Bugünden 1930'a 5,438,300 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA 10 DIŞ BASIN CUMHURİYET 14 ŞUBAT 2011 PAZARTESİ dishab@cumhuriyet.com.tr Arap devrimi kimlerle karşı karşıya? Avrupa sosyalist deneyinin çökmesi sistemin tükenmesine, Arap ayaklanması ise kapitalizmin can çekişmesine denk gelmiştir, aralarındaki tek benzerlik budur. Giderek politize olan Arap ayaklanmasının hızlandırıcısı ve ateşleyicisi Dünya Bankası ve IMF’nin berbat liberal politikalarının sosyal sonuçları olmuştur. ANGEL GUERRA CABRERA übarek’in yerine geçeceği söylenen İsrail’in adayı, CIA’nın adamı Süleyman “Rejim değişmeyecek, Mübarek gitmeyecek, Mısırlılar henüz demokrasiye hazır değil” diye buyurmuş. Acımasız bir ifadesi var, hatta gençlerin, giderek toplumun değişik katmanlarının ve şimdi büyük fabrikalardaki işçilerin de katıldığı, Mübarek’in istifasını isteyen ve eski rejimi toptan reddeden halk ayaklanması karşısında tehditler savuruyor. 15 gündür sokaklarda olan halk, bu insan seli, bugün olağanüstü bir devrimci okula dönüşen Tahrir Meydanı’na sığamadı. Ama, lütfen, bu dev protesto yalnızca Mübarek rejimiyle mi karşı karşıya geliyor? Eğer öyleyse şimdi Süleyman ve yardakçıları gençlik örgütleri konfederasyonunun istediği şiddete yatkın oldukları vb. Bir de, medya çarkının sürekli yinelediği bazı kıyaslamaları da unutmayalım: Orta Avrupa’nın “demokratikleştirici” hiçbir hareketi asla, bugün adalet ve özgürlük peşindeki Arapların yaptığı gibi dünya kapitalizminin temel ilkelerine meydan okumamıştı. Tersine, şimdi açıkça biliniyor ki, bu hareketler, moral, politik destek yanında kamyon dolusu para yardımı da almışlardır. Avrupa sosyalist deneyinin çökmesi sistemin tükenmesine, Arap ayaklanması ise kapitalizmin can çekişmesine denk gelmiştir, aralarındaki tek benzerlik budur. Giderek politize olan Arap ayaklanmasının hızlandırıcısı ve ateşleyicisi Dünya Bankası ve IMF’nin berbat liberal politikalarının sosyal sonuçları olmuştur. Doğu Avrupa rejimlerinin çökmesi ise tersine iş başındaki bürokratik yönetimlerin mutsuz ve depolitize ettiği kitlelerin bezginliği sayesinde olmuştu. Bu rejimler Batı’yla birlikte halklarına vaktiyle sahip oldukları eğitim, sağlık, sosyal güvenceler, yaşam düzeyi gibi sosyal haklarından yoksun bırakan neoliberal kapitalizmin demokrasisini armağan etmekten sorumludurlar. BIÇAK SIRTI EROL MANİSALI Mübarek Gitti, Herkes Memnun mu? Mübarek halkın isyanına dayanamadı; bir diktatör daha tarih sahnesinden silindi. İşin ilginç yanı, Mübarek dışında herkes memnun görünüyor. Yönetime ordunun getirilmesine rağmen... ABD ve AB memnuniyetlerini ifade etti. İsrail, işi en az zararla atlattığı için mutlu. İşsizi, esnafı, işçisi, memuru kısacası fakir halkı, en azından “önünün açılma olasılığının” ortaya çıkmasından dolayı memnun. Aydını, öğrencisi, yazarı, çizeri daha demokratik ve daha uygar bir Mısır’ın yolunu kapatan diktatöre karşı verdiği ilk meydan savaşını kazandığı için sevinçli. Mübarek döneminde yasaklamalarla karşı karşıya kalan Müslüman Kardeşler, önlerinin açıldığı ve iktidar olanağı ortaya çıktığı için memnunlar. Bütün bu kesimlerin dışında kalan iş çevreleri ve elitse sokak çatışmalarının ve kaos ortamının, “ordunun işi ele alması ile” ortadan kalkacağını düşünerek seviniyorlar. Ordunun Mısır’ın yönetimini ele almasının bu kadar geniş bir kesimde destek bulması şaşırtıcıdır. Ancak “iyi niyetli” çoğunluk, bu sayede sonbaharda, gerekli ortamın hazırlanarak demokratik seçimler yapılacağını “varsaydıkları için” memnunlar. Üstelik ordu, bir iç çatışma ile iktidara gelmemiş. Bu geçiş döneminde “içerdeki ve dışardaki bütün taraflar, işlerin kendi hesaplarına uygun bir biçimde” yürütülebileceğini düşünüyorlar. M Tunus ve Mısır’daki olaylara yavaş tepki verdiği için eleştiriliyor AB geride kaldı STEVEN ERLANGER ngiliz Dışişleri Bakanı William Hague, Ürdün ve Yemen gibi diğer Arap ülkelerinin demokratik değişim sancılarını yerinde görmek için bu ülkelere gitmeden önce geçici hükümetle görüşmek üzere Tunus’a uğradı. ABD Yakındoğu İşleri sorumlusu Jeffrey D. Feltmen da 24 Ocak’ta, Tunus’ta devlet başkanı düşürüldükten 10 gün sonra, ülkenin siyasi geçişine yardım etmek için oradaydı. AB’nin dışişleri politikalarının başındaki Catherine Ashton ise hâlâ Tunus’a bir gezi planlama aşamasında. Yardımcıları, Tunus’un şimdiki Dışişleri Bakanı Ahmed Ounaies’in Paris’e gitmeden hemen önce, 2 Şubat’ta Brüksel’de Ashton’la buluştuğunu hatırlatarak, Ashton’ın önümüzdeki hafta veya daha sonra Tunus’a gideceğini söylüyorlar. Bu çelişki Ashton’ın, yeni görevinin ve sorumluluklarının içinde bulunduğu kargaşanın ölçüsü hakkında bir fikir veriyor. Geleceğin Mısır ve diğer Arap ülkeleri için ne getireceği sorusu yeterince kafaları karıştırmaktadır. ABD’nin Arap dünyasına ilişkin dış politikasının birçok gözlemci tarafından eksik bulunduğu anlaşılmıştır. Ama AB, Tunus ve Mısır’daki olaylara çok daha yavaş tepki verdiği için ve tepki verdiğinde de ABD’nin yolunu izlediği için yargılanıyor. Aralık 2009’da Lizbon Antlaşması sayesinde yaratılan bir göreve getirilen Ashton’ın 27 üye ülkenin dışişleri bakanları arasında manevra yapması gerekiyor. Sonra da kendi dış politika görüşünde iddialı olan Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso’nun işlettiği Brüksel bürokrasisi devreye giriyor. Bir yandan da Ashton hâlâ yeni bir personel ve yeni bir Avrupa diplomatik heyeti oluşturmanın mücadelesini veriyor ve bütün üye ülkelerle üzerinde uzlaşmaya varılan pozisyonları Mısır’ın Türkiye’den farkı Mısır çok uzun zamandan beri Avrupalılar tarafından tayin edilmiş krallarla ve sonrasında generallerin diktatörlüğünde yönetilmiş bulunuyor. Bu nedenle iç dinamiklere dayalı sivil yönetimlerin işbaşına gelememesi; demokratik kurumsallaşma geleneğinin bulunmaması bu garip sonucu doğurdu. Türkiye’nin 19. yüzyıldan itibaren... Bir Tanzimat ve Meşrutiyet geleneği var. Arkasından, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin kuruluşu gelmiş. Bugüne kadar da arada bazı kesintiler bulunmasına rağmen sivil yönetimler ağırlıklı olarak ülkeyi yönetmişler. Mısır’da bunların hiçbiri bulunmuyor. Bu nedenle 11 Şubat 2011 Mısır tarihinde bir milat “olabilir”. Olabilir diyorum, çünkü yönetim halen ordunun elinde: “Olmama” olasılığı da yüksek. Bu ordu ve Mübarek son 30 yıldır bütünleşmiş durumdaydılar. Mübarek dikta rejimini orduya ve polise dayanarak yürüttü. Mısır’ın sokak savaşlarına ve ‘kaos’a sürükleneceğinden korkan kimi iç ve dış çevreler, “ehveni şer” diyerek orduya alkış tuttular. Ama önce ‘şer’in gösterilmesi gerekiyordu. Aynen 12 Eylül öncesinde Türkiye’de yaşandığı gibi. İ ödenecek paralarla birleştirmeye çalışıyor. Hâlâ Kuzey Afrika’daki gibi önemli dünya olaylarında, ulus devletlerin önüne geçecek kadar zorlayıcı olmadığı, sorunlu bölgelere yeterince hızlı koşamadığı ve mesajını basına iletirken fazla çekingen davrandığı için giderek artan bir dozda eleştiriliyor. Ashton’dan Clinton olmasını istiyorlar Mısır onun yaşadığı bütün zorlukları gösteren iyi bir örnek oldu. Üç gün sonra yapılacak AB dışişleri bakanları toplantısı sırasında ortak bir Avrupa görüşü oluşturması beklenen Ashton’ı mahçup etmek AP Harekette iniş çıkışlar olabilir Mısır’da Mübarek rejiminin sonu, Filistin’de de sevinç gösterileriyle karşılandı. (Fotoğraf: AP) biçimde sivil mahkemelerde hesap vermemek için acele kaçma hazırlığında olmalıydılar. Eğer Mübarek ve diğerleri kalıyorsa bu, Wall Street, savaş endüstrisi, Siyonist lobi ve Avrupalı ortaklarının göz kırpmasıyla olmuştur. Arap ayaklanması henüz başlamıştır ve geleceğini belirlemek için zamana gereksinimi vardır, ama şunu da eklemeliyim: Bu, kararlılık, kahramanlık, politik izan, tehlikeyi algılama duyarlılığı eksikliğinden değil (Tahrir Meydanı bunu gösteriyor); karşı karşıya geldikleri, düşmanın yani Asya, Afrika ve Avrupa arasında yerleşmiş, zengin petrol yataklarına sahip, Süveyş Kanalı ve Hürmüz Körfezi gibi kapitalist ekonominin şahdamarı olan son derece stratejik bölgedeki egemenliklerini kaybetmekten korkan uluslararası kapitalin büyüklüğünden kaynaklanıyor. Karşıdevrimin manevraları yüzünden harekette iniş çıkışlar görebiliriz. Ama henüz bir geri dönüş söz konusu değil. Arap halkları tüm haklarını istiyor. Onurlu bir iş, düzgün bir yaşam, bağımsız ülkelerinde kararlarda söz sahibi olmak istiyor, emperyalizmin kuklası hükümetleri reddediyor. İsrail’le onurlu, Filistin halkının haklarını gözeten bir barış istiyor. İspanyolcadan çeviren: Engin Demiriz (La jornada, Meksika, 10 Şubat 2011) İngiliz ve ABD’li yetkililer Tunus’a giderken Ashton hâlâ gezi planlama aşamasında. pahasına, 29 Ocak’ta, bir cumartesi günü, Almanya, Fransa, İngiltere gibi AB’nin en etkili liderleri bir açıklama hazırlayarak Mısır’da özgür ve adil bir seçim yapılması çağrısında bulundular. Bu açıklama bile ABD’nin ardından geldi. Ashton’ın basın sözcüsü Darren Ennis bir ropörtajda, Ashton’a yönelik eleştirileri haksız bulduğunu söyledi. “ABD ile AB’yi karşılaştırmak, elmalarla armutları karşılaştırmaktır” dedi, “Ashton 27 AB ülkesi için çalışıyor. Görevi onlardan aldı ve o 27 ülkenin çizgisinden yürümek zorundadır”... Ashton’ın üst düzey yardımcılarından biri de Avrupa Konseyi’ni oluşturan devlet ve hükümet başkanları arasında net Arap tiranlar için övgüler ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, şimdi gitmesi uygun olmayabilir, diyor. Lübnan’da Hizbullah’ın hükümeti devirmesi ve Tunus’taki halk ayaklanmasından bu yana paniğin iliklerine işlediği İsrail de aynı şeyi söylüyor. Mısır ayaklanması ise dehşete düşürdü. İsrail basınında şimdiye dek hiç görülmedik bir şey yaşandı, Arap tiranlar için ballı övgüler düzen nice yazı yayımlandı. Aynı gazetelerde bölge halkı için akıl dışı aşağılamalar vardı: Tıpkı dostları Süleyman’ın söylediği gibi Arap halklarının demokrasiyi beceremeyecekleri, doğaları gereği radikal İslama ve bir görevi yerine getirebilmenin oldukça zor olduğunu söyledi. Ashton’ın “Mübarek büyük adam” diyen İtalyan Başbakanı Silvio Barlusconi ile de “şu anda özgür ve adil bir seçimden söz edilemez” diyen Fransa’yla da, “Mısırlılara ne yapması gerektiğini söyleyemezsiniz” diyen diğerleri ile de aynı anda uğraşmak zorunda olduğunu ifade etti. Ashton’ın “Mübarek şöyle yapmalıdır, Mübarek böyle yapmalıdır” deme yetkisinde olmadığını dile getirdi. Adının açıklanmasına izin vermeyen Ashton’ın yardımcısı “Onun Hillary Clinton olmasını istiyorlar. O da böyle olmak istiyor ve olmaya da çalışıyor. Ama üye ülkeler bunun için önce ona yetki vermeliler” dedi. Ashton’ın sorununun bir parçası tam da bu: Üye ülkeler ona güç vermek istemiyorlar. Gözlemcilerin yorumuna göre aslında bir Avrupa dışişleri bakanı istemiyorlar ve Ashton’ın bu göreve uygun olduğundan da emin değiller. Aslında Ashton açık konuşan, zeki biri. Bayan Clinton ondan ve ilişkilerinden övgüyle söz etti. Geçen hafta düzenlenen Münih konferansında Ashton için “yeri doldurulamayacak bir ortak” diye konuştu ve ekledi: “AB ile ABD arasındaki stratejik işbirliği hiçbir zaman bu kadar güçlü olmamıştı.” Öte yandan aynı toplantıda hem Alman Savunma Bakanı Karl Theodor zu Guttenberg hem de NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Avupa devletleri askeri harcamalarını kesmeye devam eder ve silah alımlarında işbirliği başlatmazlarsa Avrupa’nın bir “kâğıt kaplana” dönüşme riskinin olduğunu, Avrupa’nın ittifak için işe yaramaz hale geleceğini söylediler. İngilizceden çeviren: Çimen Turunç Baturalp (International Herald Tribune, 11 Şubat 2011) Bundan sonra ne olur? Mısır ordusunun, ABD’nin belirlediği sınırların dışına çıkması beklenemez. ABD ve AB’nin istekleri doğrultusunda bir zemin olasılığı yüksektir. Müslüman Kardeşler’in, Mısır’ın yeni yapılanması içindeki durumu önemli sorunlar yaratacaktır. Bu politikalara uydurulmaya çalışılacak Mısır’da görülecek siyasi, iktisadi ve askeri manzara şöyle olabilir: 1) İsrail’le dost bir Mısır... 2) Şüveyş’in durumu konusunda, “uluslararası anlaşmalara bağlanmış” bir Mısır... 3) Diğer Arap ülkelerinde sosyopolitik etkiler yaratmayacak bir düzenleme... 4) Demokratikleşme konusunda, “örgütlü ve katılımcı demokrasi yerine, liberal demokrasi adı altında”, biçimsel demokrasinin egemen olduğu bir altyapı... 5) Ekonomik alanda tamamen dışa açılmış ve kapitalizmle bütünleştirilmiş bir ekonomik düzen... 6) NATO ile daha yoğun işbirliğine sokulmuş bir Mısır ordusu. Kurtuluş Meydanı’nda günlerce toplanarak bir diktatörü deviren halk kuşkusuz büyük sevinç yaşıyor. Demokrasi ve ekonomik kalkınma özlemi içinde. Ancak işleri çok zor. Başlangıcı doğru bir zemine oturtulursa umutlar artacak. Ancak bu coğrafyada demokratik girişimlerin nasıl engellendiğini Türkiye dahil birçok bölge ülkesi yaşadı. Umarız, bütün bunlar Mısır’da tekrarlanmaz. www.istanbul.edu.tr/iktisat/emanisali İslam okulunda dayak kamerada Haber Merkezi Dünyaca ünlü İslam okulunda çocuklara uygulanan şiddet gizli kamerayla görüntülendi, İngiltere ayağa kalktı. İngiliz Channel 4 televizyonu, Birmingham kentindeki “Darul Uloom İslamic High School Darul Uloom İslam Ortaokulu”nda öğrenim gören 11 yaş ve üzeri Müslüman çocuklarına şiddet uygulandığını ortaya çıkardı. Müslümanlar arasında da tepkiyle karşılanan görüntülerde, Kuran okuyan öğrenciler arasında dolaşan sakallı ve yaşlı din adamı, ders çalışan masum öğrenciyi tekme tokat döverek yere fırlatıyor. Müslüman din adamı, kendisinden yardım isteyen bir başka çocuğa yanaşarak önce yanaklarını avuçlarının arasına alıyor. Kısa bir süre sonra da tokatlamaya başlıyor. Müslüman okulunda çocuklara şiddet adeta dersin büyük bir bölümünü oluşturuyor. İslamın sevgi, barış ve hoşgörü dini olduğundan birhaber olan yaşlı Müslüman din adamı, ders süresince çocukları tekme tokat dövmeye devam ediyor. T.C. BAFRA İCRA VE İFLAS MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN GAYRİMENKULÜN AÇIK ARTIRMA İLANI ESAS NO: 2010/1643 talimat. ALACAKLI: T.Garanti Bankası A.Ş. VEKİLİ: Av.A.Akın AYSAN İSTANBUL BORÇLU: Abdi DOĞAN Satılmasına karar verilen gayrimenkulün cinsi kıymeti, adeti, evsafı: TAPU KAYDI: Samsun ili Bafra ilçesi Emirefendi Mahallesi 612 ada, 43 parselde kayıtlı l. kat 3 nolu bağımsız bölüm mesken vasıflı taşınmaz. (Tam hissesi borçluya aittir.) 140 m2 alanlı. İmar Durumu: Bafra Belediyesi 1/500 ölçekli imar durum belgesine bitişik nizam, 6 katlı yola mesafesi Arka bahçe mesafesi bina yüksekliği: 18,50 m.kat adedi 6 kat. Adresi: Emirefendi Mahallesi, Hasan Çakın Cad. Özkök apt. No: 19 kat: 1 Bafra Değeri : 91.540,00 TL. Satış Şartları : 1 Taşınmazın 1. satışı 18.03.2011 günü saat 11.4011.50 arasında Bafra İcra Müdürlüğü’nde açık artırma suretiyle yapılacaktır. Bu arttırmada tahmin edilen kıymetin % 60’ını ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları mecmuunu ve satış masraflarını geçmek şartı ile ihale olunur. Böyle bir bedelle alıcı çıkmazsa en çok arttıranın taahhüdü baki kalmak şartı ile taşınmaz 28.03.2011 günü aynı yer ve aynı saatler arasında yukarıda bildirilen ikinci arttırmaya çıkarılacaktır. Bu arttırmada da bu miktar elde edilmemişse gayrimenkuller en çok arttıranın taahhüdü saklı kalmak üzere arttırma ilanında gösterilen müddet sonunda en çok arttırana ihale edilecektir. Şu kadar ki, arttırma bedelinin malın tahmin edilen kıymetin %40’ını bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olması ve bundan başka paraya çevirme paylaştırma masraflarını geçmesi lazımdır. Böyle bir bedel ile alıcı çıkmazsa satış düşecektir. 2 Artırmaya iştirak edecekleri temin edilen kıymetin % 20’si nispetinde pey akçesi veya bu miktar kadar milli bir bankanın teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para ile iledir. Alıcı istediğinde 10 günü geçmemek üzere mehil verilebilir. KDV, dellaliye resmi ihale pulu, tapu alım harcı, tahliye masrafları alıcıya aittir. Birikmiş vergiler tapu satım harç ve tellaliye satış bedelinden ödenir. Türk parası dışında kalan yabancı devlet paralan teminat olarak kabul edilmez. 3İpotek sahibi alacaklılar ile diğer ilgililerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını hususi ve faiz ve masrafa dair olan iddialarını dayanağını belgeler ile onbeş gün içerisinde dairemize bildirmeleri lazımdır. Aksi takdirde hakları tapu sicil ve sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4 İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak suretiyle ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen sorumlu olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak bu fark öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5Şartname ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup masrafı verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderebilir. 6 Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları başkaca bilgi almak isteyenlerin Bafra İcra Müdürlüğü’nün 2010/1643 tal. sayılı dosya numarası ile Müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 25.01.2011 ( İc.İf.K. 126 ) (*) İlgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. Adlarına tebligat yapılmayan ilgililere gazete ilanı tebligat yerine geçerlidir. (Basın: 10165) C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog