Bugünden 1930'a 5,432,954 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHUR YET 8 İstanbul Edirne Kocaeli Çanakkale İzmir Manisa Denizli Zonguldak Sinop Samsun Trabzon Giresun Ankara Y Y Y Y Y Y Y B B B Y Y Y 10 7 12 9 15 14 14 11 12 12 12 13 12 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars Y Y B Y B Y Y B B Y Y Y K 11 12 7 15 19 18 14 15 12 13 6 7 0 HABERLERİN DEVAMI Oslo K Helsinki K Stockholm Y Londra B AmsterdamY Brüksel Y Paris Y Bonn Y Münih PB Berlin PB Budapeşte B Madrid B Viyana B 6 11 6 14 10 10 12 7 3 2 2 14 1 Belgrad K 1 Sofya K 4 Roma K 10 Atina Y 13 Zürih Y 4 Moskova PB 12 Aşkabat B 2 Taşkent B 3 Baku K 3 Bişkek B 2 Tiflis K 3 Kahire B 24 Şam B 19 Ülkemizin geneli parçalı ve çok bulutlu, Marmara, Ege, Batı ve Orta Akdeniz, İç Anadolu’nun batısı, Batı Karadeniz’in iç kesimleri, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu’nun doğusu ile Düzce ve Ordu çevreleri yağışlı geçecek. Rüzgâr ülkemizin kuzeybatı kesimlerinde kuzey ve kuzeydoğu yönlerden 3050 km/s kuvvetli olarak esecek. Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu bölgesinde çığ tehlikesine karşı tedbirli olunması gerekmektedir. 24 ŞUBAT 2011 PERŞEMBE TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 24 Şubat GÜNCEL Baştarafı 1. Sayfada CÜNEYT ARCAYÜREK …Washington yönetimi adına gazetecilerin gözaltına neden alındığını anlamakta zorluk çektiğini duyuran ve Türkiye’de basın özgürlüğünün varlığını kuşkuyla karşıladıklarını duyumsatan Amerika Büyükelçisi’nin sözlerini içişlerimize karışmak diye değerlendiren… …hâlâ basın özgürlüğünün varlığından söz edenlerin yönettiği bir ülkede yaşamanın sıkıntıları ile boğuşur… …A’dan Z’ye, Çankaya’dan Başbakanlık’a değin işbaşında olanların basın özgürlüğüyle ilgili vurdumduymazlığı sadece içimizde değil, dışarıda da hayretle izlerken… …gazetelere düşen bir haberi okuyunca güldüm ağlanacak halimize. Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Çankaya’daki AKP’liye teşekkür etmiş. Neden: Çankaya’daki Tahran’da tutuklu 2 Alman gazetecinin serbest bırakılmasını sağlamış! Çankaya’daki bir gün olsun AİHM’den içimizdeki hukuk kurumlarına kadar bütün otoritelerin karşı çıktığı tutukluluğun cezaya dönüşmesi olaylarına kılını kıpırdatmıyor. Delilleri karartmaları veya kaçmaları olanaksız olanların havadan bir lafla; kuvvetli şüphe adı altında yıllardır içeride yatmalarına sesini çıkarmıyor. Nedir bu yanlış, yalan uygulamalar diye hükümeti uyarmıyor. 2 Alman gazeteciyi kurtarmış, tebrikleri kabul ve ilan ediyor! Mustafa Balbay, iki yıldır Silivri’de, hükümetin yargı aracılığıyla uyguladığı maddi manevi işkence altında. Ne kaçması mümkün ne de delil karartması. Tam 25 kez Silivri mahkemesine tahliye başvurusu yaptı. 25 kez 1’e karşı 2 oyla istemi reddedildi. Bu sırada iradesi dışında bir gelişme oldu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum, partinin Balbay ile Tuncay’ı 12 Haziran seçimlerinde aday göstereceğini söyledi. Açıklama belki erkendi ama gazetecilik yapmaktan başka hiçbir çabası, düşüncesi, amacı olmayanlarla ilgili bu açıklama toplumda olumlu yankılandı. Mustafa Balbay ve Silivri’de yatan arkadaşlarımızın yargı önündeki düşüncelerinden, gazetecilikten ödün vermeyen tutumunu dikkate alan kimi yazarlarımız, Balbay’ın siyasete girmesine karşı çıktı. Oysa öneri toplumda desteklendi, medyada olumlu karşılandı. Ben Balbay’la tutuklanmak üzere gözaltına alındığı 5 Mart’a kadar aralıksız, cumartesi pazar, bayram demeden tam 15 yıl her gün birlikte oldum. Güncel olayları konuştuğumuz gibi özel yaşamlarımızdaki sıkıntıları da, mutlulukları da paylaştık. Balbay’a iki kez milletvekilliği önerildi, o gazeteci kalmayı yeğledi, reddetti. Ama bu kez durum farklı. Siyasal kimlik kazandırılan dava, Balbay’ı siyasete itti. Nitekim mahkeme heyetine ve basına yaptığı açıklamada bu gerçeği vurguladı: “…Bugüne kadar yaşamımı gazeteci olarak geçirdim. Bundan sonraki yaşamı siyasetçi olarak sürdürmem gerektiğine ve… yerine göre mücadelenin siyasal zemine kayabileceğine inandım…” dedi. Bu inancını pekiştirecek bir gerçeğe değinelim: Sosyal demokrat bir gazetenin sosyal demokrat bir yazarı, Balbay’ın, sosyal demokrat bir partide siyaset yapması yadırganabilir mi? Balbay, açıkladığına göre hem siyaset yapacak hem de kalemini bırakmayacak. Böyle düşündüğüne, hem milletvekili hem de yazarlığı bir arada götüren Falih Rıfkı Atay’ı, gazetemizin kurucusu Yunus Nadi’yi örnek gösteriyor. Çok doğru. Zira bugün Atay’ı, Yunus Nadi’yi şu veya bu ilin milletvekili, siyasetçi diye anan var mı toplumda? FR Atay yazar, Yunus Nadi Cumhuriyet’in kurucusu ve sahibi yazar diye tanınıyor, anılıyor. Balbay’ın siyasete girme kararını her açıdan mantıklı, gerekli buluyor, gönülden destekliyor ve gerçekleşeceğine de inanıyorum. Yıllardır tanıdığım Mustafa Balbay’ın; katılacağı siyasal bünyeye de... …altını çizerek söylüyorum “bir siyasetçiyazar” olarak gazetesine de, demokrasiye de, her alanda özgürlük savaşımına da önemli, olumlu katkıları olacağına da... Tünelin ucundaki ışığa koşan arkadaşlar, kardaşlar: Davranalım: Gün; siyasetçi olacak, yazar kalacak Balbay’ı destekleme günüdür. Liderlerden hangisinin bildiği, hangisinin bilmediği tartışılan dört işlem dört tanedir: Toplama, çıkartma, çarpma, bölme… Toplama: En iyi yapıldığı yer sünnet düğünleridir… Torba torba toplarsınız… “Nerden buldun” diye soran olursa… Yanıtlarsınız: “Oğlandan borç toplama…” Çıkartma: Çıkarttığınız şey eksiliyorsa, hah demek ki çıkartma yaptınız… Siz çıkarttıkça arttığı zaman da olabilir; kanun çıkartırsınız, artar… ONUNCU KÖY BEKİR COŞKUN 46, 47, 58?.. Bölme: Dört işlemden en gizemli ve çetrefillisi olan bu işlemde üç hane vardır; bölen, bölünen, kalan… Bölen böldükçe, doğal olarak bölünen azalır… O azaldıkça haliyle bölen büyür… Bölünen küçülürken, bölen durur yerinde... Bölene bir şey olmaz usta… Parçalanan bölünendir… Sonunda bölmenin diğer adı Taksim’e otuz kişi çıktığında görürsünüz, Cumhuriyet anıtının önünde kalanı… Eh işte o kadardır… bcoskun@cumhuriyet.com.tr GÜNDEM Baştarafı 1. Sayfada MUSTAFA BALBAY Dört İşlem… Milletvekili çıkartırsınız, artar… TEKEL’i satılığa çıkartırsınız, artar… Af çıkartırsınız, artar… O zaman, “Ama çıkarttıkça sizinki artıyor” diyen olursa… Polislere tekme tokat salondan çıkarttırırsınız… Ki burada artık üçüncü işleme geçilmiştir; çarpma... Çarpma… İki yanı vardır; çarpan, çarpılan... Çarpan genelde yukarıdadır… Daha doğrusu çarpılanın hangisi olduğu ise sonradan belli olur… Kim ki, “Nedir bu başıma gelen” derse, hah… Demek ki o çarpılan… Şimdi yazın bir yere; yoksulmuhtaç sayısını… Çarpılacak olandır bu… Önlerine düşürün çarpanı… Çarpsın çarpan… Kaç etti?.. ama hiçbir ülkenin de İran’a benzemesini istemiyor. Bu denge nasıl kurulacak? Bu sorulardan öne çıkan; öteki Arap ülkelerinde yaşananlar. Libya’da yıllar sonra ilk kez insanlar sokağa döküldü. Yoksulluktan yakındı. Yemen’de zaman zaman yükselip alçalan eylemler yönetimi zorluyor. Yönetimleri Sünni, halkının ağırlığı Şii Basra Körfezi devletleri diken üstünde. Ürdün yönetimi, halkın istemlerini iş meydana dökülmeden sezip önlemler alma peşinde. Suriye’de 2000 yılında yönetime gelen oğul Esad’ın “hemen” dediği reformların ne zaman başlayacağı merak ediliyor. Arap ülkelerinden birinde yaşanan, hemen akla baştaki soruyu getiriyor: Acaba başka hangi ülkeyi etkiler? Bu soruya pek çok yanıt verilebilir. Biri de şu olsa gerek: Bugünkü Arap ülkelerinin pek çoğu Birinci Dünya Savaşı’yla İkinci Dünya Savaşı’nın ürünü. Bir başka deyimle; iki paylaşım savaşının ardından sınırları büyük ölçüde cetvelle çizilen, yönetim şekline ülke insanlarından çok uluslararası konferansların karar verdiği ülkeler. Zaman zaman yapılan; Türkiye o ülkelere benzer mi ya da o ülkeler Türkiye’ye benzer mi sorusunun yanıtı burada yatıyor. Bu ülkelerin hemen tümü; tarihin eteğimizden çektiği coğrafyada. “Giden gelmiyor, acep nedendir” diye türküler yaktığımız Yemen’de halen 500 bin kadar “Türk kökenli” diye anılanlar var. Kim onlar? İşte o giden gelmiyor dediklerimizden, ölmeyen ama geriye de dönemeyen askerlerimizden orada kalıp yuva kuranlar. Eski cumhurbaşkanlarından Cevdet Sunay’ın akrabalarının bir kolu hâlâ Yemen’in başkenti Sana’a’da yaşıyor. Osmanlı döneminde, imparatorluğun bir kazası olan Katar’la bir nahiyesi olan Bahreyn arasındaki küçük adalarda mülkiyet sorunu çıktığında hâlâ Osmanlı arşivlerine bakılıyor. Mısır’da Kahire’nin başlıca merkezlerinden Han Halil’deki kahvelerde naneli çay içerken Türkiye’den geldiğinizi söylerseniz hemen şu tür karşılıklar alırsınız: “Benim babaannem Bursa’dan gelmiş...” “Biz Adana kökenliyiz...” “Baba tarafımız İstanbul’dandır...” Böylesine bir coğrafya yeniden biçimlenirken elbette Türkiye de öyle ya da böyle tartışma potasına girer. Yakın geçmişte sıklıkla bu yaşandı. Ancak hiçbir zaman bugünkü gibi olmamıştı. Türkiye’nin başta Mısır olmak üzere Arap ülkelerine model olabileceği gündeme gelince şu soru ortaya atılıyor: Hangi Türkiye? Kuruluş kökenlerinin erozyona uğradığı Türkiye mi, hükümetin muhatap ülkeye göre kendini biçimlendirdiği Türkiye mi? Sosyolojik bir kavramdır: Bir ülkedeki devleti kuran güç tıpkı insan geni gibi sürekli varlığını ve etkinliğini hissettirir. Türkiye, Kurtuluş Savaşı’nın ardından topyekun bir kuruluş savaşı verdi. Arap ülkelerinin büyük çoğunluğu ise uluslararası anlaşmalardan doğdu. Bu temel bir ayrımdır. Bütün dileğimiz, ortak tarihleri paylaştığımız Arap ülkelerinin iç dinamiklerini sağlam dengelere oturtup sağlıklı bir demokrasiye kavuşması... Bizim mücadelemiz, yaşamakta olduğumuz sorunları, genlerimizin de refleksiyle aşmak. Aşacağız... ankcum@cumhuriyet.com.tr AKP’li Elazığ Belediye Başkanı Selmanoğlu hakkındaki çok sayıda iddiaya İçişleri Bakanlığı soruşturma izni vermedi Elazığ’a yeni zırh AYKUT KÜÇÜKKAYA AKP’li Elazığ Belediye Başkanı M. Süleyman Selmanoğlu ve belediyenin üst düzey yöneticileri hakkında “ihale yolsuzluğu” iddiasıyla soruşturma yürütülürken çok sayıda yolsuzluk dosyasının İçişleri Bakanlığı’nın engeline takıldığı ortaya çıktı. Bakanlığın Selmanoğlu ve belediye yöneticileri hakkında 2010 yılında “üç yolsuzluk iddiasıyla ilgili işleme konulmama” kararı verdiği; bu kararların itirazlar üzerine Danıştay 1. Dairesi’nce 2010 Kasım ve Aralık aylarında kaldırıldığı belirlendi. Danıştay 1. Dairesi’nin kararlarında “Şikâyetçinin belli, şikâyetçinin konusu eylemin so mut olduğu, kişi ve olay belirtildiği, iddiaların da ciddi bulgu ve belgelere dayandığı” ifade edilerek iddiaların soruşturulmasını talep edildi. İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın Danıştay kararlarının ardından Elazığ’a iki mülkiye müfettişi daha gönderdiği, yolsuzluk iddialarıyla ilgili incelemelerin sürdüğü öğrenildi. Selmanoğlu hakkında Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma öncesinde de bakanlık 2009 yılında soruşturma izni vermemiş; bu karar 26 Mayıs 2010 tarihinde kaldırılmıştı. Kararın kalkmasının ardından kentte incelemelerde bulunan Mülkiye Başmüfettişi İhsan Yiğit yolsuzluk iddiaları nı içeren raporunu Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunmuştu. İçişleri Bakanı Atalay Elazığ’daki yolsuzluk iddialarını kamuoyunun gündemine taşımamızın ardından müfettişlerin raporlarının “yolsuzluk ve rüşveti” kapsadığını belirterek doğrudan Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulduğunu söylemiş; raporların işleme konulduğunu bildiren AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik de “AKP çamurun üzerine asla oturmaz” açıklamasını yapmıştı. Cumhuriyet’in geçen aydan bu yana kamuoyunun gündemine taşıdığı AKP’li Elazığ Belediyesi’yle ilgili yolsuzluk iddialarını içeren ve Elazığ Cumhuriyet Baş ‘BAZI SAVCILAR AKP’N N MEMURU, BAKANLIĞIN BÜROKRATI’ Kart’tan HSYK’ye suç duyurusu ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, “AKP’nin memuru, Adalet Bakanlığı’nın bürokratı olan” bazı savcıların meslekten ihraç edilmesi ya da yer değiştirmesi için Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) suç duyurusunda bulunacağını bildirdi. Kart, dün düzenlediği basın toplantısında, “Bürokraside yaratılan ‘parti memurucemaat memuru’ yapılanmasının, yargıda da tezahürlerinin görüldüğünü, böyle bir anlayış içinde yaratılan ve himaye edilen bir cumhuriyet savcısı prototipinin ortaya çıktığını” vurguladı. Kart, “Bu savcıların Elazığ Belediyesi ile ilgili raporları işleme koymadıklarını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile ilgili soruşturmada bilirkişi tayininden önce hazırlanan bilirkişi raporunu esas aldıklarını, Silivri soruşturmaları kapsamındaki soruşturmada Kayseri Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik maddi suç bulgularını Kayseri ya da Ankara Cumhuriyet Başsavcılıkları’na göndermediklerini, 1 milyar doları aşan kömür yolsuzluğunu kamufle ettiklerini, AKP Rize Milletvekili Ali Bayramoğlu hakkındaki gümrük kaçakçılığı iddiaları konusunda zaman aşımından takipsizlik kararı verdiklerini, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kökenli 22. dönem milletvekilleri hakkındaki dolandırıcılık dosyalarını delil yetersizliği gerekçesiyle hallettiklerini” söyledi. Kart, “Bu kişiler artık devletin ya da Cumhuriyetin savcısı değil. Bu savcılar artık AKP’nin memuru, Adalet Bakanlığı’nın bürokratı olmuşlardır. Delillere müdahale ederler, yönlendirirler, karartırlar. Hükümet tarafından özel olarak himaye edilirler. Bu savcılar Adalet Bakanlığı ve HSYK’den cesaret alırlar” dedi. Kart, “Kendilerini dokunulmaz zanneden, yasaların ve hukukun üstünde gören, kanunsuz emirleri uygulamak suretiyle meslekte bir yerlere gelmeyi hedefleyen” savcılar hakkında meslekten ihraç ya da yer değiştirme yaptırımlarının uygulanması için HSYK’ye suç duyurusunda bulunacağını söyledi. Kart, bir soru üzerine bu hafta HSYK’ye başvuracağını, dile getirdiği soruşturmalar kapsamındaki 5 başsavcı ve savcının söz konusu olduğunu kaydetti. Kart, Silivri savcıları konusunda ise daha önce başvurular yaptığını anımsattı. Erdoğan ve Çeker’e protesto İstanbul Haber Servisi CHP İstanbul İl Kadın Kolları, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP Milletvekili Canan Arıtman için kullandığı “Tornadan çıkmış gibi” benzetmesini ve Prof. Dr. Orhan Çeker’in “Dekolte giyinirsen tecavüzle karşılaşman sürpriz olmaz” sözlerini protesto etti. “CHP’li kadınların eşitliğin ne olduğunu bilmeyenlerden öğreneceği hiçbir şey yoktur” yazılı pankartlar açan kadınlar, “Türkiye laiktir laik kalacak”, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganları attı. savcılığı’na sunulan mülkiye müfettişlerinin raporlarının ardından; 2010 yılı içerisinde AKP’li Selmanoğlu ve üst düzey belediye yöneticileri hakkında çok sayıda yolsuzluk iddiası İçişleri Bakanlığı’nın engeline takılmış. Bakanlık’ın verdiği işleme konulmama kararının kaldırıldığına yönelik Danıştay 1. Dairesi’nin kararları ile o kararlarda yer alan “soruşturulacak eylemler” özetle şöyle: 1 İçişleri Bakanı Atalay’ın 25 Haziran 2010 tarihinde Belediye Başkanı Selmanoğlu ve diğer belediye görevlileri hakkında verdiği işleme konulmama kararı 23 Kasım 2010 tarihinde oyçokluğuyla kaldırıldı. Danıştay 1. Dairesi’nin kararında soruşturulacak eylem, “Elazığ Belediyesi’nin hissedarı olduğu Merkez, İzzetpaşa Mahallesi, 1584 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki belediyeye ait 1280 metrekare arsayı usule aykırı olarak düşük bedelle satmak” ifadesiyle yer aldı. 2 İçişleri Bakanı Atalay’ın 8 Temmuz 2010 tarihinde Belediye Başkanı Selmanoğlu hakkında verdiği işleme konulmama kararı 14 Aralık 2010 tarihinde oyçokluğuyla kaldırıldı. Danıştay 1. Dairesi’nin kararında soruşturulacak eylem, “Şehir merkezindeki bazı caddelerin üzerindeki otoparkların işletmeciliği ihalesini kazanan 23 Elazığ Sportif AŞ’nin sözleşme hükümlerine aykırı hareket etmesine göz yummak ve kurumu zarara uğratmak” ifadesiyle yer aldı. 3 İçişleri Bakanı Atalay’ın 16 Ağustos 2010 tarihinde Belediye Başkanı Selmanoğlu ve diğer belediye yöneticileri hakkında verdiği işleme konulmama kararı 14 Aralık 2010 tarihinde oyçokluğuyla reddedildi. Danıştay 1 Dairesi’nin kararında soruşturulacak eylemler 8 madde olarak sıralanıyor. Bu maddeler arasında yer alan bazı iddialarla ilgili ilk inceleme Mülkiye Müfettişi Yiğit’in hazırladığı raporda da yer alıyor. 8 maddelik listede, “Belediyenin kullanmış olduğu Avrupa Birliği fonlarından alınan proje ödeneklerinin kaydını belediye heseplarında göstermemek ve fonları gereği gibi kullanmamak, açık ve kapalı reklam panolarının (bilboard) işletilmesine ilişkin kira sözleşmesinin 1 yılı aşkın süredir bitmesine rağmen bu işin ihale ile tekrar kiraya verilmesi gerekirken ihalesiz olarak yapılmasını sağlamak” iddiaları ifadesiyle yer aldı. Atış talimini savundu Haber Merkezi Askerleri hedef tahtasının etrafına dizerek yaptığı atış talimiyle Türkiye’yi ayağa kaldıran Yüzbaşı Metin Gürcan, o atış talimini neden yaptığını bir mektupla anlattı. Gürcan şu ifadeleri kullandı: “Bazıları için ‘yanlış’ , ‘aptalca’, ‘psikopatça’ olan bu güven atışları Asayiş Komutanlığı’na yapmış olduğumuz gösterinin akabinde bir nevi mezuniyet töreni olan teşekkür safhasında yaşanmıştır. Bu atışın temel amacı ise askerlere 15 Ağustos saldırısından bu yana gelinen eğitim ve moral düzeyi ile rütbeli ile asker arasında kurulan güven derecesini göstermektir.” Sincar’a hapis cezası DİYARBAKIR (Cumhuriyet Bürosu) Şırnak’ın Uludere ilçesinin BDP’li Belediye Başkanı Şükran Sincar’ın 2009’da Cizre ilçesinde yaptığı konuşma nedeniyle açılan dava Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde karara bağlandı. Sincar, terör örgütünün talimat ve direktifleri doğrultusunda hareket ettiği gerekçesiyle 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. AKP Giresun İl Başkanı istifa etti GİRESUN (Cumhuriyet) AKP Giresun İl Başkanı Hasan Ali Tütüncü görevinden istifa ettiğini açıkladı. Tütüncü, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın üniversite mezunu il başkanı görmek istediğini belirtti ve genel merkezde birtakım baskılar sonucu göreve getirildiği yönünde bir kanaat oluştuğunu düşündüğü için görevden ayrılma gereği duyduğunu söyledi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog