Bugünden 1930'a 5,447,148 adet makale



Katalog


«
»

9 OCAK 2011 / SAYI 1294 5 SELÇUK EREZ Sanki dişçidir kader Y eni yıl tebrikleşmeleri bitti. Caddelerdeki yılbaşı süslemeleri kaldırılıyor. Maganda enseleyecek polisler artık Noel Baba değil herhalde işsiz üniversite mezunu genç kılığında dolaşacaklardır sokaklarda. Sıra, Yeni Yıl’ın, bir öncesine benzememesi için ne yapmamızın gerektiğini düşünmeye geldi. Aslında yapmamız gereken çoktan belliydi ama hep erteledik durduk: “Memleket ve dünya meseleleriyle sürekli olarak ilgilenmemiz, bu konularda doğrunun takipçisi olmamız, demokratik görevimizin dört yılda bir oy vermekle sınırlı olduğunu, bunun dışında hiçbir şeye burnumuzu sokmamamızın gerektiğini söyleyenleri eleştirmekten çekinmememizdir” yapılması gereken! Eflatun, bunu, İsa’dan yüzyıllar önce söylemiş, “İyi insanların kamu sorunlarıyla ilgilenmemelerinin cezası, onların kötü insanlarca yönetilmeleridir!” demiş. Alman yazarı Erich Kaestner pasif ve korkak yurttaşlarını kınayan şiirinde de aynı gerçeği güzel söyler: “Ne çıktı, ne de çıkar sesiniz / Diledikleri gibi yapsınlar dersiniz / Olur mu devletin işine karışmak? / Siz oturup bekleyin o kadar ! / Sanki bir dişçidir başucunuzda kader / Sizin göreviniz de ağzınızı açmak!” Yurdumuzda yanlışlar varsa ve hatta sınırlarımızın ötesinde insanlar sıkıntıdalarsa, garibanın sayısı çoğalmışsa “Bize dokunmayan yılanlara” sağlık mı dileyeceğiz ya da “Neme lazım, sonra şahit yazarlar!” diye başka yere mi kaçacağız? Yeni Yıl daha ilk gününde bizi sınayacak bir sorunu getirdi dikti karşımıza: Macaristan’da basına görülmedik boyutta antidemokratik bir sansür uygulanmasına yol açacak bir yasanın kabul edildiğini manşetlerde okuduk. Yeni oluşturulan bir Medya Konsülü’ne basın organlarını su götürür gerekçelerle kapatma, ağır para cezası verme yetkisini sağlayan bu yasanın çıkmasını garantilemek için iktidar partisi oylamayı ad çağırtarak yaptırmış. “Bize ne Macarlardan?” diyemeyeceğimizi artık biliyoruz... Tabii ki biz böyle faşizme de karşı cıkacağız ve hükümetimizi bu konuda tepki göstermeye çağıracağız: Başbakanımızın Macar halkının uğradığı bu felakete, bu çağdışı antidemokratik baskıya uzaktan bakmakla yetinmemesini, tıpkı Pakistan’daki sel, Gazze’deki yoksulluk konusunda yaptığı gibi sesini yükseltmesini, kime gerekiyorsa ona hemen gidip “One minute” demesini bekliyoruz. G selcukerez@gmail.com Kadınla erkeğin arasında modeller SİNEM DÖNMEZ ün geldi anoreksiyi tartıştı moda dünyası, gün geldi çekimler sırasında bir kruasan yedi diye çekim kadrosundan atılan modeli tartıştı. Kiloydu, beldi, kalçaydı derken şimdi de cinsiyet; androjenlik kimliklerini tartışamaya geldi sıra. Moda dünyası her zaman hareketli ve en hızlı sektör belki de ama son zamanlarda yaşadığı değişim cinsel kimlik devrimini tekrarlayacak gibi gözüküyor. Cinsel kimlik tartışmalarını bitiremeden Amerika'nın büyük modacıları ve dergileri androjen görünümü, cinsiyetsizliği ve de transseksüelliği baştacı ediyor. Son zamanlardaki pek çok örnek de bunu doğruluyor. En başta bayrağı James Franco aldı. GQ’ya verdiği pozun ardından kendini travesti, transseksüel dergisi olarak konumlandıran Candy Magazine’e vamp bir kadın kılığında poz verdi. Ağır, altın mücevherler, siyah rugan deri eldivenler, rengârenk bir göz G İtiraf edin, bu sayfada gördüğünüz modellerden birkaçını ilk bakışta kadın sandınız. Ama yanıldınız. Son dönemde androjen, kadın görünümüne bürünen erkekler ve transseksüeller, ana akım moda medyasında, reklamlarda bir kadından daha da dişi görünümleriyle dikkat çekiyor. makyajı, kıpkırmızı bir ruj ve alabildiğine kadınsı bir yüz ifadesiyle Franco, Candy’nin kapağındaydı. Ünlü modacı Marc Jacobs ise Industrie dergisinin kapağında bizi şaşırtan ikinci pozu verdi. Moda kültürü dergisi olarak yayın hayatına başlayan Industrie, dizüstü çorapları, peruğu, son moda militer paltosu ve olanca seksiliğiyle Bayan Jacobs olarak kapağına taşıdı modanın dâhi çocuğunu. Bir yanda erkekler kadın kılığına girip, “cross dressing” mevzularına dalarken bir yandan da aktif, gerçek transseksüellerin de bu açılımdan payını aldıkları bir yıl oldu 2010. Transseksüelleri moda dünyası açısından baktığınızda salt cinsiyet değiştiren insanlar olarak görmemek, özellikle sadece erkek ya da kadın olmaktan çok uzak bir cinsiyet yelpazesi olarak tanımlamak lazım aslında. Bu açıdan da son zamanlarda en çarpıcı örnek Lea T. Givenchy’nin sonbahar reklam kampanyalarında fotoğraflanan Lea T, kreatif direktörü Riccardo Tisci’nin ve kendisinin deyimiyle bu şekilde bir cinsel devrime ön ayak olmayı hedefliyor. 17 yaşından beri Tisci'nin yanında Lea T. Tisci’nin evlatlığı gibi gördüğü kişisel asistanı ve fit modeli. Lea T’nin T harfi de Tisci’den geliyor. “Benim cinsiyet değiştirme sürecimin ne kadar zorlu, hele insanların önyargısıyla baş etmenin ne kadar güç olduğunu ve benim çektiğim acıyı gördü Tisci. Benim güzel bir fotoğrafım çekilirse mutlu olacağımı düşündü” diye anlatıyor süreci Lea T. Tisci onun transseksüel olduğunu röportajlarında sık sık belirtecekti: “Transseksüelsen, geleceğine bakıp, onu göremiyorsan, bu reklamın hoş bir mesaj olabileceğini düşündüm. Aslında yaptığımız büyük bir şey değil ama küçük bir şansın olduğunu da gösteriyor. Transseksüellerin istedikleri insan olabileceklerini anlatıyor aslında. İşte Givenchy'nin bu kampanyayı yapmasının nedeni bu.” Lea T, “Umarım büyük bir devrim olmuştur” diyor, “İnsanların bizim hakkımızdaki düşüncelerini değiştirmeye başlamalarının bir adımı olabilir” diyerek umutlarını aktarıyor. Givenchy'nin reklamından sonra Lea T, Paris Vogue'da iki kez görünmüş ve Oprah Winfrey’nin şovuna konuk olmuş. G Espirisentır Misafir şair İlkin Fırlattım sevgili yüzüğü Moldavya bozkırında uzaklara. Tepeler aştım Bulmak için onu. Böylece öğrendim koşmayı. İlkin Düşürdüm sevgili yüzüğü Dibine denizin. Daldım kabaran dalgalara Onu bulmak için. Böylece öğrendim yüzmeyi. İlkin Savurdum sevgili yüzüğü Yıldızlara. Sıçradım ardı sıra Bulmak için onu. Böylece öğrendim uçmayı. Grigore Vieru Türkçesi: Ataol Behramoğlu Doktorunuz diyor ki Selülitten kurtulmak istiyorsanız, bize gelin HSS (Hidro Selülit Santral) kuralım. Modadaki transseksüeller slında Lea T. tabii ki ilk transsekssüel değil. Özgürleşmenin ilk başladığı 60’lı yıllarda April Ashley, İngiliz Vogue’una poz vermişti. 70’lerde bugünkü Candy dergisine ilham olan; Warhol’un ilham perisi Candy Darling, o zamanların çığır açan kişilerindendi. Candy’yle bitmedi, 80’lerde Teri Toye, 90’larda hem siyahi hem transseksüel bir model olarak “normalliğin” tahtını sallayan Connie Fleming yani Connie Girl vardı. Ve son zamanlarda dikkati çektiği üzere androjenlik... Fotoğraflarına baktığınızda kadın olmadığına inanmanın mümkün olmadığı, bir erkeğin ulaşabileceği kadınsı seksapelin gerçekten son noktası olabilecek erkekler. İlki, 19 yaşındaki Andrej Pejic. Uzun sarı saçları, kıpkırmızı dudakları ve çıkık elmacık kemikleri ile tam bir kadın gibi görünüyor. Bu haliyle hem editörleri hem de tasarımcıları çok etkilemiş, Jean Paul Gaultier, John Galliano, Raf Simmons gibi büyük modacıların defilelerinde podyumdaydı Pejic. İlkbahar 2011 kampanyalarında Marc by Marc Jacobs için poz veren Pejic, ilk başta tam bir kadın gibi görünüyor, memelerinin olmayışından Ay inanmıyorum İbrahim Ormancı Üst üste sekiz gün boyunca hiç kimseyle tek kelime konuşmadıklarında, sesleri kısılan insanlar vardır. Sahibinin sesi Bu dünyaya anlaşılmak için değil, anlamak için geldik. Misafir çizer: Michel Kichka Petşop A Bir hayvan bir ütopya Yılan: Bi bira göbeğim bile yok. C M Y B C MY B hafif işkillenme başlıyor, en sonunda erkek olduğunu anlıyorsunuz. Sırp model, görünümüyle mutlu olduğunu söylüyor. “Moda endüstrisinde benim gibi görünen erkekler var ancak hiçbiri benim kadar keskinini yapmaya hazır değildi.” Pejic’ten sonra 21 yaşındaki James Varley’ye sıra gelecek. Yeni keşif şimdilik deneme çekimlerinde. Gözü ise sinemada. Şu an eğitimine devam eden Varley, androjenliği, “zeminin ortadan ikiye bölünmesi, yolun ortası olarak tanımlıyor: “İçinde hâlâ bireyselliğin var olduğu bir birleşme.” G Sanal aşklar, CHATREFİL’li konulardır bence!..
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog