Bugünden 1930'a 5,432,954 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

9 ŞUBAT 2011 ÇARŞAMBA KÜLTÜR CUMHURİYET SAYFA kultur@cumhuriyet.com.tr 17 Kahramankaptan’ın İlhan Baran biyografisi ‘Müzikte Derin Zirve’ ve Ufuk Çakmak’ın ‘La Traviata’ incelemesi Viya’nın konseri bu akşam Kültür Servisi Müziklerinde folk, caz, rock tınılarını harmanlayan Viya bu akşam saat 22.30’da Beyoğlu Peyote’de sahnede olacak. 2008 yılında kurulan topluluk adını Lazcada “vücut sörfü” anlamına gelen sözcükten alıyor. Grup 2010 kışında ilk EP albümleri olan “Huzur İsyanda”yı yayınladı. Heyecan verici iki kitap ‘Müzikte Derin Zirve’, bilge bestecimiz İlhan Baran’ı daha yakından tanımak ve müziğini duyabilmek için değerli bir belge. Ufuk Çakmak’ın kaleme aldığı ‘Elit Bir Fahişenin Öyküsü’ ise ‘La Traviata’ operasını konusu, müziği ve metniyle irdeleyen çok boyutlu bir inceleme. de antoloji armağan etmiş oluyor. İlhan Baran çağdaş besteciliğimizin üçüncü kuşağını oluşturanlardan. Kitaba ekli CD’de onun piyanolu üçlü için Dönüşümler’i, Siyah Beyaz adlı piyano yapıtı, Demet adlı kenteti, şan ve piyano için şarkıları yer alıyor. Anadolu kültürünü çağdaşlaştırmaktan, geleneksel müziğimizin değerleri, çağdaş dünya müziği ve hatta caz müziğini de içeren birçok görüş okuyoruz. Cumhuriyet müziğinin Osmanlı müziğinden bir uzantı olduğunu doğallıkla görüyoruz. Türk müzikolojisinin, etnomüzikolojinin önem ve eksikliğini bir kez daha anlıyoruz. Ankara Konservatuvarı’nda kuşaklar boyunca süren hizipleşmeyi de bir kez daha anımsıyoruz. Baran’ın Paris’teki öğrencilik yıllarında çok yakın olduğu iki önemli besteci var: Dutilleux ve Maurice Ohana. Özellikle Ohana gibi çağımız müziğinde önemli yeri olan bir müzikçi hakkında onun daha derin izlenimlerini okumak isterdim. Kitabın teknik derlenmesinde üç şey aradı gözüm: Birincisi bestecinin yaşamından satırbaşlarını gösteren bir zaman çizelgesi, ikincisi yapıtlarının zamandizinsel bir listesi, üçüncüsü, bu çok sayfalı çalışmanın arkasında kitapta adı geçen kişi ve yapıtların isim dizini. Bunlar araştırmacılar için kolaylık sağlayan anaheçenlerde yayımlanan iki kitap beni çok heyecanlandırdı: Şefik Kahramankaptan’ın İlhan Baran üstüne yazdığı “Müzikte Derin Zirve” başlıklı biyografi (SevdaCenap And Vakfı) ve Ufuk Çakmak’ın ‘Elit bir Fahişenin Öyküsü: La Traviata Üzerine bir İnceleme’ başlıklı deneme (Pan Yayıncılık). Biyografi yazarlığının zorluklarını bilen biri olarak İlhan Baran gibi kendi dünyasında yaşayan değerli bir bestecimizi gün yüzüne çıkardığı için Şefik Bey’i kutlayarak başlamalıyım söze. İlhan Baran’ı son derece “entelektüel” birikimiyle tanırız. Özverili öğretmenliği, sayısı az da olsa rengârenk besteleri, müzik kadar görsel sanatlar, Anadolu kültürü, edebiyat ve toplumbilim konularındaki birikimi onu ayrıcalıklı kılar. Ne televizyon izler, ne telefonu vardır. Kapalı kapıları ardındaki en büyük zenginliği öğrencileridir. Şefik Bey’in hazırladığı 424 sayfalık kitap onun içedönük dünyasının perdelerini aralıyor. Bugün her birisi Türkiye’nin önde gelen orkestra şefi, solisti, bestecisi ya da öğretmeni olmuş nice öğrencinin anıları derlenmiş. Şefik Bey her adı geçen kişiye sayfa altında dipnot açtığından, okura elinin altında bir ‘Söylenmeyen’ler raflarda Kültür Servisi Sosyal medyanın tanınmış yazarlarından @homohobi rumuzlu Murat Renay, ilk anıdeneme romanıyla duymayı, okumayı, görmeyi ihmal edilenleri, ‘söylenmeyen’leri söylüyor. Yazarın, Türkiye’de istemeden de olsa öteki olmayı, dışlanmayı kendi gerçek hikâyesiyle anlattığı ‘Söylenmeyen’, eşcinselliğin hastalık olduğunu düşünenlere, homofobinin daha büyük bir hastalık olduğunu anlatmaya çalışıyor. Kitap, Goa Yayınları’ndan çıktı. G Joan Miró Ödülü Mona Hatoum’un Kültür Servisi Görsel sanatlara ilginin artmasını sağlamak amacıyla, 2007 yılından bu yana her iki yılda bir verilen “Joan Miró Ödülü”ne bu yıl, Filistinli mülteci olan Lübnan doğumlu sanatçı Mona Hatoum değer görüldü. Kişisel deneyimleri ile evrensel değerleri bir araya getirmesindeki başarısından dolayı ödülü kazandığı açıklanan Hatoum, 2007’de İstanbul Modern Sanat’ta 51.Uluslararası Venedik Bienali’nden bir seçkiyi İstanbul’a taşıyan “Venedikİstanbul” sergisi ile ülkemize de konuk olmuştu. 70 bin Avro’luk (yaklaşık 150 bin TL) ödülü kazanan önceki isimler Olafur Eliasson ve Pipilotti Rist. tarlardır. Baran’ı, bu bilge bestecimizi daha yakından tanımak ve müziğini duyabilmek için değerli bir belge. A TRAVİATA’ ÜSTÜNE Ufuk Çakmak’ın yazdığı “Elit Bir Fahişenin Öyküsü: La Traviata Üzerine Bir İnceleme”, birkaç sanatsal yönü kapsıyor. 160 sayfalık çalışma, hem yazarın geniş kültürüyle donanmış edebi bir deneme hem de “La Traviata” operasını konusuyla, müziğiyle, metniyle irdeleyen çok boyutlu bir inceleme. Bir müzik doğaçlaması gibi kaleme alınması ayrıcalık taşıyor. İnceleme bö ‘L lümünde Verdi’nin müziğindeki akıcılığa koşut bir dil kullanıyor. Zincir halkaları gibi birbirine bağlanıyor anlatı. “Beni kitabı yazmaya iten bestecinin adeta bir sahne ressamı gibi notalarla ve müziksel tekniklerle dramada olup biteni nasıl canlandırabildiğini, tek başına sözler ve oyunculuğun vereceği etkiyi müzikle ne inanılmaz derecede güçlendirebildiğini gösterme arzum oldu... İtalyan operasının ve belki de tüm operanın bir tür ortak noktası olduğunu düşündüğüm La Traviata’nın kullandığı kalıpları ve yaslandığı formları, sanki donmuş bir zaman kesiti içindeymişizçesine, zamanlar üstü bir kalıp gibi sunuyorum” diyor yazar. “La Traviata” operasının konusu gerçek bir karakterden, 19. yüzyıl başında Paris’te yaşamış “elit fahişe” Marie Duplesis’in yaşamından kaynaklanıyor. Alexandre Dumas’nın “Kamelyalı Kadın” olarak romanlaştırdığı konuyu libretist F. M. Piave ve Giuseppe Verdi ortak çalışma sonucunda opera metnine dökmüşler. Ve Verdi güzelim müziğiyle dantel gibi işlemiş operayı. Kitap, “La Traviata” kayıtlarının listesi, Verdi’nin yaşamöyküsü, ayrıntılı bir Verdi operaları listesi, küçük bir terimler sözlüğü ve kaynakça ile daha bilimsel bir çerçeveye oturmuş. Baş kadın oyuncunun çekim noktasından hareketle yaptığı incelemeler, yazarın müzikbilimsel bilgisini de kanıtlıyor. Kitabı ister genç bir öğrenci okusun, ister yaşlı bir operacı, ister bir araştırmacı, hepsine seslenen yönleri var. Türkiye’de önceki kuşakların yazdığı kravatlı müzik kitaplarındaki deyişlere yeni bir soluk, yeni bir albeni getirmiş Ufuk Çakmak. FAZIL SAY ALMAN BASININA KONUŞTU: Yazar Andrée Chedid öldü Kültür Servisi Mısır doğumlu Fransız şair ve yazar Andrée Chedid, 90 yaşında hayatını kaybetti. 1946 yılında Paris’e yerleşen Chedid, ilk romanını İngilizce yazdı, sonrasında Fransızca kaleme aldığı hikâyeleri ile Ortadoğu ile Fransa arasında bir köprü kurdu. “Zaman ve Beden” romanıyla 1979 yılında Goncourt Edebiyat Ödülü’nü kazanan Chedid, kariyerine 22 şiir kitabı, 16 roman, 7 oyun ve sayısız kısa hikâye sığdırdı. Chedid’in oğlu Louis Chedid ve torunu Mathieu Chedid de Fransa’da tanınan şarkıcılar. ‘Kültür Bakanı ile aram bozuk’ BERLİN (AA) Fazıl Say, Frankfurter Rundschau gazetesine verdiği röportajda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile arasının bozuk olmasından dolayı Türkiye’de hemen hemen hiçbir devlet orkestrası ile sahne alamadığını, parçalarının sansürlendiğini, konserlerinin de çoğu zaman iptal edildiğini öne sürdü. “Bir piyanist ve besteci olarak neden Türk siyasetine karışıyorsunuz” sorusu üzerine, bunun insanın kendi yaşantısına kendinin karar vermesi ile ilgili bir durum olduğunu söyledi: “İki örnek vermek istiyorum. Birincisi, eylül ayında insanlar kapının önünde alkol içtikleri için İstanbul’da bir galeriye saldırı yapıldı. 3040 kişi dövüldü. Bunların arasında ben de olabilirdim. Bunun bir benzeri senfoni konserinde de yaşanabilir. İkincisi, 10 yaşında bir kızım var. Başörtüsü takmıyor. Başörtüsü takmaya zorlanırsa ne yapacağız? İran devriminde aydınların ne şekilde katkı sağladığını biliyorsunuz. Biz tehlikeyi biliyoruz” şeklinde konuştu. “Biz” olarak Avrupai düşüncedeki modern Türkleri kastettiğini ancak iyimser olduğunu ve umudun yitirilmemesi gerektiğini ifade eden Say, bu konuda tek başına olmadığını söyledi. nuştu: ni protestosunda ko ilano’daki Berlusco Umberto Eco, M ‘Bir şizofren tarafından yönetilmek istemiyorum’ Berlusconi’nin başbakanlıktan istifa etmesi için 120 bin imzanın toplandığı girişimde, Eco ve Saviano’nun yanı sıra, yönetmen Gabriele Salvatores, tarihçi Paul Ginsborg da vardı. ASLI KAYABAL MİLANO Demokratik bir İtalya için mücadele veren Özgürlük ve Adalet Derneği’nin (LeB) Milano’da düzenlediği “Berlusconi istifanı ver” başlıklı protesto, aralarında sanat dünyasından Umberto Eco, Roberto Saviano’nun da bulunduğu binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Berlusconi’nin başbakanlık görevinden istifa etmesi için 120 bin imzanın toplandığı girişimde, İtalyan yazarlar Umberto Eco ve Roberto Saviano’nun yanı sıra, film yönetmenleri Gabriele Salvatores ve Michele Placido, İngiliz kökenli tarihçi Paul Ginsborg, hukukçu Gustavo Zagrebelski, geçen hafta Kanal 7’de yayımlanan haber programında Berlusconi’yle tartışan gazeteci Gad Lerner gibi isimler de yer aldı. İtalya’da yaşanan siyasi kriz ve Berlusconi’nin Arcore’deki konutunda patlak veren seks skandalı nedeniyle kadınların onurunun çiğnendiğine dikkat çeken aydınlar, İtalya’nın demokratik, kadın haklarına saygılı, adaletten yana bir ülke olması için Berlusconi’nin istifa etmesi gerektiği mesajını verdiler. Umberto Eco, burada yaptığı konuşmada, “Berlusconi’nin, Brezilya’da tutuklu bulunan ve İtalya’da dört kişinin öldürülmesin den mahkum edilen terörist Cesare Battisti’nin İtalya’ya iade edilmesi konusunda yargıya güven duymasına karşın, suçlanan kendisi olduğu zaman yargıçları hedef almasını anlayamadığını” söyledi. “Bu şizofrenik bir yaklaşım” diyen yazar, “Bir şizofren tarafından yönetilmek istemiyorum” diye konuştu.“Gomorra” adlı kitabın yazarı Roberto Saviano ise İtalya’da demokrasinin rehin düştüğünü dile getirdi. Üçlü komisyon kurulacak 17 Şubat’ta ‘merhaba’ diyecek Film sektörüne bakanlık desteği ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Adalet, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Kültür ve Turizm Bakanlığı, film sektöründe hizmet verenlerin çalışma şartlarını iyileştirmek için komisyon kurmaya hazırlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Abdurrahman Çelik, film sektöründe çalışanların sorunlarının sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı ilgilendirmediğini ifade etti. Yurtdışında sanatçıların iş hayatına yönelik yapılan çalışmaları incelediklerini kaydeden Çelik, “Türkiye’deki çalışma koşullarının ve şartlarının ne olması gerektiğini oturup çalışacağız. Komisyonda bunun gereğini görüşeceğiz” dedi. Çelik, “Kamu ve özel sektörden tarafları da çalışmaya alınacak. İlk toplantı, diğer bakanlıklar da uygun görürlerse bu ayın sonunda olacak” diye konuştu. Maya Sahnesi yeniden açılıyor Kültür Servisi Beyoğlu’nda Halep Pasajı’nda bulunan Maya Sahnesi, 17 Şubat’ta kapılarını yeniden açıyor. Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nun (BGST) ev sahipliğinde açılacak olan sahnede 17 Şubat saat 19.30’da Kardeş Türküler dinletisi yapılacak. Açılışın ardından sahnede, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” kapsamında, 713 Mart arasında “kadın” temalı gösterilere yer verilecek. Sahnenin ilk aylık programında ise BGST projelerinin yanı sıra Semaver Kumpanya, Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu, Tiyatro Güzel Şey, Çıplak Ayaklar Kumpanyası ve İlyas Odman da oyun ve performansları ile yer alacak. Sahne, 100 kişilik seyirci kapasitesine ve tiyatroya olduğu kadar çağdaş gösteri sanatlarına da uygun bir sahneye sahip. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog