Bugünden 1930'a 5,431,332 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

9 ŞUBAT 2011 ÇARŞAMBA HABERLER İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın açıklamaları kafaları karıştırdı CUMHURİYET SAYFA 7 DÜZ YAZI ORHAN BİRGİT ‘Henüz soruşturma başlatılmadı’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) İçişleri Bakanı Beşir Atalay, gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davada aralarında eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın da bulunduğu 30 kişi hakkında soruşturma başlatılmasıyla ilgili, “Savcılığa başvurudur bu, henüz soruşturma da başlatılmış değildir. Savcılık bundan sonra ne yapacak, onu beklememiz lazım” dedi. Atalay, 95. Dönem Kaymakamlık Kursu kapanış törenine gelişinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin “Polislere verilen askerlik müjdesini kaymakamlar da bekliyor. Böyle bir müjdeli haberiniz var mı” sorusu üzerine Atalay, şunları kaydetti: “Kaymakamlarımıza böyle bir müjde vermiyoruz, veremiyoruz. Bizim o çalışmamız polislerle ilgiliydi. Her meslek grubu için nasıl askerlik yapacağı kanunla belirlenebilir. Meclisimizin yetkisinde. Polislerle ilgili düzenlemenin çok özel bir sebebi var. Polisler uzun süre güvenlik eğitimi alıyorlar. Ömür boyu da güvenlik görevlisi olarak çalışıyorlar. Üniformalı ve silahlı görev yapıyorlar. Askerimize çok benzer bir görevi yapıyorlar. Onun için diğer mesleklerle mukayese edilmemesi lazım.” Atalay, gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin dava hakkındaki bir soru üzerine de “Bu konuda epey bir bilgi kirliliği ve karışıklık var. Şu anda idare olarak bize gelen herhangi bir konu yok. Bu konunun yeniden gündeme gelmesi de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği karar ve ailenin avukatlarının savcılığa başvurusu ile gündeme geldi. Savcılığa başvurudur bu, henüz soruşturma da başlatılmış değildir. Savcılık bundan sonra ne yapacak onu beklemez lazım” yanıtını verdi. Batum Ne Yapmalıdır? Cumhuriyet Halk Partisi’nin sadece yönetici ve üyelerine değil, haziran seçimlerinde bu iktidarın değişmesi için sandık başına gitmeye kararlı seçmenlerine de sormak istiyorum: “Koca bir askeri yıktılar. Meğer kâğıttan kaplanmış. Biz bunu asker zannedermişiz. Meğer ABD içini oymuş” sözleri ile dün bütün medyada haber ve yorumların ilgi odağı olan Prof. Dr. Süheyl Batum’u haklı buluyor musunuz? Aynı zamanda Anayasa Hukuku Profesörü de olan Sayın Batum’un bu sözleri demokratik, parlamenter rejimlerde, silahlı kuvvetlerin her vesile ile siyaset dışında kalmasını savunanları sadece üzmekle mi kalmalıdır? Kendisi, o hatanın bedelini ödemeye yanaşmıyorsa partisi ciddi bir tavır koymamalı mıdır?” Önce kendi düşüncemi söyleyeceğim. Ben özellikle bir politikacının kesinlikle o tavrı koymasını isteyenlerdenim. Nasıl istemem ki, 12 Eylül darbesi ile politik yaşamımı noktalamaya mecbur edilmeden önce de böyle düşünen bir partinin, yani o dönemdeki CHPnin bir üyesi, dahası yöneticileri içindeydim. Gençlik yıllarında İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin, askerle iç içe olduğunu gören Mustafa Kemal’in de Edirne’deki tümende kurmay başkanlığı görevini yapan Erkânıharp Binbaşı Mustafa İsmet Bey’in de o günkü tablonun, öncelikle silahlı kuvvetleri nasıl içinden çürüttüğünü tecrübe ile öğrendiklerini İsmet İnönü’den dinlemiş bir politikacıydım. Dink ailesinin avukatı Halavut, soruşturmanın başlatılmadığı şeklindeki açıklamalara tepki gösterdi ‘Savcılık baskı altında’ İstanbul Haber Servisi Agos Gazetesi Genel Yönetmeni Hrant Dink’in ölümüyle ilgili, dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler, İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay, Trabzon İl Jandarma Alay Komutanı Ali Öz’ün de aralarında bulunduğu 30 kamu görevlisi hakkındaki suç duyurusu, Ulusal Yargı Ağı Projesi’ne (UYAP) 2011192 soruşturma numarasıyla kaydedilerek 25 Ocak’ta işleme kondu. Cumhuriyet Savcısı Mustafa Çavuşoğlu’nun, soruşturmaya ilişkin ön inceleme yaptığı belirtildi. Dink ailesi avukatları, soruşturmayı yalanlayan açıklamaların savcıyı baskı altına almayı amaçladığını vurguladılar. Agos Gazetesi Genel Yönetmeni Hrant Dink’in ölümüyle ilgili 30 kamu görevlisi hakkındaki suç duyurusu, Ulusal Yargı Ağı Projesi’ne 2011192 soruşturma numarasıyla kaydedilerek 25 Ocak’ta işleme kondu. Cumhuriyet Savcısı Mustafa Çavuşoğlu’nun, soruşturmaya ilişkin ön inceleme yaptığı belirtildi. Dink ailesi, 17 Ocak’ta savcılığa yaptıkları suç duyurusunda, 30 kamu görevlisinin, “İhmali davranışla adam öldürmek, delilleri gizlemek ve yok etmek” gibi suçlardan yargılanmalarını talep ederek “Şüpheliler aldıkları bilgileri değerlendirmiş olsalardı, yasadan kaynaklanan görevlerini yerine getirerek önlem almış olsalardı Dink’in öldürülmesine engel olacaklardı. Olmadılar. O halde eylemleri ihmal yoluyla insan öldürmedir” dediler. Savcılık, iddiaların terör suçu kapsamında olması nedeniyle, memurların yargılanmasına ilişkin 4483 sayılı yasadaki süreci işletmedi. Suç duyurusu üzerine 25 Ocak’ta soruşturma başlatıldı. ruşturmanın önünü tıkamak” diyen Halavut, dün saat 16.00 sıralarında gelerek soruşturmayı yürüten savcı Çavuşoğlu ile görüştü. Halavut, Dink ailesinin suç duyurusunun 25 Ocak’ta işleme konulduğunu kaydederek “CMK’ye göre bir suç ihbarını alan savcı suçun oluşup oluşmadığını araştırmak için bir soruşturma başlatır. Suçla ilgili şüphelileri tespit eder. Eğer dava açılması gerektiğini düşünürse iddianame düzenler. Şimdi, dilekçemizde belirttiğimiz kişilerin eylemlerinin, Avukattan tepki Dink ailesinin avukatı Cem Halavut, Dink’in 2007’de ölümüyle ilgili Trabzon ve İstanbul emniyeti ve Trabzon Jandarma görevlisi 30’u aşkın kamu çalışanı hakkındaki soruşturmanın yalanlandığı açıklamalara tepki gösterdi. “Amaç savcıyı baskı altına almak ve so Dink’in ölümünde bir etkisinin olup olmadığı inceleniyor. Bu kişiler hakkında şüpheli olarak soruşturma açılmış bulunuyor. UYAP’ta, müştekilerin adı var ancak hazırlık soruşturması olduğu için şüpheli ismi yer almıyor” diye konuştu. Soruşturmayı yalanlayan kişilerin Dink ailesinin şüpheli olarak şikâyet ettiği kişiler olduğuna dikkat çeken Halavut, şöyle devam etti: “Bakanlığın yaptığı açıklamalar doğru değil. Bakanlığın, hiç kimsenin devletin koruma şemsiyesi altına girmeden hukuk önünde yargılanabileceğini destekler nitelikte bir açıklama yapmasını beklerdik. Bu soruşturma AİHM kararının uygulanması için atılan ilk adım.” 12 Mart muhtırası ve Ecevit Dahası o günkü Cumhuriyet Halk Partisi’nde Genel Sekreter Bülent Ecevit’in 12 Mart muhtırası ilan edilir edilmez partisinin o tarihlerde hâlâ var olan askerci kanadı ile tartışarak görevinden ayrılmakta tereddüt etmediğini de en yakından yaşayanlar arasındaydım. Sayın Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının son günlerde CHP’den söz ederken, önüne mutlaka ‘Yeni’ takısını eklemeye dikkat gösterdikleri ana muhalafet partimiz, ordu ve siyaset arasında büyük bir duvar olması gerektiğine içtenlikle inandıklarını sadece söylemekle kalmamalı, Sayın Batum’un genel başkan yardımcılığından ayrılmasını da, kendi aralarında görüşerek istemelidirler. Öylelikle Erdoğan’ın dünkü AKP grubunda yaptığı konuşmada sarf ettiği o, “Ana muhalefet partisi geçmişinden bugüne darbe şakşakçılığından vazgeçmedi” sözlerinin büyük bir yanılgı ya da bühtan olduğuna, bu konularda çok duyarlı olduğu bilinen sade vatandaşları da inandırmış olacaklardır. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, o dönemdeki CHP yönetiminin izlediği politikadaki küçük sayılabilecek hataların bile ana muhalefet partimize nasıl ağır bedeller ödettiğini de unutmayarak. Politikanın uzun soluklu bir maraton olduğuna inanıyorsanız, o kulvarda atacağınız her adımın bir hesaba dayanması gerektiğini asla aklınızdan çıkartmamalısınız. Dünkü CHP grubunda gazetecilerin, “Batum genel başkan yardımcılığından istifa edecek mi” sorusuna, aslında Sayın Kılıçdaroğlu çok dikkatli bir söylemle “evet” anlamında yanıt vermiş oldu. Politik literatürde o tür soruya ordu hakkında CHP’de sadece genel başkan konuşur yanıtını vermenin, “lütfen kapıyı dışardan örter misiniz” anlamında olduğunu Sayın Batum elbette en iyi bilenlerden birisidir. Faks: 0 216 302 82 08 obirgit@ekolay.net Mahkeme üçüncü duruşmada da tahliye etmedi ama belgeleri de araştırmıyor İDDİANAME OKUNUYOR Balyoz’da sehven tarih hatası HATİCE TUNCER Hüseyin’e tahliye yok DHKPC üyesi olduğu iddiasıyla bir yıldır tutuklu yargılanan Edemir, “Gerçekten adaleti arıyorum” dedi. HİLAL KÖSE ODTÜ yüksek lisans öğrencisi Hüseyin Edemir, DHKPC üyesi olduğu iddiasıyla bir yıldır tutuklu yargılandığı davanın üçüncü duruşmasında da tahliye edilmedi. Savcı, delillerin geçerliliğinin ve sanıkla ilişkisinin sorgulanmasının yerinde olacağını belirtti. Mahkeme, savcı ve avukatın, belgelerle ilgili araştırma taleplerini reddetti. Edemir, “Gerçekten adaleti arıyorum. Yaşadıklarım adalete olan inancımı sarstı” dedi. Yıllar önce bulunduğu söylenen belgelerle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Edemir, “Birinci yarıyıl bitmişti ve nişanıma saatler kala tutuklandım. Dişimle tırnağımla kazandığım birçok şeyi kaybettim. 1998’den bu yana örgüt üyesiysem hakkımda neden herhangi bir eylem iddiası yok? Anayasal hak olan birçok basın açıklamasına katıldım. Muhalif bir insanım. Hiçbir örgütle ilgim olmadı. Muhalif olduğum için bu davada sanık olduğumu düşünüyorum. Beraat edersem kaybolan yıllarımın telafisini kim Gölcük Donanma Komutanlığı’nda yapılan aramada bulunan 43 klasör belgeye ilişkin tespit tutanağında “Balyoz Darbe Planı” başlıklı belgenin son kayıt tarihinin 2003 yerine 2008 olarak rapor edildiği anlaşıldı. İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yazılan düzeltme yazısında “Bir belgenin yıl kısmında 2003 yerine 2008 tarihi yazılması sehven yapılmış bir yanlışlıktan ibarettir” denildi. İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı, “Balyoz Harekât Planı” davasına bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün (TEM) “tespit tutanağında düzeltmelerine” ilişkin raporunu gönderdi. TEM’in yazısında, başsavcılık tarafından 6 Aralık 2010 tarihinde Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde yapılan aramada el konulan 43 klasör belgenin tespit tutanağında “sehven” bazı yanlışlıklar yapıldığı belirtildi. “Tespit tutanaklarında sehven yapılmış yanlışlıklar” başlıklı düzeltme yazıda, 27 Aralık 2010 tarihli “Balyoz Darbe Planı/Oraj Hava Harekât Planı” başlıklı tespit tutanağının 1617. sayfalarındaki hatalara dikkat çekildi. TEM’in yazısında, 27 Aralık 2010 tarihli ilk tutanakta “Teknik özellikleri incelendiğinde, belgenin 5 Şubat 2003 tarihinde ‘Namık Sevinç’ adlı kullanıcı tarafından oluşturulduğu ve ‘gsalkaya’ isimli kullanıcı tarafından 19 Şubat 2008 tarihinde son kez kaydedildiği görülmüştür” ifadesinin yer aldığına dikkat çekildi. Belgelerin birbirine yakın tarihli oldukları, “gsalkaya” ismiyle 19 Şubat 2003’te son kez kaydedildikleri anlatılan yazıda İstanbul TEM, tespit tutanağındaki yanlışlara ilişkin şu savunmayı yaptı: “Belgelerin teknik özellikleri verilirken de tamamen orijinal özelliklere sadık kalınarak objektif bakış açısıyla incelemeler yapılmışken, gün ve ay kısmı aynen belirtilmiş, bir belgenin yıl kısmında 2003 yerine 2008 tarihi yazılması sehven yapılmış bir yanlışlıktan ibarettir.” İddianamenin 877. sayfasına gelindiğinde duruşma bugüne ertelendi. Gölcük Donanma Komutanlığı’ndaki aralamalar sırasındaki görüntülerin mahkemeye gönderildiği açıklandı. Pınar Selek bugün hâkim karşısında Edemir’in ailesi, arkadaşları, üniversiteden hocaları, akademisyen Ferhat Kentel, Alman Sol Parti Milletvekili Kadriye Karcı da davayı izledi. Edemir’in sözlüsü Sevgi Gögülter, “Kim tarafından nasıl oluşturulduğu belli olmayan, aslı bulunamayan belgelerle yargılanıyor” dedi. (Fotoğraf: VEDAT ARIK) sağlayacak” diye sordu. Edemir tahliyesini talep etti. Cumhuriyet savcısı Kasım İlimoğlu, Edemir’e dosyada polisin hazırladığı belgelerle ilgili sorular yöneltince avukat Oya Aslan, itiraz ederek, “Savcının hukuka aykırı belgeler üzerinden sorgulama yapmasını doğru bulmuyoruz. Bu belgeler hükme esas alınamaz” dedi. Savcı İlimoğlu, Edemir hakkındaki iddianın araştırılması ve savunmasının alınabilmesi için delillerin geçerliliğinin ve sanıkla ilişkisinin sorgulanmasının yerinde olacağını belirtti. na dek terör örgütü ile bağlantısını ortaya koyacak herhangi bir delilin bulunamadığına, sanığın şiddet içeren eyleminin olmadığına dikkat çekerek, adli kontrol uygulayarak Edemir’in serbest bırakılmasını istedi. Edemir’in tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, avukat Oya Aslan ve savcı İlimoğlu’nun dosyadaki belgelerin araştırılması yönündeki taleplerini de reddetti. Duruşma 8 Mart 2011’e ertelendi. İstanbul Haber Servisi Mısır Çarşısı’ndaki patlamaya ilişkin 12 yıldır yargılanan ve 2 kez beraat eden sosyolog Pınar Selek bugün tekrar hâkim karşısına çıkıyor. Selek ve Hrant Dink davalarını izlemek üzere Türkiye’de bulunan Yeşiller Avrupa Özgür İttifakı ve Avrupa Parlamentosu üyesi Helene Flautre konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede “2 kez beraat etmiş olduğu halde, Türkiye’nin insan haklarına bağlılığıyla bağdaşmayan bir şekilde, hukuki bir çark edilse şu anda ömür boyu hapisle yüzyüze kalabilir” dedi. Avrupa Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Monica Frassoni de davayı “Türkiye’nin adaletle imtihan günü” olarak niteledi. Selek’e destek olmak için Yeşiller Partisi tarafından ortak bir açıklama yayımlandı. Avrupa Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Monica Frassoni de “Bu mahkeme, Türkiye’nin dünyaya yargıçlarının vicdanlı, adil ve bağımsız olabildiğini göstermesi için bir fırsattır” dedi. Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Yüksel Selek ise Pınar Selek’in mahkum olması halinde adalet sisteminde demokratikleşmeye, barışa karşı ideolojik bir ayak diremenin varlığının ortaya çıkacağını vurguladı. Herhangi bir delil yok İlimoğlu, belgelerin hukuka uygunluğunu denetleyebilmek için elde edilmiş ve yargılamaya konu konumlarının Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan sorulmasını talep etti. Savcı, Edemir’in iddianamedeki suç tarihi ile yakalandığı zama FESTUS OKEY DAVASI İSTANBUL BAROSU Hâkimler şikâyet edildi İstanbul Haber Servisi Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şube ve Göçmen Dayanışma Ağı, gözaltında öldürülen Festus Okey davasına bakan Mahkeme Heyeti Başkanı İshak Eken ve diğer üyeleri, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na şikâyet etti. Dilekçede mahkeme heyetinin, “mahkemenin amacını tehlikeye düşürdüğü ve mesleğin itibarını zedelediği” vurgulandı. Okey’in öldürülmesi ile ilgili Beyoğlu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın son duruşmasında mahkeme heyeti, ÇHD İstanbul Şubesi üyelerinden Güray Dağ, Süleyman Gökten, Burcu Özaydın ve Göçmen Dayanışma Ağı üyesi 33 kişinin hakkında müdahillik talepleri nedeniyle suç duyurusunda bulunmuştu. Heyet davaya müdahillik talebini “Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve mahkemeye hakaret” olarak değerlendirmişti. Polislere suç duyurusu İstanbul Haber Servisi İstanbul Barosu Başkanlığı, İkinci Ergenekon davasında tutuklu sanık Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin cep telefonuna başka bir şüphelinin kayıtlarının yüklenmesine ilişkin olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memurları ve amirler hakkında suç duyurusunda bulundu. İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal imzasıyla yapılan ihbarda ilgili polislerin “Suç uydurma, suç delillerini yok etme, gizleme değiştirme, nitelikli maddi iftira” suçu işledikleri savunuldu. Dilekçenin son bölümünde failler hakkında dava açılması talep edilerek “Temel hak ve hürriyetlere yönelik sözü edilen işlem ile zedelenen hukuk devleti, savunma hakkı, masumiyet karinesi, adil yargılanma hakları ve hukuk güvenliği ilkesi çerçevesinde suç ihbarında bulunuyoruz” denildi. Kırcı 9 ay sonra yeniden cezaevinde İstanbul Haber Servisi Susurluk ve Bahçelievler katliamı hükümlüsü Haluk Kırcı, Eskişehir Cezaevin’de çete kurduğu, işadamı Cüneyt Yaşar Kılıç’ı zorla cezaevine getirterek 5 milyon dolar istediği iddiasıyla yargılandığı ve 6 yıl 8 ay hapis cezası aldığı dava onanınca dün tutuklanarak Metris Cezaevi’ne gönderildi. Bahçelievler katilamı ve Susurluk davasından aldığı cezaların infazlarını tamamlayarak 28 Mayıs 2010’da cezaevinden çıkan Kırcı yaklaşık 9 ay sonra yeniden cezaevine girmiş oldu. Mahkum edildiği davada, suç yılı 2002 olması nedeniyle, verilen cezanın beşte ikisi yani 2 yıl 8 ay cezaevinde kalacak. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog