Bugünden 1930'a 5,433,387 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

9 ŞUBAT 2011 ÇARŞAMBA Kayıtsız kalamayız Ümit Boyner, kayıt dışılıkla mücadelede yeterli bir gelişme söz konusu olmadığını belirterek gelecek seçimlerde oy almak isteyen hükümetin bu soruna eğilmesini istedi Ekonomi Servisi Türk Sanayi Anketi” verilerinin öngördüğü yüz zenleme sorumluluklarını harfiyen cileri ve İşadamları Derneği (TÜSİ de 45 civarında kayıt dışı istihdamı yerine getirecek asayiş, güvenlik, baAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit (yaklaşık 10 milyon kişiye denk ge yındırlık, belediye hizmetleri, temel Boyner, hükümetlerin AB ortala liyor) veri olarak alınırsa, Türki sağlık ve temel eğitim sorumlumalarına yakın bir reel vergiyi veya ye’nin gelişmişlik düzeyini, dışa luklarını hakkıyla üstlenecek ve kişi başına vergi düzeyini yakalamak açıklık oranını, büyüme dinamiğini böylelikle seçmenden oy isteyeve korumak durumunda olduklarını ve AB mevzuatının Türk mevzuatı cek ise AB ortalamalarına yakın Boğaziçi na aktarım düzeyini açıklamakta bir reel vergi veya kişi başına belirtti. Üniversitesi’nden Ümit vergi düzeyini yakalamak ve TÜSİAD’ın yayın organı Görüş güçlük çekiliyor. İzmen de makalesinde Bu tanımsal ve gözlemsel teo korumak durumundadır. dergisinin şubat sayısında, kayıt dıkayıt dışılıkla mücadele Kamu hizmetinin faşı ekonomi konusu ele alındı. ‘Un rik tutarsızlıklar bir tarafa bırakılıriçin şu önerilerde bulundu: turasını son derecede sıvar, yağ var, şeker var... Kayıt dı Yüzde 65’e çıkan nırlıkayıtlı bir kesim ödüşı ekonomiye, kayıtsız kalmaya vergilerle kayıt dışını yok TÜSİAD yor. Bu yapının vergi tane kadar devam edeceğiz’ kapak etmek mümkün değil. Vergi Başkanı Boyner, Türkiye banını er veya geç tahsloganı ile çıkan derginin yeni sayükünü düşürmek lazım. rip etmesi beklenir. yısında kayıt dışı ekonomiyle ilekonomisinin bulunduğu düzey, dış Esas kilit nokta bu. Vergi Devletin ve gili makalelere yer verildi. yüzde 6070 düşerse herkes ticaret hacminin ulaştığı mertebe, AB hükümetlerin kayıt TÜSİAD Yönetim Kurulu vergisini verir. üyeliğinde kat edilen mesafe veri olarak dışı ile ilgili söyBaşkanı Boyner, dergideki Kıyıt dışının zararlarını alınırsa, yüzde 4550’lik kayıt dışılık lemlerinde herhangi ‘Kayıt dışı ekonomiyle ilgili halka iyi anlatmak oranının tutarsız derecede yüksek bir eksiklik olduğunu sormadığımız sorular var’ başgerekiyor. söyleyemeyiz. Amaçlar, lıklı makalesinde, Türkiye ekonogözüktüğünü söyledi. Kayıt dışı ile hedefler, tespitler büyük ölmisinin bulunduğu düzey, dış ticaret mücadelede şiddetli bir çüde aynı. Ancak tüm bu döhacminin ulaştığı mertebe, AB üyeyöntem yerine daha liğinde kat edilen mesafe veri olarak sa kayıt dışılıktan gerçek olarak nemlerde kayıt dışılıkla mütedrici bir yöntem alınırsa, yüzde 4550’lik kayıt dışı mustarip olan iki temel kesim vardır: cadelede yeterli bir gelişme izlenmeli. lık oranının tutarsız derecede yüksek Birincisi kayıtlı çalışan girişimciler, söz konusu olmamıştır. Demek Çok hızlı ve bir gözüktüğünü söyledi. Boyner’in ma diğeri ise kayıtlı girişimcileri de ki basit hesaplarla toplam refahanda büyüyen kalesindeki değerlendirmenin satır kapsayan her türlü vergi ödeyen ki ta önemli kayıplara neden olan şirketler titizlikle kayıt dışı ekonomi ile mücadeleyi şi ve kurumlar. başları şöyle: incelenmeli. Hükümetler, 21. yüzyılda ken engelleyen başka unsurlar olması Yaklaşık 10 yıldır, TÜİK’in gerçekleştirdiği “Hane Halkı İşgücü disinden beklenen denetleme ve dü gerekiyor. EKONOMİ CUMHURİYET SAYFA ekonomi@cumhuriyet.com.tr 13 EKONOMİ POLİTİK ERİNÇ YELDAN Sanayi Strateji Belgesi Üzerine: Türkiye ‘Belindia’ Yolunda Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi’ni geçen aralık ayı içerisinde duyurdu. Belge, 20112014 dönemini kapsıyor ve ana hedef olarak da “AB üyeliğine doğru” gerekli rekabetçi altyapının ve politikaların geliştirilmesini belirliyor. Gerçekten de belgenin ana dayanağı olarak küresel rekabet gücünün arttırılması ilkesinin 224 sayfa ve 325 paragraftan oluşan raporun hemen her köşesinde yer aldığını söylemek mümkün. Rekabet gücünün arttırılması yönünde en önemli adımlar, kuşkusuz, “araştırma geliştirme” (ARGE) faaliyetlerinin hızlandırılmasından geçiyor. Strateji belgesi de bu yorumu benimseyerek önce Türkiye’de ARGE faaliyetlerine ayrılan payın 2007’de milli gelirin binde 76’sına, 2008’de de binde 73’üne ancak ulaşmakta olduğunu vurguluyor. Ancak, bu miktarların AB’nin Lizbon Hedefi olarak anılan yüzde 3’lük ARGE büyüklüğünün çok gerisinde olduğu görülüyor. Bu sorun karşısında Belge’de “rekabet kavramının tanımlanması ve geliştirilmesi” önemli bir soru olarak ele alınmakta. Nitekim, Belgenin 41. paragrafında “Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan 20092010 Global Rekabet Gücü Endeksine göre, Türkiye 133 ülke arasında 61. sırada yer almaktadır” tespitinden sonra şu yorumlara yer veriliyor: “Rekabet gücünü belirleyen unsurlardan göreli olarak olumlu katkı yapanlar arasında piyasa büyüklüğü, özel sektör gelişmişliği, mal piyasalarının etkinliği” yer alırken; “rekabet gücünü olumsuz etkileyen unsurlar arasında ise işgücü piyasası etkin(siz)liği, kurumsal altyapı, yükseköğretim ve mesleki eğitim ile finansal piyasaların (görece az) gelişmişliği bulunmaktadır” yorumunda bulunuluyor. Yani, kısaca özetlemek gerekirse, Türkiye’nin rekabet gücü eksikliği nihayetinde gene işgücü piyasalarının etkinsizliğine bağlanmakta. Dolayısıyla, Türkiye’nin rekabet gücünün arttırılması hedefinin gene geleneksel “işgücü piyasalarının esnekleştirilmesi ve işgücü maliyetlerinin düşürülmesi” politikaları üzerinden sürdürülmeye çalışılacağı anlaşılıyor. Oysa bu tespit, Belgenin yönetici özetinin 8. paragrafında geçen “özellikle Çin ve Hindistan’ın, özellikle küresel ekonomiye entegrasyonu ile birlikte Türkiye’nin rekabet gücünü ucuz işgücüne dayandırması mümkün görünmemektedir” gözlemiyle açıkça çelişiyor. Savunulan savlar ne şekilde söze dökülmüş olsa da Belge’nin özünde Türkiye’yi Uzakdoğu Asya’lılaştırmakta olduğu gizlenmiyor. Nitekim, Strateji Belgesi’nin 14. paragrafında ana vizyonun “Orta ve yüksek teknolojili ürünlerde Avrasya’nın üretim üssü olmak” şeklinde vurgulandığı görülüyor. Bu vizyon karşısında Türkiye Kalkınma Bankası’ndan değerli meslektaşım Dr. Serdar Şahinkaya şu soruları sormaktan geri duramamış: “Avrasya coğrafyasının toplamda 100’e yakın ülke ve 4 milyar 250 milyon nüfus olduğu düşünülürse, Avrasya’nın orta ve yüksek teknolojili ürünlerinde üretim üssü olmak hedefi sadece AB direktiflerine bağlı bir tahayyülle nasıl gerçekleştirilebilecektir? Bu üretim üssü meselesi yoksa bazı çokuluslu şirketlerin, düşük ücretler, liberal yasalar, teşvikler ve çevre ve finansal piyasalarda denetimsizlikler gibi çeşitli özellikleri nedeniyle ülkemizi tercih etmeleri ve yatırımlarını Türkiye’ye taşımalarını özendirme kaygısına mı dayandırılmaktadır?” “Ticaret stratejisinin” aynı zamanda bir “sanayileşme stratejisi” olduğundan hareketle, Strateji Belgesi, AB ile olan ticari ilişkilerimizin yapısal nitelikli sorunları hususunda gerçekleri tespit etmekten geri durmuyor. Belgenin, örneğin 126. paragrafında şu gözlemlere yer verilmiş: “AB’nin üçüncü ülkelerle gerçekleştirdiği ve önümüzdeki dönemlerde gerçekleştirmeyi öngördüğü tercihli düzenlemelere, Gümrük Birliği’nin tarafı olarak ülkemizi dahil etmemesi, uygulamaya koyduğu çeşitli yeni mevzuat hazırlıklarında önceden bilgilendirme gibi mekanizmaları kullanmaması ve işbirliğine gitmemesi ülkemizin bu tür düzenlemeleri yapmasını güçleştirmekte ve ülkemiz menşeli ürünlerin AB ve üçüncü ülkelerin pazarlarındaki rekabet gücünü olumsuz yönde etkilemekte; bu durum, sanayi sektörüne de doğrudan yansımaktadır.” Ancak sorunların doğru tespiti, çözüm konusunda aynı titizliğin ve cesaretin gösterilebilmesi anlamını ne yazık ki taşımıyor. Bu gözlemlerden hareketle Dr. Serdar Şahinkaya şu yorumlarda bulunmakta: “Sanayi Strateji Belgesi’nde rekabet gücü kavramı ciddi ve doğru bir hesaplamaya dayanmadan fetişleştirilmiş durumdadır. İhracat kavramı da tıpkı AB gibi bir fanatizm haline dönüştürülmüştür. Ayrıca, rekabet gücü kavramı çoğunlukla statik nitelikli bir etkinlik olarak algılanmış; kalkınma, sermaye birikimi, yatırımlar, istihdam ve bölüşüm benzeri başlıklı tematik çerçevelerle bahsedilen konular belgede gözetilmemiş, yer verilmemiştir.” Çoğunlukla çokuluslu şirketlerin başını çektiği yüksek teknolojili yatırımlar aracılığıyla rekabet gücü yüksek sanayiler yaratılırken, bu üretim merkezlerinin geniş ve durgunluk içinde yüzen geleneksel sektörlerle bir arada bulunmasının yarattığı çarpıklıklar kalkınma iktisadının artık gelenekselleşmiş öğretileri arasındadır. Yüksek teknolojili, dinamik, ancak görece küçük üretim merkezlerinin, ekonominin geri kalan geleneksel kesimleriyle çok kısıtlı girdi çıktı bağlantılarının bulunması, ulusal ekonomilerde ikili bir yapı yaratmakta ve bölgesel eşitsizliklerin ve sosyal dışlanmışlığın ana nedeni olmaktadır. Kalkınma iktisadında bu tür ikili (dual) yapılar bir yandan Belçika tarzlı dinamik ve küçük bir merkez, diğer yanda ise büyük çaplı geleneksel ve görece durgun Hindistan (İngilizcesiyle India) ekonomilerinin bileşeninden oluşan Belindia modelleriyle betimlenmektedir. Sanayi Strateji Belgesi, içini doldurmadan bir fetiş haline getirdiği rekabet gücü ve AB’ye üyelik kavramlarıyla Türkiye’nin orta uzun dönem geleceğini Belindia yapısına uyarlama tehlikesi içermektedir. Vergi yükü düşürülmeli ‘ Hükümetlerin, gerek yabancı ve gerekse yerli yatırımcıların iş ve yatırım ortamı, rekabet düzeyi açısından, yani aslında istihdam, refah ve işsizlik açısından en önemli sorunlarından biri olarak işaret ettiği kayıt dışı ekonominin varlığı ve büyüklüğü ile ilgili daha cesur sorular sormaları, daha cesur öneriler geliştirmeleri gerekiyor. Uyum Market 2 bin sığır ithal etti Ekonomi Servisi Uyum Market, Uruguay’dan 4.5 milyon liralık 2 bin tane sığır ithal etti. Montevideo Limanı’ndan 22 Ocak’ta yola çıkan Simmental, Hereford ve Angus cinsi 68 aylık besi danaları yüklü geminin, 12 Şubat’ta İzmir Limanı’nda olması bekleniyor. Danalar buradan, Aydın’ın Çine ilçesindeki Ege Et tesislerine götürülecek. Ege Et’te 120 ila 180 gün beslenecek olan hayvanlar yine aynı yerde kesildikten sonra Uyum’un İstanbul’daki et entegre tesisine sevk edilecek. Karkas et burada her türden et ürününe çevrildikten sonra Uyum mağazalarında satışa sunulacak. Besi danaları Türkiye’ye geldiklerinde canlı ağırlıkları 200 ile 230 kilo arasında olacak. 120180 gün sürecek beslenme döneminin ardından ise canlı ağırlıkları 450 kilo civarına ulaşacak. Turkcell’den 2 gün ücretsiz konuşma hakkı Ekonomi Servisi Turkcell, bireysel faturalı hat sahibi müşterilerinin cep telefonuyla konuşma alışkanlıklarına yönelik seçeneklerini ‘her yöne’ çatısı altında topladı. Yeni düzenlemeyle aboneler, 29 TL’lik ‘Alo 60 Paketi’ ile her yöne 180 dakika, 39 TL’lik ‘Alo 120 Paketi’ ile her yöne 360 dakika ve her iki paket ile de haftada 2 gün tüm Turkcell aboneleriyle sabah 6’dan akşam 6’ya ‘bedava’ konuşabiliyor. 59 TL’lik ‘Süper Paket’, her yöne 500 dakikaya ek olarak her gece 21.0009.00 saatleri arasında tüm Turkcell aboneleri ‘sınırsız konuşma’ ve haftada 2 gün saat kısıtı olmadan Turkcell aboneleriyle bedava konuşma olanağı sunuyor. B İLGİ TOPLUMUNA DOĞRU / ÖZLEM YÜZAK işçi sağlığı tedbirlerinin tersanelerdeki patronlar tarafından gereksiz maliyet arttırıcı harcamalar olarak görülmesi yüzünden yaşamını kaybeden onlarca gencecik insanı... 2008 ve 2009 tersanelerdeki ölümlerde patlama yaşandığı yıllardı, o kadar tartışıldı ama 2010 yılına baktığımızda yine 10 işçinin aynı nedenlerden yaşamını kaybettiğini görüyoruz. Gelen kimi bilgilere göre ise kimi ölümler kamuoyundan titizlikle gizlenmeye çalışılıyor, tabii görgü tanıklarına ve ölenlerin ailelerine yüklü miktarlarda sus payı verilerek... Bugün ise gündemdeki tartışma OSTİM ve İvedik Organize Sanayi Bölgeleri’nde iki işletmede peş peşe meydana gelen patlamalarda toplam 20 kişinin yaşamını kaybetmesi. Korkunç facia 2 önemli gerçeği ortaya çıkardı. Bunlardan biri; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bir itiraf niteliğindeki Küçük bir bilgi tazelemesine ne dersiniz? Biraz geriye doğru tarayalım hafızamızı ve maden göçüklerinde yaşamını kaybeden onlarca madencimizin ardından süregelen uzun tartışmaları, karşılıklı suçlamaları anımsayalım... Son iki yıl içinde Zonguldak Karadon’daki kömür ocağındaki patlamada 30 işçi, Bursa Mustafakemalpaşa’daki Bükköy Maden işletmesinde 19 madenci, Balıkesir Dursunbey’e bağlı Odaköy’deki maden ocağındaki grizu patlamasında biri maden mühendisi 13 madenci yaşamını yitirmişti. Üretim sistemlerinin parçalanarak altişverenlere verildiği, iş sağlığı ve güvenliği denetimlerinin düzenli yapılmadığı, düşük ücret, uzun çalışma saatleri ve örgütsüzlüğün sistematik hale getirildiği bu yapı ile ilgili her şey konuşuldu, tartışıldı ve sonunda hemen hemen her olayda olduğu gibi unutuldu ve rafa kaldırıldı. Peki tersanelerde yaşananlara ne oldu dersiniz? Hatırlayın iş güvenliği, C MY B C MY B ‘ AİFD SAĞLIK VERİLERİNİ YAYIMLAYACAK Ekonomi Servisi Araştırmacı İlaç Firmaları Derneğinin (AİFD) kurduğu ‘Veri ve Analiz Merkezi’, sağlık ve ilaç sektörüne ait istatistik verileri, kaynaklarıyla birlikte ilgili alıcılara web sayfasından ulaştıracak. Veri ve Analiz Merkezi’ndeki, demografik ve sosyoekonomik göstergeler bölümünde, yaş gruplarından doğum oranlarına, düşük oranlarından bağımlı nüfusa kadar yaklaşık 30 kategoride veriler yer alıyor. Sosyoekonomik göstergeler bölümünde ise işsizlik oranından okuryazarlığa, sigortalılardan üniversiteye kayıt oranlarına kadar farklı alanlarda bilgiler bulunuyor. Ekonomik göstergeler bölümünde de GSMH, kişi başına milli gelir, büyüme göstergeleri, sağlık hizmetleri göstergelerinde ortalama yaşam sürelerinden sağlık davranışlarına, kişisel ve biyolojik faktörlere kadar birçok veri bilgisi aktarılıyor. OSTİM ve İvedik Organize Sanayi bölgelerinde yaşamını yitiren işçileri anmak ve “iş cinayetlerini” protesto etmek için dün Türkİş önünde eylem dü zenlendi. Eylemde yaşamını yitiren işçiler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Kumlu, burada Bakan Dinçer’i sert bir dille eleştirdi. Kandıramazsınız ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) kan. Yetmiyor İşsizlik Sigortası FoTürkİş Başkanı Mustafa Kumlu, Çalış nu’nu işverenlerin emrine sunmuyor ma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer musun? Yetmiyor esnek çalışma biDinçer’in halkı ve işçileri yanılttığını be çimlerini yaygınlaştırmıyor musun? Sen lirterek Türkİş’in çalışma yaşamının de bu tasarıyla belediye işçilerini yerlemokratikleşmesini engellediği iddiasına rinden etmiyor musun?” Kumlu, işçileri yanıltanın kendileri deise “kargaların bile güleceğini” söyledi. Bakan’ın torba tasarıdaki hükümleri ğil Çalışma Bakanı olduğunu vurguladı. Bakan’ın iki de bir önlerine “alolumlu hale getirebilmek layıp pullayıp kıdem taziçin “bin dereden su nın İşçileri yanılta şma minatı meselesini” getirdiğini getirdiğini” kaydelı belirten Kumlu, “Hem de den Kumlu, şöyle de kendileri değil, Ça uğunu öyle bir allayıp pulluyor vam etti: Bakanı old ki, sanırsınız hiç hak kay“Sayın Bakan hadi ulayan Türkİş vurg bı yaşanmayacak. SanırsıTürkİş işçileri yanı Kumlu, “Bir Başka nız kıdem tazminatı bunılttı. DİSK de mi yaruyu tek sen mi doğ rdu. günkünden fazla ödenenılttı, KESK de mi e so cek. Yok öyle yağma Sayın yanılttı, Hakİş de mi biliyorsun” diy Bakan, Türk halkını kanyanılttı? Profesörler, dıramazsınız” dedi. Torba tasarıda uzkonuyla ilgili uzmanlar da mı yanılttı? Herkes eğriyi biliyor laşma sağlamak için her türlü fedakârlığı da bir tek sen mi doğruyu biliyorsun? yaptıklarını, Başkanlar Kurulu’nun onayHalep oradaysa arşın da burada. Sen bu lamadığı hükümlere bile geçit verdikleritasarıyla İşsizlik Sigortası Fonu’na bu ni kaydeden Kumlu, “Üstelik mutabakat güne kadar hiç olmadığı kadar el uzat noktasında geri adım atan da biz olmamıyor musun? Uzatıyorsun Sayın Ba dık. Ama konuşuyor işte” dedi. ozlem.yuzak@cumhuriyet.com.tr Devlet Eliyle İşçiyi Öldürmek... “İşletme Belgesi almadan çalışan işyeri kapsamını genişlettikleri” açıklaması... İkincisi ise; arkadaşımız Murat Kışlalı’nın başarılı haber çalışması sonucu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın iş güvenliği sorumluluğunu taşerona devrettiğini ortaya çıkarması. Meğer defalarca yargıdan dönen yönetmelikler nedeniyle 7 yıllık süreç sonunda geçen yıl bakanlık Danıştay’ı bypass ederek sorumluluğu taşeronlara devretmiş. Ostim ve İvedik’te patlamaların meydana geldiği 2 işletmenin ruhsatının olup olmaması ayrı bir konu. Bunlar; yukarıda bahsettiğim 2 önemli gerçeği yani devletin işçi sağlığı ve güvenliği konusundaki yükümlülüklerini ve denetimlerini yerine getirmediğini gerçeğini gizlemiyor. Tüm bunların ise yalnızca bir tek açıklaması var: İşçinin bir anlamda devlet eliyle öldürüldüğü gerçeği. Cinayetleri hafifletmek için sıralanan, “ucuza üretenin ayakta kaldığı vahşi rekabet ortamı küçük üreticiyi risk almaya iş güvenliğini ihmal etmeye ve sağlıksız koşullarda üretim yapmaya zorluyor” söylemi bu yüzden pek bir şey ifade etmiyor. Vahşi rekabet; küresel sistemin bir gerçeği ve belli ki bir müddet daha sürecek. Bu durum devletin işçi sağlığı ve güvenliği, işletme ruhsatı ve düzenli denetimi gibi yükümlülüklerini getirmemesini mazur göstermez. Aynı vahşi rekabet dünyanın her ülkesinde yaşanıyor. Avrupa’da da küçük üretici zorlanıyor. Ama asla ve asla insan yaşamı ile ilgili hiçbir şey maliyet düşürücü unsur olarak ele alınmıyor. İşletme buna cesaret bile edemez, torna ruhsatı alarak kaçak mazot üretimi ya da tiner üretilemez oralarda, göz yumanlar son derece ağır cezalar alırlar.. Burada gelişmiş ülkeler ile Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler arasındaki en temel ayrım o ülkenin kendi insanına verdiği değer ile belirginleşir. 21. yüzyılın 16. güçlü ekonomisi olmakla övünen, kendine 10. sıraya yükselme hedefi koyan Türkiye aynı hedefi neden insani gelişme endeksindeki sırasını yukarılara çıkarmak için koymuyor? Ve daha da önemlisi neden bu kimse tarafından sorgulanmıyor? Çünkü bizim ülkemizde insan yaşamının değeri çok çok ucuzdur. Trafik kazalarının bilançolarından, her yıl kömür sobasından zehirlenerek ölenlerden, bireysel silahlanma yaşının 18’lere indirilmesinden bunu açıkça görmek mümkün. İnsana verilen değerin derecesi yüzünden bu ülkede son derece önemli yasalar, yönetmeliklere dönüştürülerek gece yarıları torba yasaların içinde onaylanır... Tüm bunlar sürdükçe daha çok işçi devlet eliyle ölecektir... Bundan kimsenin kuşkusu olmasın...
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog