Bugünden 1930'a 5,433,182 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

11 OCAK 2011 SALI CUMHURİYET SAYFA 15 Çalışan Gazeteciler Günü, tutuklu gazetecilerin gölgesinde kutlandı AŞİYAN MEZARLIĞI’NDA TÖREN MAVİ SÜRGÜN SERDAR KIZIK Kutlar anılıyor İstanbul Haber Servisi Gazetemiz yazarı, şair, sinema eleştirmeni Onat Kutlar, ölümünün 16. yıldönümünde bugün 12.00’de Aşiyan’daki mezarı başında törenle anılacak. Törene, Kutlar’ın ailesi, yakınları, dostları ve sevenleri katılacak. Taksim’deki The Marmara Oteli girişindeki Opera Pastanesi’nde bırakılan bombanın patlaması sonucu ağır yaralaOnat Kutlar nan Kutlar, Amerikan Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Kutlar 12 gün sonra 11 Ocak 1995’te yaşam savaşını kaybetmişti. Aynı patlamada ağır yaralanan arkeolog Yasemin Cebenoyan da yaşamını yitirmişti. ‘Basın özgür değil’ Haber Merkezi “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” tutuklu gazetecilerin gölgesinde kutlandı. Gazetecilere Özgürlük Platformu temsilcileri, 50’den fazla gazetecinin tutuklu olduğuna dikkat çekti. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nde (TGC) gün dolayasıyla düzenlenen etkinlikte konuşan Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Ercan İpekçi, gazetecilerin editoryal bağımsızlığı ve özgür haberciliğini tehdit eden işsizlik tehlikesi altında olduklarını söyledi. İpekçi, TRT ve Anadolu Ajansı üzerindeki hükümet müdahaleleriyle bağımsız habercilik ilkesinden uzaklaşılmasını kaygıyla izlediklerini belirtti. Gazetecilere Özgürlük Platformu gazeteciler hakkında devam eden iki bini aşkın dava, dört bini aşkın soruşturma bulunduğunu bildirdi. Günlerin Getirdiği... Gazeteci örgütleri açıklama yapıyor, çeşitli kuruluşlar toplantılar düzenliyor, bu arada sağ olsunlar eş, dost, arkadaş arıyor: “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günün kutlu olsun...” Doğrusu şaşkınım; karşımda iyi dilekler, içimde isyanla birlikte yükselen ses; “Ne kutlaması!..” “Şu hale bak” diyorum kendi kendime... Ardından da “böylesi bir yapıda neyin kutlaması”... Gazeteciler yıllardır içeride, Silivri’de Balbay, Özkan ve diğerleri. Bir zamanlar holdingleşme, tekelleşmeydi derdin büyüğü. Şimdi üstüne, görülmedik bir iktidar baskısı... Başbakan’ın televizyonlardan seslenerek, açık açık medya patronlarına gözdağı verdiği bir ülkede yaşıyoruz. Kamuoyuna mal olmuş köşe yazarlarının kovulduğu bir memleket. Bolca jöle, vıcık vıcık yağcılık. Canları sıkılmasın diye iktidar sahiplerine soru sormanın yasaklandığı ya da sipariş soruların yöneltildiği bir düzen. Patronlarının hizaya çekildiği, yandaş, yalaka medya ortamında, sansür, otosansür. Cemaat gazetelerinde, basındaki asıl tasfiyenin haziran seçimlerinin ardından yapılacağı söylenen bir Türkiye... Özgür, bağımsız bir medya mı kaldı? Ya vicdanı, aklı hür ne kadar gazeteci? Halk nasıl doğru bilgilenecek, nasıl doğru karar verecek? Kutlamıyorum, utanıyorum... Dünya Sanat Günü olsaydı dün, ben de sanatçı. Yine utanacaktım. Çünkü Kars’taki heykele “ucube” diyor, “yıkın” diyor bir Başbakan. Kültür Bakanı’ndan “kem küm”... Bir zamanlar Melih Gökçek, “içine tükürmüştü sanatın”. Heykeli yapan Mehmet Aksoy şaşkın bu durumda, söze nereden başlayacağını, ne diyeceğini bilmiyor. Afganistan’da Buda heykellerini yıkan Taliban akla geliyor... Ya hukukçular günü olsaydı! Neyi kutlardım, ne yapardım? Bekleyen on binlerce dosyayı, Hizbullah tahliyelerini, zamanaşımlarını, yarısı tutuklularla dolu cezaevlerini, DGM’leri kaldırırken yerine kurulan özel mahkemeleri, dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş kalınlıkta iddianameleri, insan haklarına aykırı on yıllık tutukluluk sürelerini, suçu karşıya atma pişkinliğini, adalete, diyanet kadar ayrılmayan bütçeyi, verilmeyen önemi, İktidar sözcülerinin Yargıtay’ı suçlama gayretlerini... Yine utanırdım... İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal yeni HSYK’yle birlikte artık hukukun kalktığını söyleyince, iktidarın Yargıtay’ı da ele geçirme çabalarından söz edince ya?.. Çokuluslu şirketler için, yandaşlar için, özgür suları kelepçeleyen HES’ler, doğayı talan eden madenciler, siyanürcüler için 28 Aralık gecesi TBMM’de “SİT ve Milli Park engelini” ortadan kaldıran iktidar, belki “işini” yapıyor ama seyirci kalan muhalefete ne demeli? serdarkizik@cumhuriyet.com.tr Gazetecilere ‘girçık’ uygulaması SAMSUN (Cumhuriyet) Samsun Canik Kültür Merkezi’nde gerçekleşen AKP İl Danışma Kurulu toplantısında gazetecilerin bir içeri bir dışarı alınması tartışma yarattı. Toplantının, önceden basına açık yapılacağının bilgisi verilmesine karşın yetkililer “Toplantı basına kapalı. Biz sizi istediğimiz zaman çağıracağız” diyerek gazetecileri salondan çıkarıp kapıları kilitledi. AKP’ye üye olanlara rozet takılırken gazeteciler salona çağrıldı. Gazeteciler salondaki yerlerini alırken, partili yetkililer tekrar gazetecilerin yanına gelerek “Sizi tekrar dışarı alalım. Gerektiğinde biz sizi tekrar çağıracağız” diyerek gazetecileri tekrar dışarı çıkarttı. Gazeteciler durumu boykot ederek İl Başkanı Adem Güney başta rasyonu Genel Başkanı ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atilla Sertel, katiller, caniler, ve mafya babalarının dışarı çıkarıldığını, buna karşın gazetecilerin tutukluluğunun 10 yıl sürmesi gibi vicdansızlık yaşandığını söyledi. Sakarya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sezai Matur, “Basının olmak üzere ilçe başkanları ve protokol üyelerinin konuşmaları bitene kadar salona girmedi. Daha sonra bazı parti yöneticileri gazetecilerin tekrar içeri girmesini ve görüntü almasını istedi. Ancak gazeteciler bu sefer içeri girmeyeceklerini belirtti. Sadece AKP Grup Başkanvekili Suat Kılıç’ın konuşmasını yapacağı sırada gazeteciler topluca salona girdi. Basın mensupları yemek davetine de olumsuz yanıt verdi. mayan ve özgürlükleri elinden alınan gazetecilerle de bir araya gelmek dileğiyle basın emekçilerine sevgi ve saygılarımı sunuyorum” mesajını iletti. CHP Genel Sekreteri ve Sözcüsü Bihlun Tamaylıgil de yaptığı açıklamada “CHP iktidarında alınan haklar gazetecilere iade edilecektir” dedi. Dava 12 yıl sonra sonuçlandı Saldırıyı terör örgütü PKK adına gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan sanıklar hakkındaki ilk karar Yargıtay tarafından bozuldu. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yapılan yargılama 2007’de sonuçlandı. Mahkeme, PKK itirafçısı Deniz Demir’e ağırlaştırılmış müebbet, Hicran Kaçmaz’a 14 yıl, Abdulcelil Kaçmaz’a müebbet verdi. Hasan Ergün 6 yıl 3 ay hapse mahkum edilirken, Hasan Kızılkaya’nın dosyası ise ayrıldı. ‘12 Mart’tan daha geriye’ Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay “Gazeteciler, 600 yılla yargılanıyorlar. Verilen cezalar kesinleşip cezaevlerindeki gazeteci sayısı arttığında 12 Mart 1971’deki kayıplardan daha da geriye gidilmiş olacaktır” dedi. Türkiye Gazeteciler Fede özgür olmadığı bir yerde demokrasiden söz edilemez” dedi. Kılıçdaroğlu’ndan mesaj CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Kalemini halk için kullanan, demokrasi, çoğulculuk ve çoksesliliği şiar edinen basın emekçilerini selamlarken, çalışamayan, çalıştırıl YAKAMOZ BEDRİ BAYKAM ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI kamilmasaraci@gmail.com Yok Böyle Bir Lider! Vallahi yaşadığımız günlerin de değerini bilin, yaşadığımız ülkenin de! İnanmıyorsanız gidin Fransa’ya veya Almanya’ya da görün gününüzü! Sıkıntıdan patlarsınız! Buralarda 45 güne sığan olaylar, bu sözde “ileri” ülkelerde iki yılda ya olur ya olmaz! Hem siz o ülkelerin liderlerini bizim ülkeyle mukayese edebilir misiniz hiç? Edemezsiniz, asla ve kat’a… Bakın niye: Buyurun gidin bakın, Sarkozy veya Merkel hatta Obama’ya bakın! Hangisi bizim liderimiz gibi her şeyden anlayabilir? Hiçbiri! Onun kapasitelerinin yanına bile yaklaşamazlar… Onlar olsa olsa sıkıcı birer siyasi liderdir. Yani ekonomi anlatırlar, hadi bilemedin “Dünya Güçleri Konferansı” diye bir şeyler düzenlerler, barıştı, diyalogdu, ülke gidişatıydı, Afrika’nın aç çocuklarıydı gibisinden bir şeyler gevelerler... Ben ne yapayım böyle tekdüze liderleri… Sn. Başbakan’ın yalnız aile planlaması gibi konulara girip “her aileye üç çocuk” kampanyaları organize edebilmesinden de söz etmiyorum. Dünyanın en ileri hukuk ülkesini yaratıp seri katillere bile özgürlüğünü iade edecek demokratik formüller bulabilmesi de değil konumuz burada… Ya da yabancı dillerde az kelime ile çok şey anlatabilme kapasitesinden… Kim var ortalarda İngilizce iki kelime edip Davos’ta dünyayı birbirine katabilecek lider olarak? Başbakanımızın içinde hepimizi solda sıfır bırakacak sanatsal pırıltılar var! Burada da sakın onun ekranda müthiş şiirler okuyan lider olmasını kastettiğimi filan sanmayın… Bunu, yüzüne gözüne bulaştırsa da, başka liderler de yapmaya kalkışabilirler… Ben çok daha derin, ulvi ve dünyada görülmedik kapasitelerden söz ediyorum. Bakın objektif olun: Dünyada kaç lider ilk görüşte hangi heykelin makbul, hangisinin ‘ucube’ olduğuna bu kadar kolay karar verebilir? Mehmet Aksoy, o kadar okumuş etmiş, yıllarını sanat adına harcadığını sanmış: Türkiye ve Ermenistan arasında bir barış diyaloğu başlatabileceğini sandığı 35 metrelik heykeli binbir güçlükle dikmiş dağa taşa… Ama bir “ucubeyi” yaşama geçirmek üzere olduğunu kendisi bile anlayamamış! Hayır, üstelik yalnız kendisi de değil! Seçtiği kabinede yer alan arkadaşları da sanattan kendisi kadar anlıyorlar! Örneğin Dışişleri Bakanı Sn. Ahmet Davutoğlu! Başbakanının ardından kendi yorumunu patlatıp mimari tarihten sanata ve çağdaş şehirciliğe uzanan sözlerle heykelin derhal infaz edilmesi gerektiğini hemen kanıtlayıverdi… Hadi bu kadarla kalsa işler, derdik ki belki haberimiz yok, tüm kabine Mimar Sinan’dan özel ders alarak boş zamanlarını değerlendiriyor. Ama olay bambaşka şaşırtıcı ölçülerde… Mesela Sn. Başbakanımızın radyo, televizyon ve diziler konusunda da engin bir ekspertizi olduğunu kaçınız biliyordu? Ben size bir sürü liderde olan canlı yayında o başarılı performansından söz etmiyorum. (Hani bazı kem gözler orada da ancak ‘yandaş’ gazetecilerle bir araya geldiğini söyleseler de, siz bu sahtekârlara kanmayın.) Ben Başbakan’ın aklınızı uçuracak sanatsal, sinematografik, politik, sosyolojik ve tabii ki hukuksal disiplinleri bir araya getirerek ilk bakışta beğenmediği ve ‘kötü’ bulduğu programları yayından kaldırabilme kapasitesi ve yetkilerinden söz ediyorum. Nerede bulacaksınız böyle donanımlı bir lider? Geçmişe bile baksanız, böylesi bir insanoğlu var mı? Araştırın, Napolyon’dan Kennedy’ye, bulursanız namerdim! Bizim Başbakan bu kapasiteleriyle kanal bile kapatabilecekmiş! Helal olsun vallahi! 2010 İstanbul Kültür Başkenti yılını geride bıraktık… Başbakanımızın kabinesi o kadar donanımlı ki, bu “Kültür Başkenti” projesi (acaba bir prova mıydı?) bile Kültür Bakanlığı’na değil, Devlet Bakanı Sn. Hayati Yazıcı’ya bağlıydı. Bu kabine de sanat aşkıyla dolu. Bakmayın siz 2010 projesinin her yerinden dumanlar tütmesine. Bunlar da o malum alçakların uydurmalarıdır, işleri güçleri fitne fücur…Ben Sn. Kültür Bakanı’nın yerinde olsam ister tevazu deyin, ister sinir olma, herkesin sanattan benden daha çok anladığı bir kabinede beş dakika daha durmam! Yakışır mı hiç? Her yapıttan, her programdan, sanattan benden daha çok anlayan bir lider ve kabine üyeleri hizmet verirken, bana düşen arkama bakmadan çekip gitmektir derim… Evet evet, ben olsam giderim. “Yetmez ama evet” diyen o malum zeki, okumuş insanlardan biri nasıl olsa boşluğumu doldurur der, çeker giderim… HARBİ SEMİH POROY HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGİN hetiyatrosu@mynet.com BULMACA OTOBÜSTEKİLER KEMAL URGENÇ kurgenc yahoo.com SEDAT YAŞAYAN SOLDAN SAĞA: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 BULUT BEBEK NURAY ÇİFTÇİ bulutbebek@hotmail.com UYDUDAN NAKLEN HAKAN ÇELİK fhakancelik@mynet.com bedri.baykam@gmail.com www.bedribaykam.com 1/ Çerkez mutfa 1 ğına özgü, bir tür patatesli gözleme. 2 2/ “Bey” denilen 3 bir dişi arıyla ko 4 vandan çıkan arı 5 topluluğu... Yapraklarından ko 6 kain çıkarılan bit 7 ki. 3/ Litvan 8 ya’nın para birimi... Şarap mah 9 zeni. 4/ Siper, hendek... 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Yelkenli gemilerde iki 1 E T N İ S İ T E direk arasına gerilen 2 K A L Y A A R A üçgen biçiminde yel 3 Ü N E R K İ L ken. 5/ Çitlembik ağa4M I H L A S T A cının çiçeği. 6/ İngiltere’de çok sevilen bir 5 E K O S İ S T E M L E Y AMA cins bira... Utanç duy 6 N 7 İ T ME S T N ma... Panama’nın plaka K İ R A imi. 7/ Çıkma, ileri gel 8 K Ü R E me... Kuzu sesi. 8/ Sü 9 F O R M İ K A reç. 9/ Hamamböceğine verilen bir başka ad. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Fransız mutfağına özgü bir tür börek. 2/ Su kıyılarında yetişen ve kökü hekimlikte kullanılan otsu bir bitki... Bulgaristan’ın para birimi. 3/ Ortadoğu’da, “Ölüdeniz” de denilen göl... “Doymaz dedikleri kuş itilalara” (Tevfik Fikret). 4/ Eklenmiş, ulanmış parça... Yunan abecesinde bir harf. 5/ Hastayı sakinleştirmeye yarayan ilaç. 6/ Bir renk... Kaynağı antik çağlara dayanan kirişli bir çalgı... Radyum elementinin simgesi. 7/ Ölünün ana rahmindeki gibi, dizleri ve başı karna doğru çekilmiş biçimde gömülmesi durumu... Eskişehir’e özgü, çubuk biçiminde bir tür helva. 8/ Peynir, sucuk, salam gibi şeylerle süslenen çok küçük ekmek. 9/ Küba’nın başkenti... Tantal elementinin simgesi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog