Bugünden 1930'a 5,420,078 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

ürkçe Günlükleri f FEYZAHEPÇİLJNGİRLER 16 ŞUBAT SALI Hakan Tetik Ingilizce öğretmeni. "Türkiye" sözcüğünün "Turkey" dıye yazılmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirmiş iletisinde. "özel isımler başka dillere çevrilmez ku- rah artık geçersiz mi oldu?" diye soruyor. Ingilizce dışında- ki Batı dillerinde ülkemizin adı farklı farklı yazılırken "Tur- key" sözcüğü, Türkiye'nin uluslararası dolaşımda benim- senen değişmez adı oldu. Bunun sıkıntısını en çok yurtdı- şındayken duyumsuyor insan. özellikle "Türkiye'de hep hindi mi yeniyor?" diye alaycı sorularla karşılaşınca. Ülke adının "hindi" anlamına gelmesinden hiç gocunmayanlar; Turkey sözcüğünün kullanımına karşı çıkmayı ilkellik bu- lanlar var. Ancak biliyoruz ki bu addan rahatsızlık duyan pek çok kişi de var. Birçok ülke çeşitli nedenlerle adını de- ğiştirdi, değiştiriyor. Bunun için, devlet katında alınacak bir karardan başka bir şey gerekmiyor olmalı. 17SUBATÇARSAMBA Münevver Tızlak: "8. sınıf öğretmen kılavuz kitaplannda 'örtülü anlam' şeklinde bir terim kullanılıyor. Konuyla ilgili bir araştırma yapmaya çalıştım ama hâlâ zihnimde oturtamadım ya da tam olarak ikna olamadım. Mecaz an- lamlı sözcük varsa bir cümlede bu bir örtülü anlam taşımak anlamına geliyormuş. Ben bu açıklamayla tam olarak ikna olamadım" diyor. Münevver Hanım'ın söz ettiği kitabı gör- me olanağım olmadı. Sorusundan anladığım şu: "örtülü anlam" diye yeni bir terim ıcat edilmiş; ama bu terimin tam olarak neyi açıkladığına kitapta yer verilmemiş. Başka ve yeni bir kavram anlatılmaya çalışılsaydı kapsamlı bir açıkla- ma yapılması gerekirdi. "Örtülü anlam", "mecaz"ı tanımla- mak için kullanılmış olmalı. lyi; ama buna hiç gerek yok. Böyle bir sözcük zaten var: "somutlaştırma". Üstelik, "me- caz" yerine "somutlaştırma" teriminin kullanılması, "me- caz"ın yapılma amacını da açıkladığı için daha ışlevsel. 18 ŞUBAT CUMA Serap Gökalp'in "Kulak Misafıri" (Pupa Yayınlan) uzun bir süredir "misafirim". Amerika'ya giderken okurum diye yanıma almıştım. Yolda serseme döndüm, pek bir şey okuyamadım. Taşınma, yerleşme derken günler geçti; so- nunda düzeni oturtabildik de sıra okumaya geldi. Serap Gökalp'in ikinci öykü kitabı bu. llkini, "Astak Kum Saatinde Akarken"i de okumuştum, anımsıyorum. öyküyü nasıl ku- racağını iyi biliyor Gökalp. Merak uyandıran bir giriş yap- mışsa kısa tümcelerle merakı hep diri tutarak soluksuz okutuyor yazdığını. "Yazdığını okutmak" çok önemli bir özellik. Bakıyorsunuz yazar, hiç dil yanlışı yapmamış, düz- gün tümceler kurmuş, her adımı planlı, programlı; ama kupkuru bir anlatımı var. Hemen her tümceyi dönüp yeni- den okumanız gerekiyor. Sarmıyor, akmıyor, gitmiyor, tu- tuk... Semra Gökalp öyle can alıcı bir noktadan başlıyor ki elinizden bırakamıyorsunuz öyküyü. "Mantosunun cepleri- nin içindeki dikişleri tırnaklayan" bir kadının endişesi size de geçiveriyor; sizin de onun gibi içiniz içinizi yiyor. Birbiri- nin içinden çıkarıyor öyküleri Serap Gökalp. Bir öyküde ta- nıştığınız kişi, bir başkasında öykünün kıyısında dikiliyor, sonrakinde gölge gibi geçip gidiyor öykünün içinden. Akıl- larından geçenleri anlattığı kişilerin içine giriyoruz, onun gözlerinden bakıyoruz dışanya. Bir çocuğun "kulağına ka- çan" sesler, "kapıları, pencereleri zangırzangırzorlayan, aç ve üşümüş hayata karşı evinin sıcaklığından başka yer bulamayan" kadınlar, "bir erkek çocuğun ortaya çıkmak için zamanını bekleyen sakalı gibi ortaya çıkan" duygular... Zengin bir öykü dünyası sunuyor Serap Gökalp. 20 ŞUBAT CUMARTESİ Dönüş yaklaşıyor. Amerika'dan aktarılacak daha pek çok şey var; ama ben bugün gördüğüm bir okuldan söz edeceğim. Bu türden özel amaçlı okullar çokmuş ABD'de. Benim gördüğüm, toplumun dışına itilmek üzere olan, suça bulaşmış, sokak çetelerıne girmiş, uyuşturucu kullanan; yani sorunlu öğrencilere eğitim veren bir akade- mi. öğrenciler buraya kendi ıstekleriyle geliyor; zorunluluk yok. On yıl kadar önce kurulmuş bir okul. Altı aylık dönem- ler halinde eğitim veriyor. Amerikan askeri üssü içinde ve yatılı. öğrenciler okula geldiklerinde bir çeşit er egitimi gö- rüyor; bedensel bir eğitimden geçiriliyor. Okul içinde asker üniformasına benzer üniformalar giymek zorundalar. Başa- nlı olanlar, yarım bıraktıkları eğitime dönebiliyor ya da son sınıfta iseler diplomayı buradan alıyorlar. Derslikler, yönetim odalan, bir iç avlunun çevresine sıra- lanmış. Her öğretmenin kendi dersinin gereksinmelerine göre düzenlediği derslikler bunlar. Başka bir deyişle her öğretmenin kendi dersliği bulunuyor. Oğrencilerin sınıftay- ken yararlanabilecekleri dizüstü bilgisayarlan var. Edebiyat kitaplan 1100 sayfalı, ciltli, resimli, pınl pınl. Tarih kitaplan da öyle. ABD'de bütün okullar bu kadar donanımlı değil- miş. Bizim lise eğitimine denk düşen sınıflarda genel ola- rak ilk yıl dünya tarihini, dünya coğrafyasını, dünya edebi- yatını öğrenirmiş çocuklar. İkinci yılda Amerikan tarihi, Amerikan coğrafyası, Amerikan edebiyatı; üçüncü yılda bölgenin, bu bölge Kaliforniya ise Kaliforniya'nın tarihini, coğrafyasını, Kaliforniyalı yazarlan, şairieri. Edebiyat kitabı yalnız edebiyat öğretmiyor; yazmayı, karşılaştırma yapma- yı, düşünmeyı ve dilin kullanımıyla ilgili çesitli alıştırmalarla Ingilizceyi de öğretiyor. Kaliforniya'da hiç Ingilizce bilme- den, öğrenme gereksinmesi de duymadan yaşayan, ömürierini tamamlayan, kendilerine "Hispanik" denen, ço- ğu Meksikalı, pek çok Güney Amerikalı yaşıyor. Bu yüzden her türlü duyuru iki dilde yapılıyor. Yer adlarının hemen tü- mü Ispanyolca. Anlattığım okulda eğitim gören oğrencile- rin içinde de beyaz Amerikalı pek az. Sorunlu olmalarının nedeni çoğu zaman aileleri. Bu arada sorunlu çocuklarının ailelerine eğitim veren kurumlar bulunduğunu da belirte- yim. Okulda hayranlık duyduğum uygulama, az önce sö- zünü ettiğim öğretmenlerin özel sınıflan. öğrenci bu sınıfa geldiğinde gereksinme duyduklan her şeyi sınıflarında bu- luyor. Sınıfın bir yanı kitaplık. Okumakla yükümlü olduklan- nın dışında, okuyabilecekleri her türden kitap var bu kitap- lıklarda. Derslikler, teknik bakımdan da tam donanımlı. öğretmenin kullandığı bilgisayar, yazıcı, tarayıcı; yansıtım (projeksiyon) aleti ve özel perdesi... Duvarlarda önemli edebiyatçılann, tarihi kişilerin resimleri, oğrencilerin elinden çıkmış çalışmalann sergilendiği panolar. Dedim ya, ben en çok bu öğretmen sınıflanna bayıldım. Kendimce bir dil ve edebiyat sınıfı bile kurdum. Duvarlarda ünlü şairierimizin, yazarianmızın fotoğraflan, şiirlerı, kısa öyküleri; sıralann üs- tünde her öğrencinin her an bakabileceği sözlükler, yazım kılavuzları; okuma hevesi verecek zengin bir kitaplık; şair- ierimizin bestelenmiş şiirlerinden oluşan bir müzik arşivi; yazarianmızın yapıtlarından çekilmiş filmler. Müziğin şiire ne kattığının, şiirden ne aldığının konuşulabileceği dersler; roman, öykü çözümlemelerinin yapılabildiği, bir romanla o romandan çekilmiş filmin karşılaştınlabileceği, çeşitli sa- nat, edebiyat konulannın tartışılabileceği sınıflar... özendi- rici yazma çalışmalanyla, dilin "gramer"den, edebiyatın "failatün"lerden ibaret olmadığını öğreten, her ikisinin de yaşamla bağlantısının kurulabileceği derslikler... Hayal et- mesi bilegüzel...* www.feyzahepcilingirier.comfeyzahep@gmail.com Yıldız Teknik Üniversitesi, Türk Dili Bölümü Çukursaray Binası Kat: 2, Barbaros Bulvan-34349 Yıldız / Ist. B U L M A C A önce aşağıda tanımları verilen söz- cükleri bulmaya çalışın ve her bir harfi bir yatay çizgi üzerine gelecek biçimde yazın. Sonra çizgilerin altlarındaki sayı- lara göre bu harfleri bulmacadaki aynı sayılı karelere aktarın. (Kara kareler iki sözcük arasını; bir satırın sonunda kara kare yoksa bu, sözcüğün alttaki satırın başına sarktığını gösterir.) Bulmaca tamamlanınca, sorulan ta- nımların karşılığı olan sözcüklerin ilk harfleri yukandan aşağıya doğru Mesut Aşkın'ın Üç Ayın Kırk Ayini adlı şiir kita- bındaki bir şiir kitabındaki bir şiirin adını oluşturacak; bulmaca karelerindeyse, ay- nı şiirden dizeler ortaya çıkacaktır. Tanımlar ve sözcükleriniz: A. "Hanende Nedim Bey ki, gençliğinde Boğaziçi'nin ... en sevgili kulu iken artık onun da ihtiyariamaya, sesinin bozulma- ya başladığı sölenirdi." (Abdülhak Şinasi Hisar) 10 48 30 42 38 21 46 B. Bir konunun incelenmesi ve eleştiril- mesi gereken bütün yönlerini birer birer inceleme, araştırma. 58 28 26 60 82 83 72 15 C. "Rodop"un ünsüzleri. 1 11 22 33 43 53 64 75 J E H J F H F 2 12 134 44 54 65 1 K G 1K 1 H F 1 3 13 23 35 155 66 76 J H H E 1G 1 F 4 124 145 56 67 77 1 1G 1I G C G 5 14 25 36 46 57 178 1 E K E A J 11 115 26 37 47 58 68 79 1B B D J B F J 6 16 27 38 48 59 69 80 K F A A 1 J C 7 17 28 39 49 60 70 81 E F B G K B F D 118 29 40 _ 1 171 82 1G 1 G _ 1 1H B 8 19 30 41 50 61 72 83 G H A C H G B B 9 20 31 151 62 73 84 H J F 1H D J F 10 21 32 42 52 63 74 1 A A J A H H H 1 41 80 67 D. Erkek eşin kansına yanaşmaması için yemin etmesi. 81 37 62 E. Sıra ile yapılan görev, keşik. 35 36 11 7 14 F. Vazgeçiriliş. 53 17 68 76 27 84 75 65 31 70 G. Bir şeye işaret koyma. 12 18 24 8 40 61 39 56 55 77 Hazırlayan: İLKER MUMCUOĞLU H. "Ancak bugün anlıyoruz ki Mithat Pa- şa'dan beri o kırk yıllık davada beyhude çekmişiz." (Yahya Kemal Beyatlı) 71 63 19 13 50 64 74 9 23 54 52 51 33 I."... öcü" (Fakir Baykurt'un bir romanı) 4529422 78 16 5446656 J. Kanama, Yeni Kuşbakışı ve ûlü Kitap adlı şiir kitaplannı da yaratan şair. 43 47 3 79 1 20 73 57 69 32 K. Ingilizce "roman". 49 2 6 34 25 1045. sayının çözümü: A. TÜRLERİN KÖKENİ, B. AŞIM BEZİRCİ, C. NES- NE, D. RÜŞDÜ, E. ILIMAN, F. VO- NOZ, G. EŞKAL, H. ŞUNUN, I. İN- SANSAL, J. İVEGEN, K. ROYAL. Metln: "Bize evrenin insan olduğunu söyle-! mek kalıyor yalnızca. Insanlaşmış ev- i ren. Ve onun türküsü: şiir" ; C U M H U R İ Y E T K İ T A P SAYI 1 0 4 6 S AY T A 3 5
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog