava Hudut Kapısı’ oldu Malatya’da ‘füze kalkanı’ hareketliliği BARKIN ŞIK ANKARA Malatya Kürecik’te kurulan füze kalkanı radarının faaliyete geçmesi için son rötuşlar yapılırken, Malatya Erhaç Havaalanı “Hava Hudut Kapısı” olarak yetkilendirildi. Malatya’ya bundan böyle yurtdışından direkt uçak seferleri ile iniş kalkış yapılabilecek. İçişleri Bakanlığı’nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu’nca uluslararası doğrudan uçuşlara iki gün önce açılan Malatya Erhaç Havaalanı daha çok askeri uçaklar tarafından kullanılıyor. Malatya Kürecik’e kurulan NATO’nun X Band AN/TPY 2 mobil ileri bölge erken ih bar radarının ardından, NATO’nun, kısa, orta, uzun ve kıtalar arası füze tehdidine karşı oluşturduğu “Avrupa İçin Aşamalı Uyarlanabilir Yaklaşım EPAA” projesi dört aşamada hayata geçecek. Projenin 2020 yılına kadar tamamlanması öngörülüyor. Türkiye’de radarın tam olarak faaliyete geçmesi ile birlikte, SM 3 Blok IA füzeleri ile donatılmış AEGIS sınıfı destroyer ve kruvazörler Avrupa’nın etrafındaki denizlerde konuşlandıralacak. 2015 yılına kadar ise radarın kapsama alanının genişletmek ve Güney Avrupa’nın füze savunmasını kuvvetlendirmek için Romanya’da AEGIS Ashore ismi verilen ve kıyı konuşlu bir AEGIS radarı ile kara konuşlu SM3 BlokIB füzelerinden oluşan bir tesis kurulacak. 2020’de ise kıtalar arası ve uzun menzilli füzeler için gözetleme uyduları kullanıma geçecek. Fransa’daki “soykırımı inkâr yasası”nın yürürlüğe girmesi halinde hüküm giyecek kişilerin cezalarının ödenmesi için 1 milyon Avro’luk fon oluşturan Cezayir asıllı Fransız işadamı Raşid Nekkaz, İstanbul’a geldi. Nekkaz İstanbul’da Raşid Nekkaz, MAZLUMDER İstanbul Şubesi’ndeki basın toplantısında Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin, söz konusu kararla Türk halkı ve devletine karşı bir savaş ilan ettiğini öne sürdü. Nekkaz, teklifin yasalaşarak yürürlüğü girmesi halinde tepkilerin devam etmesi ve Türk hükümetinin “Cezayir soykırımı” ile ilgili sonuna kadar gitmesi gerektiğini kaydetti. NİKOLAY PATRUŞÇEV Japonya ve İsrail’de var Türkiye’ye yerleştirilen radar, ABD’li Raytheon firması tarafından üretiliyor. 2 bin kilometre menzile sahip olduğu ve balistik bir füzeyi bin kilometre menzilden tespit ve takip edebildiği belirtilen radar, bugüne kadar 7 adet üretildi. Bu radarlardan biri Japonya diğeri ise İsrail’de bulunuyor. Radarın çok yüksek bir enerji ile çalışması ve radyasyon yayması nedeniyle tehlikeli bölge içinde bir insanın yanabileceği belirtiliyor. Radarın kurulmasının ardından Türkiye’nin milli hava kalkanını oluşturması bekleniyor. Bu çerçevede, İran’dan Türkiye’ye yönelik füze tehdidine karşı PAC 3 sistemlerinin tedarik edilerek bölgeye konuşlandırılması bekleniyor. Türkiye orta menzilde İran’ın füze tehdidi altındaki Avrupa ülkelerinin muhtemel fırlatma bölgelerine uzaklıkları ise şöyle: İngiltere’nin füze tehdidine 3 bin 880 kilometre uzaklıkta. Almanya, İran’a kuş uçuşu 3425 kilometre uzaklıkta. Romanya 1825, Ankara 1175, Diyarbakır ise füze tehdidinin 535 kilometre uzağında bulunuyor. 600 kilometreye kadar füzeler kısa, 600 1200 kilometre menzilli füzeler orta, 1800 2400 kilometre arasındaki füzeler uzun, 3 bin ila 10 bin kilometre arası menzilli ise kıtalar arası füze olarak tanımlanıyor. Türkiye, buna göre kısa ve orta menzilli füzelerin tehdidi altında bulunuyor. ‘Esad’ı Türkiye devirecek’ DENİZ BERKTAY DevYol davası New Yok Times’ta NEW YORK (ANKA) Yıllardır devam eden DevYol davası, Türkiye’deki “uzun tutukluluk süreleri” eleştirisi ile New York Times gazetesi’ne haber oldu. Gazete ayrıca AİHM verilerine göre, uzun tutukluluk süresi hakkında yapılan şikâyetlerde makul zamanda yargılanma hakkının ihlal edilmesi gerekçesiyle Türkiye’nin karar listesinde en üst sırada yer aldığı kaydedildi. 500 KİŞİLİK ‘ÖZGÜRLÜK KAFİLESİ’: SURİYE’Yİ KURTARMAK İSTİYORUZ Kanada süre verdi Haber Merkezi Vatandaşlarına daha önce birkaç kez Suriye’yi terk etmeleri çağrısında bulunan Kanada, bu kez 14 Ocak’a kadar süre verdi. Kanada Dışişleri Bakanı John Baird ve Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Diane Ablonczy “Suriye’deki vatandaşlarımızdan bu ülkeyi gönüllü olarak terk etmelerine ilişkin resmi çağrımız, 14 Ocak 2012 Cumartesi günü sona erecektir. Güvenlik durumunun bozulması nedeniyle, önümüzdeki günlerde elçilik hizmetleri durdurulabilir ya da askıya alınabilir” dedi. Muhaliflere Ürdün engeli BEKİR ŞAHİN GAZİANTEP/KİLİS Yurtdışında yaşayan Esad yönetimi muhaliflerin oluşturduğu “Özgürlük Kafilesi” Kilis’te Öncüpınar Sınır Kapısı’ndan Suriye’ye geçti. Ancak Suriyeli yetkililerinin izin vermemesi üzerine grup geri döndü. Kilis’te kamp kuran muhalif grup iki ülke arasında gerilime neden oldu. “Özgürlük Kafilesi” Ürdün üzerinden Suriye’ye geçmek istedi. Ancak Ürdün yönetimi izin vermeyince grup Türkiye’ye yö neldi. Havayoluyla Gaziantep’e giden 500 kişilik grup, Mazlumder Gaziantep Şubesi’nde önceki gün bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya grubun lideri Katarlı gazeteci Moayad Skalf, Suriyeli Zena Adı, Suudi Arabistan’dan gelen Omar Mushaweh ve ABD’den gelen Bilal Dalati ile gruba destek veren sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Mazlumder Gaziantep Şube Başkanı Abdurrahim Çelik, kafileyi desteklediklerini belirterek “Beş hukukçudan oluşan gözlemcilerimizle beraber sınıra kadar kafileyi ta kip edeceğiz. Mazlumder olarak Esad rejimi gitsin, Suriye’yi Suriye halkı yönetsin, dış güçler Suriye’ye müdahale etmesin diyoruz” dedi. Skalf da Suriye’de yaşanan olayları yakından takip ettiklerini ve oradaki yakınlarının çok kötü durumda olduğunu belirtti. Zena Adı ise “Suriye’yi kurtarmak istiyoruz. Yardım çağrımızı dinleyin. Oraya yardım ulaştırmak istiyoruz” dedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Selçuk Ünal, grubun durumunu yakından izlediklerini ifade etti. KİEV Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev, Suriye’de Beşşar Esad rejiminin devrilmesine yönelik girişimde vurucu gücün “büyük bir olasılıkla Türkiye” olacağını ve Türkiye’nin, İran’la rekabet halinde olmasının bunda etkili olduğunu söyledi. Patruşev, İnterfaks Ajansı’na verdiği demeçte, bazı NATO ülkelerinin ve Körfez Bölgesi’ndeki bazı Arap ülkelerinin Suriye’ye yönelik arabuluculuk girişimlerinin Suriye’deki rejimi devirmeye yönelik müdahaleye dönüşmekte olduğu yönünde bilgilerin geldiğini söyledi. Patruşev, “ABD İran’ı düşman bir ülkeden kendisine sadık bir partnere çevirmek istiyor. Bunun için rejim değişikliğini hedefliyor. Suriye etrafında olanlar da aslında İran’ı hedefleyen bir stratejinin parçası” dedi. Putin’e en yakın isimlerden olan ve Kremlin’in “şahin kanadı”nın en etkili üyelerinden biri sayılan Patruşev daha sonra sözü Türkiye’ye getirdi ve özetle şöyle konuştu: “Suriye ile de durum benzer. NATO üyeleri ile bazı Arap ülkelerinin Libya senaryosu olmayınca işi doğrudan askeri müdahaleye dönüştürmek istedikleri bilgisi geliyor. Bu kez asıl saldırı gücünün Suriye’nin komşularından, kısa süre öncesine kadar kendisiyle dost, İran ile rekabet eden ve büyük ihtirasları olan Türkiye olması bekleniyor.” Patruşev söyleşinin sonunda, “Suriye’yi muhaliflere karşı uyguladığı baskılar yüzünden değil, İran ile olan istenmeyen ittifak ilişkisini yıkmak için cezalandırmak istiyorlar” dedi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog