Bugünden 1930'a 5,447,416 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 27 KASIM 2010 CUMARTESİ 8 İstanbul Y Edirne Y Kocaeli Y Çanakkale Y İzmir PB Manisa PB Denizli PB Zonguldak B Sinop B Samsun PB Trabzon PB Giresun PB Ankara PB 23 21 24 21 23 21 22 18 20 21 20 19 19 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars PB PB PB Y PB PB B B B B B PB PB 19 18 14 23 26 25 20 20 18 19 15 11 12 HABERLERİN DEVAMI Oslo K Helsinki K Stockholm K Londra Y AmsterdamY Brüksel B Paris B Bonn K Münih K Berlin K Budapeşte Y Madrid B Viyana K 9 9 9 2 1 2 2 2 0 0 4 7 2 Belgrad B 8 Sofya B 7 Roma Y 14 Atina Y 21 Zürih Y 2 Moskova K 2 Aşkabat B 19 Taşkent B 16 Baku PB 15 Bişkek B 10 Tiflis PB 18 Kahire B 27 Şam B 23 Marmara’nın kuzey ve batısı, batı Karadeniz’in kıyı kesimleri ile Antalya ve Isparta çevreleri sağanak ve gök gürültlü sağanak yağışlı, diğer yerler az bulutlu geçecek. Yağışlar Tekirdağ, İstanbul’un Çatalca ve Silivri ilçeleriyle Gökçeada çevrelerinde kuvvetli olacak. TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 27 Kasım DÜNYADA BUGÜN ALİ SİRMEN Ferit Öztürk, 11 yıldır Jetpa’nın tüm genel kurullarında görev alan isimdi GÜNDEM Baştarafı 1. Sayfada MUSTAFA BALBAY Koruyacak mısın İsrail’i de ‘Sultan(!)’? Özgür Mumcu’nun perşembe günü Radikal’de yayımlanan yazısını keyifle okudum. Özgür, Cengiz Çandar’dan alıntı yapmış, o bölüme birlikte göz atalım: “Cumhurbaşkanı Gül gece yarısı 21. yüzyıl NATO’sunun kararlarının alındığı, eğilimlerinin belirtildiği zirve yemeğinden çıkıp kaldığımız otele geldiğinde, yüzünde güller açarak söylediği ilk söz ‘Türkiye olmasa konu yok, NATO zirvesi 10 dakikada biter’ oldu. İşin ilginç yanı Cumhurbaşkanı Gül’den yarım saat sonra NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’ndan çıkıp otele gelen Davutoğlu da yüzünde keyifli bir gülümsemeyle odaya girdiği anda, sanki önceden sözleşmişler gibi ‘Biz olmasak konuşacak konu olmayacaktı’ sözleriyle Gül’ün yanına ilişti...” Özgür’ün çocuk yaşlarından beri tanığı olduğum mizah duygusuyla bu “körler sağırlar birbirlerini ağırlar” misali karşılıklı dolduruş diyaloğunu yıllanmış bir yandaş medyacının yansıtmasını inceden inceye tiye alan yazısını okurken bir an kendi kendime mırıldandım: Allah kimseyi bu denli tiye alınacak hale düşürmesin. Amin! Ne ki, yandaş medya ile onun yıldızları alaya alınmalarına, komik duruma düşmelerine aldırmadan doludizgin gidiyorlar. “Bunlar dışsatım şirketi kursalar, yağ ihracatında dünya rekoru kırarız” diyeceğim, ama bu Made in Turkey yağlar, Kapıkule’den ötede itibar görmüyorlar. Made in Turkey yağ imalatçılarına yeni bir konu daha çıktı. Lübnan’a resmi bir ziyaret yapan RTE orada “Hoş geldin sultan” diye karşılanmış. Ne gariptir şu Şark, insanı her şeye, hatta Tanrı olduğuna bile inandırır. “Sultan!” büyük bir kalabalık tarafından coşkuyla karşılandığı Türkmen köyü Kuvasar’da İsrail hükümetini özür dilemeye çağırmış ve eklemiş: Biz gerektiğinde katile katil demeye ve hesap sormaya devam edeceğiz. Doğrusu, o göz yaşartıcı, hamasi ve de “Hamasi” konuşmalar yapılırken keşke Cengiz Çandar da orada olsaydı, kim bilir bize orada olanları ne güzel anlatırdı... RTE’nin Lübnan’dan “Katile katil deriz” diye seslenmesi iyi olmasına iyi ama yine de şu soruları açıkta bırakıyor: Sen bu hem hamasi hem de Hamasi çıkışlarını yaparken, bir yandan İsrail’in bölgedeki en büyük karşıtı, kimilerine göre panzehiri İran’a karşı füze kalkanı sistemini kurduruyor musun, kurdurmuyor musun? Ayrıca sen bu füze kalkanı sistemi ile aynı zamanda İran füzelerine karşı katil dediğin İsrail’i de koruyor musun, korumuyor musun? Bu arada, “kimseye karşı olmayan” şu ünlü füze kalkanı, madem kimseye karşı değil, o zaman oraya gereksiz yere neden kondu? Eğer gereksiz yere konmadıysa, söyler misiniz kime karşı kondu? Mademki, “21. yüzyıl NATO’sunun kararlarının alındığı, eğilimlerinin belirlendiği zirvesinin en önemli konusu Türkiye’dir”, bu soruların yanıtları da onun adına konuşmaya yetkili olan kişilere düşer. Yine Türkiye adına konuşmaya yetkili kişilere düşen bir konu da şunu yanıtlamaktır: Uzmanlar, bu sistemin karşı taraf füzelerinin dikey havalandıklarında, daha nereye yöneldikleri bilinmedikleri anda otomatik olarak harekete geçtiklerini söylediklerine göre, “İsrail’i korumam, füzeleri ateşlemem!” demek hakkına sahip mi Türkiye? İsrail’in bu korumadan yararlanmak amacıyla Mavi Marmara olayı dolayısıyla özür dilemeyi kabul etmemesi halinde ne olacaktır? İsrail’den gelen haberler, Siyonist devletin böyle bir niyeti olmadığını gösteriyor. Bu konuda Ankara’nın onlar üzerinde baskı öğeleri var mı, varsa neler? Bütün bu soruları havada bırakarak, yağlama yıkama işlemine girişmek biraz komik oluyor. Eskiden dış politika konuları siyasetin ve medyanın en ağır ve en ciddi alanıydı. Şimdi ise genç köşe yazarları, dış politikanın oluşturucularıyla, kimi yıllanmış, yağlama yıkamacılarına bakarak bol bol mizah malzemesi çıkarıyorlar. asirmen@cumhuriyet.com.tr O komisere ceza kesildi AYKUT KÜÇÜKKAYA Kamuoyunda Jet Fadıl olarak bilinen Fadıl Akgündüz’ün sahibi olduğu Jetpa Holding’in 9 Mart 2010’da yapıldığı ileri sürülen ancak noter tutanağıyla yapılmadığı belirlenen olağan genel kurulunda imzası bulunan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı komiseri Ferit Öztürk’e ceza verildi. İstanbul Valiliği Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü yaptığı inceleme sonucu Öztürk’e “657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125 A/a maddesini” uygulayarak “disiplin cezası” verdi. Bakanlık komiseri Öztürk, Jetpa Holding’in 1999 yılından 2010 yılına kadar yaptığı tüm genel kurullarında görev alan isim olarak dikkat çekiyor. Jetpa Holding’in 2009 yılına ait olağan genel kurul toplantısının 9 Mart 2010 tarihinde yapılması kararlaştırılmış; Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde duyurusu yapılmıştı. 7 Nisan 2010 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’ne göre de genel kurul toplantısının yapıldığı, “9 Mart 2010 tarihinde saat 14.30’da Evren Mah. Gülbahar Cad. 3/1 Sok. No: 28 Kat: 4 GüneşliBağcılar/İstanbul adresinde, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı İl Müdürlüğü’nün 8 Mart 2010 tarih ve 12197 sayılı yazıları ile görevlendirilen bakanlık komiseri Ferit Öztürk gözetiminde toplanıldı” ifadeleriyle yer aldı. Jetpa’nın Cumhuriyet, İstanbul Bayrampaşa’da devremülk pazarlayan, Siirtspor’a başkan olan Jetpa Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fadıl Akgündüz’ün şirketinin “9 Mart 2010” tarihinde gerçekleştirdiği ve bakanlık komiserinin de katıldığı belirtilen Jetpa Holding Anonim Şirketi’nin olağan genel kurulunun yapılmadığını 23 Ekim 2010 ve 8 Kasım 2010 tarihinde kamuoyuna duyurmuştu. Ticaret Sicili Gazetesi’nde duyurulan genel kurul adresine toplantı saatinde giden Beyoğlu 35. Noteri, Jetpa Genel Kurulu’nun yapılmadığını tutanakla belirlemişti. genel kurul toplantısının yapıldığı belirtilen tarihte ve saatte aynı adrese giden Beyoğlu 35. Noterliği ise genel kurulun yapılmadığını belirledi. Genel kurul adresine giden Beyoğlu 35. Noterliği yetkililerinin tutanağında şu ifadeler yer aldı: “4 No’lu bağımsız bölüm işyerine saat 14.23’te gelindi. Kapıyı görevlinin açmış olduğu görüldü ve içeri girildi. Görevli Mehmet Güler’in hazır bulunduğu anlaşıldı. Kendisine tespit isteyen vekilleri tarafından ‘yukarıda yazılı olağan genel kurul toplantısına katılmak üzere geldiklerini’ beyan ettiler. Mehmet Güler, ‘yukarıda yazılı ticaret sicili gazetesinden toplantının olacağını okuduğunu, 3 yıldır burada hiçbir olağan genel kurul toplantısının yapılmadığını’ söyledi. Saatin olağan genel kurul toplantısının başlangıç saati olan 14.30’u geçmesi beklenildi. Sonra etrafa bakıldı. Hükümet komiserinin ve hiçbir yönetim kurulu başkan veya üyelerinin, hiçbir şirket ortağının bulunmadığı keza hazirun cetveli ve gündem ifade eden yazıların duvarlarda bulunmadığı, hiçbir toplantı hazırlığının olmadığı tespit edildi.” Bu gelişmenin ardından “ileri sürülen hususların incelendiğini” bildiren İstanbul Valiliği Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü olağan genel kurulun yapıldığına dair imzayı atan bakanlık komiseri Öztürk’e disiplin cezası verdi. Bakanlık komiserinin ceza almasıyla dikkatler noter tutanağıyla yapılmadığı belirlenen Jetpa’nın olağan genel kuruluna çevrildi. Hem Jetpa’nın eski ortağı Sacit Duran’ın hem de Jetpa mağdurlarının avukatı Acun Papakçı’nın Fadıl Akgündüz ve genel kurulla ilgili savcılığa yaptıkları suç duyuruları bulunuyor. Suç duyurularıyla ilgili savcılıkların incelemesinin sürdüğü öğrenildi. Diğer genel kurullar şaibeli mi? Öztürk’ün 11 yıldan bu yana yapılan Jetpa’nın tüm genel kurullarında bakanlık komiseri olarak imzası bulunuyor. Beyoğlu 35. Noterliği’nin tutanağında Jetpa görevlisinin, “3 yıldır burada hiçbir olağan genel kurul toplantısının yapılmadığını” beyan etmesi 2010 yılından önce yapılan genel kurullarla ilgili soru işaretini de beraberinde getiriyor. Çünkü 2010 yılında yapılmadığı tutanakla belirlenen ve bakanlık komiserine ceza getiren genel kuruldan önce yapılan ve “200620072008” yıllarını kapsayan genel kurul da 31 Temmuz 2009 tarihinde aynı adreste yapılmış. Genel kurulun yapıldığına dair 13 Ağustos 2009 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi’nde yer alan yazıda da Ferit Öztürk’ün imzası yer alıyor. giriştim: “Balbay arkadaş, bu yaz da buradasın, sonrası belli değil. Yeni bir yaşam mücadele planı yapman gerekecek...” Haklısın... Burası için Silivri dolum tesisleri diyorsun. Her aya bir konu belirleyip bolca okuyorsun, doluyorsun... “Sözü getireceğin yeri anladım. Doluma devam ama artık üretim tesisleri de kurmak gerekecek...” Aynen öyle... Nasıl yapalım? “Birinci yıl doldu, geçti. Burayı yazmak sorumluluğu var. Sadece kendini yazman da olmaz...” Bu üretim işi bir süredir benim de kafamı kurcalıyor. Arkadaş, üç kitaplık bir plan yapalım. Birincisi ana hatlarıyla davanın durumunu, savunmanı ve buradaki yaşamı içersin... “Nasıl bir takvim yapalım?” 1 Temmuz’da düğmeye bas, 1 Ekim’de teslim et. Sana 3 ay süre... Tümüyle elle yazacaksın, yetiştirebilir misin? İddianameleri yeniden okuman, pek çok kitabı, belgeyi gözden geçirmen gerekecek... “Karar verdik mi yetiştiririz. Duruşma salonunda yazarız... Bu kitap okura istediğimiz ölçüde ulaşırsa, 1 Kasım1 Şubat arası 3 aylık dilimde ikinci kitabı yazarsın, 1 Mart1 Haziran arasında 3 ayda da üçüncü kitap... Anlaştık mı?” Anlaştık da bir şey kafama takıldı. Birinci kitap tutmazsa ikinciyi, üçüncüyü yazmayacak mısın? “Olur mu öyle şey... Dağ başında bir sümbül ille birileri gelip koklayacak diye mi açıyor, kokusunu yayıyor? Kendisi istediği için, kendi gücüyle bunu yapıyor. Ben sözün gelişi söyledim. Üç kitap birbirini bütünleyen Silivri üçlemesi olacağı için ilkinin çok okura ulaşması şevkimi arttırır...” Sağ el, sol el, koğuş, mahkeme salonu derken ilk kitap, planladığım takvimde bitti, basıldı. El yazımı okuyup dizenden grafik tasarımına kadar Cumhuriyet Kitapları’ndaki tüm arkadaşlara ayrıca teşekkür ediyorum. Şimdi ikinci kitabın sancıları gün 24 saat beni bırakmıyor. 4 Kasım Perşembe günkü Cumhuriyet Kitap ekinin kapağında “ZULÜMHANE 10 günde 15. baskı” ilanını görünce, başlangıç hedefi tamam dedim kendime. Tutukluluk koşullarını fırsat bilip, hapishaneden ulaşmanın olanaksız olduğu bilgisayar ortamlarında akın akın saldıranlara karşı topluma derdimizi bir ölçüde anlatmış olduk. Amaçlarımın başında, belgelere boğmadan, kendimi savunma sıkıcılığına saplanmadan kitabı okunabilir kılmaktı. Kitabı basımdan önce gören Orhan Bursalı, “rahat okunur” demişti. Basımdan sonra ilk yazı yazanlardan Yiğit Bulut, cümleye “soluk soluğa okudum” diye başlayınca, Orhan Birgit de aynı cümleyi kullanınca, “arkadaş bu amaca ulaştın” dedim. Zeynep Oral’ın kitabın edebi yanına ilişkin değerlendirmesi hayallerimin ufkunu okşadı. Emre Kongar’ın içeriğe ilişkin sıraladıkları kitapta olmasını arzu ettiğim yelpazenin renklerini cilaladı. Nail Güreli’nin, Tufan Türenç’in kitaptaki dava bölümlerine ilişkin yorumları okura ulaştırmak istediklerimin en önemli yanlarıydı. Aman, “Balbay almış övgüleri kanatlarına, havalarda” demeyin. Tam tersi, bunlar benim başıma tatlı bela, çünkü yapmak istediklerim artıyor! Okur mektuplarında da ağırlık kitaba dönük olmaya başladı. “24 saat içinde okudum” cümlesi en çok rastladıklarımdan... Urfa dolaylarından bir yurttaş, “buralarda neden kitapçı yok” diye soruyordu... Her yazar elbette çok okura ulaşmak ister. Ancak ZULÜMHANE’nin binlerce okurun elinde olmasını en çok İlhan Selçuk için istiyorum. Ona terör örgütü yöneticisi, bana da terör örgütü üyesi yaftası yapıştırmak isteyenlerin nasıl bir iddianame hazırladıklarını, dava sürecinin kabul edilemezliğini, iki yılda yaşadıklarımı ve başımı hiç öne eğmediğimi bütün çıplaklığıyla kaleme aldım. İlhan Ağabey... Bir kez daha söz veriyorum... Davamızı kaybetmeyeceğiz! ankcum@cumhuriyet.com.tr Adalet Bakanlığı, tapunun iadesi haricinde bir alternatif olmadığını açıkladı Yetimhane Patrikhane’de İstanbul Haber Servisi Büyükada’daki yetimhanenin, Fener Rum Patrikhanesi’ne teslim edilmesi için işlemlerin tamamlandığı, pazartesi günü tapunun alınacağı, daha sonra da Patrik Bartholomeos’a verileceği belirtildi. Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin avukatı Cem Murat Sofuoğlu, siyasi irade olmadan bu sorunun çözülemeyeceğini belirterek “Türkiye, AİHM’nin mülkiyetin iadesiyle ilgili vermiş olduğu kararı, iç hukuk yollarından geçirerek uygulamıştır” dedi. Adalet Bakanlığı’nın yazısında yer alan “Yetimhanenin Fener Rum Patrikhanesi adına yeniden tapu siciline kaydettirilmesi haricinde bir alternatif bulunmamaktadır” ifadesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) “Yetimhanenin Patrikhane’ye iadesi” kararının sonuçlanmasını sağladı. Avukat Sofuoğlu, “Belki kimse farkında değil ama bu müthiş bir şey. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez böyle bir şeye tanık oluyoruz. Ancak hemen ifade etmek isterim ki, siyasi irade olmasa herhangi bir sonuç alınamazdı. Çünkü, bu dava Yargıtay’a giderdi ve oradan da azınlıklar lehine bir şey çıkması maalesef mümkün değildi” dedi. Sofuoğlu, pazartesi Büyükada’daki tapu dairesine gidip 150 liralık bir harç yatıracaklarını, böylece yetimhanenin tapusunu alacaklarını, ardından Fener’deki Patrikhane’ye giderek Patrik Bartholomeos’a teslim edeceklerini söyledi. Sofuoğlu, “Temennimiz bundan sonra benzer uygulamaların ‘ancak, ama, fakat’ ve benzeri gerekçelerin hışmına uğramadan devam etmesi ve mahkemelerimizin de bu kararı örnek almasıdır” dedi. Hukukun Egemenliği Derneği (HED) Başkanı Av. Erdem Akyüz, “Tapuda kayıtlı bir mülkün tescili için mahkeme kararı olmaksızın, idari bir işlemle tescilinin yapılarak tapusunun verilmesi mümkün değildir ve bu durum vahim bir hukuk hatasıdır” değerlendirmesini yaptı. Akyüz, iç hukuk yollarına başvurulmadan ve iç hukuk yolları tüketilmeden AİHM’ye gidilemeyeceğini anımsattı. YTÜ’de iki öğrenciye uzaklaştırma Yıldız Teknik Üniversitesi’nde geçen ekim ayında türban karşıtı afiş asan ve sağ görüşlü öğrencilerin saldırısına uğrayan öğrenciler hakkında açılan soruşturma kapsamında iki öğrenci okuldan uzaklaştırıldı. Kararı protesto eden öğrenciler, Beşiktaş’taki YTÜ ana giriş kapısı önünde uzaklaştırmaları protesto ettiler. Öğrenciler adına açıklama yapan İpek Bozkurt, üniversitede geçen ekim ayında türban karşıtı afiş asan TKP’li öğrencilere yönelik gerçekleştirilen saldırının ardından 21 öğrenci hakkında “okulun güvenliğini tehlikeye düşürdüğü” iddiasıyla dava açıldığını anımsatarak, “Arkadaşlarımızdan Mahir Bektaş 1 hafta, Özgür Keskin ise 2 hafta okuldan uzaklaştırılmıştır. Ayrıca geçen dönemden uzaklaştırma cezası bulunan ve bu cezası dönem başında sona eren Dilbirin Acar da okula alınmamaktadır” dedi. Açıklamanın ardından Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Gaye Yılmaz, üniversite öğrencilerine kapı önünde “Neden, nasıl, ne için direniş” başlıklı ders verdi. (VEDAT ARIK) KISA KISA.. Saran’ın ifadesi alındı: “Şantaj ve askeri casusluk” iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmada, Fenerbahçe Kulübü eski yöneticisi ve işadamı Sadettin Saran’ın “şüpheli” sıfatıyla ifadesi alındı. Adliyeden çıkışta Saran “Çalışanlarımdan birinin bir yakınıyla ilgili, organizasyonla ilgili bir şeyi varmış, onu sordular” dedi. Rüşvet sorşturması: CNR Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ceyda Erem, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş’ın da tutuklu bulunduğu “rüşvet” soruşturması kapsamında “mağdur” sıfatıyla ifade verdi. Erem’in, “kamu adına şikâyetçi olduğu” öğrenildi. Siyasetçi Veysel Yavuz anılıyor: Eski SHP Çatalca İlçe Başkanı Veysel Yavuz ölümünün 1. yıldönümünde anılıyor. Tören kapsamında, Yavuz’un dostları bugün günü saat 12.30’da Çatalca meydanında buluşarak Yalıköy’e hareket edecek. Yavuz’un dostları önce Yalıköy’de bulunan kabrine karanfil bırakacak ardından 18.0021.00 arasında yemekte bir araya gelecek. CHP’den İDO hakkında suç duyurusu İstanbul Haber Servisi CHP İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi üyesi Bülent Soylan, İDO’nun özelleştirmesine ilişkin ihalenin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle İstanbul İdare Mahkemesi’ne dava açtı. Soylan, hazırladığı dava dilekçesini önceki gün CHP İstanbul İl Başkanı Berhan Şimşek ve bazı partililerle İstanbul Bölge İdare Mahkemesi binasına giderek İstanbul Nöbetçi İdare Mahkemesi’ne sundu. Şimşek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 29 Eylül 2010’da kamuoyundan gizlenen ihale ile şehir hatlarına 30 yıllığına devredildiğine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Toplam 96 parça 30 yıllığına paket halinde ihale ediliyor ancak 400 bin lirayı 12 aya böldüğümüzde aylık 33 bin 333 liraya denk geliyor. 96 parçanın her biri için aylık bedeli belirlemek için de bu rakamı 96’ya bölelim. Sonuç her bir parça için aylık yalnızca 347 lira. Bu parçalar içinde vapurlar var, Haliç Tersanesi var, iskeleler var. Böyle bir muhammen bedel olabilir mi? Üstüne üstlük bu işi ihaleyi gizliyerek, saklayarak, kamuoyundan kaçırarak yapıyorlar. ” ‘Cine 5 ucuza peşkeş çekiliyor’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, “Cine 5 TV’nin 40 milyon dolar gibi düşük bir muhammen bedelle satışa sunulduğuna” dikkat çekerken “Siyasi iktidar derhal Cine 5 TV’nin ucuza peşkeş çekilmesi ve yeni yandaş medya yaratılması operasyonunu durdurmalıdır” dedi. Anadol, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde “TMSF, bugün hangi gerekçelerle 2008’deki fiyatın çok altında, ancak vergi borçlarının karşılanabileceği bir bedel karşılığında, düşük faiz ve 5 yıl vade ile Cine 5 TV’yi satışa çıkarmıştır” dedi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog