Bugünden 1930'a 5,415,297 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Fadime Usluyla 'BüyükKızlar Ağlamaz' üzerine • • • « * * 'Nereye dönseniz anlatılmamış bir öykünün içindesiniz' Büyük Kızlar Ağlamaz'la öykü dünyasına gi- riş yapan Fadime Uslu, sinematografik anla- tımla yarattığı atmosferde. resim gibi çizdi- ği mekânları, insanları, doğal diyaloglarıyla sıcacık, içten bir dünya sunmayı amaçlıyor. Toplumun değişik kesimlerinden yaşam bi- , çimlerini öykülerine taşıyan uslu, kadın dünyasıyla beraber, erkek dünyasına da içeriden bakmaya çabalıyor. Fadime Us- lu'yla yeni kitabı Büyük KızlarAğlamaz'ı konuştuk. n FarukDUMAN I y " ^ evgili Fadime, onca ^ ^ eleştiri yazısından mm ^ % sonra ilk kitap, bir K*^r öykü kitabı oldıı. Hem de sıkı bir öykü kitabı. Nasıl yazmaya basladığmdan söz edebi- lir misin biraz? - Bu güzel görüşler için teşckkür ederim. tlk öykümü on dört yıl önce üniversite yıllarında yazdım. Yine bu dönemde izlcdiğim sergiler, Hlmler üzerine kısa mctinlcr yazıyordum. Sa- nat tarihi bölümünde okudum ve eleşti ri metinleri yazmak bizim için bir ödev- di. Topluca sineınaya gidip bir tilni üzerine kafa yordıığumuz zamanlardı. Tüm bunlar hiçbir teknigi olmayan, sa- dece içsel dürtülerle çalakalcm yazıl- mış, bir metin kıvamım dalıi bıılamamış deneysel çalışmalardı. (iünlükler tuttı- yor, okuduğum kitaplarla ilgili izlenim- lerimi de aktarıyordum defterime. Uzıın süre hiçbir şey yazmadım. Farklı disiplinlerle ilgili okumalar yaptım sa- dece. Yıllar sonra, geçmişte duyduğum o coşkuyu yeniden hissedince kaleme sarıldım. Ne yöne gidecegini bilmeyen, türler arasında dolaşan metinler ortaya çıkınca yazma seminerlerine katılmayı düşündüm ama bu konııda büyük çe- kincelerim vardı. Çünkü sanatın özel- likle de edcbiyatın günümüzde içi boş- altılan pek çok değer gibi tüketim nes- nesi olması likrine karşıydım. Ancak um:ag'daki seminerlere katıldıktan son- ra bu fikrim degişti. Öyküde yoğıınla- şan bir yolcıılugıın hazırlık dönenıi söz ettiklerim. Dergilerdeki eleştiri yazılan ise öykülerden sonra, öykülerin içinden do£du. "ÖYKÜ KİŞİLERİNİN DOĞASI NEYSE ONA SADIK KALMAYA ÇALIŞIYORUM" - Hleştiri-deneme yazılan edebiyata dışandan, ölçümlü bir bakıs gerektiri- yor, dolayısıyla kişide bir alışkanlık da yaratıyor bu. İki tür (eleştiri-öykü) ara- sında sence nasıl tarklar var? Tabii ya- zılış süreçleri bakımından. - Kurgusu, dili, yöntemiyle iki yazın- sal tür arasında büyük farklar olmasına karşın eleştiri ile öykünün kesiştigi pek çok nokta var. Sanatın diğer dallannda olduğu gibi bu iki tür de birbirinden SAYFA 1 6 bi'slenm-k gdişiyor. I'îlcştiridtr kııllana- cağım yönicnıi kitabın kcndi iç scsi bc- lirliyor. I lcııii/. okunıa aşamasmdaykcn alclı^ım notlar nıctniıı açılacagı kanalla- rı da habcr veriyor bana. Oykü için de benzt-r durıım geçerli. Oykü kişilerinin do^ası neysc ona sadık kalmaya çalışı- yorum. Konuşma biçinılerini, davranış- lannı, çevresiyle kurduğıı ilişkiyi müda- halc etmeden yansıtma kaygısı taşıyo- rum. Onlar üzerinde yazar baskısı ol- sıın istemiyorıırn. Belli bir kurarna bağlı kalarak, clcştircl tcorilerden sadece bi- rinin yöntemleriyle yazmak bana göre, üzerinde dıırulan eseri de metni de sı- nırlayan, odağı dar, kuramla birlikte ya- zar iklidarının hüküm stirılüğü bir üs- lup. Sanattan çok eleştiri bilimine kat- kısı var bııntın. ()ysa her eser ayrı bir çalışmayı, farklı teorileri, kinıi zaman tcorileri de yıkan okumalan gerektiri- yor. Meselesini, varsa özgün alanlarını ortaya çıkarmak için eserin dcrinliğine do£ru bir kazı yapıyorum. Bu süreçte başka yapıtlarla bcnzcr yanları karşıma çıkıyor. ızk-digim bir tilmlc, okuduğum herhangi bir metinlc eseri buluşturmak kaçınılmaz oluyor. Eleştiriyi öncedcn kurgulamadı£ım gibi öykünün kurgu- sunu da önceden yapmıyorum. Öykü- nün kıırulma sürecinde atmosferi görü- yor, kişilerin konuşmalarını duyuyo- rum. Bu öyle bir aşama ki hem öyküde- ki her varlıgın için- ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ deyim, hem onları dışarıdan izliyo- rum. Hlbette öykü- ler, eleştiri gibi, ki- şilerin yaşam bi çimleriyle ilgili bir çalışma istiyor ben- den. Ancak bir öy- künün olgıınlaşma süresi eleştiri me- tinleriyle kıyaslana maz. Öykünün demlenmesi, kendi- ni bulması ıızıın yıl- lar gerektiriyor. - Büyük Kızlar Ağlamaz 'da son de rece yetkin, güzel, an bir Türkçe gö- rüyoruz. Oykü, bir dil disiplini gerekti- riyor sanki, dil öne çıkıyor. Oyküleri- nin dilini oluşturur- kcn nclcr düşündiin, nusıl bir vol iy.ie- din? - Bu her öyküde larklı gelişiyor. Ör- neğin "Taşın Rüyası", gözümde canla- nan bir rcsim ve bir cümleyle başladı. "Cîüvercinlerime Dokunma"da önce diyalogları yazılım. (iörüntü oluşma- nıasına rağmen konıışnıaları kıılagıma biri fısıldıyormıış gibi hızla yazdım. Bu konuda Tarkovski'den, onun titizliğin- dcn, sanat görüşünden, yalın anlatımın içinde nniziği, fotoğrafı, rt-smi hatta ti yatroyu birleştirerek çarpıcı bir sinema dili yaratabilmesindcn çok etkilendim. 'Her bir iilminde birbiriııe benzemeyen | konuları ele alıııası, anlatlığı durıım ne | yi gerektiriyorsa onu gerçekleştirmesi I yüreklendirdi beni. Onun metrelerce I şerit kullanması gibi, en iyi sahneyi, dili ! buluncaya kadar detalarca yazıyorum. ' Öykü kişilcrinin kııllanılı^ı dil beninı ; için belirleyici oluyor. Tanrı anlatımın i da ise atmosler ve atmosferde hissetti- ğim enerji. "KADIN SORUNLARINI ANLATAN ÖYKÜLER KLİŞELERE DÜŞÜYOR" - "Büyük Kıy.lar Ağlamay.", "Taşın i Rüyası", "Karda Mcrcanlar"; bugüzel j öyküler kadın sorunlarını hcnzersiz iç gözlcmlcrle anlatıyor. Ovkücülüğütnüz- | de kadın sorunıı nt1 düzeyde anlatılıyor ! sencei' ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ - Ülkemizde ka- dın soruları üzerine onca çalışma yapıl masına, sorunların günden giine çı^* gibi büyünıesine karşın kadının ağrı yan yarasına içeri- den bakılarak anla- tılan öykülerin ni- telik yönünden sa- yısını yeterli bııldu- Sıımıı söylemek çok güç. tçinde ya- şadığımız sistcm kadına yönelik ay- rımcılığı, cinsel i.s tismarı, baskıyı, şiddeti olanca gü- cüyle köriiklüyor. Tüm bu sorunlar öykümüzün damar- larına sızıyor elbet- te. Çeşitli cepheler hareket alanı yarat- Fadlme uslu, kadın sorunlarını anlatan öyküle- rln samlml olmadıOı zaman, kllselerln tuzaûına düştüûünü dolayısıyla kadın klmllfllne de öy- küve de zarar veridlğlni söylüyor maya, bir platform olıışturmaya çalışı- yor. Çığır açan yazarlarınıızın Firıı- zan'ın, Sevgi Soysal'ın, Nezihe Me riç'in, Leyla lirbil'in üzerinde ılurdıığu meseleler değişmediği gibi biçim deftiş- lirerek daha da büyiidü. Nerede yaşar- sa yaşasın kadın var olabilmek için, kar- şı cinsin, hemcinsinin ve sistemin mad- di manevi ögclerinc karşı savaş vermek durumunda. Kadın sorunlarını anlatan öyküler sa- minıi olnıayınca, klişclerin tuzagına dü şünce kadın kimliğinc de öyküye dc za- rar veriyor. - Tabii aynı oranda erkeklcr, her ke- simden insanlar var Büyük Kızlar Agla- maz 'da. O kısacık " Yük " öyküsü çok gi'rs.vlbı-ncc. Martta... Azınlık konıısıı da var burada. Bunea fjcniş çcrçcve- de... Konularını nasıl scçtiğini soraca- ğım. - Yaşı, cinsiyeti, sosyo-ekonomik ko- nıımıı ne olıırsa olsıın insan, baskılanan doğa, kentler, kasabalar çeşitli halleriy- le öykünün öznesi olurken konu çeşitli- ligi çıkıyor ortaya. Büyük Kızlar Afila- maz'ıia yer almayan tamanılanmış öy- külerimde ıle bu çeşitlilik var. Aslında bir konu belirleyerek ya/mıyorum. Ya- şadığım, hissettiftim, görüp tanık oldu- gıım olaylar, dıırıınılar ve kişiler varlı^ı- nı bütün açıklığıyla duyuruyor. Kinıi zaman bir söz, küçük bir davranış bile kişinin iç dünyasını kendiliğinden söy- lüyor. Açıkça anlatılmayan ama anlaşıl- ması beklenen hayatlar öykünün doga- sına açılmak için öylece bekliyor sanki. Beni etkileyen, yazınsal değer taşıdıgma inandığım iıki, sonradan konuya dönü- şüyor, öykünün doğasında estetik biçi- mini alırken gelişiyor bu. ()yküler ken- di olgunluk serüvenini tamamlaılıkıan sonra onlara dışarıdan baktıgımda ko- nularının çeşitliliğini, hatta birinin için- tle birden fazla konu oldug'ıınıı görüyo runı. Bu, önceden kurguladıgım, mate- matigini hesapladıgım bir yöntem değil. "Yük" ve "Martta" öykülerinin başkişi- si Barba Yorgo adını verdiğim kahra- nıanı tanımasaydım bu öyküleri yaza- mazılım. Böylesine zengin bir cografya- da yaşamanın karşılığı bu bcncc. Yönü- nüzü nereye çevirseniz anlatılmamış bir öykünün içinde buluveriyorsunuz ken- dinizi. • Büyük Kızlar Ağlamaz/ Fadime Us- lu/ Pupa Yaymları/ 104 s. C U M H U R İ Y E T K İ T A P S A Y I 1 0 4 6
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog