Bugünden 1930'a 5,433,182 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 14 OCAK 2011 CUMA 10 HABERLER YARGITAY BAŞKANI GERÇEKER: Ankara Barosu Başkanı Feyzioğlu, yargıyla ilgili tartışmaları değerlendirdi ‘Karmaşa’ kapıda ALİCAN ULUDAĞ ANKARA Ankara Barosu Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, son yıllardaki tartışılan uygulamaları “sıkıntılı bir tablo” olarak nitelendirirken, “Ülkede deprem yaşanıyor” diye konuştu. Yargının sorunlarıyla ilgili “çok ciddi bir hizmet kusuru” olduğunu belirten Feyzioğlu, “Sistem her noktada sorun sinyali vermekte. Sistem artık çökmek üzere” dedi. İstinaf mahkemelerinin kurulması ve Yargıtay’ın daire sayısının arttırılmasıyla içtihat birliğinin ortadan kalkacağını belirten Feyzioğlu, “Ülkede içtihat birliği olmazsa ülke çok ciddi bir hukuk karmaşasına girer. Çok hukukluluk başlar. Hukuk birliği ülkenin birliği için vazgeçilmezdir” diye konuştu. Feyzioğlu, Anayasa Mahkemesi’nin konumunun diğer yüksek mahkemelerin üzerine çıkartılması halinde ise “Kurumlar arasında çatışma olacağını” vurguladı. Metin Feyzioğlu; sorularımızı yanıtladı: İş yükü konusunda sadece Yargıtay suçlanıyor? İşi Yargıtay’a bırakmaya başladılar. Ondan sonra da Yargıtay günah keçisi oldu. Yargıtay’da iş yükü 3 sene önce de 5 sene önce de 10 sene önce de aşırıydı. Giderek de artıyor. Peki, siz teftiş yetkisi Adalet Bakanlığı’ndayken acaba lüzumsuz yere dava açan savcılar hakkında işlem yaptınız mı? Avrupa’da her yüz davanın 80’i mahkumiyetle bitiyor. Bizim ülkemizde her yüz davanın en fazla yüzde 60’ı mahkumiyetle bitiyor. Savcılar müfettişlere neden dava açmadıklarının hesabını vermektense CMY’ye göre pek çok olayda beraat edeceğini bile bile şüpheli hakkında dava açıyorlar. Teftişten çekindikleri için olsa gerek dava açmaya meyilli bir savcılık teşkilatımız var. Çok sanıklı davalarda 150 sanık yan yana getiriliyor. Halbuki 150 sanık yerine haklarında dava açmaya yeterli delil olmayanları bir tarafa ayırıp belki de 1520 sanıkla sınırlamanız mümkündür. Gerekli soruşturma işlemleri de çoğu zaman eksik yapılıyor. Bütün bu işler mahkemeye bırakılıyor. Soruşturma evresinde yapılması gereken pek çok iş, mahkeme tarafından yapılmaya, deliller mahkeme tarafından toplanmaya çalışılıyor. Ne oldu? 150 sanığının sorgusunun bitmesi bile aylar sürdü. Dava dosyası içinden çıkılmaz 200500 klasörlük bir ucubeye dönüştü. Muhtemelen pek çok hatalarla dolu verdiğiniz kararlar Yargıtay’a temyize gitti. Bunu da bir tetkik hâkimine verdiniz. İnceledi ama ne kadar sürede inceleyecek. Dava sürmüş 45 sene siz Yargıtay’da bir günde mi karara bağlayacaksınız. Bir milletvekili diyor ki (AKP’li) Yargıtay sabah toplansın akşam karar versin. Doğru o zaman sadece onama kararını siz karardan sayıyorsunuz. Yargıtay’ı noter gibi mi görüyor sunuz? İlhan Cihaner davası çabuk sonuçlandırıldığı için de Yargıtay eleştirildi. O bahsedilen dosyaların tamamı Yargıtay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı işler. İlk derece mahkemesi olarak o kadar hızlı, olması gerektiği gibi çalışmış ki seri bir şekilde bitirmiş. Belki de tebrik etmek lazım ilk derece mahkemesi sıfatıyla ne kadar hızlı bitirdin diye. Ama doğru yaptı diye suçlanıyor. Prof. Dr. Feyzioğlu, “Ülkede içtihat birliği olmazsa ülke çok ciddi bir hukuk karmaşasına girer. Çok hukukluluk başlar. Hukuk birliği ülkenin birliği için vazgeçilmezdir” diye konuştu. malıdır. Savcılığa bağlı adli kolluk teşkilatı kurulmalı. Savcının eli ayağı polistir. Ama o el ve ayak kolluk teşkilatı, adli soruşturmalarda teşkilat olarak savcıya bağlı değildir. Dolayısıyla savcı mı, polis ve jandarmanın kontolündedir yoksa fiilen kontrol ve güç polis ve jandarma mıdır? Bunun tartışılması gerekiyor. İlk derece mahkemelerinde hâkim ve savcı açığımız var. Mesela ağır ceza mahkemelerine Yargıtay’daki gibi tetkik hâkimleri atanmalı. Her hâkimin bir veya birden çok yardımcı tetkik hâkimi olsa ağır cezalardaki işler hızlanır. Yargıtay’ın bina ve arşiv sorunu çözülmeli. Yargıtay’a yeni üye atanarak daire sayısının artırılması yerine çünkü bu da içtihat birliğini sıkıntıya sokacaktır tetkik hâkim sayısı arttırılmalı. ‘Davaların sonu bile gelmez’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) oluyor. Bildiğim kadarıyla AİHM’nin Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, bile böyle bir yetkisi yok.” Gerçeker, Anayasa Mahkemesi’nin çalışma usul “Böyle bir uygulama hayata geçerse, lerine ilişkin tasarının yasalaşması du yargıda tamamen bir kaos ortamı rumunda, davaların uzun sürmesinin de oluşacak. Yarın istinaf mahkemeleri ötesinde artık sonunun gelmeyeceği kurulursa, yerel mahkemeler, bölge uyarısında bulundu. Gerçeker, “Bir da adliye mahkemeleri, Yargıtay, Anavanın ne zaman biteceğini bilemeye yasa Mahkemesi, AİHM... Yani kaç ceksiniz” dedi. kademeli bir yargı sistemi olacak. Gerçeker, Yargıtay’a geliDavaların uzamasını bıraGerçeker, yeni kın, sonu gelmeyecek” dedi. şinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Tartışılan yasa tasa yasa tasarısı ile Anayasa Mahkemesi’ne veilgili olarak rısına ilişkin soru üzerine Gerrilen iptal yetkisinin yalnızca “Anayasa çeker, şu ana kadar kendileri Mahkemesi’ne yargı kararlarıyla ilgili olmane herhangi bir görüş soruldığını ifade eden Gerçeker, böyle bir yetki madığını belirtti. Bireysel baş verilmesi bir süper idari işlemlerle ilgili de Anavuruyla ilgili olarak bir rapor yasa Mahkemesi’ne iptal yettemyiz yetkisi hazırlayıp kamuoyuna ve ilgi oluyor. Bildiğim kisi verildiğini anımsattı. Türli makamlara sunduklarını ankiye’de 78 milyon civarında kadarıyla latan Gerçeker, şu görüşleri di AİHM’nin bile dava dosyası, aynı miktarda da le getirdi: “Bunun böyle ola böyle bir yetkisi idari işlem bulunduğunu ifade cağı belliydi. Hepimiz için haeden Gerçeker, “Bunun alyok” dedi. yırlı olsun, bu ülkedeki yartından nasıl kalkılır bilemigı birliğiyle kesin hüküm kuralıyla ne yorum. Herhalde bu yasayı gündeme derece bağdaşır, bunu kamuoyunun getirenler düşünmüşlerdir” dedi. takdirine bırakacağız. Yargıda verilen “Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemekararın güvenilirliği olması lazım. si dün tahliye süresi dolan sanıklarla Danıştay ve Yargıtay yüksek mahke ilgili Yargıtay’ın aksi yönünde bir meler olarak, adli ve idari yargıda son karar verdi. Bunu nasıl değerlendirinoktayı koyan merciler, bunun üzerine yorsunuz” sorusu üzerine Gerçeker, şu Anayasa Mahkemesi’ne böyle bir yet karar doğrudur, bu karar doğrudur diye ki verilmesi bir süper temyiz yetkisi bir yargıda bulunmayacağını söyledi. ‘İstinaflar karmaşa getirir’ Yargıtay’ın iş yükünü hafifletmek gerekçesiyle istinaf mahkemeleri kurulmasını nasıl karşılıyorsunuz? İstinafı Yargıtay’ın iş yükünü azaltmak için uygulamaya sokuyorsak çok vahim sonuçlarla karşılaşırız. Çünkü bugünkü düzenlemede beş yıl mahkumiyetin altı kararları istinaf mahkemeleri onarsa karar kesinleşiyor. Yargıtay’a gidemiyorsunuz. 9 bölgede istinaf mahkemesi kurulması karara bağlanmış durumda. Ve biz daha CMY’de matematiksel basitlikte olması gereken bir tutukluluk süresini hâlâ tartışıyoruz, komedi yaşanıyor. Şimdi her bölgedeki istinaf mahkemesinin yasaları yorumlaması farklı olacak. Bu kararlar o bölgelerde verildiği için de kesinleşecek. Peki Yargıtay’ın işlevi nedir? Ülkede yargı ve içtihat birliğini sağlamaktır. Ülkede içtihat birliği olmazsa ne olur? Ülke çok ciddi bir hukuk karmaşasına girer. Fiilen çok hukukluluk başlar. Hukuk birliği ülkenin birliği için vazgeçilmezdir. Yargıtay, bu ülkede hukuk birliğini sağlama işlevini istinaflar yürürlüğe girdiğinde kaybedecek. Hükümetin hazırladığı Anayasa Mahkemesi’yle ilgili tasarıyı nasıl değerlendiriyorsunuz? Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru eğer çok genişletilirse Danıştay ve Yargıtay’ın üzerinde Anayasa Mahkemesi bir başka yüksek mahkeme konumuna gelir. En tepeye yerleşir. Adeta Yargıtay ve Danıştay’ı bağladığınız bir mahkeme oluyor. Kurumlar arası çatışmalar olacaktır. Türkiye daha çok hukuk krizlerine gebedir. Ama şu anda gördüğüm en büyük sakınca Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunu tüketmeden AİHM’ye gidemeyecek olmamız. Yargıtay’ın ve Danıştay’ın iş yükünü konuşuyoruz. Bütün bu dosyaların bir de bireysel başvuru konusu yapılıp Anayasa Mahkemesi’ne taşındığını düşünün. Bir bireysel başvuru dosyasının orada kaç sene bekleyeceğini varın siz düşünün. Peki biz AİHM’ye başvurmadan önce bunu da mı bekleyeceğiz? Son yıllarda oluşan tablo Türkiye’yi nereye götürüyor? Bu iyi bir tablo değildir. Bir tarafdan anlamsız lokanta baskınları, diğer taraftan içki yasağı yönetmeliği. Anayasa Mahkemesi’nin yapısının tamamen değiştirilmesi. HSYK’nin oluşumunda hâkim bağımsızlığı ve savcı teminatı sağlama konusunda sistemsel sorunlar... Basın hürriyetine yönelen büyük baskılar. Tablo sıkıntılı bir tablodur. Büyük bir deprem var ve biz o depremde sürekli ayrıntıları konuşuyoruz. ‘İLERİ DEMOKRASİLERDE BUNLAR OLMAZ’ Yargıyla ilgili tartışmaların dışında bir de içki satılması ve sunulmasını sınırlayan bir yönetmelik çıktı. Siz Çayyolu’nda polisin içkili restoran baskınına şahit olmuş biri olarak nasıl yorumlarsınız? Biz anayasaya göre laik, demokratik bir hukuk devletiyiz. Laik ve demokratik bir hukuk devletinde hangi dini inanışta olursanız olun insanlar birbirinin hayat tarzlarına saygılı olmak zorundadır. Bu çerçevede devletin yaptırım uygulama gücüne sahip olan makamlarının kendi dünya görüşlerini dayatacak düzenlemelerden ve uygulamalardan kaçınmaları gerekir. Kendi dünya görüşünü uygulamak ve diretmek hukuk devletine aykırı olduğu için demokratik de değildir. Yasal hatta anasayal da değildir. Ben burada lütfen yapmayın demiyorum, yapamazsınız diyorum. 13 Eylül 2010 sabahı ileri demokrasiye gözümüzü açtığımızı varsayarsak artık kabullenin diyorum. İleri demokrasilerde bunlar olmaz? Bir de öğrencilerin yumurtalı protestosu ve sonrasında yaşanan polis müdahalesi çok tartışıldı... Bu görüntü tabii ki büyük rahatsızlık yaratıyor. Yumurta atmak doğru bir protesto yöntemi değildir. Peki demokrasilerde yumurta atanlara karşı cop, tazyikli su, tekme, tokat uygulanır mı? Hayır. Devletin silahlı gücü şiddete başvuramaz. Terbiye görevi yoktur. Yaptıklarından hoşlanmayabilirsiniz ama dövme ve şiddet uygulama yetkiniz yoktur. Devletin emniyet kuvvetleri herhangi bir silahlı güçten farklı olduğuna göre sadece yasalar çerçevesinde güç kullanabilir. Ama iktidar partisinin çoğunluğu bu müdahaleyi savundu. Siyasilerin yapılanları doğru olduğunu söyleyen korumacı yaklaşımları adeta “devam edin, vurun dövün, biz sizin arkanızdayız” şeklinde teşviktir. YÖK Başkanı’nın üniversite yöneticilerine yönelik baskı kurucu davranışları, öğrenciler hakkında açılan ceza davaları... Devlet Bakanı Egemen Bağış’ın ceketim kirlendi diye öğrenciden şikâyetçi olması. Bunların hepsi hoşgörüsüzlük. Eleştiriye kendilerini kapatan siyasi iktidarlar giderek otoriterleşir. Otoriter bir yönetim anlayışı gelirse orası demokrasi olmaz. Yargıtay’ın hataları yok mu? Elbette hataları var. Ben burada Yargıtay’ı savunmuyorum. Pek çok konuşmamda eleştirenlerden biriyim. Ama taraf tutar gibi Yargıtaycılar bakanlıkçılar, sucular bucular diye ayırırsanız bu olmaz. Ortada çok ciddi bir hizmet kusuru vardır. Sistem her noktada sorun sinyali vermekte. Peki, bu nokta yargının sorunlarının çözümü için neler yapılmalı? Bu ülkenin adalet müfettişleri, savcıları neden dava açmadın diye sıkıştırmaktan vazgeçmeli. Tam tersine açılmaması gereken davalarda, bu delillerle bu dava açılır mı diye sorgulamaya başlamalıdır. Adli Tıp Kurumu mutlaka siyasetin etkisinden tamamen uzak, özerk bir yapıya kavuşturulmalı ve kararlarda incelemelerde hem gereken sürat sağlanmalı hem de bilimsel açıdan yeterlilikte soru işaretleri ortadan kaldırıl Çiçek “Saygı duyarız ama doğru bulmuyoruz. Yargıtay ve Danıştay baştan beri Anayasa Mahkemesi bu tür bir görevle görevlendirilmesine karşı. Anayasal başvuru hakkına karşı. Bunu doğru bulmuyor. Geçmişte de bu konuyla ilgili Yargıtay başkanlarının açıklamaları var. Sayın Yargıtay Başkanı’nın açıklaması da zannediyorum ona benzer bir açıklamadır. Ama biz öyle düşünmüyoruz” diye konuştu. Çiçek: Biz öyle düşünmüyoruz ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkilerine ilişkin TBMM’ye gönderilen yeni yasa tasarısı hakkında Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in, “Süper temyiz mahkemesi geliyor” eleştirisine, “Biz öyle düşünmüyoruz” yanıtını verdi. Yargıtay’ın eskiden beri Anayasa Mahkemesi’ne kişisel başvuru hakkına karşı olduğunu anımsatan Çiçek, Gerçeker’in açıklamalarının da bu görüşün devamı niteliğinde olduğunu söyledi. Çiçek, TBMM’de gazetecilerin Gerçeker’in açıklamalarıyla ilgili sorularına, “Saygı duyarız ama o da bir değerlendirmedir. Ben o kanaati taşımıyorum” karşılığını verdi. Yargıtay’ın eskiden beri bireysel başvuru hakkına karşı olduğunu, bunu doğru bulmadığını hatırlatan Çiçek, Gerçeker’in bugünkü açıklamasının da bunun devamı niteliğinde bir açıklama olduğunu ifade etti. CHP’Lİ GÖK, YASA TASARISINI ELEŞTİRDİ BİRDEN: SİSTEM SAKATLANIR ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Danıştay Başkanı Mustafa Birden, Anayasa Mahkemesi’ni yeniden yapılandıran yasa tasarısına ilişkin, “Bu tasarı yasalaşırsa ülkemizin yargı sistemini her yönü ile sakatlayan bir düzenleme olur. Tasarı sorun çözmez, aksine çok daha büyük sorunlar yaratır. Yargıtay ve Danıştay’ı hiçe sayarak, küçümseyecek şekilde hazırlanan bu tasarı bizi üzüyor” dedi. Birden, Anadolu Ajansı’na Anayasa Mahkemesi Kuruluş Kanunu tasarısını değerlendirdi. Tasarıda kendini rahatsız eden çok şey bulunduğunu belirten Birden, Anayasa Mahkemesi’ne tanınan bireysel başvuru hakkının anayasa değişikliği ile kabul edildiğini hatırlatarak buna diyecek bir şey olmadığını söyledi. Kesinleşmiş yargı kararlarının kaldırılması gibi bir şeyin söz konusu olamayacağını ifade eden Birden, sürekli Avrupa ülkelerinden örnekler verildiğini ifade ederek şu ifadeleri kullandı: “Avrupa ülkelerindeki hukuka saygı ile bizdeki hukuka saygı bir mi? Bu ülkede 150 yıldır, Anayasa Mahkemesi yokken bile insan hakları ihlalleri, sorunları Yargıtay ve Danıştay tarafından çözülüyordu. Kapalı kapılar ardında tasarı hazırlanamaz. Temel görevi adalet dağıtmak olan Yargıtay ve Danıştay’ı yok farz etmek bu kurumlara büyük haksızlıktır. Bu tasarı yasalaşırsa ülkemizin yargı sistemini her yönü ile sakatlayan bir düzenleme olur. Tasarı çok daha büyük sorunlar yaratır.” Tasarıyı Meclis’ten kendi çabaları ile edindiklerini, kimsenin kendilerine bir şey sormadığını vurgulayan Birden, gerekirse konuyla ilgili Başkanlar Kurulu’nu ve ilgili kurulları toplayarak rapor hazırlayacaklarını belirtti. Tasarıda Anayasa Mahkemesi’ne mali yönden de üstünlük sağlandığına işaret eden Birden, “Asli görevler konusunda bir kuruma ödenek verilmesi korkunç bir şey” dedi. Tasarı ile Anayasa Mahkemesi üye ve raportörlerine de bazı avantajlar getirildiğini anımsatan Birden, “Bu yargıçlar arasında ayrıma neden olur. Çok yoğun şartlar altında çalışan binlerce yargıca çok büyük haksızlıktır. Bu tasarı yasalaşırsa ülkemizin yargı sistemini her yönü ile sakatlayan bir düzenleme olur” diye konuştu. Anayasa Mahkemesi’ne mali ve hukuki birtakım ayrıcalıklar vermenin kabul edilemeyeceğini dile getiren Birden, şunları söyledi: “Tasarı ile tek yönlü haksızlık yapılmış. Yanlışlıklardan dönülmesi lazım. Meclis’teki hukukçularımız umarım bunları inceler. Bu düzenleme anayasamıza da aykırıdır. En küçük mahkeme, en yüksek mahkeme gibi yüksek mahkemeler arasında fark yaratıp da bu tip huzursuzlukların çıkmasına niçin, neden oluyorlar bilemem. Anayasa Mahkemesi’nin görev alanı bellidir. Yeni düzenleme hukuk düzenini allak bullak edecektir. Bu kanun böyle çıkarsa ülkeye vereceği hasar kolay kolay düzelmez.” ‘Erdoğan’a bağlı uyruk mahkemesi olacak’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP Mersin Milletvekili İsa Gök, Anayasa Mahkemesi’ni yeniden yapılandıran yasa tasarısını eleştirirken “İktidar partisinin adeta emrine verilen Anayasa Mahkemesi, iktidarın yarattığı yeni bir RTÜK olarak karşımıza çıkıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan’a bağlı bir uyruk mahkemesi olacak” dedi. Gök, tasarının yasalaşması durumunda Anayasa Mahkemesi’ne götürebilecekleri mesajını da verdi. Gök, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Anayasa Mahkemesi’nin yapısıyla ilgili yasa tasarısını eleştirirken, Anayasa Mahkemesi başkanının Türkiye’nin en yetkili kişisi haline getirildiğini vurguladı. Gök, “Başkana hizmet alımı yoluyla, parasal limitlere tabi olmadan, yerli ve yabancı uzman çalıştırılması imkânı tanındığının” altını çizerken “Anayasa Mahkemesi Başkanı yeni önemli bir ihale makamı oluyor” dedi. Gök, şu görüşleri dile getirdi: “AKP’nin planladığı 2011 seçimleri sonrası anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeleri ve bu madde ile bağlı diğer maddelerin üzerinde yapmayı düşündükleri yeni anayasa değişikliklerinin bu Anayasa Mahkemesi’nce denetlenebilmesi imkânı ise kaldırılıyor. Tasarı ile Anayasa Mahkemesi, Başbakan Tayyip Erdoğan’a bağlı bir uyruk mahkemesi olacak. Eğer 2011 seçimlerinde birtakım odakların planladığı gibi bir aritmetik çıkarsa, bu aritmetik sonrası halkımızın aleyhine ama kimi güç odakların lehine çıkacak olan yeni anayasa değişikliğinin bu Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenemeyeceği ama önemli davalarda Yargıtay’ın ve Danıştay’ın kararlarının anlamını yitireceği, süper güçlü başbakan ve yeni anayasa ile devlet başkanı yani Tayyip Erdoğan’a bağlı bir uyruk mahkemesi olacak.” C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog