Bugünden 1930'a 5,432,635 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

14 OCAK 2011 CUMA HABERLER POLİTİKA GÜNLÜĞÜ HİKMET ÇETİNKAYA CUMHURİYET SAYFA 5 KCK davasının dünkü oturumunda da dil sorunu yüzünden sanıkların savunmaları alınamadı Yargıç Kürtçe diyemedi MAHMUT ORAL Ulusal Devlet ve Kapitalizm... Bir ülkenin dağları, ovaları, koyları, bükleri, Hazine alanları, ormanlarının “çokuluslu altın avcıları”na, “Arap şeyhleri”ne peşkeş çekilmesini görmezden gelenler, “ulusalcı”, “ulusalcılık” kavramlarını dillerine dolayıp, “ulus devlet faşist devlettir” diye yazıp çiziyorlar. Nedir ulusalcılık? Emperyalizmin ayak oyununa gelmemek! Demokrasi ve özgürlüklerin gelişmesi için mücadele etmek! Ülkenin yağmalanmasına karşı tepki göstermek! Ulusalcılık, kör milliyetçilik değildir. Ya nedir? Yurtseverliktir! Bir yurtsever mezhep, din, dil farklılığı gözetmez, etnik ayrımcılık yapmaz. Bu coğrafyada yaşayanların kardeşlik duygularını çoğaltarak tümlük için demokrasi ve özgürlüklere karşı olanlarla mücadele eder. Arkadaşım Orhan Bursalı’nın “Ulus Yıkıcılığı Zamanları” kitabını (Cumhuriyet Kitap) bilmem okudunuz mu? Bursalı, bir solukta okuduğum kitabında tarihin derinliğinden ulusal devletlerin nasıl ortaya çıktığını, “ulusçuluğun” ne anlama geldiğini ayrıntılarıyla anlatıyor. Ulusalcılık ırkçılık değildir! Bizim sözde liberaller, Bursalı’nın değindiği gibi Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığı’na seçilmesinin ardından, son anda partiye kaydolan ulusalcı adlarla, demokrasinin ve özgürlüklerin gelişmeyeceğini yazıyorlardı. Cehaletin batağına saplanan bu kalemler, bankalar yabancıların eline geçerken seslerini çıkarmadılar, ABD’nin Irak’taki kanlı vahşetini ise şöyle değerlendirdiler daha önce: “Saddam gidecek, Irak’a demokrasi gelecek.” Aradan yıllar geçti, Saddam devrildi, darağacında sallandırıldı ama Irak’a demokrasi filan gelmedi. Binlerce masum kadın, çocuk, genç, yaşlı öldü. Orhan Bursalı, “ulusalcı” ve “ulusalcılık” kavramlarını irdelerken Oyakbank’ın nasıl ve kimlere satıldığını, bundan böyle de ulusal sermayenin her an yabancılara satılacağını anlatıyor... Bursalı ilginç saptamalar yapıyor, “ulusal bilincin” üzerinde duruyor... Yaşamsal değerlerin, alt kimliküst kimlik düşlerinin üzerinde dururken de, ulus devletler çağının neden bitmediğini yalın bir dille okura aktarıyor. Bugün toplumlar küresel pazarlar üzerinde buluşurken, ülkeler arasındaki temel ilişki biçimi değişmedi. Bir yarış ve rekabet var! Daha fazla mal satma, egemen olma, üstünlük kurma! Askeri alanlarda üstünlük kurma, teknolojik, ekonomik, kültürel, bilimsel alanlarda ilerleme! Bunlar ulus devlet bilinciyle gelişmez mi? Bizim kendine demokrat dönek takımı şöyle çevrelerine bir baksınlar bakalım... Emperyalizm bitti mi? Bitmedi! Ulusal devletler dönemi de bitmedi. Güçlü ordu, güçlü devlet kavramı tarihin çöplüğüne atılmadı. Vahşi kapitalizmin güler yüzü olan küreselleşme, azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri yağmalamayı sürdürüyor. Sermayeemek çelişkisini ağızlarına almayanlar, sorunlara sınıfsal açıdan bakmayanlar “ulusalcılık” denildiği zaman yaftayı yapıştırıyorlar: “Faşistler... Darbeciler... Demokrasi düşmanları...” Orhan Bursalı’nın kitabı bu bakımdan çok önemli... Mutlaka okuyun... 68’liler Vakfı Başkanı Sönmez Targan “Mıntıka Temizliği” kitabında (Broy Yayınevi) devrimci bir gözle dünyayı ve Türkiye’yi irdeliyor. Targan’ın “68 ruhu” tüm hızıyla sürüyor... Bursalı’nın önsözü bir gerçeği vurguluyor Targan’ın kitabında: “Kapitalizm varsa ulus devletler de vardır!” Sönmez’in kitabını okurken düşsel bir yolculuğa çıktım, bir 68’li olarak... Sınıflı toplumun tarih sahnesinde yer almasıyla birlikte düzenli savaşlar çağının nasıl açılmış olduğunu düşündüm. Dünyanın tek kutuplu hale geldiği son 20 yıla göz attığınızda, ABD’nin Ortadoğu odaklı projesini öteki emperyalist devletlerle nasıl uyguladığını Sönmez Targan çok güzel anlatmış. 68 kuşağı örgütçüydü, entelektüeldi, dünyada olup bitenleri çok iyi algıladığından antiemperyalist mücadele başlatıyordu. Kitabı okurken birikmiş ama yitirdiğim anılarımı topladım, Ruhi Su’yla, Behice Boran’la, Sadun Aren’le birlikte. Galiba yaşlanıyoruz yavaş yavaş... Ne Orhan Bursalı’nın, ne Şükran Soner’in, ne Sönmez Targan’ın, ne Deniz Kavukçuoğlu’nun ne de benim devrimci ruhumuz söndü... Bugün daha ateşli, daha isyankârız! DİYARBAKIR Birçok siyasetçi ve insan hakları savunucusuyla avukatın da aralarında bulunduğu 154 sanıklı KCK Türkiye Meclisi Ana Davası’nın dünkü oturumunda, sanıklar Kürtçe savunmadaki ısrarını yine sürdürdü. Bunun üzerine heyet, durumu “Kürtçe olduğu düşünülen bir dille konuştukları” şeklinde kayda geçirdi. BDP lideri Selahattin Demirtaş, dava öncesinde yaptığı açıklamada sanıkların tahliye edilmelerinin Türkiye’yi rahatlatacağını belirterek Kürtçe savunma hakkının tanınmasını istedi. KCK Türkiye Meclisi davasının 15’inci oturumu, dün çok yoğun güvenlik önlemleri altında başladı. Sabahın erken saatlerinden itibaren adliye çevresi polis barikatıyla kapatıldı. Adliye girişlerine üst araması yapılarak izin verilirken davanın görüleceği Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne tahsis edilen özel salona, sınırlı sayıda izleyici alındı. Oturumu BDP Genel Başkanı Demirtaş, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Genel Başkanı Ahmet Türk, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Ahsen Coşar, EğitimSen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, BDP milletvekilleri Sırrı Sakık ve Emine Ayna, eski İstanbul Barosu Başkanı Turgut Kazan ile aralarında milletvekillerinin de bulunduğu bazı yabancı heyetler de izledi. Duruşma öncesinde adliye önünde basına açıklama liyelerden sonra, seçilmiş arkadaşlarımızın, siyasetçilerimizin, kadın ve gençlik temsilcilerimizin sırf anadilleri nedeniyle tutuklu kalıyor olmaları kamuoyunun vicdanını bir kez daha yaralamış olacak. Bu nedenle bizim bugün beklentimiz hem anadilde savunma krizinin aşılması hem ne sıraları geldiğinde Kürtçe olarak “hazırım” veya “burada” anlamına gelen “Amade me”, “Li virim” yanıtı verdi. Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, sanıklara savunma için söz hakkı verileceğini, ancak savunmaların Türkçe yapılması halinde kayda geçileceğini söyledi. Yılmaz, savunmanın baş KCK ana davasının dünkü oturumunda sanıkların Kürtçe savunma yapma ısrarı üzerine mahkeme heyeti durumun tutananaklara, “Kürtçe olduğu düşünülen bir dille konuştukları” şeklinde kaydedilmesini istedi. Sanık avukatları Kürtçenin mahkeme heyeti tarafından yok sayıldığını savunurken heyet başkanı Yılmaz “Kürtçenin bir dil olduğunu biliyoruz. Buna itirazımız yok. Yoğun güvenik önlemleri altında adliyeye getirilen KCK sanıkları cezaevi Bizim Kürtçeye karşı bir tavrımız yok. Biz araçları içinden zafer işareti yaptı. de Kürtçeye saygılıyız’’ dedi. larda bulunan Demirtaş, Türkiye’de anadille ilgili ciddi tartışmalar yaşandığını belirterek bazı mahkemelerin anadilde savunmayı kabul ettiğini söyledi. Anadilde savunmanın en doğal hak olduğunu vurgulayan Demirtaş şöyle konuştu: “İnsanların Türkçe biliyor olması anadillerinde savunma yapmasını engellemez. Hele hele bugünlerde kamuoyunun vicdanını yaralayan tahde arkadaşlarımızın savunmalarından sonra tahliyelerinin gerçekleşmesidir. Bu şüphesiz Türkiye’de normalleşme ve barış için çok önemli gelişme olacaktır. Bugün bu mahkemeden sonuç bekliyoruz.” ka bir dille yapılması halinde söz hakkı sırasının diğer sanığa verileceğini ifade etti. Ancak savunma için söz verilen sanıkların tümü, Kürtçe savunma yapmak istediğini bildirdi. Heyet bu durumu, “Kürtçe olduğunu düşündüğümüz bir dille savunma yaptı” ifadesiyle tutanağa geçirip mikrofonu kapatarak sıradaki sanığa söz verdi. Bu durum tüm sanıklar için tekrar edince salonda avukatlarla heyet ‘Kürtçeye saygılıyız’ Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 11.10’da başlayan oturumda önce yoklama yapıldı. Yoklamada sanıklar yi arasında tartışma başladı. Avukat İbrahim Tali Uysal heyete dönerek “Milyonlarca kişinin konuştuğu bir dili yok sayamazsınız” dedi. Buna karşılık olarak da heyet başkanı Yılmaz “Biz, milyonlarca kişinin Kürtçe konuştuğunu, Kürtçenin bir dil olduğunu biliyoruz. Buna itirazımız yok. Bizim Kürtçeye karşı bir tavrımız yok. Söylenenler doğru değil. Biz de Kürtçeye saygılıyız” yanıtını verdi. Avukat Uysal’ın duruşmanın geç başlamasına ilişkin mahkeme heyetine söylediği sözlerse ortamı yumuşattı. Uysal’ın eleştirisi üzerine mahkeme başkanı “Biz sanıkların iki defada getirildiğini düşündüğümüz için geç başladık” dedi. Sanıklar da Kürtçe olarak “Tek defada getirildik” diye yanıtladı. Yılmaz’ın “Bir defada mı” sorusuna bu defa Türkçe yanıt verilmesi salonda gülüşmelere neden oldu. 31 sanık savunmasını Kürtçe yapmak isteyince duruşmaya ara verildi. Sanık avukatlarından Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar da bunun üzerine sanıkların savunmalarının, mahkeme başkanının talebi üzerine mikrofonun sesinin kesilmesine kadar olan kısmının Türkçe çevirisini yaparak duruşma zaptına geçilmesini istedi. hikmet.cetinkaya@cumhuriyet.com.tr Faks numaramız: 0212 343 72 69 Daha sonra topluluk kortej oluşturaDİYARBAKIR (Cumhuriyet Bürosu) Demokratik Toplum Kongre rak KCK davasının görüldüğü adliye bisi’nin (DTK) KCK davası sanıklarına nasına doğru yürüdü. Olaysız tamamdestek olmak için düzenlediği miting lanan yürüyüşün son bulduğu noktada ve yürüyüşün ardından Diyarbakır kitle, davanın öğleden sonraki oturukarıştı. Polisin gaz bombası kullandı munu beklemeye başladı. Halaylar çeğı olaylarda, göstericiler de ken grupla polis arasında taşla karşılık verdi. BDP Muş yaşanan tartışma, kısa süreMilletvekili Sırrı Sakık da de büyüdü. Çevik kuvvet taşlı saldırıya uğrarken Dipolisleri, panzer, tazyikli su yarbakır Büyükşehir Beledive gaz bombasıyla müdahaye Başkanı Osman Baydele edince belediye önünde mir fenalaştı. büyük bir kargaşa yaşandı. DTK tarafından İstasyon Göstericilerin saldırılarını Meydanı’nda düzenlenen misonlandırması için olay yetinge DTK Eşbaşkanları Ahrine gelen BDP Muş Milmet Türk, Aysel Tuğluk’un letvekili Sırrı Sakık da taşyanı sıra BDP Genel Başkanı lı saldırıya uğradı. Polis, Selahattin Demirtaş, yarSakık’ı kalkanla taşlardan dımcısı Gültan Kışanak ile korudu. Göstericilerden baNusaybin’de kalabalık bir grup katıldı. zıları polise taş ve havai fiatılan molotoflar Alanda sık sık terör örgütü şek attı. Çok sayıda kişi gazbir yurttaşın PKK ve Abdullah Öcalan leayağına isabet dan etkilenirken fenalık gehinde sloganlar atıldı. çiren Osman Baydemir de etti. (AA) BDP otobüsü üzerinden belediye binasına götürülKürtçe bir konuşma yapan Ahmet dü. Batman’da düzenlenen izinsiz gösTürk, “Halkımız kimliğini, dilini ve teride de olaylar çıktı. 9 kişi gözaltına demokratik özerkliği istiyor. Bi alındı. Mardin Nusaybin, Şırnak Cizlinmeyen bir dil demek bize ve hal re, Hakkâri ve Mersin’de düzenlenen kımıza hakarettir. Birlik olsak kim protesto gösterilerine de polis gaz se dilimizle alay edemez. Yeni bir ta bombası ve tazyikli suyla müdahale etrih yazmalıyız” ifadelerini kullandı. ti. Çok sayıda kişi yaralandı. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog