Bugünden 1930'a 5,466,700 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA 16 KÜLTÜR CUMHURİYET 9 KASIM 2010 SALI kultur@cumhuriyet.com.tr Çehov’un ‘Vanya Dayı’sı Nesrin Kazankaya’nın yorumuyla Tiyatro Pera’da sahneleniyor KARŞILAŞMALAR İNCİ ARAL Sıradanlığa yenilmek... le getirirken hem sevecen hem de eleştirel bir tutum içindedir. Çehov’un 1896 yılında ya1896’da yaz dığı zılmış olan “Vanya ‘Vanya Day Dayı” oyunu, Vanı’, Çarlık ya’nın, yeğeni Sonya ile birlikte soRusyası’nda rumluluğunu üstlenfeodal toplu m diği çiftlik evinde yanton Çehov, doğumunun 150. yılınyapısının şananları dile getirir. da bir kez daha baş tacı ediliyor. Tiçözüldüğü b İdealist aydın kimliir yatro Pera’nın “Vanya Dayı” yapısüreçte kırsa ğini kent ortamında l mı, ilk kez geçen mayıs ayında İstanbul Uluspekiştirmek yerine, kesimin lararası Tiyatro Festivali’nde sunulmuştu. 5 Kaönemli bir bilim adamı sıradanlığına sım’dan başlayarak yeni dönem boyunca yeolduğunu sandığı eniştutsak olmuş niden seyirci karşısına çıkıyor. tesine destek olmak için Çehov’un yazarlığı Çarlık Rusya’sının çöküş aydın kişileri yaşamını yıllardır çiftdöneminin yansımalarını taşır. Üsttekilerin bunalımı üst n lik işlerine adamış olan ün alttakileri alabildiğine sömürebildiği bir düzeodaklanmak de Vanya, gün geçtikçe sıtadır. nin toplumsalekonomik zorunluklar doğrulradanlaşan kırsal kesim tusunda çözüldüğü, efendiköle ilişkisine bağyaşamında kıstırılmış ollı feodal toplumdan endüstri toplumuna geçi Değişim, hem toprak sahiplerinin hem de top ruk yaşantılarıdır. manın öfkesi ve düş kıBireysel düzeyde yaşanan bunalımlar, paraşin çok yavaş ve düzensiz olduğu, sancılı bir sü rak işçilerinin alışılagelmiş dengelerini altüst etmiş, her iki sınıfı da “kimlik bunalımı”na sok sal sıkıntılar ve umutsuz aşk ilişkileriyle doru rıklığı içindedir. ‘Şimdi’deki varoluşunun anreçtir yaşanan. lamsızlığını ‘gelecek’teki insanlar için ağaç di1861’de (Çehov’un doğumundan bir yıl muştu. Çehov tiyatrosunun temel malzemesi, ğa tırmanırken kişilerin anlatım aracı “gevekerek aşmaya yönelen Doktor Astrov ise Vansonra) toprak köleliği kaldırılmış, ancak öz derebeylik düzeninden kent yaşamına geçiş ya zelik”tir. Yazar, çok konuşan, az dinleyen, her ya’ya hem koşut hem de onun karşıtı bir kagürleştirilmiş köylülere yeterli düzeyde top pamamış, kırsal kesimde ya da kasaba ortamında biri kendi yalnızlığına saplanmış kişileri günrakterdir. Her ikisi de ‘enişte’nin yeni karısı lumsalekonomik seçenekler sunulmamıştı. tutsaklaşmış, yüksek orta sınıftan kişilerin bu delik yaşamlarının olağan ayrıntıları içinde diyaşamdaki işlevini bilememenin bunalımı içindeki güzel Yelena’ya tutkundur. Genç Sonya’nın umutsuz aşkı ise Astrov… Yönetmen Nesrin Kazankaya, sahnedeki efendileri ve sahne gerisindeki emekçi sınıfını yan yana gösterebilmek için, oturma odasıKültür Servisi 12’nci verandabahçe uzamlarını iç içe geçiren bir saht Erman Şiir Ödülü, Nüzhe MADRİD (AA) Dünyanın önemli müzik ödüllerinden ne tasarımı öngörmüş. Böylece, Çehov’un ozan yazar, eleştirmen ve biri olarak kabul edilen MTV Avrupa Müzik Ödülleri çiftlik sahiplerine odaklanmış metnini oturma ’a verildi. Ahmet Oktay İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenen törenle saodası ve verandada sahneye getirirken, emekiler Birliği’nden Mülkiyel hiplerini buldu. çi kesimini de bahçe uzamına yerleştirmiş. (Bahuzun yapılan açıklamada, Yılın en iyilerinin ödüllendirildiği geceye “En İyi çe dekorunun yapay/plastik görünümünün, TiTürk yıllar çağdaş Kadın Sanatçı”, “En İyi Pop Sanatçısı” ve “En yatro Pera’nın seyirciyle neredeyse iç içe olan na güçlü ve özgün edebiyatı İyi Şarkı” ödüllerini kazanan Lady Gaga damaçık sahne uzamında epeyce göze battığı da bu leriyle değişik boyutlar şiir gasını vurdu. Geçen sene de “En İyi Çıkış Yapan noktada belirtilmeli.) Kazankaya, oyundaki rlerinden katan Hisar şai Sanatçı Ödülü”nü kazanarak dikkatleri üzerine emekçi kesiminden kişileri sayıca çoğaltmış ve ın 1996 yılında Vali Nüzhet Erman’ çeken Lady Gaga, törene, turne için bulunduğu MaÇehov’un oyunlarında görülmeyen bir enerjiyle msatıldı. Açıklamada, hayata veda ettiği anı caristan’nın başkenti Budapeşte’den bağlanarak bir donatmış. Çiftlik sahiplerini ‘spot’ altına, ‘geHızlan, an, Doğan seçici kurulun, Talat Halm Onaran ve Filiz konuşma yaptı. “En İyi Erkek Sanatçı Ödülü”ne leceğin işçi sınıfı’nı imleyen köylüleri ise Hilmi Yavuz, Mustafa Şerif belirtildi. Ahmet 16 yaşındaki Justin Bieber’ın layık görüldüğü ‘gölge’ye yerleştirmiş. (1905’teki toplumsal patğu Erman Immich’ten oluştu an’ın 14. ölüm törende, “En İyi Yeni Sanatçı Ödülü”nü lamaya daha dokuz yıl var…) zhet Erm Oktay’a ödülü, Nü ABD’li şarkıcı Ke$ha, “En İyi Hip Hop verilecek. yılı olan 11 Kasım 2010’da Ödülü”nü ise Eminem kazandı. EHOV’UN DÜNYASI... Önümüzdeki temmuz ayında ülkemizde de Bahçe ile ev arasında kolay geçiş sağlanmakonser verecek olan ünlü rock grubu Bon sı oyuna pürüzsüz bir akış sağlamış. Daracık Kültür Jovi’nin “MTV Global İkon Ödübahçenin ön düzeyindeki ‘salıncak’ın yapay biyıp Servisi Ka lü”yle taçlandırıldığı gecede, ABD’li çimde ve gereksizce kullanımı gibi kimi aytablosu, Degas sanatçı Katy Perry “En İyi Virıntılar ise oyuna egemen olan ‘gerçekçi anSotheby’s’de deo Ödülü”nün, 30 Selatım’ı yer yer zedeliyor. k yapılan açı conds to Mars grubu Serebryakov’u (enişte) oynayan Can Koada gün arttırm da “En İyi Rock lukısa’nın rolüne iyi yerleştiği görülüyor. Dayüzüne çıktı. Ödülü”nün sahiha önce Çiğdem Selışık, Tilbe Saran gibi usFransa Kültür bi oldu. talardan izlemiş olduğumuz Sonya’da ise ı’ndan Bakanlığ Linda Çandır’ın sunduğundan daha ince işyapılan lenmiş bir yorum gerekiyor. Yelena’yı “sosaçıklamada, usta yetik” kentsoylu kıvamında, gereğinden de şık z ce Fransı Edgar Degas’nın 40 yıl ön un, New giysiler içinde ve abartılı bir konuşma biçiun müzesinden çalınan tablos miyle sunan Nesrin Kazankaya’nın yorumu şaortaya çıktığı York’ta açık arttırmada şırtıcı olmakla birlikte oyuna pek de ters th dry Women wi belirtildi. Degas’nın “Laun an Çamaşırcı düşmüyor. Vanya’yı oynayan Levend Öktem, Toothache” (Dişi Ağrıy tartımlı oyunculuğuna karşın, ‘rol’ü yeterinby’s’de açık Kadınlar) tablosunun Sothe e Fransız ce içselleştirmemiş görünüyor. Oyunun yıldızı, üzerin arttırmaya sunulması Astrov’u son derece dengeli, dingin bir oyunLouvre tablonun yetkililer, müzayede evini, nde harekete culukla ön düzeye taşıyan Selçuk Yöntem. Müzesi’ne ait olduğu yönü ındığında, Tüm eksiklik ve fazlalıklarına karşın, Tiında çal geçirdi. Eser, 1973 yıl ABD’li sanatçı yatro Pera’nın ‘yakın çekim’ ‘Vanya Daki Havre Müzesi’nde Normandiya’da Katy Perry yı’sının, Çehov’un dünyasını ‘sahici’ kılan, sergileniyordu. “En İyi Video oyunun soluğunu seyircininkiyle buluşturan Ödülü”nü aldı. bir çekiciliği var. Küba’nın ‘Amnios’u Kadıköy’de bir kahvede, Ayten Mutlu’yla birlikte, Kübalı şair A. Alonso Grou ve Küba elçilik sekreteri L. E. Morejon Rodriguez ile söyleşiyoruz. İstanbul’a kitap fuarı için gelmiş olan Grou şair, eleştirmen, yayınevi yöneticisi. Küba’ya komşu Latin ülkelerinde de edebiyat dergileri çıkarmış, editörlük yapmış. Radyolarda edebiyat programları hazırlayıp sunmuş. Halen “Amnios” adlı şiir dergisini yönetmekte. Amnios, ya da amniyon anne karnında ceninin içinde büyüdüğü sıvı kesesi. Bir şiir dergisi için güzel, anlamlı bir isim. Elçilik görevlisi M. Rodriguez, Küba’nın farklı ülkelerle kültürel alışveriş ve dışa açılma arzusunu dile getiriyor. Türk edebiyatını tanımak, PEN aracılığı ile ortak şiir ve öykü antolojileri yapmak istiyorlar. Kolayca karar veriliyor. İlk aşamada Amnios’ta, beş altı Türk şairinin ürünleri yayımlanacak ve çevirileri Küba elçiliği üstlenecek. Küba’da okuma yazma oranı yüzde yüz. On bir milyon nüfustan bir milyonu üniversite mezunu, kitap okuma oranı da çok yüksek. Dünyada olduğu gibi en çok okunan türler roman ve çocuk edebiyatı. Sık sık düzenlenen kitap fuarlarının festival havasında yaşandığını, yıl boyu ülkenin bütün kentlerini dolaştığını anlatıyor, ülkede canlı bir kültürel ortam olduğunu belirtiyorlar. “Biz insanlara inanmalarını değil, okumalarını öneriyoruz” diyor Grau. Yayınevlerinin tümü devlete ait. Ancak yazar örgütleri bağımsız. Sansürden yakınan bazı sesler, “Yanki’nin parayla beslediği” güdümlü muhalif, dahası casus sayılıyor. ABD ablukası ve olumsuz propagandaları yüzünden sıkıntı çektiklerini söyleyen Grau, “Elleri hep boynumuzda” diyor. Küba’ya, IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası mali kuruluşlar giremiyor. Çünkü bunlar, dev şirketlere yoksul ülkeleri yönetme ve sömürme olanağı veriyor. Sanayi gelişmiş değil. Turizm ve tarım gelirleriyle geçiniyorlar. Biyoteknoloji alanında ise ilerleme kaydetmişler. Sistemli taramalar yoluyla erken teşhis ve tedaviye dayanan sağlık politikaları da çok başarılı. Sovyetler’in çöküş döneminde Rusya ile aynı sıkıntıları çekmişler. Ücretler düşük ancak devlet herkese iş, aş, ev, ilaç, veriyor. Gereksiz tüketim ve savurganlık yok, yaşam olabildiğince yalın. Örneğin cep telefonu bir süre önce serbest bırakılmış, ama ortalama Kübalı için henüz çok pahalı. Grau, İngilizce bilmediğini ret işareti yaparak söylüyor ve yalnızca İspanyolca, diyerek diline sevgisini gösteriyor. Çevirmenimiz Erdal, bir kurs alarak Küba’da bir yıl üniversite okumuş. “Kendine zaman ayırıp mutlu yaşamayı ve insanın ne kadar az şeye ihtiyacı olduğunu orada öğrendim, artık ben de öyle yaşıyorum” diyor. Batı medyası ve politikacıları Küba’yı demokrasi ve insan haklarının ihlal edildiği Stalinist bir polis devleti olarak tanımlıyor. F. Castro’nun yanıtı ise şöyle: “Sivillere karşı hiçbir zaman asker ve polis kullanmadık. Ne insanlara basınçlı su sıkan arabamız ne de maskeli polisimiz oldu. Devrime güç veren, halkın inanç birliğidir.” Küba sosyalizminin bazı sorunlarına karşınsürmekte oluşu inanılır bir model olarak umut veriyor. Günümüz kapitalist dünyası ve ticaret mantığına koşullanmışlar için Küba bir mit, tartışmalı bir değişim ya da donup kalmış kapalı, baskıcı bir güç olarak görülüyor olabilir. Ama Kübalı konuklarımız bize, heyecanla savundukları inanç ve değerlerin, devrimin “Amnios” sıvısı içinde beslendiğini ve kuşaktan kuşağa gelişerek sürüp gidecek ulusal bir miras olduğu duygusunu verdiler. aralinaral@gmail.com A n Nüzhet Erman Şiir Ödülü Oktay’ı En iyilerin gecesi MTV AVRUPA MÜZİK ÖDÜLLERİ Kayıp tablo gün yüzüne çıktı Ç 29. İSTANBUL KİTAP FUARI’NIN ARDINDAN En kalabalık ve en ‘genç’ fuar MELTEM YILMAZ u yıl 29’uncusu düzenlenen İstanbul Kitap Fuarı’nı 410 bin okurun ziyaret etmesi, geçen yıllarla kıyaslandığında “rekor katılım” olarak kendini gösterdi. Önceki akşam sona eren fuarın geçen yılki ziyaretçi sayısı 330 bin dolaylarında iken, 2008’de bu rakam ortalama 320 bin idi. Yayınevlerine göre bu yılki fuarın geçen yıllardan farkı, kişi başına satın alınan kitap sayısı ile çocuk okuyucuların sayısındaki artıştı. 570 yayınevi ile sivil toplum kuruluşunun katıldığı, yurtdışından 37 ülke ve 51 yabancı yazarın konuk olduğu fuar süresince 300 kültür etkinliği gerçekleştirildi. Polisiye ve okulöncesi kitaplar, fuar kapsamında en çok satılan türler oldu, imza ve söyleşiler ise panellere kıyasla çok daha fazla ilgi gördü. Örneğin Fransız yazar JeanChristophe Grangé’ın imza gününe 3 bin kişi katıldı, Cem Yılmaz’ın imza günü yine küçük çaplı bir izdihama neden oldu. Zagor’un yaratıcısı, çizeri Gallieno Ferri de fuarda tam altı saat boyunca kitap im B Ancak Frankfurt Kitap Fuarı’na damgasını vuran “ekitap” alanına eKİTAP’A İLGİ AZDI C MY B C MY B zaladı. İlk kez kitap fuarına katılan yazar Hasan Ali Toptaş ise hissettiklerini şöyle anlattı: “Kitap Fuarı’na katılabilmek için maceralara atıldım. Değdi mi? Hem de nasıl... Herkes, bu yılki fuara tam da istedikleri gibi, kitapseverlerin katıldığını söylüyordu...” ilgi, TÜYAP’ta bir hayli azdı. ekitap panelinde dile getirilen tek tartışma konusu, her zamanki o alışılmış soruydu: “ekitap yazılı kitapların yerini alır mı, almaz mı?” Cumhuriyet Kitapları standı önünde oluşan kuyruk ise dikkate değerdi, Mustafa Balbay’ın “Zulümhane”si, Cumhuriyet Kitapları’ndan en çok satın alınan kitap oldu. Fuarın bu yılki konuk ülkesi İspanya ise yalnızca yazarlarıyla değil, müzisyen ve dansçılarıyla da önemli etkinliklere imza attı. İspanya Kültür Bakanlığı’ndan yetkililer, kendilerine olan ilgiden duydukları memnuniyeti her fırsatta dile getirdiler. Fuara ilişkin en sık rastlanan tartışma konusu ise her yıl olduğu gibi fuar alanının şehir merkezine uzaklığına bağlı olarak yaşanan trafik çilesi idi. Diğer yandan aynı tarihlerde bu yıl 20’ncisi düzenlenen İstanbul Sanat Fuarı’na katılım da, kitap fuarı ile hemen hemen aynı ölçüdeydi. Fuar kapsamında gerçekleştirilen toplam sanat eseri satışı ise geçen yılla hemen hemen aynı değerde oldu.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog