Bugünden 1930'a 5,431,491 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA SAYFA 10 11 90’lar sonunda; ABD’nin etkili gazetecilerinden Fareed Zakaria, “Foreign Policy” dergisinde köşetaşı sayılan bir makale yayımlamıştı. “Liberal olmayan demokrasinin yükselişi/The Rise of Illiberal Democracy” başlığıyla çıkan (Kasım/Aralık ‘97) yazı özetle “Demokrasi için sandığın yeterli olmadığını; çok sayıda ülkede seçimle işbaşına gelen ancak ‘hukuk devletini’ hiçe sayan rejimlerin bulunduğunu” söylüyor; demokrasiyi “milli iradeye” indirgeyen, ancak buna karşın hukuk devletini boşlayan bu ülkeleri “liberal olmayan demokrasiler” ifadesiyle etiketliyordu. Zakaria’nın “liberal olmayan demokrasiler” tanımı; son bir aydır konuştuğumuz Economist’in “demokrasi endeksinde” ülkemizin de aralarında bulunduğu“karma/hibrit rejimlere” karşılık gelmekteydi. “Liberal olmayan demokrasi/hibrit/karma rejimler”; kısaca “çakma demokrasi” demekti... Suç ve aptal... A söylemiş. BD’de Federal Soruşturma Florida’da bir kadın televizyon Bürosu’nun (FBI) yıl kumandası yüzünden kavga ettiği sonundaki bir raporuna göre kocasını 7 kez bıçaklamış. Adam 2010 yılının ilkyarısında ülke ölmemiş. çapında ağır suç oranında yüzde New York’ta bir adam otomobil 1.4’lük bir düşüş yaşanmış. Bu mağazasının rapordan kısa bir süre sonra ABD medyasında WASHINGTON vitrininden bir 2010 yılının en aptal araba çalarak suçlularını sıralayan bir kaçmış ancak liste yayımlandı. Ben bu kısa bir süre sonra arabanın düşüşün ardında bu sıra benzini bittiği dışı suçluların payının için yakalanmış. olduğunu düşünmeden ELÇİN New York’ta edemedim. En ilginç POYRAZLAR bir adam çaldığı örnekler şöyle, karar sizin. hindiyi Florida’da silah hırsızlığı pantolonuna yapan bir adam polisten çim sokup kaçmak isteyince biçme makinesine binip kaçmaya yakalanmış. çalışırken yakalanmış. Batı Virginia’da bir kadın ve Wisconsin’de bir postacı adam motorlu süpermarket mektupları çıplak dağıttığı için arabasını çalarak striptiz kulübüne tutuklanmış. Adam hukuk gitmişler. Adam alışveriş bürosunda çalışan ve mutsuz arabasına otobanda binerken görünen genç kadını kadın da arkasından yürüyormuş. neşelendirmek istediğini Kuzey Carolina’da ev soyan iki hırsız ev sahiplerine şu teşekkür notunu bırakmışlar: “Burada bulduğumuz eşyaları çok beğendik. Sizi seviyoruz.” Colorado’da polise ateş eden bir adam savunmasında polisi zombi zannettiğini söylemiş. Arizona’da bir banka soyan adam soygundan sonra dışarı çıkmış, taksi çağırmış ve kaçmış. Taksi şoförü soyguncuyu hangi adrese bıraktığını polise söylemiş. Connecticut’ta bir kadın 911 acil yardım servisini, kendisini çıktığı gece kulübünden evine bıraksınlar diye 6 kez aradığı için tutuklanmış. Kaliforniya’da silahlı bir kadın bir marketteki 10 müşteriyi soymuş ama eline geçen para yalnızca 6 dolarmış. Pensilvanya’da bir adam hırsızlık için girdiği evde saçlarını kesmiş, duş almış ve tavuk pişirmiş. SAĞNAK NİLGÜN CERRAHOĞLU Ankara Kriterlerinin ‘Hukuk Devleti’ aralarla seçim yapmak” değil, bu ülkelerin “hukuk devletine” dönüştürülmesi olduğunu belirtiyordu. Yazar bu sonuca varırken, Batı demokrasilerinin geçmişinden hareketle; sürecin önce “hukuk devleti iskeleti” kurup, ardından bunun üstüne “demokrasi” inşasından geçtiğini hatırlatıyordu. Tersten gidildiğinde Türkiye’de gördüğümüz üzere!“milli iradeyi” ele geçiren, iktidarı denetleyen denge, fren mekanizmaları ve yurttaş haklarına... rahatça kısa devre yapabiliyordu. Fareed Zakaria; başka deyişle bizim gibi ülkelerin çıkmazını görmüştü. Ancak ne var ki bu isabetli öngörü fayda etmedi. ABD, Zakaria’nın yaptığı uyarının aksine bir plan peşine düştü ve “BOP” bağlamında “demokrasi atağına”(!) girişti. Bu ataktan bize de “ılımlı İslam demokrasisi” düştü. Ülkemizde gerçekleştirilemeyen “hukuk devleti”, böyle bir uluslararası konjonktürde büsbütün darbe yedi. Zakaria’nın tespitleri yanında Demokrasinin önşartı Zakaria; çok tartışılan o ünlü değerlendirmesinde işte bu noktadan hareketle, ABD dış politikası beyin takımına, “çakma demokrasilerde yalnız seçim sandığına odaklanmak yerine; hukuk devletini geliştirmeye bakın!” mesajını veriyor; “içi boş demokrasilerin” meselesinin “belli AB ile Rusya’nın nüfuz mücadelesi eçen haftalarda mücadele verdi. K EV yaşanan iki Sonunda, şimdilikseçim süreci, Rusya AB’nin istediği oldu ile Batılı ülkeler ve liberal partiler, arasında Doğu sosyal demokratların Avrupa’daki nüfuz da desteğiyle yeniden mücadelesine tanıklık koalisyon hükümetini etti. Bunlardan biri, kurdular. Fakat, iki DENİZ Moldova’da yapılan yıldır yeni devlet BERKTAY parlamento seçimleri, başkanını seçemeyen diğeri ise Belarus’taki Moldova’da yeni devlet başkanlığı seçimleri. koalisyon da parlamentoda ABD’nin Doğu Avrupa’da komünistlerin onayı olmadan Rusya’ya karşı açık bir rekabete kendi adaylarını devlet girmediği görülüyor. Burada başkanlığına seçtirebilecek şimdilik, ABD’nin yerini AB desteğe sahip değil. Dolayısıyla almış durumda. AB, özellikle RusGürcü savaşından sonra, Doğu Avrupa ve Güney Kafkasya’daki ülkelerle ilişkilerini yeniden gözden geçirmişti. Kasım ayında Moldova’da yapılan seçimler, bu ülkedeki iki siyasi kutup arasında gerçekleşti. Liberal eğilimli partilerle Moldova Komünist Partisi’nin başını çektiği bu iki kutuptan hiçbiri yeterli oyu yakın zamanlarda yeni bir siyasi alamamıştı. Bu nedenle gözler, kriz patlak verebilir. Belarus ise her iki tarafla da pazarlık yapan son yıllara kadar Rusya’nın sosyal demokrat eğilimli yakın müttefikiydi. AB ülkeleri, Moldova Demokrat Partisi’ne Belarus’taki rejimi, çevrilmişti. Seçimi izleyen “Avrupa’nın son haftalarda, AB’den ve diktatörlüğü” olarak Rusya’dan yetkililer, başkent adlandırmış ve Devlet Başkanı Kişinev’e ziyaretler Lukaşenko’ya AB ülkelerine gerçekleştirerek, burada kendi giriş yasağı koymuştu. Fakat, istedikleri türden bir koalisyon Lukaşenko’nun iki yıl önce hükümetinin oluşması için Rusya’yla ilişkilerinin şimdi son yapılan “Economist” araştırması paralelinde, “demokrasi altyapısını hukuk devletiyle döşeyebilmiş” olan ülkelerin, ABD dışında bugün yalnız Avrupa/Batı olduğunu görüyoruz. “Kusurlu demokrasi” kategorisinde de olsa son yıllarda Batı dışından “demokrasi” kümesine atlayabilen ülkelerin başlıcaları arasında Şili, Arjantin, Brezilya, Güney Afrika ve Hindistan göze çarpıyor. Onlar da Batı’nın siyasi geleneğinden besleniyorlar. AB ile müzakerelerin başladığı 2005’e dek, Türkiye, “Batı demokrasilerinin hukuk devleti” ilkesine; “Kopenhag kriterlerini yerine getirmek” yükümlülüğü altında bağlıydı... “Hukuk devletini” tanımlayan “siyasi kriterler”, Kopenhag kıstaslarının özüydü. Müzakereler durma aşamasına gelince, “Kopenhag” unutuldu... Ve “AB sürecinin önü kesilirse biz; Kopenhag kriterlerini Ankara kriterleri yapar, yola devam ederiz” diyen Erdoğan’la; “tutukluluk sürelerinin” şimdi böyle gereğinde! “on yıla dek uzatılabileceği” bir sisteme girildi. Türkiye’nin “hukuk devleti ölçüleri” bundan böyle, “Ankara kriterlerini” bildiği gibi biçimlendiren ve tanımlayan Erdoğan’la iktidar partisinin insafına kaldı. Yazıklar olsun! G bozulması ve AB ile yakınlaşma girişimlerinden sonra AB yetkilileri ona “hoşgörüyle” yaklaşmaya başlamışlardı. Son devlet başkanlığı seçimleri öncesinde de Batı yanlısı adaylar AB’den destek bulamadıkları için seçimden birer birer çekilirken, Rusya ile yakınlaşmayı savunan muhalif liderler parlamaya başlamıştı. Ancak Lukaşenko, son dakikada Rusya’yla yeni anlaşmalar imzalayarak, bu muhaliflerin de ellerinden kozlarını almış oldu. Gelecek hafta AB yetkilileri bir nilgun@cumhuriyet.com.tr ABD’de Kongre üyesine saldırı Dış Haberler Servisi Demokrat Parti’li ABD Kongre üyesi Gabrielle Giffords, uğradığı silahlı saldırıda ağır yaralandı. Saldırıda, 12 kişinin yaralandığı belirtilirken, 6 kişinin öldüğü açıklandı. ABD Başkanı Barack Obama, saldırıyı “Anlatılamaz bir trajedi” olarak nitelendirdi. Giffords, Arizona’nın Tuscon kentinde seçmenleriyle bir alışveriş merkezinde görüşürken silahlı bir kişinin yakın mesafeden saldırısına uğradı. Başından vurulan Giffords’un ağır yaralandığı bildirildi. Adı açıklanmayan 22 yaşındaki bir erkek saldırgan daha sonra kalabalığın üzerine ateş açtı. Saldırıda, Giffords’un 3 danışmanıyla birlikte 6 kişinin yaşamını yitirdiği açıklanırken, 12 kişinin yaralandığı belirtildi. Görgü tanıkları, 1520 el silah sesi duyduklarını belirtti. Saldırgan, olay yerinde yakalanırken, CIA ve FBI olayla ilgili soruşturma başlattı. Tuscon Tıp Merkezi sözcüsü, Giffords’un ameliyata alındığını açıkladı. Haber yayına hazırlandığı sırada saldırıda ölen ve yaralananlarla ilgili kesin bir açıklama yapılmadı. Obama: Trajedi ABD Başkanı Obama, saldırıyı, “Anlatılamaz bir trajedi” diye nitelendirdi. Obama, olayda ölenler olduğunu, Kongre üyesinin ise ağır yaralandığını açıkladı. Olayın detaylarının henüz tam bilinemediğini kaydeden Obama, “Tek bildiğimiz, açık bir toplumda böylesi saçma ve korkunç bir şiddete yer olmadığıdır” dedi. 40 yaşındaki Giffords, Arizona’da aşırı sağcı unsurların tüm çabalarına karşın kasım ayında üçüncü kez ABD Temsilciler Meclisi üyeliğine seçilmiş, çarşamba günü yemin ederek yeni dönem millet vekilliğine başlamıştı. Geçen yıl mart ayında sağlık reformu kabul edildikten saatler sonra Giffords’un ofisi basılmış ve tahrip edilmişti. Amerikalı astronot Mark Kelly ile evli olan Giffords, göçmenlik, embriyotik kök hücre araştırmaları, alternatif enerji ve asgari ücretin iyileştirilmesi konularında çalışıyordu. Siyasi saldırı mı? 2008 Başkanlık seçiminde Cumhuriyetçi aday John McCain’in eyaleti olan Arizona’da, aşırı sağcı Çay Partisi hareketi son yıllarda büyük etkinlik kazandı. Giffords ile Çay Partisi adayı arasında kıyasıya ve yıpratıcı bir seçim süreci yaşanmıştı. Saldırının siyasi nedenlerle düzenlenmiş olabileceği belirtildi. Giffords’un babası Spencer Giffords, “Kızınızın düşmanı var mıydı” sorusuna, “Evet, bütün Çay Partisi hareketi” dedi. araya gelerek Belarus politikalarını yeniden gözden geçirecekler. Burada, AB’nin “demokratik değerler” konusundaki söylemleriyle Doğu Avrupa’ya yönelik nüfuz arzularından hangisinin ağır bastığı ortaya çıkacak. Diğer taraftan gelişmeler, AB ile Rusya arasındaki güç mücadelesinin bu bölgelerde artarak süreceğini gösteriyor. B irinin bu isim altında bir kitap yazdığını duyunca ne düşünürsünüz? Yazanı tanımıyordum. Kitabın yayımlandığını öğreninceye kadar adını hiç duymamıştım. Tanışmaya gitmeden önce başarılı bir girişimci Gerçek bir yaşamöyküsü demek olduğunu öğrendim. İsveç’teki belki en doğrusu. O gün kitabın başarının Türk gibi düşünmekten yazarına anlattığı gibi bana da geçtiğine aklım pek anlattı. Ben dinledikçe yatmadığından Kadim Akça’nın önyargılarımdan utandım. fantezi yaptığını düşündüm. Cafe Akça’nın özelliği başarılı Opera’daki görüşmeye bu girişimciliğiyle servetinden ibaret önyargıyla gittim. olsaydı bu satırları Cafe Opera Stockholm’ün harcamazdım. incilerinden sayılır. STOCKHOLM İnsani Müşterileri ya cüzdanı özelliklerini kabarık lezzet düşkünleri korumuş, geldiği ya da gösteriş toprakları, meraklılarıdır. Aklımdan kültürünü geçenleri anlamış unutmamış bir olmalısınız. Ama OSMAN İKİZ insan Akça. düşüncelerimin değişmesi Marmara uzun sürmedi. depreminden sonra örgütlediği Görüşmemizde Akça’nın yardım kampanyasıyla da davranışlarında en ufak bir hatırlanıyor. Cumhuriyet okurları yapaylık emaresi görmedim. da böyle bir insanın varlığından Sıfırdan holding patronluğuna haberdar olsun istedim. Akça, ulaşmıştı. Binlerce kişiye 1950 yılında Hıristiyan bir ailenin istihdam yaratmıştı. Bu başarıyı çocuğu olarak Mersin’de dünyaya İsveç’te Türk gibi düşünüp, Türk geldi. Kalabalık bir aile içinde gibi cesurca ataklarda bulunarak büyüdü. Aile varlıklı değildi ama sağladığını söylüyordu. Ama 60 mutlu bir hayatları vardı. Kadim yaşındaki Akça, Mersin’de okulu sevmiyordu. Her fırsatta ilkokulu hep çift dikiş giderek “Senden adam olmaz” diye bitirmişti ve okuyup yazmada çıkışan müdüre göre Kadim’in bir hâlâ zorluk çekiyordu. Akça’nın baltaya sap olma şansı yoktu. 19 hayatı 164 sayfalık kitaba yaşında ilkokulu bitirince sığdırılmıştı. O anlatmı, Antonia İsveç’teki teyzesi Angela’nın Stackelberg yazmıştı. Kendisi yanına geldi. İki hafta sonra roman diyordu ama değildi. ‘İsveç’te başarılı olmak istiyorsan Türk gibi düşün’ teyzesine kızıp evi terk etti. Cebinde 50 kron vardı. Parkta uyuyakaldı. Onu uyandıran adam aynı zamanda kurtarıcısı oldu, iş verdi, evinde yatırdı. İlkokul müdürünün söylediği aklına öyle kazınmıştı ki, bir baltaya sap olup, müdürü utandırmak istiyordu. Başardı da. Bir süre sonra maaşlı temizlik personeli olarak çalışmayı bırakıp temizlik şirketi kurdu. Temizlik aletleri satışına geçti. Küçük aletlerden, büyük motorlu aletleri satmaya başladı. Yabancı şirketlerin temsilciliğini aldı. Faaliyet alanını İsveç’in güneyinden kuzeyine kadar genişletti. Son olarak arıtma sektörüne el attı. Peki bu başarının hangi aşamasında Türk gibi düşündü? Akça’nın başarı felsefesi: “İsveçliler çok planlı olmaya çalıştıklarından yavaş hareket eder. Onun için İsveç’te Türk gibi atak ve girişken olmanın avantajları var. Yani İsveçliliği Türk baharatıyla şoklamak lazım. Buna karşılık Türkiye’de de herkes cesur ve atak olduğundan İsveçli gibi planlı, programlı hareket etmek daha doğru.’’ Şirketleri, edindiği servet bir yana kitapla muradına ermiş gibi bir hali var Akça’nın. “Mersin’e kitap gönderdim. Arkadaşım bir kitabı götürüp müdürün mezarına bıraktı.’’ Kahkahalarla ve tekrar tekrar anlatıyor bunu. Belki de her şey müdürün mezarına bir kitap koyabilmek içindi. adr Irak’ı terk etmeden bir süre önce ABD işgal makamları, hakkında tutuklama emri çıkartmıştı. (Fotoğraf: EPA) S Sadr hükümete destek istedi Dış Haberler Servisi Iraklı Şii lider Mukteda Sadr yaklaşık 4 yıl kaçak yaşadığı İran’dan dönüşünden sonra yaptığı ilk konuşmada ülkesinde yeni kurulan hükümete şans verilmesi çağrısı yaptı. Siyasi güç merkezi konumundaki Necef’te on binlerce kişiye hitap eden Sadr, ABD öncülüğündeki işgale karşı direnişin sürdürülmesi çağrısı yaptı. Şii toplumunun önde gelen liderlerinden olan Sadr miting sırasında kalabalığa “Şimdi tekrarlayın: Hayır, Amerika’ya hayır” diyerek slogan attırdı. 39 milletvekilliği kazanan lideri olduğu siyasi partinin hükümet ortağı haline geldiği Sadr “Bizler hâlâ savaşçıyız” şeklinde konuştu. Sadr, işgalcilere karşı direnmek için taraftarlarından ellerindeki bütün imkânları kullanmalarını istedi. C MY B C MY B WIKILEAKS DAVASI UFUKTA GÖRÜNDÜ Dış Haberler Servisi ABD yönetiminin, WikiLeaks’e karşı ceza davası açmaya hazırlandığı artık kesinleşti. WikiLeaks şirketinden yapılan açıklamada ABD yönetiminin mahkeme kararıyla Julian Assange ve diğer üç ismin elektronik sosyalleşme sistemi Twitter’daki hesaplarının ayrıntılarının ve mesajlarının istendiği bildirildi. BBC’nin haberine göre, 14 Aralık tarihli bir Virginia mahkemesi kararında, Adalet Bakanlığı’nın Twitter’ın elindeki bilgilerin devam etmekte olan bir cezai kovuşturma için gerekli olduğunu ispatlayan deliller ortaya koyduğu söyleniyor. WikiLeaks ekibi yaptığı açıklamada Twitter’ı Assange ya da ismi verilmeyen diğer üç kişiyle ilgili kişisel bilgi ve mesajları gizli tutmaya çağırdı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog