Bugünden 1930'a 5,419,547 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CMYB C M Y B SAYFA CUMHURİYET 30 MART 2010 SALI 6 HABERLER TERÖR VE TOPLUM / MEHMET FARAÇ mfarac@cumhuriyet.com.tr - www.mehmetfarac.com BİLİM ve SİYASET ORHAN BURSALI ‘Bedenimizi Koyduk’ Anlayışı İktidar başı insanı korkutuyor! Anayasa değişikliği için “bu paketin altına elimizi değil bedenimizi koyduk” sözleri, Türkiye için tasarladığı yeni rejimi gerçekleştirmeyi, varoluş-yok oluş sorunu olarak gördüğünü anlatır! Bedenini tren rayları üzerine yatırıyor! Normal bir siyasetçi böyle konuşur mu? Yeni bir rejimi ülkeye dayatmak istiyorsan, böyle konuşursun! Evet, aslında bu anayasa değişiklik tasarısı, yeni rejimin hukuki altyapısını döşüyor! Erdoğan, kendisine otoriter bir başkanlık rejimi hazırlıyor! Bu taslakları demokratik açılım olarak gören, ya herkesi aptal yerine koymak isteyen kötü niyetli, ya da aklından zoru var! Erdoğan, bu değişiklik önerilerinin yarattığı tepkiyi yumuşatmak veya gündemden çıkarmak için de, birbiri ardına toplumun çeşitli kesimlerine nazar boncuğu dağıtıyor! Sanatçıları, şarkıcıları, filmcileri topluyor... En son numarası ise, Zülfü Livaneli ile Veda filmini seyretmesi ve filme övgüler düzmesi! Bütün bunların, tasarlanmış bir halkla ilişkiler faaliyetinin parçaları olduğu açık ve seçik... Ülkenin bütün aklı başında güçleri anayasa değişiklikleri önerisini eleştirir ve demokratik bulmazken, iktidarın, bugüne kadar taslağı götürdüğü bütün kurum ve kuruluşlardan gelen karşı önerilere kulaklarını tıkaması, gözü karalığın göstergesidir... O zaman sormalı: Neden bu taslağınızı o kapı senin bu kapı benim çantada gezdirip durdunuz?! Siz, Sabih Kanadoğlu’da kulak verin, diyor ki “vakit geçmeden gerekli düzeltmeleri yapın taslakta, yoksa halkoylamasına gitse bile bu değişiklikler Anayasa Mahkemesi’nden döner..”. Türkiye daha büyük bir bölünmenin ve savaşın içine sürükleniyor! Erdoğan’ın aslında tamamen hukukla bir sorunu var! Has adamı, Ali Diboculara bir şekilde bulaşmış Adalet Bakanı’nın, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu (HSYK) çalışamaz duruma getirmesi de, iktidarın hukuktan zerre kadar hoşlanmadığının göstergesi. Sonunda HSYK, Adalet Bakanlığı’nı şikâyet etti. YARSAV da bir anayasal kurumu çalışamaz duruma getirdiği gerekçesiyle, Adalet Bakanı hakkında anayasal suç duyurusunda bulundu! Prof. Cem Say gönderdiği notta diyor ki: “HSYK’nin Adalet Bakanlığı müsteşarı hakkındaki şikâyetini değerlendiren Yargıtay, HSYK Kanunu’nda anayasaya aykırılık bulabilir ve Anayasa Mahkemesi’nden iptal isteyebilir! 1. Anayasada, HSYK’de Adalet Bakanı ile müsteşarının yeri olduğu söyleniyor, ama bunlardan biri katılmazsa kurulun toplanamayacağı söylenmiyor. 2. Kurulun ‘üye tamsayısı ile’ toplanacağı, HSYK Kanunu’nun 10. maddesinde yer alıyor: ‘Kurul; Başkanın, onun yokluğunda Başkanvekilinin daveti üzerine, üye tamsayısı ile toplanır.’ 3. 10. maddedeki bu ibare, üyelerden birinin katılmayarak toplantıyı bloke etmesi durumunda, anayasaca verilen görevin yerine getirilmesini engelliyor. 4. Anayasa Mahkemesi, ‘üye tamsayısı ile’ (toplanır) sözünü iptal ederse, kurul görevini verimli şekilde yerine getirebilir.” Başbakan, kendine başkanlık yolunu açmak için, anayasaya aykırı, anayasa değişikliği paketi hazırlıyor! Adalet Bakanı ve müsteşarı, bir anayasal kurumu çalışamaz kılıyor... İktidar, Türkiye’yi bir hukuk devleti olmaktan çıkarmak için vargücüyle çalışıyor! Hep “ben yaptım oldu... Ben istersem o olur..” kafasıyla ülkeyi yöneten ve hiçbir uzlaşma aramayan ve istemeyen bir iktidar, nasıl demokratik olurmuş?! Adalet Bakanõ Sadullah Ergin hakkõnda anayasayõ ihlal ettiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu YARSAV:Bakanyargõlansõn 180 dakikalık oturma eylemi Gaz bombası bebeği etkiledi İstanbul Haber Servisi - Sendikalaşma mücadelesi veren ATV-Sabah işçileri, diren- işlerinin 180’inci gününde 180 dakikalõk oturma eylemi düzenledi. Gazeteciler, ana- yasa değişiklik paketini hazõrlayan hükümete seslenerek, “Eğer söylediklerinizde sami- miyseniz sendikal hak ve özgürlüklerin kullanılmasının önündeki engelleri kaldı- rın” dedi. Basõn açõklamasõnõ yapan Türkiye Gazeteciler Sendikasõ (TGS) Genel Sekreteri Sergül Keskin, direnişin 200’üncü gününe kadar devam edeceğini ve konuyu 16-18 Ni- san tarihindeki Avrupa Gazeteciler Federas- yonu Genel Kurulu’nda Avrupa platformuna taşõyacaklarõnõ söyledi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Başkanõ Orhan Erinç de, “Grevi kamuoyunun bilgilendirilmesi, si- yasetçilerin uyarılması açısından bir kez daha desteklediğimizi belirtiyoruz” dedi. Fotoğraf:HÜLYAKESKİN İstanbul Haber Servisi - Okmeyda- nõ’nda polisin göstericilere müdahalesi sõra- sõnda atõlan gaz bombasõ bir eve girerek 2 aylõk kõz çocuğu B.K’nin beşiğinin yanõna düştü. Bebeğin yaşadõğõ apartmandaki yurt- taşlar da gazdan etkilendi. Okmeydanõ’nda önceki gün meydana gelen olaylar sõrasõnda polis göstericilere gaz bombasõ ile müdahale etti. Atõlan gaz bombalarõndan biri Torpil Sokak’ta bulu- nan Sadõk K’nin yaşadõğõ eve isabet etti. Torunu B.K’nin beşiğinin yanõna düşen gaz bombasõ ile evin içinde yoğun gaz ko- kusu oluştuğunu belirten Sadõk K, “Gazın etkisi ile içeride bulunan 2 gelinim ba- yıldı. Torunumun odasına girdiğim gibi onu dışarı çıkarttım. Gazın etkisi ile to- runum belki de ölecekti” dedi. Torununu Okmeydanõ Eğitim ve Araştõrma Hastane- si’ne götürdüğünü anlatan Sadõk K,“Dok- torlar hemen müdahale etti. İlaç ve se- rum tedavisi ile gazın etkisini azaltmaya çalıştı” diye konuştu. Aynõ binada oturan Mustafa B. ise evde oturduklarõ sõrada binanõn ve sokağõn yoğun gaz altõnda kaldõğõnõ belirterek “Atılan gaz- lardan göstericiler değil, en çok halk za- rar görüyor. Kızım sabaha kadar istifra etti. Bu gazlar rasgele atılmamalı” dedi. Mustafa B. ve Sadõk K. polisler hakkõnda suç duyurusunda bulunacaklarõnõ söyledi. ANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) - Yargõçlar ve Savcõlar Bir- liği (YARSAV), Adalet Bakanõ Sadullah Ergin hakkõnda “ana- yasayı ihlal” ettiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Er- gin’in kamu gücünü kullanarak anayasal kurum olan Hâkimler ve Savcõlar Yüksek Kurulu’nu (HSYK) tatil etmekle suçlandõğõ dilekçede, “Bu eyleminin 12 Ey- lül askeri darbesi ile TBMM ve siyasi partilerin ikinci emre ka- dar kapatılması arasında nitelik olarak fark yoktur” denildi. YARSAV Başkanõ Emine Ül- ker Tarhan imzasõyla Ankara Cumhuriyet Başsavcõlõğõ’na veri- len suç duyurusu dilekçesinde, “Adalet Bakanı’na, anayasa ve yasalar tarafından verilmiş HSYK’yi tatil etme yetkisi söz konusu değildir. Şüphelinin ka- muoyuna duyurduğu HSYK’nin çalışmalarına süresiz ara verme eylemi TCK 309. maddesinde yer alan ‘TC Anayasasõ’nõ ihlal’ suçunu oluşturmaktadır. Bu su- çun, maddi öğeleri, anayasayı cebir veya tehditle ihlale kal- kışmaktır. Şüpheli, suç ihbarı- mıza konu eylemiyle TC Ana- yasası’nı ihlal ederek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en te- mel niteliği olan hukuk devleti il- kesini kaldırmaya kalkışmıştır. Şüpheli elinde bulundurduğu kamu gücünü kullanarak, yani cebir kullanarak anayasal bir kurumu tatil etmiştir. Hiçbir yetkisi bulunmadığı halde ger- çekleştirdiği bu eyleminin 12 Eylül askeri darbesi ile TBMM ve siyasi partilerin ikinci bir emre kadar kapatılması ara- sında nitelik olarak herhangi bir fark yoktur. Bugün yaşadığımız şudur: Yürütme organının bir temsilcisi yargıya kilit vurmuş ve anayasal bir kurulu işlevsiz bı- rakmış, bırakmakla da kalma- yıp kamuoyuna darbe bildirisi gibi duyurmuştur” denildi. 309’dan yargılansın Dilekçede, Adalet Bakanõ’nõn TBMM’nin yetkilerini hiçe saya- rak anayasanõn değiştirilmesi tek- lif bile edilemez başlangõç hü- kümlerindeki kuvvetler ayrõlõğõ ilkesini, hukuk devleti ilkesini yok etmeyi hedefleyen çalõşmalar yaptõğõ anlatõldõ.Dilekçesinde şu değerlendirme yapõldõ: “Anaya- sanın 159. maddesini askıya al- mayı hedeflediği anlaşılmakta- dır. Şüpheli atılı TCK 309. mad- desiyle suç olarak tanımlanan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngören eylemi gerçek- leştirmiştir. Eylemle, TC Ana- yasası’nın 159. maddesi askıya alınmıştır. Şüpheli hakkında atılı suçtan soruşturma yapıl- masını, lehine ve aleyhine olan tüm yasal kanıtlar toplanarak, şüpheli hakkında TCK 309. maddesi gereği cezalandırılma- sı istemiyle kamu davası açıl- masını talep ederim.” Kamer Genç: İstanbul soygun alanõ gibi MAHMUT LICALI ANKARA - Eğitim-İş, Ata- türk’ün yatõ Savarona’nõn yabancõ- lara satõlmamasõ ve Atatürk’ün ha- tõrasõnõn Türkiye’de kalmasõ için kampanya başlatmaya hazõrlanõyor. Savarona’yõ 49 yõllõğõna kiralayan işadamõ Kahraman Sadıkoğlu ile görüşecek olan Eğitim-İş Genel Başkanõ Yüksel Adıbelli, “Cum- huriyetimizi kuran Atatürk’ün hatırası, bizim bir değerimizdir. Değerlerimiz satılamaz” dedi. Sa- dõkoğlu’nun Savarona’yõ yüksek maliyeti nedeniyle devretme kararõ almasõnõn ardõndan, yata Rus ve Araplarõn talip olmasõ Eğitim-İş’i ha- rekete geçirdi. En başta devletin Atatürk’ün ha- tõrasõna sahip çõkmasõ gerektiğini ifa- de eden Adõbelli, şunlarõ dile getir- di: “Eğitim-İş olarak biz bir kam- panya başlatacağız. Yurttaşlara sesleneceğiz: Gelin Atamızın ha- tırasına sahip çıkalım. Atamızın hatırası Türkiye’de kalsın.” Başbakan Tayyip Erdoğan için çok sayõda cip alõndõğõnõ ifade eden Adõbelli, “Atatürk’ün hatırasına devlet de sahip çıkmazsa, biz Eği- tim-İş olarak gücümüz yettiği ka- dar bu yata talip olacağız” dedi. TİB’DE 10 SAAT SÜREN ARAMA YAPILDI ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Tun- celi Bağõmsõz Milletvekili Kamer Genç, İs- tanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 46 ihaleyi kendi yandaşlarõna “pazarlık” usulüyle ver- diğini belirterek “Adeta İstanbul bir soy- gun alanına çevrilmiş” dedi. Genç, basõn toplantõsõnda, İstanbul Büyük- şehir Belediyesi’nin yaptõrdõğõ yol ve kavşak ihalelerinde usulsüzlük yapõldõğõnõ söyledi. Bu konuyla ilgili soru önergesi de verdiğini ifade eden Genç, Kamu İhale Kanunu’nda değişiklikliğe gidilerek “ihalelerde usulsüz- lükler” yapõldõğõnõ belirtti. Genç, 19 Tem- muz 2007’de yönetmelik değişikliği yapõldõ- ğõnõ kaydederek, yönetmelikte, “Kamu İha- le Kurumu, eğer bir ihaleye itiraz edilirse, ihaleyi reddeder, reddetmezse de tespit edilen aykırılıklar hakkında iptal kararı vermez, sadece bunları tespit eder ve iha- le merciine bildirir” denildiğine dikkat çekti. Genç, böylece usulsüz ihalelerin iptal edilemediğini söyledi. Çõkarõlan yönetmelik- le, Kamu İhale Kanunu’nun ilgili maddesi- nin ihlal edildiğini dile getiren Genç, başka bir yönetmelikte, 22 Haziran 2007’de yapõ- lan bir değişikliğe göre, “Kamu İhale Ka- nunu’na itiraz edilse dahi, idare tarafın- dan sözleşme imzalanmışsa artık bu itira- zın incelenemediğini” ifade etti. Genç, “İs- tanbul Belediyesi, 46 ihaleyi, kendi yan- daşlarına pazarlık usulüyle vermiş, bu pazarlıklarda da çok büyük suiistimaller var” diye konuştu. Savarona için kampanya EĞİTİM-İŞ Siirt’teki Baykal!.. AKP’liler, muhalefetin Fırat’ın ötesine gidemeyeceği konusunda ahkâm kesmesine karşın CHP’liler gerektiğinde Güneydoğu’ya gidiyor ve düşünüldüğünün tam aksine çok da büyük ilgi görüyor. Geçen haftalarda CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş’in tamamı Arap kökenlilerden oluşan Urfa’nın Harran ilçesinde düzenlediği mitingi 2 bini aşkın insan coşkuyla izlemişti... CHP lideri Deniz Baykal Malatya ve Elazığ’dan sonra geçtiğimiz cumartesi günü de Siirt’e gitti. Baykal’la keyifli bir uçak yolculuğu yaptık. Yanında kurmaylarından Yılmaz Ateş ile Mustafa Özyürek de vardı. Siirt’e indiğimizde ise kalabalık bir araç konvoyu CHP liderini izledi. Baykal’ın konuştuğu salon hıncahınç doluydu. Kitlenin coşkusu radikal dincilikle etnik bölücülük arasında sıkışan bölge halkının huzur arayışı içinde olduğunu kanıtlıyordu. Baykal’ın, “önce silahlar sussun, demokratikleşme gelir” şeklindeki açıklamaları CHP’nin uzattığı elin, şiddet yorgunu kitlelerce kavranmaya başladığını gösteriyordu. Deniz Baykal bölge insanına umut dolu ve mantıklı mesajlar verdi. GAP’ı kesinlikle tamamlayacaklarını söyledi. Özellikle işsizlik konusuna değinirken iktidarın bölgedeki fabrikaları kapatmasını eleştirdi ve “zarar da ediyorsa kapatma” diye çağrı yaptı. Salondakiler Baykal’ın her kelimesini dikkatle dinleyip alkışladılar. Siirt’te CHP liderini hüzünlendiren bir olay da yaşandı. Halk Eğitim Merkezi’nde usta öğretici olarak çalışan türbanlı bir kadın, işine son verildiğinden ve hastane temizliğinde görevlendirildiğinden yakındı! Genç kız, “Tuvaleti, lavaboyu temizledikten sonra sizi dinlemeye geldim. Benim gibi binlerce genç kız aynı durumda. Bize yardım edin” diye çığlık attı. Salondakiler ise “AKP utansın” diye bağırdı... Siirtli o genç kızın çığlığı, imam hatiplilerin devleti ele geçirmesi için bir yandan katsayı bahanesiyle YÖK’te numaralar çeviren diğer yandan da meslek liselileri tuvalet temizliğine gönderen AKP’lilerin suratında bir şamar gibi patladı! Yalnız o çığlık değil, salona asılan “Sözde değil özde Kürt dostu Baykal” pankartı da “açılım” safsatasıyla Kürt yurttaşları takıyye ve kaos kuyusuna çeken iktidara bir tokat oldu!.. Mardin’deki İmaj!.. AKP, 12 Eylül sonrası ANAP’ın yaptığı hatayı tekrarlamakta ısrar ediyor. Güneydoğu kentlerinde görevlendirilen valiler salt kendi dünya görüşlerini bürokrasiye egemen kılmıyor, kentlerin sosyokültürel yapısını cemaat ekseninde dönüştürmek için de çaba harcıyor. Bu uğurda bazı kentlerde çok ilginç etkinlikler yapılıyor! Örneğin cehalet, gericilik, yoksulluk, işsizlik ve terör kıskacındaki Diyarbakır, bir sosyal rehabilitasyon projesine ve kalkınma planına gereksinim duyarken, valilik kentteki türbe sayısını saptamak için müthiş bir mesai harcıyor! Üstelik aynı valilik Çin Seddi’nden sonra dünyadaki en büyük surlara sahip Diyarbakır’ı İstanbul’daki turizm fuarında temsil ettirmiyor! Mardin ise daha tehlikeli ve düşündürücü girişimlere sahne oluyor! Hani şu Hizbullah’ın merkezine dönüştürülen Mardin... İçinde raylı sistemler bulunan devasa Hizbullah karargâhının ve de örgütün bilgi işlem merkezi ile en büyük cephaneliklerinden birinin ortaya çıkarıldığı Mardin!.. PKK tarihinin en büyük katliamlarına sahne olan Mardin!.. 2009 yılının Mayıs ayında Bilge köyünde 44 kişinin kan davası uğruna vahşice katledildiği kültür beldesi Mardin!.. Bir dönem kan ve şiddetin egemen kılınmaya çalışıldığı bu güzel kentin öfkeyle bozulmuş imajının turizmle değiştirilmesi gerekirken, perdeye bu kez de El Kaide’nin referans aldığı Selefiler yansıtıldı!.. 1980 öncesi Avrupa’daki Türk imamlara maaş verdiği ortaya çıkan Suudi kökenli “Rabıta El Alam al İslami” (Rabıta Vakfı) Mardin’de bir fetva konferansı düzenledi!.. Üstelik bu konferans, İslam âlimlerinden Harranlı İbn Teymiye’nin 700 yıl önce Moğollara karşı verdiği fetvanın günümüz koşulları altında yeniden yorumlanması için yapıldı!.. Teymiye’nin fetvası, Suudi Arabistan’da saldırılar düzenleyen Mısır kökenli radikal dinci Tekfir ve Cihat örgütü ile Afganistan-Türkiye ve Avrupa-ABD hattında yüzlerce kanlı eyleme imza atan El Kaide tarafından referans alınıyor!.. Süryani ve Ermenilerin de Müslümanlarla birlikte huzur içinde yaşamaya çalıştığı; taşların usta ellerde adeta nakışa dönüştürüldüğü muhteşem bir turizm kenti, kan davasından etnik bölücülüğe, Hizbullah’tan El Kaide’ye kadar çok düşündürücü bir çizgi üzerinde imajını arıyor!.. Mardin’e yazık oluyor!.. İmralı’daki Film!.. İmralı Adası’nda, Abdullah Öcalan’ın yanına gönderilen 5 mahkûma, TRT 1 ve TRT 2’nin yanı sıra çizgi filmlerin yayımlandığı TRT Çocuk’un da açık olduğu bir televizyon verilmiş!.. Öcalan’ın avukatlarından Doğan Erbaş ise dün bir gazeteye İmralı’da koşulların iyileştirilmesi için çabalarının sürdüğünü söylemiş. Üstelik, “Öcalan, sadece TRT kanallarını çeken bir radyoyu dinleyebiliyor. Televizyon alabilmesi için aylardır uğraş veriyoruz ama bir sonuç alamadık” diye konuşmuş. Doğan, “Abdullah Öcalan çizgi film izler miydi” sorusuna da gülümseyerek şu yanıtı vermiş: “Bu mevzu hiç konuşulmadı. Ancak gayet tabii ki o da çizgi film izleyebilirdi.” Urfa’nın Halfeti ilçesine bağlı Ömerli köyünde 1949 yılında dünyaya gelen Öcalan’ın biyografisi onun çizgi filmlere yaklaşımı konusunda da ipuçları verebilir! Gelin, on binlerce insanın yaşamına mal olan Öcalan’ın adına kurulan web sayfasındaki biyografisine bir göz atalım: “Abdullah, geleneklere aldırmayan, kendi bildiğinde direten, değişik oyunlarla çocukları dağlara çıkararak avcılık yapan asi bir çocuk portresini çizmektedir. Sürekli, araştırmacı- çatışmacı bir kişilik ekseninde gelişen Abdullah, anne ve babası ile toplumu karşısına almaktan da geri durmaz. Öcalan, çocukluk arkadaşlarından bir grup kurarak bunlarla birlikte hareket etmeye başlar. Aileler çocuklarını ondan sakınırdı. İyi bir yılan avcısı durumundadır. Güvercinleri ve kuşları avlamada da öyledir.” TRT Çocuk’ta “Muhteşem Türkler”, “Keloğlan Masalları”, “Çık Dışarıya Oynayalım” ve “Neşeli Böcekler” gibi çizgi filmler oynatılıyormuş! Biyografisini okudunuz, sizce Öcalan hangisini çok sever?.. obursali@cumhuriyet.com.tr ATV-Sabah grevi sürüyor Polislere suç duyurusu ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Ankara Cumhuriyet Başsavcõlõğõ’nca, Yargõtay ve Da- nõştay başkanlõklarõnõn telefonlarõnõn dinlenil- diği iddialarõna ilişkin yürütülen soruşturma kapsamõnda, Telekomünikasyon İletişim Baş- kanlõğõ’nda (TİB), Ankara 9. Sulh Ceza Mah- kemesi’nin kararõ doğrultusunda yaklaşõk arama yapõldõ. Ankara Cumhuriyet Başsavcõ Vekili Nuri Yi- ğit, konusunda uzman üç bilirkişi ile birlikte dün saat 10.00’da TİB’e gitti. Yiğit ve berabe- rindekiler yaklaşõk 10 saat, Yargõtay ve Danõş- tay başkanlõklarõnõn telefonlarõnõn daha önce dinlenip dinlenilmediğine ilişkin inceleme yap- tõ. Buradan alõnan kimi kayõtlar da ayrõca ince- lenecek. Gerek duyulmasõ halinde TİB Başkanõ Fethi Şimşek’in de aralarõnda bulunduğu yet- kililerden bilgi istenecek. Akşam saatlerinde bir açõklama yapan Şimşek, “Kendilerine her türlü kolaylık gösterilmiştir, bakmak istedikleri her konu kendilerine açılmıştır” diye konuştu. Bir gazetecinin, “Aramalar neden bu ka- dar uzun sürdü” sorusuna Şimşek, “Başkan- lığımızın faaliyete başladığı tarihten bu yana tüm işlemler mercek altına alındı. Bu an- lamda bilirkişilerin talep ettikleri her türlü işlemler kendilerine gösterildi, gerekli notla- rı alarak gittiler” yanõtõnõ verdi. Başka bir gazetecinin, “Söz konusu iddiaları nasıl de- ğerlendirdiğini” sormasõ üzerine de Şimşek, başka bir açõklama yapmayacağõnõ, hazõrlõk soruşturmalarõnõn gizli olduğunu kaydetti.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog