Bugünden 1930'a 5,465,612 adet makale



Katalog


«
»

CMYB C M Y B SAYFA CUMHURİYET 17 MART 2010 ÇARŞAMBA 4 HABERLER GLOBALPOLİTİKÜLTÜR ERGİN YILDIZOĞLU ‘Bağımsızlaşan’ Türkiye “Ulusalcılara”, “AB karşıtlarına” karşı AKP’yi destekleyenlerle, AKP’yi emperyalizmin basit bir maşası olarak görenler sanırım, bugünlerde aynı şaşkınlığı yaşıyorlar. AKP, ABD’ye, İsrail’e ve Avrupa’ya kafa tutuyor, adeta Türkiye’nin “bağımsızlığını” ilan ediyor, ülkenin dış politikasını imparatorluk tarihini canlandıracak biçimde yeniden düzenliyor. İmparatorluğun tarihi ağır bir trajediyle sonuçlanmıştı. Osmanlıcılık bu kez bir komediyle sonuçlanacak gibi görünüyor. Ama bu, Marcuse’un deyimiyle (aktaran Zizek) trajediden çok daha korkunç olabilir… Bir ‘bağımsızlaşma’ süreci… “Bağımsızlaşmanın” ilk işaretleri 2006’da Hamas’ın, 2008’de Sudan Devlet Başkanı El Beşir’in ziyaretleriyle, AB sürecine olan ilginin azalmasıyla ortaya çıkmaya başlamıştı. Davos’taki “one minute” ile süreç olgunlaştı. Artık, Türkiye, Batı ile İran arasındaki nükleer silahlar gerginliğinde yerini İran’ın yanında belirliyor, füze kalkanına katılmak istemediğini belirtiyor, bir Türkiye-İran-Suriye ekseninin oluştuğundan söz ediliyordu. Başbakan Erdoğan’ın yıldızı İslam dünyasında parlıyordu. Öyle ki, Suudi Arabistan kendisine İslama yaptığı hizmetlerden dolayı Kral Faysal ödülünü veriyordu. “Ermeni soykırımını anma günü” ile ilgili yasa tasarısının ABD Dış İlişkiler Komitesi’nde kabul edilmesinin ardından bu “bağımsızlaşma” ivme kazandı. Önce, ABD’ye diplomasinin inceliklerine aldırmadan sert bir biçimde çıkışıldı. Büyükelçi süresiz olarak geri çekildi. Ardından İsveç’e ağzının payı verildi. Şimdi, şüphesiz sıra diğer ülkelere de gelecek. AKP hükümeti “açılım sürecini” de çoktan kapatmıştı. Modern zamanlarda Türkiye’nin başına bela olmuş bir kurum olan IMF’ye de “pabuç bırakmıyorduk” artık. Ülkede krizin etkilerine, katlanarak artan kredi kartı iflaslarına karşın, belli ki, üç kuruş için IMF’nin elini bu ülkeye sokmayacaktık. Batı’dan, emperyalizmden “bağımsızlaşan”, yüzü Doğu’ya dönük bir Türkiye var şimdi. Ama insan yine de kaygılanmadan edemiyor; özellikle, köşe yazarlarına atılan fırçayı, parti kapatma yetkisini Meclis’e alma niyetini, “yargı bağımsız değil tarafsız olmalıdır” (Cumhurbaşkanımız gibi, örneğin) taleplerini, Davutoğlu’nun “yeni Kissinger” lakabını düşününce… Ya, gerçekte, bağımsızlaşan Türkiye değil de başka bir şeyse? Ya, siyasal İslam tüm kazanımlarından sonra, “pasif devrim süreci” içinde geldiği noktada, bugüne kadar kendisini sınırlayan iç ve dış dinamiklerden bağımsızlaşıyorsa? Ya bu “bağımsızlaşma”, ABD ile bölgeye ilişkin yeni ve daha derin bir işbirliğine açılırsa? Ya bu “bağımsızlaşma” Türkiye’yi totaliter eğimlerin, savaş olasılıklarının giderek güçlendiği ufuklara götürüyorsa? Ve ‘bağımsızlık’ üzerine bir başka bakış… Her fırsatta emperyalizmi eleştirdim. Ama eleştirilerimin, içine kapalı, “otarşik” bir kapitalizmi amaçlamadığını, uluslararası ilişkilerin, iç pazarın, bu ülkede yaşayanların gereksinimlerine öncelik verilecek biçimde kontrol altına alınması anlamına geldiğini birçok kez vurguladım. Bugüne kadar, her antiemperyalist eleştiriyi, “ulusalcılıkla” suçlayanları, Cumhuriyet olayının, modernizmini, “ulusal projesini” yok saymaya kalkanları Frantz Fanon’un “siyah ten beyaz maske” kavramıyla eleştirdim. Buna karşılık, beraberinde bir sosyal program önermeyenlerin, “ulusalcılık” iddialarını da “Truva atı” olarak niteledim. Gerçekten antiemperyalist olmak isteyenlerin sosyal programının da siyasal İslamın reflekslerinden farklı olarak, ülke halkını finans kapitalin dalgalanmalarına karşı koruma, neoliberalizmin vahşetinden kurtulma çabasının ürünü olması gerektiğini düşünüyorum. Bu program, kendi kaderini ekonomik siyasi olarak eline almak, tüm etnik, dini farklılıkların barış içinde, karşılıklı zenginleştirici (ve dönüştürücü), kaynaştırıcı dinamiği içinde yaşanmasına, bu zeminde yeniden vatandaşlık kimliğine ulaşılmasına, olanak sağlayabilecek bir asgari savunmayı amaçlamalıdır. Dahası bu yeni ortam, kapitalizmin sınırlarının, ötesine bakmak isteyenlerin de toplumun geri kalanıyla konuşmalarına olanak sağlayacak demokratik bir zemin de sunabilmelidir. Bu diyalog önemli, çünkü kapitalizmin ufkunun ötesine nasıl geçeceğimizi, bunun alacağı yeni biçimi henüz bilemiyoruz. Geçen yüzyılın deneyleri, kapitalizmin dinamiklerini anlayacak teorilerimizi zenginleştiriyor, neyin nasıl olmaması gerektiğini söylüyor. Hatta bu deneyler, kritik “durumlardan” başarıyla çıkan siyasetçilerin, cesaretini, sadakatini ve mantığını, üzerinde çalışılması gereken örnekler olarak bize taşıyor. Ama o kadar! Şimdi, henüz başında olduğumuz “yolu” yeniden düşünmek zorundayız. Kapitalizmin ötesine açılan, olasılıkları koruyacak, “yapıya” teslim olmadan var olmaya imkân veren asgari (olmazsa olmaz) bir tutanak (ilkeler kümesi) saptamak, ne olursa olsun ona sadık kalma cesaretini göstermek, bugünün en önemli erdemini oluşturuyor. erginy@tr.net http://erginyildizoglu.blogspot.com Devlet Bahçeli çocuklar konusunda sadece yasal düzenlemenin yeterli olmayacağõnõ belirtti ‘Taş atanlar’a şartlõ destek ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - MHP Genel Başka- nõ Devlet Bahçeli, kamuo- yunda “taş atan çocuklar” olarak bilinen suça itilen ço- cuklar konusunda sadece yasal düzenlemenin yeterli olmaya- cağõnõ belirtti. Bahçeli, partisinin grup top- lantõsõnda hükümetin “açılım” politikasõnõ eleştirirken “PKK’- nin yıllardır silahla yapama- dığı siyasi taleplerin taşeron- luğunu yapanların en büyük cesaret kaynağının AKP hü- kümetinin izlediği politikalar” olduğunu belirtti. Bahçeli kamuoyunda “taş atan çocuklar” olarak bilinen, suça itilen çocuklarla ilgili ya- sal düzenleme konusunda par- tisinin tavrõnõ açõkladõ. Bahçe- li, “Sokak eylemlerinde ço- cukların kullanılmasında amaç, cezaların çocuklar için hafifletici etkisinin olması, çocukların kamu vicdanın- da duygu sömürüsüne yol aç- ması, aynı zamanda sokakla- rın devlete meydan okumada adeta staj yeri olarak görül- mesidir” dedi. MHP lideri Devlet Bahçeli, “Bugün çocukken polise taş atanın yarın büyüyünce Meh- metçiğe kurşun atmayaca- ğından emin olacak bir çö- züme, şayet ikna olursak el- bette ki yanında yer alacağız. Ne var ki kamu vicdanını ya- ralayan bu vakıanın çözü- münü sağlayalım derken, PKK güdümündeki aileler ile çocuklarına, polisi ve ka- rakolu taşlama serbestliği ve- rilmesine de göz yummayız” görüşünü dile getirdi. Bahçeli, sorunun sadece hu- kuki değil, aynõ zamanda adli ve sosyal yanlarõ olduğunu ifade etti. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - MHP lideri Devlet Bahçeli, rüşvet ve yolsuzluk iddialarõ nedeniyle Adana Bü- yükşehir Belediye Başkanõ Aytaç Durak ile bu iddialarõ gün- deme getiren MHP’li meclis üyesi Mustafa Tuncel’in parti- den istifa etmelerini istedi. Bahçeli’nin açõklamasõnõn ardõn- dan istifa kararõ aldõğõ öğrenilen Durak’la görüşen MHP Ge- nel Başkan Yardõmcõsõ Recai Yıldırım, Cumhuriyet’in ko- nuyla ilgili sorusunu şöyle yanõtladõ: “Kendisine genel baş- kanımızın mesajını iletip, bu aşamada yargı süreci sonuç- lanana kadar istifasının hem şahsı, hem de yargı süreci açısından doğru olacağını söyledim. ‘Genel başkanla görüş- meme gerek var mõ?’ diye sordu. Ben de gerek olmadığını söyledim. Bunun üzerine ‘peki’ karşılığını verdi” dedi. Yõl- dõrõm, Durak’õn istifa kararõnõ bugün açõklayacağõnõ belirtti. Bahçeli, “Bugün çocukken polise taş atanõn, yarõn büyüyünce Mehmetçiğe kurşun atmayacağõndan emin olmalõyõz” dedi. DURAK KENDİNİ SAVUNDU ‘Bende şaibe yok’ Haber Merkezi - MHP’li Adana Büyük- şehir Belediye Başkanõ Aytaç Durak hakkõndaki mal varlõğõ ve yolsuzluk id- dalarõ yeni boyut kazandõ. MHP Genel Başkanõ Devlet Bahçeli’nin istifaya ça- ğõrdõğõ Durak, “Hiçbir şaibe yok bende” diyerek iddialarõ reddetti. Aytaç Durak, dün Adana’dan geldiği İs- tanbul Atatürk Havalimanõ’nõn çõkõşõnda gazetecilerin sorularõnõ yanõtladõ. İstifa çağrõsõnõn anõmsatõldõğõ Durak, “İstifa o kadar önemli değil, şu rüşvet meselesi- nin Türkiye’de üzerine giden belki de en eski adamlardan biri benim. Hayatım boyunca mücadele ettim. Geçmişimin sayfalarını çevirsinler. Hiçbir şaibe yok bende. Sayın Bahçeli ne diyorsa doğru- dur. Mealen burada kulaktan dinledim. Tabiatıyla bu kadar iftira atılırsa Sayın Genel Başkan onları söyler” dedi. Durak, iddialarla ilgili bugün savcõlõğa giderek kendisini ihbar edeceğini söyledi. Adana Cumhuriyet Başsavcõlõğõ iddialar- la ilgili araştõrma başlatõrken Adana Sana- yi Odasõ Başkanõ Ümit Özgümüş, Du- rak’õn mal varlõğõna ilişkin müfettiş rapo- runa dikkat çekerek “Ya müfettiş ya da Durak hapse girmeli” dedi. Durak hak- kõndaki rüşvet iddialarõnõ gündeme getiren Belediye Meclis Üyesi MHP’li Mustafa Tuncel, “Durak hapse girene kadar mü- cadelesini sürdüreceğini” söyledi. Cumhurbaşkanı Gül, Kamerun’da YAOUNDE (AA) - Cumhurbaşkanõ Abdul- lah Gül, Kongo Demokratik Cumhuriye- ti’ndeki temaslarõnõ tamamlayarak, dün Ka- merun’a geldi. Gül, Yaounde Havalima- nõ’nda, Kamerun Cumhurbaşkanõ Paul Biya tarafõndan resmi törenle karşõlandõ. Törende, her iki ülkenin ulusal marşlarõnõn çalõnmasõ- nõn ardõndan, Gül tören kõtasõnõ denetledi. Gül, havalimanõndan ayrõlõrken yerel dans gösterisi sunan topluluklarõ da el sallayarak selamladõ. Gül, Kamerun ziyaretini bugün ta- mamlayarak Türkiye’ye dönecek. Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Bahçeli, hükümetin ‘açılım’ politikasını eleştirdi. BAHÇELİ İSTEDİ DURAK İSTİFA EDİYOR TERÖR SEMPOZYUMU SONA ERDİ Güner’den NATO’ya sitem ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Genelkurmay İkinci Başkanõ Orgeneral Aslan Güner, müttefik ülkelerden, teröre yönelik istihbarat paylaşõmõnda cimri davrandõklarõ gerekçesiyle yakõndõ. Genelkurmay Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi’nce düzenlenen Küresel Terör ve Ulus- lararasõ İşbirliği Sempozyumu tamamlandõ. Sem- pozyumun kapanõş konuşmasõnõ Genelkurmay İkinci Başkanõ Güner yaptõ. Teröre her coğrafya- da farkõ bir algõlamayla bakõlmasõ durumunda so- runun çözülemeyeceğini belirten Güner, “Dış destek olmadan terör örgütlerinin varlıklarını sürdürmeleri mümkün değildir. Terörle ulus- lararası topyekûn mücadelenin yürütülmesi için tek şart teröre sağlanan her türlü desteğin herkes tarafından kesilmesidir” dedi. Konuş- masõnda NATO müttefiklerine yönelik yakõnmayõ da gündeme getiren Güner şöyle dedi: “İşbirliği gerektiren öncelikli alan olan istihbarat ve özellikle de doğru istihbaratın zamanlıca pay- laşımı konusunda biraz daha fazla çalışılması gerekmektedir. Organizasyona katılan ülkele- rin elde ettikleri istihbaratı paylaşmada biraz titiz, cimri davranmak durumunda kalıyorlar. Bu da ortak hareketi zorlaştırıyor.” ‘Yakında biyolojik saldırı yaşanacak’ NATO Kitle İmha Silahlarõ Politikalarõndan So- rumlu Genel Sekreter Yardõmcõsõ Guy Roberts, sempozyumda yaptõğõ konuşmada, biyolojik silah- lar üzerine araştõrma yapõlmasõ için ülke yönetici- lerinin finansman ayõrmadõğõna dikkat çekti. “Ya- kın gelecekte nükleer değil, biyolojik saldırı ya- şanacak” diyen Roberts, “Ne zaman ne olacağı belli değil ama bunlar yaşanacak. Dünyada git- tikçe daha çok biyoterorizme odaklanılıyor. Çünkü biyolojik silahlara, karşı konulması da- ha zor” diye konuştu. Modifiye edilen virüslerin binlerce kat daha fazla etkiye sahip olabildiklerini kaydeden Roberts, “programlanabilir nano par- tiküller” üretildiğini belirterek “Bunlar, kalp kri- zi ve beyin kanamasına neden oluyor. Terör ör- gütleri bu teknolojilerin peşinde” diye konuştu. ‘Teröristler melez tehdit yaratıyor’ NATO Genel Sekreter Yardõmcõsõ Peter Flory de ittifakõn operasyonlar için kaynak sõkõntõsõ ya- şadõğõnõ, bunun küresel kriz nedeniyle bir daha ortaya çõktõğõnõ kaydetti. Teröristlerin saldõrõlarõn- da modern teknolojideki gelişmeleri yoğun olarak kullanmaya başladõklarõna dikkat çeken Flory, “Teröristler, günümüzde özellikle melez teh- ditler yaratıyor. Günümüzde tehdit koşulları değiştiği için uluslararası işbirliği önemli” dedi. Genelkurmay İkinci Başkanõ Güner, doğru istihbaratõn zamanlõca paylaşõmõ konusunda daha fazla çalõşõlmasõ gerektiğini belirtti. NATO Genel Sekreter Yardõmcõsõ Roberts ise biyo-terör tehdidinin giderek büyüdüğüne dikkat çekti.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog