Bugünden 1930'a 5,453,307 adet makale



Katalog


«
»

1 ŞUBAT 2011 SALI HABERLER POLİTİKA GÜNLÜĞÜ HİKMET ÇETİNKAYA CUMHURİYET SAYFA 5 Adalet Bakanlığı’nın mülakatlarda neden kamera kaydı istemediği ortaya çıktı ‘Başarı katliamı’ AYŞE SAYIN Hüsnü Mübarek Gider mi? Mısır’da isyan başlayınca diktatör Hüsnü Mübarek, önce ABD Başkanı Obama’yla telefonla görüştü, ardından 11 dakikalık bir konuşmayla halka seslendi: “Yeni bir hükümet kuracağız...” Kahire, İskenderiye ve Süveyş’te halk sokaklardaydı. On binlerce Mısırlı “ekmek ve özgürlük” sloganlarıyla alanlara çıktı... Televizyon ekranlarında her konuda uzman konuklar “sapla samanı birbirine karıştırırken”, Mübarek’in istifa etme gibi bir niyeti olmadığı zaten işin başından beri belliydi. Mübarek, 30 yıldır yapmadığını yaptı ve istihbarat örgütünün başında bulunan Ömer Süleyman’ı başkan yardımcısı olarak atadığını duyurdu. Mübarek’in başkan yardımcısı Süleyman hem ABD’yi hem de İsrail’i hoşnut edecek ılımlı bir ad. Tüm bu gelişmeler olurken eski Sivil Havacılık Bakanı Ahmet Şefik’in başbakan olarak atanması da ilginç. Şefik de ılımlı bir ad ve Süleyman gibi ABD ve İsrail’e yakın. İyi de alanları dolduran “aş, iş ve özgürlük” isteyen Mısırlılar hâlâ neden alanlarda... Çoğunluğunu yoksulların, gençlerin doldurduğu alanlarda toplanan, ordu birlikleriyle birlikte yürüyen, tanklara binen isyancılar ne istiyor? Mübarek’in istifa etmesini... Öfkeli topluluklar, bu atamalar olurken şöyle diyorlardı: “Yeni hükümetin kurulması filan bizim umurumuzda değil... Eylemlerimiz Hüsnü Mübarek gidene kadar sürecek!” Hüsnü Mübarek yönetimi, isyanı engellemek için sosyal iletişim ağlarını kesti, facebook, twitter erişimini engelledi, cep telefon şebekelerini kapattı... Mübarek bununla da kalmayıp internet akışını durdurdu. Bunlara karşın halk ayaklanmasının önünü kesemedi, durduramadı. Başka yöntemler bulan halk, özellikle öğrenciler internet yasağını aştı, gazeteciler uydu telefonlarıyla haberlerini aktardı. Mısır’da yağmalama başladı... Bankalar, marketler, evler, devlet televizyonu yağmalandı... Üstelik Mısır Müzesi de yağmalamadan nasibini aldı... Halkın başkaldırısının ardından Mübarek’in gidici olduğu söyleniyordu ama gitmedi... ABD ve AB ülkelerinin korkusu, Mübarek’in gitmesiyle yapılacak ilk seçimlerde Müslüman Kardeşler’in iktidarı ele geçirmesi. Aslında düğüm burada... Mısır, diğerlerinden farklı bir Arap ülkesidir. Mısır hapşırınca tüm Arap ülkeleri grip olur. Hüsnü Mübarek’in bu nedenle düşürülmesi biraz zor görünüyor. Eğer ABD isterse, düşürülür. Tek korku Müslüman Kardeşler’in iktidar olması. O zaman da tüm dengeler değişir Arap ülkelerinde. Ürdün Kralı Abdullah, Libya lideri Kaddafi, Fas Kralı Muhammed, Yemen lideri Salih, Cezayir lideri Buteflika, Suudi Kralı Abdullah devrilir. Mısır’daki gelişmelerle ilgili bir saptama yapmak çok zor... Nobel Barış Ödülü alan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun eski başkanı Muhammed el Baradey’in sürgünde yaşadığı Viyana’dan Kahire’ye gelmesini nasıl değerlendirmek gerekir? Laik bir ad olan Baradey, ABD ve AB desteğiyle Mübarek’in koltuğuna oturur mu? Birbirine benzemeyen senaryoların yazılıp çizildiği, kimi varsayımların ortaya atıldığı bir süreçten geçiyor Ortadoğu, Kuzey Afrika ülkeleri. Akdeniz kıyısında yerleşik olan kimi Arap ülkeleri de bundan payını alıyor aslında. Bu ülkeler arasında olan Mısır, tarihi, kültürü ve entelektüel birikimiyle diğerlerinden ayrılır. Mübarek’in ABD’yle ilişkileri Obama’yla birlikte olağan bir düzeye gelmişken patlayan başkaldırının öncülüğünü gençler yapıyor. Bu gençler işsiz ve yoksul... Olup bitenleri izlerken ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın olaylara nasıl baktığını saptamak bir hayli zor. Bu konuların uzmanı değilim ama bölgeyi tanıyan bir gazeteci gözüyle şunu diyebilirim: Mübarek öyle çekip gidecek bir diktatör değil... Üstelik baskıcı bir rejim uygulamasına karşın Saddam Hüseyin, Suudi Kralı Abdullah hiç değil. Diktatör Mübarek ve Kral Abdullah, ABD ve İsrail’le iyi ilişkiler içinde. Unutmayın, Mısır ordusu 480 bin askere sahip ve ABD’den her yıl 1 milyar 300 milyon dolar yardım alıyor... ANKARA Danıştay kararına karşın, mülakat sınavlarında “kamera”ya karşı çıkan Adalet Bakanlığı’nın, yeni bir “sınav skandalı”na imza attığı ortaya çıktı. Adalet Bakanlığı’nın geçen kasım ayında yaptığı İcra Müdürlüğü ve yardımcılığıyla ilgili yazılı sınavda 3, 4, 6, 7. olan isimler mülakatta elenirken “Sertab Erener Eurovision’da kaç yılında birinci oldu” gibi sorulara yanıt veremedikleri belirtilen ve sondan 3., 4. olan isimlerin ise mülakatta “başarılı” sayılıp işe alındıkları öğrenildi. Adalet Bakanlığı’nın geçen kasım ayında yaptığı İcra Müdürlüğü ve yardımcılığı mülakat sınavıyla ilgili skandal, mağdurlardan birinin CHP Konya Milletvekili Atilla Kart’a gön Adalet Bakanlığı, İcra Müdürlüğü ve yardımcılığı sınavında bir skandala daha imza attı. Yazılı sınavda 90 puan üzerinde alıp, 3, 4, 6, 7. sırada sınavı kazananlar, mülakatta “elendi”. 606 kişinin girdiği sınavda 603. olan aday mülakatta başarılı sayıldı. Olayın kamera ile kaydedildiğini belirten CHP’li Kart, Adalet Bakanlığı’nın “başarı katliamı” yaptığını söyledi. derdiği şikâyet mektubuyla ortaya çıktı. Adalet Bakanlığı’nın internet sitesinde de yer alan sınav sonucuna göre 7 Kasım 2010’da yapılan yazılı sınavda 96 puanla 3. olan Orhan Özgür Can, 95.2 puanla 4. olan Aytekin Koç, 94.4 puanla 6. olan Mehmet Hadi Ayta, 94 puanla 7. olan Onur Dursun’un da aralarında bulunduğu yazılı sınavda ilk 300 kişi içinde bulunan 139 kişi mülakatta “başarısız” sayılarak elendi. Buna karşın yazılı sınavı kazanan 606 aday arasında, 76.8’er puanla, 603. olan Çağatay Kabak, Atilla Dingil, 599. sırada yer alan Mikail Ilık’ın da aralarında bulunduğu, yazılı sınavda son 300’de yer alan 139 isim “başarılı” sayıldı. Kart’a ulaşan mektuba göre, mülakatta “elenen” isimlere, “Kanunsuz emir nedir? Rehinli satış nedir? Köylerde satış nasıl yapılır, kefaletnameleri anlat” türü sorular yöneltilirken işe alınan adaylara ise “Atatürk’e suikast nerede yapıldı, Galatasaray UEFA Kupası’nı ne zaman aldı, Türkiye’nin doğusundaki sınır kapıları hangileridir? Etrafı su ile çevrili kara parçası nedir? Sertab Erener Eurovision Şarkı Yarışması’nda kaç yılında birinci oldu” türü sorular yöneltildi. Şikâyet mektubunda bu sorulara bile yanıt veremeyen isimlerin “başarılı” sayılıp işe alındığı ve bunların “kamera kaydı”nın bulunduğu belirtildi. Yargıtay ve Danıştay’ın yapısının değiştirilmesini öngören yasa tasarısının TBMM Adalet Komisyonu’ndaki görüşmeleri sırasında konuyu gündeme getiren Atilla Kart, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e “Mülakatı geçme şartı nedir, bu katliam değil mi” diye sordu. Kart, kazanan adaylara sorulan sorulardan örnekler vere rek, bunların “kamerayla kaydedildiğini” belirtince, Ergin bu sınavın kamera kaydı altında yapılmadığını söyledi. Bunun üzerine Kart, “Başka türlü kamera kaydı olamaz mı” diyerek, bu listenin bakanlık adına utanç verici ve “suç listesi” olduğunu savundu. ‘Adaletsizlik merkezi’ Konuya ilişkin sorularımızı yanıtlayan Kart, Adalet Bakanlığı’nın son dönemde “adaletsizliklerin merkezi” olduğunu belirterek İcra Müdürlüğü ve yardımcılığı sınavında yapılanların “başarı katliamı” olduğunu söyledi. Adalet Bakanı’nın “Kanunsuz emir yoluyla verilen talimatları başarıyla yerine getirdiğini” savunan Kart, bu yönüyle, kendisinden önceki iki bakandan daha başarılı olduğunu söyledi. CHP’Lİ HAMZAÇEBİ: Tasarıyı komisyona geri çekin ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Danıştay ve Yargıtay’da yeni daireler açılmasına ilişkin tasarının komisyondaki görüşmeleri sırasında yaşanan “eşkıyalık” nedeniyle CHP’li üyelerin kurumsal olarak komisyondan istifa ettiklerini vurgularken TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’i “tasarıyı komisyona geri çekmeye” çağırdı. Hamzaçebi, dün basınla sohbet toplantısında Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya’nın muhalefet temsilcilerinin konuşma süresini kısıtlaması nedeniyle CHP’li üyelerin komisyon üyeliğinden çekildiklerini anlatırken şu açıklamaları yaptı: “Komisyonu tümüyle boşaltmış değiliz. Yeni üyeleri bildireceğiz. Ancak tasarı CHP’nin temsil edilmediği bir komisyon toplantısında kabul edilmiştir. İktidar partisine, Adalet Komisyonu Başkanı’na ve Sayın TBMM Başkanı’na bir çağrıda bulunuyorum: Bu tasarı süratle komisyona geri çekilmelidir. Yangından mal kaçırır gibi, biz bu tasarıyı mutlaka bitireceğiz anlayışı, Türkiye’de demokrasinin nereye gittiğini göstermektedir. Türkiye, otoriter rejime doğru götürülmek istenmektedir.” Hamzaçebi, bir soru üzerine “Bu yanlışta ısrar edilip, bu şekilde yasalaştırılmaya kalkılırsa bunun kararını hukuk verecektir. Gerekirse tabii ki Anayasa Mahkemesi’ne başvurma yolumuz açıktır” dedi. Sabahat Akkiraz CHP’ye katılıyor ‘CHP VERDİĞİ SÖZLERİ TUTACAK’ CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim ile partisinin Giresun İl Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum, partisinin 12 Haziran’da yapılması planlanan seçimlerde iktidara geleceğini belirterek, “CHP, Türkiye için verdiği tüm sözleri tutarak, ülkeyi içinde bulunduğu bu korkutucu durumdan çıkartacaktır” dedi. Batum, Erdoğan’ın “inanılmaz tepkiler” gösterdiğini daha sonra “kusura bakmayın ben biraz kızdığımda ağzımdan çıkanı kulağım duymuyor ona verin” diyerek kurtulmaya çalıştığını söyledi. (Fotoğraf:AA) Şahin inceliyor TBMM Başkanlık Divanı toplantısında CHP’li kâtip üye Yaşar Tüzün, “Adalet Komisyonu’nda anayasa ve içtüzüğe aykırı uygulamalar yaşandığını” vurgulayarak TBMM Başkanı Şahin’in bunun gereğini yapmasını istedi. Tüzün, CHP’li milletvekillerinin komisyondan bireysel olarak istifa etmediklerini, grup olarak istifa ettiklerini, dolayısıyla görüşmelerin yapılamayacağını kaydetti. Şahin ise “Bu sabah (dün) itibarıyla istifalar bana geldi. Bürokratlarla değerlendireceğim, daha sonra gereğini yapacağım” demekle yetindi. Şahin’in, hukukçulardan aldığı yanıtın, uygulamanın doğru olduğu, CHP’siz komisyon toplantısının gerçekleşebileceği, tasarının komisyondan hukuki şekilde geçtiği yönünde olduğu ifade edildi. Bu durumun büyük ihtimalle bugün kamuoyu ile paylaşılacağı kaydedildi. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP lideri Ke mal Kılıçdaroğlu, bugün partisinin grup toplantısı nda sanatçı Sabahat Akkiraz’a CHP rozeti takaca k. Akkiraz Başbakan Tayyi p Erdoğan’ın kendisini an ması üzerine, “Ben ona uzağım ama CHP benim adımı anmaz bile” demişti Akkiraz’ın, siyaset yapma . istemediği ve sanatçı kim k liği ile devam etmeyi düşün düğü de belirtiliyor. hikmet.cetinkaya@cumhuriyet.com.tr Faks numaramız: 0212 343 72 69 Başbakan Erdoğan’ın Meclis’te iki parti istemi AKP’den geri adım yok Bekir Bozdağ, Danıştay ve Yargıtay’da yeni daireler açılmasına ilişkin tasarıyı geri çekmelerinin söz konusu olmadığını söyledi ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, CHP’li üyelerin TBMMM Anayasa Komisyonu’ndan çekilmesini, “Tribüne oynuyorlar” diye eleştirdi ve tasarıyı geri çekmelerinin söz konusu olmadığını savundu. Bozdağ, gazetecilerin soruları üzerine, CHP’nin “komisyon çalışmalarının yok hükmünde” sayılacağı yönündeki açıklamalarını, “hukuki mesnetten yoksun” diye niteledi. CHP’nin “şov yaptığını” ve “tribüne oynadığını” söyleyen Bozdağ, CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne gideceklerine ilişkin açıklamasının sorulması üzerine de, “Tasarıyı komisyonun geri çekmesi söz konusu değil. Yeri gelince de Genel Kurul’a inecek” diye konuştu. komisyondan topluca istifa ederiz’ derseniz. O zaman Meclis çalışmaz. Muhalefet, parlamento çalışmalarını ipotek altına almış olur” yanıtını verdi. Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya da yaptığı yazılı açıklamada, “Doğrularımın, doğru zannettiğim yanlışlarımın tüm siyasal sorumluluğu bana aittir. Mesuliyeti başkalarına ciro eden davranışlara hiçbir zaman tevessül etmedim, etmem; iltifat etmedim, etmem” dedi MHP’nin baraja takılması AKP’nin işine yarayacak ERDEM GÜL ‘Meclis’e ipotek...’ Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek de konuya ilişkin bir soru üzerine “Siz ‘gündeme gelen her tasarıyla ilgili 24 ilin barosu, AKP hükümetinin yüksek yargıya ilişkin düzenlemelerine karşı bildiri yayımladı: ANKARA Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, “İki partili Meclis istiyorum” sözlerinin altından, MHP’nin barajı aşamaması durumunda AKP’nin oy arttırmasa bile 2007 seçimlerine göre 50 milletvekili daha fazla sayıyla gelme hesapları çıktı. AKP’de yapılan seçimlere yönelik bir çalışma, MHP’nin alacağı sonuçların iktidar partisinin hesaplarının ana unsurunu oluşturduğunu ortaya koydu. Çalışma, MHP’nin yüzde 10 barajını aşamayıp parlamento dışı kalması durumunda 2007 seçimlerinde çıkardığı 71 milletvekilinin partiler arasında nasıl dağılacağının hesaplamalarına dayandırıldı. Buna göre, illerin çoğunluğunda birinci, kalan illerde de ikinci olan AKP bu dağılımda aslan payını ala cak. Çalışmaya göre MHP’nin 71 milletvekilinden yaklaşık 50’sini AKP alacak. AKP, 2007’deki oylarını tekrar etse bile 341 olan milletvekili sayısını 400’lere yaklaştırmış olacak. Çalışmada, CHP’nin baraj altında kalması durumunda MHP’den bir miktar oy alabileceği, ancak milletvekili sayısının çok sınırlı olabileceği yorumunu içeriyor. Çalışmaya göre, AKP’nin baraja katılan MHP’den İstanbul’da 5, Ankara’da 3, Bursa’da 3, Adana, Aydın, Antalya, Hatay, Manisa, Mersin, Osmaniye ve Konya’da 2, Afyonkarahisar, Balıkesir, Çanakkale, Çankırı, Denizli, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Isparta, Kars, Kayseri, Kırşehir, Kütahya, Kocaeli, Kahramanmaraş, Ordu, Samsun, Sakarya, Tokat, Tekirdağ, Kırıkkale, Yozgat’ta 1’er milletvekilini alacak. Yargı, yürütmeye bağlanıyor ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Aralarında Ankara, İstanbul, Eskişehir ve Antalya barolarının da yer aldığı 24 ilin barosu, hükümetin Yargıtay ve Danıştay’ın daire sayısını arttırma planına karşı 19 maddelik sert bir bildiri yayımladı. “Demokrasi ve hukuk devleti için kamuoyuna duyuru: Çok geç olmadan!” başlığıyla yayımlanan bildiride, özetle şu mesajlar verildi: Siyasi iktidara bağımlı yargı: Sivil toplumu oluşturan hiçbir kesimle uzlaşılmadan alelacele yapılan bu anayasa değişikliği sonrasında, HSYK, adeta Adalet Bakanlığı’nın bir dairesi haline getirilmiştir. HSYK’nin açıklandığı şekilde yeniden yapılandırılmasından sonra, bu iki yüksek mahkemenin üye sayısının bir anda, daha ön Ankara Barosu Başkanı Feyzioğlu’ndan birlik çağrısı Bildiride, HSYK’nin ardından Yargıtay ve Danıştay’ın da yürütmeye bağımlı hale getirilmek istendiği vurgulanarak, “Demokrasinin vazgeçilmez şartı olan kuvvetler ayrılığı ortadan kalkacaktır. Bu düzenlemeyle üstünlerin hukuku ve yargısı yaratılacaktır” denildi. ce Cumhuriyet tarihinde görülmemiş şekilde arttırılmak istenmesinin nedeni, siyasi iktidara bağımlı bir yüksek yargı yaratmaktır. Kuvvetler ayrılığı ortadan kalkacak: Yargıtay ve Danıştay’ın üye sayısının arttırılmasına gerekçe olarak gösterilen iş yükünün sebebinin öncelikle, ilk derece mahkemelerindeki ve soruşturma evresindeki yapısal sorunlar olduğu açıktır. Buna rağmen kamuoyu, yanlış bilgilendirilmekte ve yüksek mahkemelerin üye ve daire sayısının arttırılmasının tek çözüm olduğuna inandırılmak istenmektedir. Oysa yapılmak istenen, Yargıtay ve Danıştay’ı, iş yükü bahane edilerek yürütme organına bağımlı hale getirmektir. Yüksek yargının yürütme organına bağımlı kılınması sonucunda, demokrasinin vazgeçilmez şartı olan kuvvetler ayrılığı ortadan kalkacaktır. Özel yetkili mahkemeler kalksın: Referandumla başlandığı iddia edilen demokratikleşme süreci içerisinde, yürütme organı, kendine bağlı bir yargı yaratmaya çalışmak yerine, adil yargılanma ve savunma hakkını hiçe sa yan özel görevli ağır ceza mahkemelerini derhal kaldırmak suretiyle yargıda reform çalışmalarına başlamalıdır. Üstünlerin hukuku: Bu düzenleme ile artık iktidarın, yani üstünlerin hukuku ve yargısı yaratılacaktır. Hukuki güvenliği tamamen yok edecek, Türkiye’yi hukuk devleti olmaktan tamamen çıkaracak, totaliter bir rejime zemin hazırlayacak böyle bir gidişe karşı koymak ve toplumu uyarmak hukukçuların, baroların ve bütün sivil toplum kuruluşlarının tarihsel bir görevidir. Destek veren barolar: Adana, Amasya, Ankara, Antalya, Artvin, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Bolu, Bursa, Denizli, Edirne, Eskişehir, Giresun, İstanbul, Kayseri, Kırıkkale, Kocaeli, Manisa, Muğla, Sinop, Tekirdağ, Tunceli, Uşak. ‘Hakkınızı aramak için ilçe başkanını mı bulacaksınız’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Ankara Barosu Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Türkiye’de, yargıda yaşanan gelişmelere baroların, sivil toplum örgütlerinin ve üniversitelerin tepki göstermemesini eleştirdi. Feyzioğlu, “18. Adalet ve Demokrasi Haftası”nın son etkinliği olan “Hukuk Devletinde Yargı Bağımsızlığı” açık oturumuna katıldı. Feyzioğlu, Türkiye Barolar Birliği (TBB), üniversiteler ve sivil toplum örgütlerinin anayasa değişikliğine yeteri kadar ses çıkarmadığını dile getirerek, “Bazı şeylerin ispatı ancak teneffüs ettiğiniz atmosferdeki oksijen yok edildiğinde, boğuldunuzda fark edilir” dedi. Bazı kesimler tarafından baroların meslekleriyle ilgili görüş beyan etmesi gerektiğinin söylendiğine dikkat çeken Feyzioğlu, “Baroların temsil ettiği meslek mimarlık değildir. Yargı, ilk derecesinden yüksek mahkemesine kadar siyasi iktidara bağlandığında, hakkınızı aramak için ilçe başkanı tanıdığınızı mı arayacaksınız? Bu benim meslek faaliyetime girmez mi? Bunu ben söylemeyeceğim de Mimarlar Odası mı söyleyecek? Eczacılara mı bırakacağım?” dedi. Feyzioğlu, sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelerek Türkiye’yi sahiplenmesi gerektiğini söyledi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog